Amsterdam, bulunduğu coğrafyayı idrak edememiş gizli bir Akdenizli bizce. Bu kadar sıcak kanlı, bu kadar eğlencesine düşkün milletin yoksa kuzey Avrupa’da ne işi var? 😀 Hollanda’da 1 sene Erasmus yapmış olmaktan ötürü  farkında olmadığımız bir kayırma durumumuz illa vardır, kabul ediyoruz ama Amsterdam da az değil şimdi. Eğlence var, 176 ülkeden insan var, kanallar var, mimari güzellikler var, özgürlükler var, kültür sanat var… Yılın 50 güne yakını bi festival olan, hayatın bisiklet üzerinde geçtiği bir şehre ısınmamak ne mümkün. 

Beyler, bayanlar, beğenmeyenin tıkı geri iade garantili Biz Evde Yokuz’un Amsterdam rehberi başlıyor! 😀

Hızlıca göz atmak isteyenler için menü:
Amsterdam’da Gezilecek Yerler
Amsterdam’da Yapılması Gerekenler
Amsterdam Gece Hayatı
Amsterdam’da Ne Yenir?
Amsterdam Otelleri
Amsterdam Ulaşım
Faydalı Bilgiler
 

Amsterdam’a kaç gün ayırmalı?

Aşağıdaki uzuuun listeden de anlayacağınız üzere burada 4-5 gün kalsanız sıkılmazsınız ancak 2 gün Amsterdam’ın genel hissini ve ritmini anlamak, önemli yerlerini gezmek, biraz da yerel takılmak için yeterli bir zaman. 2 gün en iyi nasıl kullanılır derseniz ideal 2 günlük programı Amsterdam Turu yazımızda anlattık. 

 

📍Haritada kırmızı halka ile belirtilmiş bölge meşhur Red Light District. 1. Anne Frank’ın Evi 2. Yellow Bike Tours 3. Dam Meydanı 4. Waterkant 5. Rembrandt’ın Evi 6. Waterlooplein 7. Foodhallen 8. Mokumboot 9. Bloemenmarkt 10. Brouwerijt 11. Dappermarkt 12. Melkweg 13. Macbike 14. City Canal Cruise 15. Rijskmuseum 16. Diamond Museum 17. i amsterdam yazısı 18. House of Bols 19. Van Gogh Museum 20. Stedelijk Museum 21. Concertgebouwplein 22. Ot301 23. Vondelpark 24. Occi 25. Heineken Experinece 26. Albert Cuypmarkt 27. Boaty
 
 
 

AMSTERDAM FAVORİLERİMİZ

1. Bisiklet kiralayın

Foto: Flickr / Ronel Reyes

Biz Evde Yokuz’a kalsa dünyayı bisikletle gezeceğiz diyeceksiniz ama dünyada bisiklet ile özdeşleşmiş bir yer varsa o da Amsterdam. Hatta “Amsterdam bisikleti” diye jargon bile var. Hollanda dümdüz ve %25’i deniz seviyesinin altında bir yer. Aslında şimdiye kadar sular altında kalması gerekiyordu ama mühendislerin müdahaleleri sayesinde var olmaya ve bisikletle gezmek için ideal yer olmaya devam ediyor. Tüm ülkenin en yüksek yeri 322.7 metre! Burada bisiklete binmek o kadar kolay ki; Amsterdam bisikletlerinde çok vites bile yok. Çoğu zaman terlemeden üzerinden inersiniz. Dolayısı ile bisiklet tepesinde giden topuklu – şık bayanlar, takım elbiseli erkekler de çok yaygın manzaralar. 7’den 70’e herkes ulaşım için bisikleti tercih ediyor. Bisiklet yolu ayrı, bisikletlilere özel trafik ışıkları ve park yerleri var. Bisiklete binmiyorsanız dahi bisiklet yollarına, ışıklarına vs çok özen gösterin çünkü, haklı da olarak, bisikletçilerin yayaların bisiklet alanlarına yanlışlıkla da olsa tecavüzüne tahammülleri yok. Bir kere bir bisikletçinin, bisiklet yolunda giden bir kadını yanından geçerken hiddetle kenara ittiğine şahit olduk. 

Ulaşımı bir kenara bırakırsak, güzel havalarda Amsterdam kanallarını bisikletle gezmekten daha keyifli bir yol düşünemiyoruz! Hem yürürken olduğundan daha hızlı şekilde şehri keşfedebilirsiniz, hem de keyifle bisiklete binmenin tadını çıkarabilirsiniz. Amsterdam’da bisikletle gezmek yerliler kadar turistler için de çok rahat olduğu ve tercih edildiği için bir sürü güvenilir bisiklet kiralama şirketi bulmanız mümkün. Birkaçını sizin için listeledik. Tüm gün kirası 10-20 EUR.

Amsterdam’da bisiklet nerelerden kiralanır? 

MacbikeWebsitesi için tıklayın
Yellowbike – Websitesi için tıklayın
Rentbike4u – Websitesi için tıklayın
Discount Bike Rental – Websitesi için tıklayın
Rent a Bike Harleem – Websitesi için tıklayın
 

2. Amsterdam kanallarını gezmenin en keyifli şekli: Tekne kiralayın

Gelelim Amsterdam’daki favori aktivitemize! Amsterdam denince akla gelen ilk görüntü genelde kanalları oluyor. Kanalların arasında gezmeden dönmek düşünülemez. Elbetteki o dolmuş gibi kalkan turistik tekne turlarını kastetmiyoruz. Pek fazla bilinmiyor ama aslında saatlik ya da günlük olarak kiralayabileceğiniz elektrikli minik taka gibi sandallar var. Denizcilik bilgisiymiş, tecrübeli olmakmış gibi kriterler aranmıyor. Zaten akülü olduğu için ördekle bile yarışamaycağınız kadar yavaş gidiyorsunuz. Tek derdiniz labirent gibi kanallarda tekneyi geri getirmek. Onun için de navigasyonu açtınız mı sorun çözülmüştür. İçkinizi, müziğinizi, ve paşa gönlünüzü mutlu edecek diğer her şeyi bir sırt çantasına atın. Yemek, suya bile gerek yok çünkü kanallara şehrin içindesiniz, hop inip, ihtiyaçlarınızı alıp geri gelebiliyorsunuz.

