Motosiklet türleri arasında tip, kullanım ve karakter olarak her ne kadar fark olsa da, hepsi iki teker sevgisinde birleşiyor.

Kimileri asi sever mesela, kimileriyse ağırbaşlı. Kimisi motosikletin rahatına düşkündür, kimisi de sesine. Ee, motosiklet üreticileri de her zevke, her tutkuya uygun farklı modeller üretmişler. Farklı motosiklet çeşitleri, kullanıcıların farklı ihtiyaç ve zevklerine cevap veriyor. 

Peki, bu motosiklet çeşitleri ve bu motosiklet türlerinin en güçlü ve zayıf yanları nelerdir?
 
 
 
 
 

COMMUTER : BAŞLANGIÇ MOTORU

Tayland’daki dünyaca ünlü Mea Hong Son Motosiklet Rotası’nı şiddetle tavsiye ederiz!

Buradan başlamasak olmazdı. Bazıları bu sınıfa kurye motoru der, bazıları başlangıç motoru. Bazıları eşek kullanır gibi kullanır, bazılarıysa ikinci motor olarak. Aslında her birinin haklılık payları da var. Neden mi?

  • Çünkü genelde az yakıt tüketen bir sınıf olduğundan kuryeler arası kullanımı yaygındır.
  • Yeni başlayan bir insanın kontrol etmekte zorlanmayacağı kolay bir kullanımı olduğundan başlangıç motoru olarak sıkça tercih edilirler.
  • Genelde hafif, dayanıklı (Çin mallarını hariç) ve parçaları ucuz olduğundan dağa bayıra sürmeye, arada düşürüp kaldırmaya da gelirler. Yani eşek gibi tüm yükü taşıyıp gıklarını çıkarmazlar.
  • Eğer uzun seyahatleriniz için 300-400 kg ağırlığında bir motorunuz varsa onu şehir içi trafikte kullanmak yorucu olacağından yine imdadınıza kıvrak, hafif ve aralardan geçmeye uygun commuter sınıfı motosikletler yetişecek.

Bu sınıfın genel avantajları; Biraz önce de değindiğimiz gibi hafif, kıvrak, bakım maliyetlerinin ucuz, kullanımlarının kolay ve yakıtlarının düşük olmasıdır.

Bu sınıfın dezavantajları; Güçlerinin düşük olması sebebiyle hız sınırının yüksek olduğu bölünmüş yollarda ve şehir dışı seyahatlerinizde sizi zorlayacaktır. Aynı şekilde uzun seyahatlerinizde birde arkanızda artçınız varsa konforunuz oldukça düşer. Peki, bunları problem etmezsek uzun yola gider mi bu aletler? Alasına gider hem de. Bu tarz motosikletlerle 86.900 kmlik dünya turunu tamamlayan insanlar olmazdı yoksa değil mi?

Son olarak bu sınıfa örnek olarak Yamaha Ybr 125’i ve Honda Cbf 150’yi gösterebiliriz.

(Başlangıç motoru kullanıcılarının, MOTOSİKLETE BAŞLANGIÇ REHBERİ MOTOSİKLET AKSESUARLARI ve MOTOSİKLET KASKI yazılarımıza göz atmaları şiddetle tavsiyemiz olur.)
 
 
 
 

SCOOTER

Scooter en yaygın olarak kullanılan motor çeşitlerinden biri. Bunun en büyük sebepleri ekonomik ve ebatları ve otomatik oluşu gereği çok pratik olması. Beyaz yakalısından, pizzacısına bir çok insan scooter kullanıyor.

Aynı zamanda memleketimizin en çilekeş motorlarından da. Şehir içi trafikte çok pratik oldukları için kuryeler tarafından sıkça tercih edilmeleri sebebiyle bazı scooter modelleri pizzacı motoru olarak nam saldı. ‘30 dakikada yemek’ çılgınlığını uygulayan firmalar, yiyeceğin hazırlanma süresinden artan 15 – 20 dakikalık sürede – çalışanın canını tehlikeye atmak pahasına – müşteriye ulaşılması hedeflendiği için şehir içi en pratik ve hızlı ulaşımın sağlanabildiği scooterlar genellikle tercih ediliyor. Ki firmalarda bir motoru 4 – 5 farklı insanın en hoyrat şekilde kullandığını da hesaba katarsak, bu çileyi bütün motosiklet çeşitleri içinde çekse çekse bir scooter ya da bir commuter çekermiş ancak. 

