CafeTur sponsorluğunda


 
 
Turla gezmek ya da gezmemek işte bütün mesele bu…

Bu yazımızda bize sıkça sorulan sorulardan biri olan “turla gezmeli mi gezmemeli mi” sorusuna cevap arayacağız. Hazırsanız konuyu derinlemesine kazmaya başlıyoruz. 😉

Öncelikle biz daha çok tur yerine bireysel gezmeyi seven insanlarız. Turları da Hindistan’ı tren ile geçmek, Antartika’ya gitmek gibi özel bir deneyimin parçası olduğumuz zaman tercih ediyoruz. Bunun dışındaki turlar çok çok tercihimiz değil açıkçası. Fakat tur ile gidip gitmemek tamamiyle kişisel bir tercih. Hepsinin kendisine göre avantajları ve dezavantajları var. Bize bu konu ile ilgili çok soru geldiği için de tüm detayları tek tek ele aldık.

Daha detaylı inceleyebilmek için konuyu bazı alt başlıklara bölerek anlattık. Burada önemli bir nokta bu karşılaştırmada kaliteli ve tecrübeli bir tur şirketi ile gittiğiniz varsayımı. Çiftlik Bank tur şirketinden tur alanlara bir bardak soğuk su ikramımız mevcuttur. 🙂

Ne Yardan, Ne Serden Vazgeçebilenlerdenseniz
Baktığınızda ikisinin da farklı avantajları var. Hem yalnız gezmenin özgürlüğünü, hem de turla gezmenin kolaylığını aynı anda sağlayan bir 3. seçenek var. Café Tur’un Esnek Turlar olarak adlandırdığı servis aslında bir tur değil, kendi gezmek isteyenlere bir destek servisi. Rotanızı gönlünüzce kendiniz belirliyorsunuz, onlar size uçak, otel, yerel rehber,  transfer hizmeti gibi konularda destekler sağlıyorlar. Örneğin; Amsterdam‘a gideceksiniz.  Café Tur’un Esnek Turlar sayfasını gittiğinizde sırayla size;

  1. Kalkış şehrinizden Amstardam’a en uygun uçuşlar hangi gün olduğunu gösteren bir takvim açıyor. Böylece yola çıkış gününüzü bilet fiyatlarına göre ayarlama şansınız var.
  2. Harita üzerinde Amsterdam otellerini ve fiyatlarını gösteriyor ve aralarından size en uygun olanını seçiyorsunuz. Turlardaki gibi tek bir otele sabit değilsiniz. Kendi zevk ve bütçenize göre seçebiliyorsunuz.
  3. Yalnız gezmek istemiyor ya da öğrenerek gezmek istiyorsanuız yerel bir rehberlik hizmeti satın alabiliyorsunuz. Şimdilik 42 noktada bu servisi veriyorlar.
  4. Ulaşım konusununu da transfer satın alarak üzerinizden atabiliyorsunuz.
  5. Böylece bir tur firması ile gezdiğiniz için hem vize işlemlerinde destek alabiliyorsunuz, hem de 24 saat canlı destek alabilieceğiniz bir acentanız oluyor.

 


 

1. Planlama – Gezgin Değil, Mühendis Mübarek


Bana o gezmek çok kolay diyeni bulun! Ya biz de bir arıza var, ya da adeta bir endüstri mühendisliği gerektiriyor. Yok hangi şehirler en güzelleri, hangisine ne kadar zaman ayırmalı, nereler görmeli, anlamak için bloglar oku, falanca yerden filanca yere gitmenin en iyi yolunu öğren, bu plana göre konaklamak için optimum yeri bul,  zaman/ mesafe hesabı yap bir ton iş.

