ÖNCELİKLE yukarıdaki TÜPLÜ DALIŞ (SCUBA DIVING) VİDEOMUZU izleyiniz. Aşağıdaki yazılarda da detayları okuyabilirsiniz. YOUTUBE KANALIMIZA abone olmayı unutmayın.

Yüzerken denizin içindeki yaratıkları düşünüp bir garip olanlardansanız, bu yazıyı okumak konusunu iki kere düşünün. Sonra şezlong güzeline terfi edebilirsiniz. 🙂

Türkiye’de Tüplü Dalış (Scuba Diving)
Pek çaktırmasa da aslında bu bir müjde! Biz ülkemizde yaptığımız dalışlardan sonra denizlerimizin artık boş olduğunu görüp, üzülmüştük. Üniversite dalış klüpleri akın akın Kaş’a gelse de, tüplü dalış yapan kimle konuşsak “Türkiye’de Kaş’ta dalınır” dese de, pek ikna olmamıştık. Biraz eş-dost ısrarı, biraz yanılmış olma umudu, biraz da NaturaBlue faktörü devreye girince giydik dalış kıyafetlerini yine.

NaturaBlue ve Düşler Akademisi
NaturaBlue faktörü nedir hemen anlatalım. Facebook sayfamızı takip edenler bilirler; Kaş’ vardığımız ilk birkaç gün Düşler Akademisi’ndeydik. Düşler Akademisi, köy enstitüsü ruhunu taşıyan, gönüllülerin çalıştığı, engelli ve sosyal dezavantajlı bireylere destek olmak üzere kurulmuş, kar amacı gütmeyen bir oluşum. Bu kişilere sanat ve spor yolu ile toplusal hayata dahil olma imkanları yaratıyorlar. Detayları aşağıdaki bağlantıda:

TATİLİNİZDE TOPLUM GÖNÜLLÜSÜ OLUN – DÜŞLER AKADEMİSİ

Bu gayretlerine bedel gözetmeden destekte bulunan Yusuf Abi’nin dalış okulu NaturaBlue, bugüne kadar binlerce fiziksel ve zihinsel engellinin tüplü dalış yapmasını sağlamış. Haliyle, hayali gerçeğe, imkansızı imkanlıya dönüştüren bu Gandalf kimdir tanışmak, muhabbetinden kendimize bir iki pay çıkarmak istedik. Denizin altındaki en büyük balık böyle insanlarla tanışmak. Hem mutluluk, hem de ilham veriyor insana.
kas-turkey-scuba

Yusuf Abi’yi bulunca hemen çöktük yanına hevesli hevesli, aklımızda bin tane soru. Sezonda değiliz ya, sanıyoruz ki sezon bitti, Yusuf Abi bize kalacak. 🙂 NaturaBlue’nun gemisi sevenleriyle dolu, Yusuf Abi’nin de başı kalabalık. Araya bir iki soru sıkıştırabildik: Yarın neler görmeyi bekleyebiliriz? “Yarın ki havaya ve tekne kalabalığına göre belirleyeceğiz nereye gideceğimizi. Ona göre de ne görebileceğimiz değişir. Ama artık dipler soğuk olduğu için, kaplumbağalar yukarılara doğru çıktığından her şekilde Caretta göreme ihtimalimiz çok yüksek.” Yaşasın!

TATİLİNİZDE CARETTA CARETTA’LAR İÇİN GÖNÜLLÜ OLUN – DEKAMER

Yalnız hava pek bir kararsız. Gündüz yaz, akşamları da ayaz yaşıyoruz. Menapozlu annelerimizle empati yapmak için bire bir. Gündüz denizde cup cup yüzen biz, akşamları dışarda oturmaya çekiniyoruz. Sonra Kaş’ın ünlü meyhanelerine oturunca terkar yaza bağlanılıyor tabi. 🙂

Kaş’ta Tüplü Dalış (Scuba Diving) Noktaları
Sabah erkenden kalkıp birşeyler atıştırıyoruz ki, dalarken sonra rahatsız etmesin. Bir gün önce Kaş’ta çok kez dalan arkadaşlarımızla konuşmuş, hepsinden farklı dalış noktaları ile ilgili güzel yorumlar duyuyoruz. Kafamız karışık, Kaş’taki 21 dalış noktasından bahtımıza hangi nokta çıkacaksa sevinecek gibiyiz.

kas-scuba-diving-turkey-

Birisi diyor, “Neptün’e gidin. En enteresan yer orası. Balık anlamında çok birşey beklemeyin ama su altı oluşumları uzay gibi. Ama ben deniz canlısı görmek istiyorum dersen Oasis çok iyi”.
Diğeri diyor, “Flying Fish’e gidin. 2. Dünya Savaşı’ndan kalma bir İtalyan uçak batığı var. Pervaneleri bozulmadan üzeride duruyor. Etrafına saçılmış bir sürü patlamamış cephanelik var! Kesin görmelisin!”
Öbürü, “Ya o da birşey mi! Burada taa MÖ 1300’den kalma Uluburun batığı varken o da birşey mi! Likya’dan, Osmanlı’dan kalma müthiş arkeolojik batıklar var. Asıl onları kaçırmamak lazım.”

