BAKÜ’DE GEZİLECEK YERLER

“Uçak düştü” espirileriyle dil birliğimizi kutladığımız, altın dişin statü sembolü olmasından ilk hayırın gerçek sayılmayıp ısrar edilmesine kültürel şifrelerini paylaştığımız Azerbeycan’a bir yakınlık duyduğumuz aşikar. Onların da bize. İki ülkede de “Türkün türkten başqa dostu yoxdur” sözünün olması ve bundan kastedilen tek müttefiğin birbirimiz olmamız da tesadüf değil. Bu yakınlık elbette ki vizesiz seyahat kolaylığı, Türk olduğunuzu duyunca ışıldayan gözler ve sonsuz çay ikramı da getiriyor.

Bakü, ilk defa gelenler için çok yahşi bir sürpriz. 🙂 Bir zamanlar petrol rafinelerinden ötürü zift ve is ile kaplanan “Kara Şehir” lakablı başkent şimdi temiz, düzenli ve modern. En şaşırtan yanı ise Kafkasya’nın ortasında bir Avrupa şehri görüntüsüne sahip olması. 1880-1917 yılları arasında Bakü dünyanın en büyük petrol merkeziydi, öyle ki 1901 yılında dünyadaki petrol arzının yarısını tek başına karşılıyordu. İşte bu dönemde Avrupa’nın birçok yerinden yatırımcılar Bakü’ye gelmişler ve Avrupa’daki Belle Epoque mimarisini de buraya taşımışlar. Rejim değişince, şehre Sovyet döneminin blok yapıları ve geniş meydanları eklenmiş. Kente tüm bu yeni katmanlar katılırken tarihi çekirdeği İçerişehir korunarak bugünlere kadar gelmeyi başarmış. O yüzden Bakü hem bizden biri gibi, hem de çeşit çeşit çehresi ve İran’dan etkilenen mutfağı ile keşfedilmeyi bekleyen bir yabancı.

Girin kolumuza, sizi Bakü’de tura çıkarıyoruz.

Bakü’yü Anlamak

Çeşitli Kafkas halkları’nın yaşadığı Azarbeycan toprakları 11. yüzyıldan itibaren önce Oğuz Türklerinin, sonra Selçukluların etkisine girdi. Böylece hem mimari hem de dil Türk kültürü ile biçimlenmeye başlıyor.

19. yüzyılın başında Çarlık Rusyası Hazar’ın kilidini açıyor ve petrol rezervleriyle kendini zengin edecek olan Bakü’yü haritasına dahil ediyor. Günümüz Baküsünün genel şehir planında Çarlık Rejimi’nin izlerini görmek mümkün. Rusların girişimiyle dünyanın ilk mekanik petrol kuyusu Bakü’de açılıyor.

Nobel biraderler ve Rothschild Ailesi bazı yerel Azerilerle de iş birliği yaparak petrol açısından Bakü’de yatırımlar yapıyor. Yeri gelmişken Nobel ödüllerini veren Nobel Vakfı’nın kuruluş sermayesinin bir bölümünün Bakü petrollerinden geldiğini de belirtelim.

1905’ten 1918’e dek ülkede bağımsızlık fikri yeşeriyor. Burada öz kaynakları özelleştirmek öncelikli bir fikir olarak doğuyor. Zira Rus petrolünün %95’i Bakü’den elde ediliyor. Fakat dünya hızla değişmekte ve Çarlık Rejimi tarih sahnesinden çekilmek üzere. Nitekim 1920’de ülke Sovyet kontrolüne giriyor. Sovyetlerle beraber Bakü’de sosyal ve kültürel hayatta yeni bir anlayış gelişmeye başlıyor. Büyük bir eğitim dönüşümünün gerçekleştiği bu dönemde kültürel etkinliklerin tamamı Sovyet denetimine geçiyor. Edebiyat, tiyatro ve şiir ideolojik çizginin bir uzantısı oluyor.

II. Dünya Savaşı’nda Bakü bir petrol kenti olarak stratejik önemini muhafaza ediyor. Savaş sonrası dönemde kamu yapıları Alman savaş esirlerinin çalıştırılmasıyla hızla inşa ediliyor. Hatta rivayet edilir ki bu binaların sağlamlığının sebebi de Almanlar’ın elinin değmiş olmasındanmış. 🙂 Sovyetlerin dağılmasına değin Bakü’nün kimliği ideolojik olarak rejimin isteğiyle şekilleniyor. 1991’de Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesiyle şehirden Lenin Heykelleri ve önemli kamu yapılarının ideolojik isimleri kaldırılıyor. Bugün SSCB’den kalma blok yapılar, bazı iç dekorlar ve birçok kamu binası nostaljik bir tavırla muhafaza edilmeye devam ediyor. Bu tarihten sonra yapılaşmada görülen keyfilik, yani belli bir plana, stile sadık kalmadan rastgele gelişme hali, şehrin yeni gelişen semtlerinde eleştiri konusu oluyor ki bu ayrım şehri adımlarken çok belirgin biçimde kendini hissettiriyor.

Bugünkü Bakü, geçmişin gölgelerinin bir trajedi gibi hatırlandığı hüzünlü bir şehir değil. Her sokak, her bina ve her yüz zamanın bütün kayıtlarıyla barışık. Bakü’nün kalbinde bulunan UNESCO’dan tescilli İçerişeher, Kız Kalesi ve Şirvanşahlar Sarayı gibi simgesel yapılar tarihin bütün gizlerini kulağınıza fısıldıyor. Her ne kadar “Rüzgarlar Şehri” olsa da Bakü aynı zamanda ateşle özdeşleşmiş bir kültüre sahip ve bu nedenle “Odlar Yurdu” yani “Ateşler Diyarı” olarak da anılıyor. Ülkenin doğalgaz kaynaklarına ve buna bağlı olarak gelişen inanç sistemlerine gönderme yapan Ateş Kuleleri cam dokularıyla gündüz parıldayıp geceleri ışık gösterileriyle birer aleve dönüşüyor. Merakınız kabardıysa artık lafı daha fazla uzatmadan  Bakü rehberimize başlıyoruz.

Bakü Seyahati Planlaması – Gitmeden Önce

Bakü’ye Nasıl Uygun Fiyatlı Uçak Bileti Bulurum?

Türkiye’den Bakü’ye direkt uçuşlar ülkenin tek uluslararası havalimanı olan Bakü Heydar Aliyev Havalimanı’na yapılıyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Trabzon gibi şehirlerden direkt uçuşlar var. Mutlaka fiyat karşılaştırması yapın deriz.

– Bakü Heydar Aliyev Havaalanı Havalimanı’na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN.


Bakü Havalimanlarından Şehir Merkezine Ulaşım

Aero Express Bus: Heydar Aliyev Havaalanı’na indiniz ve şehir merkezine geçeceksiniz. O halde öncelikle paranızı ATM’lerden Manat olarak çekin. Komisyon alınmıyor ve çok pratik. Yahut dövizinizin küçük bir bölümünü havaalanındaki döviz bürosundan Manat’a çevirebilirsiniz. Daha sonra alandaki BakıKart makinelerinden yolculuk kartı çıkarabilir ve içine Manat yükleyebilirsiniz. BakıKart tek kullanımlık ve sürekli bakiyesi güncellenen versiyonlarda alınabiliyor. Heydar Aliyev Havaalanı oldukça küçük. Hemen önünde Aero Express Bus yazan otobüse binip şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Eğer gündüz saatiyse seferler 30 dakikada bir, geceyse saat başı olarak düzenlenmiş durumda. Otobüsün güzergahını ve duraklarını websitesi üzerinden incelemek mümkün. Fakat sürücüler de oldukça yardımcı.

Taksi / Bolt: Diğer taraftan taksi uygulaması Bolt üzerinden, konaklayacağınız yere kadar harcama detaylarını görebilir ve taksi de kullanabilirsiniz. Şehir havalimanına çok yakın olduğu için bu da mantıklı bir seçenek özellikle de 2 kişiden daha kalabalıksanız. Taksim beni havalimanı kapısında hazır beklesin derseniz de taksinizi online rezerve etmek için tıklayın.


Bakü’ye Ne Zaman Gidilir?

Bakü’yü her mevsim çok sevebilirsiniz. Çünkü her mevsim ayrı bir tat, ayrı bir canlılık taşıyor. Hazar’ın kıyısında olduğundan rüzgarı meşhur. Karasal iklimle, deniz iklimi birbiriyle mücadele ediyor bu şehirde o nedenle ne aradığınızı bilip, takviminizi ona göre ayarlamak en iyisi olacaktır.

İlkbahar: İlkbahar, Bakü’nün insanı mest eden dönemlerinin başında geliyor. Zira mart sonundan itibaren hava yumuşuyor, rüzgar hala canlı ancak sert değil. Nisan ve mayıs ayları şehri dolaşmak, Bulvar’da keyfe keder yürüyüşler yapmak, müzeleri gezmek için biçilmiş kaftan. Ne soğuktan üşür ne de sıcaktan tutuşursunuz. Bakü’nün canlanmaya başlayan ruhu tam bu aylarda ortaya çıkıyor. Şehrin en önemli kutlamalarından Nevruz da bu döneme denk geldiğinden 20-21 Mart günleri özellikle çok hareketli oluyor.

Yaz: Yaz geldiğinde sıcaklık yükseliyor fakat Bakü’nün meşhur rüzgarı, mükemmel bir denge yaratıyor. Rüzgarla birlikte sıcaklık nispeten kuru ve katlanılır bir hale geliyor. Gündüzleri sert bir güneş olabilir, fakat akşamüstü Hazar’dan gelen esinti sokakları serinletiyor. Bir de yaz, Bakü’nün plaj mevsimi. Şıxov’dan Mardakan kıyılarına, Bilgeh ve Amburan’a kadar uzanan sahiller, şehirden çok uzaklaşmadan denize girme imkanı sağlıyor. Bakü’de sahil kesimi son yıllarda oldukça hareketlenmiş. Beach club’lar, temiz halk plajları, uzun kum sahillerle Kafkasya’da olduğunuzu unutabilirsiniz. Hepsinde yaz boyunca etkinlikler, konserler, dj performansları, açık hava film geceleri oluyor. Yazın Bakü’ye gidecekler için, şehirle deniz arasında geçen bir tatil düşüncesi çok cezbedici değil mi?

Sonbahar: Sonbahar, gündüzün sıcağını da gecenin rüzgarını da avucunuza bırakıyor. Eylül hala canlı, ekim ise Bakü’nün en güzel aylarından biri. Şehir kalabalıktan arınıyor ancak kültür sanat açısından dolup taşıyor. Bu dönemde tiyatro ve opera sezonu açılmış oluyor, Bakü Caz Festivali’nden bienallere kültür sanat takvimi yeşilleniyor. Şehri sindirerek gezmek isteyenler için en uygun dönemlerden biri.

Kış: Kış geldiğinde Bakü’de sıkı bir rüzgar hüküm sürüyor. Kar nadiren yağsa da kuru soğuk ve rüzgarın hızı nedeniyle hava olduğundan daha keskin oluyor. Buna rağmen müzeleri, kafeleri ve yeni yıl ışıklarıyla donatılan caddeleri kış aylarını da kalabalıksız bir şehir gezisine dönüştürüyor ama bizce diğer aylar çok daha cazip.


Bakü’ye Ne Kadar Zaman Ayırmalı?

Bakü, büyük bir başkent gibi görünse de gezmesi o kadar da güç bir şehir değil. Tarihi merkez, Bakü Bulvarı, müzeler, modern yapılar ve sahil hattı birbirine yakın olduğu için şehri acele etmeden dolaşmak çok kolay. Yine de Bakü’nün ruhunda kaybolmak, rüzgarını tanımak ve aralara biraz da dinlenme molası koyarsak yaklaşık 3 gün aralığında uzlaşabiliriz. Üç gün, Bakü’yü temel çizgileriyle tanımak için güzel bir başlangıç. İçerişehir’in taş sokaklarında kaybolmak, Kız Kalesi’ne çıkmak, modern sanat müzelerine uğramak, Bulvar’da akşamı karşılamak için bu süre ideal. Eğer şehir dışındaki Alev Dağları’nı, Gobustan’ı ya da Abşeron Yarımadası’nın köylerini eklemek isterseniz bir gün daha eklemek iyi olur. Dört ya da beş gün, Bakü’yü yalnızca görmek değil, hissetmek adına yeterli. Biliyorsunuz güzel şeyler zaman ister.


Bakü İçin Vize Gerekiyor Mu?

Müjdemizi isteriz, Azerbaycan ile Türkiye arasında vize muafiyeti anlaşması var. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıysanız kardeş ülke Azerbaycan’a 90 güne kadar vizesiz giriş yapabilirsiniz. Bu her renk pasaport için geçerli bir kural. Bütün bunlara ek olarak yeni tip çipli kimlik kartınızla da Türkiye’den seyahat ederken Azerbaycan’a giriş yapabilirsiniz. Yeni tip kimlik kartınız varsa pasaport taşımanıza gerek yok. Yalnız başka bir ülkeden Azerbaycan’a geçmeyi düşünüyorsanız pasaporta ihtiyacınız olduğunu hatırlatalım.


Bakü’nün Hangi Bölgesinde Konaklamalı?


– İçerişehir: Çoğu şehirde olduğu gibi Bakü’nün de tarihi bir kalbi var ve adı İçerişehir. Surları, dar ve kıvrımlı taş döşeli sokakları ve Şirvanşahlar Sarayı gibi tarihi yapılarıyla 2000 yılından beri UNESCO Dünya Mirası listesinde. Akşamları taş binaları aydınlatıldığı için romantik ve fotojenik bir atmosfere bürünüyor. Bu yüzden şehre ilk kez gelenlerin ve önemli noktalara yürüyerek gitmeyi isteyenlerin ilk tercih olarak değerlendirilebileceği bölge. Hem Four Seasons gibi lüks otellerin hem de butik ve orta segment konak tarzı otantik otellerin çeşitliliği açısından zengin.

İçerişehir otellerini incelemek için tıklayın.

– Bakü Bulvarı & Sebayil: Bu iki bölgeden de kısaca bahsedecek olursak Bakü Bulvarı için Hazar Denizi kıyısında uzanan neredeyse dört kilometrelik bir yürüyüş hattı diyebiliriz. Bakülülerin akşam yürüyüşlerini yaptığı, deniz kenarında sosyalleştikleri alanlardan biri burası. Fıskiyeler ve parklar gibi aile dostu mekanları varlığı açısından zengin. Sebayil de şehrin 12 temel bölgesinden biri, hatta en eski bölgesi olarak geçiyor. Konum olarak şehrin tam merkezinde, Bakü Bulvarı’nın yanında konumlanmış. Birçok lüks otele ve üst segment restorana sahip. Daha temiz, deniz manzaralı ve modern bir atmosferde konaklamak isteyenlerin tercihi olabilir.

