KOPENHAG’DA GEZİLECEK YERLER

Çok seviyoruz merkez! Kopenhag’dan her seferinde bir dahakine de şurada yeriz, şurada kalırız, gelmişken şunun bunun konserine de gideriz diye diye dönüyoruz. Çünkü bu şehirde birkaç gün geçirince insanın yeniden gelmek için bahaneler türetmeye başlaması hiç de zor olmuyor. Kopenhag sakin ama asla sıkıcı değil, düzenli ama asla ruhsuz değil, şık ama asla kasıntı değil. Üstelik yıllardır dünyanın en yaşanabilir şehirleri arasında gösteriliyor ve nedenini anlamaya buradaki daha ilk gününüzden başlıyorsunuz.

İnsan ölçeğinde sokaklar, tertemiz meydanlar, göz okşayan bir mimari, yemyeşil ve bakımlı parklar, suyla buluşan kamusal alanlar, her yere uzanan bisiklet yolları şehri inanılmaz rahat ve medeni kılıyor. Burada bisiklet hayatın ta kendisi. İş çıkışı saatlerinde şehirde oluşan tek trafik de bisikletli trafiği. Düz ayak kaldırımlar, güvenli yollar, çeşit çeşit oyun parkları, geniş yeşil alanlar derken çocukla seyahat etmek bile ayrı bir keyif. Bir de tüm bunların üzerine hayatın her alanında Nordik tasarım çizgileri ekleniyor. Gittiğiniz herhangi bir cafede güzel bir masa veya sandalye, iyi tasarlanmış bir mağaza, küçücük ama zevkli bir kahve dükkanı derken Kopenhag’da gözünüzün takıldığı şeylerin çoğu fark ettirmeden iyi tasarlanmış oluyor. Ve tabii ki yemek meselesi… New Nordic mutfağının dünyaya açıldığı şehirlerden biri olan Kopenhag bugün çok güçlü bir gastronomi sahnesine sahip. İyi bir fırın, kahve, smørrebrød, yaratıcı restoranlar, sokak yemekleri, pazarlar… Bir öğündeyken hep bir sonraki öğünün hayalini kurmaya başlıyorsunuz. Belki de bütün bunlar birleşince Kopenhag’ın neden dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı yerlerden biri olduğu biraz daha anlaşılır oluyor. Temiz, güvenli, bisiklet ve çocuk dostu, tasarım meraklısı, iyi yemek seven ve çevre konusunda bilinçli bir şehir. Daha ne olsun? Bizim için soru belli: Bir sonraki gelişimiz ne zaman? Bakalım sizin için de öyle olacak mı? Detaylı rehberimizi okuduktan sonra iddia ediyoruz ki olacak. O zaman hız kesmeden size bu şehri anlatmaya başlayalım.

Kopenhag Seyahati Planlaması – Gitmeden Önce

Kopenhag’a Nasıl Uygun Fiyatlı Uçak Bileti Bulurum?

Türkiye’den Kopenhag’a direkt uçuş sadece İstanbul’dan THY, Pegasus ve Scandinavian Airlines seferleri var. Hepsi şehrin tek havaalanı olan Kopenhag Havaalanı’na iniyor.

– Kopenhag Havalimanı’na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN.


Kopenhag Havalimanından Şehre Ulaşım

Kopenhag Havalimanı’ndan şehir merkezine ulaşmak çoğunlukla hızlı ve kolay çünkü havalimanı şehir merkezine epey yakın. Havalimanına ayak bastığınız andan itibaren tercih edebileceğiniz dört seçenek var: Metro, tren, otobüs ve taksi. Bilet konusu ise oldukça avantajlı çünkü bölge bazında geçerli oluyor. Yani aldığınız tek bir “zone” bileti, 1.5 saat boyunca tüm ulaşım araçlarında kullanılabiliyor. Bu biletleri otomatlardan da gişelerden de alabiliyorsunuz. Normalde biz pek şehir cardları fanı değiliz ama bu durum Kopenhag için geçerli değil. Eğer daha ekonomik ve pratik bir seçim arıyorsanız kesinlikle Copenhagen City Card‘ı edinin deriz. Bu karta hem havalimanı ulaşımı, hem şehir içinde tekne turu dahil bir sürü aktivite ve müze dahil. Şimdi bahsettiğimiz ulaşım yöntemlerini en önerdiğimizden pek de tavsiye etmediğimize doğru sırayla anlatmaya başlayalım.

– M2 Metrosu: 7/24 çalışan M2 isimli bu metro hattı hem en hızlı hem de en pratik seçenek. Çoğu turist metro varken diğer ulaşım araçlarını pek tercih etmiyor. Terminal 3’ün hemen içinden kalkıyor. Şehir merkezine ulaşmak ise maksimum 15 dakika.

– DSB Treni: Terminal 3’ün alt katından kalkan tren de yine 15 dakika civarında sürüyor ama genellikle Kopenhag Merkez İstasyonu’na doğrudan ulaşmak isteyenlere veya gardan başka şehirlere geçmek isteyenlere hitap ediyor. Gece seferleri var ama çok sık gerçekleştikleri söylenemez.

– 5C Belediye Otobüsü: Terminal 3’ün hemen çıkışındaki otobüs duraklarından 5C numaralı otobüse binerek daha manzaralı ama yavaş bir yöntemle şehir merkezine varmak mümkün. Yavaş dediğimiz de normal koşullarda 30-40 dakika. Trafik olunca şehre varış süresi doğal olarak artıyormuş. Eğer çok yükünüz ve aceleniz yoksa pek tabii tercih edilebilir.

– Taksi: Bu da havalimanından şehir merkezine ulaşmanın en konforlu ama pahalı yolu. Terminal çıkışında sizi 7/24 bekleyen taksiler oluyor. Trafiğe bağlı olarak şehir merkezine varmak yarım saat kadar sürüyor. Ortalama fiyat 30-50 Euro civarında ama gece tarifesinde %30 zam uygulanıyor. Taksim beni havalimanı kapısında hazır beklesin derseniz de taksinizi online rezerve etmek için tıklayın.


Kopenhag’a Ne Zaman Gidilir?

Kopenhag’a ne zaman gidileceği iki tip zevke göre çok değişiyor. Sıcak yaz günlerinin cıvıl cıvıl, dışa dönük enerjisiyle soğuk kış günlerinin “Hygge” felsefesiyle birleştiği günler arasında gidip geliyoruz. Favorimiz Kopenhag’ın yazı ama iki halini de gören kimseler olarak rahatlıkla söyleyebiliriz ki biz kışını da çok sevdik.

– Bahar ve Yaz Ayları: Bizce şehre gelmek için en güzel dönem. İnsanlar kışın durgunluğunu kırıp adeta kabuklarından çıkıyorlar ve sokaklara, kanallara taşıyorlar. Yüzme havuzları ve şehir içi “Harbour Bath” denilen plajlar canlanıyor, açık hava pazarları kuruluyor, parklar cıvıl cıvıl oluyor. Ayrıca bir diğer güzel yanı sıcaklıklar Avrupa’nın güneyine göre çok daha makul bir düzeyde, bu da şehri yaz aylarında gezmelik ideal bir destinasyon yapıyor. Denk geleceğiniz etkinlikler de var, mesela Haziran başında şehri dev bir sokak partisine dönüştüren Distortion festivali ve en prestijli tasarım festivali 3 Days of Design var. Kuzey Avrupa’nın en büyük müzik etkinliği olan Roskilde Festivali ve Copenhagen Jazz Festivali gibi müzik etkinlikleri açısından Temmuz ayı zengin. Ağustos’ta Fashion Week düzenleniyor. Yazın günlerin uzun oluşu da şehirde dolu dolu gündüz vakti geçirebilmenizi sağlıyor. Böylece vakit az diye her yere koşturmuyorsunuz. Her gülün dikeni olduğu gibi bu dönemin de birkaç eksisi var, onlar da otel fiyatlarının pik yapması ve şehrin en kalabalık dönemi olması.