Sandallar nerelerden kiralanır? 

Canal Motorboats – Tel: +31 20 422 7007, 10.00-22.00 arası açık, Konum için tıklayın
Boaty – Tel: +31 6 27149493, 9.00-21.30 arası açık, Konum için tıklayın 
MokumBoot – Tel: +31 20 210 5700,  9.00-22.00 arası açık, Konum için tıklayın  (En merkezi olan bu)
 

3. King’s Day coşkusuna katılın

Fotoğraf Kaynak: wikimedia.org

Hollanda’ya gitmek için en güzel zaman ne derseniz tartışmasız, eğer tavan yapan fiyatları cüzdanınız dert etmezse, King’s Day (Koningsdag, eski adı da Queen’s Day) deriz. Her yıl Avrupa’nın birçok yerinden ziyaretçi alan King’s Day, Hollanda’nın en eğlenceli günlerinden biri ve Avrupa’nın de en büyük şehir festivallerinden.

Her yıl King’s Day 27 Nisan’dan bir önceki gece başlıyor, birçok gece kulübünde, barda, parklarda, sokaklarda King’s Night adı altında yüzlerce etkinlik oluyor. Biletler çok önceden tükeniyor, o yüzden geziniz King’s Day zamanlarına denk geliyorsa sırf parti değil birçok rezervasyonunuzu, planınızı önceden yapmanız şart. Çünkü Amsterdam sokakları ve mekanları 26-27 Nisan günlerinde korkunç bir insan seline sahne oluyor. Bu milli bayram – milli bayram mı desem, eğlence mi desem bilemedim – en önemli ve eğlenceli detaylardan biri herkesin baştan aşağı turuncu giyinme zorunluluğu! Kafanızı nereye çevirseniz peruktan ayakkabıya cırtlak turuncularla karşılacaksınız. 🙂 Bu günün bir diğer güzelliği daha sokaklarda bir şeyler satmanın serbest olması, üstelik vergi bile alınmıyor! Eline ikinci el eşyalarını alan insanlar inanılmaz komik fiyatlara aklınıza gelmeyecek binlerce obje satıyor.
 

4. Ajax efsanesini tribünden izleyin

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/afcajax

Hollanda’nın efsane futbol takımı Ajax’ı kendi evi Amsterdam’da izleyebilirsiniz! Bir futbol sever için Ajax’ın tribününden maç izlemek yaşanabilecek en büyük futbol keyiflerinden biri, çok futbol delisi olmayanlar için bile o ambiyansı yaşamak en iyi Amsterdam deneyimlerinden. 1900 yılında açılan futbol kulübü dünya futbolunun en köklü ve belli başlı kulüplerinden. Hatta uluslararası futbol istatistik kurumlarına göre 20. yüzyılın en başarılı yedinci kulübü. 4 kere UEFA Şampiyonlar Ligi kupasını eve gördüler ve bunun dışında Hollanda ve dünyada birçok ödülün sahibiler. Ayrıca UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 3 kere üst üste şampiyon oldukları için, dünya çapında kupayı müzesinde daimi saklayabilen 5 takımdan biri olma hakkını kazanmışlar. Bu yüzden eğer bir iki günden daha uzun bir süreliğine gidiyorsanız ve şansınıza gittiğinizde güzel bir maça rastlarsanız o atmosferi bir yaşayın deriz. 
Websitesi için tıklayın.
 

6. Bira başkentinin ikonik birahanelerinde bira yudumlayın

Fotoğraf Kaynak: F. Gopp / Flickr

Söylediğimiz gibi Hollanda’nın biraları çok meşhur. Kendi birasını kendi yapan artizanal birahaneler de mola vermek, buradaki yerel halka karışmak çok keyiflli. Brouwerij’t IJ birahanesini turistlerden çok Amsterdamlıların bildiği bir yer. 2 günlük tur yazımızda buraya da uğrayan keyifli bir program sunduk. İncelemeyi unutmayın.

Brouwerij’t IJ: Bir yeldeğirmeninin altına kurulmuş eskiden hamam olan, giden herkesin bayıldığı bir bira fabrikası burası. Biralarını kendi üretiyorlar ve aynı zamanda içinde içebileceğiniz, oturabileceğiniz kısımlar da var yani bir bölümü pub. Normal yemeklerden ziyade biranın yanında atıştırabileceğiniz bir şeyler var. Üstelik biralar 4-5€’dan fazla değil. İlginç bir şekilde senenin her günü sadece saat 14.00’ten 20.00’ye kadar açık. Rezervasyon gibi bir seçenek yok, erken giden kapıyor gibi. Yine de incelemek isterseniz websitesi: tıklayın
 

7. Vondelpark’ta “snooze”layın

Fotoğraf Kaynak: wikimedia.org

Vondelpark Amsterdam’ın en büyük şehir parkı ve Hollanda’nın da en ünlü parklarından. Rijskmuseum’ın yanında yer alan park tam olarak 47 hektara yayılmış ve 1864’ten beri şehrin simgelerinden. Göz alabildiğine bir yeşillik ve göletler de bulunan parkta 7’den 70’e koşan, bisiklete binen, yürüyen veya çimenlere uzanıp sohbet eden insan görebilirsiniz. Parkın hepsini gezebilmek zaten pek mümkün değil, ama çok sıkışık bir programınız yoksa 1-2 saatinizi ayırın ve burada doğayla iç içe hem temiz hava alın hem de yürüyüş yapın deriz. Zaten Amsterdam’da birçok yer birbirine yakın ve yürüme mesafesinde olunca, yani bir bakmışsınız şöyle bir yürüyeyim derken yeni yerler keşfediyorsunuz!

