Bu işin olmazsa olmazı. Neden mi? 87 – 88 yıllarında Kaliforniya’da yapılan bir araştırmada motosiket kazalarında başından yaralanan sürücülerin %42’sinin hayatını kaybettiği tespit edilmiş. Kaskın öneminin kavranmaya başlandığı dönem de tam olarak buralara tekabül ediyor zaten. Hele o yıllardan bu zamana güçlenip daha da hızlanan motosikletleri düşününce %42 iyimser bir rakam gibi kalıyor. (Şimdiye kadar söylediklerimiz size Çince gibi geliyorsa sizi önce MOTOSİKLETE BAŞLANGIÇ REHBERİ yazımıza sonra da MOTOSİKLET ÇEŞİTLERİ VE ÖZELLİKLERİ yazımıza alalım.)

Bunun yanında kask takmak kanunen de bir zorunluluk. Tabi eğer hayatta kalmayı önemsiyorsanız bunun zorunluluk oluşu sizi rahatsız etmeyecektir. Ancak kaskı sadece yasal zorunluluk olarak görenlere de boşuna masraf yapmamaları adına bir önerim var: Yoğurt kovası. Yasa motosiklet kullanıcılarının takması gereken koruma başlığını “Sürücü ve taşınması halinde yolcular için; yanmayacak ve başı, ısı, çarpma ve dış tesirlere karşı koruyacak, görme ve işitmeye engel olmayacak, kolay takılıp çıkarılacak şekilde olacak” şeklinde tanımlıyor. Yani kafanıza takacağınız bir yoğurt kovası ve yasanın bir çıktısı sizi cezadan koruyabilir. Hayat sizin hayatınız sonuçta değil mi? Ben bu yöntemi eğer ‘Demir Adam’ falan değilseniz pek önermiyorum ama ne diyelim “Kaç paralık kafanız varsa o kadarlık kask” takın en iyisi.

Peki, aldığımız kaskın bizi koruyacağından veya doğru kaskı aldığımızdan nasıl emin olacağız? Ya da kask almadan önce neleri bilmemiz gerekiyor? Gelin birlikte bir göz atalım…

 
 
 

KASK MODELLERİ

 
 

Full Face (Kapalı) Kask

Foto: sportsmansguide.com

Başımızın tamamını kaplayan, tek parça kasklardır. Şehir içi ve uzun seyahatlerimizde kullanmaya uygundurlar. Asfalt ağırlıklı yolculuk eden sürücüler için en güvenli kask tipidir desek pek de yanlış olmaz. Hissiyatı biraz klostrofobik gelebilir ama kullandıkça alışırsınız. 
 

 

 

 

 

 
 

Çene Açılır Kask

Foto: purplesaving.com

Bu kask modelinin çene kısmı komple yukarı kalkması gibi çok pratik bir işlevi var. Yolda giderken kapalı bir kaskın koruyuculuğunun, durduğunuzda da açık bir kaskın rahatlığının avantajlarını bir arada sunuyor. Mesela, paket servis yapan arkadaşlar için oldukça büyük bir kolaylık. Kaskı çıkarmakla vakit kaybetmeden paketlerini teslim edip yola devam edebilmeleri için biçilmiş kaftan hatta. Ya da yol sormak için durduğunuzda kaskınızın içinde kendi kendinize gevelemektense çeneyi kaldıp rahat rahat konuşmak çok rahat. Kaskı çıkartmadan su içme, atıştırma gibi kolaylıkları da var tabi.

Ancak kazalarda kaskın %40’la en çok darbe alan bölgesinin çene bölgesi olduğunu ve çeneyi kapalı tutan iki ince tırnağın o darbelere ne derece dayanabileceği sorusunu kendimize sormamız gerek. Ki bu konu riske girilmemesi gerektiği deneyimli motosiklet sürücülerinin yüksek sesle dile getirdiği konulardan biri. Öte yandan, aşağıda belirttiğimiz güvenlik testlerinde kapalı kasklarla aynı puanı almış çene açılır kasklar da var. 

