OSMANLI MİMARİSİ’NİN İZİNİ SÜREBİLECEĞİNİZ 13 ŞİRİN KÖY

“Ne varsa eskilerde var” derler ya, açıkçası ben yaşadığım yüzyıldan hiç şikayetçi değilim. Canım iPhone’um bir dediğimi ikiletmiyor: Market diyorum hop buzdolabımı dolduruyor, Kanada’daki arkadaşımı özledim diyorum hop karşılıklı rakı içiyoruz, uykumdan reglime her konuda bir yaşam koçu. Yakında sırtımı bile kaşıyacak. Galiba şu dünyada beni en çok düşünen telefonum. Yalan yok, bazen beraber bile uyuyoruz. 🙂

Öte yandan sıcaklık, zarafet ya da doğallık gibi bazı şeyleri bu yüzyılla taşıyamadığımız da bir gerçek. Tarihi yerlerin komşuya saygılı yapılaşması, ortak mimari dili, estetik duygusu, Arnavut kaldırımlı sokakları, cumbalı/ ahşap çerçeveli tatlı evleri ise bana küçükken annemin anlattığı masallar gibi gelmiştir.

“O zaman git, tarihi bir eve yerleş” deseniz, herhalde yapamam. Doğalgazdı, apartman görevlisiydi alışmışız bir kere modern hayatın rahatlığına. Ama şehirde “Acaba ne yapsak, ne yapsak?…” kısırlığına düştüğünüzde bu tarihi yerleşimler imdadınıza yetişecek fotojeniklik haftasonu kaçamakları olacak.

İznik ve Edirne Osmanlı mimarisinin beşiği sayılsa da biz bu yazımıda daha çok sivil mimarinin öne çıktığı, sıcak hissiyatlı, kendi içinde bir dünyası olan durakları konu aldık. Ama İznik’te Tarihi Yerleri gezmek isterseniz burada güzel bir rehberimiz de var.

Şüphesiz hepsi çok güzel ve görülmeye değer yerler. Favorimizi sorarsanız galiba Sığacık, Birgi ve Kaleiçi’nin bize geçirdiği duyguyu daha bir sevdik ama emin olun bu tamamen subjekif bir konu ve herkesin cevabı çok farklı oluyor. Umarım hepsini görüp kendi favorinizi seçme şansınız olur.

18. & 19. Yüzyıl Osmanlı Sivil Mimarisi

Yukarıda dediğimiz gibi şimdi bahsedeceğimiz yerlerde bulunan evler ağırlıklı olarak 18. ve 19. yüzyıl sivil Osmanlı mimarisine mensup yapılar. Fakat Osmanlı’nın mimari dönemlerini kabaca üçe ayırabiliriz. Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde etkili olan ve 13. yüzyılan 16. yüzyıla kadar olan döneme işaret eden Erken Dönem Osmanlı Mimarisi, 16. yüzyıldan 18. yüzyıla uzanan olgun yani Klasik Dönem Osmanlı Mimarisi ve Batılılaşma dönemi olarak adlandırılan 19. yüzyıl ve 20. yüzyılları kapsayan dönem. Biz burada Klasik Dönem’in Barok özelliklerinin ve Tanzimat Dönemi ile gelen Batılılaşma Dönemi’nin modern etkilerinin aynı anda görüldüğü 18. ve 19. yüzyıl mimarisi örneklerine şahit olabileceğiniz destinasyonlara yer verdik. Ayrıca Klasik Dönem öncesi özel mülkiyet kavramı olmadığından sivil mimari örneklerine rastlanmıyor. O yüzden de Klasik öncesi dönemde daha çok dini yapılar ve görkemli kamu binaları inşa edilmiş.

Öncelikle Lale Devri’nin yaşandığı 18. yüzyıl Osmanlısının sivil mimarisine baktığımızda Barok detayların göze çarptığını söyleyebiliriz. Üstelik sadece dış cephelerine değil iç mekanlarda da süslemeler ve bezemeler ön planda. Üstelik sadece saraylarda veya cami gibi kamusal alanlarda değil, köşk, konak, yalı veya orta halli halkın yaşadığı evler gibi konut mimarisinde de bu süslemeci anlayışı görüyoruz. İster İzmir Birgi’de olsun ister Manisa Kula da isterse de Karabük Safranbolu’da, bu dönemden kalma sivil mimari örneklerinde kalemişi ve duvar resmi gibi çeşitli malzeme ve teknikler kullanarak tavan, duvar ve ahşap bezemelerinin, oymalı kakmalı süslemelerin yaygın olduğunu fark edeceksiniz. Ayrıca 18. yüzyıl konut mimarisinin en karakteristik özelliklerinden biri de yapılarda ahşap kullanımı. 19. yüzyılda Tanzimat Dönemi ile birlikte Batılılaşma eğilimi ile ahşap yerini tuğla ve taş gibi yangınlara ve doğal afetlere karşı daha dayanıklı malzemelere bırakmaya başlamış.