 
 
 
 

AMSTERDAM’DA GEZİLECEK YERLER

1. Müzeler Bölgesi’ni keşfedin

Hollandalı ressamlar sanat tarihi açısından önemli bir ekolü oluşturur. Belki nereli olduğunu bilmeseniz de Rembrandt’ı, Van Gogh’u duymuşsunuzdur, Vermeer’i bildiğinizi sanmasanız bile Google’a İnci Küpeli Kız yazar yazmaz kim olduğunu anlarsınız. Hollanda küçücük bir ülke olmasına rağmen çok ünlü sanatçılar yetiştirmiş, yeni akımlar yaratmıştır ve sanat tarihinde önemli bir yer kaplar. Aslında sizi bir müzeye tıkmak istemiyorum ama genel kültürün temel taşlarından birisi de gerçekten Hollanda müzelerinde yatıyor. Hepsine gitmek gibi bir çılgınlığa girişecek olsanız tüm gününüzü alır. Hem Amsterdam’da daha keşfedilecek çok şey olduğunu, hem de müzelerin pahalı olduğunu göz önünde bulundurarak bizim önerimiz içlerinden birini seçmeniz yönünde. Önerilerimizi duymak isterseniz Amsterdam Müzeleri yazımıza buyrun.

Müze giriş sıralarını hiç hafife almayın, bunlar Amsterdam’daki en çok tercih edilen müzeler o yüzden sabah erkenden kalkıp sıraya girenler oluyor, olabildiğince erken gitmek en iyisi yoksa beklemek süreniz 1-2 saate bile çıkabilir. Bütün müzelere websitelerinden online bilet almak mümkün.

 

2. I AMsterdam yazısında fotoğraf çektirin

Fotoğraf Kaynak: Wee Sen Goh / Flickr

Museumplein’nin az ötesinde Amsterdam’da yapıacak en turistik, en klişe şey şey sizi bekliyor; Facebook fotoğraflarının olmazsa olmazı “I Amsterdam” yazısı. Aklınızda bulunsun sanılanın aksine bu yazı sadece bir yerde değil şehrin iki farklı yerinde var; biri Müzeler Bölgesi’nde diğeri ise Amsterdam Schiphol Havalimanı’nın çıkışında. Elbette biz de çektirdik.

 

3. Red Light District

Hollanda’nın bazı uyuşturu çeşitlerini ve fuhuşu yasallaştırarak toplumsal tabulara balta ile girmesi her sene milyonlara meraklı turisti Amsterdam’a getiriyor. Tüm ülkenin en merak edilen yerlerden biri de şüphesiz Red Light District. Adını kırmızı göz alıcı ışıklarından alan Red Light District striptiz şovların, seks oyuncakları dükkanlarının, uyuşturucu maddelerin satıldığı coffeeshopların olduğu, seks işçilerinin ağırlıkta olduğu bir bölge. Bu bölgede gezerken ara sokaklarda camekan odalarda seks işçilerini görebilirsiniz, çünkü 2000 yılından beri Amsterdam’da bu yasal bir iş haline gelmiş. Bu camekanların fotoğrafını çekmek kabalık olarak karşılanıyor, dikkat etmekte fayda var. Çocuklarla gitmek için herhangi bir yasal engel yok ama çocuklarınızı muhtelemen götürmek istemezsiniz.

Hollandalılar peki bunu nasıl karşılıyor?

Hollandalılar ne uyuşturucunun ne de fuhuşun yasal olmasına karşılar ancak kendileri ne uyuşturucu kullanır, ne de fuhuşa ilgi duyar. Onların gözünde, bu ülkenin çıkarlarına hizmet eden  bir durum olduğundan hiçbir sakıncası yok.

Red Light Konaklama için nasıl? 

Hızlı bir araştırma yaparsanız bu bölgede bir yığın otel ve AirBNB şıkkının olduğunu ve sıkça da tercih edildiğini göreceksiniz. Burası merkezi olması bakımından popüler bir bölge. Herhangi bi güvenlik sorunu yok ya da buradaki oteller fuhuş otelleri değiller ama yine de bu bölgede kalmamayı tercih edebilirsiniz. O durumda Museumplein veya Bloemenmarkt civarları iyi seçenekler.
 

4. Anne Frank’in Evi

Fotoğraf Kaynak: commons.wikimedia.org

2. Dünya Savaşı sırasında  Naziler’den Yahudi oldukları için kaçan Anne Frank, babası ve 6 kişi daha Amsterdam’a gelmişler. Ancak Nazilerin Hollanda’yı da işgal etmesi üzerine 1940’tan 1942 yılına kadar bir evde saklanmak zorunda  kalmışlar. Anne Frank o zamanlar sadece 11-12 yaşlarındaymış. Saklandıkları dönem boyunca kendini günlük tutmaya veren Anne Frank; hislerini, hayallerini, ülkenin mevcut durumunu günlüğünde anlatmış. 1942 yılında ise 2 yılın saklanışın ardından yakalanmışlar ve toplama kamplarına gönderilmişler. Maalesef 8 kişiden tek sağ kalan Anne Frank’in babası Otto Frank olmuş. Daha sonra babası kızının günlüğünü kitap olarak bastırmış ve saklandıkları ev 1960’ta müzeleştirilmiş. Müzede Anne Frank’in günlüklerini, hayat hikayesini ve fotoğraflarını bulabilirsiniz, gerçekten çok etkileyici. Aklınızda bulunsun anormal bir sıra oluyor müze girişinde. Ya çok erken saatte gidin ya da en az 2 saatinizi buna ayırmayı göze almanız gerek, ama işin güzel tarafı harika kanalların yanında sıra bekliyorsunuz ve açık havadasınız. 

Çalışma saatleri

Müze, Yahudilerin kutsal günü olan Yom Kippur hariç her gün açık. Önümüzdeki yılların Yom Kippur tarihleri: 30 Eylül 2017, 19 Eylül 2018, 9 Ekim 2019 ve 28 Eylül 2020. Müze, Nisan-Ekim ayları arasında 09.00-22.00 arası, Kasım-Mart ayları arasında ise Cumartesi günleri 09.00-21.00 diğer günler 09.00-19.00 arası açık. Bazı tarihlerde müzenin açılış-kapanış saatlerinde farklılıklar yapılabiliyor bu yüzden mutlaka siteyi kontrol edin, aşağıya linki bırakıyoruz. Normal fiyat 9€, 10-17 yaş arasına 4.50€, 0-9 yaş arası ücretsiz. European Youth Card’a 4.50€, Dutch Museum Card’a ise ücretsiz.  Müzenin websitesi: www.annefrank.org/en   Konum için tıklayın. 