Özetle, açılma riski minimuma inse de, risk hala var mı, VAR.

 
 

Yarım Kask Veya Nazi Kaskı

urbanrider.co.uk

İşte tarzın, stilin yeni adresi. Scooter kullanıyorsanız yarım bir kask, cruiser (ülkemizde ki yaygın tabirle “çapır”) kullanıyorsanız bir Nazi kaskı oh mis. Hem cesediniz de yakışıklı olur fena mı? Yakışıklı bir ceset için kazada yüzünüzü asfaltta bırakmamanız mühim. Bu konuda çok söze gerek yok. Kaza anında en çok darbe alacak olan kısımların korumasının olmadığı bir yarım kask veya ikinci dünya savaşında kafaya gelebilecek kurşunun etkisini azaltmak için kullanılan Nazi kaskının sizi koruyacağını düşünmek biraz hayalcilik olur. O yüzden kullanmayın kullandırtmayın efendim.
 
 

 

Cross / Enduro Kask

Kaynak: jafrum.com

Motorunuzu arazide kullanırken ihtiyacınız olan kask ise tam olarak bu. Çene kısımları arazide seyir hızınız daha düşük olacağından ve daha yüksek güç sarf edeceğinizden hava girişine daha müsait yapıdadır. Ayrıca yine nefes alışınız daha kolay olsun, vizörünüz sürekli buğulanıp görüşünüzü kapatmasın veya arazide kaçınılmaz olan bir düşme durumunda kırılıp ciddi yaralanmalara yol açmasın diye bu tip kasklarda vizör bulunmaz. Onun yerine, bu tip kasklara özel gözlükler kullanılmakta.

Bu kasklar günlük, şehir içi, şehir dışı kullanıma uygun değildir. Bu sebeple hem arazide hem şehirde sürüş yapanların iki farklı kask edinmeleri gerekiyor.
 
 
 

DIŞ KABUK

Kaskların dış kabukları temel olarak üç farklı malzemeden yapılıyor. Peki, sağlamlığın en önemli unsuru olan bu ana malzemelerin avantaj ve dezavantajları neler? Hadi bir bakalım.
 

Termoplastik

Fiberglass

Karbon

Avantajları Avantajları Avantajları
– En ucuz kask tipi

– En çok marka ve model bulabileceğiniz çeşit

– Termoplastikten daha güvenli

– İç köpüğe darbe emişte daha çok yardımcı olan malzeme

– En güvenli malzeme

– En hafifi

Dezavantajları Dezavantajları Dezavantajları
– Darbeyi emerek değil dağıtarak etkisini azaltması

– Nispeten daha ağır oluşu

– Termoplastiğe oranla daha yüksek fiyat – En yüksek fiyat

– Daha kısa kullanım ve raf ömrü

 
 


 
 
 

KASK SATIN ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLİR

 

1. Kaskın Rengi

Trafikte diğer araçlar tarafından fark edilebilmek için koyu renkler yerine fosforlu bir sarı veya beyaz renkte bir motosiklet kaskı tercih etmek fark edilirliğinizi ciddi anlamda artıracaktır.
 

2. Kaskın Bedeni

Motor kaskının bedeni çok önemli bir konuymuş gibi düşünmeyenler yanılıyorlar. Kaza anında kafanızdan çıkacak veya kafanızda dönecek bollukta bir kaskın sizi koruması pek de olası değil ne yazık ki. Bunun yanında eğer kaskınız olması gerekenden darsa da çekeceğiniz baş ağrıları veya uyuşmalar sürüşünüzü kötü etkileyeceği gibi zevki de çileye dönüştürmeye yetecektir.

Peki, kask bedeni nasıl olmalı?