– Sonbahar ve Kış Dönemi: Mumlarla, sarı ve loş ışıklarla, sıcak içeceklerin eşlik ettiği menüleriyle mekanların Hygge modunu tam olarak açtığı mevsimler. Otel fiyatları da diğer aylara göre oldukça düşük. Ayrıca denk gelebileceğiniz güzel etkinlikler var. Örneğin gerçek bal kabakları ve cadı figürleriyle Halloween döneminin hakkını veren Tivoli Parkı bunlardan biri. Kasım ortasından Ocak başına kadar da Noel pazarını ağırlıyor. Ayrıca Ekim’de Kulturnatten ismiyle şehirdeki müze ve kiliseler o geceye özel kapılarını halka açıyor. Şubat ayında da kış karanlığını aydınlatan Copenhagen Light Festival düzenleniyor. Elbette bu mevsimlerde günlerin kısa ve havanın gerçekten soğuk olduğunu, açık hava pazarlarının da kapalı olduğunu vurgulamak gerek. Bu duruma hazırlıklı gelirseniz ve Kopenhag’dan daha kuzeye geçip kuzey ışıklarını izleme gibi bir programınız da varsa ne ala, bu aylar tam sizlik demektir.


Kopenhag’a Ne Kadar Zaman Ayırmalı?

Kopenhag’a bizce en az 3 – 4 tam gün ayırmak gerek ama şehri daha doya doya yaşamak, yazın suya girmek, kışın Noel pazarını gezmek, şehrin yerelleri gibi takılmak, tarihi merkez dışındaki hip mahalleleri de keşfetmek isterseniz +1 gün eklemenizi öneririz. Hatta bir haftanız varsa kışın kuzey ışıkları programı ile de birleştirebilirsiniz. Kış dışı dönemler içinse civarda çok keyifli doğa aktiviteleri, gezilecek yerler ve keşfe değer müzeler var. Hepsinden yazının son bölümünde bahsediyoruz.


Kopenhag’ın Hangi Bölgesinde Konaklamalı?

©️ Mapbox ©️ OpenStreetMap Improve this map

Indre By (Tarihi Merkez): Şehre ilk kez geliyorsanız, ana turistik lokasyonlara yürüme mesafesinde olmak istiyorsanız şehrin merkezi Indre By ilk tercihiniz olmalı. Renkli binalarla çevrili Nyhavn kanalı, alışveriş caddesi Stroget ve Tivoli bahçeleri gibi duraklar hep burada. Kopenhag’ın tarihi merkezi Roma veya Barselona gibi şehirlerde olduğu gibi aşırı turistik ve kalabalık olmuyor bu nedenle rahatlıkla tercih edilebilir. Elbette merkez olması sebebiyle şehrin en hareketli ve canlı bölgesi burası. Çocuklu aileler için de konumu sebebiyle makul. Sadece konaklama için fiyatlar diğer bölgelere göre daha yüksek.

Indre By otellerini incelemek için tıklayın.


Vesterbro: Vesterbro önceleri Amsterdam’daki gibi Kopenhag’ın Red Light District’i sayılırken bugün de bu dokuyu biraz koruyarak evrimleşen şehrin en cool semtlerinden. Vintage butikler, yeni nesil kahve dükkanları ve hip restoranlar açısından zengin. Galerileriyle sanat severlere, gece kulüpleriyle eğlence arayanlara hitap eden Meatpacking District burada. Çocuklu aileler için pek uygun sayılmayabilir ama çiftler, gurmeler ve gece hayatını sevenler için ideal. Oteller yerine daha çok İskandinav tarzı mobilyalar ile döşenmiş çok güzel daire seçenekleri var. Kalabalık arkadaş grupları ve aileler için de seçenekler oldukça fazla.

Vesterbro otellerini incelemek için tıklayın.


Norrebro:  Norrebro da haritada konum olarak merkeze biraz daha uzakta kalsa da çok kültürlü dokusu, sanatçı ve öğrenci dostu olmasıyla şehrin en hip bölgeleri sıralamasında Vesterbro ile kafa kafaya gidiyor. Kafeler, ikinci el mağazalar, uygun fiyatlı restoranlar burada yoğunlaşıyor. Daha az turistik, bu sebeple daha otantik bir Kopenhag deneyimi yaşayabilirsiniz. Kalabalıktan uzakta konaklamak isteyenler ve backpackerlar için ideal. Yine otellerdense daire seçenekleri revaçta.

Norrebro otellerini incelemek için tıklayın.


Osterbro: Şehrin en büyük parkı Fælledparke’nin bulunduğu, ağaçlı geniş sokakları ve ailelere ev sahipliği yapan dokusuyla nezih ve sakin bir bölge. Lokal kafeler, butik mağazalar ve organik pazarlar görmeyi bekleyebilirsiniz. Gece hayatı veya bütçe dostu seçenekler sizin için öncelikse bu bölge size hitap etmeyecektir fakat parkları ve sakin caddeleriyle çocuklu aileler için biçilmiş kaftan. Yalnız merkeze gitmek için toplu taşıma kullanmak şart gibi bir şey.

Osterbro otellerini incelemek için tıklayın.


Kopenhag’da Seçtiğimiz Oteller & Evler

Biz sizin için birkaç otel seçtik ancak her bölgenin altında alternatif otel ve kiralık daire tipi önerilerimize de yer verdik. Özellikle de Kopenhag’da, İskandinav mimarisi ile döşenmiş kiralık daire seçenekleri otellere nazaran çok daha keyifli olabiliyor. Eğer iki kişiden fazla kişiyle seyahat ediyorsanız onları da değerlendirmenizi tavsiye ederiz.

1 Hotel Copenhagen $$

Tarihi merkezde, zevkli bir tasarıma sahip odalarının tümünde klima, minibar ve düz ekran tv mevcutken bazılarında da balkon olan beş yıldızlı otel. İncelemek için TIKLAYIN.

Eric Vökel Boutique Apartments $$

Tivoli Bahçeleri ve Kopenhag Merkez İstasyonu ile yakın, aileler için de uygun olan klimalı, özel banyolu ve mutfaklı dairelere sahip. İncelemek için TIKLAYIN.

Hypernym Hotel & Suites $$

Vesterbro’da, Smeg ev aletleri ve şık mobilyalarla döşenmiş sıcak ambiyansıyla Tivoli yakınlarında seçebileceğiniz dört yıldızlı konaklama seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN.

Wakeup Copenhagen – Borgergade $

Tarihi merkezde nispeten uygun fiyatlı otel seçeneği. Özel banyolu, düz ekran tv’li, modern odalar sunan iki bir yıldızlı bir otel. İncelemek için TIKLAYIN.

Aşağıdaki bağlantıdan Kopenhag’daki tüm otelleri ve kiralık evleri inceleyebilirsiniz. Kopenhag’dan daha fazla otel önerisini KOPENHAG’DA NEREDE KALINIR? EN GÜZEL KOPENHAG OTELLERİ yazımızda bulabilirsiniz.

– Kopenhag’daki tüm OTELLER ve EVLER için TIKLAYIN.


Kopenhag’daki En Favori 3 Deneyim

1. Kopenhag kanallarında tekne turuna çıkmak.
2. Dünyanın en eski eğlence parklarından Tivoli’yi keşfetmek.
3. Şehri yerel rehber eşliğinde bisikletli turla gezmek.


Araba Kiralamak Gerekir Mi?

Kopenhag’da araba kiralamaya hiç gerek yok çünkü şehirde toplu taşıma ağı çok gelişmiş durumda. Kiralama opsiyonunu şehre en az 1 hafta ayırıp yazının sonunda yakınlarda bölümünde bahsettiğimiz gezilecek yerlere kendi aracıyla gitmek isteyeceklere öneririz. Kopenhag’da uygun fiyatlı araç kiralamak için TIKLAYIN.

Kopenhag’ın Neyi Meşhur?

Rengarenk Evleri

Nyhavn, yani Eski Liman boyunca uzanan rengarenk evler Kopenhag denince akılda canlanan ilk imgelerden. 17. yüzyılda yapılan Nyhavn kanalı o dönemde dünyanın dört bir yanından gelen denizcilerin buluşma noktası olduğu için birahanelerin ve pubların olduğu bir bölgeymiş. Denizcilerin okuma-yazma oranı düşük olduğu için ve dönemin boya skalası da anca temel renklere el verdiği için kırmızı, mavi ve sarı renklere boyanmışlar. Böylece herkesin uzaktan bile anlayabileceği şekilde kırmızı ev, sarı han, mavi pub diye kolayca etiketlenmişler. Evler 20. yüzyılın ortalarına doğru renklerini kaybettikten sonra Kopenhag Belediyesi farkediyor ki bölgeye olan ilgi azalıyor, hemen bilinçli bir taktikle eski renklerine geri boyuyorlar. Bu strateji işe oldukça yaramış olacak çünkü günümüzde Kopenhag’ın en çok fotoğraflanan noktası  bu Nyhavn evleri.