Tüyo

Anne Frank House biletleri online da satılıyor, hatta sabah açılış saatlerinden öğlen 15.30’a kadar sadece online bilet almışsanız ziyaret edebiliyorsunuz. Online biletler gideceğiniz tarihten 2 ay önce satışa çıkıyor. Normal bilet fiyatından 0.50 € fazla ödüyorsunuz. Eğer spesifik bir tarih-saat belirlemek istemiyorum derseniz her gün 15.30’dan sonra müzeye gidip kapıda bilet satın alabilir ve müzeyi ziyaret edebilirsiniz. Aklınızda bulunsun doluluğuna göre müzeye giriş kuyruğu kapanış saatinden 2 saat önce bile kapanabiliyor, bu yüzden riske atmayın ve son saatlere kalmayın deriz. 

 

5. Coffee Shop’lar

Fotoğraf Kaynak: Sherpas 428 / Flickr

Hollanda’da coffee shop kavramı normal kahve içilen bir kafeden farklı. 😉 “Coffee shop”larda Hollanda’da satışı ve tüketimi yasal olan esrar ve benzeri keyif verici maddeler satılıyor. Aynı zamanda bunları kek, brownie gibi tatlılara katarak yiyecek haline de getiriyorlar. Birkaç sıkı kural var: Coffee shopların reklam yapması yasak, asla içki satamazlar, bir de 18 yaş altı hiç kimseyi kapıdan sokamazlar. Amsterdam’da neredeyse her köşe başında bir tane coffee shop var, özellikle Red Light District bunların daha yoğun olduğu bir yer.

Çoğu coffee shopun girişinde bir güvenlik duruyor ve genelde yaşınız farketmeksizin kimlik isteyip çantanızın içini kontrol ediyorlar. Aynı zamanda kahve, çay vs de içebilirsiniz, yani illa herhangi bir uyuşturu madde veya onlardan yapılan yiyecekler yemek zorunda değilsiniz. Dediğimiz gibi Amsterdam’da çok ciddi sayıda coffee shop var hepsi aşağı yukarı birbiriyle aynı; Dampkring, Green House, Barney, Bluebird, Grey Area, Katsu en bilinenlerden. Ama muhtemelen en çok gözünüze çarpacak olan Bulldog olacaktır çünkü çok fazla şubesi var. 
 

6. Kanalda tekne turu

Biz o turistik tekne turlarını sevmiyoruz, illa bizim yukarıda basettiğimiz elektirikli pırpırlardan tutun deriz ama bazı insanların turistik tekne turlarını tercih edeceğiniz bildiğimizden onlara dair bir iki bilgi iliştirmeden geçemedik:

Şehir Kanal Turu 

75 dakika sürüyor. Tur boyunca tam 19 dilde sesli anlatım seçeneği olsa da maalesef Türkçe bunlardan biri değil. Heineken Experience’ın tam karşısından tura başlıyor bot. Nisan-Eylül ayları arasında her gün 10.00-17.45 saatleri arasında her yarım saatte bir kalkıyor, Ekim-Mart ayları arasında ise her gün 10.00-17.15 arasında saatte bir kalkıyor. Özel günlerde güzergah değişkenlik gösterebiliyor bu yüzden kontrol edin deriz.

Normal fiyatı oradan alırsanız 16€, internetten online alırsanız 14€. 5-12 yaş arası normal fiyat 8.5€, online alırsanız ise 7.50€. 0-4 yaş arası ücretsiz. Eğer 10 kişiden daha büyük bir grup olarak katılacaksanız kişi başı 13.5€.  Websitesi:www.amsterdamcanalcruises.nl/en/day_city_cruise.html

Blue Boat Kanal Turu

Bu da 75 dakika sürüyor, farklı bir şirketin yaptığı bir tur. Türkçe de dahil olmak üzere 21 farklı dilde sesli anlatım var. Anne Frank Müzesi, Central Station, Rembrandt’ın Evi, Vondelpark gibi birçok önemli yer güzergahında var. Hard Rock Cafe’nin karşısından veya Heineken Experience’ın karşısından olmak üzere iki farklı kalkış noktası var. Mart-Ekim ayları arası 10.00-18.00 saatleri arası yarım saatte bir kalkıyor. Kasım-Şubat arası ise yine 10.00-18.00 arası saatte bir kalkıyor. (Amsterdam Light Festival’inin olduğu tarihlerde son kalkış saat 16.00’te.)

Normal fiyatı turdan hemen önce oradan alırsanız 16€, önceden online alırsanız 14€. 0-4 yaş arası ücretsiz. 5-12 yaş arasına orada alırsanız 8.5€, önceden online alırsanız ise 7.5€. 10 kişiden fazlaysanız kişi başı 13.50€’ya düşüyor. Aile bileti alırsanız da 2 ebeveyn ve en fazla 4 çocuk olmak üzere aile fiyatı oradan aldığınızda 42.50€, önceden online satın alırsanız ise 40€.

Güzergahla veya turla ilgili detaylı bilgiye websitesinden ulaşabilirsiniz: www.blueboat.nl/en/canalcruise_route.html

Çocuklar için Kanal Turu

75 dakika sürüyor. Tur boyunca korsanlar İngilizce anlatıyor bu yüzden çocuğunuz İngilizce bilmiyorsa pek bir anlamı yok. 🙂 sizinle normal kanal turunu yapması daha mantıklı olabilir. Websitesi: www.amsterdamcanalcruises.nl/en/day_city_cruise.html

 