Masada akyalar, orkinoslar, barakudalar, koca koca avcı balıklardan bahsediliyor. Çok heveslenmeye korkuyoruz bir yandan ama olan oldu, içimiz kıpır kıpır.

Zaten bütün dalış noktaları çok yakın, tekne ile 15-20 dakikada varılıyor. Kıyıdan burnumuzu uzatınca nereleri kalabalık belli oluyor. Hop bir posta noktayı eliyoruz. Şansımıza rüzgar da yok, görünürlük her yerde yüksek. “O zaman Kanyon’a gidiyoruz.” Bu çok güzel oldu işte! Dün resimlerini gördüğümüzde wow demiştik.

1. Dalış: Kanyon
Tekne giderken dalış noktası ile ilgili bilgiler alıyoruz: “Kanyon iki 17 metre dimdik düşen duvarın dar bir “V” yapması ile oluşur. Tepe noktası 5 metreden başlar, tabanı 22 metrededir. Kanyonun iç tarafında kırmızı karidesler ve mercanlarla kaplı dar bir mağara var. Ender de olsa burada avlanmaya gelmiş Akdeniz Foku görmek mümkün. Kanyon’un sağ duvarını takip ederek 1968’de kıyıya vuran, daha sonra bir fırtınada batan Dimitri-Pamuk batığına varacağız.”

antalya-scuba-diving-kaş-tüplü-dalış

Daha tulumları giyerken varıyoruz. Bizim dışımızda 1-2 tekne daha var. Yusuf Hoca’nın liderliğinde 6 kişi dalıyoruz. Ekipteki dalgıçların apoletleri bol yıldızlı. Mısır’dan Maldivler’e, her yerde dalmışlar, denizin bütün lunaparklarına gitmişler. Dalış yaşam tarzları olmuş. Yaz-kış dinlemeden her haftasonu dalıştalar. Donmuş göllerden, açık deniz batıklarına her türlü enteresan dalışı yaptıktan sonra Kaş’ı nasıl buluyorlar korkarak soruyoruz. Hoş, boynumuza kadar suya gömülmüşken sorsak ne fark eder, sormasak ne fark eder. 🙂 Yine de içimize su serpen bir cevap gelmesine sevindik tabi, “ Buraya deniz canlıları görmeye değil, başka bir kafayla gelmek lazım. Burası harika bir su altı müzesi. Bir sürü gerçek batık var. Suyun altında tarih yatıyor. Dünyadaki en iyi 50 dalış yerinden birisi olarak gösteriliyor Kaş. Bunun sebebi küçük bir alanda çok sayıda ve çeşitte dalış imkanın olması, karaya çok yakın olması, suyun altı kadar, üzerinin de renkli olması. Kaş’ta yapılacak bir ton şey var. Deniz canlıları bakımından çok büyüleyici olmasa da şansın yaver gitti mi de gider. Köpekbalığı da görürsün, vatoz da. Ama bu kanyon iyidir, beğenirsiniz.”

Tekneden atladıktan sonra, oksijen ekonomisi yapmak için bir müddet suyun üzerinde palet vuruyoruz. Hocamız hatırlatıyor, “”Bu dalışta bazı yerlerde akıntı güçlü olabiliyor. Benim rehberlğimde iki parmağınızla tutunarak ilerleyin. Kendizi çekmek için dalganın çekilme hareketini bekleyin ki efordan ve oksijenden tasarruf edin.”

Keşke şansımız yaver gitse de köpekbalığı görsek. Ceketlerin havasını boşaltırken maskemizin suya batan kısmından gözlerimiz köpekbalığı arıyor. Olmadı, vatos. O da olmadı, fok. Hiç yoksa Caretta. Kanyonun içinde giderken batığın üzerinde üçünü birden görsek, tekneye çıkıp, biz artık bitirdik, bundan sonra dalmamıza gerek yok desek. 🙂 Olmaz mı? Olur. Her dalış bir piyango bileti sonuçta. Biliyorsun, denk gelme ihtimali çoook düşük de olsa insanın hayal gücünü bile zorlayan bir ikramiye var. İstatistiki olarak nerdeyse imkansız görünse de, o mini minicik ihtimal yok mu… Ya çıkarsa? Düşünsenize, Karadeniz’de beyaz balina görmek ne kadar imkansız, ihtimal dışı. Ama hatırlasanıza 1993 yılında Karadeniz’de dolaşan beyaz balina Aydın’ı. O zamanlarda dalan birileri, maskesi suya gömüldükçe vurmuştur belki büyük ikramiyeyi. Bazen hayat torpil yaptı mı da, yapıyor hani…