Öte yandan, bu çilekeş scooterların bir de fiyakalı, cool kardeşleri var: Vespa. Beyaz yakalının, hipsterların, Beats kulaklıklarla Oscar and The Wolf dinleyen tayfanın tercihi olan bu motorun avantajları aynı olmakla birlikte bambaşka bir algısı var.

Bu sınıfın avantajları; Şehir içinde fazlasıyla kıvrak ve pratik oluşu, koltuk altında bagaj oluşu, kullanımı en kolay motosiklet tipi oluşu (otomatik vites vs.), bakım maliyetlerinin ve yakıtının düşük oluşu şeklinde sıralanabilir. Ayrıca otomatik vitesli bir motorsiklet türü olması da büyük rahatlık sağlıyor.

Bu sınıfın dezavantajları; Düşük güç, trafikte diğer motosiklet tiplerinden bile daha belirgin olarak araç yerine koyulmama, küçük tekerlek boyutları sebebiyle yol sarsıntılarını maksimum düzeyde hissettirme…

Scooterlara örnek olarak da Honda Beat veya Yamaha Delight gösterilebilir. Ki scooterların birde maxileri vardır ancak onlar bir sonra ki konumuz.
 
 
 
 
 

MAXI SCOOTER

Foto: suzuki2wheels.be

Maxi scooterlar için scooterların abileri desek çok da yanlış olmaz. Genelde 250cc ve üstünde motosiklet hacmine sahip olan maxi scooterlar scooterlara oranla daha iri yapıdadırlar. Daha geniş bagaj ve oldukça rahat koltukları sebebiyle uzun yola ve artçılı sürüşe de fazlasıyla yatkındırlar. Maxi scooterlar da otomatik vitesli olmalarına karşın daha ağır ve geniş yapıda oldukları için kullanımları nispeten daha fazla tecrübe gerektiriyor.

Bu sınıfın avantajları; Yüksek sürücü ve artçı konforu, geniş bagaj hacmi, dik oturuş pozisyonu, rüzgâr etkisini azaltan aerodinamik yapı…

Bu sınıfın dezavantajları; Kötü yol koşullarına uygun olmayışı, ağırlık…

Suzuki’nin Burgman serisi de maxi scooter için en güzel örneklerden birisi.

 
 
 
 
 

CHOPPER / CRUISER / COSTOM 


Foto: bikerbrackets.com

Bu kadar fazla isim olduğuna bakmayın her birinin farklı farklı anlamı var ancak bizim ülkemizde hepsine toptan chopper (çapır) demişler geçmişler. Bu tarzı aslında Amerikan filmlerinde gördüğünüz deri yelekli, dövmeli, çetevari amcalarla özdeşleştirdik senelerdir. Ancak işin iç yüzü hiç öyle değil. Amerika da kültür bu şekildedir belki ancak Türkiye’de bu tarz motora binen insanlar hiç de toplanıp birilerini falan kesmiyorlar (en azından şu an J).

Önce Chopper – Cruiser – Custom farkından başlayalım isterseniz:

Aslında bu motosikletlerin çok büyük bir çoğunluğu fabrikadan çıktığı halleriyle yollarımızda bulunuyor ve bu şekilde seri üretim motosikletlerin gerçek adları aslında Cruiser.

Custom olarak tabir edilen motosikletlerse cruiser motosikletlerin sürücü tarafından kendisine uygun biçimde eklemeler, çıkarmalar, değişiklikler yapılmış hali.

En çok ismini duyduğumuz chopper motosikletler ise isminin aksine sokaklarda en az gördüklerimizden. Chopper yapım aşamasından itibaren sürücüsüne göre şekillendirilen ve dünyada bir başka eşi olmayan motosikletlerdir. Ki ismi de İngilizcede kesme – biçme anlamına gelen ‘chopping’ kelimesinden gelir.