7. Flower market (Çiçek Pazarı)

Biraz  “Kızılderililer de aslında Türk’müş” muhabbeti gibi olacak ama Hollanda’nın simgelerinden biri olan lalenin aslında bir Türk topraklarından oraya gittiğini biliyor muydunuz? Lale Hollanda’ya, Osmanlı’ya gelen bir ateşeye hediye olarak verilen lale soğanları ile gitmiş. Bugün ise dünyada lale Hollanda ile özdeşleşmiş bir çiçek. Bunun sebeplerinden biri Hollanda’nın Avrupa’nın en büyük çiçek (ve lale) üreticisi olması. Amsterdam Bloemenmarkt yani Amsterdam Çiçek Marketi dünyadaki tek yüzen çiçek marketi olmasıyla ünlü ama biz neresi yürüyor keşfedemedik; gördüğümüz her şey karaya kurulmuştu. Karada da olsa hangi mevsimde giderseniz gidin harika kokularıyla şehre renk katan bir yer. 1862 yılından beri kuruluyor! Aklınıza gelmeyecek çeşitlilikte çiçekler, aynı zamanda tohumlar göreceksiniz. Özellikle bahçe işleriyle uğraşmayı sevenlerdenseniz Türkiye’ye çiçek taşımak bir seçenek olmadığı için tohum alıp burada dikmek harika bir fikir olabilir. Aralık ayında gidenler ayrıca şanslılar; çiçek marketinin bir sürü yılbaşı ağacı ve yılbaşı süsü ile bezenmiş halini görecekler. Koningsplein ve Muntplein’in arasında yer alan Flowermarket’ta çiçekler dışında bir sürü hediyelik eşya satan dükkan ve peynirci bulabilirsiniz. Flowermarket Pazartesi’den Cumartesi’ye 09.00-17.30 arası, Pazar günleri ise 11.30-17.30 arası açık.

 

8. Dam Meydanı

Amsterdam Kraliyet Sarayı’nı da kapsayan Dam Meydanı Amsterdam’ın en ünlü meydanı. Bir sürü tarihi yapının olduğu meydan şehrin en tanınmış, en canlı yerlerinden. Aynı zamanda alışverişin dibine vurabileceğiniz bir sürü mağaza, sayamayacağınız kadar restoran, atıştırmak için sokak tatları ve barlar var. Bijenkorf, Magna Plaza, Bonneterie bunlardan bazıları. Bunun dışında Amsterdam’ın en ünlü yapılarından Nieuwe Kerk yani Yeni Kilise ve dünyaca ünlü balmumu heykeli müzesi olan Madame Tussauds Müzesi de Dam Meydanı’nda görebileceğiniz yerlerden.

Madame Tussauds dünyada zincir olarak bulunan, ünlü insanların balmumundan heykellerinin sergilendiği bir müze. Bize sorarsanız Madame Tussauds Müzesi çok sıkıcı ve bir pazarlama dehasından ibaret. Hiç vakit kaybetmeye değmez. 😀

Rembrandt’ın Evi

Rembrandt Evi tam Dam Meydanı’nda olmasa da oraya yürüyerek yaklaşık 9-10 dakika. Hollandalı ressam Rembrandt’ın 1639 ve 1656 yılları arasında kaldığı ve sayısız eser yaptığı ev 1909 yılından beri halka açık bir müze-ev haline döndürülmüş. Arada müze-evde sergiler de yapılıyor. Her gün 10.15-13.15 ve 13.45-16.45  arası açık. Normal fiyat 13€, 6-17 yaş arasına ise 4€.  Websitesi: www.rembrandthuis.nl/en/   Konum için tıklayın. 

 

9. Heineken Experience

Fotoğraf Kaynak: Maria Eklind / Flickr

Amsterdam’da 2 günüm varsa buraya vakit ayırır mıyım? Hayır. 4 günüm olsa? Kem küm… Ama anlatalım yine de. Dünyanın önde gelen bira markalarından biri olan Heineken Hollanda menşeli bir firma. Dünyadaki en büyük 3 bira üreticisinden biri. 1864 yılında inşa edilen bira fabrikası 1991 yılında halka açılmış. Turda binayı gezdirip, bira yapımı turu gibi bira hakkında bilgilendirici aktiviteler sunuyorlar. Heineken Experience son yıllarda en az diğer müzeler kadar turistlerin ilgisini çeken bir müze haline gelmiş durumda. Gitmeyi düşünenler için müzenin içinde iki farklı tur seçeneğiniz var:

Biri Normal Tur, yaklaşık 90 dakika sürüyor ve iki tane bira veriyorlar. Herhangi bir rehber olmuyor siz kendiniz geziyorsunuz. 18 yaştan daha küçük ziyaretçilerin yanında bir ebeveyn bulunması zorunlu ve hiçbir şekilde alkol alamıyorlar. Pazartesi-Perşembe günleri 10.30-19.30 arası açık, son giriş saati 17.30. Cuma-Pazar günleri 10.30-21.00 arası açık, son giriş saati 19.00. Normal fiyat 16€, 12-17 yaş arası 12.5€ ve 0-11 yaş arası çocuklar için ücretsiz. 

Diğeri ise VIP Tour, ortalama 2.5 saat sürüyor ve belirli bir gün ve zamanda önceden ayarlanıyor. Size bir rehber eşlik ediyor ve Hollanda peyniri eşliğinde 5 farklı bira tadımı yapıyorsunuz. Pazartesi-Perşembe günleri 10.30-19.30 arası açık, son giriş saati 17.30. Cuma-Pazar günleri 10.30-21.00 arası açık, son giriş saati 19.00. Fiyat 49€ ve her yaş için aynı. 18 yaşın altındakiler bir ebeveyn eşliğinde olmalılar ve alkol alamıyorlar. 
 

10. Hollanda’nın Meşhur Yel Değirmenleri’ni görün

Foto kaynak: Tourism-Spot.com

Müzelerin, lezzetli peynirlerin ve lalelerin aksine Amsterdam denince yel değirmeni akla ilk gelenlerden değil farkındayız. 🙂 Ama Hollanda için inanılmaz önemliler, hatta inanmayacaksınız ama her sene 11 Mayıs’ta Ulusal Yel Değirmeni Günü diye bir günleri bile var. Yel değirmenleri çiçeklerle, Hollanda bayraklarıyla, melek figürleriyle falan süsleniyor. Amsterdam’da 8 tane yel değirmeni hala ayakta, kullanılma amaçları da buğday öğütmek ve fazla suyu çekmek. Yukarıda da bahsettiğimiz Hollanda’nın yüzde 25’inin deniz seviyesinin altında oluşu ve sular altında kalma ihtimaline bulunan çözümlerden biri de işte bu değirmenler. Yani önemleri yadsınamaz. De Gooyer, De Otter, Molen van Sloten, The Zaanse Schans, Riekermolen ve D’Admiraal görebileceklerinizden bazıları. 