Bakü Bulvarı & Sebayil otellerini incelemek için tıklayın.

– Nizami Caddesi ve Nasimi: Taksim Caddesi’yle Nişantaşı’nın bir karışımı sayılabilecek Nizami Caddesi Bakü’nün kalbi gibi. Mağazalar, restoranlar, barlar ve kafeler bakımından çeşitli, ayrıca büyük bir yaya bölgesi. Bu caddeyi kapsayan Nasimi Bölgesi de zaten ticaretin ve sosyal hayatın kalbi olmasıyla hem yerel halk hem de turistler açısından kritik öneme sahip. Konumu Eski Şehir’e ve Bulvar’a yürüme mesafesinde olmasıyla avantajlı. Her bütçeye ve plana uygun konaklama tipine sahip olduğu için de çiftlerden tutun da kalabalık ailelere çoğu grup için bir şeyler bulmak mümkün.

Nizami Caddesi ve Nasimi otellerini incelemek için tıklayın.


Bakü’de Seçtiğimiz Oteller

Biz sizin için birkaç otel seçtik ancak her bölgenin altında alternatif önerilerimize de yer verdik. Bakü’den daha fazla konaklama önerisini BAKÜ’DE NEREDE KALINIR? EN GÜZEL BAKÜ OTELLERİ yazımızda bulabilirsiniz.

Four Seasons Hotel Baku $$$

Şirvanşahlar Sarayı’na yakın, kapalı yüzme havuzu, spa ve masaj hizmetleri ve İtalyan restoranıyla ön plana çıkan beş yıldızlı lüks otel. İncelemek için TIKLAYIN.

Hilton Baku $$

Bakü Bulvarı bölgesinin beş yıldızlı oteli. Kapalı yüzme havuzu, fitness merkezi, havaalanı servisi, spa ve sağlıklı yaşam merkezi ve dört restorana sahip. İncelemek için TIKLAYIN.

Boutique 19 Hotel $$

İçerişehir ve Nizami Caddesi’ne yakın, kapalı yüzme havuzu, fitness merkezi, havaalanı servisi ve sevilen bir kahvaltısı olan beş yıldızlı otel. İncelemek için TIKLAYIN.

White Breeze Hotel $

Bakü Modern Sanat Müzesi’ne üç dakikalık bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz, uygun fiyatlı bir otel. İncelemek için TIKLAYIN.

Aşağıdaki bağlantıdan Bakü’deki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz.

– Bakü’deki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN.


Bakü’deki En Favori 2 Deneyim

1. Eski ve modern şehirde yürüyüş turu yapmak.
2. Gobustan-Apşeron-Ezraider Arazi Turuna çıkmak.


Araba Kiralamak Gerekir Mi?

Bakü’de taksi kullanmak veya Bolt uygulamasından taksi çağırmak çok ekonomik olduğu için araba kiralamak o kadar da iyi bir fikir olmayabilir. Şehir içinde özellikle İçerişeher ve sahil kesiminde otopark bulmak biraz zor. Burada kar zarar ve konfor isteğinizi göz önüne alıp düşünmenizi öneriyoruz. Attığınız taş ürküttüğünüz kuşa değer mi? Bizce değmeyebilir. Yine de çevredeki yerleri daha rahat gezmek isterseniz Bakü’de uygun fiyatlı araç kiralamak için TIKLAYIN.

Bakü’ye Gelmeden Önce Bilmeniz Gerekenler, Bütçe, Ulaşım

Şehir İçi Ulaşım

Bakü’nün ulaşım kartı Bakıkart. Havaalanı dahil bütün istasyonlarda bu kartı temin edebileceğiniz makineler yer alıyor. İster sınırlı kullanım isterseniz de sürekli dilediğiniz miktarlarda para yükleyeceğiniz versiyonunu alabilirsiniz. BakıKart sahibi olduğunuzda, metro ve şehir içi otobüslerde kullanabilirsiniz. Bakü metrosu ya da sürekli duyacağınız adıyla Bakı Metropoliteni 1967’den bu yana açık ve Sovyet ruhunu hala bir nebze içinde taşıyor. Doğu Avrupa’daki en eski metro sistemlerinden biri. Bakı Funikulyonu yani teleferikte ise BakıKart maalesef geçmiyor. Orada Manat (AZN) olarak ödeme yapmanız gerekiyor.

Bakü’de Taksi Kullanımı

Müjdemizi isteriz Bakü’de taksi kullanmak çok kolay ve oldukça ekonomik. Havaalanından itibaren birçok taksi tipi görecekseniz. Bunların her biri ayrı ayrı ücretlendirilmeye tabi. Bizim tercihimiz Bolt uygulaması oldu. Bu uygulamada gideceğiniz güzergahı uygulama üzerinden işaretleyip, ücreti görebiliyorsunuz. Gelecek şoförü ve aracı da uygulama üzerinden görebiliyorsunuz. Her ne kadar online ödeme olabileceği gözükse de yanınızda yine de nakit manat bulundurun. Bazı sürücüler göçmen ve şehri hiç bilmiyor. Bu durumda navigasyonla sizin işaretlediğiniz yer umulmadık bir yer de olabiliyor. O nedenle Azerbaycan yerlisi sürücülerle yolculuk hem seyahat açısından keyifli, hem de harika önerilerle geliyorlar. Diğer taraftan şehirdeki en ucuz şey taksi. O nedenle hiçbir harcamanızı taksi ücreti ile kıyaslamayın. Bu yanıltıcı olabilir. Bu arada yolculuğa çıkmadan uygulamayı indirirseniz, otelinize taksiyle de gidebilirsiniz. Bolt uygulamasında anlık kampanyalar oluyor ve ilk kullanımda indirim hakkınız bulunuyor.

Bütçe

Bakü bize göre bütçe dostu bir şehir diyebiliriz. Bu açıdan çok büyük bir uçurum da beklememekte fayda var, onu da belirtelim. Ancak çok turistik olmuş restoranlardan kaçınırsanız hem çok daha leziz hem de aynı yemeği çok daha ekonomik yiyebilirsiniz. Turistlerin kafile olarak geldiği mekanlar haricinde yemek lezzeti ve kalitesi sizi genelde mutlu eder. Bahşiş konusunda hesabın yüzde 5’ i ile 10’u arasında bir tercih yapmak, servis ekibini genelde mutlu ediyor. Konaklama açısından her bütçeye uygun seçenekler bulacaksınız. Şehir merkezinden uzaklaştıkça konaklama ücreti daha da düşüyor. Bakü’de konaklama yeme içme ve ulaşıma göre biraz daha yüksek bütçe ayırmanız gereken bir kalem olabilir. Ulaşım Bakü’deki en en en ekonomik şey. O nedenle taksi ya da toplu taşıma ücreti ile küçük paket bir çayın fiyatını kıyaslamayın, içinden çıkmazsınız. Her durumda Bakü’de gereğinden çok para harcıyorum endişesi pek yaşamayacağınız bir yer.

Nakit Detaylar

Azerbaycan’da resmi para birimi Manat. Kısaca: AZN, sembolü: ₼. Paranızı, ATM’ler üzerinden Manat’a çevirebilirsiniz. Döviz büroları da bu anlamda şehir genelinde yaygın. Komisyon açısından ATM’ler daha avantajlı, fakat bu her an değişebilir. Öte yandan havaalanında dövizinizi Manat’a çevirebileceğiniz döviz bürosu var. Havaalanından çıkmadan ATM’den TL hesabınızdan doğrudan Manat’a çevirebilirsiniz. Böylece havaalanı dışında yer alan BakıKart makinelerinden kart çıkarabilir ve para yükleyebilirsiniz. Bu kartla havaalanından şehir merkezine giden otobüslere binebilirsiniz. Ayrıca taksiler de genelde nakit kabul ediyor. Havaalanından taksiye binmeyi planlıyorsanız uygulamadan çağırıp, Manat ile ödeme yapabilirsiniz. Taksilerde kredi kartı ile ödeme varmış gibi gözükse de çoğu zaman nakit ödeme yapılıyor. Şehirde hemen her yerde, müze girişleri de dahil kredi kartı kullanımında sıkıntı bulunmuyor. Yine de sürpriz durumlar için mutlaka bir miktar Manat bulundurmanızı öneriyoruz.

Türk Olmanın Konforu

Bakü’de dolaşırken Türk olmanın forsunu kesinlikle hissediyorsunuz. Birçok durumda Türk olduğunuz için taksi şıp diye geliyor (uygulamadan), restoranda yer yoksa bile allem edip kallem edip buluyorlar, Türkçe konuştuğunuzu duyanlar mutlulukla gözlerinize bakıyor. Doğrusu inceden bir ayrıcalık hissediyorsunuz. Dil zaten yakın, konuşurken aradaki mesafe iyice kısalıyor, sözcüklerin akrabalığı ile iletişim zahmetsiz ve olağan. Şehir insanı konuk ağırlar gibi değil de “sen de bizdensin” melodisiyle bağrına basıyor. Yabancılık çekmeden, Türk olmanın tanıdık konforu ile rahat rahat ilerliyorsunuz.

Bakü’nün Kısaca Tarihi

Coğrafya bilgilerinizi yoklarsanız Bakü’nün Hazar kıyısında olduğunu şıp diye anımsayacaksınız. Hazar malumunuz bir göl fakat siyasi nedenlerle ve kocaman olduğu için “deniz” olarak anılıyor. Bakü de bu göl olup, deniz namıyla varlığını sürdüren Hazar’ın üzerinde bulunan Abşeron Yarımadası’nda konumlanıyor. Arkeolojik çalışmalar Abşeron’un taaaa Paleolitik Çağ’dan bu yana insan yaşamına mesken olduğunu kanıtlamış durumda. Gobustan’da bulunan kaya resimleri Bakü’nün Paleolitik devrini bugüne yansıtan bir ayna gibi.

Antik Çağ’da şehir ticaret ve yerleşimle genişlemeye başlıyor. Aktif kullanılan bir geçiş yolu olan bölge bu devirde petrol sızıntıları ve ateş kültüyle ilişkilendirilen inanç biçimlerinin merkezi haline geliyor. Partlar ve Sasaniler ile beraber imparatorlukların radarına giren yarımadada, aynı devirde Zerdüştlük kökleşiyor ve ateş tapınakları yaygınlaşıyor. Bugün Surakhani olarak bilinen ve birazdan aşağıda detaylarını bulacağınız yer de bunlardan biri. Bakü’nün erken dönemdeki ismi Badkube de bu dönemde ortaya çıkıyor.

7. yüzyılda Bakü küçük bir liman kenti haline geliyor ve Arap akınlarıyla birlikte İslam inancı bölgede tanınır hale geliyor. Deniz ticaretiyle geçinen şehir tuz ve petrolle adını gitgide duyururken günümüzde Bakü’de tarihin derinliklerine dalmamızı sağlayan bölgesi “İçerişeher” de bu devirde temelleniyor. Orta Çağ boyunca Bakü’ye egemen olan Şirvanşahların görkemli sarayı UNESCO’dan tescilli bir anıt olarak burada görülecekler listesinde başı çekiyor.

Şehirde 15. yüzyıldan itibaren güç dengeleri değişirken, Hazar’ın tuzlu rüzgarı ile yoğrulmuş bu kent yeni yönetimler, yeni diller, yeni yolcular tanıyor. Safevîler’in izleriyle başlayan bu yeni dönem, Bakü’nün taş dokusuna yeni bir bakışın izini düşürüyor. Ardından Rus İmparatorluğu’nun gölgesinde limana gelen gemiler, yalnızca malları değil, fikirleri, sesleri, hatta modayı da şehre getiriyor.

19. yüzyıla gelindiğinde Bakü kaderini petrolle mühürlemiş gibi. Şehir artık petrolün kokusuyla uyanıyor, akşamlarıysa sarı ışıkların titrediği bir moderniteye hazırlanıyor. Sanayi devrimi, Bakü’nün çehresine, zengin tüccarların konaklarını, mimaride Avrupa etkilerini, taş sokaklarda yankılanan Fransızca ve Rusça kelimeleri ekliyor. Sovyet dönemi Bakü’yü yeni bir ideolojiyle tanıştırıyor. Geniş bulvarlar, devasa meydanlar, düzenli bloklar Komünizmin alameti farikaları olarak diğer Sovyet kentleri gibi Bakü’yü de biçimlendiriyor. Bakü zarif bir kadın gibi Sovyetler tarafından üzerine giydirilen katı kostümü de üzerinde taşıyor ancak İçerişeher’den taşan ve Hazar’dan esen rüzgarını asla kaybetmiyor.

Bugün Bakü sokaklarında yürürken, bu zamanların hepsi aynı anda görünüyor. Bir yanda alev kuleleriyle parlayan çağdaş siluet, diğer yanda taş surların içinde zamanda salınan sükunet Bakü’nün ruhunu size açıyor. Hazar’ın kıyısında o kokulu Azeri çayını içtiğinizde rüzgar hala kulağınıza o eski şarkıların melodilerini taşıyor. Her adımda Gobustan’daki kayaya işlenmiş figürlerin ve Şirvanşahlar’ın kubbelerinde kanat çırpan kuşların sesini duyabiliyorsunuz.

Bakü’de Gezilecek Yerler Haritası

Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz.