18. ve 19. yüzyıl mimarisinin ortak özelliği ise Osmanlı konut mimarisinin değişmeyen karakteristik özelliği. Tüm Osmanlı evlerinde bölge fark etmeksizin evlerin cumbalı olması, avlulu, zemin katı taştan üst katları ise ahşap strüktür ve çatı şeklinde devam etmesi. En fazla 2-3 kattan oluşan evlerde mutfak, ahır ve depolar alt katta yer alırken, üst katlarda ise odalar, oturma, yemek ya da misafir ağırlama yerleri bulunuyor. Tuvaletler ise evin dışında bulunuyor. Elbette her evin bulundukları bölgelere göre “alınlıklı çatı”, “guşgona” veya “düğmeli” gibi farklı özellikleri de olabiliyor hepsinden aşağıda bahsettik.

Şirin Osmanlı Köy ve Kasabaları

1. Beypazarı, Ankara

Ankara’nın, merkeze 100 kilometre mesafedeki ilçesi Beypazarı, yaşayan bir film seti gibi. Bölgedeki 200 yıllık iki ya da üç katlı ahşap Osmanlı evleri Beypazarı’nın en önemli kültürel mirası. Bu evlerin en belirgin özelliği, cumbalı veya “guşgona” denilen çatıdan yükselerek çıkan bir bölümünün olması.

Beypazarı’nda yapılacak en güzel şeyler 1. Beypazarı müzelerini gezmek. 2. Beypazarı yemeklerini tatmak. Buradaki eski Osmanlı konaklarında, eski Beypazarı yaşamını deneyimleyebileceğiniz çok güzel düzenlemeler yapılmış. Beypazarı Tarih ve Kültür Evi’nde, Beypazarı kız alıp verme, kına ve düğün seramonilerini, Beypazarı Kent Tarihi Müzesi’nde eski Beypazarı esnafının hayatını, Yaşayan Müze’de de Beypazarı’na özgü el sanatlarını görebilirsiniz. Hamam Müzesi ise gerçek bir gelin hamamı görmek için ideal yer.

Gelmişken Beypazarı sokaklarına tezgah açan teyzelerden pekmezli tatlı sucuk ve tarhana almayı, fırından yeni çıktığında tüm Beypazarı’nı mis gibi tereyağı kokutan bol tereyağlı Beypazarı kurusunu denemeyi ve eve de birkaç paket almayı, baharatlı pirinç pilavı ve kuşbaşı etten oluşan Beypazarı Güveci’ni ve yöre halkı kadınlarının incecik sardığı yaprak sarmayı tatmadan dönmeyin.

Beypazarı bölgesi bir gününüzü ayırıp her yerini gezebileceğiniz bir mahalle aslında ama burada konaklamak isterseniz, tarihi Beypazarı evlerinden otele dönüştürülmüş butik işletmeler bulabilirsiniz. Hepsi de kahvaltı dahil hizmet veriyor ve otel içinde de dekorasyonu ile Beypazarı nostaljisini yaşatmaya özen gösteriyor. Konum için tıklayın.

2. Safranbolu, Karabük

Karabük’e bağlı, tarihi dokusu ve evleriyle Anadolu’nun en güzel kasabalarından olan, 5000 yıllık bir tarihe ev sahipliği yapan Safranbolu da 18. ve 19. yüzyıldan kalma 300 yıllık Osmanlı kent mimarisinin izini sürebileceğiniz noktalardan. İki veya üç kattan oluşan, ahşap, taş, kerpiç ve alaturka kiremitler kullanılarak yapılmış evlerin en önemli özellikleri hiçbir evin diğerinin manzarasını kapatmıyor oluşu ve çok sayıda ama dar- ince pencerelere sahip olması.