Yenilikçi Nordik Mutfağı

Fotoğraf Kaynak: Aarón Blanco Tejedor / Unsplash

Gastronomiye az çok ilgisi olanlar Kopenhag’ın bu alanda nasıl bir çekim merkezine döndüğünü bilirler. 2000’lerin başından itibaren buradan dünyanın en prestijli restoranları çıkmaya başladı ki, bunun bir sebebi var. 2004 yılında şeflerin ortak manifestosuyla New Nordic isimli bir mutfak akımı bu şehirde doğuyor. İlkeleri sadece yerel, mevsimsel ve sürdürülebilir malzemeler kullanarak unutulmuş İskandinav tekniklerini modern yöntemlerle birleştirmek.

Bu akımın öncüsü, René Redzepi’nin kurucusu ve şu anda yaratıcı direktörü olduğu restoranı Noma. Kendisi 3 Michelin yıldızlı bir şef ve restoranı Noma da The World’s 50 Best Restaurants listesine 5 kez birinci sıradan girmiş bir restoran. Şefin kendisi de son yıllarda bir yanda profesyonelliği ve yenilikçi kişiliği, diğer yanda çalışanlarını istismar edişiyle günümüzde sansasyonel bir figür haline gelmiş bir kişilik. Bu konular hala tartışmalı konular ama Kopenhag’ın fine dining sahnesinin neredeyse tamamen Noma’nın sahip olduğu etki gücü üzerine kurulu olduğu su götürmez bir gerçek. Örneğin mekanların şefleri Noma’da çalışmış veya staj yapmışsa bu mutlaka ama mutlaka vurgulanıyor ve işletme bi nevi o etiketle parlatılıyor. Bir nevi işverenlerin Harvard mezunlarına öncelik vermesi gibi Noma’yla ilişkilendirilmek de insanlarda otomatikman bir güven duygusu oluşturuyor. Hem Noma’nın kendine özgü dokusuna diğer işletmelerde rastlamak hem de bahsettiğimiz bu etiketin beraberinde ün ve talep getirmesine özel bir ad bile verilmiş; The Noma Effect.

Fakat son yıllarda Noma da 20 senelik sektörel başarısını korumaya çalışmaktan yorulmuşa benziyor zira şu an klasik restoran formatını bırakıp “Noma 3.0” adıyla yemek laboratuvarı olarak işliyor. LA ve Kyoto gibi farklı şehirlerde pop-up buluşmalar ve rezidanslar düzenleniyor, eskiden 3 sezonluk bir menü sunarken artık 2026 Ağustos itibariyle 12 aylık mikro bir menü sunuluyor. Böyle bir dönüşüme gidilmesinin nedeni ise fine-dine hizmet sunmanın artık günümüz dünyasında sürdürülebilir bir şey olmaktan çıkmaya başlamasıymış. Şehirde Noma’ya ek olarak bir-iki-üç Michelin yıldızlı başka restoranlar da var. Bunlar bütçemi aşıyor diyenleri daha orta segmentte veya Bib Gourmand seviyesinde kaliteli seçenekler bekliyor.

Danish Pastane Lezzetleri

Hatırlarsanız The Bear dizisinde (bu arada izlemediyseniz de izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.) restoranın tatlı ve hamur işlerinden sorumlu şefi Marcus, alanında uzmanlaşabilmek adına Kopenhag’a staja gidiyordu. Kopenhag gerçekten günümüzde öyle bir hal aldı ki klasik restoran tarafını geçtik, çeşit çeşit pastane lezzetlerinde bile başlı başına bir ekol haline gelmiş durumda. Amerikalıların ve İngilizlerin gastronomi lugatında “Danish” olarak bilinen ama Danimarkalıların Viennoiserie olarak Viyana’ya atfettiği kat kat tereyağlı çıtır Wienerbrod’lar, karamelize tarçınlı kanelsnegl çörekleri ve son yıllarda şehrin imza lezzeti haline gelen kardemommesnurre isimli taze aromatik kakuleli çörekler en bilinenleri.

Tuzlu kısımda da kalın çavdar ekmeği üzerine ringa balığı gibi malzemelerle hazırlanan geleneksel açık bir sandviç olan smorrebrod var. Daha tereyağlı reçelli versiyonlar da kahvaltıda yeniyor. Smorrebrod kahvaltıdan öğle atıştırmasına her yerde karşınıza çıkabilir. Bunların çoğu Noma ekolünden çıkmış şeflerin açtığı artisan fırınlarda yapılıyor. Şehrin en iyileri arasında Juno the Bakery ve Hart Bageri var.

Sürdürülebilir Şehir Anlayışı

Sürdürülebilirliği lafta değil icraatte benimsemiş şehir Kopenhag, dünyanın ilk karbon nötr başkenti olma hedefiyle başlattığı projeleri şehrin neredeyse her noktasında sürdürmeye devam ediyor. Sokaklar arabadan çok bisikletlerle dolu, ki bahsi geçen arabalar elektrikli, taksi çağırma uygulaması bile Uber değil Viggo isimli eco-friendly bir taksi markası. Yukarıda kısaca bahsettiğimiz New Nordic felsefesinin temelinde de zaten sürdürülebilirlik ve yerellik var. Geri dönüşüm konusu ise zaten onlar için çok önemli. Şehrin ortasında CopenHill isimli bir geri dönüştürme tesisi var ve bunu da yapıyı gri ve sıkıcı olmaktan çıkarıp üstüne kayak pisti ve tırmanma duvarı inşa ederek sosyal yaşama entegre etmişler. Ayrıca Refshaloen örneğinde olduğu gibi önceden tersane ve fabrika olan yapıları temizleyip yeşillendirerek dönüştürüyorlar ve devasa açık hava yemek pazarlarına, halkın sosyalleştiği modern kamu alanlarına çeviriyorlar. Yani şehirde sürdürülebilirlik insanların yediği yemekten yürüdüğü parka kadar hayatın her alanına işliyor.

Hygge Felsefesi Etrafında Şekillenen Yaşam

Danimarka’nın dünyaya ihraç ettiği en ünlü konsept Hygge, Hüga olarak okuyabilirsiniz, en basit haliyle “ruh sıcaklığı, samimiyet ve küçük şeylerden keyif alma anı” gibi anlamlara sahip olan sosyal bir felsefe. Bir nevi İsveç’in “Fika” kültürü gibi. İnsanların ev dekorasyonlarından birlikte geçirdikleri zamana, restoran ve kafelerin tasarımından tüketim biçimlerine kadar uzanan bu felsefenin Danimarka’nın dünyanın en mutlu ülkelerinden biri sayılmasında büyük payı var. Hava erken karardığı için ışıklandırmaya çok önem veriyorlar ve bunu yaparken de çiğ, floresan, spot ışıklar yerine sarı, lokal aydınlatmayı, loş ve göz yormayan lambaları tercih ediyorlar. Mum çok önem verilen bir ürün, öyle ki dünyada kişi başına en çok mum tüketen ülke Danimarka. İklimin soğukluğunun aksine görünce insanı sıcacık hissettiren battaniyeler, peluş ürünler ve minderler sık kullanılan dekorasyon ürünleri. Tabii bu materyal ögelere ek sosyal ilişkilerde de o samimi dokuyu korumaya özen gösteriyorlar. Örneğin iş çıkışı koştur koştur bir yere yetişmeye çalışmıyorlar da onun yerine fırınlarından sıcacık hamur işlerini alıp sevdikleriyle vakit geçirmeyi yeğliyorlar.

İskandinav Tasarımı ve Mimarisi

Geçen senelerde “Dünya Mimarlık Başkenti” seçilen Kopenhag için gönül rahatlığıyla İskandinav tasarımının başkenti denebilir. Hem şehrin mimari yaklaşımı hem de ürünlerin tasarımına verilen önemde göreceksiniz ki bazı temel detaylar var. Örnek vermek gerekirse binalarda ve eşyalarda abartılı süsler veya yaldızlar asla yok, hepsinin temelinde sadelik ve işlevsellik yatıyor. Burada Hyyge felsefesinin de etkili olduğunu anlamışsınızdır… Işığın ve mobilyanın kalitesine fazlasıyla önem veriliyor, Arne Jacobsen ve Poul Henningsen gibi Kopenhaglı isimlerin tasarımlarını incelediğinizde de burada anlatmak istediğimizin ne olduğunu göreceksiniz. Mimari örnekler kısmında ise Kopenhag Opera Binası ve Black Diamond kütüphanesi örnek verilebilir. Şehri ziyaret edince bu felsefeye dahil olup tasarım ürünler almak isterseniz ara sokaklara bolca dalın deriz, zira hepsi tasarım ürün dükkanları ve mobilya mağazalarıyla dolu. Haziran ayında gerçekleşen 3 Days of Design ise Kopenhag’ın tasarım dünyasını daha yakından tanımak isteyenlere önerimiz. Şehirdeki favori tasarım mağazalarını alışveriş bölümünde bulabilirsiniz.

