Merak etmeyin, ne parklarda, garlarda yatın, otostop çekin diyeceğiz, ne de milyonda 1 kişinin yakaladığı “20 Lira’ya Avrupa’ya uçun” gibi ihtimal dışı kampanyaları yakalayın gibi pembe masallar anlatacağız. Kendi hayatımızda gezilerimizi ucuza getirmek için kullandığımız, işe yarayan ve herkesin kullanabileceğini düşündüğümüz önerileri derlemeye çalıştık.

Öncelikle, ucuza gezmek para harcamadan, bedava gezmek değil, zaten dünya da öpücükle dönen bir yer değil (keşke). Burada konumuz; konforu nasıl daha ucuza mal ederiz. Yani mesele masrafları doğru yerlerden kısarak tasarruf edip, asıl yaşanmak istenenler için para arttırmak. Uçak bileti, konaklama, alışveriş, eğlence gibi ana harcama kalemleri nasıl daha ucuza mal edilir onları anlatacağız.


Not: Gezmek için ideal şartları yaratmak isteyenler için bunun takibinde iki tane daha kritik konuyu çözüme kavuşturan yazımız var:
1. İnternetten Para Kazanma Yolları
2. Gezerken Yapabileceğiniz İşler. (Yolda. Bizi bekleyin anacım.)
 
 

YOLA ÇIKMADAN

 

1. ARTIWAY – Harcadığınız paranın bir kısmını nakit olarak geri kazanın 

Artıway internet üzerinden yaptığınız alışverişte harcadığınız paranın belirli bir yüzdesini size nakit olarak geri veren bir websitesi. O yüzdenin kaç olduğu markadan markaya değişiyor (ama ne zaman girseniz o indirim orada sizi bekliyor, kovalamıyorsunuz). Mesela eğer booking.com’dan otel rezervasyonu yaparsanız %4 kazanıyorsunuz da, hotels.com’dan yaparsanız %3 gibi. Bu seyahat ederken önemli bir bütçe aracı çünkü günün sonunda gittiğiniz şehirdeki bir aktiviteyi yapıp yapmamayı seçebiliyorsunuz, ama paşa paşa bir yerde konaklamak gerekiyor. Araba kiralama ve havayolu şirketleri de paranızın belli bir yüzdesini geri alabiliyorsunuz ama en güzel indirimler konaklamada. İşin özeti: Bu tip seyahat ihtiyaçlarınızı Artıway üzerinden yapmak karlı oluyor.

Sistem şöyle işliyor:

Artıway’a kayıt oluyorsunuz (Facebook connect de var, yuppi!). Sayfalarında anlaşmalı oldukları Tatil.com’dan, Expedia.com’a bir sürü yerli ve yabancı turizm şirketi var. Hangisinden alışveriş yapacaksınız ona tıklıyorsunuz, o şirketin sayfası açılıyor. Her zaman yaptığınız gibi alışverişinizi gerçekleştiriyorsunuz, o kadar. Yani ekstradan yapmanız gereken bir şey yok. Gerisini iki firma kendi arasında çözüyor, ve sizin de paranız hesabınıza yatıyor. Kritik olan nokta Artıway’den tıklayarak o mağazaya gitmeniz. 

Duygu’nun şahsi notu:

Şimdi özgür gezgin ayağı yapıyormuş gibi olmayayım, ben hala “8 sene aynı t-shirt’ü giy ama dünyayı gez” diyebilecek kadar kendimi sistemden koparamadım, hala dünyevi zevkleri kovalıyorum. Artıway’de yerli ve yabancı moda ve sağlık & güzellik & yeme içme & teknoloji markası da var; Asos, Lidyana, MAC, Samsung, D&R, Teknosa gibi… Bu tip harcamalar için de Artıway karlı bir araç. Valla ben hayata şöyle bakıyorum; konu sadece gezmek değil, hayata özenerek de yaşamak.

Önemli:

Artıway‘e bu linkten kayıt olursanız 10 TL kazanıyorsunuz.
 