Buraya geldiğinizde bakırcılar çarşısını, eski evlerin sıra sıra dizildiği dar Arnavut kaldırımlı sokaklarını, Köprülü Mehmet Paşa Camii ve arastasını, tarihi ve şık bir konağın restore edilip müzeye çevrildiği Kaymakamlar Müzesi’ni, Tarihi Saat Kulesi’ni ve Safranbolu’nun Bağlar semtinde bulunan ve bölgenin karakteristik mimarisini yansıtan simge evlerden olan Paçacıoğlu Bağ Evi’ni ziyaret edebilir hatta burada konaklayabilirsiniz. Ayrıca, daha fazla vaktiniz varsa, Cinci Hamam, Hıdırlık Tepesi ve Yemeniciler Çarşısı Arastası da Safranbolu’da gezilecek diğer yerlerden.

İsmini burada yetiştirilen safran bitkisinden alan Safranbolu’da, safranlı lokumları ile meşhur İmren Lokumcusu’ndan lokum almayı, safranlı sütlaç hatta safranlı pilavı tatmadan geçmeyin. Safranbolu’ya gelmeden önce, Anadolu’da Yörüklerin yerleşmesi için oluşturulmuş on yedi yerleşim yerinden biri olan koruma altındaki Yörük Köyü’nü ziyaret edebilir, Kasımsipahioğlu Konağı’nda kahvaltı edebilirsiniz. Ayrıca dönüş yolunda biraz aksiyona da gireyim derseniz, Safranbolu’da microlight yapma şansınız olduğunu da ekleyelim. Konum için tıklayın.

3. Birgi, İzmir

İzmir’in Ödemiş’e bağlı, Bozdağ’ın eteklerinde kurulu UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki sevimli köyü Birgi, MÖ. 2000 öncesine uzanan kültürel mirası, Aydınoğulları Beyliği’ne başkentlik yaptığı dönemden beri yaklaşık 700 senedir koruduğu mimari dokusu, 18. ve 19. yüzyıl sivil Osmanlı mimarisindeki konaklarla süslü sokakları ve asırlık çınar ağaçlarıyla dolu doğası ile en güzel İzmir Köyleri‘nden.

Özellikle de zemin katları taş üst katları ve tavanları ahşap olan kalem işi süslemeleri ile dikkat çeken, geleneksel motiflerin yanı sıra Barok tarzının yansımalarının da görüldüğü tarihi konakların bulunduğu Birgi’de, Çakırağa Konağı’nı görmelisiniz. Özellikle Çakırağa ve Sandıkoğlu Konakları, Ulu Cami, Dervişağa Cami, Birgi Türbesi görülmesi gereken yerlerden. Gelmişken tarihi meydan kahvesine oturup çay-kahve içmeden geçmeyin. Birgi ve Ödemiş’te gezilecek yerler için ayrı bir Birgi & Ödemiş Rehberimiz var. Konum için tıklayın.

İzmir’e Gelmişken Bunları Da Yapın! ☞ İzmir Gezi Rehberi‘mizde

4. Ormana Düğmeli Evler, Antalya

Antalya şehir merkezinden 2,5 saatte Toros Dağları’na çıkacağınız bir araba yolculuğu sonrası, İbradı Ormana Köyü’ne geliyorsunuz. Burası, “düğmeli evler” diye adlandırılan, yöreye özgü malzemelerden yapılmış yine yöreye özgü bir mimarisi olan tarihi evleri ile meşhur. Sadece yörede bulunan sedir ağacı ve taş kullanılarak yapılmış evlerin en ayırt edici özelliği hiçbir çivi, harç ve çimento kullanılmadan yapılmış olmaları ve evin iskeletinde kullanılan ahşabın dışarıda kalan kısımlarının, evin cephesine düğmeli bir görünüm vermesi.

Kültür mirası statüsündeki köyde, en eskisi 350 yıllık olan yaklaşık 300 düğmeli ev var. Evleri görmeye gelmişken, yöresel lezzetlerden oluşan köy kahvaltısını yapmayı ve odun ateşinde taş fırında pişen pidelerini tatmayı atlamayın. Gelmişken konaklamak da isterseniz, burada düğmeli evden butik otele çevrilmiş birkaç konak olduğunu da belirtelim. Konum için tıklayın.