Gezilecek Yerler

  1. Şirvanşahlar Sarayı
  2. Kız Kalesi
  3. Bakü Duvarı
  4. Openair Museum
  5. Cuma Camii
  6. Muhammed Cami
  7. Beyler Mescidi
  8. Multan Karvansarayi
  9. Bukhara Caravanserai
  10. Bakü Minyatür Kitap Müzesi
  11. Azerbaycan Ulusal Tarih Müzesi
  12. Fevvareler Meydanı
  13. Nizami Caddesi
  14. Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu
  15. Nizâmî-i Gencevî Edebiyat Müzesi
  16. Bakü Bulvarı
  17. Hükümet Evi
  18. Crescent Mall
  19. Victory Park
  20. Bakü Modern Sanat Müzesi
  21. Azerbaycan Devlet Kukla Tiyatrosu
  22. Azerbaycan Halı Müzesi
  23. Mini Venice
  24. Philarmonia Garden
  25. Azerbaycan Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi
  26. Taze Pir Camii
  27. Flame Towers
  28. Funicular Baku
  29. Highland Park
  30. Şehitler Hiyabanı
  31. Baku Eye
  32. Devlet Bayrağı Meydanı
  33. Kristal Salon
  34. YARAT Contemporary Art Centre
  35. Bakü Televizyon Kulesi
  36. Haydar Aliyev Merkezi

Yeme-İçme

  1. Salam Baku Restaurant
  2. Qala Divarı
  3. Kurban Said Restaurant
  4. Çay Bağı 145 Restaurant
  5. Galateya
  6. RoofTop lounge
  7. Boğça
  8. Fisincan Cafe & Restaurant
  9. Firuze Restaurant
  10. Dolma Restaurant
  11. Nergiz Restaurant
  12. Kefli Local Wine & Snacks
  13. United Coffee Beans
  14. Sahil Bar & Restaurant
  15. Mari Vanna
  16. Lulu Restaurant & Bar
  17. Sumakh
  18. Restaurant Shah
  19. Urban Cafe
  20. Cofiesto
  21. Fairmont Bakü

1. İçerişeher’de Gezilecek Yerler

İçerişeher, Bakü’nün kalbinin başköşesinde, surlarla çevrili, saraylarla süslü, bitişik nizam evleri ve daracık sokaklarıyla kalbinizi kazanmaya aday. Tunç Çağı’ndan bu yana insan varlığı olan bölge, Azerbaycan’ın en eski yerleşim alanlarından biri. Nüfus 7. yüzyıldan itibaren artmaya başlıyor. İçerişeher’in kültürel bir cazibe merkezi olması ise 12. yüzyılda Şirvanşahlar’ın başkentini Bakü’ye taşımasıyla gerçekleşiyor. Şirvanşahlar’la birlikte bölgeye saraylar, mescitler, gösterişli konaklar, hanlar yapılıyor. Surların içi yaşam alanlarının, zanaatkâr atölyelerinin, kervansarayların iç içe geçtiği dokusuyla özgün bir kimlik kazanıyor.

1.1 Şirvanşahlar Sarayı

İçerişeher’in ruhundaki sırları yansıtan en önemli yapılardan biri 15. ve 16. yüzyıllarda inşa edilen saray merkezli bir külliye olan Şirvanşahlar Sarayı. Bir dönemin idari merkezi olarak sarayın yanında yapı grubunda divanhane, türbe, şadırvanlı bir cami, hamam, sarnıçlar ve mezarlık alanı yer alıyor. Yerel kalker taşı ile inşa edilmiş bütün bu yapılarda taş işçiliğinin zarafeti ve geometrik bezemelerin sadeliği dönemin mimari anlayışının inceliklerini yansıtıyor. Devlet için önemli kararların alındığı divanhane, sekizgen kubbesi ve açık avlulu plan şemasıyla Azerbaycan’da erken dönem İslam mimarisinin özel örneklerinden biri sayılıyor. Yaşamla ölümü, siyasetle hayatı birleştiren sarayda türbedeki taş sandukalara, caminin mihrabına, hamamın gömme kubbesine bakarken bir devrin izlerini inceleyebilir, zamanı unutabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

1.2 Kız Kalesi

Kız Kalesi, bütün Bakü anlatılarında mutlaka kenar süsü olan, şehre giden herkesin ya etrafında gezindiği ya birkaç kare fotoğrafını çektiği, ya da bizim gibi üşenmeyip tırmandığı simgesel bir yapı. Üşenmeyip tırmanırsanız, bizim de bu merdivenlerde nefes nefese kaldığımızı fakat pes etmediğimizi unutmayın.

Kız Kalesi’nin varlığı 6. yüzyıla kadar uzanıyor. O vakitler tam kalenin yükseldiği yerde Sasani karakteristiğini yansıtan bir ateş tapınağı yer aldığı ve tapınağın Zerdüştler tarafından önemli bir ziyaretgah olduğu tarihi kaynaklardan bize ulaşıyor. 12. yüzyılda, mimar Mesut İbn Davud, yapıyı bugün gördüğümüz silindirik sur formuyla yeniden inşa ediyor. Günümüzde dikkatli gözler dış cephede erken dönem duvar örgüsü ile Orta Çağ’daki Mesut İbn Davud’un duvar örgüsü arasındaki teknik farkı hemen tespit edecektir. Kaleye girdiğinizde dar merdivenlerle birbirine bağlanan 8 kat sizi bekler. Dairesel plan şeması ve kubbeli bitişler her katın ortak özelliği. Bazı uzmanlar buranın yapılış amacının bir gözlemevi olabileceğini ifade ediyor.

Fakat dünya tarihindeki bütün güzel kaleler ve kuleler gibi buranın da mitlerle örülmüş trajik bir öyküsü var. En bildik hikaye zorla bir şah ile evlendirilmek istenen bir genç kızın kuleyi yaptırıp, kendini buraya kapatması ile ilgili. Finalde genç kız kendini kuleden aşağıya bırakıyor. Anlatının kökeninde ise Bakü’nün Zerdüşt kenti olarak anıldığı, unutulmuş bir başka öykü yer alıyor. Kalenin yerinde Ateşgah olduğu bu dönemde, kutsal ateşin sönmemesi en önemli kural. Halk bunu yerine getirmek için elinden geleni yapıyor. Bu huzurlu günler kentin düşman tarafından kuşatılmasıyla yerini korkuya bırakıyor. Halk tanrıya ateşin sönmemesi için yakarıyor. Yakarışlar ve dualar sırasında bir mucize gerçekleşiyor. Ateşin içinden alev saçlı, gözleri ışıklar saçan bir genç kız çıkıveriyor. Toprağın ve ateşin ruhu olan bu genç kız elinde ateşten bir kılıçla düşmanın karşısına dikiliyor. Anlayacağınız kutsallık, güzellik, cesaret, kahramanımız bütün bu özellikleri aynı bünyede topluyor işte. Düşman komutanı bu cesaret timsali genç kıza aşık oluyor ve savaşmaktan vazgeçiyor. Gel gelelim kızımız bu aşkı da kuru kuru zaferi de kabul etmiyor. Görevini başarıyla tamamlıyor, kutsal ateşi koruyor. Elindeki kılıcı böğrüne saplıyor ve yaşamına son veriyor. Böylece ateşin sonsuza dek yanması garanti altına alınıyor. Bugün Kız Kalesi’nin yıkılmadan, bozulmadan Bakü silüetinde yer alması bu genç kızın fedakarlığının bir sonucu olarak kabul ediliyor.

Günümüzde kule bir müzeye dönüştürülmüş durumda. Her katı kalenin yapımından bir dönemi ele alacak biçimde düzenlenmiş. İçinde klasik müze sunumu beklemeyin. Bazı kaynaklar, videolar ve az sayıdaki çizimlerden oluşan bir sergileme mevcut. Terasa kadar çıkınca Bakü Körfezi manzarası da yorgunluğunuza mükafat olabilir. Önündeki küçük ahşap kulübevari bir yapıdan biletinizi alabilirsiniz. Kulübenin pencereleri inikse tıklatın hemen açılacaktır. Zamanınız azsa kaleyi dışarıdan görüp, manzara hakkınızı başka bir Bakü klasiğinde de kullanabilirsiniz. Artık tercih size kalmış. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

1.3 Bakü Duvarı

Duvar deyince aklımıza otomatik olarak Berlin gelse de Bakü Duvarı, bildiğiniz Bakü surları aslında. Başkentin tarihi bölümünü oluşturan İçerişeher’i kuşatan bu surlar büyük oranda 12. yüzyılda yapılmış. Kentin yüzyıllar boyunca kültürel belleğinin merkezi olan Bakü Duvarı, Şirvanşahlar devrinde hem karadan hem de Hazar yoluyla gelebilecek tehlikeleri bertaraf etmek üzere inşa ediliyor. Yapıldığı dönemden itibaren ihtiyaca göre eklemeler yapılan sur sistemi içinde gelişen şehir Orta Çağ’dan kalma dar sokaklar, taş evler, Şirvanşahlar Sarayı, Kız Kulesi, Cuma Mescidi, antikacılar, halıcılarla tam bir doğu masalından fırlama. Bir zamanların şehir yaşamının izlerini sürebileceğiniz bu sokaklar, Hazar ticaret yollarının da DNA’sını taşıyor. Bu uzun ve tarihe açılan surlar UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

1.4 Openair Museum

Kız Kalesi’ni gezdiniz ve İçerişeher’e süzülmeye hazırsınız ancak gözünüz revaklı bir avlu içinde sergilenen heykellere mi kaydı? Hemen oraya doğru adımlarınızı hızlandırabilirsiniz. İçerişeher’in asırlara yayılan tarihinde arkeolojik bir alanın yeniden düzenlenmesiyle oluşan mini açık hava müzesinde Orta Çağ’dan kalma mezar taşları, koş biçimli heykeller, kitabeler ve mimari parçalar yer alıyor. Fakat burası çok küçük. Ücretsiz olan bu açık hava müzeciği (tam müze de sayılmaz aslında), muhakkak önünüze çıkacak, en fazla 15 dakikada gezersiniz diye düşünüyoruz. Çevresinde kafelerden birinde bir sandalye kapıp, Kız Kalesi ile oluşturduğu Orta Çağ tablosunu uzaktan izlemek daha cazip olabilir. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

1.5 Cuma Camii

İçerişeher’deki Cuma Camii’nin yapılışı 12. yüzyılda, Şirvanşahlar hüküm sürerken gerçekleşiyor. Şehrin Zerdüştlük’ten İslam’a geçmesinin tanığı olan Cuma Camii’nin ilk hali 1156’ta inşa ediliyor ancak doğal afetler ve yangın gibi sebeplerle birkaç defa yeniden yapılıyor. Cami ile ilgili en önemli anekdot 1899’da Rus mimar Josef Goslavski tarafından yapılan detaylı restorasyon. Zira cami bugünkü görünümüne Goslavski’nin dokunuşuyla ulaşıyor. Dolayısıyla yapıda İslam mimarisi unsurlar Rus mimarlığından öğelerle kaynaşmış ve şehrin bütününde olduğu gibi çok kültürlü karakteriyle günümüze kadar gelmeyi başarmış.

Kireçtaşından yapılan caminin minaresi şehrin en eski minarelerinden biri olup, sade ve çarpıcı bir görüntü sunuyor. Kireçtaşının kendine özgü dokusu yapının belirleyici özelliği. İç mekanda lale, nar, hayat ağacı gibi Türk -İslam sentezinden sembolik motifler görebilirsiniz. Azerbaycan’da en çok nar sembolizmine rastlayacaksınız. Her yerde nar motifi önünüze çıkacak onu da hatırlatalım. Ramazan veya Nevruz bayramında denk gelirseniz caminin çevresinde iğne atacak yer bulamayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

1.6 Muhammet Camii

İçerişehir’de 1078-1079 tarihleri arasında yapılan Muhammet Camii İslam mimarisinin Azerbaycan’daki en erken örneklerinden biri. Varlığı ile 1000 yılı geride bırakan yapı taş işçiliği ve kufi yazıtlarıyla Bakü’de 11. yüzyıl mimarlığının karakteristiği olan Abşeron tarzıyla inşa edilmiş. Caminin adı, yapıldığı dönemde tanınmış bir karakter olan ve camiyi yaptırdığı düşünülen Muhemmed İbn Ebuberkir’den gelmekte. Binaya halk arasında Sınıqqala dendiği de kulağınıza gelecektir. “Yıkık minare” anlamına gelen bu kelime 1723 Rus bombardımanı sırasında caminin minaresinin hasar almasından kaynaklanıyor. Restorasyonlarda bu “yıkık” görünüm korunduğu için Muhammet Camii’ni şıp diye tanıyabilirsiniz. Güncel durumda cami kullanılmıyor, bu nedenle içine girmek mümkün değil. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

1.7 Beyler Mescidi

İçerişehir’in tarihsel deviniminde karşınıza çıkacak yapılardan biri de 1895’te inşa edilen ve Şirvanşahlar Sarayı’nın Murat Kapısı’nın tam karşısında yer alan Beyler Mescidi. 19. yüzyılın sonunda şehrin soylu beylerinin daha doğrusu petrol milyarderlerinin katkısı ile inşa edildiğinden ismi Beyler olarak anılmaya başlamış. Yapı üç nefli bazilikayı andıran formuyla bir camiden çok kiliselerde görmeye alıştığımız plan tipiyle dikkat çekiyor. Dönemin modası olarak eklektik unsurlarla biçimlenmiş. Yapı günümüzde Mukaddes Relikviyalar müzesi olarak ziyaret edilebiliyor. Ücretsiz olan müzede Kuran-ı Kerimler, rahleler ve kandiller gibi İslam kültürüne ilişkin bir koleksiyon sergileniyor. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

1.8 Multani Kervansarayı

Bir zamanlar Cebelitarık’tan Çin’e kadar uzanan tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan İçerişehir’de kervansaray olmaması düşünülemez elbette. Adını zamanımızda Pakistan sınırları içinde kalan Multan şehrinden gelen tüccarların sıklıkla ziyaret etmesinden alan Multani Kervansarayı, merkezde bir açık avlu etrafında şekillenmiş. 1300’lü yıllara dayanan geçmişinde kervansaray onlarca misafiri ağırlamış ve İpek Yolu’nun gözden düşmesiyle de işlevini yitirmiş. Zamanın karanlık koridorlarında kayıpları olsa da Multani bugün yine ayakta. Uzun süredir Pakistan restoranı olarak hizmet veren yapı şu sıralar ise yeniden restore ediliyor. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

1.9 Buhara Kervansarayı

Buhara Kervansarayı, İçerişehir’de tacirlerin ve kervanların giriş yaptığı Şemahı Kapısı’na yakın bir noktaya inşa edilmiş. İsmini yine aynı ticaret yolu üzerinde olan Buhara’dan gelen tüccarlar sebebiyle alan yapı 15. yüzyılda şehir silüetine katılıyor. Kare planlı ve köşeleri pahlanmış haliyle İçerişehir’de hemen gözünüze ilişecek yapı zaman içinde birçok niteliğini kaybetmiş olsa da şehrin en turistik noktasında hayat bulan yapı yeme içme mekanlarıyla kullanımda. Ne diyordu ünlü mimar Oscar Nimeyer “İşlevi değişse de bir yapının güzelliği her zaman işe yarar.” Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

