ÖNCELİKLE yukarıdaki SERBEST DALIŞ (FREE DIVING) VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. YouTube Kanalımıza abone olmayı unutmayın.

Macera dolu yolculuğumuzun hikayesini henüz okumadıysanız bu yazıdan önce sizi şuraya alalım: Biz Evde Yokuz Yollarda

Bunca yıl düşünmeden sayısız nefes alıp verdik. Aslında her nefeste bir pinçik yıldız tozu yuttuğumuzu ancak serbest dalış için nefesimizi ciğerlerimize hapsedince gördük. Bir hortum gibi etraftaki bütün yıldız tozlarını dev bir girdapla içimize çekmeyi bize hocamız Memo öğretti. Bu yıldız tozlarının yaptığımız herşeyde bizi ileri götürecek tılsımlar barındırdıklarını da. Her nefes aslında insanı bir müddet yenilmez yapan, karşısında engellerin ve korkuların ufaldığı, insanın potansiyeline ulaşmasını sağlayan sıradışı bir güçmüş.. O nefesi, halı gibi yere serip, üzerinde özensizce yürüyebilir ya da bir uçan halı gibi bizi daha önce ulaşılmaz sandığımız hedeflere taşımasına izin verebilirmişiz. O üzerine basıp geçilen nefes, ışık azaldığında bir meşale gibi yanarmış, üstelik en ıslak ve havasız ortamlarda bile.

Biz Medfish Free Diving School’a geldiğimizde heyecanlı ve bunlardan bihaberdik. Bizi büyük bir fiziksel testin beklediğini biliyorduk ama diğer sporlara nazaran ne kadar içsel bir evrim de getirdiğinin farkında değildik. Okulun girişindeki Personal Best Board’a (kişisel rekor tahtası) bakarken hocaların ve ileri seviye ders alanların sadece fiyakalı rakamlarını görüyorduk. Adam tüpsüz 45 metreye inmiş, vay be! Bir başkası suyun altında 3,5 dakika nefes tutmuş, balık olmuş artık o! O 45 metre nasıl bir mavi karanlıktır, üzerindeki su basıncı nasıl vücudundan çok kendine güvenini inceltiyor tahmin edebiliyorduk. Ama, doğru nefeslenme teknikleri ile, diyaframından sinüslerine kadar yıldız tozu doldurup, 45m ve hatta daha fazlasının, santim santim aydınlatılabileceğini bilmiyorduk. Ve o deriiiiiiin nefesin öz güveni de içinden kocaman şişirdiğini… Hem de öğrenemedik zaten, o halının bizi uçurmasına müsade edebilmemiz biraz vakit aldı. Napalım, pata küte üzerine basıp geçmeye çok alışmışız.
 
serbest-dalis-1
 
İlk dersimizi sınıfta dalış fizyolojisi üzerine yaptık. Doğaya ve insan vücudunun müthiş adaptasyon yeteneğine tekrar hayran olduk. Ağız çevresindeki 4 adet sensörün su ile teması halinde, balinalar, yunuslar ve penguenlerde de olan memeli dalış refkesi tetikleniyor, ve vücud suyun altında daha uzunca dayanabilmemiz için derhal optimizasyona soyunuyor. Sınıfta sadece kafamızı bir leğene daldırarak, parmağımızdaki oksimetre sayesinde, vücudumuzun bir borsacı gibi hızlı karar vererek nasıl portföyünü düzenlediğine şahit olduk. Nabız hızla düşüyorken, kandaki oksijen seviyesi uzuuuun bir süre sabit kalıyor. Bir de, 30 metreden sonra, su basıncı altında organların ezilmesini önlemek için beyin akciğerlerin içine kan dolduruyor ve yukarı doğru çıkarken de basıncın azalması ile kanı damarlara geri gönderiyormuş! Leğenimizin derinliği bizim borsacıyı buna ikna etmeye yetmedi tabi 🙂

Beynimizin işlerine bilincimiz burnunu sokmasa herşey daha güzel olacak sanki. O zaten her türlü ince ayarı çözmüş, tam olarak ne zaman gerçekten tehlikenin başladığını, bir müdahalede bulunmak için, ne erken, ne geç, tam hangi saniyeyi beklerse elini nasıl en iyi kullanacağını biliyor. Biliyor da izin vermiyoruz işte. Korkularımız ve endişelerimiz zamanından önce paraşütleri açıp hep hedeflerimize ulaşma sürecinde kendimizi baltalıyoruz. Bir tek dalışta ve sporda değil, hayatın her alanında böyle bu. Ah bi içimize çektiğimiz yıldız tozlarınını kullanıp huzur ve sabırla karar verebilsek neler değişecek. Her nefes bir fırsat kendini aşmak için.
 