Antalya’ya Gelmişken Bunları Da Yapın! ☞ Antalya Gezi Rehberi’mizde

5. Cumalıkızık, Bursa

Bursa’ya bağlı Cumalıkızık Köyü, Uludağ’ın yemyeşil eteklerine kurulmuş 5 kızık köyünden biri. Aslen konar göçer Oğuz Türkleri olan kızıklar, 13. yüzyılın başlarında Moğol saldırılarından kaçarak burada kendilerine yeni bir yurt kurmuşlar. 1300’lü yıllardan beri tarihi dokusu hiç bozulmamış olan köy, 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde.

Şu an var olan genelde moloz taş, kerpiç ve ağaçtan yapılmış; 2-3 kattan fazla olmayan, pencereleri cumbalı, kapı tokmakları ve kulpları dövme demirden, sarılı, mavili, morlu, rengarenk evler Osmanlı Dönemi’ne ait 150 yıllık yapılar. Bunlardan yaklaşık 270 tane ev var ve yarısından fazlasında halen aktif olarak yaşam devam ediyor.

Cumalıkızık estetiği ve tarihi dokuyusla harika bir köy olsa da maalesef turizmin sebebiyle yozlaşmış ve çok ticarileşmiş. Yine de kesinlikle gitmenizi öneririz ama Cumalıkızık Rehberi‘mizi okumadan çıkmayın.

Bursa’ya Gelmişken Bunları Da Yapın! ☞ Bursa Gezi Rehberi‘mizde

6. Kula, Manisa

Manisa’ya bağlı, yalnızca at arabalarının geçebileceği genişlikteki dar sokakları, 18. yüzyıldan kalma tarihi ahşap evleri, Kapadokya’nın kardeşi peri bacaları ve Antik dönem coğrafyacısı Strabon’un taktığı ismiyle “Yanık Ülke” Kula, Ege’de gizli kalmayı başarmış bir cevher.

Osmanlı mimarisine ait bugüne dek korunarak gelmiş konaklarının en önemli özellikleri, yapımında, bölgenin volkanik yapısının bir uzantısı olarak, “karataş” denilen bir bazalt taşı kullanılmış olması, evlerin tavan işlemelerindeki ahşap detaylar ve evlerin avlulu olması. Bir de Kula’nın dar sokaklarında yürürken bazı evlerin çatı saçaklarının birbirine neredeyse temas edecek gibi olduğunu fark edeceksiniz. “Öpüşen çatılar” denilen saçakların bu şekilde yapılmasının amacı, altında yürüyenlere gölge yapması ve onları yağmurdan korumasıymış. Bugün tarihi Kula Evleri’nin kimisinde yaşam devam ediyor, kimisi ise restore edilip müzeye, otele veya cafeye çevrilirek turizme açılıyor.

Bugün buraya geldiğinizde, Kula sokaklarını ve tarihi evlerini gezdikten sonra, Kula ve çevresinde, günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce, Geç Pliyosen Dönemi’nde başlayan ve tarihi dönemlere kadar devam ederek üç evrede gerçekleşmiş olan volkanik faaliyetlerin sonucu oluşan peribacalarından karstik mağaralara, kanyonlardan volkan konilerine ve bazalt sütunlarına daha pek çok doğal mirasın bulunduğu, Türkliye’nin ilk ve tek jeoparkı Kula – Salihli UNESCO Global Jeoparkı’nı gezmeyi de ihmal etmeyin. Konum için tıklayın.

7. Göynük, Bolu

Göynük, Bolu’ya bağlı, Cittaslow unvanlı 700 küsür yıllık Osmanlı kültürünü, örf ve adetlerini koruyarak yaşatan Osmanlı mimarisinin izini sürebileceğiniz bir yerleşim yeri. Taş temel üzerine ahşap olarak yapılan, 2 – 3 katlı olan ve 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başına tarihlenen cumbalı evleri ile Safranbolu’nun prototipini vadediyor.

Çarşısını, Çınarlar Köprüsü’nü, Arnavut kaldırımlı tarihi sokaklarını, anıt çınarlarını, kültür evi olan Gürcüler Konağı ve otele çevrilen Akşemsettinoğlu Konağı gibi tarihi konaklarını, Cumhuriyet döneminin ilk Kaymakamı Hurşit Bey tarafından 1923’te yaptırılmış, şehre hakim manzaralı Zafer Kulesi’ni, 1331 yılında yapılmış ahşap tavanlı Gazi Süleymanpaşa Cami’ni gezdikten sonra, asırlık çınar ağaçlarının altında, bölgenin yöresel lezzetleri etli mantı, keşli cevizli erişte, etli yaprak sarma, oklava tatlısı ve sonbaharda çıkan kanlıca mantarını tatmayı es geçmeyin. Konum için tıklayın.