1.10 Minyatür Kitap Müzesi

İçerişehir’de bibliyofil bünyelere ilaç gibi gelecek yegane yeri tarif ediyoruz: Minyatür Kitap Müzesi. 2002 yılında Zarifa Salahova isimli bir kitap kurdu tarafından kurulan müzede birçok klasiğin minyatür halleri bulunuyor. Salahova’nın yıllarca devam eden seyahat ve koleksiyon tutkusuyla büyüyen minyatür kitaplarıyla 80’den fazla ülkenin sayfaları arasında dolaşmak mümkün. 17. yüzyıla ait bir Kuran-ı Kerim, dünya klasikleri, Beatles’in şarkı sözleri kitabı, Shakespeare’in 1841 tarihli baskılarının minyatür halleri koleksiyonun nadideleri arasında. Yanınıza büyüteç alıp vitrinlere uzun uzun bakabileceğiniz bu müze ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

1.11 İçerişeher’den Yeme-İçme Önerilerimiz

Salam Baku Restaurant: Şirvanşahlar Sarayı’na beş dakika yürüme mesafesinde, otantik Azerbaycan mutfağını denemek isteyen turistlerin ilk tercihlerinden. Menüde sıcak-soğuk kahvaltı seçeneklerinden akşam yemeği için ızgara ve pilavlara geniş bir öğün yelpazesi var. En popüler tabaklarından biri de kuzu kebabı. Ayrıca üç katlı taş görünümlü binasının en üst katında bölgenin tarihi dokusunu gören bir çatı katı terası var. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

Qala Divarı: Hem Azerbaycan’ın yöresel lezzetlerini hem de Avrupa esintili tabakları bir arada sunan restoran. Dekorasyonunda otantik cam lambalar, duvara asılmış kilim ve halılar, bitkiler ve ahşap mobilyalar kullanılmış. İster geleneksel tarzda kahvaltı yapmak istediğinizde, ister de akşam yemekleri için tercih edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

Kurban Said Restaurant

Kurban Said Restaurant: Geleneksel Azerbaycan mutfağının İçerişehir’deki adreslerinden biri. Balkonunda oturduğunuzda şehir manzarası sunan, turistlerin akşam saatlerinde doldurduğu bir mekan. Adını trajik aşk hikayesi Ali ve Nino’yu kaleme alan dünyaca ünlü yazar Kurban Said’den alan restoran nostaljik iç mekanı ile daha binayı gördüğünüz anda sizi 70’lere ışınlayabilir. Canlı müzik ve edebiyat konulu etkinliklere de denk gelebileceğiniz mekanda geleneksel Azerbaycan konukseverliği ile karşılanıyor ve uğurlanıyorsunuz. Özellikle pilavları, quttabları ve incirli dondurmasını listenize not alabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

Çay Bağı

Çay Bağı: Azerbaycan çayı muhteşem bir lezzet. Yahut biz dünyanın en çok çay tüketen insanları bu tada ve bu kokuya manyetik bir biçimde çekiliyoruz. Çay Bağı da Kız Kalesi ile İçerişehir arasında biraz kuytuda kalan, müdavimleri olan, curcunasız bir Bakü sakini. Burada menü çok kısıtlı, çünkü asıl mevzu çay. Dekorasyon ve süs püsten uzak. Yalnız şunu da eklemek isteriz ki şehrin en iyi çayı burada demek de çok iddialı olur. Burası kendi halinde bir çay içme durağı gibi düşünülebilir. Daha şık sunumlarla çay içebileceğiniz birçok yer var Bakü’de. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

Galateya: Konumu itibarıyla turistlerin odak noktası olsa da yemek lezzeti ve hizmet kalitesiyle Galateya İçerişehir için iyi bir seçenek. Hele mevsim yazsa avlusu püfür püfür esiyor, siz de bir oh diyorsunuz. Menüsünde Azerbaycan usulü et ve sebze yemekleri bulabilirsiniz. Fiyatlar Bakü geneline oranla biraz daha turistik kaçacaktır aklınızda olsun. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

Rooftop Lounge: Sokakları arşınladınız, caddelerde dolaştınız, biraz da Hazar’ın keyfini sürme fikri aklınıza düştüyse, İçerişehir’den Kız Kalesi tarafına doğru ilerleyip, Landmark Otel’in terasında kurulan RoofTop Bar & Lounge’ı bir kenara not edin. Gündüz saatlerinde ya da gün batımına doğru Hazar’a bakan manzaralı bir masaya oturmak oldukça kolay. Fakat akşama doğru burası biraz kalabalık olabilir. Mevsime göre şayet hava sıcaksa soğuk bir şeyler eşliğinde hafif atıştırmalıklar sofrası kurabilirsiniz. Kerevetka panko ve sarımsak soslu midye birbirine en yakışan ikili oluyor bizden söylemesi. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

Boğça

Boğça: İçerişehir’in Şemahi Kapısı çıkışından yokuş yukarı birazcık yürüyünce Boğça’ya rastlayacaksınız. Fiyatlar turistik olmasın, sakin sakin oturalım, yerellerle de muhatap olalım diyenlere tam bir dinlenme alanı. Defterinizi açıp notlar da alabilirsiniz, kahvenizi yudumlarken caddedeki telaşı da izleyebilirsiniz. Kahve, tatlı ve sandviç gibi atıştırmalıklarla Azerbaycanlı üniversiteliler ve yazar çizerleri de bu küçücük mekanda görebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

1.12 İçerişeher’den Önerdiğimiz Oteller ve Evler

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

The Senator Baku $$: Şirvanşahlar Sarayı’na üç dakika mesafede bir otel. Odalarının hepsinde klima, oturma alanı, özel banyo ve kettle gibi araçlar mevcut.

Kilim Boutique Hotel $: Otantik bir taş ev görünümüne sahip uygun fiyatlı bir butik otel. Açık büfe kahvaltı seçeneği mevcut. Odaları klima ve düz ekran tv gibi donanımlara sahip.

Dastan Boutique Hotel Baku $: Bakü Kız Kulesi ve İsmailiyye Sarayı’na yakın konumuyla merkezi ve uygun fiyatlı bir butik otel. Teras ve barı, havaalanı servisi ve kahvaltı seçenekleri bulunuyor.

2. Nizami Caddesi ve Çevresinde Gezilecek Yerler

Nizami Caddesi, Bakü’nün ana arter alışveriş caddesi. İsmini şair Nizami Gencevi’den alıyor. Bir tarafıyla Eski Şehir’e, diğer tarafıyla da Bulvar’a bağlanan neredeyse dört kilometrelik bir yürüyüş hattına sahip. Hem dünya markalarını hem de lokal mağazaları bulabileceğiniz mağaza çeşitliliği, canlı müzik yapan sokak müzisyenleri ve tüm caddeye hakim olan 19-20. Avrupa tarzı mimarisiyle günün her saati canlı bir alan.

2.1 Nizami Caddesi

Bakü’nün en ünlü, en sosyal, en alışverişçi, en buluşmalık caddesi Nizami. Kuruluşu 12. yüzyıla uzanan bu aks, asıl gelişimini 19. yüzyılda şehrin petrolle zenginleşmesi ile göstermiş. Bina cepheleri Paris’le St Petersburg’dan ödünç alınmış gibi görünen cadde geniş kaldırımlar ve pasajlarla özenli ve şık bir havada. Dönemin Neoklasik hatları etrafınızı çevirirken Bakü’nün gündelik hayatının içinde olduğunuzu hissedebiliyorsunuz. Günün her saati akışta olan, fıskiyeler ve heykellerle süslenmiş bu cadde akşam yürüyüşleri ve alışveriş avareliği yapmak, cafe ve restoranlarında molalar vermek için ideal. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

2.2 Azerbaycan Ulusal Tarih Müzesi

Azerbaycan’ın sosyal ve kültürel yapısına açılan bir kapı niteliğinde olan Azerbaycan Ulusal Tarih Müzesi 19. yüzyılın sonunda petrol zengini olan Hacı Zeynelabidin Tağıyev adına yapılmış olan görkemli bir konakta ziyaretçilerini ağırlıyor. Müzeyi gezerken aklınızda bulunması gereken en önemli ayrıntı, bu binanın, Azerbaycan mimarlık tarihinde hem sivil mimarinin hem de Bakü’nün petrolle kavuştuğu enginliğin en önemli örneklerinden biri olması. Müze koleksiyonu, Azerbaycan’ın tarih öncesi dönemlerinden günümüze kadar gelen bir zaman yolculuğu sunuyor. Müzede arkeoloji, etnografya, nümismatik, silahlar, el yazmaları, tekstil ve dekoratif sanatlar gibi farklı seksiyonlar içinde kaybolabilirsiniz. Koleksiyonun en eskileri arasında Paleolitik ve Neolitik dönemlere ait taş aletler, seramikler ve mezar buluntuları var. Yakın tarihe geldiğimiz zaman Rus İmparatorluğu dönemi, 1918–1920 Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, Sovyet dönemi ve bağımsızlık sonrası süreç kronolojik olarak düzenlenmiş. Belgeler, fotoğraflar, afişler ve kişisel eşyalar aracılığıyla politik ve toplumsal dönüşümler belgesel tadında takip edilebilir. Müze pazartesi hariç haftanın her günü ziyarete açık. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

2.3 Fevvareler Meydanı

Fevvareler Meydanı’na hoş geldiniz. Nizami Caddesi’nin başlangıcı olarak niteleyebileceğimiz bu meydan, Sovyet devrinden bu yana sosyal hayatın fokur fokur kaynadığı bir yer. Meydanı sarmalayan binalardan taşan Neoklasik, Barok ve Art Nouveau çizgiler, Bakü’nün kozmopolit tavrının bir nişanesi. Kafeler, kitapçılar ve mağazalarla meydan bir geçiş alanı olmanın ötesine geçerek haritada bir buluşma noktasına dönüşmüş. Bakü’ye karışmak için Fevvareler Meydanı tam aradığınız başlangıç noktası olabilir. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

2.4 Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu

Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu, Bakü’nün kültürel belleğinin en etkileyici kurumlarından biri. Burası yalnızca bir sahne binası değil, ülkenin modern müzik ve sahne sanatları tarihinin odağı. Bina ilk olarak mimar Nikolai Bayev tarafından 1911’de inşa ediliyor. Bakü’nün petrolle gelişen dünyasında kültürel atılımların ve bunun mimari yansımalarının gözlemlendiği bir dönemin görkemi bu binada da karşımıza çıkıyor. Klasisizmin bütün öğelerini yansıtan cephe, iç mekandaki bezemeler ve salonun akustiği, Avrupa’daki çağdaşlarıyla paralellik içinde. Günümüzde tiyatronun programını klasikler ve Azerbaycan literatürünün önde gelen bestecileri oluşturuyor. Temsillerde Verdi’den Puccini’ye klasikleşmiş isimleri ve Amirov’dan Karayev’e Azerbaycanlı bestecileri görmek mümkü. Bilet fiyatları Avrupa’daki birçok örneğe göre çok daha erişilebilir olan bu tiyatroda Azerbaycan’ın müzik geleneğini ve gelişimini, tarihi bir salonda izlemenin keyfini sürebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara.

2.5 Nizâmî-i Gencevî ‘nin Adını Taşıyan Azerbaycan Edebiyat Müzesi

Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nda doğup Şirvanşahlar Devleti’nde hayata gözlerini yuman 12. yüzyıl şairi Nizami Gencevi adına kurulmuş edebiyat müzesi. Mavi çinilerle süslü dış cephesiyle 1800’lerde tek katlı kervansaray olarak planlanmış, ardından bir süreliğine “Metropol Hotel” ismiyle otel olarak hizmet vermiş. Bugün ise koleksiyonunda 120.00’den fazla el yazması ve tablolar olan bir edebiyat müzesi olarak hizmet veriyor. Koleksiyonun iki ana göz bebeği var, onlar da Nizami’nin İskendername el yazması ve Fuzuli’nin Bangu Bada isimli el yazması. Ayrıca gidince göreceksiniz ki müzenin dış cephesinde Panah Vagif ve Mirza Fatali Ahundov gibi altı önemli şairin de heykelleri yer alıyor. Pazar günleri hariç her gün 11:00 ve 17:00 saatleri arasında açık. Girişler ücretli, bir rehber eşliğinde müzeyi gezmek de bu fiyatın içine dahil. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

2.6 Nizami Caddesi ve Çevresi’nden Yeme-İçme Önerilerimiz

Fisincan: Nizami Caddesi’nin turistler tarafından kapısı aşındırılan mekanlarından biri. Otantik atmosferiyle sabah kahvaltısından, kebaba ve vejetaryen seçeneklere her damağa uygun bir yer. Mekan ismini Fisincan Plov’dan alıyor. Ceviz ve nar ile yapılan Fisincan Plov restoranın spesiyalleri arasında. Kalabalık zamanlarında servis konusunda ağır olabileceğini hatırlatalım. Ayrıca bazı akşamlar canlı müzikle birlikte ortamın oldukça şenlikli olma ihtimali de var. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

Firuze

Firuze: Bakü’ye yolunuz düşerse yer altına inen birçok tabela göreceksiniz. Bunlardan biri de Firuze restoran. Açıkçası yer altına doğru inilmesi biraz gizem yaratıyor. Tonozlu bir mekana giriyorsunuz. Son derece turistik bir dekorasyon sizi karşılıyor. Geleneksel giysiler giymiş çalışanlar ve halılarla süslenmiş masalar var. Ortam kelimenin tam karşılığı ile ağır bir otantik stilde. Genel olarak turist kafilelerinin masaları doldurduğu Firuze’de geleneksel Azerbaycan mutfağının neredeyse tamamını menüde bulabilirsiniz. Turşu kavurmalı pilav, kalem dolması ve eceb sandal gibi yerel tatları başarılı olsa da Bakü’de bunların çok daha lezzetlilerini yemeniz kesinlikle mümkün. Oldukça tanınan bir mekan olmasına karşın yemekler sıradan, ortam da son derece turistik. Bu fiyat dengesi ile çok daha mükellef Azerbaycan yemekleri yiyebilirsiniz. Yine de Nizami Caddesi yakınlarındaysanız bir göz atın deriz. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

Dolma: Ülkenin vitrin lezzetleri olan quttab, plov, düşbere gibi yemeklerinden oluşan menüsü ile turistlerin favorilerinden. Haliyle de yemekler de dekorasyon da fiyatlar da oldukça turistik. Mekan menüsünde pizza gibi alternatiflere de yer açmış. Yer altında, halılar, ahşap detaylar, etnik fotoğraflarla kurgulanmış bir atmosferi var. Bizce Bakü’de yerel yemekler için buradan daha havadar ve daha leziz birçok alternatif bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

Nergiz Restaurant: Fevvareler Meydanı yakınlarındaki bir sokaktan basamaklarla alt kata indiğinizde Bakü’nün meşhurlarından biriyle tanışabilirsiniz. 1980’lerden bu yana açık olan restoran yine turistlerin favorilerinden. Tonozlu bir yapıda, masaların üstüne serilen halılar ve duvarlara asılan çeşitli müzik aletleriyle yerel bir havaya sahip. Menüsü lüle ve tike kebaplar, plovlar, geleneksel çorbalar gibi yerel lezzetlerle dolu. Servisin biraz ağır kaldığı Nergiz’de yemekler lezzetli. Ancak yine şunu hatırlamanızı isteriz, Bakü’de neden yeraltında olduğunu anlayamadığımız bu geleneksel restoranlardan bizce çok daha iyi restoranlar var. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

KEFLI Local Wine & Snacks: Peynirler ve etlerden oluşan sade bir menüsü olan, iddiasız, abartısız, fiyatları şehir merkezine göre oldukça makul bir mekan. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

United Coffee Beans

United Coffee Beans: Bakü’de kahve faslını başka bir seviyeye taşımasıyla tanınan United Coffee Beans şehrin birçok noktasında şubesini görebileceğiniz bir mekan. Çayın bir içecek olmanın ötesinde, tıpkı bizde olduğu gibi bir kültür unsuru olduğu Azerbaycan’da United Coffee Beans kahveyi sevdiren bir misyon üstlenmiş diyebiliriz. Sade bir dekorasyon, işini iyi yapan baristalar ve kaliteli kahve mekanın sırrı. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

2.7 Nizami Caddesi ve Çevresi’nden Önerdiğimiz Oteller ve Evler

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

Courtyard by Marriott Baku $$: Nizami Caddesi’ne yürüme mesafesinde, iş merkezine yakın konumda yer alan dört yıldızlı bir otel.