De Gooyer:

De Gooyer Yel Değirmeni Amsterdam’ın doğusunda kalıyor ve Hollanda’daki en uzun ahşap yel değirmeni. Tam yanında ikonik birahaneler maddesinde bahsettiğimiz Brouwerij’t IJ birahanesi var. De Gooyer’in içine giremeseniz de Brouwerij’t IJ’den aldığınız biranızı bu yel değirmeninin dibinde içebiliyorsunuz. Özellikle de hava güzelse güneşli terasında bira yudumlamak çok keyifli olabilir. 

 
 

11. Waterlooplein’de meşhur bit pazarını gezin

Fotoğraf Kaynak: Michell Zappa / Flickr

Waterlooplein aslında Amsterdam’ın merkezindeki bir meydanın ismi. Ayrıca Amstel birasına ismini veren Amstel nehrinin tam yanında. Waterlooplein’in en önemli özelliği burada 1882’den beri günlük bir bit pazarının olması. Marketin tarihi geçmişi de göz ardı edilemeyecek kadar etkileyici. İsmini Waterloo Savaşı’ndan almış ve yahudi esnafların buraya taşınmak zorunda kalmasıyla bir pazar yeri olmuş. 2. Dünya savaşı sırasında yahudilerin toplama kamplarına gönderilmesiyle bu market neredeyse yok olma noktasına gelmiş. Savaştan bir süre sonra da şimdiki hali olan bit pazarı ortaya çıkmış.

Waterlooplein Marketi Amsterdam’ın en eski ve en ünlü bit pazarı ve içinde antika eşyalar, ikinci el eşyalar, çantalar, aksesuarlar hatta bisikletler gibi aklınıza gelebilecek birçok şey satılıyor. Hem çok eski bir zamanda kurulan bu marketin atmosferini görmek, hem de bir şeyler atıştırıp bit pazarını gezmek Amsterdam’da yapılacak güzel aktivitelerden biri bizce. Mutlaka sevdiğiniz bir şeylere rastlarsınız çünkü gırla ıvır zıvır var. Pazartesi-Cumartesi günleri sabah 09.30’dan akşam 18.00 saatine kadar açık. Göz atmak isterseniz websitesi: waterlooplein.amsterdam/en/aanbod/

 
 

AMSTERDAM’DA NE YENİR?

 

1. Yerel Hollanda yemeklerini tadın 

Bu kadar yürüyüş ve bisikletten sonra kazınan midelere Hollanda’nın yerel lezzetleri ile çare olsun derseniz size Hollanda yemeklerini ve bunları Amsterdam yiyebileceğiniz adresleri bu yazıda toparladık.
 

2. Hollanda kolonisi Surinam’ın yemeklerini deneyin.

Hollanda’nın en eski kolonilerinden biri olan Surinam bize kalırsa Hollanda mutfağını, bonkörce verilmiş bir “eh”ten alıp, “nam nam nam” seviyesine taşıyor. Bir şehre gittiğinizde yerel lezzetleri kaçırmak istemeyenlerdenseniz mutlaka Surinam mutfağını deneyin deriz. Resimde gördüğünüz yemeğin adı Kip Kerrie; meşhur Surinam yemeklerinden biri, normalde ekmekle servis edilme gibi bir geleneği yok ama yıllar geçtikçe kültürel etkileşimler yemekler farklı sunum şekillerine sokabiliyor. Kip Kerrie tavuk göğsü, taze fasulye, sarımsak, soğan, Kerrie baharatı ve cin biberinden yapılıyor. Oldukça baharatlı ve lezzetli bir yemek. 

Surinam yemeklerini tadabileceğiniz birkaç yeri sizin için listeledik:

Waterkant: En çok tercih edilen Surinam restoranlarından biri. İnternet sitesinden rezervasyon yapabilirsiniz. Flower Market’a yürüyerek 15 dakika mesafede. Websitesi: www.waterkantamsterdam.nl/nl/index.html 

Dappermarkt: Burası aslında Amsterdam’da bir pazar. Ama içinde çok güzel Surinam yemekleri yapan yerler bulabilirsiniz. Birazcık şehre uzak olduğu için yürümeniz biraz zor; en iyisi bisiklet veya tramvay olacaktır. Bisikletle aşağı yukarı 12 dakikada Heineken Experience’a ulaşabilirsiniz. 
 

3. Foodhallen’da yiyin, De Hallen Amsterdam’da takılın

Foto kaynak: Urban Pixxels

Holladalılar yemekten sinemaya, modadan mimariye bir sürü branşın birleştiği harika bir kültür hali yaratmışlar. Şık, kaliteli bir atmosferde sokak lezzetlerinden Asya, Yunan yemeklerine çeşit çeşit mutfak seçeneği bir çatıda toplanmış. Üzerine bir de Art House film patlamak isterseniz sinemaya geçiyorsunuz. Biraz merkezden uzak ama kesinlikle değer.

Tapas

Tapas aslında ispanyanın özel bir lezzeti olsa da Amsterdam’da bir tapas restoranına rastladık ve sırf tapas değil birçok lokal yemeği de oldukça lezzetli yapıyor. Bu yüzden söylemeden geçemedik.

Pata Negra- Yemekleri ve şarapları çok güzel. Çalışanların çoğu ispanyol, biraz karmaşık bir mekan ve bazen çok dolu olabiliyor. Ama bu bile başka bir keyif ve farklı bir atmosfere sahip olmasını sağlamış. Denenebilir. 

 
 
 
 

 AMSTERDAM GECE HAYATI

Foto: iamsterdam.com

Geceye enerjinizi saklasanız iyi olu çünkü Amsterdam elektronik müziğin dünyadaki en büyük başkentlerinden. Yıl boyu devam eden festivaller, elektronik müzik piyasasına yön veren gece kulübü ve barlarıyla ve dünya çapında ünlenmiş DJ’leriyle Amsterdam gece hayatı konusunda oldukça iddialı bir şehir.  Amsterdam Gece Hayatı yazımızdan çok daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.  
 

Alternatif kültür mekanlarına takılın

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/westergas

OT301: Bu en aktif olan mekanlardan biri. Neredeyse her gün ping-pong geceleri, Kore Film Festivali ve rock partileri gibi değişik etkinlikler düzenleniyor. Amsterdam’ı bir başka gözle görmek ve eğlenmek isterseniz güzel alternatiflerden. 