Az hayat, ama güzel görseller bekleyerek daldığımız kanyon da, bize hoş bir torpil yaptı. Kocaman bir gümüş balığı sürüsüne denk geldik. Temmuz-Ağustos aylarında buraya yazlıkçı gibi uğrayan gümüşler, full kadro oradalardı. Pırıl pırıl sürü otoyol, kenarındaki piknikçiler gibi dalgıçlara aldırmadan keyiflerine devam ettiler. Sonra adını bilmediğimiz türlü balık gördük. Beklentilerimiz o kadar körelmişti ki daha önceki yerlerde, çok güzel bir sürpriz oldu.

Kanyon’a diyecek yok. Gerçekten çok güzel bir oluşum. Fotograflarındaki kadar güzel ve etkileyici. Kaş’taki en medyatik dalış noktası olduğu kadar var. İçinden geçmek de çok hoş bir his. Su altında wingsuit yaparmış gibi.

Batıklar her zaman ilgi çekici dalış noktaları. Ancak dalış amacı ile bilinçli batırılan gemilerde bu tat yok. İnsanın hayal gücünü coşturmuyor, ya da duygularını harekete geçirmiyor. Burada ise çok şeyler geçirmiş bir enkaz yatıyor. Kocaman cüssesine yenilmiş, denizleri domine etmekten, şimdi, denizin onu domine etmesine izin vermiş… Ama üzgün değil, bilge. Dibe vurup, hayata sil baştan başlayanlardan. Şimdi balıkların evi. Kendini yeniden yaratanlardan.

Akıntıdan korunaklı bir yer bulup, orada decomuzu da yaptıktan sonra çok mutlu bir şekilde yüzeye çıkıyoruz. Kaş’a gelmişken buraya dalmak lazımmış gerçekten.

Teknemiz öğle yemeği için Kaş’a dönüyor. Ne de olsa hemen şurası. Hem günde tek dalış yapmayı sevenler için, hem de Kaş’ın restaurantlarını kaçırmak istemeyenler için harika. Yanlız coşup, yemeği çok abartmamak lazım tabi.
sea-turtle-caretta-caretta-turkey-kas
2. Dalış: Fener
2 gibi tekneye dönüyoruz. Bir Kaş klasiği olan öğleden sonra rüzgarı esiyor. Normalden biraz daha kuvvetli. Bu kötüye işaret, muhtemelen görünürlük düşecek. Fener’e demirliyoruz. Birkaç gündür dalan bir grup dalgıç artık Caretta’ya doymuşlar, biz ise daha uzaktan bile görememiştik. Ayrılmaya karar veriyoruz. Daha kalabalık olan o grup, Yusuf Hoca ile adanın güneybatısından dolaşacaklar. Burayı mesken edinen barakudaları bulmayı deneyecekler. Biz de çok istiyoruz barakudaları görmeyi ama seçmek zorunda olduğumuz için şansımızı Caretta’dan yana kullanıp, onların uğrak yeri olan adanın kuzeydoğusunu dolanacağız.

Suya atlar atlamaz görünürlüğün hatrı sayılır şekilde düştüğünü görüyoruz. Balıklar bile bu işe bozulup gitmişler. Suyun altı bomboş, sanki bir havuz gibi. Burada Kanyon’daki gibi güzel oluşumlar da yok ki bakalım. Sanki herşey burayı terk etmiş. 20 dakika kadar hiç birşeye rastlamadan yüzüyoruz. Bu sefer attığımız zarlar tutmuyor. Tam bir Bodrum dalışına dönmek üzereyken hocamız ilerideki Caretta’yı işaret ediyor. Son dakikada düşeş atıyoruz yine. O kadar bekledikten sonra, tam da vazgeçmek üzereyken hapur hupur yemek yiyen kaplumbağayı görünce gülümsüyoruz. Ağzında regulatör, gözünde maske ile gülmek pek bi zor. Heyecanımızı anca yunus gibi anlamsız sesler çıkararak birbirimize gösterebiliyoruz. “İiiiiii” diyor Bilge, yani harika birşey bu. “Uuuu” diye cevaplıyorum. Anlıyor başını sallıyor, evet, evet, büyük ikramiyeyi vuramadık ama amorti çıktı. 🙂

Tam tekneye dönerken bir de suyun altında gelin ve damat görmez miyiz! Hadi yine iyiyiz, artıya geçtik yine 🙂

scuba-bride-su-altı-gelin-tüplü-dalış
Geri Dönüş
Gündüz dalışımızda sudan çıktıktan sonra pek üşümemiştik (yine de su kesinlikle daha sıcaktı), ama artık artan rüzgar ıslak ıslak üşütüyor. Güneşte bir yer bulup, havluları sıkıca sarıyoruz üzerimize.

