HOLLANDA’DA BİSİKLET TURU
Kızımızla, yıllar geçse de bizden hiç gitmeyecek bir bisiklet turundan döndük. Ölmeden önce yapılacaklar listemize bir tik daha attık. Şimdi siz de kendi anı bankanızı doldurabilin diye her detayını paylaşıyoruz. Planlaması bizden, şirketten izinleri almak sizden.
Çocukla yapılacak en güzel, zahmetsiz, konforlu, lezzetli, güzel duraklarla dolu maceralardan biri. Bisiklet diyince öyle kan ter düşünmeyin, aksine bir o kadar keyifli. Burada bisiklet ve rota tercihi belirleyici tabii. Onu da az sonra anlatıyoruz. Biz çocuklular için macera imkanı daha limitli diye, özellikle onlara sesleniyoruz ama çocuğunuz yoksa da çok keyifli bir rota. Uzatmak bile isteyebilirsiniz.
Kızımız da biz de müthiş keyif aldık ve arşivlerimize yeni bir core memory daha ekledik. Hadi sıra sizde!
Rotaya Hızlı Bakış
Zorluk Seviyesi: Kolay (Bisiklete binmeyi bilen herkes yapabilir)
Süre: 3 gece, 3.5 gün
Ortalama Günlük Yol: 25-30 km
Rota: Amsterdam – Zaandam – Volendam – Amsterdam
Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz.
Bu Rotayı Neden Öneriyoruz?
- Hollanda 17. yüzyıl ressamlarını peyzaj tablolarına, resmileri sıkıcı olmasın diye uydurma tepeler ekletecek kadar düz. 😀 True story.
- Yollar o kadar pürüzsüz ki sürüş esnasında çocuğunuz önde çok rahatça uyuyabiliyor.
- Amsterdam’dan başlayıp, Amsterdam’da bitiyor.
- Amsterdam’da elektrikli kargo bisikleti kiralayabileceğiniz çokça seçenek var.
- Hayatınızda hiç spor yoksa dahi, sürdüğünüz şey e-bike olunca asla yorulmuyorsunuz.
- Her gün 25-30 km yol yapacak birbirinden tatlı yerlere varabiliyorsunuz ve yol üzerinde de tatlı duraklar var. Yanınızda yemek, içecek gezdirmenize gerek yok.
- Manzaralar, enteresan ziyaret noktaları ve lezzet durakları da cabası…
- Navigasyonu çok kolay. Her yerde telefon da çekiyor.
Gitmeden Önce