Mövenpick Hotel Winter Park $$: Azerbaycan Ulusal Tarih Müzesi ve Çeşme Meydanı’na yürüme mesafesinde, şehrin merkezinde konumlanmış dört yıldızlı otel.

Midway Hotel Baku $$: Çeşmeler Meydanı’na beş dakika yürüme mesafesindeki otelde çeşitli bir açık büfe kahvaltı sunuluyor. Oda ve süitleri hem çiftler hem de dört kişiye kadar gruplar tarafından tercih edilmeye uygun.

The Lantern Central Hotel $: Farklı renklerde döşenmiş odaları ile Fevvareler Meydanı yakınlarındaki otel. Bisiklet ve araba kiralama hizmeti de veriyorlar.

3. Bakü Bulvarı ve Liman Çevresinde Gezilecek Yerler

Gökdelenlerin, lüks rezidansların ve iş merkezlerinin kümelendiği, Ralph Lauren, Giorgio Armani ve Valentino gibi lüks markaların olduğu liman şeridi ve Bakü Bulvarı “şehrin vitrini” olarak adlandırılıyor. Bugün cıvıl cıvıl olan, gençlerin, turistlerin, çocukların cirit attığı bu alanın bir yüzyıldan az bir zaman önce Sovyetler’in en işlek limanlarından biri olduğuna inanmak güç. Burada dolaşırken içinizdeki Martin Scorsese’ye kulak verin ve hayal edin lütfen. Yolcu, petrol ve ticaret gemilerinin vızır vızır olduğu bölgede bugün artık alışveriş merkezleri, marinalar, parklar, bahçeler yer alıyor. Bu büyük dönüşümde bizim bugün payımıza düşenler ise kafeler, geçici sergi alanları, bazen bir festival, fıskiyeler ve her adımınıza eşlik eden Hazar manzarası… Sabahları sakin bir sahil yürüyüşü yapmak isterseniz de alışveriş yapıp günü şık bir restoranda kapatmak için tercih edilebilir bölgeler.

3.1 Bakü Bulvarı

1909’da denizin doldurulmasıyla oluşturulmuş yapay bir bulvar olan Bakü Bulvarı, şehirdeki en sosyal ve kalabalık alanlardan biri. Yeşil alanları, geniş yürüyüş yolları ve anıtlarıyla resmi olarak Milli Park statüsünde. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara.

3.2 Hükümet Evi

Bakülülerin Hökumət evi dedikleri kocaman devlet binası Bakü Bulvarı’nın en ünlü yapılarından. Bakü’de Sovyet döneminin en karakteristik örneklerinden biri olan binanın hikayesi 1910’a değin uzanıyor. II. Dünya Savaşı sebebiyle inşası 1950’lere kadar sarkıyor. Sovyetler zamanında Hükümet Evi’nin olduğu bu güzelim meydanın ismi Lenin olarak anılıyormuş. Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesinin akabinde burası Azadlıq (Özgürlük) Meydanı olarak isimlendirilmiş. Hükümet Evi ile karşılaşınca bu bilgilerin önemi daha da artıyor. Bir anlamda 20. yüzyılın, Güney Kafkasya’nın ve hatta Doğu Bloku’nun tarihsel serüveni bu bina ve çevresi üzerinden okunabilir diyebiliriz. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara.

3.3 Crescent Mall

Bakü’nün silüetine son yıllarda eklenen yarım ay formlu o devasa yapı Crescent Mall. Crescent bildik markaları bulabileceğiniz, çocuk oyun alanları ile de aileleri mutlu eden bir AVM. Denize nazır oturma alanları ve restoranlarıyla da Bakü’yü masmavi olarak seyre dalabileceğiniz bir yapı. Cam ağırlıklı mimarisi ve gece ışıklandırmasıyla kazandığı görünümle de dikkat çekici. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara.

3.4 Zafer Anıtı ve Parkı

Azerbaycan’ın mücadele içindeki tarihinden bir sayfayı yansıtan anıt, deniz aksından biraz içeride kalıyor. Burası yürünecek bir yer değil ancak toplu taşıma veya taksiyle ulaşabilirsiniz. Ayrıca bazı yerlere giderken de sıklıkla araç pencerenizden görebileceğiniz kadar büyük olduğunu da söylemeliyiz. Azerbaycan’ın II. Karabağ Savaşı’nda kazandığı zaferin onuruna yapılan anıt, 2024’te açılmış. Savaş 44 gün sürdüğü için 44 metre yükseklikte. Parkın içinde savaşla ilgili tematik duvarlar, şelale alanları ve Azerbaycan Zafer Müzesi yer alıyor. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara.

3.5 Bakü Modern Sanat Müzesi

Azerbaycan’da sanat uzun yıllar gelenek ya da Sovyet estetiği üzerinden kabul görmüş olduğundan bu müze ülkedeki sanatsal pratiğe ilk kez modern ve sanat odaklı bir perspektif alanı yaratmış müze olma özelliğine sahip. Kısacası burada görülenler sanatın çok ötesinde bir ülkenin kültürel hikayesinin görünür olma çabası da diyebiliriz. 1000’den fazla esere ev sahipliği yapan müzede heykeller, tablolar ve enstalasyonlar yer alıyor. Koleksiyonu genel olarak 1960 sonrası Azerbaycanlı sanatçıların üretimleri oluşturuyor. Bağımsızlığa kadar olan zaman diliminde Sovyet karakteristiğini takip edebilirsiniz. Ayrıca koleksiyonda Pablo Picasso, Salvador Dali, Marc Chagall gibi Modern döneme damgasını vurmuş isimler de yer alıyor. İlginç olan her şeyin fotoğrafını çekmek serbestken (hatta Güzel Sanatlar Müzesi’ndeki Raphael bile) bu isimlerin eserlerinin fotoğraflarını çekemiyorsunuz. Müze güvenliği peşinizde dolaşıyorsa bilin ki sırf bu yüzden. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara.

3.6 Kukla Tiyatrosu

Hazar kıyısında bulunan kukla tiyatrosu, Azerbaycan tarihinde önemli bir sayfayı yansıtıyor. Kökleri 16. yüzyıla uzanan kukla ve gölge oyunu geleneği, bölgede Kilim Arası denilen gösterilere dayanıyor. Sözlü kültürün etkili bir unsuru olan kuklacılık 18. yüzyılın sonunda modernleşmeye ve yavaş yavaş kurumsallaşmaya başlıyor. Sovyetlerle birlikte kukla gelenek ile eğitimi birleştiren bir boyuta taşınıyor. Çünkü Sovyet dönemi devlet politikası olarak kukla tiyatrosu çocuk eğitiminin bir parçası olarak değer görüyor. Bugün sahili adımlarken karşınıza çıkan bina 1910’da Polonyalı mimar Josef Poloszko tarafından sinema olarak yapılıyor. Dönemin modasının bir yansıması olarak eklektik üslupta biçimlenen yapı ilerleyen süreçte Azerbaycanlı mimar Ziver Bey Akhmedbeyov tarafından tiyatro binasına dönüştürülüyor. Başlangıcı çocuk eğitimi olsa da Kukla Tiyatrosu’nun güncel programı her yaş grubunu kapsayacak şekilde hazırlanıyor.
Repertuar her sezon değişmekle birlikte Gogol gibi klasiklerden halk masallarına uzanan bir çeşitlilikte oluyor. Kuklalar ipli (marionet), el kuklası ve çubuklu tekniklerle hazırlanıyor ve sahne tasarımında müzik, ışık ve dekor plastik sanatlarla bütünleşiyor. Klasikleri kukla formatında izlemek şahane olur bizce. Biletleri gişeden ya da çevrimiçi temin edebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara.

3.7 Bakü Bulvarı ve Liman Çevresinden Yeme-İçme Önerilerimiz

Sahil Bakü

Sahil Bakü: Azerbaycan mutfağını tanımak ve biraz da deniz manzarası ile kucaklaşmak için Sahil Bakü ideal yerlerden. Mekanda yazın terasta oturabilir, hafta sonları da DJ performanslarına denk gelebilirsiniz. Kuzu etli veya otlu quttab, kuzu etinden lüle kebabı, Bakü gürzesi, nar pastalı çıtır patlıcan salatası bizim favorilerimiz arasına girdi. Etli dolma, plov çeşitleri ve daha tanıdığınız lezzetler de bulabileceğiniz restoranda çalışanlar porsiyonlar ve damak tadı konusunda iyi bir yönlendirme yapıyor. Dekorasyonun sade, servisin de yerli yerinde olduğu Sahil için rezervasyon yaptırırsanız çok rahat edersiniz. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara.

Mari Vanna

Mari Vanna: Rus ve Slav mutfağına biraz olsun bile sıcak bakıyorsanız, Mari Vanna’yı Bakü’de mutlaka ziyaret etmeli ve masanızı menüden gözünüze kestirdiklerinizle donatmalısınız. Oldukça büyük bir mekanda kurulmuş olan restoran tasarım olarak bir eve gitmişsiniz hissi uyandırıyor. Nostaljik bir dekorun içinde büyük bir evin salonunda, mutfağında, avlusunda, kütüphanesinde oturmuşsunuz gibi bir duyguya kapılabilirsiniz. Kocaman avizeler ve masalarla süslenmiş, garsonların atmosfere özel olarak giyindiği restoranda bizce bir akşam yemeği yemelisiniz. Hem turistlerin hem de Bakülülerin sıkça uğradığı mekanda borsch çorbası, pelmeni, haçapuri gibi bütün Slavları kapsayan seçenekler görebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

LULU Restaurant: Crescent Mall’ın birinci katında yer alan deniz ve o yarım ay formlu ikonik yapıyı gören manzarasına karşı yemek deneyimi sunan LULU, Fransız mutfağına odaklanmış bir restoran. İç mekanı “yeterince otantiklik gördük artık daha çağdaş bir dekorasyon istiyoruz” diyenleri kesinlikle mutlu edecek. Ratatouille tarzı sebze içeren güveçler, Duck Confit gibi ördek yemekleri mevsime göre menünün sevilenlerini oluşturuyor. Akşam saatleri ve hafta sonunda rezervasyon gerekebileceğini unutmayın. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara.

Sumakh: Otantik Azerbaycan mutfağını modern dokunuşlarla yorumlayan restoran. Ambiyansı da aynı şekilde oldukça modern ve şık. Menüsünde ara sıcaklardan salatalara, kebaplardan pilavlara pek çok çeşidi bir arada görmek mümkün. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara.

Restaurant Shah: Duvarlarına asılı portre tablolar, geleneksel döşemeler ve zaman zaman gerçekleşen folklor gösterileriyle Bakü’nün geleneksel restoranlarından bir diğeri. Kahvaltıdan öğle yemeğine, çay molalarından akşam yemeklerine günün her öğünü için tercih edilebilir. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara.

Urban Coffee: Nizami Ganjavi Parkı’nın yakınlarında olan endüstriyel tasarımlı bir kafe. Genellikle kahvaltı ve brunch tabakları için tercih ediliyor fakat kahveleri, içecekleri, aperatifleri ve tatlıları da kayda değer. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara.

Cofiesto: Minimal tasarımlı zengin kahve menüsü olan bir kafe. Bir şeyler atıştırmak isterseniz kruvasan ve sandviç gibi atıştırmalıklara da sahip. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara.

3.8 Bakü Bulvarı ve Liman Çevresinden Önerdiğimiz Oteller

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

JW Marriott Absheron Baku Hotel $$: Hem Bakü Modern Sanat Müzesi’ne hem de Özgürlük Meydanı’na yakın beş yıldızlı lüks otel. Oda-süit-stüdyo olmak üzere üç çeşit konaklama tipine, beş restorana, kapalı yüzme havuzuna ve spa-masaj seçeneklerine sahip.

Dinamo Hotel Baku $$: Her bir oda ve süiti farklı renklere adanarak dekore edilmiş beş yıldızlı prestijli otel.

The Merchant Baku $$: Havaalanı servisi, fitness merkezi, açık büfe kahvaltısı ve restoran & barı bulunan dört yıldızlı otel. Odaları hem çiftler hem de ufak çekirdek aileler için uygun.

JM Central Boutique Hotel $: Azerbaycan Ulusal Tarih Müzesi’ne ve Çeşmeler Meydanı’na birkaç dakikalık yürüme mesafesinde bulunan bu butik otelde odalar özel banyoya, klimaya, düz ekran tv’ye ve saç kurutma makinesine sahip. Ayrıca isteğe göre kontinental kahvaltı da var.

4. Sebayil’de Gezilecek Yerler

Bayrak Meydanı ve çevresine kadar uzanan Sebayil bölgesi de Bakü Bulvarı’nın devamında gelen bir diğer modern bölge. Şehrin en modern yapılarından bazıları burada kümeleniyor.