Sonuç
Kaş gerçekten Türkiye’nin dalış için en iyi yeri. Bir Kızıldeniz tabi ki değilse de, beklentiler doğru ayarlandığında buradan çok mutlu ayrılıyor insan. Kaş’ın kendine göre çok avantajı da var. İşte Kaş’a dalışa gelmek için 10 neden:

  1. Suyun altındaki M.Ö. 1300’den günümüze uzanan tarih
  2. Caretta görme ihtimalinin yüksekliği
  3. Kanyon’un fotojenikliği
  4. 21 farklı dalış noktasının olması
  5. Hem uçak, hem de gemi batıklarının olması ve bunların gerçek batıklar olması
  6. Tecrübeli ve profesyonel dalış okullarının olması
  7. Öğle yemeklerinde karaya dönülmesini isteyenlere yarım gün dalma imkanı vermesi
  8. Deniz canlılarını görmek için Türkiye’deki en iyi yer olması
  9. En az suyun altı kadar üzerinin de renkli olması
  10. Küresel ısınma sayesinde tropik renkli balıkların ender de olsa bizim sularımıza uğrar hale gelmesi 🙂

Maskeniz buğusuz, tüpünüzün havası bitmek bilmez, piyangonuz büyük “Uuuu”lu olsun 🙂

NATURABLUE DALIŞ MERKEZİ
Websitesi

KİME UYGUN?
– Herkese. Daha önce hiç dalmayanlara da hoca eşliğinde dalış yaptırabiliyorlar. Ama brövesi olanlar için çok daha fazla seçenek var tabi.
NE GÖTÜRMELİ?
– Mayonuz üzerinizde olsun. Çantada da yedeğiniz.
– Ders aldığınız okul size ihtiyacınız dalış ekipmanını sağlıyor: Wetsuit (dalış elbisesi), palet, maske, tüp ve yelek.
– Konforunuz için güneş gözlüğü, havlunuz ve güneş kreminiz yanınızda olsun. Kasım’da bile baya yakıyor.
– Tekneler öğle yemeği için karaya döndüğü için yemek getirmeye gerek yok ama isteyenler sularını & atıştırmalıklarını kapsınlar.
GİTMEDEN?
– Rüzgar ve hava durumuna bakın. Lakin rüzgar ve yağmur görünürlüğü çok düşürüyor. Hatta imkanınız varsa, rüzgarlı veya yağmurlu bir gün geçtiyse, hemen ertesi gün değil, bir sonra ki gün dalın.
NE ZAMAN?
– Deniz canlıları sabahları daha aktif olduğundan öğleden sonraya nazaran daha çok şey görürsünüz. 😉
– Yazın Kaş, tekneler ve deniz çok kalabalık. Sonbaharda hem kalabalıkları atlatabilirsiniz, hem de derin sular soğuduğu için daha yukarı çıkan canlıları görebilirsiniz. Ama 29 Ekim’den sonraya bırakmamakta fayda var çünkü bir çok işletme sezonu Cumhuriyet Bayramı sonrası kapıyor.
HANGİ DALIŞ NOKTASI?
– Yazıda da belirttiğimiz gibi, farklı noktalarda birbirinden çok farklı deneyeimler yaşıyorsunuz. O yüzden seçmek zor ama, biz Kanyon’u, uçak (Uçanbalık Bankosu) ve gemi (Ulubey ve Pamuklu) batıklarını, biraz uzak olsa da Kaş’ın en güzel duvarı olarak görülen Sarı Ot’ta dalmanızı tavsiye ederiz
– Bazen okullar bir gün önceden karar veriyor nereye gideceklerini, bazense dalış günü dalış noktalarındaki kalabalığa bakıp karar veriyorlar.
TAVSİYE
– Aman Kaş’ın yemeklerine kaptırıp çok yemeyin. Aynı şekilde ağır yemekten kaçının. Hem teknede, hem de dalışta rahatsız olursunuz. Boş mide ile de deniz tutat. Arasını bulmak lazım. Mümkünse dalmadan 2 saat önce sofradan kalkın.
ÖNEMLİ: Biliyorsunuz, kulakları eşitlemek dalış için kritik. Kaş’ın çılgın sıcağında açılan klimalarsa bunun baş düşmanlarından. Sinüs ve kulaklarınız hassassa dalmadan önceki günlerde klima kullanmamanızı ve rüzgarda kalmamanızı şiddetle tavsiye ederiz.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.