Bize bile sayılı günlerinin suyunu en optimumda nasıl çıkarırız hesaplamak kolay değil. Sırf planlamak işine kaç gün mesai harcamak gerekiyor, bazen insanı stres bile ediyor. İnternet ve akıllı telefonlar yaygın değilken insanlar bu planları nasıl yapıyormuş aklımız ermiyor gerçekten. Eğer kılçıksız balık tercih edenlerdenseniz o zaman bir tura kalıp hazır programa konabilirsiniz. Turlar yeni bir şehre gittiğinizde o şehirde ne yapılır, gezilecek ve görülecek yerler neler, nerede ne yenir, o şehrin nesi meşhur gibi tüm detayları önden araştırıp size hepsini bir paket halinde sunuyor. Size için geriye sadece tura kendinizi teslim edip ona ayak uydurmanız kalıyor. Tabi yine iyi bir tur şirketi ile gittiğinizi varsayıyoruz.

Ama bu durumda kendi zevklerinize göre belirlenmemiş bir program yapma şansınız malesef olmuyor. Grup nereye, siz oraya. Vintage dükkanlara bayılıyor musun tatlım? Ne güzel, şimdi saray gezeceksin. Pizza mı yemek istemiştin, neyse artık risotto sevmeyi de öğrenirsin.  Seyahatiniz, sizin önceden araştırdığınız deneyimler ve gittiğiniz şehrin lokallerinden alacağınız önerilerle zenginleşebilecekken, turun belirlediği aşırı turistik güzergahla kısıtlı kalıp oldukça suni bir deneyime dönüşme riski de var.

Özetle, turlar en klasik turistik yerleri zaten programa dahil ediyorlar, ama sizin zevkleriniz ana akımdan daha farklıysa kendi planınızı kendiniz yapın deriz.
 

2. Lojistik ve Ulaşım – “O son birayı içmeyecektik”


Siz sorun biz anlatalım; aklınıza gelebilecek her vasıtayı ömrümüzde bir kez – yalan! kaç bir kez- kaçırdık. Ah, o son birayı içmeyecektik, ah o elbiseyi denemeyecektik…  Sonra başlıyor planlar domino gibi çökmeye. O gece varman gereken şehirdeki otelin yanıyor, ertesi gün oradan başka yere biletin varsa o da, sonraki de , sonraki de falan filan. Herşeyi yeni Bu lojistik işlerinin pürüzsüz bir şekilde ilerlememesi oldukça baş ağrıtan bir konu.

Münferit gezerken işte bütün bu sorumluluk sizde oluyor ama bir turla gittiğinizde artık onların derdi. Sizi bir yerden bir yere vaktinde ulaştırmak onların sorumluluğu. Tur otobüsü feribotu mu kaçırdı? O zaman siz mışıl mışıl koltuğunuzda uyurken onlar paşa paşa konuyu çözüyor.

Turun bir avantajı da zaman tasarrufu sağlaması. Örneğin, münferit geziyorsunuz ve sabah otelden check out yaptınız. Valizler elinizde şehri gezememek için otelin valiz odasına bırakıp, şehri gezmeye çıkıyorsunuz. Bu sefer akşam uçağa binmeden önce tekrar otele dönüp valizleri almanız lazım. Turla gittiğinizde sabah otele bırakmak yerine otobüse koyuyorsunuz, o otobüs sizi şehre götürüyor ve gün bittiğinden ayağınıza gelip sizi alıp havalimanına götürüyor.

Son olarak, turlar bu tip organizasyonlarda toplu alım yaptıklarından sizin alacağınız fiyattan daha indirimli bir fiyat verebiliyorlar.

Açıkçası, başka kriterlerde münferit gezmek öne çıkabilse de lojistik konusunda münferit gezmenin bir avantajı yok.

 

3. Rehberlik – Stockholm’un Tarihini Okursunuz Da İsveç Prensesinin Spor Hocasıyla Evlendiğini Başka Kim Anlatacak 🙂

Fotoğraf Kaynak: www.neweuropetours.eu

Şu dünyada armut piş ağzıma düş bilgi edinmek kadar zaman kazandırıcı bir şey daha yok. Bir yeri turla gezmenin en büyük artısı, alacağınız rehberlik hizmeti. Elbette o yeri internetten kendi çabanızla edindiğiniz bilgilerle de gezebilirsiniz ama sizinle eş zamanlı gezen ve gezdiğiniz yer hakkında eş zamanlı bilgi veren bir rehberin varlığının güzelliği yadsınamaz bir gerçek.