4.1 Azerbaycan Halı Müzesi

Azerbaycan’la ortak kültürel belleğimizin en önemli düğümlerinden biri halı. Yüzyıllarca dokumaya, ilmeğe, desenlere, renklere dökülmüş duygular, emekle biçimlenmiş. Zaman gelmiş masala dönüşmüş, zaman gelmiş bir evi süslemiş, öyle anlar olmuş ki değerine paha biçilememiş. İşte Bakü sahilinde halı rulosu gibi görülen yapı da ülkenin halıyla olan ilişkisini en güzel anlatan, adeta bir manifesto gibi okunacak bir yapı. Avusturyalı mimar Franz Janz’ın tasarımı olan binayı katlanmış halı rulosu formuyla hemen tespit edeceksiniz. Azerbaycan Halı Müzesi ilk olarak 1967’de kurulmuş ve bu bağlamdaki erken örneklerden biri olmuş. Koleksiyonun büyümesiyle müze 2014’te bugünkü binasıyla buluşturulmuş. Azerbaycan halı sanatının tarihsel gelişimini ve güzelliğini bir araya getiren müze, dokumalardan halılara, dokuma aletlerinden ağırşaklara, tekstil ürünlerinden nakışlara on binden fazla koleksiyon nesnesine sahip. Kalıcı koleksiyonun yanı sıra güncel sergiler ve eğitim programları da yapan müze pazartesi hariç her gün ziyarete açık. Bozkır kültürünün de bir parçası olan halının tarih içindeki yolculuğunu inceledikten sonra müze mağazasından, geleneksel Azerbaycan halılarına özgü bir anı almayı unutmayın. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara.

4.2 Mini Venice

İsminin de yansıttığı gibi minik bir Venedik hayaliyle kurulmuş, Bakü’nün en Instagramlık köşelerinden biri. Döneminin Bakü Belediye Başkanı Alish Lambaranski 1960 tarihli Venedik ziyaretinden çok etkilenip Hazar Denizi kıyısında mini bir versiyonu oluşturma fikriyle gelmiş. Böylece 10.000 metrekarelik bir alanda, köprülerle birbirine bağlanmış adacıklardan ve kanallardan oluşan Mini Venice ortaya çıkmış. Elbette bir olayı yok ama şehre oldukça popüler bir süs olmuş diyebiliriz. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara.

4.3 Azerbaycan Devlet Filarmonisi ve Philarmonia Garden

Bakü’nün ve tüm Azerbaycan’ın en önemli konser salonu olan Azerbaycan Devlet Filarmonisi, ülkenin ulusal filarmoni orkestrasına ev sahipliği yapıyor. 20. yüzyılın başlarında “Petrol Boom” döneminde elitlere özel bir kulüp olarak kurulmuş. Tasarımında Monte Carlo Kumarhanesi’nden ve Monako Operası’ndan ilham alınmış. Sovyetlerle birlikte konser salonuna dönüşmesinden beri de hem klasik Batı müziği hem de yerel müziğin içinde olduğu bir repertuara sahip. Azerbaycan Devlet Filarmonisi’nin de içinde olduğu Philarmonia Garden ise Eski Şehir surlarının dibinde, neredeyse beş hektarlık büyüklüğüyle şehrin en eski parkı olma özelliğine sahip. Fıskiyelerin, gül fidanlarının ve uçuşan renkli papağanların olduğu geniş ve ferah bir yeşil alan. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara.

4.4 Azerbaycan Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi

Bakü Güzel Sanatlar Müzesi ülkenin en köklü kültür kurumlarından biri. Müze 19. yüzyılın sonundan kalma iki konak üzerinde konumlanıyor. Bu bilgi önemli zira içeride gezerken eserlerden gözlerinizi alıp, binanın zarafetini de fark etmenizi çok istiyoruz. Koleksiyon açısından müze oldukça geniş. Minyatürlerden halılara, porselenlerden müzik aletlerine, resimden heykele uzanan yapısıyla koleksiyon Azerbaycan sanatına ilişkin bütüncül bir bakış sunuyor. Taher Salahov, Rasul Rzayev, Maral Rahmanzade, Sattar Bahlulzade gibi Azerbaycan sanatını biçimlendiren isimler müze duvarlarında sıkça karşınıza çıkacak. Bunun yanında deniz manzaralarıyla gönlümüzde yer eden Ivan Aivazovski, doğayı ele alış tarzıyla Ivan Şışkin, ışığın ressamı olarak anılan Arkhip Kuindji gibi tanıdık isimlere de rastlayacaksınız. Fakat asıl şaşkınlığı Rönesans’ın ustaları Raphael ve Andrea Del Sarto ile yaşayabilirsiniz. Hazar kıyısına gelen bu iki usta ile ilk şoku atlatınca Rokoko’nun yıldızı Fragonard, Flaman portre ressamı Frans Hals gibi sanat tarihine damgasını vuran isimlerle karşılaşmak olağan bile geliyor. Gezinin sonunu müze kafesinde masaya yatırmak gerebilir. Evet hala Bakü’de Raphael’in ne işi var diye düşünüyor olabiliriz! Konum için tıklayın. Haritada 25 numara.

4.5 Taze Pir Camii

Nabat Hanım adında varlıklı bir kadın hayırsever tarafından yaptırılan Taze Pir Camii, Bakü’nün en büyük ve en ünlü camisi. Temelinde 14. yüzyıl alimi Abu Seyid Abdulla’nın türbesi bulunuyormuş, bir süre tek katlı küçük bir cami olarak hizmet verdikten sonra 1905’te daha kompleks bir cami planı için temel taşı atılmış. Balkan Savaşları’nda inşa sürecinde ilerleyişi aksamış, 1917 Ekim Devrimi’nde de kapatılıp sinema ve depo olarak kullanılmış. Binanın tasarımı Azerbaycan’ın ilk diplomalı mimarı Zivar bey Ahmedbeyov imzalı. Büyük kubbeli ve iki ince minareli bir plana sahip. Beyaz taşların kullanıldığı, süslemelerinin altın kaplamalı olduğu gösterişli detayları mevcut. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara.

4.6 Flame Towers

Bakü’de şehrin ikonik yapılarından olan, adını ve formunu alevden alan kuleleri fona almadığınız bir an düşünülemez. Neredeyse şehrin her noktasından görülen bu üç kule, bölgedeki doğalgazın yeryüzüne çıkıp alev almasının ve ateşe kültürel olarak verilen önemin çağdaş bir uzantısı. Ne de olsa bütün dünyada “ateş ülkesi” olarak nam salan bir yerdeyiz olsun o kadar değil mi? Otel, daire ve ofislerden oluşan bu üç kulenin en yükseği 182 metre. 350 milyon dolara mal olan bu kuleler gündüz şehrin her yerinden görülmekle kalmıyor karanlık çökünce de üzerindeki ledlerle ışık gösterileri sunuyor. Kent kimliğinin modern sembolü olan bu kuleleri yakından görebileceğiniz birçok nokta bulabilirsiniz. Zaten bu kuleleri şehrin neresinde olursanız olun şıp diye tanıyacağınıza da eminiz. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara.

4.7 Funicular Baku

Bakü Teleferik Hattı, sahil ile Dağüstü Park arasında ulaşımı kolaylaştıran, kısa mesafeli bir ulaşım mekanizması. Hattın ilk yapılışı Nikita Khrushchev’in devrine dek uzansa da zaman içinde birkaç defa yenilendiğini belirtmek isteriz. Hatta bugün bizim de içine girdiğimiz vagonlar İsviçre yapımıymış. Sahilden vagona atladığınızda birkaç dakikada 455 metre yüksekliğe çıkıyorsunuz. Bu yüksekliğe Bakü sıcağında yürüyerek çıkmak yürek ve kondisyon ister onun altını çizelim. Yukarı çıkınca Bakü Körfezi ve Hazar mavisi ayağınızın altında, burnunuzun ucunda. İstasyondan bilet almak çok kolay. Görevliler her konuda yardımcı oluyor ve çok güler yüzlüler. Konum için tıklayın. Haritada 28 numara.

4.8 Dağüstü Park (Highland Park)

Bakü’nün içinde anıtlar, önünde manzaralar, arkasında kuleler olan en büyük yeşil alanı Highland Parkı. Bakülü sakinler buraya Dağüstü Parkı demeyi tercih ediyor. Fünikülerle çıkıp geniş yürüyüş yolları, teraslar, ağaç gölgeleri, çiçek tarhları ile göz göze gelebilirsiniz. Parkın içinde Şehitler Hiyabanı ve Gülistan Sarayı gibi bölümler de bulunuyor. Gülistan Sarayı 1980’de yapılmış ve bugün kültür sanat merkezi olarak işlevlendirilmiş bir yapı. Parkın seyir teraslarından gün batımını izlemek sadece yabancı ziyaretçilerin değil, Bakü sakinlerinin de sevdiği aktivitelerden. Yavaş yavaş şehrin karanlığa teslim olması, binaların ışıklarının yanmasıyla, göğün Hazar’ı kızıla boyaması özellikle romantik çiftleri burada bulmamızı açıklıyor. Konum için tıklayın. Haritada 29 numara.

4.9 Şehitler Hiyabanı

Azerbaycan yakın tarihini hissettiren, duygusal bir alan olan Şehitler Hiyabanı, Bakü’yü gören bir tepede yer alıyor. Buraya oldukça dik yokuşlardan çıkıldığından en iyisi buraya Füniküler ile ulaşmak ya da taksi kullanmak. Diğer türlü oldukça yorulabilir ve zaman kaybedebilirsiniz. Şehitlik ilk olarak 1918 savaşında hayatını kaybedenlerin mezarlığı olarak yapılmış. Buranın günümüzdeki halini alması Sovyetler’in 20 Ocak 1990’da bağımsızlık isteyen sivillere yönelik müdahalesiyle gerçekleşmiş. Bir trajediye dönüşen ve halk arasında Kara Ocak olarak tanımlanan bu günde vefat edenlerin gömülmesiyle Şehitler Hiyabanı adını almış. I. ve II. Karabağ şehitlerinin de yattığı bu alanda mezar taşlarındaki genç yüzler, tarihler, fotoğraflar ve taze çiçekler bazı acıların hiç dinmediğinin kanıtı. Kare granit mezar taşlarının arasından yürürken üzülmemek imkansız. Yolun sonunda Ebedi Ateş Anıtı (Eternal Flame) karşınıza çıkıyor. Bu hiç sönmeyen ateş, Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğruna hayata veda edenlerin ebedi hatıralarını onurlandırmak için yakılıyor.
Şehitler Hiyabanı’nda ayrıca Türk Şehitler Anıtı yer alıyor. Bu anıtın hemen yakınında da 1918’de inşa edilen Şehitler Camii’ni görebilirsiniz. Azerbaycan ve Türkiye arasındaki kardeşliğin nişanesi olarak inşa edilen camii, şehitliğin tek dini yapısı. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara.

4.10 Bakü Eye

Hazar’a bakan, şehri kartal gibi süzebileceğiniz bir dönme dolap Bakü Eye Bakülü sakinler için Şeytan Çarxı. Kapalı ve klimalı kabinlerden oluştuğu için her mevsim açık. Yalnız rüzgarların şehrinde bazen iklim dönmesine izin vermediğinde çalışmadığı da oluyor. İnsanı bir uçan halı misali 60 metre yüksekliğe çıkaran bu uçuş 15 dakika kadar ayaklarınızı yerden kesiyor. Konum için tıklayın. Haritada 31 numara.

4.11 Devlet Bayrağı Meydanı

Hazar kıyısında ve oldukça merkezi bir konumda bulunan Devlet Bayrağı Meydanı, ülkenin milli sembollerini görselleştiren bir kamusal alan. Adından da anlaşılabileceği gibi meydanın ismi tam ortasındaki dünyanın en uzunu olmasıyla Guinness rekoru sahibi 201 metrelik bayrak direğinden geliyor. Buradaki Azerbaycan bayrağını şehrin çoğu kısmından görebiliyorsunuz. Hemen direğin altında kalan müzede de Azerbaycan bayrağı, arması, ulusal marşın yazılı olduğu bir alan ve harita rölyefleri görebiliyorsunuz. Devlet törenlerinin yapıldığı meydan manzarasıyla yürüyüş rotanıza alabileceğiniz bir Hazar kıyısı destinasyonu. Unutmadan, Azerbaycan’da her 9 Kasım Devlet Bayrağı Günü olarak kutlanıyor. Bu tarihe denk gelirseniz meydandaki törenlere de şöyle bir bakabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 32 numara.

4.12 Crystal Hall

Kristal Salon, Azerbaycan’ın 2011 yılında kazandığı Eurovision Şarkı Yarışması’nın zafer anıtıdır da diyebiliriz. Eurovision, bizim gibi yakın akraba ve komşu olduğumuz Azerbaycan’ın da fazlasıyla önemsediği bir yarışma olduğundan 2012’de kazanan ülkede gerçekleşecek final için Kristal Salon inşa edilmiş. Hazar kıyısında 25000 kişi kapasiteli ve formu bir kristale benzeyen yapı, ışıklarla, ekranlarda parıl parıl parlatılmış. Alman mimarlık ofisi GMP Architekten imzası taşıyan salon, uluslararası spor müsabakaları ve konserler için kullanılıyor. Bina aynı zamanda şehrin 21. yüzyıldaki mimari dönüşümünün de simgesi. Konum için tıklayın. Haritada 33 numara.

4.13 YARAT Contemporary Art Centre

Bakü’de eski bir Sovyet denizcilik bakım hangarı bugün bir çağdaş sanat platformu haline dönüşmüş desek ilginizi çeker mi? 2011 yılında Azerbaycanlı sanatçı Aida Mahmudova tarafından kurulan YARAT, kar amacı gütmeyen, Azerbaycan’da sanatı desteklemek üzere yapılandırılmış bir mekan. Afrika, Orta Doğu ve Doğu Avrupalı sanatçıları buluşturan grup sergilerine ev sahipliği yapan kurum, konferanslar, performanslar, film gösterimleri ve atölyelerle de katılımcılarına birçok alternatif sunuyor. Bütün etkinlikleri ücretsiz olan kurumda özellikle atölye etkinlikleri yer kısıtı nedeniyle ön kayıt gerektirebilir. Konum için tıklayın. Haritada 34 numara.