Kopenhag Modası

Moda konusuna gelecek olursak, o bambaşka bir dünya. Cesur renkler, hacimli kumaşlar, maksimalist desenler, çiçekler, çizgiler, bol kesimler oversize parçalar başrolde ancak hepsi bir araya gelse de İskandinav coolluğundan ödün vermiyor. Moda dünyasının yeni it girl’leri hep bu şehirden çıkma. Ganni ve Samsøe Samsøe gibi kendini çoktan kanıtlamış markalar da Baum und Pferdgarten, Boii gibi daha ulaşılabilir segmentli markalar da Kopenhag çıkışlı. Ayrıca biri ocak sonu şubat başı olmak diğeri Ağustos olmak üzere yılda iki kez düzenlenen Kopenhag Moda Haftası ise Avrupa moda haftaları arasında yükselen yıldız. Şehirden favorilerimizi alışveriş bölümünde bulabilirsiniz.

Bisiklet Kültürü

Takım elbiseli iş insanlarından pusetli ailelere neredeyse herkesin ana ulaşım aracının bisiklet olduğu, dünyanın en bisiklet dostu şehirlerinden birine hoşgeldiniz! Altyapısının bile arabalara göre değil de bisikletlere göre tasarlandığı Kopenhag’da halkın %60’ından fazlası işe veya okula gitmek için sadece bisikleti tercih ediyormuş. Bisikletlere özel otobanlar, köprüler ve öncelik tanıyan kurallar olduğu düşünüldüğünde şehir bisikleti bir hobi olmaktan çıkarıp sürdürülebilir bir yaşam biçimi haline getiriyor. Trafikteki bisiklet yoğunluğu ilk başta sizi biraz ürkütebilir belki ama kuralları öğrendikten sonra yerel hayatı deneyimlemek için çok tatlı bir yöntem. Denemek isterseniz şehirde en sık kullanılan bisiklet kiralama uygulaması Donkey Republic. Ayrıca şehri hem iki teker üzerinde hem de rehberle keşfetmek isterseniz 3 saatlik rehberli bisikletli şehir turuna da katılabilirsiniz.

Kanalları ve Liman Hayatı

Şimdi bir hayal edin, yazın iş çıkışı eve dönmek yerine Eminönü iskeleden denize atlayıp su keyfi yapıyorsunuz ve bu olay herkesin normali olmuş, kimse kimseyi yargılamıyor. İşte Kopenhag’da durum tam olarak böyle… Eskiden gemilerin yük boşalttığı limanlar öyle bir temizlenmiş ki günümüzde bu alanlardaki su, havuz suyundan bile temiz sayılıyor. Harbour Bath yani Liman Banyosu denen ahşaptan platformlar kurarak insanların yazın suya, kışın ise saunaya erişmelerini sağlıyorlar. Özellikle yaz aylarında havlu atmalık yer bulmakta zorlanabilirsiniz. Şehrin kanallarında da aynı şekilde yüzebiliyor ve kano yapabiliyorsunuz. Hatta Green Kayak diye kanallardaki iki üç çöpü toplayıp karşılığında ücretsiz şekilde kano yapabileceğiniz bir uygulama bile var. Gelmişken bir kanal turu yapmak da olmazsa olmazlar arasında. Kopenhag kanallarında tekne turuna bilet almak için tıklayın. Tekne turuna alternatif olarak sadece yaz aylarında olmak üzere kanalları kano yaparak daha aktif bir şekilde sudan keşfetme şansınız da var. Kopenhag kanallarında kano turuna bilet almak için tıklayın.

Faydalı Bilgiler

Kopenhag Şehir İçi Ulaşım

Bölge bazlı bilet sistemi sayesinde Kopenhag’da metro, tren, Harbour Bus (Havnebus) denilen feribotlar ve otobüs gibi toplu taşıma araçlarının tümüne aynı bilet ile binebiliyorsunuz, ayrı ayrı bilet almanıza gerek yok. Sadece havalimanı şehrin diğer bölgelerinden ayrı olarak kendi sisteminde işliyor. Zone 1 ve 2 şehir merkezini, Vesterbro, Norrebro ve Osterbro mahallelerini kapsarken Zone 3 ve 4 havalimanını içeriyor. Biletleri Rejsebillet uygulamasından da istasyonlardaki makinelerden de alabilirsiniz, 90 dakika boyunca geçerli oluyorlar. Tabii çok gezeceğim diyenler havalimanını da kapsayan sınırsız City Pass Small kartını veya müze gezileriyle birleştirmek için Copenhagen Card’ı tercih edebilir. Bu şekilde Kopenhag’da toplu taşımayı daha uyguna getirebilirsiniz.

Harbour Bus (Havnebus) denilen feribotların 991 kuzeyden güneye, 992 güneyden kuzeye olmak üzere iki ana hattı var. Biri bir yöne diğeri tersi yöne gidiyor. Bu noktada işleyiş biraz Venedik vaporettoları gibi diyebiliriz. Copenhagen City Card‘ı edindiğinizde hepsini kullanabiliyor üzerine de şehirdeki 80’den fazla aktivite ve müzeye erişim sağlayabiliyorsunuz. Kopenhag gibi pahalı bir şehirde bu kart büyük ekonomi yaptırıyor.

Baştan Uyaralım Pahalı Bir Şehir

İskandinavya’nın genelinde olduğu gibi Kopenhag da pahalı bir şehir. Yüksek yaşam standartları, yüksek asgari ücret, yüksek vergi oranı gibi gibi pek çok sebebi var. Ayrıca Euro değil kendi para birimleri olan Danimarka Kronu’nu kullanıyorlar. Bunlar da turist olarak sizin bütçenizi etkiliyor. İster birkaç yıldızlı bir otel ister de bir hostel yatağı olsun konaklama her segmente göre pahalı kalacaktır. Ayrıca Michelin yıldızlı restoranlardan zincir restoran hamburgerlerine de tüm yeme-içme klasmanlarında fiyatlar Avrupa genelinin üstünde kalıyor. Biraz bütçe yapmak adına içilebilir musluk sularını kullanmayı, kışın daha düşük sezona seyahatinizi planlamayı düşünebilirsiniz.

Restoranlar İçin Önden Rezervasyon Yapmak Kritik

Restoran ve kafelere çat kapı gidip rezervasyonla uğraşmadan oturmayı seviyorsanız Kopenhag hiç ama hiç sizlik bir şehir değil. Kopenhaglılar dışarıda yemeyi seviyorlar ve planlarını da epey önceden yapıyorlar. O yüzden rezervasyonsuz bir restorana gidip oturabilmek büyük şans. Michelin yıldızlı Alchemist, Geranium ve Jordnær gibi restoranlar için rezervasyonlar aylar öncesinden alınıyor. Noma zaten şahsına münhasır, onun rezervasyonları mevsim başına yılda bir açılıyor ve dakikalar içinde tükeniyor. Aynı durum ünlü brunch mekanları ve diğer işletmeler için de geçerli, kendi web sitelerinden veya artık hangi uygulamayı kullanıyorlarsa haftalar öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerek. En kötü senaryoda restoranların bar kısmına oturmayı denemek veya foodhall’ları tercih etmek de bir seçenek.

Yazın Günler Çok Uzun Olduğundan Koşturmanıza Gerek Yok

Kopenhag konumu sebebiyle kuzeyde kaldığı için yaz aylarında havanın gece 10’a kadar kararmadığı oluyor. Günün sabah 4 gibi aydınlanmaya başladığını da göz önünde bulundurursanız bizim alışık olduğumuza göre neredeyse bir günde iki gün yaşamış gibi oluyorsunuz. İlk başta zaman algınız biraz altüst olabilir ama bu günleri verimli geçirmenize engel olmasın. Müzeler erken kapandığı için günün ilk yarısında onları halledip kalan kısmını parklara ve kanallara ayırabilirsiniz. Ayrıca ne olur ne olmaz adapte olmanızı kolaylaştırması adına yanınıza iyi bir uyku bandı da alın deriz.