2. EKONOMİK ÜLKELER – Çok güzel ucuz ülkeler var 

Üniversite yıllarında Avrupa’yı gezmek birçok anlamda çok güzel bir tecrübeydi ama şu anki aklımız olsaydı aynı bütçeyle krallar gibi gezeceğimiz Güneydoğu Asya’ya giderdik. Şöyle anlatalım: Biz 3 yıl önce Tayland’a gittiğimizde konaklama + yemek için 2 kişi totalde günde 50 TL harcıyorduk, yani kişi başı 25 TL. Hem de sade ama konforlu geziyorduk: pansiyon tarzı özel odalarda kalıyor, lüks olmayan ama tatlı cafelerde harika yemekler yiyorduk. 3 sene için de fiyatlar artmış ve TL oldukça değer kaybetmiş olsa da yine Avrupa fiyatları bayağı HAŞIRT kalıyor: Roma’da hostel yatakhanesinde kalmak için tek kişinin verdiği fiyat 60 TL, Stockholm’de ise iyi ihtimalle 90 TL. Bir McDonalds menüsü 25-30 TL civarında. İkisi arasında dağlar kadar bütçe ve konfor farkı var. Yani İtalya’daki 1 haftalık konforu minimumdaki seyahat bütçeniz ile Tayland gibi bir ülkede 1 ay ve lüks değil ama konforlu gezersiniz, üstelik çok daha unutulmaz deneyimler yaşarsınız. Önerebileceğimiz bazı ucuz ve güzel destinasyonlar:
Asya’da: Tayland, Filipinler, Kamboçya, Vietnam, Nepal, Hindistan
Avrupa’da: Romanya, Karadağ, Çek Cumhuriyeti
Latin Amerika’da: Peru, Bolivya, Uruguay
Afrika’da: Güney Afrika
 

3. VİZESİZ GİDİLEN EN GÜZEL ÜLKELER – Vizeye harcayacağına kendine harca 

Vize almak hem masraflı, hem de meşakatli bir şey. Üstelik vermezlerse de paranız yanıyor. Schengen vizesi iyi ihtimalle 80 Euro, İngiltere vizesi 113 USD, bugünün kuruyla 450 TL. Birşey diyeceğim; siz o parayla Tayland’da 1 hafta çatır çatır gezersiniz. Ayrıca, vize ile gidilen ülkeler genelde pahalı ülkeler, vizesiz gidilenlerse genelde ucuz ülkeler. Yani hem gitmek için daha az para harcayacaksınız, hem de gezmek için. Nereleri tavsiye edersiniz diye sorarsanız Vizesiz Gidilen En Güzel Ülkeler yazımızda herşeyi anlattık. Vizesiz Ülkelerin tümü için de buraya tıkılayın.
 

4. YÜKSEK SEZONDA GİTMEYİN   

Öncelikle her yerin yüksek sezonu aynı değil. Gitmeden önce nereye ne zaman gidilir bir araştırın. Finlandiya’ya Mart ayazında kim gidecek diye düşünürsünüz, bilmezsiniz ki kuzey ışıkları sezonudur ve aslında uçaklar vs full çekiyordur. Mutlaka gideceğiniz ülkeye ne zaman gidilir araştırın. Yüksek sezondan kaçınmak sadece bütçe için değil, keyifli geçmesi için de önemli. Roma’da Ağustos ayında mercekle İtalyan ararsınız. Çünkü millet yazlıklarına kaçmıştır, kalanlar da turist sürüsünden görünmüyordur. Aman böyle dedik diye aman Eylül’de yarı yarıya düşen biletlerle hoplaya zıplaya Tayland’a da gitmeyin. Muson yağmurlarından burnunuzu dışarı çıkartamazsınız. O yüzden nerenin iyi sezonu kötü sezonu ne zaman bakın, geçiş dönemlerini (Shoulder Season) tercih edin (Bodrum’a gidecekseniz Eylül’ü tercih etmek gibi).
 
 

ULAŞIM


5. UCUZ UÇAK BİLETİ – Hava yollarını alt etmek için sağlam tüyolarımız var 

20 TL’ye değilse de, ucuza uçak bileti bulmak mümkün. Hatta bu konuda bayağı uzman olduk.  Hava yolları dijital izlerinizi takip edip ona göre fiyat verme de az çakal değiller, ama biz de onlardan az çakal değiliz şimdi. Bir maddede anlatılamayacak kadar çok tüyomuz olduğundan onları yukarıda linkini verdiğiz yazıda toparladık.
 

6. INTERRAIL – Bir biletle tüm Avrupa’yı gezin 

Interrail artık ağızlara sakız oldu, herkes biliyor o yüzden çok detaylı anlatmayacağız; yine de kısaca şöyle: Interrail tek bir bilet ile Avrupa’da belli bir süre içinde sınırsız gezmenizi sağlayan tren bileti. Aslına bakarsanız Interrail pek de ucuz birşey değil, sadece Avrupa’da çok ülke gezecekseniz uçağa kıyasla çok daha avantajlı o kadar. Örneğin; 1 ay boyunca sınırsız trene binme imkanı sağlayan bilet yetişkinler için 626 Euro, gençler içinse 479 Euro. Ama zaman ve ülke sınırı koyarak çok çok daha ucuza mal edebilirsiniz.  Buna ek olarak sadece Balkan ülkelerinde geçerli Balkan Flexipass ve sadece Yunan Adaları’nda geçerli (Tren değil feribot kullanıyorsunuz) Interrail Greek Islands Pass var.
 