İnsanların kafa şekilleri değişken olduğu gibi kasklarda farklı kafa tiplerine uygun şekillerde olabiliyor. O yüzden bir tarafı bol diğer tarafı dar gelen bir kaskta ısrarcı olmamalısınız. Farklı modellerde ve markalarda kasklar denemek sizin kafa tipinize uygun bir kask bulmada size çok yardımcı olacaktır. Peki, uygun kafa tipinde bir kask bulduysak bir sonra ki adımımız ne olmalı? Kask kafamıza taktığımızda ecel terleri de döktürmemeli, çene kısmından tutup sağa sola salladığımızda başımızdan bağımsız hareket de etmemeli. Kaskı taktığımızda eğer yanak pedleri hafif yüzümüzü sıkıştırıyor ve dudaklarımız selfie çeken Pelinsu dudağı gibi bir şekle giriyorsa doğru bedeni bulduk demektir. Çünkü darbe anında kaskın kafanızda dönmemesi ya da çıkmaması lazım. Yanak pedlerinin zamanla yumuşayacağını da göz önünde bulundurursak dudakları o hale getirmeyen bir kask ilerleyen zamanda yine başımızdan bağımsız hareket edebilecek genişliğe ulaşacaktır.

Motor kaskları XS – S – M- L – XL şekinde ebatlanır. Bazı yerlerde kafa çapınız şu kadarsa, bedeniniz şudur tarzı yönlendirmelerle karşılaşabilirsiniz. Ancak bu yeterli ölçüt değildir, bütün kafanıza, yanaklarınıza, çenenize, nasıl oturduğunu önemli bir güvenlik noktası ve kask şeçimini belirleyici faktördür.

Kaskın Ağırlığı

Dikkat etmek isteyebileceğiniz bir diğer konu da bu. Kask ne kadar hafif, o kadar rahat ve sağlıklı. Boyun fıtığına kadar yolu var, hele hele kullanılan motosikletin sürüş pozisyonu boyun omurga uzantısını bozuyorsa… Uzun yol yapacaksanız, öne yatarak motor kullanıyorsanız hafif bir kask edinmeye bakın deriz. 900 gram civarında karbon kasklar var ama malesef tartı da hafifledikçe pahada artıyorlar. Daha erişilebilir hafif kasklar 1200- 1800 gram arasındalar ama hala ucuz değiller tabi. 2400 gram civarlarındakiler ise daha ağır taraftalar ama daha ucuzlar. İnanın kilometreler arttıkça her 100 gram kendini çok hissettiriyor.

Bazı kask markalarında beden değişse de dış kabuk aynıdır. Bedenlemeyi kaskın içindeki pedleri azaltarak ya da çoğaltarak yaparlar. Yani kaskın kabuğu aslında XL bir kafaya (ve onunla set olarak gelen XL bir vücuda) göre yapılmıştır. Bu da daha ufak insanların omuzlarının üzerinde kocaman bir kafa taşıması anlamına gelir. Normalde kabuk küçüldükçe kask hafiflerken bu durumda hafiflemez. XL abiler o kaskı 90 kiloluk vücudlarının üzerinde rahatça taşırken, 50 – 60 kiloluk hanımlar zorlanabilirler.
 

3. Vizör

Temel olarak üç yaygın sistem mevcut vizörlerde.

– Siyah Vizör
– Saydam (renksiz) Vizör
– Çift Vizör

Siyah vizör inanın bir gerçek bir ihtiyaç. Parlak bir gökyüzü motorcu dostu gibi görünse de gözlerinizi fazlasıyla yoracak ve zamanla görüşünüzü düşürecektir. Siyah vizör kaliteli bir güneş gözlüğü vazifesi görüp sürüşünüzü fazlasıyla rahatlatırken, aynı günün akşamında gece karanlığını birde siyah vizörle birleştirip kör bir sürüş gerçekleştirmek zorunda kalabilirsiniz.

Saydam vizörde ise durum tam tersi. Akşamları rahat sürüş, gündüzleri bir eziyet halini alıyor. Peki, nedir bu işin oluru? Akşam saydam vizörümüzü kullansak, gündüzde bir tuşla siyah vizörü indirsek önümüze diyenler için çift vizörlü kasklar var artık. Saydam vizör sabitken istenildiğinde sadece bir gözlük boyutunda önümüze gelebilen ikinci vizörleri devreye sokabiliyoruz.
 