serbest-dalis-3
 
Bunu en basit haliyle, ders esnasında deneyimliyoruz. Önce hocamız nasıl en büyük nefesi alıp, en çok yıldız tozu stoklarız tekniklerini gösteriyor. Ardından, kandaki karbondioksit oranı arttıkça ve insan darlandıkça verilen insandan insan fark eden tepkileri anlatıyor. Kimisinin midesi kasılıyor, kimisine yutkunma ihtiyacı geliyor, sıcak basıyor, gibi gibi. Önce kendi semptomlarımızın ne olduğunu deneyimlemek için öğrendiğimiz teknikle kocaman bir nefes alıp başlıyoruz beklemeye. Birimiz bir 1’08’’, öbürümüz 2’15’’ civarında artık semptomlarımızı zaptedemeyerek bırakıyoruz nefes tutmayı. Konuşuyoruz aramızda, şöyle zorlandık, ben böyle kasıldım, benim şöyle midem kitlendi, patlamak üzereydik falan. Memo diyorki, şimdi onun üzerine 20 saniye fazla daha tutacağız nefesimizi. Tuttuğumuz zamana güç bela gelmişken, nasıl 20 saniye daha tutalım? İmkansız Memo!

“Kendinize müsade ederseniz, imkanlı olduğunu göreceksiniz.”Önce öğrettiği nefeslenme teknikleri ile vucudumuzu ve bilincimizi dinginliğe erdiriyoruz. Yıldız tozları ufak ufak devreye giriyorlar. Her nefesle biz gevşedikçe, ciğerlerimizde esneyip içine daha fazla hava alacak şekilde büyüyorlar ve endişeli, vır vır öten bilincimize, vücudumuz kafasında hemşire şapkası ile sus işareti yapıp bilincimizi yatıştırıyor. Kafamızı boşaltıp, sadece nefesin bize rehberlik etmesine izin veriyoruz. Artık öğrendiğimiz büyük nefes alma tekniğini kullanarak vücudumuzdaki her nefes boşluğunu tıka basa oksijenle doldurabiliriz. Kronometre başlıyor işlemeye.
 
serbest-dalis-2
 
Enteresandır ki, birkaç dakika önce denediğimizde imkanı yok, bir saniye daha fazla tutarsam çatlayıp ölürüm derken, sanki içimize birileri nefes üflemişçesine 20 saniye daha fazla nefes gerçekten tutabiliyoruz. Aslında potansiyelimiz sandığımızdan daha fazla. Bilincimizin bizi korumaya çalışırken önümüzü kesiyor. Derin bir nefes almak ne çok kapıyı açabilirmiş meğer.

Günün devamında denize çıkıp, öğrendiklerimizi suda uygulamaya başladık. İlk denemelerimizde korkularımıza yenilip çok daha erkenden bırakıyoruz nefes tutmayı. Suyun altında bilincine laf geçirmek, bağdaş kurmuş koltukta otururkenkine benzemiyor tabi.  🙂

İlk gün Medfish’ten nefesimizden büyülenmiş, 18 yaşına geldiğinde doğa üstü güçleri olduğunu fark etmiş heyecanlı tipler gibi ayrılıyoruz. Habire duvarlardan geçmek istiyor canımız. 😛 Ama akşama başka ödevlerimiz var: Yeni öğrendiğimiz kulaklarımızı eşitleme tekniğini çalışmamız lazım. Ne kadar kulaklarımızı eşitleme çalışırsak, kulak zarlarımız o kadar esnekleşirmiş. Derinlere doğru inerken basınç arttığı için, her an kulaklarımızı eşitliyor olmamız lazım. Kulak zarlarımız esnekse ve kulak basıncını eşitlemek için kullanılan tekniği iyi bir şekilde uygulayabilirsek, nefesimizi boşa harcamadan hızlıca aşağı inebiliriz. Lakin sudaki ilk dersimizde çok zaman harcadık kulaklarımızı eşitleyebilmek için. O yüzden derinlere inemeden nefesimiz bitiverdi.
 