7. BLA BLA CAR – Başkalarının arabalarında yolculuk edin

Bla Bla Car bir yolculuk paylaşım platformu. Örneğin; Hans kardeşimiz Berlin’den Frankfurt’a arabasıyla gidecek ve arabadaki koltukları boş. Hemen bu koltukları Bla Bla Car üzerinden satışa çıkartıyor. Diyor; ben şu tarihte şu saatte Berlin’den yola çıkıyorum, şu güzergahtan geçerek Frankfurt’a gideceğim ve güzergahım üzerinde bir yerden sizi alıp yine güzergahım üzerinde bir yere sizi x Euro karşılığında oraya bırakabilirim. Yani illa Berlin’den Frankfurt’a gitmeniz gerekmiyor, güzergah üzerindeki herhangi bi noktadan indi bindi yapabiliyorsunuz. Fiyatlar tren, otobüs gibi toplu taşımalara kıyasla çok karlı olabiliyor. Aynı zamanda oralı bir arkadaş edinmiş oluyorsunuz. Belki bi de yolda bi frankfurter molası da verirsiniz 😀 Bla Bla Car malesef Türkiye’den şirket olarak çıktı ama hala platform aktif. Onu da kapatırlar mı bilmiyoruz ama özellikle Avrupa’da çok popüler ve bayağı aktif.

Sizin altınızda bi araba varsa, siz de aynı şekilde koltuklarınızı satabilirsiniz. Biz de kendi arabamızdaki koltukları Bla Bla Car’a koymuş ve süper insanlarla sürprizlerle dolu yolculuklar yapmştık. İzlemek için tıklayın: Bla Bla Car ile Kapadokya, Bla Bla Car ile İstanbul 
 
 

EKONOMİK KONAKLAMA

 

8. ARAÇ KİRALAMA  – Yok yok, yanlışlıkla konaklamaya koymadık 🙂 

Araç kiralama ve benzinin ucuz olduğu bazı ülkelerde (mesela Romanya gibi) araç kiralayarak gezinizi çok daha ucuza getirmeniz mümkün olabiliyor. Çünkü eğer altınızda araç varsa, şehirde göreceğinizi görüp, yapacağınızı yapıp, uyku vakti geldiğinde de ertesin gün gideceğiniz yerin güzergahında şehrin dışında bir otelde kaldınız mı çok tasarruf ediyorsunuz. Şehir içi ve şehir dışı konaklama fiyatları neredeyse yarı yarıya fark ediyor. E, zaten şehir içi ve şehirler arası ulaşım için de para harcıyorsunuz. Bazen araç kirama + şehir dışında kalma kombinasyonu toplu taşıma + şehirde konaklama’dan çok çok daha ekonomik oluyor. Yanlız Paris, Cenevre, Londra gibi büyük Avrupa şehirlerinde sokakta park edilemiyor, otopark ise çılgın pahalı. O, aklınızda olsun.

Tüyo 1 : Expedia.com‘dan uçak+ araç kiralama + konaklama , araç kiralama + konaklama ya da uçak+ araç kiralama gibi paket servis satın alabiliyorsunuz, paket olunca da tek tek yapmaktan daha ucuza gelebiliyor.
Tüyo 2: Expedia’yı da Artıway üzerinden kullanırsanız ayrıca %4 kazanıyorsunuz. 
 

9. BOOKING‘İN GENIUS İNDİRİMİ – “Sev beni, seveyim seni”

Booking.com’da her zaman otellerin liste fiyatına kıyasla daha iyi fiyat buluyorsunuz ama asıl anlatacağımız o değil. Booking.com sev beni seveyim seni sistemi ile çalışıyor, yani eğer rezervasyonlarınızı booking.com üzerinden yaparsanız, belli bir zaman sonra size özel %10 ila %50 arasında değişien indirimler çıkarmaya başlıyor, buna da “Genius İndirimi” diyor. Sanırım bu fiyatları otellere kestiği komisyondan feragat ederek veriyor olacak ki birkaç kere otel resepsiyonları ama nasıl olur, bizim böyle bir fiyat politikamız yok diye kaldı. 🙂 Merak etmeyin, hiç sıkıntı olmuyor, bir kere rezervasyon yapılmış olduğu için paşa paşa o fiyattan odanızda kalıyorsunuz. Genius indirimiz olmasa bile, biz Booking.com’u kullanmanızı çok tavsiye ederiz çünkü günün sonunda oteli notlayacağınız için oteller sizi memnun etmeye çok daha fazla özen gösteriyorlar. Tecrübeyle sabit. 