4.14 Bakü Televizyon Kulesi

Bakü Televizyon Kulesi 350 metre yüksekliği ile ülkenin en yüksek yapısı olarak kayıtlara geçmiş. Dahası Kafkasya bölgesindeki en yüksek betonarme yapılardan biri olarak kabul ediliyor. Televizyon ve radyo iletişim kulesi olarak 1979 yılında inşaatı başlasa da ekonomik nedenlerden Sovyetler’in çözülmesine kadar uzanan birçok sebeple 1996’da tamamlanabilmiş. 2008 yılında kulenin 62. katında dönen bir restoran açılmış ancak şu sıralar restoran kapalı. Gece ışıklandırmasıyla şehir silüetinde hemen gözünüze ilişecek yapıya Azerbaycan’ın modernleşmesi ve özgürleşmesinin bir uzantısı gibi de bakabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 35 numara.

4.15 Sebayil’den Yeme-İçme Önerilerimiz

Fairmont Bakü: Flame Tower’ın içinde yer alan Faimont Hotel’in restoranı manzarası ve zarif tasarımıyla tercih sebebi. Şehrin geneline nazaran daha yüksek fiyatların hakim olduğu restoranda manzara günün her saati çarpıcı. Dünya mutfağından Azerbaycan mutfağının klasiklerinin modern versiyonlarına kadar geniş bir menüsü bulunan restoranda genelde levrek, somon ve karidesli fine-dining tabaklar rağbet görüyor. Hazar’a bu kadar yakın olunca daha farklı olması da düşünülemez herhalde. Hem manzaranın tadını çıkarmak hem de Alev Kuleleri’ni yakından incelemek için leziz bahaneler bunlar. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara.

4.16 Sebayil’den Önerdiğimiz Oteller

Fairmont Baku, Flame Towers $$$: Flame Towers’da bulunan, Hazar Denizi manzaralı modern tarzda döşenmiş odalarda konaklama imkanı sunan beş yıldızlı otel. Jazz club, yüzme havuzu, restoran ve Türk hamamı gibi olanaklara da sahip.

Sheraton Baku Intourist $$: Baku Eye’ın süslediği deniz hattı manzaralı odaları, spa ve sağlıklı yaşam merkezi, iki restoranı ve kahvaltı servisi bulunuyor. Şehirde tercih edilebilecek beş yıldızlı konaklama seçeneklerinden bir tanesi.

Badam d’Art Boutique Hotel $$: Hem çiftler hem de aileler tarafından tercih edilebilecek odaları olan 3 yıldızlı otel. Spa ve masaj hizmetleri, açık hava yüzme havuzu ve kontinental kahvaltısı var.

5. Bakü Çevresinde Gezilecek Yerler

5.1 Heydar Aliyev Kültür Merkezi

Çağımızın dahi mimarlarından Zaha Hadid imzası taşıayn Heydar Aliyev Center Bakü’nün ikonik yapılarından biri. Köşesiz formu, akan yüzeyi, kıvrılan duvarlarıyla yapı rüzgarların şehrinde, Sovyetler’in katı mimari anlayışına tam bir karşı duruş anıtı olarak rüzgarda uçar gibi tasarlanmış. Bu da yapıyı Azerbaycan’ın modern kimliği ile özdeşleştiren bir unsur haline getirmiş. Akış, süreklilik ve açıklık binanın karakteristiğini belirlerken kamusal alan olarak da bir mesaj veriyor: Azerbaycan artık bağımsız ve özgürdür.

Binanın bütün teknik özellikleri, biçimsel devrimi falan bir tarafa insan arabayla bile çevresinden geçerken içinden ıslık çalmadan edemiyor. Hadid gerçekten bu işi biliyor! Kültür merkezinin önünden itibaren farklı üslupları yansıtan, farklı heykeltıraşların çalışmaları sizi karşılıyor. Binanın da kendisi zaten adeta bir heykel formunda. İç mekanda restoran, kalıcı ve geçici sergi mekanları, oditoryum gibi alanlardan oluşuyor. Güncel sergilerde ağırlıklı olarak dünyadan modern heykeltıraşları ağırlayan kültür merkezinin kalıcı koleksiyonu Azerbaycan sanatını odağına alıyor. Kalıcı koleksiyonda dünyadan ve Türkiye’den tanınmış isimleri de görebilirsiniz. Sergilemede dijital anlatımlara ve mekansal kurgulara da yer verilmesi yapının ortaya çıkış misyonuyla çok uyumlu. Güncel sergi takvimi de oldukça doyurucu olan kültür merkezini gezmek biraz efor istiyor.

Kültür merkezinin ayrıca çok güzel bir restoranı ve kafesi de var. Açıkçası heyecan içinde Hadid’in yapısını ve eserleri incelemenin ardından burada bir yemek molası çok iyi geliyor. Burası aynı zamanda şehre yolu düşen iş adamlarının da buluştuğu bir alan. Kültür merkezinin içinde bir de müze mağazası yer alıyor. Oldukça ekonomik fiyatlara kaliteli müze hatıraları alınabilir. Haydar Aliyev Kültür Merkezi’ne, Bakü Bulvarı’ndan taksi ile 15 dakikada ulaşabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 36 numara.

5.2 Haydar Mescidi

Başkentin Binegedi bölgesinde, büyük bir avluya açılan Haydar Mescidi, 2014 yılında inşa edilmiş. Abidevi görüntüsüyle oldukça etkileyici olan yapı, geleneksel Şirvan-Abşeron mimari stilinin modern bir örneği olarak tanımlanabilir. Dış cephesi ağlay olarak adlandırılan yerel kireç taşıyla kaplı olan mescid, dört minaresi ve kubbe düzeni ile klasik cami mimarisinin bütün görkemini görür görmez ziyaretçisine hissettiriyor. İç mekanında yazı kuşakları ve halı desenleri duvarlarda zengin bir süsleme oluşturuyor. Caminin en önemli ayrıntısı ise Sunni ve Şiilerin birlikte ibadet etmesine olanak tanıması bizce. Çok sık rastlamadığımız bu uygulama ülkenin “biz” olma politikasının bir sonucu. Bir diğer sonucu da yapının günün her dakikası çok kalabalık olması. Namaz saatlerinde ve özellikle Cuma namazı sırasında ibadet edenlerin yoğun olduğunu ve bu nedenle farklı bir zamanda gidilirse herkes için daha iyi olacağını belirtelim. Ayrıca kılık kıyafet konularında hazırlıklı olarak gitmenizi öneriyoruz.

5.3 Kobustan (Gobustan) Milli Parkı

Bakü merkezden yaklaşık bir saat mesafede, Azerbaycan’ın en eski arkeolojik alanlarından biri olan Kobustan bulunuyor. Azerbaycanlıların “Kaya üstü tasvirler diyarı” olarak dillendirdiği Kobustan’a adım attığınız anda bu söylemin sebebini şıp diye anlıyorsunuz. Burası tarih öncesinde insan eliyle yapılmış binlerce petroglif barındırıyor. Girişte küçük bir müze binası yer alıyor. Müze binasında çizimler ve Kobustan’ın tarihi serüveninin kısa bir özetini bulacaksınız. Ancak asıl heyecan kayalar arasında gezinirken yaşanıyor.

Kayalardaki çizimler binlerce yıl önceki insanların ritüellerini, gündelik hayatlarını, dünyayı nasıl yorumladıklarını göstermesi bakımından bilimsel açıdan çok değerli. Biraz hayalperestseniz ya da kendinizi böyle yerlerde bir kaşif gibi hissediyorsanız kesinlikle heyecan verici. Kobustan’daki petroglifler ve arkeolojik alanlar Üst Paleolitik dönemden başlayarak, Mezolitik ve Neolitik dönemleri de kapsıyor. Upuzun yıllara yayılan bir yaşam izinin varlığına tanıklık edip, onun etrafında dolaşmak çok etkileyici bir deneyim. Mağaraları ve kaya resimleriyle bir açık hava müzesi olan bölgenin dünyada ses getirmesi 1939 yılını bulmuş. Azerbaycanlı bir arkeolog olan İshak Caferzade tarafından gerçekleşen bir dizi akademik çalışma ile alan literatüre girmiş. Kafkasya bölgesinin en eski yerleşimlerinden biri olan Kobustan’ı meşhur edense petroglifleri. Bu petrogliflerde avcılar, kuşlar, yaban öküzleri, keçiler ve balıkçılar sıklıkla betimleniyor. El ele tutuşup dans eden figürler ve kayıklarsa buradaki yaşama dair önemli ipuçları. Dans eden figürler avın bereketli geçmesi için bir ritüelken kayığın varlığı tarih öncesi insanın suyla kurduğu ilişkiyi ve balıkçılık yapabildiğinin kanıtı olarak okunuyor. Kemikten ve taştan yapılan aletler, toplu yaşama alanları Kobustan’ı bilim insanları için kesinlikle vazgeçilmez kılıyor. Fakat biz sıradan faniler için de insanlığın bilinmeyen bir zamanının kitaplardan çıkması aynı derecede heyecan verici.

Açık havada olduğu için güneş kremi sürmenizi, spor ayakkabılar giymenizi ve mevsime göre şapka, atkı gibi aksesuarlara önem vermenizi rica ediyoruz. Dağ tepe tırmanılarak gezileceği için uygun giysiler olmadan çok fazla zorlanabilirsiniz. Buraya merkezden kalkan rehberli turlarla da gelebilirsiniz. Gobustan Milli Parkı, Ateş Tapınağı, Bibiheybet Camii ve Çamur Volkanları rehberli turuna bilet almak için tıklayın.

5.4 Çamur Volkanları

Volkan deyince aklınıza Etna gibi, alevli ateşli, dehşet doğa manzaraları geliyorsa bunları hemen unutun. Bakü ve çevresindeki çamur volkanları yeraltından yükselen gaz, su ve tortunun oluşturduğu fokurdayan çamurlardan oluşuyor. Yerel halk bunlara genelde “palçıq vulkanları” diyor ki çok haklılar. Yapılan araştırmalarda yeryüzünde yaklaşık 800’e yakın çamur volkanı yer almakta, bunların da 300’den fazlası Gobustan Ulusal Parkı ve Abşeron Yarımadası çevresinde bulunuyor. Yani belki de dünyada çamur volkanı görülecek en ideal yer Bakü.

Bu volkanların oluşumu, bölgenin petrol ve gaz bakımından zengin jeolojik yapısından kaynaklanıyor. Yeraltında biriken metan başta olmak üzere çeşitli gazlar, şiddetli basınçla yukarı doğru itiliyor. Bu basıncın gücü suyu ve ince kil tabakalarını da sürüklüyor. Yüzeye ulaştığında ise küçük kraterler, koni biçimli tepeler ve sürekli kabaran çamur havuzları meydana geliyor. Kabarcıkların patlayarak yüzeye çıkması, aslında yerin derinliklerinden gelen gazın görünür hale gelmesi olarak tanımlanabilir. Bu volkanları sessiz, sakin, usul usul görünce dudak bükmeyin. Bazı durumlarda, aniden yüzlerce metreye fışkırabiliyorlarmış. Hala bu denli aktif olmaları içten içe bir heyecan yaratıyor ancak bizim gördüklerimiz kendi halinde fokurdayan mini mini volkancıklardı.

Bitki örtüsünden yoksun gri kum tepecikleriyle Kızıl Gezegen tadında, doğal bir peyzaja sahip olan çamur volkanları için ana yoldan ayrılıp, berbat bir yoldan ilerlemek gerekiyor. Bu nedenle 4×4 araçlar ya da yerel turlarla gitmek tercih ediliyor. İtiraf edelim tur ile gidince Kızıl Gezegen atmosferi sekteye uğruyor bir miktar. Bazı ziyaretçilerin çamur volkanlarından avuç avuç ellerindeki kaplara doldurduğunu göreceksiniz. Dilerseniz onlara siz de katılabilirsiniz. Yerel halk bu çamurun cilde iyi geldiğine inanıyor fakat biz denemedik. Buradaki asıl deneyim yer altındaki hareket ile yeryüzünün bağlantısını keşfetmek. Gobustan gezisi ile çamur volkanlarını birlikte planlamak zamanı ideal kullanmak açısından çok güzel olur. Zaten önerdiğimiz tur gibi tüm diğer turlar buraya da uğruyor. Gobustan Milli Parkı, Ateş Tapınağı, Bibiheybet Camii ve Çamur Volkanları rehberli turuna bilet almak için tıklayın.

5.5 Balaxani

Bakü’de, taş evleri ve dar sokakları ile kendi şöhretini yaratmış bir köy Balaxani. Köy dedik diye dünyanın bir ucunda sanmayın, merkezden taksiyle 10-15 dakikada varmak mümkün. Balaxani 1590’larda petrol kuyularıyla gelişmeye başlayan bir köy. 19. yüzyılda burası Bakü’nün enerji üreten en önemli merkezlerinden biri haline geliyor. Ancak petrol atıkları ile yerleşim hızla kirleniyor ve daha verimli alanlar bulununca da Balaxani gözden düşüyor. Sovyet döneminde Balaxani metruk ve unutulmuş bir virane halini alıyor.

Son dönemde Balaxani bir dizi revizyona sahne oluyor. Eski yapılar restore ediliyor, renkli cepheler öne çıkarılıyor, grafiti sanatçıları duvarları süslüyor. Sakin sokaklarında yürürken, bir zamanlar petrol merkezi olduğuna inanmak güç. 17. yüzyıldan kalan Şah Sefi Kervansarayı ve hamam gibi yapıların kalıntıları buranın geçiş noktası olduğunun kanıtı gibi. Küçük kafeleri ile Bakü’nün farklı bir yüzünü tanımak isteyenlerin uğrayabileceği bu köy ilkbahar ve sonbaharda mevsim açısından uygun. Ağır ağır yürüyerek keşfedeceğiniz sokaklar kışın çok rüzgarlı, yazın da çok sıcak olabiliyor bizden söylemesi.

5.6 Gökkuşağı Dağları

Gökkuşağı Dağları ya da Şeker Kamışı Dağları, Bakü’nün doğal güzelliklerinin bir başka uzantısı. Milyonlarca yıl önce deniz tabanında biriken tortul katmanların zamanla yükselmesiyle oluşan bu dağlar, tabiatın zihninin açığa çıkması gibi yorumluyoruz. Demir oksidin kızıl tonları, kireçtaşı ve kilin beyazla gri arasında dolaşan yüzeyleri ve farklı minerallerin ince geçişleri, toprağın içinde birikmiş zamanı önümüze seriyor. Bu nedenle karşılaştığımız şey doğrudan jeolojik süreçlerin sabırla ördüğü bir yapı, neredeyse kendi kendinin ressamı olan yer kabuğu.