Bu sınıfın avantajları; Bu motosiklet çeşidinde tasarım ön planda olacağı gibi bindiğiniz aracı şekillendirmeyi seviyorsanız buna en uygun motosikletlerde yine cruiserlar. Cruiser aksesuar bulma konusunda en rahat motosiklet türü olmasının yanı sıra görece olarak da rahattırlar. Ayrıca trafikte gördüğünüz saygıda diğer motosiklet türlerine göre oldukça yüksektir. 

Bu sınıfın dezavantajları; Bazı istisnalar dışında cruiserların viraj kabiliyeti aynı güçteki diğer motosiklet tiplerine göre daha zayıftır.

Bu motosiklet sınıfına örnek olarak Kawasaki’nin Vulcan serisini veya Yamaha Dragstar serisini örnek gösterebiliriz.

 
 
 
 
 

NAKED (ÇIPLAK)


Foto:  motorcyclespecs.co.za 

Genellikle bir supersport motosiklet gücüne ve viraj kabiliyetine sahip oldukça asi bu motosikletler supersportlardan farklı olarak adı üstünde çıplak üretilmekteler. Çıplaktan kastımız aslında şu, motosikletin üzerinde depo, far, akü kapağı gibi bir iki mecburi alan dışında neredeyse hiç grenaj (ki aslında ‘karenaj’dır) bulunmaz. Bu çıplaklık motosikleti daha asi bir delikanlı gibi gösterse de bir takım dezavantajlara da sebep oluyor elbet.
Bu sınıfın avantajları; Genellikle güçlüdürler ve manevra kabiliyetleri yüksektir. Benzer güçte ki motorlara oranla şehir içi kullanıma daha yatkındırlar. Olası bir kaza durumunda grenaj bulundurmadıklarından açabilecekleri masraflar daha düşüktür.

Bu sınıfın dezavantajları; Performans daha ön planda olduğundan genellikle yakıt sarfiyatları yüksektir. Ayrıca grenajsız tasarımları sebebiyle rüzgârdan çok fazla etkilenirler. Bu sebeple uzun seyahatlerde sürücüyü yoran bir tarzdır.

Bu tarza örnek olarak da Ducati’nin Monster’ını veya Yamaha Mt serisini gösterebiliriz.

 
 
 
 
 

SUPERSPORT (RACING MOTOR)

Foto: more-sky.com

‘Abi kaçlık bu?’, ‘En son kaç gördün?’, ‘300 yapıyor mu hakikaten?’ ve benzeri bir sürü sorunun gizli öznesi namı değer yarış motorları. Aslında namı boşuna değil. Bu motosikletlerin doğası pist. Ancak bu pist motosikletleri çok sevildiği ve talep edildiği için az biraz uysallaştırılıp evcilleştirilerek şehre salınıyorlar.
Son yıllarda düşük motor hacminde modelleri üretilse de bu tarz motorlar genelde 600cc ve 1000cc olarak piyasaya sürülmekteler.

Bu sınıfın avantajları; Yarışa hazır olarak üretilen bu motosikletler genellikle iyi giderler ve iyi dururlar. Bu da ihtiyacınız olduğunda sizi sıkıştıran araçtan kaçabilmenizi veya önünüze kıran araca çarpmadan durabilmenizi kolaylaştırır. Ayrıca supersport kullanmanın okulda, işyerinde vs. getirdiği mini bir şöhrete de sahip olmanız kaçınılmaz. Tabi bu avantaj mı yoksa dezavantaj mı tartışılabilir.

Bu sınıfın dezavantajları; Yüksek performansı düşük yakıtla yakalamak pek kolay değil maalesef. Bu sebeple yakıt hususunda ciddi bir sarfiyat söz konusu.(Düşük motor hacmine sahip daha az güçlü motosikletleri bir kenara bırakırsak) Ayrıca bu tarz motosikletler pist asfaltı gibi üst düzey bir asfalta uygun yapıldıklarından Türkiye’nin malum yollarında böbrek taşı düşürtebilir.

Bu motosiklet tipine örnek olarak da Yamaha R serisi veya Honda Cbr serisini gösterebiliriz.

 
 
 
 
 

TOURING (TUR MOTORU)


Foto: totalmotorcycle.com

Adı üstünde. Üstüne binip uzun kilometreler yapmak amacıyla üretilmiş motosiklet türü. Genelde kalıplıdırlar. Çantalar ya orijinalinde vardır ya da takmak için yerleri hazırdır. Öyle ki klimalı modelleri bile bulunmakta! Ayrıca uzun yolda zorlanmaması adına belli bir gücün üzerindedirler.

Bu sınıfın avantajları; Konfor, eşya taşımaya uygunluk, güç…

Bu sınıfın dezavantajları; Şehir içi kullanım zorluğu, çok fazla teknoloji barındırmak ve dolayısıyla bir arıza durumunda çıkabilecek masrafların fazlalığı, bozuk yola uygun olmamak…

Bu sınıfa örnek olarak da Honda’nın efsanesi Goldwing’i gösterebiliriz.

 
 
 
 
 

ENDURO

Foto: bmwblog.com

Son 20 yılda yaptığı patlamayla içeriği genişleyen ve şimdilerde yeni bir motosiklet tipine daha gebe bir tarz endurolar. Sürücüsünü her türlü yol koşulunda bir şekilde hedefe ulaştırmayı hedefler endurolar. Yerden oldukça yüksektirler. Beygir gücünden ziyade tork (dönme momenti) ön plandadır. Bunu kabaca son süratin yerine hızlanma ivmesinin daha çok önemsenmesi olarak niteleyebiliriz.
Arazi şartlarında oldukça iyi işler çıkaran endurolardan sonra şimdi de yol endurosu kavramı yaygınlaşmış durumda. Yol enduroları ise touringlerin yapamadığı işleri yapmayı, gidemediği yolları gitmeyi hedefleyen ama uzun yola da uygun kuvvette her iki işi de biraz yapan modeller.

Bu sınıfın avantajları; Doğayla iç içe bir sürüşün en keyifli halini sunarlar ve suya, çamura, darbelere daha dayanıklıdırlar. Hem doğa, hem asfalt ile en yakından bağ kuran motosiklet çeşidi.

Bu sınıfın dezavantajları; Bakım sıklığı, asfalt koşullarına çok uygun olmayışları (yol enduroları dışında kalan safkan endurolar için), yine safkan endurolarda artçılı sürüşe elverişli olmama.

Safkan endurolara örnek olarak Yamaha’nın Xt serisini veya Kawasaki’nin Wr serisini örnek gösterebiliriz. Yol endurolarına örnek olaraksa Suzuki Vstorm veya Bmw Gs Serisi iyi birer örnek olacaktır.

 
 
 
 
 

CROSS (MOTOCROSS)

Foto : YouTube/ 1000PS – Motorcycle Channel

Enduroyla çokça karıştırılan bir diğer dağ keçisi. Bu keçinin endurodan farkı şu bunu isteseniz de şehre indiremezsiniz. Neden mi? Cross motosikletler yalnızca arazide sürüşü hedeflerler ve bir ulaşım aracı değillerdir. Bu sebeple arazide maksimum performansı göstermek için hafiflik ve güç ön plandadır. Hem daha hafif olmak hem de düşüp kalkmalarda zarar görebilecek bir parça bulundurmamak adına cross motosikletler far, yan ayak, orta ayak, gösterge, sinyal vs. bulundurmaz. Ee haliyle trafiğe çıkma izinleri yoktur. Parkurun başına başka bir araçla getirilip yine asfalta değmeden araca yüklenirler.  

Cross motosikletler avantaj ve dezavantaj sayılamayacak kadar diğer motosiklet türlerinden farklı. Bu sebeple cross motosikletlere bir hobi veya spor olarak bakmak daha sağlıklı olacaktır. Günlük kullanım için birşeyler arıyorsanız diğer motosiklet çeşitlerini değerlendirmelisiniz.

Bu tarza Ktm’nin exc serisini örnek verebiliriz.
 
 
 

PEKİ YA MOBİLET ?

Mobiletleri de bir tür olarak almak zor. Temelde motorlu bisiklet çünkü. Ajda Pekkan ile yaşıt olan teknolojiyi ilerletiğ 1-2 model üretme denemesi olsa da 70’lerde ki Peugeot mobiletlerden pek ileri gidemedi.
 
 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.