Tüyo 1: Booking’in de Artıway ile anlaşması da var. Oradan da bi %4 kardasınız.
Tüyo 2: Genelde o gün odalarını dolduramayan oteller son dakika indirimine çıkabiliyor. Otel olayını son dakika çözmek sizi strese sokmayacaksa etkili bir yöntemdir, candır. 
Tüyo 3: Özellikle Asya destinasyonlarında Booking.com yerine Agoda.com çok daha iyi fiyatlar veriyor. Bu arada Agoda, Booking, Kayak hepsi aynı grubun şirketi. Nasıl oluyor bizim de çok fikrimiz yok.
 

10. HOSTELLER – Yatakhane ve pansiyon tipi odalar

Foto: nomadsworld.com

Uzun tura çıkan insanların büyük çoğunluğu hostellerde kalıyor. Hosteller içinde yatakhane ve özel odalar bulunan misafirhane tarzı sade konaklama opsiyonları. Temel prensibi ucuza konaklama ama aslında müthiş bir sosyalleşme ortamı da. Zaten gezmenin temel prensibi dışarıda sokakta olmak, otel odasında durmak değil, o yüzden sade, temiz ve ucuz hosteller popüler opsiyonlar.

Yatakhane

Tahmin edersiniz ki yatakhanede yatak kiralamak özel oda kiralamaktan daha ucuz. Genelde herkes oda arkadaşlarına saygı gösteriyor ama sabahın 4’ünde kafası bi dünya, “‘Cause Uptown Funk gon’ give it to ya, Saturday night and we in the spot, Don’t believe me just watch” söyleyerek odaya dalan Bruno Marslar da olabiliyor tabi. 🙂 Biz herşeyi o gezinin bir parçası olarak gördüğümüzden bunları çok takmıyoruz, başımıza gelen herşey aslında maceranın bir parçası aslında. Odalarda genelde kilitli dolaplar da oluyor. Eşyalarınızı güvene alabiliyorsunuz.

Özel oda

Yine de yer bulabilirsek biz özel odaları tercih ediyoruz. Özel odalar da iki tip oluyor; özel banyosu olan ve ortak banyo kullanımlı. Ortak banyolu olanlar tabi ki daha ucuz. Çoğu zaman kadın – erkek banyoları ayrı oluyor, ama bazen de karma. Keza yatakhaneler Asya ve Avrupa’da genelde karmadır ama cinsiyete göre ayrı da var. Ranzanın altında kadın yatmış, erkek yatmış bizce çok takmayın. Sonuçta hepimiz hayata beraber dahil oluyoruz. Ayrıca hostel kafası, hostelde kalan insanlar çok başkadır, güzeldir.

Hostellerde çamaşırhane, mutfak, internet, oturma odası da oluyor. 

Hostelin en güzel yanı süper arkadaş ortamı olmasıdır, şipşak on tane arkadaş edinirsiniz, beraber gezer, beraber yemek yaparsanız, özellikle öğrenciyken harikadır. İtalya’ya gidersiniz ama Koreli, Amerikalı, İsveçli bir sürü arkadaşınız olur. Özellikle yalnız geziyorsanız, imkanlarınız geniş olsa bile hostelleri (ya da aşağıda anlattacağımız AirBnb’yi) tercih edin deriz. Son olarak, özellikle yazın iyi hostellerde kalmak için en az 1 hafta önceden rezervasyon yapmanız gerekir. Son dedik ama aklımıza bi ekleme daha geldi, hostellerin yaş ortalaması genelde erken 20’lerde olur.
 

11. AIRBNB – Birisinin evini ya da odasını kiralayın 

AirBnB de insanların evlerinin tamamını ya da bir odasını kiraladıkları websitesi. Dünyanın neredeyse her yerinde kiralık ev bulabiliyorsunuz.

Sistem şöyle işliyor:

Ev sahipleri bu websitesine evlerinin fotograflarını yüklüyor, özelliklerini yazıyor ve bir fiyat belirliyorlar. Bazıları 1 hafta, 1 ay gibi ayrıca daha avantajlı paket fiyatı da veriyor. Ev sahipleri ile evlerini tutmadan yazışabiliyorsunuz, isterseniz bu şekilde siz de karşı teklif verebilirsiniz. Evin ödemesini rezervasyon yapıldığında sistem üzerinden kredi kartınızla peşinen yapıyorsunuz.

Güvenli mi?

Buradaki kritik nokta, konaklamanın sonunda ev sahiplerinin misafirlerini, misafirlerin de ev sahiplerini notlaması. Birbirinizi sitenin sunduğu birkaç kriter çerçevesinde notluyorsunuz ve bir de yorum yazıyorsunuz. İki taraf içinde iyi not almak çok önemli, çünkü ev sahibi size kötü not verirse başka ev sahipleri de sizi istemeyecaktir, siz ona kötü not verirseniz de insanlar evini tutmak istemeyecektir. Bu notlama sistemi sayesinde güvenli bir hale geliyor. Siz de ev tutarken mutlaka ev sahibine yazılan yorumlara ve aldığı puanlara bakın.

Otellere kıyasla nasıl? 

Otellere kıyasla daha ucuz oluyor, özellikle de kalabalık bir ekipseniz. Ama otellerdeki gibi her gün birisi gelip döküntülerinizi toplamıyor, havlularınızı öyle her yere atamazsınız (eğer oda kiraladıysanız) çünkü nihayetinde birisinin evinde konuksunuz ve çıkarken evi aynı bulduğunuz gibi temiz ve muntazam bırakmanız lazım yoksa ev sahibi eksiyi çakar. 

İptal etmek istersek?

Her ev sabinin kendi belirlediği bir iptal politikası var. Kimi 1 hafta önceden gelen iptallerin ödemesini aide ediyor, kimi etmiyor, kimi belli bir yüzdesini, vs veriyor, kimisi de hiç bir şart altında iade almıyor. Zaten herkesin şartlarını evi tanıttığı sayfasında bulabilirsiniz.
Vize başvururken otel rezervasyonu yerine geçiyor mu? AirBnB’de rezervasyonu yok, direkt tutmanız lazım. Tuttuysanız evet, vize işlemleri için adres olarak gösterebilirsiniz.

Not:

Bu yazımızda da AirBnB’den kiralayabileceğiniz en güzel ağaç evleri derlemiştik: Ağaç evler
 
 

ÜCRETSİZ KONAKLAMA SEÇENEKLERİ

 

12. COUCHSURFING – Birisinin kanepesinde bedava uyuyun

Dünya öpücükle dönmüyor dedik ama bu couchsurfing gerçekten bedava! 🙂 Gerçek olmak için fazla güzel di mi? Dünya çapında her yerde bir sürü misafirperver iyi insan var ve gezginlere kapılarını açmaya hazırlar. Kimisi evinin bir odasını, kimisi salondaki kanepeyi veriyor, her halükarda bedavaya başınızı sokacak bir yeriniz ve oralı bir ahbabınız oluyor. İran‘da özellikle çok popüler ve tereddütsüz couchsurfing yapmalı. Bir anda bir turiste asla açılmayacak gizli kapılar önünüze açılıyor.

Güvenli mi?

Aynı AirBnB de olduğu gibi bir birbirini notlayarak denetleme mekanizması var. Bol yorum almış ev sahiplerini tercih edin.

Tüyo:

Şimdi sizin bedava gezmeyi duyunca gözleriniz parladı ya, hemen girip bi ev sahibine yazacaksınız ya, cık, kimse size olumlu dönmeyecek hatta cevap bile vermeyecek. Önce siz insan ağırlayın, hakkınızda biraz yorum biriksin, ne olduğunuz hele bir belli olsun, o zaman insanlar sizi kabul etmeye başlayacak. Önce iyilik yapacaksın ki iyilik bulabilesin. 
 

13. WARM SHOWERS – Bisikletçi dayanışması 

Kısa ve öz: Couchsurfing’in bisikletçiler için olanı.
 

14. SERVAS – Misafirperverlik platformlarının öncüsü, Birleşmiş Milletler’in de tanıdığı, 50 yıllık dev organizasyon 

“Allah Allah, madem bu kadar sağlamdı bunlar, biz neden duymadık?” dediğinizi duyar gibiyim. Aralarında en köklü, en prestijli olanı şüphesiz Servas ama biraz daha meşakatli bir başvuru süreci olduğundan diğerleri kadar bilinmiyor. Başvuru formu daha teferruatlı, sisteme kabul olmak için bir de mülakattan geçmeniz gerekiyor, sonra bir de sisteme girmek için kayıt ücreti ödüyorsunuz. Anlayacağınız biraz daha seçemece insanlardan oluşuyor. 
 
 
 

5 – 6 SAAT ÇALIŞMA KARŞILIĞINDA KONAKLAMA VE YEMEK ALMAK


15. WWOOFING – Bedava ye, iç, yat, sen de çiftlik işlerine yardım et

TaTuTa’ları duymayan var mı? TaTuTalar Türkiye’deki organik çiftlik ağına verilen isim. Karadeniz’den İç Anadolu’ya neredeyse her yerde organik tarım yapan, bulundukları coğrafyaya göre çaydan avakadoya farklı farklı ürünler yetiştiren çiftlikler var. Hepsinin kapısı gönüllülere açık. Gel, burada çiftlikte bizimle yat, tarladan topladıklarımızla yaptığımız yemeklerden ye, duşumuzu, mutfağımızı kullan, organik tarım öğren, 5 kuruş da verme, sadece bana her gün biraz yardım et diyorlar, o kadar. Yapılan işlerin hepsi tarla tipi olmuyor, bazen paketlemede, bazen sipariş kordinasyonunda, bazen hesap kitap işlerinde desteğe ihtiyaçları oluyor. Özellikle Türkiye’ye gelen yabancılar arasında çok popüler, o kadar ki arada, “Bu Hatçe Teyze Kanada’ya nasıl gelmiş?” diyorsunuz. Anlayacağınız TaTuTa’lar Wall Street English’ten daha hızlı ve garanti İngilizce öğretiyor. Yaw bu çok iyiymiş, anlatsana diyenleri buraya alalım: Tatuta (maşallah bize, her konuda yazmışız). 

Tüm dünyadaki bu tarz çiftlikler WWOOF (World Wide Opportunities on Organic Farms) denilen bir ağa bağlılar. Wwoof.com’dan yola çıkmadan her ülkede böyle bir çiftlikler bulabilirsiniz. Sadece bir çiftlikten diğerine geçerek para harcamadan, yıllarca ama 10 kusurlu yıllarca, dünyayı gezen tipler bile var. Hem birşeyler öğrenmek, hem sosyalleşmek, hem lokalleşmek, hem de ekonomi yapmak için ideal. 
 

16. WORK AWAY – Bedava ye, iç, yat, aileye destek ol

Sen ne güzel şeysin yahu Work Away ve sen nasıl Türkiye’de bu kadar az bilinirsin!
Workaway, gönüllülere ihtiyacı olan kişilerle (kurumlar değil) gönüllüleri buluşturan bir websitesi. Direkt o kişiye ya da aileye konuk oluyorsunuz. Sizden bekledikleri de çok çok çeşitli şeyler olabiliyor; kimisi çocuklarımla birileri İngilizce konuşsun, kimisi restoranında, otelinde, dükkanında ya da artık işletmesi her neyse birileri yardımcı olsun istiyor. Ve bu süper birşey çünkü kurumlara gönüllü olmaya kıyasla çok daha yerel, çok daha samimi bir deneyim yaşıyorsunuz. Bizce zaten herhangi bir gezi yerelleşmiyorsa, müzeydi, tarihi eserdi gezmekte kalıyorsa televizyonda izlemekten pek de farklı olmuyor. Özel olan şey oradaki lokal hayata karışmak ve bunu yapmanın en güzel yolu oralı birisi ile kalmak. 

Güvenli mi?

Şimdi güvenli tabi diyip, sorumluk almak istemiyorum ama o da tam iki tane yüzme bilmeyen hıyar gelip de açılırsa başımıza iş alırız diye tüm sahillere boşuna yüzmek yasaktır çakan yetkili kişi kafası olacak. 

Özetle: Work Away’di, Warm Showers’dı, Couch Surfing’di, bunlar başka kafalar… Valla öyle. Rastgele tipler değil buralardakiler. Unutma, aslında sen onlar için daha büyük risksin; Bir yabancıyı evlerine, yuvalarına sokan onlar. Bir tutam idealizm, hümanizm ya da dünya görüşü bulundurmayan insanların kolay kolay yapacağı iş değil. Son olarak, burada da bir değerlendirme mekanizması var.  Ev sahiplerinin yorumları inceleyebilirsiniz. 

Sistem nasıl işiyor? 

Önce 20 Euro gibi bir ücret vererek Workaway.info sitesine kayıt oluyorsun. Sonra ülke bazında arama yapıp oralarda gönüllü arayan ev sahipleri listeleyebiliyorsunuz. Kim hangi şehirdeydi, ne tip bir işte gönüllü lazım, kaç saat yardım etmeniz bekleniyor, başka gönüllüler de var mı, nasıl bir yerde konaklatıyorlar, nereye yakın gibi bilgileri görebiliyorsunuz. Aklınıza yatıyorsa yine sistem üzerinde irtibata geçiyorsunuz. 

Dezavantajı? 

1. Sonuçta hem ev sahibin, hem iş verenin. Sorumluluklarını ciddiyetle yerine getirmen lazım. Hem tatildesin, hem patronun var.  2. Bazen mahremiyet ihtiyacı hissedebiliyorsun.  3. Bazen pek de canın yapmak istemediğ işleri paşa paşa yapmak zorundasın.  
 
 

GEZERKEN


17. CITY PASS – MüzeKart & İstanbulKart’ımsı şeyler

CityPass hayat kurtarır. City pass = Altın bilet. 🙂 Birçok şeyi çok daha ekonomik yapmanızı sağlayan kombine bilet gibi birşey. Müzeydi, tarihi yerlerdi girmek için bizim müze kart gibi bir alıyorsunuz. Belli bir gün boyunca sınırsız geziyorsunuz. Hollanda gibi bazı ülkelerde müze önündeki kuyrukları da atlamanızı sağlıyor. Bir de, şehir içinde belli bir gün boyunca sınırsız kez toplu taşıma kullanmasını sağlayan kartlar var. 1 günlük, 3 günlük, 1 haftalık ya da aylık sınırsız kullanım hakkı satın alabiliyorsunuz. Ya da kontür sistemi de var. Özellikle Avrupa’da gezerken ciddi kar etmenizi sağlar. Bu arada adı her zaman city pass olmuyor tabi (Amerika’da hep city pass), city card, ya da RomaPass gibi şehirin ismi ile de anılabiliyor.

Tüyo: Bazı şehirlerin city passlarını Expedia’dan satın alabiliyorsunuz. 
 

18. HAPPY HOURS & PUB CRAWLS

Porto Rico’ya gittin, Pina Colada’ya doymadan mı döneceksin? Küba’ya gittin, ömründe oradakindan gerçek mojito mu içeceksin? Milan’da Campari yuvarlamayacak mısın? Yuvarlayacaksın elbet. Bunu yapmanın da en ekonomik yolu  bar ve restoranlardaki happy hourları yakalamak. Happy Hourların belli bir standartı olmamakla birlikte genelde 4-6 arası olur, bazen de 5-7. 

18-30 arası değilseniz direkt sonraki maddeye atlayın çünkü üstü için Pub Crawllar çekilmez olabiliyor. Pub Crawl nedir? Aslında güzel birşeydir, sosyalleşme amaçlıdır; bir sürü birbirini tanımayan insanın gürüh halinde bir bardan öbürüne sektiği organize turlardır. Avrupa ve Amerika’da ve backpackerlerın çok olduğu dünyadaki her şehirde yaygındır. Genelde kalabalık gidildiği için alkol indirimlidir, Özellikle hosteller düzenliyorsa kesin çok fiyat odaklıdır. 
  
 

19. ŞEHİR SUYU – Çeşmeden happy hour  🙂 

Avrupa’da şişe su ciddi pahalı. BAYA pahalı. İsviçre’de 0.33 litrelik bir şişe su ortalama 3.30 Fr civarına yani bugünün kuru ile 12 TL. Yuh. Türkiye’de 12 TL’ye bir öğün karınını doyurursun. Hiç evinde damacana ile büyümüş Türk kafasına girmeyin, sorun musluk suyu içiliyor mu diye, dayayın ağzınızı musluğa, için lıkır lıkır.  Avrupa’nın çok büyük çoğunluğunda şehir suyu içiliyor (hatta biz daha içilmediği yer daha duymadık ama vardır herhalde vardır bir yer). Yanınızda bir de şişeniz olsun her yerde doldurursunuz. Bir de restoranlarda ve cafelerde su istediğinizde “tap water” yani musluktan demeyi unutmayın. 
 

20. DÖVİZ BOZDURURKEN  

  • Türkiye’den çıkarken en kolay ve en iyi fiyatlarla satın alabileceğiniz para birimi Euro ve Dolar. Para birimi Euro olmayan bir yere gidiyorsanız doları tercih edin.
  • Evde dolarınız vardı, Avrupa’ya gideceksiniz, buradan değil, oradan bozdurun. Yani dolarınızı gittiğiniz yerin para birimine burada değil, gittiğiniz yerde çevirin.
  • HAVALİMANINDAN BOZDURMAYIN. Havalimanındaki dövizciler çok kazık olur. 
  • Komisyonsuz para bozduğunu iddia döviz büroları işlem başına servis ücreti keser. Bozduracağınız meblaya bağlı olarak bazen sabit bir servis ücreti vermek, bazen de komisyon vermek avantajlıdır, kontrol edin.
  • Şehrin kalbinde ya da turistik yerlerdeki döviz büroları her zaman daha kazıktır. 5 sakak uzaklaşınca fiyatlar hemen düşer.

 

21. KREDİ KARTI İLE ÖDERKEN

Kredi kartınızla ödeme yaparken bazen size yerel para birimi ile mi, yoksa TL olarak mı, yoksa dolar olarak mı ödemek isteriniz diye soracaklar. Yerel para birimini seçin. Yerel paranın neden daha karlı olduğunu merak edenler Forbes‘daki yazıyı okuyabilirler.
 

22. HEDİYELİK EŞYA ALMAYIN 

Evet çok cazipler ama gereksiz harcama klasmanına da giriyorlar (malesef). Anı olsun gibi bahanelerle kendimizi kandırmayalım, fotoğraflar ve biriktirilen tebrübeler varken o parmak arası terlik daha mı derin hayatımızda yer edecek?
 

23. UCUZA YEME İÇME 

Sokak satıcıları: Vietnam, Tayland gibi ülkelerde sokakta satılan yemekler hem muazzam lezzetliler, hem de çok ekonomikler. Zaten turistlerinde hücum ettiğini göreceksiniz. Avrupa’daki sokak lezzetleri malesef çok leziz değil ama yine karın doyurur.
Market: Marketlerin hazır yemek reyonları da restoranlara nazaran çok ekonomik. Keza, hostelde kalıyorsanız mutfağında da yemek pişirebilirsiniz. Biz kampa gitmedikçe tatilde mutfağa girmekten kaçıyoruz o ayrı. 🙂
 
 

TURLAR 

 

24. OTOBÜS İLE DÜNYA TURU

OASIS OVERLAND Bir otobüse bir sürü gezgin ruhlu insanı doldurup, dünyayı gezme aslında ta 60’lardan beri yapılıyor. İngiliz şirketleri bu konuda başı çekiyorlar. Özellikle Afrika ve Asya’yı bu otobüslerle geçmek çok çok popüler, ayrıca Güney Amerika ve Avrupa turları da mevcut. Otobüsler tabi bizim yollarda gördüğümüz otobüslerden değiller, outdoor şartlara ve uzun yolculuklara göre tasarlanmış özel otobüsler: daha içinde buzdolabı, jenaratör gibi donanımlar var. 1 haftalık turlardan, 31 haftalık turlara kadar birçok seçenek var. Bizim de hayallerimizden biri Afrika’yı en derinlerinden böyle bir otobüs ile geçmek. Fillerin, zerbaların ortasında kamp kuruluyor, çöller aşılıyor… Hayal etmesi bile güzel. Bizim kadar maceraperest olmayanlar için de kültür ve aile turları var.  İngiliz firmalar düzenlediği için ve katılımcıları da haliyle daha çok yabancılar oluyor. Senelerce İngilizce kurslarında dirsek çürütüp “Hello, My name is Ahmet”te kalanları 3 ayda bülbül etme garantili. 🙂 

EYOBUS Türkiye’de ise son yıllarda popüler olan Avrupa’ya otobüs turları var.  Bildiğimiz kadarıyla Avrupa’yı turla gezmenin bundan daha hızlı ve ucuz yolu yok. Otobüsle çok kısa zamanda bir çok ülke geziyorlar,  Ulaşım, konaklama, rehberlik hizmetleri dahil, ama müze ve ören yeri girişleri, yemekler bütçeye dahil değil. Katılımcılar genelde üniversite öğrencilerinden oluşuyor. Biz genelde tek bir ülkede bu kadar vakit geçiriyoruz, hatta ona bile yetmiyor ama bu otobüs gezileri zaten başka bir kafa.

 

17 Yorum

  1. Sevilay

    Çok faydalı bir bilgiler paylaşmışsınız. Teşekkürler. Work away harika bence.

    Cevapla
  2. rumeysa

    çok eğlenceli ve faydalı bir sayfa, hatta beğenerek okuduğum tek sayfa…

    Cevapla
  3. muhammed kızıltepe

    çeşme suyu içme ve yurt dışında sokakta yemek yeme nedeniyle birçok mikrobik ajan hastalığa neden oluyor. bu nedenle birçok hastamız oldu ki bunlardan ölümcül olanlar da var.bir doktor olarak yazıyorum bunu. bence bu tavsiyelerinize bunu da belirtmelisiniz.

    Cevapla
    • Biz Evde Yokuz

      Eğer Afrika’da veya Asya’da çeşme suyu içerseniz doğru bu. Yazı da Avrupa’dan bahsettiğimizi net olarak söylüyoruz. Zaten gelişmiş tüm ülkelerde damacana su diye birşey yok. Herkes şebeke suyu kullanır

      Cevapla
  4. Semih Kafkas

    Elinize sağlık. Hostel tutarken hostelworld’e bakmayı unutmayın da benim tavsiyem olsun 😉

    Cevapla
  5. Cihan

    AIRBNB bölümünü okurken yanlışlıkla yaktığınız kettle geldi aklıma 😛 ^^

    Cevapla
    • Biz Evde Yokuz

      Hahahahaa 🙂
      Adamın vereceği nottan çok korkuyorduk ama çok şükür iyi vermiş 😀

      Cevapla
  6. RabiaYıldız

    Yine harika bir yazı. Müthiş bilgiler içeriyor. Teşekkürler. Kaleminize, yüreğinize sağlık. 🙂

    Cevapla
  7. volkan

    avrupada cogu ulkede muzelere her ayin ilk pazar gunu giris ucretsiz ama erken gitmekte fayda var. Buda benden 😉

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.