Hangi Bisikleti Tercih Etmeli?
✓ Hollanda’da hangi rotayı yapıyor olursanız olun, en ama en önemli şey bisiklet tercihi. Biz uzunca araştırdıktan sonra front-loader e-bike tercih edilmesi gerektiğine kadar verdik. Çocuğun arkada değil, önde olması onu devamlı çocuğu görmek ve kolay etkileşimde kalmak için çok önemli.
✓ Bu rota 4 gün olduğu için elektrikli bisiklet çok rahat oluyor. Ne kadar destek istediğinizi kendiniz seçebiliyorsunuz. Biz genelde minimum destekte kullandık. Rüzgarlı günlerde yüksek destek almamıza rağmen piller tüm günü çıkarıyordu. Kas ağrımız hiç olmadı. Ancak eğer rotayı tek gün yapacaksanız elektrikli olması şart değil, çünkü yollar zaten düz, mesafelerde uzun değil. Bununla birlikte kondisyonunuza güveniyorsanız ya da çocuksuz yapıyorsanız elektirikli bisiklet olmasa da olur.
✓ Bir bisikletle valizlerimizi, diğeri ile Lara’yı taşıdık. O yüzden ikisini de çocuk tipi elektrikli kargo bisikleti aldık. Birini güneş tenteli, diğerini yağmurluklu almıştık Lara’yı hava durumuna göre birine koyarız diye. Ancak güneş tentesine hiç gerek yokmuş. Hem yolda kendi kendine zırt pırt açılıyor, hem de hava en güneşli olduğunda bile bisikletin rüzgarı kesmesi için yağmurluk daha kullanışlı. İki camını da açmanız yetiyor.
✓ E-cargo bike’lar en çok çalınan bisikletler. O yüzden kesinlikle ülke genelinde (çoğu sadece Amsterdam’ı kapsıyor) sigorta sağlayan bir kiralama şirketi tercih edin. Biz BiciCare‘den online olarak kiraladık.
Çok Faydalı Tüyolar
- Bizim kızımızla ilk bisiklet deneyimimizdi. Sıkılır mı, oturur mu oturmaz mı emin olamadık. O yüzden otel rezervasyonlarımızı gün be gün yaptık, sıkılırsa Amsterdam’a döneriz dedik. Ancak Lara bisiklet turuna bayıldı. Siz de emin değilseniz, kendinizi bağlamak yerine gün gün gidebilirsiniz.
- Bisikletleri en az 1 ay önceden rezerve etmekte fayda var. Yoksa bulmak zor oluyor.
- 1 ay önceden hava durumunu öngöremediğimiz, gerekirse günleri kaydırabilmek için, için bisikletleri 1 haftalık kiraladık. Böylece Amsterdam’ı gezerken de altımızda bisikletimiz oldu. Çok rahat ettik.
- Yağmur göstermese bike hem kendinize hem çocuğunuza mutlaka yağmurluk da alın. Hem rüzgar için ihtiyacınız olacak, hem de sürprizlerle hazırlısız yakalanmazsınız.
- Kargo bisikletini ilk bindiğinizde biraz yabancılayabilirsiniz. Acemiliğinizi üzerinizden atmak için Vondelpark’ta bir tur atmayı düşünebilirsiniz.
- Bizim kızımız müzik dinlemeyi çok seviyor. Küçük hoparlörü ile keyfi bisiklette çok yerindeydi. Siz de kendi çocuğunuzun bug’ını bulursanız ve ona göre hazırlanırsanız çok rahat edersiniz.
- Sadece hava durumuna değil, rüzgar durumuna da bakın!! Bisikletlerin ön kısmı kapalı olduğu için rüzgarda epey direnç yiyorsunuz. 15 knot üzeri efor artmaya başlıyor.
1. Gün: Amsterdam – Zaandam
Amsterdam – Twiske Waterland


Yola çıkmadan önce yanınızda suyunuzun olduğundan emin olun çünkü yolunuzu değiştirmedikçe öğle molasına kadar pek ihtiyaç gidebileceğiniz bir yer olmayacak.
Amsterdam Central Station’dan kalkan ücretsiz feribotlara binip kanalın öbür yakasına geçtiyseniz turunuz başlamıştır! Kanal boyunca ilerlerken ne kadar hızlı şehir hayatını geride bırakıp inek sürülerinin, sazlıkların olduğu kırsal Hollanda’ya şaşıracaksınız.
İlk hedefimiz Twiske – Waterland isimli yeşil alan. Konum için tıklayın. Het Twiske kısmı daha rekreasyon odaklı; içinde yüzebileceğiniz plajlar, çocuk alanları ve yürüyüş / bisiklet parkurları var. Waterland tarafı ise insanların daha çok doğada vakit geçirdikleri bölüm. Biz Amsterdam yönünden gelirken alana buradan girildiği ve burada çok tatlı bir cafe olduğu için Twiske’de mola verdik.
Öğle Yemeği: Pannenkoek De Appel (Milli Park’ta) & Twiske-Waterland Tırmanış Parkuru


Pannenkoek De Appel menüsünde çeşit bulunmasıyla, açık ve kapalı oturma alanlarıyla hem keyifli hem de lezzetli bir mola için ideal. Restoranın içinde çocuklar için bir oyun alanı da var. Konum için tıklayın.
Bölgedeki diğer güzel bir alternatif de suyun kenarına konuşlanmış olan Paviljoen Twiske. Konum için tıklayın.
Eğer çocuksuzsanız daha romantik bir seçim olabilir. Ancak çocukluysanız ve o da 5 yaşın üzeriyse neredeyse bahçesinde bulunan tırmanma parkuruyla Pannenkoek De Appel bu yarışın kazananı olacaktır.