Küba örneğinden gidecek olursak, bildiğiniz üzere Küba devrimi ve rejimi ile ünlü bir yer. İnsanların diğer Karayip ülkelerine değil de Küba’ya gitmelerinin en büyük sebebi de bu.  Ama ne var ki Devrim Müzesi dahil hiçbir yerde gerekli açıklama tabelaları, ve açıklayıcı bilgiler bulamıyorsunuz. Bırakın İngilizceyi, İspanyolcası bile yok. Diyelim ki; Che’nin ve silah arkadaşlarının mezarlarının bulunduğu moseleuma gittiniz. Ne bir rehberli tur, ne bir sesli rehber bulabiliyorsunuz, açıklama metinleri de “Che’nin mezarı. Nokta” şeklinde. Teşekkür ederim bu dev aydınlatma için. Haliyle hiçbir şey kafanızda tam anlamıyla oturmuyor. Ama buraya turlarda geldiğinizde, size yanınızda bir rehber eşlik edeceği için kafanızdaki her soru aydınlanacaktır.

Bir de tabi yanınızda devamlı bir tur rehberi oldu mu sizin için bazı problemleri çözmesi yönüyle asistanın olması gibi. Döviz mi bozduracaksın, rehbere söyle. Patroncuğuna bir Inter Milan forması şirkette önünü mü açar, rehbere söyle. Gibi gibi…

Yine de turla gitmeseniz bile şehirde çareler tükenmiyor, en azından. Bulunduğunuz şehirdeki ücretsiz şehir turlarını, turların başlangıç noktasını, o noktaya nasıl ulaşacağınızı ve tur saatini internetten kısa bir araştırma ile buldunuz mu tamamsınız. Özellikle Avrupa’nın çoğu şehrinde bahşiş usulü (kişi başı 5-10 Euro kadar) işleyen veya tamamen ücretsiz şehir turları oluyor. 2-3 saatimizi bu ayırdık böylece boş boş gezmeye kıyasla daha doyurucu bir şehir turu yapmış olduk. Siz de aynısını yapabilirsiniz. Bu konuda en isim yapmış firma New Europe Tours, eski adıyla Sandeman’s Free Walking Tours. Ama İngilizce şart. Bu da bizi getiriyor 2. konumuza.
 

4. Yabancı Dil –  Pandomimle Gezilir Mi

Bilgehan geyik olmuş milli parkı soruyor 🙂

Öncelikle dostum, bak İngilizce şart. Şu devirde İngilizce bilmemek insanın 5 duyusundan birisinin olmaması kadar büyük bir eksiklik, dünyadan o kadar çok şey kaçırıyorsun. Şimdi burada anne-babalık etmek istemeyiz ama söylemek de gerek. Evet, İngilizcen yoksa, turla gezmek seni kurtaracaktır. Rehberler her yeri zaten Türkçe anlatıyor, katılanlar Türk, senin için her şey düşünüldüğü için dış dünya ile iletişim kurma ihitiyacın da yok. Olursa da zaten yanında rehberin var. Ama yarabandı çözümler yerine konuyu kökünden hallet deriz. Yaşın kaç olursa olsun, hiç bir zaman geç değil.

İnsan yabancı dili olmadan kendi başına gezemez mi? Kesinlikle gezer, dil bilmemek seyahat için bir engel değil. Ama bir çok yerde çok eksik kalır çünkü anlayamadan gezersin. İçine karışamazsın, seyirci kalırsın. Elbette gülümsemek, vücud dili tüm dünyada evrensel bir dil, pandomim ile anlatabileceğin az buz şey yok ama muhabbetler hep sığ kalır. En azından İngilizce bilmek yaşayacağınız deneyimi çok değiştirecektir. Bunun dışında tabiki hiç İngilizce konuşulmayan yerlere gittiğimizde oluyor. Oralarda da hem vücut dili, hem sözlük, hem Google Translate uygulaması ile kotarıyoruz işi.
 