OCCI: Açılımı Onafhankelijk Cultureel Centrum In It. Burası da değişik bir mekan. Gerçekten kaliteli ve sevilen müzik grupları sahne alıyor genelde. Pahalı değil. Çok büyük bir yer de sayılmaz ama güzel etkinlikler yapılıyor. Websitesi: occii.org

Westergasfabriek: Adından da biraz anlaşıldığı gibi burası eskiden bir gaz fabrikasıymış. Şimdiyse içinde birçok kültürel nokta, galeri ve kafe olan bir mekan haline getirmişler. İçinde farklı mekanlar barındırması nedeniyle güzel vakit geçirebileceğiniz harika bir alternatif olabilir. Hem de eskiden fabrika olması nedeniyle farklı bir atmosfer. En güzel lokal parklardan biri olan Westerpark’ın tam yanında. 

House of Bols: Pek alternatif bir mekan sayılmaz, hatta dünyanın en büyük kokteyl barı olması sebebiyle buraya hiç yakışmadı ama yazının bir köşesine burayı illa sıkıştırmak lazımdı, o da burası oldu. 🙂

 
 
 
 

FAYDALI BİLGİLER

Amsterdam’da ulaşımınızı ve müze girişlerinizi daha uygun fiyata getirecek değişik kartlar var. Kaç gün gittiğinize veya gezmek istediğiniz yerlere bağlı olarak size uygun kartı seçip onu kullanmak mantıklı olacaktır.


 

1. I Amsterdam City Card

24, 48, 72 veya 96 saatlik alabiliyorsunuz. 24 saatlik kart 57€, 48 saatlik kart 67€, 72 saatlik kart 73€, 96 saatlik kart ise 87€. (Ocak 2017) Şehir içi toplu taşıma ücretsiz, Van Gogh Müzesi’ne, Stedelijk Müzesi’ne, Hermitage Müzesi’ne, Nemo Science Müzesi’ne ve Rembrant Evi’ne ücretsiz girebiliyorsunuz. Bir kere kanal turu ve Artis Royal Hayvanat Bahçesi de kartın içine dahil. Bunun dışında birçok müzeye de giriş yapabiliyorsunuz veya bazı yerlerde indirim kazanabiliyorsunuz; bunların detaylı listesi için websitesini inceleyebilirsiniz. Aklınızda bulunsun havalimanından şehre olan trene ücretsiz biniş hakkı sağlamıyor bu kart, yalnızca şehir içindeki toplu taşımada geçerli. Kartı online alıp sonra da Amsterdam Schiphol Havalimanı’ndaki turist bilgi ofisinden, Amsterdam Central Station’daki I Amsterdam dükkanından veya oradaki turist bilgi ofisinden teslim alabilirsiniz. Websitesi: www.iamsterdam.com/en/i-am/i-amsterdam-city-card
 

2. Holland Pass

Holland Pass’te small, medium ve large olmak üzere üç farklı seçenek var. Bu üç seçenekte değişen şey golden ve silver girişlerin sayısının artması. Holland Pass’in mantığı biraz karmaşık. Ama hangi seçeneği alırsanız alın müze, restoran ve dükkanlar gibi sayısız yere indirim içeren bir indirim kartı ve yaklaşık 200 sayfalık, işinize yarayabilecek bir şehir rehberi yanında veriliyor (İngilizce, Almanca, Fransızca veya İspanyolca seçenekleri var.). Kartlar ilk kullandığınız günden beri bir ay geçerli. Ayrıca bu kart sırf Amsterdam değil; Utrecht, The Hague ve Rotterdam şehirlerinde de geçerli. Kapsadığı müzeleri incelemek için websitesi: www.hollandpass.com

Small – 1 golden kategori, 2 silver kategori olmak üzere 3 ücretsiz giriş. 40€.

Medium – 12 golden kategori, 2 silver kategori olmak üzere 4 ücretsiz giriş. 55€.

Large – 3 golden kategori, 3 silver kategori olmak üzere 6 ücretsiz giriş. 75€.
 

3. Museumkaart

Amsterdam’daki bütün müzelere girebilmenizi sağlayan kart, bir sene boyunca geçerli. Bütün müzeleri çok merak ediyorum veya sene içinde birden fazla kez gelme imkanım olur derseniz güzel bir seçenek olabilir. 18 yaşından üstüne Adult Card Museumkaart 59.90€, 13-18 yaş arası Youth Card Museumkaart 32.45€, 12 yaş ve altına ise Kids Card Museumkaart 32.45€. (Ocak 2017) Detaylı bilgi için: www.museumkaart.nl/bestel
 

4. GVB Günlük Kartlar

GVB Amsterdam’ın içindeki tramvay, metro ve GVB şirketine ait otobüs yolculuklarını içine alan bir kart. Havalimanından olan otobüs maalesef buna dahil değil. Sadece GVB adı altındaki toplu taşıma araçlarını içine kapsıyor yani, ama bisiklet kiralamadıysanız bunu almak güzel bir fikir olabilir. Şehrin içinde her yerde tramvay var ve bir yerden bir yere giderken oldukça basit ve pratik. Kaç gün kalacaksanız o kadar günlük alabiliyorsunuz. Saat bazında düşünün, 1 gün 24 saat, 2 gün 48 saat gibi. Yani ilk kullandığınız dakikadan itibaren kaç günlük aldıysanız o kadar saat geçerli. Metro istasyonlarındaki bilet alma makinelerinden, Amsterdam Schiphol Havalimanı’ndan, Hollanda Turist Ofislerinden ve bazı otellerden bu karta ulaşabilirsiniz. Daha birçok yerde satılıyor. GVB kart hakkında detaylı bilgi için websitelerini inceleyebilirsiniz: en.gvb.nl/ontdek-amsterdam/gvb-dag-meerdagenkaart

1 günlük 7.5 €, 2 günlük 12.5 €, 3 günlük 17 €, 4 günlük 22 €, 5 günlük 27 €, 6 günlük 31 € ve 7 günlük 34 € (Ocak 2017). 4-11 yaş arası çocuklar için 24 saati 2.5 €.
 