Twiske-Waterland Tırmanış Parkuru
- Parkura girebilmesi için çocuğunuzun boyu minimum 120 cm, yaşı ise en az 5 olmalı. 120 cm gelen ancak 5 yaşına basmamış çocuklar alınmıyor.
- 120-135 cm arası çocuklara bir yetişkinin eşlik etmesi gerekiyor.
- 135 cm üzeri çocuklar kendileri tırmanabiliyor.
- 120 kg üzeri kabul edilmiyor.
Ücretlerini websitelerinden kontrol edebilirsiniz. Keyifler yerinde ama çok da yaymamak gerek. Daha Zaanse Schans’a yol var. Konum için tıklayın.
Akşam Yemeği: Eet Cafe de Toog

Ben yemeklerini çok beğendim, ama Bilgehan standart bulduğu için gönlümce övemiyorum. O pesto sevmiyor, söylediğimiz 2 şey de pestoluydu, ondan olabilir. Carpaccio nefisti, kaburga yumuşacıktı ve sebze tabağı tam kararında pişmişti. Üstelik eğer Zaandam’da konaklıyorsanız sizi yolunuzdan şaşırtmıyor.
Önce otele check-in olup, sonra yemeğe gitmek isterseniz Zaandam’da çokça yer ver ama bizce Eet Cafe de Togg aralarında en iyi seçenek. Konum için tıklayın.
Otel: Zaandam’da Konaklayın
Zaandam bu bölgenin en gelişmiş yeri. O yüzden çokça otel seçeneği var. Ayrıca sabah hızlıca güne başlamak isterseniz etrafta kruvasan-kahve yapabileceğiniz fırın / kafe bulmanız kolay olur. Bununla birlikte seçeneklerin hiçbiri kaçırılmayacak cinsten değil. O yüzden otelinizde kahvaltı yapmanız en mantıklı seçenek olabilir. 😉 E, tabii buna göre sizin için otel seçkisi de hazırladık.
| OTEL | FAVORİLER | KAHVALTI SERVİSİ | 3-4 KİŞİLİK ODA / SUITE | NOTLAR |
| Zenstay Hotel $$ | ❤️️ | Yok | Deluxe Quadruple Room adlı çift kişilik yatak + açılan kanepeli odaları var. | |
| Boutique Hotel 43 Amsterdam $$ | Yok | Odaları en fazla 2 kişilik. | Zaandam merkezin biraz dışında kalıyor. | |
| Distrikt Hotels Amsterdam Zaandam $$ | ️❤️️️ | Ekstra ücret karşılığında açık büfe kahvaltı var. | 3 kişilik odaları var. | |
| Inntel Hotels Amsterdam Zaandam $$ | Ekstra ücret karşılığında açık büfe kahvaltı var. | Çocuk için ekstra ücretle ilave yatak hizmetleri var. | Zaandam’ın sembolü meşhur mimarili otel. | |
| Zaan Hotel $$ | Ekstra ücret karşılığında açık büfe kahvaltı var. | 3 ve 4 kişilik odaları var. |
2. Gün: Zaandam – Volendam


Az biraz detour yapıp sabah Zaanse Schans’a dönüyoruz. Hollanda’da görülmesi gereken yer listelerini süsleyen açık hava kültürel miras alanı turumuzda da var.
18-19. yüzyıllarda Zaan bölgesi Avrupa’nın en önemli sanayi bölgelerinden biriydi ve yüzlerce yeldeğirmeni adeta o dönemim fabrikaları gibi çalışıyorlardı. Kimi kereste biçiyor, kimi boyalar için pigment çıkarıyor, kimi baharat işliyordu. Bugün bunlardan bazıları ziyarete açık ve işlem yaparken mekanizmalarını görebiliyorsunuz. 1960’lar itibariyle Zaan bölgesinin farklı yerlerinden ahşap evler, değirmenler ve atölyeler buraya taşınarak hem korumaya alınmış hem de yeniden amaçlandırılarak turizme açılmış.



Zaanse Schans’da Neler Yapılır?
- Kereste için Het Jonge Schaap’ı, pigment için de De Kat’ı gezebilirsiniz. Açık alana giriş ücretsiz ancak değirmenlerin içini görmek için ücret ödemeniz gerekiyor. Konum için tıklayın. De Kat’ın konumu için tıklayın.
- Hollanda’nın meşhur ahşap takunyalarının yapımını gösteren bir atölye var. (Ücretsiz) Çocuklar için hoş. Burada peynir tadımı ve satışı da var. Konum için tıklayın.
- Zaans Museum bölgenin sanayisel gelişimini anlatıyor ve içinde. Buraya kadar çocukları çok açmayabilir ancak 7 yaş üzeri çocuklar içindeki Verkade Çikolataları interaktif deneyimini sevebilir. Verkade önlüğü giyip üretim sürecine dahil oldukları, kendi çikolatalarını paketledikleri bir oyun. Ancak sadece Verkade deneyiminin 1 saat sürdüğünü unutmayın. Konum için tıklayın.
Daha da yapılacak şeyler var ancak zaman göz önünde bulundurularak en kayda değer bulduklarımızı anlattık.
Öğle Yemeği: De Hoop Op D’Swarte Walvis
Zaanse Schans’ın içinde çok seçenek yoksa da birkaç karın doyuracak yer var, hiçbiri öyle gastronomik bir deneyim için oturulacak yerler değil. Aralarında en teşekküllü menü ve tek su kıyısında oturma imkanı olan yer De Hoop Op D’Swarte Walris. Konum için tıklayın.
Eğer garantici olayım pancake yedireyim derseniz de Restaurant De Kraai‘a gidebilirsiniz. Hollanda usulu pancakeler daha çok krep gibi ince ve büyük olması, ve yine krep gibi tatlı ve tuzlu seçeneklerinin olması. Konum için tıklayın.
Mola: Het Wapen Van Ilpendam



Ilpendam kasabasında bir molayı hak ettiniz. Het Wapen Van Ilpendam akşam üstü yerellerin buluşma noktası olan bir cafe/ birahane. Ama sıcak yemekleri de var. O yüzden saatiniz kontrol edin ve ETA’nızı gözden geçirin. Küçük yerleşimlerde restoranlar mutfakların 21’de kapandığını göz önünde bulundurarak burada mı yemelisiniz, Volendam’ı yakalar mısınız hesabınızı yapın. Konum için tıklayın.
Akşam Yemeği: Smit-Bokkum


Volendam tütsülenmiş balık türleri ile ünlü. İştah açıcı ismiyle Bokkum isimli tütsülenmiş ringa balığı ve Gerookte Paling isimli yılan balığı Volendam’ı Hollanda’nın gastronomi haritasına yerleştirmiş.
1856’da kurulan ve ilk balık tütsühanesi olan Smit-Bokkum iyi bir balıkçı olmasının ötesinde, bu kültürü geleneksel yöntemlerle yaşatan kültür noktası ve 6 kuşaktır Smit ailesi tarafından bizzat işletiliyor. O yüzden rezervasyonsuz yer bulmak neredeyse imkansız. Mutlaka önden ayarlayın. Linki burada. Bugün doluysa yarın için şansınızı deneyin. Konum için tıklayın.
Kesin Burada Konaklayın: Van der Valk Hotel Volendam

İşte size “İyi ki bu kadar yol tepmişiz de kendimize bu güzel ödülü vermişiz” dedirtecek bir otel. 2026’da yenilen otel tam bir Pinterest rüyası. Bahçesinin güzelliği, renk teorisinin zirvesi dekoru, odaların genişliği, kahvaltısının mükemmelliği ile fiyatından çok daha fazlasını hak ediyor. Kesinlikle burada başka otel bakmayın. Bu kadar net yönlendirdiğimiz için işbirliğimiz olduğu sakın sanılmasın. Ne burasıyla, ne de adı geçen başka bir işletme ile bir anlaşmamız var. Her zamanki gibi hepsi gönülden tavsiyemizdir. Konum için tıklayın.
Van der Valk Hotel Volendam fiyatlarını ve müsaitliğini incelemek için tıklayın.
3. Gün: Volendam – Marken – Edam Turu
Bugün kalabalık görünüyor ama merak etmeyin mesafeler yakın. Programda 3 yer var;
– Eskiden bir ada olup artık köprüyle ana karaya bağlı olan Marken.
– Belki de turun en şirin kasabası olan Edam.
– Eski bir balıkçı köyü olan Volendam. Bir an sanki Hollanda’da değilmiş de Norveç’teymişsiniz gibi hissettiren Nordik bir vibe’ı var.
Bunları kendinize göre de sıralayabilirsiniz.
Marken



Feribotla Marken’e Geçiş: Marken Adası’na ister feribotla, ister köprüden pedallayarak geçebiliyorsunuz. Manzaralar sıradan, o yüzden iki kere pedallamaya gerek olmadığını söyleyebilirim. 🙂 En iyisi adaya geçerken pedallayıp, dönerken feribota binmek. Tabi tersi de olur. Feribot Port of Volendam’dan kalkıyor. Konum için tıklayın.
Marken’de Gezilecek Yerler
Marken, suyun mimariyi nasıl şekillendirdiğini çok iyi görebileceğiniz bir balıkçı adası. 13. yüzyılda adayı satın alan keşişler setler ve drenaj sistemleri kurarak adada tarım yapmayı başarsa da ileriki dönemde tuzlu su taşkınları tarımı güçleştirince ada denizcilik ve balıkçılığa dönmüş. Bu su basmalarından evlerini korumak için werf denilen yapay tepeler yaparak evlerini üzerlerine kondurmuşlar. Yer kalmayınca da evleri tepelerle değil, kazıklarla yükseltmeye başlıyorlar. 1932’de taşkın riski kontrol altında alınınca da bu halk kazıkların etrafını kapatarak yaşam alanlarına dahil etmiş. Adada görülecek az ve öz şey var:
- Marken Müzesi’ndeki 6 tarihi evi. Konum için tıklayın.
- Adanın doğu ucundaki 1839 tarihli Het Paard van Marken deniz feneri. Konum için tıklayın.
- Ahşap takunya yapan Stoom Klompenmakerij Marken. Konum için tıklayın.
- Adanın küçük limanı. Konum için tıklayın.
Öğle Yemeği: Taverne de Visscher / De Taanketel


Adada zaten çok fazla mekan olmadığı için limandaki 2-3 kafeden birine oturacaksınız. Hava kötüyse Marken’in en eski tavernası olan Visscher‘in içi çok hoş, eski bir gemi dekorundan ilham alınmış ve gemi maketleriyle süslü. Konum için tıklayın.
Hava güzelse de ya aynı yerin terasını, ya da De Taanketel‘in açık oturma alanı değerlendirebilirsiniz. İkisinde de klasik bar yemekleri var. Neyse ki seçenekler bira tabağı, fritöz işi şeyler kadar vasıfsız değil. Şarap soslu midye, hamburger, dim sum, füme balık tabağı ve sandviçler gibi şeçenekler var. Konum için tıklayın.
Edam



Edam kartpostallık sokaklarıyla küçük ama dolanması çok keyifli bir kasaba. Hiçbir yere durmadan, sokaklarca pedallamak buranın hakkını vermenin en güzel yolu. Konum için tıklayın.
Bir zamanlar Türkiye’de marketlerde satılan, kırmızı balmumu ile kaplanmış, daire şeklindeki ufak Babybel peynirlerini hatırlar mısınız? Meğer bu peynir ticareti ve gemicilik ile zenginleşen Edam’ın yerel peyniri Edammer‘miş. Üzerindeki koruyucu kırmızı balmumu sayesinde uzun deniz yolculuklarına dayanabildiği için Hollanda’nın ticaret ağından dünyaya yayılmış.
Peynir Pazarı
Bir zamanlar çiftçiler ürettikleri peynirleri at arabalarıyla peynir pazarlarında satışa çıkarır, tüccarlar da onlardan aldıklarını gemicilere ve dünyaya satarlarmış. Bugün gördüğünüz tuğla cepheli, kanallı zenginliği o günlerden geliyor. Bu Kaasmarkt isimli pazar artık sadece bir canlandırma olarak yaşıyor. 2026’da Temmuz ve Ağustos’ta her çarşamba 10.30-12.30 arası Kaaswaag (peynir tartım evi) önünde yapılıyordu ama siz yine gitmeden kontrol edin. Geleneksel kıyafetli insanlar kayık ve at arabalarıyla peynirlerini getiriyor, geleneksel el sıkışma pazarlık yöntemi “handjeklap” ile fiyatta anlaşılıyor, peynirler tartıya çıkıyor ve depolanıyor. Kaaswaag’ın konumu için tıklayın.
Volendam


Volendam bugünkü duraklarımız arasındaki en büyük yerleşim olmakla birlikte hala 23 bin kişilik bir kasabacık ama hazır olun, her yıl 2 milyon ziyaretçi çekiyormuş! Tabii gelenler Edam ve Marken içinde geliyor, burayı merkez ediniyor. Konum için tıklayın.
Volendam’da Ne Yapılır?
- De Djik van Volendam isimli, üzerinde restoran ve dükkanların olduğu kordon boyunu gezin. Liman da üzerinde kalıyor. Konum için tıklayın.
- Doolhof, Djik’in hemen arka sokaklarında başlayan, ahşap evler ve plansız gelişmiş sokaklardan oluşan labirent gibi eski bir mahalle. Kordon boyundan bile daha keyifli. Sokak sokak pedallayın. Konum için tıklayın.
- Şehrin füme balık kültürünü deneyimleyin. Yukarıda Smit-Bokkum’da uzun uzun bahsettik. Zaten yemek için en doğru adres de orası.
- Yerel kostümlerle, vintage bir mis-en-scene ile anı fotoğrafı çektirmek isterseniz Djik üzerinde birkaç anı fotoğrafçısı var.
- Bir de müzesi var yerel yaşam ve balıkçılık üzerine. Volendam Museum. Konum için tıklayın.
Akşam Yemeği
Biz ikinci gece de Volendam’da yemeyi tercih ettik. Daha fazla restaurant alternatifi var. Ama değişiklik olsun derseniz gününüzü Marken – Volendam – Edam şeklinde planlayıp bir akşam yemeğinizi de Edam’a ayırabilirsiniz.
Güzel Otelinizde 2. Gece: Van der Valk Hotel Volendam
Valizi açıp kapatmakla uğraşmayın, iki gece aynı otelde kalın. Zaten otel de çok hoş.
4. Gün: Volendam – Amsterdam
Monnickendam


Artık dönüş günü.
Yolun bir kısmını zaten daha önce gördüğünüz için hızlıca pedallayıp gününüzü Amsterdam’da değerlendirebilirsiniz. Biz bir yer daha görelim diye kahvaltıyı Monnickendam’da yapalım dedik. Diğer gördüklerinizden sonra Monnickendam çok etkileyici bir yer değil. Küçük bir yerleşim olduğu için mekan sayısı da oldukça az. Bazıları sabah açık oluyor ama genelde henüz mutfakları açılmamış oluyor. Biz oradayken bir tek Brasserie De Waegh açıktı, ama siz yine gitmeden kontrol edin. Konum için tıklayın.
Diğer bir seçenek de Amsterdam’da gün kazanmak için otelde kahvaltı yapıp, hiç bir yere uğramadan 15 saat sonra şehre giriş yapmak.
Tatlı Bir Mola: Broek In Waterland Church


İşte hiç kaçırmanızı istemeyeceğim bir mola: Broek in Waterland Church. Waterland kasabasındaki bu Protestan kilisesi çok amaçlı bir alan olarak kullanılıyor: Aktif bir kilise, lezzetli bir kafe ve bir etkinlik mekanı. Elmalı strudel + kahve ile cilalandınız mı, yola çıkmaya hazırsınız. 40 dakika sonra Amsterdam’dasınız. Konum için tıklayın.
Amsterdam’da Akşam Yemeği: De Plantage



Artık burada sözü Amsterdam gezi rehberimize devrediyoruz. Sadece çocuklu ailelere De Plantange’ın çocukla çok rahat olduğunu özellikle fısıldamak isteriz. Önünde kocaman bir bahçe, çocukların tepesinde oynadığı bir havuz ve flamingoları izleyebileceği bir sulak alan var. Rezervasyonu buradan yapabilirsiniz. Konum için tıklayın.
Restoran, Artis isimli kompleksinin içinde. Burada aynı zamanda bir hayvanat bahçesi, Micropia isimli mikroplar üzerine bir müze, Groote Museum isimli bir doğa bilim müzesi ve Planetarium var.
Daha Fazla Bisiklet İçeriği?
İşte Bisiklet serimiz.