serbest-dalis-4
 
Kulak eşitlemek serbest dalıştaki hassas konulardan. Eşitlemeyi yapmadan ilerlersen sığ sularda bile kulak zarını yırtıp sağır olabilirsin. Aslında serbest dalışın her anı hassasiyet istiyor. Pür dikkat vücudunu dinlemen, kulaklarının eşitlendiğinden, maskenin gözlerine aşırı baskı yapıp gözlerini yuvalarından dışarı zorlamadığından, GERÇEK nefes alma ihtiyacını ve vucudunun zorlanmalarını ayırt edebildiğinden ve bilincinin yerinde olduğundan emin olman lazım. Bunlar çok hassas dengeler. Vücudunu çok mu ittiriyorsun, erken mi pes ediyorsun… Hem vücudunu doğru analiz edebilmek, hem de o analizlerinın sonucunu bilincinin sana abartarak mı anlattığını, yoksa doğru mu söylediğini ayırt edebilmek gerçekten ehlilik istiyor. Bizim en büyük şansımız ülkemizdeki en ehli hocalardan biri ile serbest dalış öğrenmekti.

Serbest dalışın eğitim standartlarını belirleyen 3 büyük kuruluş var. AIDA International (AIDA) (Uluslararası Dalışı Geliştirme Birliği), CMAS (Dünya Sualtı Aktiviteleri Konfederasyonu) ve SSI (Uluslararası Dalış Okulları). Medfish’in sahibi olan hocamız Memo SSI’ın Serbest Dalış tarafında Türkiye’nin başındaki isim ve hem SSI hem AIDA sertifikalı kurslar veriyor. Serbest dalış güzel olduğu kadar tehlikeli bir spor da. Mutlaka doğru insanlarla ve iyi bir eğitim alt yapısı ile icra edilmesi gerekiyor.

Serbest dalışta sıkça dans edilen tehlikelerden biri de, sığ su bayılmaları. Kulağa çok sempatik geliyor di mi? Çoğunlukla yüzeye çıkarken son 10 metrede meydana geliyor. Hocamız ilerleyen günlerde bize videolarını izletti ve nasıl engellenebileceğini ve nasıl müdahale edilmesi gerektiğini öğretti. Allahtan öğrendiklerimizi uygulamamız gereken bir durumla karşılaşmadık. Bunu tehlikeli yapan faktör dalışı yalnız veya bilinçsiz insanla ile yapmak. Çok basit ama etkili bir müdehale tekniği var, ve bununla hızlı ve acısız bir şekilde bayılanları ayıltmak mümkün. ASLA yanlız dalmayın. Ülkemizde bundan en çok müzdarip olanlar balık kovalama hevesinde nefeslerini düşünmeden yüzeye çıkış sürelerinin uzatan derinliklere giden zıpkın balıkçıları. Zıpkın balıkçılarının hiperventilasyon denilen yanlış bir nefeslenme tekniği uyguluyor olmaları. Bu teknik dalış süresini uzattığı için malesef bilinçsizce serbest dalış yapanları arasında popüler bir teknik. İşin doğrusu şu ki, sadece birkaç saniyelik bir uzatma için insanları çok büyük bir risk alıyorlar. Beyin, nefes alma ihtiyacını kandaki oksijen seviyesine göre değil, karbondioksit miktarına göre tahlil ediyor. Hiperventilasyon tekniği bu aslında seviyeleri pozitif olarak etkilemiyor ama beyinin öyle olduğunu sanmasına sebep oluyor. Bu da korkunç bir sonuç doğurabiliyor: suyun altındayken vucudun nefes alma ihtiyacı çoktan gelmiş olabiliyor ama beyin bunu bilmiyor. Bu sefer suyun altında bayılmalar baş gösteriyor.
 
serbest-dalis-6
 
Eğitimimizin kalan 2 gününde de serbest dalışın havuz disiplinlerini olan Paletli Dinamik Dalış” (Dynamic Apnea With Fins) denedik. Hedef tek nefeste en uzun mesafeyi kat etmekti. Bu esnada balta ile ağaç keser gibi değil, bir serbest dalışçı gibi palet kullnmayı öğrendik. Havuzda yine bir başka disiplin olan Statik dalış (Static Apnea) denedik. Burada amaç su altında kıpırdamadan en uzun süre nefes tutmak. Üçüncü ve son gün artık öğrendiğimiz tüm teknikleri birbirine zincirleme günüydü: hazırlanma nefesi, büyük nefes alma, ördek dalışı, palet kullanma, kulak eşitleme, inebildiğimiz en derin noktaya inme, serbest düşüş ve yukarı çıkış ve toparlanma nefesi. Bunları hepsi ayrı ayrı üzerinde durduğumuz teknikler. Zodiac’a binip denizin derin sularına doğru açıldık. Şamandıramızı kurup girdik suya. Dediğimiz gibi kullanmayı becerirsek, hedeflerini taşıyan bir uçan halı. Bunu fark ettikten sonra biz de hemen bizi uçurması istedik ama ilk denemelerimizde bol bol istop ettirdi 🙂 Kulaklarımızı eşitleyemedik, tedirginliğimizin önüne geçemedik, o oldu bu oldu. Sonra nefesimizin ve derinliklerin sonsuz mavisinin bizi içimize döndürmesine izin verdikçe, ufak ufak havalanmaya başladık. 1-2-3 derken 13 metreler kolay gelmeye başladı.