8. Taraklı, Sakarya

Göynük’e yarım saat, İstanbul’a 2,5 saat mesafedeki Sakarya’ya bağlı, 2011’de Cittaslow olarak tescillenen Taraklı da küçük ama hafta sonu günübirlik ulaşılabilir bir destinasyon. İki-üç katlı, çıkmalı, bahçeli, avlulu ve 19. yüzyıl geleneksel konut tarzını yansıtan yapılardan tarihi konakları ile o da küçük bir Safranbolu.

Osmanlı Devleti’nin ilk fethettiği ilçelerden biri olan Taraklı’nın Arnavut kaldırımlı sokaklarında 100’den fazla tescilli ve koruma altında konak var. Yöresel el sanatlarının anlatıldığı Taraklı Kültür Evi en az 200 yıllık. Burada bölgenin geleneksel el sanatlarından olan tahta kaşık yapımını izleyip satın alabilirsiniz. Osmanlı’nın fethettiği yerlere çınar dikme geleneği olduğu için Taraklı’da 7 asırlık tarihi ve koruma altında olan bir de çınar var. Ayrıca, Mimar Sinan’ın eseri, yaklaşık 500 yılık Yunus Paşa Cami (diğer adı ile Kurşunlu Cami) de görülecek yerler arasında. Güne kahvaltı ile başlamak isterseniz, Hacı Rıfatlar Konağı’nın bahçesinde yapabilirsiniz. Yöreye özel lezzetlerden olan keşkek, köpük helvası ve uhut tatlısı da gelmişken tadılır. Konum için tıklayın.

Sakarya’ya Gelmişken Bunları Da Yapın! ☞ Sakarya Gezi Rehberi‘mizde

9. Amasya Merkez, Amasya

Karadeniz’in en güzel şehirlerinden, “Şehzadeler Şehri” olarak da bilinen Amasya da Roma Dönemi’nden kalma kalın sur duvarları üzerine Yeşilırmak kıyısında yapılmış, 19. yüzyıl geleneksel Osmanlı sivil mimari özellikleri gösteren, ahşap çatılı, kiremit örtülü, kerpiç dolgulu, cumbalı, bitişik nizamda inşa edilmiş Yalıboyu Evleri ile Osmanlı mimarisi denilince görülmesi gereken yerlerden. (Kapak fotoğrafındaki yer.)

Evlerin bizce en dikkat çeken özelliği “eli böğründe” denilen bir mimari unsura sahip olması. Eli böğründe, özellikle eski ahşap evlerde çıkmaların altına eğik ve aralıklı olarak konan ve cepheye ayrı bir güzellik katan payandalara deniyor. Şu an bu evlerin çoğu otel, kafe, bar ya da restoran olarak hizmet veriyor. Gelmişken Amasya Kalesi’ne ve Pontus Kralları kaya mezarlarını görmeyi, manzaraya karşı bir şeyler içmeyi atlamayın. Konum için tıklayın.

10. Odunpazarı Evleri, Eskişehir

Eskişehir’in Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrı ayrı dönemlerini bir arada yansıtan yapılarıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki Odunpazarı bölgesi Eskişehir’in tarihi kent merkezi. Odunpazarı ismi, tahmin edilebileceği gibi odun ticaretinden geliyor.

18.yy ve 19.yy arasında yapıldığı bilinen ahşap süslemeli, bitişik nizamdaki cumbalı evleriyle Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerinin olduğu semt, yakın geçmişte başarılı bir şekilde restore edilerek yeniden canlandırıldı. Şimdi rengarenk evleri, müzeleri, cafeleri, el işi hediyelik dükkanları, özellikle de Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Atlıhan El Sanatları Çarşısı ve Odunpazarı Modern Sanat Müzesi OMM ile görülmeye değer bir yer. Günü, Balaban Kebap ile sonlandırmak ise bir Eskişehir klasiği. Konum için tıklayın.