5. Yararlı olabilecek websiteler 

Amsterdam’a gezinizle ilgili aklınıza gelebilecek birçok sorunun cevabını aşağıda verdiğimiz iki websitesinden bulabilirsiniz. Gerçekten çok kapsamlı ve güzel hazırlamışlar. Eğer bizim anlattıklarımızdan aklınıza takılan olursa mutlaka yararlanın. 

  1. www.iamsterdam.com/en/
  2. www.amsterdam.info/

 

6. Amsterdam Gece Hayatı Bileti 

Partilemeyi sevenler için içinde yok yok bir bilet bulduk. Gece hayatını seviyorsanız bu bilet kaçmaz. 7 gün boyunca geçerli ve sadece 10€’ya baya hayat kurtarıyor. Club Prime ve Club Panama’ya bedava girebiliyorsunuz. Club Amsterdamned, Bubbels, Club No 129, Candela, Cafe in the City, Feest Van Joop, Players ve Winston Kingdom gece klüplerine ise hem bedava giriş hem de bir tane shot bedava. Onun dışında Hard Rock Cafe’de gidip bir içki içtiğinizde ikincisi bedava. 🙂 Bizim tavsiyemiz Amsterdam’ı pedallayarak görmek olsa da çılgın gece hayatında otele dönüş için Uber kullanmayı düşünürseniz ilk yolculuğunuz €15’ya kadar para ödemiyorsunuz. Yeme de yanında yat. Son olarak Hollanda Casino’suna giriş ve bir içki de bedava.
Bileti online almak için websitesi: amsterdam-nightlife.bookingapp.nl/?afd=iamsterdam#2017/01/31

 
 
 
 

AMSTERDAM’A ULAŞIM

Amsterdam’a İstanbul’dan birçok havayolu şirketinin neredeyse her gün uçuşları var. İstanbul-Amsterdam arası direk uçuşla yaklaşık 3 saat 50 dakika sürüyor. Türk Havayolları’nın her gün 5, Pegasus Havayolları’nın her gün 3, Atlas Havayolları’nın her gün 1, KLM’in her gün 2, Onur Air’in ise Pazartesi, Çarşamba, Cuma, Pazar günleri günde 1 tane uçuşu var. Amsterdam’ın çok güzel bir tramvay ve otobüs ağı var, kolayca istediğiniz yere kısa zamanda ulaşabiliyorsunuz bu yüzden taksi kullanmanıza çok gerek olmayacaktır. Ama tabiki daha hızlı hareket etmeniz gerekiyorsa veya bavulunuz çoksa havalimanından şehre taksiye binmek de her zaman bir seçenek. 

Amsterdam Schiphol Havalimanı’nın önünden 197 nolu otobüsle rahatlıkla şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Bu otobüs şehrin en merkezi noktalarından Müzeler Bölgesi ve Leidseplein’den geçiyor. Bu otobüs Amsterdam Airport Express diye de geçiyor ve yaklaşık 40-45 dakikada son durağa gidiyor. Museumplein, Rijksmuseum ve Leidseplein. 197 nolu otobüse binebilmeniz için B9 isimli otobüs platformuna gitmelisiniz, zaten havalimanının içinde de çıkışında önünde de kime sorsanız size gösterecektir. Otobüs her 10 dakikada bir kalkıyor bu yüzden acele etmenize gerek yok. Sırf gidiş alırsanız biletler bu otobüs için 5€, gidiş-dönüş alırsanız ise 10€.

 
 
 
 

AMSTERDAM OTELLERİ

 

Yüksek Bütçeli (250 € üstü)

Hotel Estheréa

Dam Meydanı’na 7, Anne Frank’e ise 10 dakika yürüme mesafesinde. Yani oldukça merkezi bir yerde. Odaları konforlu ve ferah. Çalışanları kibar, kahvaltısı güzel olan bir butik hotel. Detaylı bilgi & rezervasyon

 

Orta Bütçeli (100 – 250 € arası)

Radisson Blu Amsterdam

Şehrin göbeğinde tertemiz bir otel. Kahvaltısı lezzetli ve odalar konforlu. Merkez istasyona tramvayla bir durak uzaklıkta. Dam Meydanı’na da yürüyerek 7 dakika, yani çok merkezi bir yerde. Detaylı bilgi & rezervasyon

 

Düşük Bütçeli (100 € ve altı)

The Bridge Hotel

Rembrandt Meydanı’na yürüyerek 5 dakika, merkeze ve tren istasyonuna çok yakın. Kanalın tam yanında olan otel çok temiz ve kahvaltısı güzel. Heineken Experience’a ise yürüyerek 16 dakika. Detaylı bilgi & rezervasyon

 

Diğer Amsterdam Otelleri ve Pansiyonları 

Amsterdam içindeki TÜM OTELLERİ VE PANSİYONLARI görmek için 👉  TIKLAYIN

5 Yorum

  1. Beliz'in Valizi

    Gece hayatina De School’u eklemeden gecemedim… Bir de IJ Hallen Avrupa’nin en buyuk bit/antika/hippi pazari. Ayda bir Amsterdam’in kuzeyinde kuruluyor, oraya kadar gitmisken Pllek’e de ugranmali. Yazin pazar sabahi giderseniz yoga dersine bile katilabilirsiniz.

    Cevapla
  2. Gezgin Kadraj

    Çimenler üzerinde bütün gün oturup, uzanıp bisikletin sepetine doldurduğunuz biraları akşama kadar içebileceğiniz çok güzel bir park. Amsterdamı ziyaret eden herkes mutlaka Vondel Park’ı ziyaret etsin, hatta zaman sıkıntınız yoksa, bir tam gününüzü şehrim tam ortasındaki bu kocaman parka ayırın 🙂

    Cevapla
  3. cizcik

    Bir Amsterdamli olarak belki birkac eklenti yapabilirim yaziya 🙂 Ama esas soylenmesi gereken biz kalabalik bir aileyiz. Her gelen ailemize dahil olabilir. Tek kural insanlarin her halini kabullenip saygili olmak ve kucumsememek.

    Eklemeleri ayıla bayıla alırız 🙂

    Cevapla
    • Biz Evde Yokuz

      Kesinlikle! Zaten küçümsek kimsenin haddine değil. Güzel bir dünya için önyargıları evde bırakmalı.

      Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.