5. Bütçe –  Cüzdanı Her Açtığınızda George Washington Böyle Gözüne Gözüne Mi Bakıyor?

Bazen, bakın BAZEN diyorum, bir yere turla gitmek, bireysel yapacağınız bir programdan çok daha uygun fiyatlı olabiliyor. Çünkü turlar, çok önceden toplu anlaşmalarla organizasyon yaptığından, çoğu hizmeti avantajlı fiyatlara alabiliyorlar. Az önceki konuda olduğu gibi, tur şirketleri devamlı müşteriler, ve otellerden, restoranlardan, havayollarından asla sizin alamayacağınız indirimler alabiliyorlar. Bu da dip totalde avantajlı bir pakete dönüşebiliyor. Bazı tur şirketleri sizlere ekstra turlar da satmaya çalışabilir. Olabilir tabi ki, ama şunları yapan tur şirketlerine çok kızıyoruz:

1) Paris’e götürüp, Louvre gibi zaten otomatik olarak programın içinde olması gereken en baba yerleri ekstra olarak satanlara. Atıyorum, gece sergilenen bir müzikali ekstra olarak satmak çok anlaşılır bir konu, ama bir şehrin önemli yerleri zaten otomatik olarak tura dahil olmalı.

2) İnsanları şehrin dışında tren raylarına bakan bir otelde konaklatıp, yarım gün “opsiyonel” ekstra tur koyup, insanları turu satın almaya mecbur edenlere. Adamcağız zaten gelmiş Roma’ya 2 günlüğüne, yarım gününü dandik otel odasında mı harcayacak? Katılmak istemeyenleri şehir merkezinde falan götürenlere de lafımız yok. O da kabul. Garibim alıyor turun 1/10  fiyatınına satılan yarım günlük turu, napsın…

Burada iş size düşüyor. Ucuza aldığınız tur pahalıya gelsin istemiyorsanız mutlaka şu ekstra tur durumularını öğrenin. Otel nerede, pakete neler dahil, ekstraları almayanları nereye bırakıyorlar, vs…

En ucuz gezmenin yolu turla gezmek mi? Tabi ki değil. Eğer konfor eşiğiniz düşükse ve hosteller, moteller, Airbnb evleri veya Couchsurfing ile idare edebileceğinizi düşünüyorsanız, kendi başınıza çok daha ucuza gezebilirsiniz. Yurt Dışında Ucuza Nasıl Gezilir rehberimiz baş yardımcınız olmaya hazır! Hızlı, cidden super ekonomik ve kolaylaştırılmış bir tur arayışındaysanız otobüs ile Avrupa‘yı gezdiren farklı turlar var. Mutlaka onlara da bakın.
 

6. İlk Defa Yurt Dışına Çıkmak – Ta Daa!

Yurtdışına ilk defa çıkacaksanız tercihinizin tur şirketleri olması çok doğal. Çünkü ilk defa konfor alanınızdan bu kadar uzaklaşıyor, hiç bilmediğiniz hiç görmediğiniz, hatta dilini bile bilmediğiniz bir yere gidiyorsunuz. Fakat tahmin edebiliyoruz ki şehirde özgür bırakılma durumu herkese göre değil. İnsan ilk kez yurtdışına çıkıyorsa, İngilizce sorunu olmasa bile afallayabiliyor, yer-yön duygusu tökezleyebiliyor, kültür karmaşası yaşayabiliyor. Tüm bunlar çok doğal süreçler ve zamanla ve deneyimle atlatılabilen aşamalar.

İlk defa yurtdışına çıkacaksanız, bu işin el kitabı niteliğindeki İlk Defa Yurtdışına Çıkacaklar İçin Tavsiyeler yazımıza göz atmadan hazırlıklara başlamayın deriz. Bunlarda hayatınızı kolaylaştıracak seyahat uygulamaları. Unutmadan, bir de Yurt Dışında Sıkça Yapılan Hatalar yazımız var.

 

7. Gelişmekte Olan Ülkelerde Yaşanabilen Sorunlar


Booking.com’dan mis gibi rezervasyonumuzu yapmışız. Gece bi geliyoruz otele, abiler diyor ki “Kardeş biz senin odayı başkasına sattık, şimdi sana otelde yer kalmadı”. Allah’ın Hindistan‘ında ufacık bir yerleşimde gece gece sokakta kala kaldık.

Küba’da şehirler arası giden collectivolarla bi gün önce yer, saat ve ücrette el sıkıştık, adamlar varınca daha çok para istedi.
Ohooo, biz de daha ne hikayeler var saçımızı başımızı yolduğumuz.

Şöyle bir gerçek var; buralar gibi 5 doların büyük para olduğu ülkelerde münferit seyahat ederken ne sisteme, ne de kaliteye tam güvenebiliyorsunuz. Biraz işiniz şansa kalıyor. Çünkü bazı ülkelerdeki sistemsizlik, dil sıkıntıları, internete olan erişimin kısıtlı olması, kalabalık ve yoğunluğun fazla olması sizi zaman zaman zor durumda bırakabiliyor. En önemlisi zaman kaybetmenize neden olabiliyor.

Küba’da 5 yıldızlı otelde gece her yerinizi tahtakuruları yediğinde (true story) işletmenin karşısında hiç bir forsunuz yok. Çünkü sen nihayetinde tek seferlik müşterisin ve o her şekilde senden o gecenin parasını çekmiş oluyor. Ya da o gün şehirlerarası otobüs zamanından erken gelip gidiyor ve SEN kaçırmış oluyorsun. İşte böyle ülkelerde turla gitmek 2 sebepten ötürü cazip oluyor:

1. Sen münferit müşteri olarak tek seferlik müşteriyken, tur şirketleri düzenli müşterisi olduğu için müşteri memluniyeti bir anda önemli oluyor.
2. Senelerce turları getire götüre hangi otele kalınır, hangi restoranda yenir gibi tecrübeleri oluyor.

Tüm bunların yanında, turla gitmeyi seçerseniz de turun belirlediği belirli bir zaman çizelgesine ve programa tabi olacağınızı önceden kabul etmiş oluyorsunuz. Yani bir yeri çok beğendik, bir günü daha oraya ayıralım özgürlüğünde olamıyorsunuz. Tur sizin için daha önceden uçakta, trende, gemide veya otobüste yer ayırttığından sabit program akışına bağlı kalmış oluyorsunuz. Bu da seyahat etmenin, spontan olma ve keyif için gezme ruhuna biraz ters düşüyor. Yine de bu herkes için, bizim için olduğu kadar da önemli olmayabilir. Nereye gideceğim, ne zaman gideceğim belli olsun, kafam rahat olsun diyen de çok.
 

8. Tesadüflere Yer Açmak


Turla gezerken hep turdakiler ile ilişki içinde oluyorsunuz, zaten herşey önden hazırlandığı için dış dünya ile iletişimiz pek olmuyor. Halbuki en keyifli anılar Eiffel Kulesi’ni sormak için yanaştığın kişinin “Ben de o tarafa yürüyorum, gelin sizi götüreyim” demesi ile başlayanlar. Kaç kere böyle tanıştığımız insanlar sayesinde farklı ülkelerde evlere davet edildik, düğünlere gittik haddi hesabı yok. Geri baktığınızda her zaman bu tip tecrübeler Eiffel Kulesi’ni gibi yerleri görmekten çok daha fazla yer ediyor. Biz şahsen gezmeyi gördüğümüz yerlerden çok yaşadığımız deneyimler için seviyoruz.
 

9. Yerel Gibi Gezebilmek


Bu da münferit olarak gezmenin lehine sonuçlanan bir konu: Büyük turlarla gezerken lojistik gereksinimler sebebiyle, ufak yerel restoranlar, minnoş butik oteller yerine bir otobüs insana aynı anda hizmet verebilecek kapasitede, kolay ulaşılan  yerler tercih ediliyor. Biliyorsunuz işletmeler büyüyünce de sanayileşebiliyorlar.

Alışveriş için de sizi bıraktıkları dükkanlarla turların ya da rehberlerin bireysel komisyon anlaşması olması da muhtemel. İlla en doğru adrese götürdüklerinden emin olamayız. Belki kendiniz gezseniz fındık kabuğu gibi bir yerde kapısında deli sıra olan ve sadece oralıların bilip geldiği bir tapasçı bulacaksınız.

 

10. Macera Hissi


Kimisine göre macera demek rahatının bozulması, gereksiz stres demek, biz göre ise hayatın tadı tuzu. Biz gecenin köründe Hindistan’da sokakta kaldığına sinirlenip demoralize olan, ama günün sonunda “Bu da böyle bir macera oldu işte” deyip geçebilen insanlarız. İran’da göz altına da alındık, Peru’da çölde ağır hasta da olduk, Lübnan’da yanlışlıkla savaş bölgesine de girdik… Neler neler… En iyisi siz bi 70’lik kapıp bize gelin. 🙂 Saçlarımızın ağardı, ömrümüzden günlerin eksildiği o günleri üzerinden yeterince zaman geçinde “Neler yaşadık be” diyebilmekten, onca anıyı biriktirmekten de müthiş keyif alıyoruz.

Tabi bunu böyle görebilmemizde her ay gezebiliyor olma lüksüne sahip olmamızın da önemli rolü olduğunu kabul etmek lazım. O yüzden 365 gündeki hepi topu 10 günlük tatilinin hiç bir şekilde riske atmak istemeyen insanlara da hak veriyoruz. Bir de yaş ilerledikçe olumsuzluklara tahammülün azalıyor çünkü hayat insanı zaten yeterince yormuş oluyor. Kafayı boşaltmak için çıkılan tatilde, doğal olarak problem çözmekle uğraşmak istemiyor insan.

 

11. Yalnız Seyahat Etmek

Kimi insanlar, yalnız seyahat etmekten hoşlanır, bu bir tercih ve seyahat tarzıdır. Bu durumda sadece tura değil, yanlarında kimseye bağlı olmak istemezler. Fakat bazı durumlarda ve bazı destinasyonlarda, yalnız seyahat etmek oldukça zorlayıcı olabiliyor. Örneğin tek başınıza seyahat eden bir kadınsanız, bazı ülkelerde göreceğiniz aşırı ilgiden rahatsız olup, kendi başınıza keşfetmeyi tercih etmeyebilirsiniz. Veya hayati tehlikenizin olabileceği ülkelerden geçiş yaparken biraz huzursuz olabilirsiniz. Elbette bunların hiçbiri, hiçbir yeri tursuz kendi kendinize keşfedememeniz için bir neden teşkil etmez ama yine de böyle durumlarda insan kendini bir nebze emin ellerde hissetmek isteyebiliyor.

Öte yandan, işin bir de diğer boyutu var. Kimi insanlar da seyahatlerinde yalnız gezmekten pek hoşlanmazlar. Onlar da yanlarında birileri olduğu müddetçe seyahat etmekten zevk alırlar. Eğer siz de bu tarz seyahatlerden hoşlanıyor ama kafa dengi birilerini bulmakta zorluk çekiyorsanız, göreceksiniz ki turla seyahat ettiğinizde bir şekilde asla yalnız kalmıyorsunuz. Turda daha ilk günden insanlar beraber gezmeye, birbirini çekip çevirmeye, birbirine sahip çıkmaya, beraber eğlenmeye başlıyor. Hatta bu tip seyahatler, uzun süren dostlukların temelini bile atabiliyor.
 

12. Yeni İnsanlarla Tanışmak


Turla gezmenin ve kendin gezmenin burada farklı avantaj ve dezavantajları var.
Turla gezerken dediğim gibi dış dünya ile ilişkiniz çok az oluyor, yani yerel halk ile pek muhabbet etmiyorsunuz. Ancak siz de yabanilik etmezseniz tura katılan insanlarla uzunca zaman geçirdiğinizden bayağı kanka oluyorsunuz. Hatta eve dönüldüğünde gruplar buluşmaya devam ediyor. Yalnız gezmek istemeyip, yanında birilerini aramaktan sıkılanlar için de turlar ideal olabilir.

Kendiniz geziyorsanız da bol bol yerel ve sizin gibi turist kişilerle tanışıyorsunuz. Bu benim çok daha keyif aldığım birşey ama eğer bir şekilde onlarla beraber gezmeye devam etmezseniz, birlikte çok vakit geçirmediğinizden pek kalıcı bir bağ kurulmuyor.
 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This