Eskişehir’ya Gelmişken Bunları Da Yapın! ☞ Eskişehir’e Gezi Rehberi’mizde

11. Ortamahalle, Trabzon

Trabzon’un Akçaabat ilçesinde bulunan Ortamahalle ise “Doğu Karadeniz’in Safranbolusu” diye anılıyor. 1988’de kentsel sit alanı ilan edilen Ortamahalle, Arnavut kaldırımlı sokakları ve tarihi evleri ile Osmanlı dönemindeki tarihi kent görünümünü koruyor. 19. yüzyıl Osmanlı konut mimarisinin tipik özelliklerini taşıyan yaklaşık 120 tarihi ev ve restore edilen konakların bulunduğu Ortamahalle, yeni yeni bilinmeye başlanan turistik noktalardan.

Ortamahalle evleri iki veya üç kattan oluşan, “karnıyarık” plan denilen iç sofalı ve üçgen alınlıklı, yığma taş ve bağdadi sistemi ile inşa edilen ahşap malzemeden oluşan evler. Evlerin alt katında kiler, depo, servis alanları, üst katında ise, sofaya açılan yaşam alanları ve yatak odaları bulunuyor. Konum için tıklayın.

Trabzon’a Gelmişken Bunları Da Yapın! ☞ Trabzon’da Gezilecek Yerler Rehberimizde

12. Kaleiçi, Antalya

Kaleiçi, Muratpaşa olarak bilinen Antalya merkezin Osmanlı evleri ile dolu, dar sokaklardan oluşan tarihi mahallesi. Mahallenin büyük bölümünü, restore edilerek rengarenk boyanan ve otel olarak turizime açılan, hediyelik eşyalar ve el yapımı ürünler satan butik dükkanlara dönüştürülen avlulu tarihi evler oluşturuyor. Toplam 356 tane 19. ve 20. yüzyıla ait sivil mimarlık örneği konutun bulunduğu mahallede, özellikle 19. yüzyıla ait geleneksel bir Kaleiçi evi içinde kurulmuş Suna İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi’ni gezmelisiniz. Bu müze-evde, Antalya’nın geleneksel mimarlık ve halk kültürü öğelerini, damat tıraşından, kahve seremonisine sosyal hayattan çeşitli anların kesitlerini, kentin eski fotoğrafları cansız mankenler aracılığıyla görebiliyorsunuz. Kaleiçi’nde geldiğinizde konaklamayı düşünürseniz mutlaka butik otele dönüştürülmüş otantik Osmanlı konaklarından birini tercih edin deriz. Konum için tıklayın.

Antalya’ya Gelmişken Bunları Da Yapın! ☞ Antalya Gezi Rehberi’mizde

13. Sığacık, İzmir

Türkiye’nin ilk Citta Slow’u yani “Sakin Şehri” Seferihisar’a bağlı olan Sığacık da Osmanlı mimarisini gözlemleyebileceğiniz yerlerden. Özellikle de Kaleiçi denilen bölgenin Arnavut kaldırımlı, film setini andıran sokaklarına dizilmiş, şimdilerde butik otel olarak işlev gören birçok ahşap süslemeli, bitişik düzenli, avlulu, cumbalı, tahta panjurlu konaklar bulunuyor. Ayrıca Selçuklular tarafından yapıldığı tahmin edilen ve Osmanlı döneminde yenilenen Sığacık Kalesi de görülmeye değer. Sığacık ve Seferihisar hakkındaki tüm detaylar, Sığacık ve Seferihisar Gezilecek Yerler yazımızda. Konum için tıklayın.

İzmir’e Gelmişken Bunları Da Yapın! ☞ İzmir Gezi Rehberi‘mizde

BONUS: Adatepe Köyü, Çanakkale

Adatepe ise Kurtuluş Savaşı ve Mübadele’ye kadar Rumlar ve Türklerin bir arada yaşadığı yerlerden olduğu için iki kültürden de izler taşıyan yerlerden. Mahallenin üst kısmında Türkler, aşağısında da Rumlar yaşarmış. O nedenle de Rum tarzı taş yapılar ve Türk tarzı ahşap konaklar bir arada günümüze kadar gelebilmiş. Zatenbu iki mahalleden hangisinde olduğunuzu çok kolay bir şekilde çevrenizdeki evlerden anlayabiliyorsunuz. Adatepe hakkında çok daha fazlası için Adatepe Köyü yazımıza göz atmayı unutmayın. Konum için tıklayın.

Çanakkale’ye Gelmişken Bunları Da Yapın! ☞ Çanakkale’de Gezilecek Yerler Rehberimizde