Her fethedilen metre, yeni hedef demek. Her yeni hedefse, yeni bir fiziksel ve psikolojik süreç. Her +1 santimetre, denizden çok, kişinin kendi içinde kat ettiği derinlik. Çünkü her santim yeni bir fiziksel bir direnç, ve o direnci göstermesi için vücudu ittirecek mental güce ihtiyaç duyuyor. O derece yıldız tozu yutmak çok zor. Çok büyük saygı duyduk serbest dalışçılara.

Bu videoyu İzlesene.com kanalımızdan izlemek için tıklayın.

MEDFISH FREEDIVING SCHOOL
Websitesi / Facebook / Twitter

YER
– Gündoğan, Bodrum, Muğla
NE GETİRMEK GEREK?
– Medfish’in sağladığı serbest dalış malzemeleri:
Serbest dalış maskesi, snorkel, balık adam kıyafeti, ağırlık, şamandıra
– Getirmeniz gereken deniz malzemesi: mayo, havlu, güneş kremi
SERBEST DALIŞ NE ZAMAN YAPILIR?
Yılın her zamanı doğru ekipman ile yapılabilir.
NE KADAR ZAMAN AYIRMAK GEREKLİ?
Kursuna göre değişmekte. Örneğin SSI’ın 1.seviye sertifika programını tamamlamak için 3 gün’e ihtiyacınız var. Ama fikir edinmek isteyenler için tek günlük temel eğitim de var.
ÖNEMLİ:
– Solunum yollarınız ve kulaklarınız bir şekilde tıkalıysa (alerji, sinüzit, grip) ya da normal hissiyatından farklı ise bu durumu gelmeden mutlaka belirtin. Kulaklarınızı eşitleme güçlüğü ile karşılaşıp derinlere inemeyebilirsiniz. Kursunuzu başka bir zamana ertelemek daha doğru olabilir. Bazen bu tıkanıklıkları fark etmeyebiliriz. Bu klima sezonunda sıkça yaşanan bir durum. O yüzden kurs öncesindeki hafta boyunca klimadan uzak durulması önerilir.
SERBEST DALIŞTAN SONRA UÇABİLİR MİYİZ?
– Evet! Tüplü dalışa kıyasla en güzel avantajlarından.
Neden olduğunu anlatalım:
– Tüplü dalış esnasında basınç nedeniyle tüpümüzdeki gazlar sıkışıyorlar. Bu yüzden her nefeste, deniz seviyesindeki normal nefesimize göre çok daha fazla hava soluyoruz. Tüplü dalış sırasında vücudumuza fazlaca aldığımız gazlardan biri de azot. Bu azot birikimi dalışın hemen ertesinde uçmayı tehlikeli kılıyor. Oysa serbest dalışta, deniz seviyesinde tek nefes alıyoruz. O yüzden azot birikimi olmuyor ve hemen ardından rahatça uçabiliyoruz.

12 Yorum

  1. cem açıksöz

    yazıyı okurken yaşamayı yaşarken uçmayı hissettim süper di :))) tebrikler…..

    Cevapla
  2. Spearosapien

    Bumerang Ödülleri Ödül Gecesinde bir çok insan ile tanıştık, hatta yakın zamanda Memo’dan (Arıkök) SSI eğitim alan bizevdeyokuz.com ile tanışma fırsatım oldu. Duygu Şar & Bilgehan Çelik çok tatlı iki insan.. Çok

    Cevapla
  3. Gökhan Şenses

    Sualtı’nın büyüleyici dünyasına hoşgeldiniz. 🙂 Güzel yazınız ve videonuz ile insanları sualtına yaklaştırdığınız için ayrıca teşekkürler.

    gokhansenses.com

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.