4. Güvenlik Sertifikaları

SHARP  
İngiliz Ulaştırma Bakanlığı
’nın sağlamlık değerlendirmesi olan Sharp en fazla kask çeşidine ait araştırması olmasından ve diğer testlerden farklı olarak kaskları bir yıldızdan beş yıldıza kadar değerlendirmesinden ötürü en yaygın bilinen araştırma kurumu. Son yıllarda kriterlerinin yetersiz olduğu yönünde (özellikle çene açılır kasklar konusunda) fazlasıyla görüş bulunsa da hemen hemen her marka-model hakkında bir önbilgi kaynağı olabilir. Sharp Testi sitesinden kaskların aldıkları yıldızları görüntüleyebilirsiniz.

DOT 
Amerikan Motosiklet Enstitüsü Kurulu’nun bir girişimi olan bu sertifikanın envanteri henüz çok geniş olmasa da size bir fikir vermek açısından faydalı olabilir. Bu sertifikaya sahip kaskları Dot Sertifikasınin sitesinden görebilirsiniz.

ECE
En yaygın olarak görebileceğiniz Avrupa Ekonomi Topluluğu standartlarını benimseyen dünya üzerinde 50’den fazla ülkede kabul gören bu sertifikanın yeterliliği tartışılsa da diğer kurumlardan farklı olarak onay verdiği tüm kaskları tek bir numuneyle değil de fabrikadan çıkan tüm ürünleri zorunlu yeterlilik testine tabii tutuyor.

SNELL
Bu kuruluş özel bir işletme olmasına karşın standartlarının yüksekliğinden ve tamamen markaların isteğine bağlı bir test olmasından ötürü itibarı oldukça yüksek. Bu standartlarda bir kuruluşa para ödeyerek ve gönüllü olarak kaskını test ettiren markaların da kendi modellerine ne kadar güvendikleri ve müşterilerini ne kadar önemsedikleri ortada. Bu sebeple çok geniş bir skalası olmasa da Snell Sertifikasının sitesini ziyaret edip bu sertifikayı alan kasklara bir göz atmanızda fayda var.
 

5. Raf Ömrü

Bir motosiklet ekipman mağazasına girdiniz. İstediğiniz modeli buldunuz. Bedenini seçerken kaskın üretim tarihini sordunuz. Eğer satıcı size anlamamış bir ifadeyle bakıyor veya “Peynir mi abi bu üretim tarihi, son kullanma tarihi olacak hehe” diyorsa elinizde ne varsa bırakıp arkanıza bakmadan koşmaya başlayabilirsiniz. Zira karşınızda ki kişi ya yaptığı işten hiç anlamıyordur. Ya da raf ömrünü doldurmuş kaskları piyasadan düşük fiyata toplayıp gelene gidene itelemeye çalışıyordur.

Ortalama olarak bir kaskın raf ömrü 5 yıldır. Maksimum özenle ve kazasız şekilde kaskınızı kullanacağınızı varsayarsak 3-4 sene öncesinde üretilmiş bir kask size ancak 1-2 sene hizmet edebilecektir. Bu yüzden mutlaka kaskın içerisinde veya kutusunda bulunan üretim tarihi ibaresine ekstra özen gösterin.

 
 
 

2. EL KASK

2. el kask alınmaz, alınmamalıdır. Kaskların darbe emicilikleri tek seferle sınırlı olduğundan, bir kask yere düştüğünde dış kabukta gözle görülemeyecek küçüklükte çatlaklar oluşur. Bu çatlaklar zaman içerisinde ilerleyip büyürler ve ikinci darbede çatladığı yerden kırılma ve sizi koruyamama ihtimali oldukça yüksektir.

Bu sebeple daha önce kaç kez darbe aldığını bilmediğiniz, sizi ilk kazada mağdur edecek bir kaska para ödemeniz hiç akıllıca olmayacaktır.
 
 
Kaskı ve motosikleti aldık. Ama yapılması gerekenler burada bitmiyor. Daha konforlu ve güvenli bir sürüş için gerekli olan tüm ekipmanları MOTOSİKLET AKSESUARLARI yazımızda derledik. 
 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.