Yakından başka, uzaktan bambaşka görünen bu katmanlar kırmızı, pembe, beyaz ve yer yer sarıya çalan çizgiler halinde dalga gibi kıvrılıyor. Yüzey, durağan bir form olmaktan çıkarak akışkan bir yapıda ilerliyor. Bu kıvrımlar, doğanın soyut bir kompozisyon kurduğunu düşündürecek kadar Kandinskyvari. Özellikle gün doğumu ve gün batımında ışığın teması, renkleri değiştiriyor ve bu doğal yüzey sürekli değişen bir renk cümbüşüne sahne oluyor. Resimsel ve grafik efektiyle etkileyici olan bu doğal alanda dikkatli gözler fosillere de rastlayabilir. Merkezden bir – bir buçuk saat süren araç yolculuğu sonunda yürümeye hazır olmalısınız. Elbette buraya da merkezden kalkan turlarla ulaşım sağlayabilirsiniz. Şeker Kamışı Dağları rehberli turuna bilet almak için tıklayın.

5.7 Ateşgah

Azerbaycan’ın kaderi petrol , doğalgaz ve ateşin aralığında örülmüş Ateşgah da bütün bu bileşenlerin inanca olan yansıması. Bakü’den 25 kilometre mesafedeki Surakhani bölgesinde yer alan Ateşgah, tarih sayfalarına “yanan topraklar” olarak kazınan bir kentin anılarına açılıyor. Ateşgah’ın kurulduğu alan bilinen bütün zamanlar boyunca topraktan sızan doğal gaz nedeniyle, kendiliğinden yanan ateşlerle biliniyor. Bu durum ateşin kutsiyetine inanan toplulukların burayı özel bir ibadet alanı olarak yorumlamasının temelini oluşturmuş. Başlangıçta Zerdüştlükle ilişkilendirilen bu alanda günümüze ulaşan yapılar büyük oranda 17. yüzyıldan kalma. Bu devirde Hindistantan’dan gelme tüccarlar ve dervişler Ateşgah’ı bugünkü görünümüne kavuşturmuşlar. Dolayısıyla yapı hem Zerdüşt mirasını hem de Hint kökenli ateş kültlerini bir arada barındırıyor.

Geçmişte orta avluda bulunan ateş sunağı, yer altından çıkan gazın yakılmasıyla sürekli alev halinde tutuluyormuş. Günümüzde doğal akış azaldığı için ateşin kontrollü olarak verildiğini öğrendik. Sembolik anlamını koruması açısından güzel olsa da doğal akışın azalması bizi biraz üzdü. Ortasında ateş sunağı bulunan beşgen planlı bir avlunun etrafındaki odaları ve canlandırmalarıyla Ateşgah, doğal olarak çıkan gazın ve inancın birleştiği bir alan olarak etkileyici bir kültür alanı. Hücrelerde inzivaya çekilen dervişler, ateşin kutsallığı, Azerbaycan’ın “Ateş Ülkesi” olarak anılmasının bir nişanesi gibi. Ateş Tapınağı, Bibiheybet Camii, Çamur Volkanları ve Gobustan Milli Parkı rehberli turuna bilet almak için tıklayın.

5.8 Bibiheybet Camii

Şehir merkezinin 10 kilometre kadar dışında kalan Bibi-Heybat Camii 13. yüzyıla kadar giden tarihiyle Azerbaycan’ın en eski camilerinden biri. Hazar Denizi manzarasına açılan avlusuyla günün her saati kalabalık olan yapı Şirvanşah Farrukhzad  II’nin emriyle inşa edilmiş. Kayıtlarda yapının mimarı olarak Mahmud ibn Sa’d’ın ismi geçiyor. Caminin bir diğer önemi on iki imamdan yedincisi olan İmam Musa el-Kazım’ın kızı Ukeyma Khanum’un mezarının burada olması. Ukeyma Khanum’un türbesi korunarak üzerine cami inşa edilmiş. Caminin böyle bir türbe ile iç içe olması ilk yapıldığı andan itibaren ibadethaneyi inançlı insanların sık ziyaret ettiği yerlerden biri yapmış. Cami yüzyıllar içinde onlarca onarımdan geçmiş ve çeşitli eklemeler yapılmış. 1911’de yapı büyük ve kapsamlı bir restorasyondan geçmiş ancak 1936’da Sovyetler tarafından tamamen yıkılmış.

Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından 1997 ile 1999 arasında eski fotoğrafları ve çizimleri referans alınarak yeniden inşa edilmiş. Üç kubbesi, iki minaresi ve yerel taş işçiliği ile görkemli bir dış görünümü var. Yeşil-turkuaz renkli bezemeleri, mermer detayları ve Kuran’dan ayetlerle süslenmiş iç mekanı da aynı ölçüde etkileyici. Caminin içindeki türbe 1936’daki yıkımda yok olsa da sonrasında sembolik olarak yeniden yapılmış. Yine gidecek olursanız giyim kurallarına uymanızı tavsiye ederiz zira kapıdaki görevliler bu konuda oldukça katı olabiliyor. Burası da yukarıda bahsettiğimiz turun durakları arasında.

2 Günlük Bakü Rotası

1. Gün: İçerişehir & Nizami Caddesi

Güne Bakü’nün tarihi kalbi İçerişehir yani suriçi bölgesini gezerek başlayın. Tarihi dar sokaklarda dolaşıp Sirvanşahlar Sarayı’nı gezip Kız Kalesi’ni gördükten sonra öğle yemeği molası da verebileceğiniz Nizami Caddesi’ni yürümeye Fəvvarələr Meydanı’ndan başlayın. Ardından Bakü Bulvarı’na geçip Hazar Denizi kıyısında yürüyüş yapıp meşhur Azeri halılarını görmek için Halı Müzesi’ne uğrayabilirsiniz.

2. Gün: Gobustan & Haydar Aliyev Müzesi

İkinci güne ise tarih öncesi kaya resimleri bulacağınız Gobustan Milli Parkı, Ateşgah, Çamur Volkanları, Bibiheybet Camii gibi çevrede görülecek yerleri kapsayan keyifli bir rehberli tura çıkabilir, şehre geri döndüğünüzde günün diğer yarısında Bakü’nün en ünlü müzesi ünlü mimar Zaha Hadid imzalı Haydar Aliyev Müzesi’ni ziyaret edebilir, akşamüzeri saatlerinde de füniküler ile Highland Park’a çıkarak Ateş Kuleleri gölgesinde şehrin en etkileyici manzarasını izleyebilir ve güneşi batırabilirsiniz.

Bakü’de Ne Yenir

Bakü yolculuğunda yemek fikri sizi her an yoldan çıkarabilir. Her şeyden önce Türk mutfağına olan paralellik beklentiniz varsa beklentilerinizde kesinlikle haklısınız. Öte yandan Orta Asya, Kafkas, İran ve Gürcü mutfağının da etkisiyle yemekler çeşitli, sofralar şen, lezzetler çeşitli. Onu da deneyeyim, bunu da yiyeyim derken aromatik ve lezzetli tatlarla tanışabilirsiniz. Bir kere diyeti bozacağınızı bilerek yola çıkmanız kafanızın rahatlığı için çok önemli.

Şah Plov

Plov: Plov yani pilav Azerbaycan’ın en ünlü yemeklerinden biri. Azerbaycan pilavları, hem pişirme tekniği hem de sunum biçimiyle ağız sulandırmasının yanı sıra adeta bir ritüel olarak yorumlanmalı. Pilavları ayrıcalıklı kılan en önemli özellik, pirincin tane tane, hafif ve parlak kalacak şekilde hazırlanması. Pilav ile yanında servis edilen hiçbir unsur birbirine karıştırılmıyor. Pilav ve eşlikçileri ayrı ayrı pişiriliyor ve servis ediliyor. Rivayet odur ki ülkede 200 çeşit pilav yapılıp, zevkle de yeniyor. Şu an dolaşımda ise yaklaşık 40 çeşit pilav var. Bunlardan en en en şöhretlisi, safranlı, etli, kuru meyveli iç harcı ile yufkaya sarılıp pişirilen pilavların Nirvanası, Şah Plov. Safranlı ve tereyağlı olarak servis edilen sade pilav Ağ Plov, bahar aylarında pişirilen dereotlu Süyüdlü Plov, kuru meyveli haliyle Osmanlı mutfağına göz kırpan Şirin Plov, haşlanmış veya sotelenmiş tavukla hazırlanan Toyuqlu Plov, kuzu etiyle yapılan Qoyun Plov, cevizli narlı bir sosla rengini belli eden Fisinjanlı Plov bu onlarca leziz çeşitten sadece birkaçı. Unutmayın ki Azerbaycan’da şölen, hatırlı misafir yemeği olan pilavı denemeden Bakü’ye gitmiş sayılmazsınız.

Qutab

Qutab: Kafkas coğrafyasındasınız hamur işi olmadan bu bölgeden ayrılamazsınız. Azerbaycan’da hemen her yerde Qutab muhakkak karşınıza çıkacaktır. Kağıt gibi incecik açılan hamurun içine etli, yeşillikli ya da peynirli harç konularak hazırlanan Qutab biraz gözlemeyi anımsatan ve süzme yoğurt eşliğinde sofrayı süsleyen bir lezzet.

Düşbere: Mantıya benzer şekilde ince hamurla ve bin bir zahmetle hazırlanan Düşbere de ülkenin bir başka klasiği. Kıymalı iç harcı ve sirke sarımsak sosuyla servis edilen Düşbere de ağzının tadını bilenlere iyi gelecek.

Kuzu dolma

Dolma: Bakü’de sofranızı donatabileceğiniz bir diğer efsane lezzet dolma. Üzüm yaprağı dolması, biber, patlıcan ve domates dolmaları da çok sevilen yemeklerden. Kuzu etiyle yapılan dolmalar biraz ağır gelebilir şimdiden uyaralım.

Bakı Gürzesi

Bakı Gürzesi: Bakı Gürzesi ise yine mantı benzeri ve adını bölgedeki bir yılandan alan ayrı bir tat. İnce açılmış hamurun içine kıymalı harç konuyor ve özel bir yöntemle kapatılıyor. Hamurun üzerinde kapamadan kaynaklanan desen Gurze adı verilen kuzey yılanına benzediğinden ismi Gürze kalmış. Bazen yoğurtlu sarımsaklı sos ile bazen de sade servis ediliyor.

Kuzu lüle kebabı

Et ve Mangal: Et ve mangal deyince Bakü mutfağı oldukça bereketli. Elde çekilen kuzu kıymasından yapılan, lavaşla ve sumakla harika bir üçlü oluşturan Lüle Kebabı, soğan suyu ve nar ekşisiyle marine edilmiş parça etlerden oluşan Tike her menüde karşınıza çıkabilir. Tike’ye göre daha aromalı olan Bastırma Kebabı’nı ve sakatattan oluşan Cozbız’ı da deneyebilirsiniz.

Salatalar: Bakü’de salatalar, yemeğin eşlikçisi olmanın kesinlikle bir adım ötesinde. Kızgın yağda pişirilen patlıcanların resmi geçit yaptığı çıtır patlıcan salatası, narın başrolde olduğu nar pastalı salata, kişniş, dereotu, taze nane ve taze soğan ile hazırlanan göyerti salatası ana yemeğe rakip lezzetler.

Bakü’den Ne Alınır?

Azeri Çayı: Azerbaycan’da misafirperverliğin en önemli eşlikçisi olan çay, tıpkı bizde olduğu gibi bitmesine izin verilmeyen bir alışkanlık olarak Bakü’de sizi karşılıyor. Hele ki Azerbaycanlıların “ətirli” yani hafif bergamotlu siyah çayları var ki işte o Bakü’de bütün günü mühürlüyor. Tıpkı bizde olduğu gibi paket olarak bu çaydan eşe dosta getirmek bir gelenek.

Bakü’nün Neyi Meşhur?

Dokuma Ürünler: Azerbaycan halıları Kafkasya’nın yüzyıllardır ilmek ilmek dokunan en eski geleneklerinden biri. Her bölgenin dokumasından başka bir hikaye yükseliyor. Quba’nın sert ve geometrik çizgileri, Şirvan’ın ince işçiliği, Karabağ’ın çiçekli ve neredeyse resme yaklaşan zengin desenleri, Gence ve Kazah bölgelerinin güçlü sembolleri Anadolu kadının elinden çıkan halılarla zihinde bir bütünlük sağlıyor. Aynı dilin farklı sesleri adeta halılara da yansıyor. Renkler, nar kabuğu, ceviz kabuğu, kök boya gibi doğal kaynaklardan alındığından yıllar geçtikçe parlaklığına parlaklık katılıyor. Yerel sürülerden elde edilen yün, anneden kıza geçen bir miras Azerbaycan halıcılığının genel karakteristiği. Bu süreklilik Azerbaycan halı dokumacılığını UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras olarak taltif etmesine neden olmuş. Komşuda yaşayan bir kültür hazinesi olarak bambaşka bir iltifat gören halının şehirde ayrı bir müzesi bile var. Bakü’de halı müzesine gidip daha sonra bütçeniz dahilinde bir halı da alabilirsiniz. Böylece Azerbaycan evinize kadar uzanır.

İpekçilik: Azerbaycan’da ipekçilik en eski zanaatlardan biri. Özellikle Şeki ve onun çevresinde gelişen ipekçilik günümüzde hala kalitesini ve estetik güzelliğini sürdürüyor. Yükte hafif, tende ince bir duygu bırakan bu ipekler en güzel seyahat anısı diyebiliriz. Azerbaycan’ın en şöhretli ipek ürünü kelagayı. Dokunduğunuzda tüy gibi uçuş uçuş bir his bırakan bu ipekliler bir o kadar da dayanıklılığı ile nam salmış. Kelagayı da UNESCO tarafından koruma altında olan bir geleneksel ürün olarak kayıtlara geçmiş. Bakü’den Şeki’ye ipek almak için yola düşebilir ya da şehir içinde ipeğin izini sürebilirsiniz. Fakat bu konuda turistik bölgelerden uzak durmakta fayda var. Orijinal bir ipekli şal veya eşarp için yerli üretim etiketine mutlaka dikkat etmelisiniz. Diğer taraftan Halı Müzesi ya da Heydar Aliyev Center gibi resmi müzelerin mağazalarında da gerçek Azerbaycan ipeğine rastlayabilirsiniz. Burada önemli olan otantik ürün peşinde koşmaktansa en azından gerçek Azerbaycan ipeğine ulaşmak olmalı. Zamanınız varsa Şeki’ye gidip küçük atölyelerin kapısını zorlamak ise paha biçilemez.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir