6 haftalık tatilleriyle Fransızlarınki can da, bizimki patlıcan mı? Adamlar her sene hem dolu dolu deniz tatili, hem dolu dolu kış tatili, hem üzerine yurt dışı tatili, hem de aile ziyareti vs yapabiliyor. Bizse Türkiye’de 1o günlük izinle evi mi boyatsak, denize mi girsek şaşırıyoruz. O yüzden haftasonlarının suyunu sıkmak lazım, her birini bir tatil gibi kullanmak şart.

Tamam, öyle de, nereye gideceğiz? Adalar, Kilyos öyle istila altında oluyor ki insan balkonda çekirdek çitlesem daha iyiydi diyor. 😛

Müjdemizi vermek isteriz: Az bilinen, İstanbul’dan günübirlik gidilebilen ama hissiyat olarak İstanbul’dan günler uzakta yerler hala var! Çalıştıkları için haftasonu kaçamaklarında ihtisaslaşmış motorcu arkadaşlarımızdan Tuğçe ve Fatih önümüzdeki 5 hafta boyunca bizimle bu gizli köşeleri paylaşacaklar.

Uzundur motorla dünyayı gezme hayalleri için para biriktiriyorlardı. Nihayet Ağustos ayında ne zaman biteceği belli olmayan ama en az 1,5 senelik harika bir maceraya çıkacaklar. Onları Ride2World Facebook sayfalarından takip edebilirsiniz.

İstanbul’dan kaçamayan, ama İstanbul’da da duramayan, doğaya hasret Evde Yoklar’a can simidi olması dileğiyle…

Not: Biz henüz Sardala’ya gitmedik. Gidenler, yorumlarda düşüncelerini, eklemelerini ya da güncellemelerini paylaşırsa herkes faydalanır. Sizin de önerebileceğiniz İstanbul kaçamakları varsa yorumlara yazarak, İstanbullulara bir can simidi de siz atın lütfen. 🙂

İstanbul’a yakın diğer kaçamak önerileri için:
GÖKÇETEPE
KERPE
TRİLYE
CUMALIKIZIK
MUDANYA
GÖLYAZI
KEFKEN
ACARLAR LONGOZU
☞ SAPANCA
KOCAELİ DOĞA KAÇAMAKLARI


 

sardala-kayalik

Foto Kaynak: İbrahim Uylaş/ Yolacikmali.com

GÜNCELLEME: Sevgili Evde Yoklar, öğrendik ki burası da yaz haftasonları, İstanbul’un bütün kıyıları gibi, piknikçilerin istilasına uğrayabiliyor. Yazın haftaiçi yada sezon dışı haftasonularda değerlendirin deriz. Yorumlardan da okuyacağınız üzere Eylül’ün 2. yarısından sonra gidenler çok memlun.

Çok yol sarf etmeden şehirden uzaklaşmak, tüm samanyolunu görebilmek, denize hasret gidermek için birinci önerimiz: Sardala! Bu koyu pek bilen yok; sabah erken saatlerde gezinen birkaç balıkçı teknesi ve tarlalarını sürmeye gelen yerlileri dışında. Bir de, bizim gibi her toprak yola girip “acaba burası nereye çıkıyormuş’’ diyen meraklılar gelirse geliyor, o kadar. 🙂

İstanbul-Ağva arası yaklaşık 100 km ve otobüs bulunuyor. Ağva’dan Sardala Koyu’na girmek için 11 km daha gitmek gerekiyor. Burası sapa bir yer olduğu için toplu taşıma yok ama Ağva merkezden bisiklet, atv veya scooter kiralanarak bu yolculuk farklı bir aktiviteye de çevrilebilir.  😉 Havanın kaçta karardığını da göz önünde bulundurmak iyi olacaktır.

Biz buraya kamp atmayı çok seviyoruz. Bizce buranın keyfini çıkarmanın en iyi yolu bu. Rüzgardan korunaklı yerleri de var. Kamp ile arası olmayanlar için Ağva’da çeşit çeşit konaklama seçeneği var.

Aşağıda size programımızı anlattık. Yolda nerede, ne yenir, ne, nereden alınır gibi bilgileri de ekledik. Konum ve yol tarifini en altta bulabilirsiniz.

Sardali-2

07.15 Marş Marş!

Yol kısa ama sohbetler uzun. Her zaman olduğu gibi alarmlarımızı hafta içinden daha erken bir saate kurup, sıcacık yatağımızdan çıkıp hoop motor botlarımızın içine giriyoruz. Kontağı çeviriyoruz.

70 km Sonra Kahvaltı Molası

Arkadaşlarımızla Ela Cafe’de buluşuyoruz. Ortaköy ile kahvaltı yapacağımız yerin arası yaklaşık 70 km. Kahvaltı için 70 km bekleyemeyecek olanlar için yol üzerinde bir sürü tesis var. Ama Ela Café’de Gülay Abla’nın çayı her daim taze ve sıcaktır, demedi demeyin. 🙂 Biz buranın mıhlamasına bayıldığımız için saat gözetmeksizin mıhlama yiyoruz. Kahvaltıda mıhlama size göre değilse, serpme kahvaltı, gözleme, omlet çeşitleri ve hatta ev reçelleri gibi klasik kahvaltı seçenekleri de var. Mekan ormanın içine kadar ilerliyor.

Mevsime ya da gittiğiniz saate göre rahat edeceğiniz bir yere yerleşebilirsiniz. Hamaklar ve salıncaklar da dahil. Yiyecek fiyatları ise İstanbul standartlarına yakın. Mesela serpme kahvaltı kişi başı 35 TL. Ödeme seçenekleri arasında kredi kartı da mevcut ama elektriklerin kesileceği tutarsa yanınızda nakit olması iyi olabilir, zira sık sık yaşanıyor 🙂

Yol tarifi: Ela Cafe Şile otobanı üzerinde Şile istikametine giderken Yeşilvadi-Sofular sapağından hemen sonra yolun sağ altında. Tel: 0536 874 77 75

Sardali-4

12.00 Yola Devam: Şile – Ağva

Saatinin nasıl geçtiğini anlamadan tekrar biniyoruz motorlara. Şile merkez ve Ağva merkez arası yaklaşık 40 km. Benzin durumunuza burada dikkat etmelisiniz çünkü Şile’den Ağva’ya kadar benzinci bulamayabilirsiniz. Yolun kalan kısmı gidiş-geliş ve dar virajlı. İstanbul’da yaşayan motorcular bilir, hem şehre yakın hem de şehir kalabalığından uzak ‘’kutsal’’ motorcu rotası Şile-Ağva. Şahsen biz kendimizi her haftasonu burada buluyoruz. Arkadaşlarımızla birlikte haftasonlarını kamp yaparak geçirmeyi, kimselerin bilmediği, gelmediği yerlerde huzur dolu vakit geçirmeyi seviyoruz.

13.00 Ağva Merkezde Market Alışverişi

Artık kamp atacağımız yere yaklaşmaya başladık ve bunlar yiyecek içecek almak için son fırsatlar. Şile’den hareket ettikten sonra 1 saat içinde Ağva merkeze varıyoruz. Burası kamp yapacağımız koya varmadan önce ihtiyacımız olabilecek her türlü şeyi bulabileceğimiz tek yer!

Unutmayın koy ıssız! Aç ve susuz kalmamak için ihtiyacınız olanları aldığınızdan emin olun 🙂 Deniz yatağı, mangal gibi keyfinize keyif katacak şeyleri de burada bulabilirsiniz.

Sardali-kamp

14.00 Sardala’ya Varış

Ağva’dan hareket ettikten sonra alışveriş, yol, fotoğraf çekmek derken kalan 10 km’yi 1 saate yakın sürede katedip en sonunda Sardalı’ya varıyoruz. Koya inmeden önceki son 1 km toprak.

Eğer yağış sonrasında gidiyorsanız toprak iyice yumuşadığından ve bazı çukurlar su ile dolup toprak balçığa dönüşeceğinden bu durumu göz önünde bulundurmanız gerek.

Sardali-3

Sardala’da Kampımız

Benim motorum -Monster- italyan tasarımı olduğundan malumunuz biraz hassas. Toprak yollarda gitmeye pek gelmiyor bu yüzden Sardala inişinde heyecanlı dakikalar geçirip terledikten sonra motordan inip doğruca denize atlıyorum, hep beraber uzun uzun yüzüyoruz. Sizin arabanızda araziye elverişli değilse arabayı bırakıp, bi 15 dakika yürümeyi tercih edebilirsiniz. Denizden çıktıktan sonra buz gibi biralarımızı açıp çadırlarımızı kurmaya başlıyoruz. Sohbet muhabbet derken havanın kararmaya başlamasıyla birlikte odun ve dal toplamaya başlıyoruz. Sıra geliyor akşam yemeğine. Ateşimizi yaktıktan sonra közlerin üzerinde kampların en pratik yemeklerinden biri olan makarnamızı yapıp içine garnitür ve Ağva merkezden aldığımız sucuğumuzu da ekledik. Yanına da şarabımızı açıp huzurun tadını çıkartıyoruz.

Sardala-manzara

Foto Kaynak: İbrahim Uylaş/ Yolacikmali.com

 Ertesi Gün

Sardala’da kamp yapmakla ilgili en sevdiğimiz şeylerden birisi sabah çadırın kapısını açtığımızda karşılaşılan manzara. Tarifi imkansız oluyor.

Normalde koy bizim olur ama bu sabah yanlız değiliz. Biz uyanmadan buraya yüzmeye gelen gençler var. Onların şapudu şupudu denize atlayışı bizim dinginliğimize limon sıksa da gençlere aldırış etmeden çadırlarımızdan çıkıp, biz de atlıyoruz denize.

Denizde yüzerken kamp alanımızı istila eden koyun-keçi sürüsünü görüyoruz ama artık çok geç olduğundan aldırış etmeden devam ediyoruz deniz keyfimize… Ufak bir mağara var denizin içinde ama yerini tarif etmeyeceğim gidenlere süpriz olsun diye. Koya yer altı suyu karıştığı için su biraz serin olabiliyor ama şnorkelle gezmek için nefis.
Deniz sefamızın ardından kahvaltı yapabilmek için önce sürüyü kamp alanımızdan uzaklaştırmamız gerekiyor 🙂 Tahrip edilmiş kamp alanımızı düzenleyip güzel bir kahvaltının ardından toparlanıp yeniden çıkıyoruz yola.

sardala-kayalik-deniz

Foto Kaynak: İbrahim Uylaş/ Yolacikmali.com

Sardala’dan Dönüş

Aynı rotadan geriye dönerken Teke Köyü‘nden sonra Yeniköy istikametine doğru giderek Hrastova’ da (Meşe Kır Gazinosu ) mis gibi boşnak böreğini yiyip evlerimize dönüyoruz. Gidiş dönüş yaklaşık 230 km olan hafta sonu rotamız son buluyor. Bu pazartesiyi de sendromsuz geçirmeye hazırız.

Sardali

Sardala Yol Tarifi ve Konum

Ağva merkezden Kandıra’ya doğru giderken yolun 5. km sinde Bucaklı sapağını göreceksiniz. Buradan sırasıyla Bucaklı, Kadıköy, Pınarlı köylerini geçeceksiniz. Pınarlı köyünden Bağırganlı istikametine giderken yolun 4. km sinde hafif bir rampa ve sağa dönüşten sonra yolun sol tarafında toprak bir yol göreceksiniz. Bu yoldan hiçbir yere sapmadan yaklaşık 1 km lik toprak yoldan Sardala’ya varacaksınız. Eğer yağış sonrasında gidiyorsanız 1 km lik yol koşulları biraz daha zorlu olabilir aklınızda bulunsun.

Unnamed Rd, 41600 Pınarlı/Kandıra/Kocaeli, Turkey

20 YORUM

  1. TAŞKIN PEKCAN

    buranın çok eski bakir daha tanınmamış halini bilen biri olarak bir kaç bilgide ben vereyim o zaman
    önce Ağva’dan başlayalım
    arkadaşımın Ağva’da tamda dere kenarında bir yazlığı vardır yıllarca Ağva’ya bu sebeple gidip geldim hatta bisiklet ile İstanbul’dan bile gittiğim oldu Ağva’nın bakir olduğu yılları biliyorum derede yüzer yüzerek denize kadar giderdik sonra ne olduysa bir gün (Bir İstanbul Masalı) isimli dizide Ağva’da bir sahne çekildi sonra Ağva patladı herkes Ağva’ya akın etti
    şimdiki halini görünce çok üzülüyorum her yer ev dolmuş şantiye olmuş TOKİ bile canım yeşilliğin ortasına blokları dikmiş şile desen çoktan bitti zaten

    Gelelim Sardala Koyuna
    Ağva’da hafta sonları malum denize gelen insanların sayısı artar (sahile jenaratör getirip org ile müzik çalan sonrada göbekler atan apaçi toplulukları o zamanlar çok revaçtaydı abartmıyorum sahili düğün salonuna çeviriyorlardı o zamanlar ) işte bizlerde bu çileden kurtulup sakin bir şekilde denize girebilmek adına bu koya giderdik o zamanlar buranın adı ne Mal kayaydı nede Sardalaydı bizim için adı sadece koydu şimdi çeşit çeşit adları var buranın hafta sonları sakin olduğu için burada denize girerdik hafta içi ağva sakin olurdu o zamanda ağvada denize girerdik
    ŞİMDİ GELELİM İŞİN EN HEYECANLI YERİNE
    buranın biraz açığında altı delik kocaman bir kayalık vardır üzerinde çıplak ağaçlar vardır ve karabatak yuvaları mevcuttur
    bu koya ilk geldiğimde toprak yoldan arabayla dolana dolana aşağı inerken bu kocaman kaya ilk gözüme takılan şeydi üzerindeki karabatak yuvaları uzaktan seçiliyordu ve dikkatimi çekti
    sonrasında koya inip biraz yüzdükten sonra bu karabatak yuvalarını incelemek istedim ve açıkta bulunan bu kayaya yüzerek gittim sonrasında bayağı bir uğraştan sonra üzerine tırmandım tırmanır tırmanmaz karabatak yuvalarının asıl göreceklerim yanında bir hiç olduğunu anlamış oldum
    bu kayanın üzerinde çok eski bir yapının kalıntıları vardır üzerinde çok eskiden kalma ya bir kale yada bir kilise olduğunu tahmin ediyorum çok enteresan bir yer gerçekten buranın üzeri
    ortamda 1 saat kadar takıldıktan sonra inişe geçtim inmek çıkmaktan daha zordu az daha aşağı düşüp ölecektim sonra bir şekilde inmeyi başardım ama daha sonra buraya başka bir arkadaşımla 2.kez çıktım yine inerken zorlanmıştım

    yıllar sonra şans eseri internette gezinirken burayla ilgili araştırma yapan bir grubun yazısına denk geldim linkini buraya koymak istiyorum çünkü fotoğraflarda var (ciplakayakla.wordpress.com/2012/05/30/bir-kesfin-anatomisi-malkaya) bu arkadaşlar buraya kayalığın sanıyorum arka kısmından çıktıkları için zorlanmamışlar ben ön kısımdan çıktım epey bir uğraştım ama inmek daha bir dert
    bir daha çıkarmıyım derseniz sanmıyorum inmek çok zahmetli belki bir halat ile gidersem çıkabilirim zaten benim çıktığım rotadan çıkınca belli bir süre sonra karşınıza kocaman bir duvar çıkıyor o zaman birden şok oluyorsunuz burda bu duvarın işi ne diyorsunuz sonra merak devamını getiriyor işte

    burada bir rivayete göre Roma döneminde İmparator Diocletianus zamanında hristiyanların gizlice ibadet ettiği bir mabetmiş imparator Diocletianus yanlış hatırlamıyorsam romayı doğu ve batı olarak 2 ye ayıran batı romanın ilk başkenti olarak Nikomediayı (bugünkü izmit) başkent yapan adam bu adam zaten hristiyanlara kafayı takmış onlara zulmeden bir imparator olarak tarihe geçmiş kendisi putperest hatta imparatorluğu sonrasında kendi isteği ile bırakmış lahana filan yetiştirmeye başlamış tuhaf bir adam (Nikomedia-Diocletianus-İzmit-Kandıra) bu kadar çok şey birleşince sanki mantıklı gibi geliyor ama bilemiyorum
    diğer rivayete göre burada bir ceneviz kalesi mevcut ileri gözetleme karakol kale vs gibi bir şey buda mantıklı geliyor
    yanı kısaca araştırılması gereken tuhaf bir yer

    şimdilerde burasıda tanındı ve malesef insan denen rezil varlık burayıda kirletiyor yakında bu kayaya çıkıp define bile ararlar belkide

    bizde kısmetse arkadaşlarla bu koya gidip motosikletler çadırlar filan kamp yapacağız

    biraz uzun oldu idare edin okuduğunuz için teşekkür ederim

    Cevapla
  2. sema

    Ödeme seçenekleri arasında kredi kartı da mevcut ama elektriklerin kesileceği tutarsa yanınızda nakit olması iyi olabilir, lakin sık sık yaşanıyor

    Bu cümledeki “lakin” kelimesi, “zira” olmalıydı.

    Küçücük bir düzeltme, ne yapayım dayanamıyorum 🙁

    Cevapla
  3. Buğra

    Merhaba biz kısa süre önce buradaydık;
    – Çöpler uçmuş veya toplanmış, oldukça temizdi,
    – Yağmur sonrası olduğu için aradaki toprak yolda çukurlar oluşmuştu, yüksek ancak 4×4 olmayan aracımızla ulaşamadık 0,5 km kadar yürüyerek eşyaları taşıdık,
    – Oldukça rüzgarlı ve gece soğuk idi, sağlam bir çadır gerekli,
    – Bizden başka kimse yok idi, birkaç kişi civardan yürüyüşe geldi sadece,
    – Eğer koyun girişini bulamaz iseniz, oralarda “ayı yatağı” veya “havuz” diye sorun, biz böyle diyoruz sardala nedir dediler (:

    Cevapla
  4. Burak Tatlı

    Bu hafta sonu oradaydık. Net olarak söylüyorum gitmeyin. Her yan çöp içinde ve giderek de artmaya devam ediyor. Günübirlik gelen sayısı çok fazla. Özellikle 6’lı 8’li kişiler halinde, günübirlik gelmiş, kamyon tekeri ve şişme çift kişilik yatak üzerinde atletli ve haşemalı tiplerin su üzerindeki çiftleşme dansını izlemek istemiyorsanız gitmeyin.

    Sessiz ve doğa ile içiçe, deniz kenarında hem güneşin hem de görsel şölenin tadını çıkarmak istiyorsanız buraya gitmeyin. Net. Çomarland olmuş durumda çünkü. Gitmeyin dedim di mi?

    Cevapla
    • Biz Evde Yokuz

      Selam Burak,

      Önce güncelleme için teşekkürler. Hemen yazıya ekliyorum.

      Sanırım yaz haftasonlarında İstanbul çevresindeki her yerin kaçınılmaz şekilde kaderi bu. 🙁

      Özel işletme olmadıkça, Adaların, Beykoz’un, Kilyos’un, Riva’nın, Belgrad Ormanı’nın istilası özkonusu. Artık bu şehre fazla geliyoruz, gerçekten kaçacak yer kalmadı.

      Uyarı için teşekkürler 😉

      Cevapla
  5. ntg

    Sardala’da Küçük ama bolca yengeç var. Ayrıca dip ince yosun tabakası ile kaplı. Deniz ayakkabısı şart. Güvende hissettirir. Bol eğlenceler

    Cevapla
  6. Meltem Yücel Buğdaycı

    Sevgili evde yoklar ekibi 🙂 sizi ilgi ile takip ediyorum. yazılarınızı paylaştığınız anda neredeyse toplantıdan kaçıp okuyacak meraka geliyorum 🙂 (:
    istanbuldan ankaraya taşınmış bir “evde yok” olarak bu başlığın aynısını Ankaralı gezginler içinde hazırlamanızı öyle çok isterim ki anlatamam. “Ankaraya yakın günübirlik kaçamak yerleri” gezi yazıları biz Ankarada yaşayanlar içinde çok çok iyi olurdu.
    Serüveniniz bol, yiyeceğiniz bereketli olsun dostlar.. 🙂 Sağlıkla kalın..

    Cevapla
    • Biz Evde Yokuz

      Selam Meltem! Çok tatlısın! <3 Masa altından izlemelik sessiz videolar yapalım toplantıda izlemek için. 😀

      Ankara ve hatta İzmir için de yapmayı çok isteriz! Ama malum, biz İstanbul çocuğuyuz, oralara çok hakim değiliz. Ama Ankaralılar çıkıp da böyle yerler derlemek isterlerse seve seve yayınlarız tabi ki!

      Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Send this to a friend