Çok Çocuk Dostu Bir Şehir

Kopenhag görüp görebileceğiniz en çocuk dostu şehirlerden biri. Bir kere Danimarka’da çocuk yapmak da devlet meselesi olarak ele alınıp bakımından eğitime, aile bütçesinden vergi sistemine çocuk sahibi olmanın beraberinde getirdiği her aşamada oldukça desteklenen bir şey. Bu nedenle şehir de bu mantaliteye oldukça adapte edilmiş. Şehrin düz ayak olması, yolların bakımlı, kaldırımların geniş ve düzenlenmiş olması pusetli insanların konforunu bir hayli arttırıyor. Toplu taşıma araçlarında da pusetliler için ayrı yerler var ve insanlar buralara keyfi bir şekilde oturmamaları gerektiğinin bir hayli bilincinde. Şehir genelinde çocukların erişim sağlayabileceği yüzlerce nitelikli park ve oyun alanı var. Kimisi klasik park kimisi bisiklet sürmeyi öğreten trafik parkları kimisi ise liman boyunca yerleştirilmiş trambolinler derken siz seyahat halindeyken çocukların enerjisini anlık atabileceği pek çok alternatif var.

Nakit Taşımak Zorunda Değilsiniz

Şöyle diyelim, Kopenhag havaalanına indiğiniz andan seyahatinizin son anına kadar cebinizde beş kuruş nakit olmasın, burada hiçbir sorun yaşamazsınız. Kopenhag dünyanın en nakitsiz şehirlerinden biri. O yüzden paranızı döviz bürolarında dönüştürmekle uğraşmayın, kredi/banka kartıyla veya telefondan mobil ödemeyle tüm harcamalarınızı yapabilirsiniz. Hatta öyle ki bazı işletmelerin “Card Only” tabelası astığını bile göreceksiniz, içiniz rahat olsun.

Yazın Şehirde Yüzülüyor

Kopenhag’da yaz aylarında şehir merkezinde denize girmek ve kanallarda mayo ile dolaşmak yerel halk için oldukça olağan bir şey. Özellikle Papiroen bu konuda çok popüler. Belediyenin yaptığı denetimler sayesinde Islands Brygge gibi ödüllü liman banyolarında su tertemiz, cankurtaranlı ve girmesi tamamen ücretsiz.

Kopenhag’ın Tarihi

Öncelikle etimolojik olarak Kopenhag isminin nereden geldiğine bakalım, zaten sonrasında şehrin tüm hikayesi karşımıza serilmeye başlayacak. İsmini København, yani “Tüccarların Limanı” kelimesinden alan Kopenhag, 11. yüzyılda küçük bir Viking balıkçı kasabası olarak kurulmuş. 12. yüzyılın önemli askeri ve dini liderlerinden Piskopos Absalon’un hamleleriyle surlarla çevrilip korumaya alındıktan sonra kısa sürede Baltık Denizi’nin en önemli ticaret merkezlerinden birine evrilmiş. 1443’te resmi başkent oluşunu Kalmar Birliği kralı Christopher’a borçlu, ama şehrin çehresinin değişmesini sağlayan lider Kral V. Christian. Nyhavn kanalları, Rosenborg Kalesi ve Rundetaarn hep onun döneminde inşa ettirilmiş.

Bu gelişmeleri takiben de şehir veba salgını, devasa yangınlar, İngiliz bombardımanları ve Nazi işgalini atlatarak her seferinde küllerinden daha planlı doğmuş. Şehrin bugün dünyaya öncülük ettiği sürdürülebilirlik vizyonu da bu felaketlerden ders çıkarma kültürünün ve özellikle 1973 Petrol Krizi’nin doğrudan bir sonucu. Dışa bağımlılığı bitirmek adına fosil yakıtları terk eden şehir, 1947’deki kentsel koruma temalı Beş Parmak Planı’ıyla yüzünü tamamen insan ve doğa odaklı bugünkü çevreci kimliğine çevirmiş.

Kopenhag’da Gezilecek Yerler Haritası

Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz.

Gezilecek Yerler

  1. Nyhavn
  2. Kongens Nytorv
  3. Kunsthal Charlottenborg
  4. Royal Danish Tiyatrosu
  5. Det Kongelige Teater – Skuespilhuset
  6. Ofelia Plads
  7. Frederik Kilisesi
  8. Amalienborg Sarayı
  9. Rosenborg Kalesi
  10. The King’s Garden
  11. Kastellet
  12. Küçük Deniz Kızı
  13. Nyboder
  14. Designmuseum Danmark
  15. SMK – Statens Museum for Kunst
  16. Museum of Natural History
  17. Hirschsprung Collection
  18. Palmehuset
  19. Strøget
  20. Købmagergade
  21. Rundetårn
  22. Gråbrødretorv
  23. Gammel Strand
  24. Church of Our Lady
  25. Christiansborg Sarayı
  26. Thorvaldsens Museum
  27. The Royal Library
  28. Garden of the Royal Library
  29. Ørstedsparken
  30. Tivoli Bahçeleri
  31. Ny Carlsberg Glyptotek
  32. Danimarka Millî Müzesi
  33. Copenhagen City Hall
  34. Museum of Copenhagen
  35. Meatpacking District
  36. Palads
  37. Danish Architecture Center
  38. Home of Carlsberg
  39. Frederiksberg Have
  40. Papirøen
  41. Christiania
  42. Inderhavnsbroen
  43. Refshaleøen
  44. Copenhagen Contemporary
  45. Church of Our Saviour
  46. Kopenhag Opera Binası
  47. CopenHill
  48. Superkilen Park
  49. Nørrebrogade
  50. Fælledparken
  51. Dronning Louises Bro

Yeme-İçme

  1. The Union Kitchen
  2. Frank
  3. bird : downtown
  4. BUKA
  5. Ølhaven
  6. Ripotot
  7. Gasoline Grill
  8. Slurp Ramen Joint
  9. studio x kitchen
  10. Apotek 57
  11. Alouette
  12. Hart
  13. Ø12 Coffee & Eatery
  14. TorvehallerneKBH
  15. Slurp Ramen
  16. Restaurant Møntergade
  17. La Cabra
  18. Restaurant Levi
  19. Coffee Collective Bernikow
  20. Schønnemann
  21. Aamanns 1921
  22. DØP – The Organic Hotdog Stand
  23. Lille Fugl
  24. Marv & Ben
  25. Kompa’9
  26. Ruby
  27. Kayak Bar
  28. Skt. Peders Bageri
  29. Next Door Cafe
  30. Vækst
  31. Gaia Cocktails
  32. Selma
  33. Høst
  34. Kødbyens Fiskebar
  35. Mikkeller Warpigs Brewpub
  36. Hija de Sanchez Kødbyen
  37. Ø12 Coffee & Eatery
  38. Palazzo Diner
  39. Social Brew
  40. ORSA
  41. Curfew
  42. Lidkoeb
  43. 1656 Cocktail Bar
  44. Library Bar
  45. Laban wine bar
  46. Ismageriet
  47. Københavns Bageri
  48. Noma
  49. Alchemist
  50. Restaurant Aure
  51. La Banchina
  52. Reffen – Copenhagen Street Food
  53. Mikkeller Baghaven
  54. Lille Bakery
  55. Ismageriet Refshaleøen
  56. Hart
  57. Broens Street Food
  58. Prolog Coffee Bar Papirøen
  59. Tom’s Oyster Shack
  60. POPL Burger
  61. Barr
  62. BÅDEN
  63. DONDA KHANA
  64. Poulette
  65. Pompette
  66. Flere Fugle
  67. Kaf
  68. BRUS
  69. Bæst
  70. Andersen & Maillard
  71. Hero Deli
  72. Dzidra
  73. Rondo
  74. OMAR
  75. Silberbauers Bistro
  76. Harry’s Place
  77. Bageriet Benji
  78. Darcy’s Kaffe
  79. RASCAL
  80. Mad & Kaffe
  81. Juno the bakery
  82. Skipper Bageri
  83. Amator
  84. Geranium
  85. Sinne gas bageri

Alışveriş

  1. HAY House
  2. Studio Arhoj
  3. Antique Toys
  4. raawii
  5. Frama
  6. GANNI POSTMODERN
  7. Samsøe Samsøe
  8. Baum und Pferdgarten
  9. Boii Studios
  10. Shaping New Tomorrow
  11. Henrik Vibskov Boutique
  12. Habiba Salon

1. Tarihi Merkezde (Indre By) Gezilecek Yerler

Kopenhag tarihi merkez aslında bir bütün ve çok geniş bir alanı kapsıyor. Bu nedenle size daha rahat anlatmak için onu üç ana bölgeye böldük: Meşhur renkli evlerin olduğu liman Nyhavn ve çevresi, kraliyet saraylarının, ana kilisenin ve Kastellet’in bulunduğu Frederiksstaden ile şehrin en canlı alışveriş caddesi Stroget ve çevresinde gezilecek yerler. Hepsinden de ayrı ayrı yeme-içme ve konaklama önerilerimizi de ekledik.

1.1 Nyhavn ve Çevresinde Gezilecek Yerler

1.1.1 Meşhur Renkli Evler: Nyhavn

Kopenhag’a kadar gidip de burada fotoğraf çekilmemiş insan var mıdır, sanmıyoruz. Türkçe’ye çevrildiğinde “Yeni Liman” anlamına gelen Nyhavn, renkli renkli evlerin yan yana dizildiği bir liman bölgesi. 17. yüzyılda Kral V. Christian’ın emriyle kazıldığı dönemde ticaret limanı olarak hem denizcilerin konaklamasına ev sahipliği yapıyor hem de kömür, balık, kereste gibi malzemelerin boşaltılmasına olanak tanıyormuş. İki yüzyıl geçtikten sonra da 1800’lerde birahanelerin, pubların, genelevlerin ve dövmecilerin yoğunlukta olduğu “sert” bir denizci mahallesi olarak daha tekinsiz bir ün kazanmaya başlamış.  Peki limanın edebiyata da katkıda bulunduğunu söyleyip Andersen masallarının buradan çıktığını söylesek? Dünyaca ünlü masal yazarı Hans Christian Andersen, hayatının büyük bir bölümünü Nyhavn’daki 20, 67 ve 18 numaralı evlerde geçirip ilk masallarını burada yazmış.

Bahsettiğimiz sert denizci mahallesi kimliğinin bölgeyi gitgide ıssızlaştırdığını fark eden Kopenhag Belediyesi 1970’lerde yürütülen kapsamlı bir restorasyon projesinden sonra Nyhavn’ın şehrin en renkli ve turistik simgesine dönüşmesini sağlamış. Gittiğinizde ise burada restorandan bistroya pek fazla mekanın sıralandığını göreceksiniz, ama ne yereller ne de biz oraları ilk öncelik olarak tavsiye etmiyoruz. Kaliteli mekanlar cenneti olan Kopenhag’da gidebileceğiniz çok daha güzel yerler olacak, kendinizi oralara saklayın. İlla bir şeyler yiyip içmek istiyorum derseniz de marketten istediklerinizi alıp kanal kenarına oturabilirsiniz. Şimdilik Nyhavn’nda şöyle bir yürümeniz yeterli. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

1.1.2 Kunsthal Charlottenborg

Nyhavn’ın hemen başında konumlanan bu tarihi tuğla saray binası çok büyük ihtimalle ilk bakışta dikkatinizi çekecek. Alıcı gözle şöyle bir bakıldığında koca bir kraliyet sarayı gibi görünüyor, ki bu doğru. 17. yüzyılın başında Charlottenborg Sarayı ismiyle Hollanda Barok tarzında inşa edilmiş ihtişamlı bir saraymış. Fakat günümüzde içeri adım attığınızda modern sanat eserleri, video projeksiyonları ve marjinal enstalasyonlarla bir modern sanat müzesi buluyorsunuz. Kalıcı bir koleksiyonu yok, sergiler sürekli değişiyor. Ayrıca ülkenin en değerli sanatçılarını yetiştiren Danimarka Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi de burada. Her gün 11:00’den itibaren açık. Çarşamba günleri ise 17.00’den sonra giriş ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

1.1.3 Kongens Nytorv

Nyhavn’ın hemen yanıbaşındaki büyük bir meydan. 17. yüzyılda Paris’teki kraliyet meydanlarından ilham alınarak Kral V. Christian tarafından yaptırılmış. Meydanın tam ortasını V. Christian’ın Roma imparatoru kılığındaki devasa atlı bronz heykeli süslüyor. Ayrıca buradaki kiosk da yaz aylarında şehirde gelen geçeni izlemek ve bir şeyler içerek soluklanmak için çok keyifli bir mola noktası. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

1.1.4 Royal Danish Tiyatrosu

1748 yılında Kral V. Frederik tarafından kurulan, ülkenin en köklü ve resmi sahne sanatları kurumu. Avrupa’nın da en eski, en köklü performans sanatları kurumlarından biri sayılır. Tiyatro, Kraliyet Balesi, Kraliyet Orkestrası ve Opera olmak üzere dört ana sahne disiplinini programında barındırıyor. Tavan freskleri ve yaldızlı iç dekorasyonuyla tarihi tiyatro salonunda bir temsil izlemek isterseniz web sitesini inceleyebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

1.1.5 Det Kongelige Teater – Skuespilhuset

Danimarka’nın ulusal tiyatrosu olan Det Kongelige Teater’ın üst düzey tiyatro oyunları için 2008’de yapılmış modern binası. Danimarkalı mimarlar Boje Lundgaard ve Lene Tranberg tarafından tasarlanan yapı ucundan İstanbul Modern’i andırmıyor değil. Toplam üç sahneye ve 1000 konuk kapasitesine sahip. Ayrıca tiyatro bileti satın almadan da ziyaret edebileceğiniz bir kafesi ve restoranı var. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

1.1.6 Ofelia Plads

Eskiden gemilerin yanaştığı tarihi bir iskele iken günümüzde Lundgaard & Tranberg mimarlık ofisi tarafından yeniden tasarlanarak modern bir kentsel yaşam alanına dönüştürülmüş. Konum Nyhavn’ın hemen arkasında kalıyor. Özellikle yaz aylarında açık hava konserleri, caz festivalleri, açık hava sinemaları, şehir festivalleri ve sanat enstalasyonlarıyla cıvıl cıvıl oluyor. İnsanlar iş çıkışında buradaki merdivenlerde buluşup piknik yapıyor. Kendi kendinize kanallarda tur yapabileceğiniz tekne kiralama şirketi de burada. Hey Captain‘den kiralayacağınız teknelerle arkadaş grubunuzla dilediğinizce gezmek çok keyifli bir Kopenhag aktivitesi. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

1.1.7 Nyhavn ve Çevresinden Yeme-İçme Önerilerimiz

The Union Kitchen

– The Union Kitchen: Günün her öğünü için bir şeyler bulabileceğiniz Amerikan esintili brasserie. Şehirde birkaç şubesi daha var. Biz kahvaltı için tercih ettiğimiz Nyhavn’daki şubesini ekledik. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/restaurantfrankcph

– Frank: Akdeniz ve Asya mutfağı sentezi sunan lüks restoran. Loş aydınlatmalı, modern ve atmosferik bir ambiyansa sahip. Tadım menüleri sezonluk, şarap eşleştirmeleri de oldukça çeşitli. Gece yarısına kadar her gün açık. Çok da büyük bir mekan olmadığı için rezervasyon tavsiye ediliyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

– bird : downtown: Gündüzleri sakin bir kahve dükkanı gibi gözüken, akşamlarıysa plak çalan bir kokteyl barına dönüşen mekan. Sabah 11:00’den gece yarısına kadar haftanın her günü açık. Ayrıca bird : uptown isimli bir şubesi daha var. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

BUKA

– BUKA: Kopenhag’da toplam beş şubesi bulunan bir fırın. Tüm ürünleri tereyağı ile çıtır çıtır olacak şekilde hazırlanıyor. Antep fıstıklı, çikolatalı ve meyveli kruvasanları, kakuleli çörekleri ve ekşi maya ekmekleri en sevilen mamulleri. Her gün 07:00 ve 18:00 saatleri arasında açık. Oturma alanı açısından pek zengin değil, sadece birkaç tane ufak masası var. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/olhaven_cph

– Ølhaven: Japonların çay bahçesiyle Almanların bira bahçesi kültürünü harmanlayan mekan. Oturmalık hoş bir avlusu var. Haftanın her günü açık. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

1.1.8 Nyhavn ve Çevresinden Önerdiğimiz Oteller ve Evler

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

– Hotel Sanders $$$: Nyhavn’a yürüyerek iki dakikada ulaşılabilen konumu, çatı katı kış bahçesi ve Akdeniz mutfağı temalı restoranıyla bu bölgede tercih edebileceğiniz beş yıldızlı otel.

– 71 Nyhavn Hotel $$: Royal Danish Theatre’ın dibinde, 19. yüzyıldan kalma iki tarihi deponun dönüştürülmesiyle ortaya çıkmış dört yıldızlı otel. Kontinental tarzda kahvaltısı var.

– Hotel Bethel $$: Nyhavn’ın kalbinde konaklayayım ama çok da uçmayayım derseniz bakmanız gereken en uygun fiyatlı konaklama seçeneklerinden biri. Ayrıca üç yıldızlı.

1.2 Frederiksstaden’de Gezilecek Yerler

1.2.1 Frederik Kilisesi

31 metrelik çapıyla İskandinavya’nın en büyük kilise kubbesine sahip olan Frederik Kilisesi için Roma’daki Aziz Petrus Bazilikası’nın Kopenhag versiyonu. Zira tasarım aşamasında da ondan ilham alınmış. Mermer Kilise diye de bilinen kilise Oldenburg hanedanının 300. yılını kutlamak amacıyla 1749’da Kral V. Frederik tarafından yaptırılmaya başlanmış fakat hem kralın ani ölümü hem de yapının temel yapı taşı olan mermerin maliyeti sebebiyle inşaatı durdurulmuş ve neredeyse 150 yıl kadar harabe vaziyette kalmış. En sonunda zengin bir iş insanı olan C.F. Tietgen çıkıp kiliseyi tamamlatmış, tabii o da mermeri tam olarak karşılayamamış olacak ki normal taşla inşaata devam edilmiş. Kilisenin içine girmek ücretsiz, sadece kubbesinin altında durup süslemeleri izlemek için bile ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

1.2.2 Amalienborg Sarayı

Danimarka Kraliyet Ailesi’nin günümüzdeki resmi ikametgahı olan Amalienborg Sarayı aslında tek bir saray değil, sekizgen bir meydanın köşelerine yerleşmiş dört farklı saraydan oluşuyor. Misafir ve temsil sarayı olarak kullanılan Christian VII Sarayı, müze olarak halka açık olan Christian VIII Sarayı, Kraliyet Ailesi’nin özel konutu olan Frederik VIII Sarayı ve Kraliçe Margrethe’in ikametgahı olan Christian IX Sarayı.

Danimarkalı mimar Nicolai Eigtved tarafından 18. yüzyılda Rokoko üslubunda tasarlanan bu kompleks bahsettiğimiz gibi hala kraliyet ailesinin bizzat yaşadığı yer. İnsanlar kral veya kraliçenin sarayda olup olmadığını çatıdaki Danimarka bayrağının yukarı çekilip çekilmemesinden anlıyorlar. Ayrıca her gün saat 12:00’de buradaki meydanda kraliyet muhafızları geleneksel Nöbet Değişimi Töreni’ni gerçekleştiriyor. Bu töreni izlemek ücretsiz fakat sarayın içini gezebilmek için bilet satın almak gerekiyor. Amalienborg Sarayı giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

1.2.3 Rosenborg Kalesi

Kırmızı tuğlaları, sivri bakır kuleleri ve etrafını saran yemyeşil Kral Bahçesi’yle Rosenborg Kalesi IV. Christian’ın kendisi için 17. yüzyıl başında yaptırdığı küçük bir Rönesans şatosu. Bizce şehirde tek bir kraliyet yapısı gezecekseniz tercihiniz burası olsun. Kral bu sarayı yaptırırken odalardan tavan süslemelerine kadar her detayıyla bizzat ilgilenmiş. İlerleyen yıllarda kraliyet ailesi tarafından burası sadece yazlık olarak değil, hazineleri ve kraliyet tahtını güvenle saklamak için bir sığınak olarak kullanılmış.

Bugün müze olarak gezilen kalenin en dikkat çekici iki noktası Danimarka’nın taç mücevherlerinin durduğu hazine dairesi ve tahtın bulunduğu “Şövalyeler Salonu”. Bahçeleri de katarsanız gezmek için bir 2 saat ayırın deriz. Kale her gün 09:00 ve 17:00 saatleri arasında açık. Rosenborg Kalesi giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

1.2.4 The King’s Garden

Rosenborg Kalesi’nin önündeki alana yayılmış olan bu park Kopenhag’ın en eski ve en çok ziyaret edilen parkı sayılıyor. Kale inşa edilirken Kral IV. Christian’ın mutfağına özel bir sebze bahçesi olarak yapılmış ama yıllar sonra, 18. yüzyılın sonunda kamuya açılmış. Gül bahçeleri, patika yolları ve heykelleriyle Kopenhaglıların yer örtülerini alıp çimlerine yayıldığı, piknik yapıp güneşlendiği bir yeşil alan. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

1.2.5 Kastellet

Google Maps’i açıp Kopenhag haritasına baktığınızda şehrin köşesinde yemyeşil beş köşeli bir yıldız göreceksiniz. Zamanında düşman top atışlarından korunmak için bu geometrik şekliyle yapılmış olan Kastellet, Kuzey Avrupa’nın günümüze kadar ulaşmış en iyi korunmuş askeri kalelerinden. İlk olarak 17. yüzyılda Kral IV. Christian tarafından limanın güvenliğini sağlamak amacıyla temeli atılmış, İsveç Kuşatması sonrası Hollandalı mühendis Henrik Ruse tarafından da yıldızlı kale formuna dönüştürülmüş. Günümüzde hala aktif olarak bakanlıklar tarafından kullanılıyor, bu yüzden içeride dolanan üniformalı askerleri görüyorsunuz. Kırmızı kışlaları, tarihi rüzgar değirmeni ve yeşil yürüyüş yollarıyla gezmesi tamamen ücretsiz bir durak. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

1.2.6 Küçük Deniz Kızı Heykeli

Kastellet’in su ile buluştuğu alanda, Danimarkalı masal yazarı Andersen’in 1837 yılında kaleme aldığı aynı isimli masaldan esinlenilerek deniz kıyısındaki bir taşa kondurulan bronz bir heykel Küçük Deniz Kızı. Niye bu kadar ünlenip şehrin simgesi olduğunu anlamakta zorlandığımız bir çalışma. Fotoğraflarda büyük gözükse de 1.25 metrelik uzunluğu ve 175 kg’lık ağırlığıyla aslında oldukça ufak. Ortaya çıkış hikayesi ise şu şekilde, Carlsberg biralarının kurucusunun oğlu olan Carl Jacobsen bu masalın bale uyarlamasını izleyip çok etkilenmiş ve heykeltıraş Edvard Eriksen’e bu heykelin yapılmasını sipariş etmiş. Heykel tarih boyunca çeşitli saldırılara uğrayıp, uzuvlarına zarar verilse de her seferinde orjinal boyutlarına uygun olarak yeniden yapılmış. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

1.2.7 Nyboder

17. yüzyılın vizyoner kralı IV. Christian döneminin denizcileri için şöyle demiş: her bir denizcim yan yana, tek tip evlerde yaşasınlar, ayrı gayrı olmasın ve ortaya dünyanın ilk lojman sitesi çıkmış! Bugün kendine özgü sarı renkleriyle bilinen evler ilk yapıldığı dönemde Danimarka bayrağının renkleri olan beyaz ve kiremit kırmızısı renklerine boyalıymış, 19. yüzyılda bugünkü ikonik sarı renklerine boyanmışlar. Bugün Kopenhag’a giden turistlerin sevdiği, yeni yeni cafelerin açıldığı, ücretsiz şekilde gezilebilen hoş bir fotoğraf noktası. Tabii fotoğrafları çekilirken burada gerçekten yaşayan insanlar olduğunu ve saygı çerçevesinde gezmek gerektiğini unutmamak lazım. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

1.2.8 Designmuseum Danmark

Fotoğraf Kaynak: MMLDND, Danish Design Museum, CC BY-SA 4.0

İskandinav tasarımın başkenti gibi bir şehirde tasarıma adanmış bir müzenin olmaması ayıp olurdu doğrusu. Tarihi Kraliçe Frederiks Hastanesi’nin İskandinav endüstriyel tasarımının ve zanaatının sergilendiği bir modern sanat müzesine evrilmesinin sonucu olarak Designmuseum Danmark ortaya çıkmış. İçerisinde Arne Jacobsen, Hans J. Wegner, Poul Henningsen ve Verner Panton gibi efsanevi tasarımcıların ikonik sandalyeleri, aydınlatma tasarımları ve ev eşyaları sergileniyor. Pazartesileri hariç haftanın her günü 10:00’dan itibaren açık. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara.

1.2.9 SMK – Statens Museum for Kunst

14. yüzyıldan günümüze uzanan zengin koleksiyonuyla Danimarka’nın en büyük, ana sanat müzesi. Bizim de şehirdeki iki favorimizden biri oldu. Diğeri de Ny Glyptotek Carlsberg. 300 bine yakın eserle, 700 yıllık bir sanat tarihini kapsıyor. Binası 1896 yılında mimar Vilhelm Dahlerup tarafından Neo Rönesans tarzda tasarlanmış.

En ünlü kısmı Danimarka Altın Çağı’na ait Eckersberg, Christen Købke, Vilhelm Hammershøi gibi sanatçıların eserlerini barındıran koleksiyonu ama Munch ve Abramović gibi modern ve çağdaş sanatçıların da eserlerini görebiliyorsunuz. Müze pazartesi günleri hariç her gün 10:00’dan itibaren ziyarete açık. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

1.2.10 Museum of Natural History

Kopenhag Botanik Bahçesi’nin içinde Kopenhag Üniversitesi’ne bağlı bir doğa tarihi müzesi. Ayrıca Jeoloji Müzesi ve Zooloji Müzesi’nin de işbirliğini içeriyor. Müzenin içerisinde devasa dinozor fosillerinden göktaşlarına, doldurulmuş hayvanlardan iskeletlere 30 milyondan fazla doğa tarihi örneği var. Kapanış saatleri değişkenlik gösterse de her gün 10:00’dan itibaren açık. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara.

1.2.11 Hirschsprung Collection

Fotoğraf Kaynak: Ramblersen, Hirschsprung Collection interior, CC BY-SA 3.0

19. ve 20. yüzyıl Danimarka sanatına odaklanan prestijli bir sanat müzesi. Bu özel koleksiyona ismini veren şahsiyetler tütün fabrikatörü-koleksiyoner Heinrich Hirschsprung ve eşi Pauline Hirschsprung. Çift dönemin sanatçılarıyla yakın dostluklar kurduğu için eserleri henüz atölyelerindeyken satın alma imkanına sahiplermiş. Koleksiyonları Eckersberg ve Christen Kobke ile Danimarka Altın Çağı’nın, P.S. Kroyer ve Michael Ancher gibi sanatçılarla Skagen ekolünün başarılı örneklerine sahip. Pazartesi günleri hariç her gün 10:00 ve 17:00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Girişler 18 yaş altındakiler için ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara.

1.2.12 Botanik Bahçesi & Palmehuset

13.000’den fazla bitki türüne ev sahipliği yapan bu botanik parkı, şehrin içindeki devasa bir yeşil alan. Açık hava kısmı tamamen ücretsiz şekilde gezilebiliyor. En ikonik kısmı içindeki Palm House (Palmehuset) isimli, Viktorya dönemi üslubundaki kubbeli cam serası. 1874 yılında mimar Peter Christian Bonnecke tarafından Londra’daki Crystal Palace ve Kew Gardens’taki seralardan ilham alınarak tasarlanmış. Burada neredeyse 30 adet farklı küçük sera oluşturulmuş ve hepsi farklı bir iklimi temsil ediyor. Ayrıca içinde en tepesine çıkıp dev palmiyelerin ve tropikal sarmaşıkların üstünden etrafı izleme imkanı sunan kıvrım kıvrım demir bir merdiveni var. Bahsettiğimiz gibi botanik bahçesinin bahçe kısmını gezmek ücretsiz fakat Palm House’un içine girebilmek için makul bir ücret ödemek gerekiyor. Haftanın her günü 08:30 ve 18:00 saatleri arasında ziyarete açık. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara.

1.2.13 Frederiksstaden’den Yeme-İçme Önerilerimiz

Ripotot

– Ripotot: Günlük değişen menüsüyle 5-10 kursluk paylaşımlık menüler sunan ufak restoran. Fransız bistrolarıyla İskandinav estetiğini birleştiren bir teması var. Pazar günleri kapalı. Online şekilde rezervasyon yaptırmak mümkün. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

Gasoline Grill

– Gasoline Grill: Kopenhag’da günümüzde toplam 10 şubesi olan fakat esasen eski bir benzin istasyonunda kurulmuş efsanevi bir burgerci. Biz de kurulduğu ve ona ismini veren şubesini buraya ekledik. Dünya’nın en iyi hamburgercileri listesinde gözünüzü sık sık ısırması mümkün. Köftesinin sululuğu ve ekmeğin tazeliğiyle ön planda, hamburgeri sade tutup işi pek karıştırmıyorlar. Tüm hamburgerleri bitene kadar her gün açıklar, ama ürünleri bittiği gibi de kapatıyorlar. O yüzden buraya gitmek planınızda varsa çok geçe bırakmayın deriz. Günün saatine göre önünde uzun bir sıra da olabiliyor. Oturacak yeri de dükkanın yanlarındaki masalı banklardan ibaret. Oturarak yemek için yer bulmaya da biraz beklemeniz gerekebilir ancak insanlar fazla uzatmadan yiyip kalkıyorlar yani sirkülasyon hızlı. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

Slurp Ramen Joint

– Slurp Ramen Joint: Ünlü ramenci Slurp Ramen’in daha ufak ve bilinmeyen şubesi. Frederik Kilisesi’ne oldukça yakın. Her gün açık fakat öğle vaktinde bir iki saat mola veriyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

studio x kitchen

– studio x kitchen: İskandinavların estetik zevkini hem buradaki tasarım ürünlerde hem de lezzetli tabaklarında görebileceğiniz minimalist bir brunch mekanı ve seramik tasarım stüdyosu. Yumurtalı tabakları da granola kaseleri de çok leziz. Rezervasyonla işlemiyorlar, kim önce giderse o oturur mantığı var. Her gün 08:30 ve 16:30 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

Apotek 57

– Apotek 57: Hem mevsimlik malzemelerle hazırlanmış kahvaltı tabakları hem de hamur işleri ve kahve bulunabilecek minimalist kafe. Eski bir eczane binasında yer aldığı için ismini de oradan almış. İçinde tasarım stüdyosu Frama’nın mağazası da var. Rezervasyonla çalışmıyorlar, her gün 16:00’ya kadar açık. Brunch veya kahvaltı için tercih edilebilir ama arka bahçesinin açık olduğu zamanlarda gitmek lazım. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

– Alouette: Şef Nick Curtin’in bir Michelin yıldızlı sürdürülebilirlik odaklı fine-dining restoranı. Açık ateşte pişirme tekniğiyle parlatılan tabakları modern İskandinav mutfağı konseptine ait. Restoran pazar, pazartesi ve salı günleri kapalı. Instagram’larındaki link üzerinden rezervasyon yaptırabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

Hart

– Hart: Hart da Juno the bakery gibi Kopenhag’ın en iyi fırınları listesinde ilk sırlara oynayan bir marka. San Francisco Tartine Bakery’nin eski başfırıncısı Richard Hart ve Noma işbirliğiyle kurulmuş. Ekşi maya ekmeği, kakuleli çöreği ve Bask usulü cheesecake’i en ünlü ürünleri. Her gün 07:30 ve 19:00 saatleri arasında açık. Şehirde pek çok şubesi var. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

1.2.14 Frederiksstaden’de Önerdiğimiz Oteller ve Evler

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

– Four Suites Copenhagen – Boutique Townhouse Suites $$: Süit dairelerde konaklama imkanı sunan butik otel. Her süitinde özel banyo, mutfak ve balkon bulunuyor.

– Royal Neighbors – 4 bedrooms – 2 bathrooms $$: Dört yatak odası, iki banyo, bir salon ve tam donanımlı mutfaktan oluşan 220 metrekarelik geniş bir daire. Toplam 10 kişiyi ağırlayabiliyor.

– Queens Suites by Daniel&Jacob’s $$: 188 metrekarelik dairede üç yatak odası, üç banyo, bir oturma odası ve tam donanımlı bir mutfak bulunuyor. 8 kişi konaklayabilir. Ayrıca fitness merkezinden de faydalanmak mümkün.

– Spacious 3-bedroom apartment near Kings Garden $$: The King’s Garden’a üç dakikalık yürüme mesafesindeki daire tipi konaklama seçeneği. Üç yatak odası, iki banyosu ve mini mutfak alanı var. Toplam büyüklüğü 171 metrekare.

1.3 Stroget ve Çevresinde Gezilecek Yerler

1.3.1 Stroget

1.1 kilometrelik uzunluğuyla bırakın Kopenhag’ı, Avrupa’nın en uzun alışveriş ve yaya caddelerinden biri Stroget. Doğudaki Belediye Binası’nın meydanı Rådhuspladsen’den batıdaki Kongens Nytorv meydanına kadar uzanıyor. Yürürken renkli ve tarihi binalarını seyretmek, zincir markalardan lüks mağazalara uzanan zengin yelpazesinde alışveriş yapmak veya sadece canlı meydan havasını almak için bile gidebilirsiniz. Ayrıca şehre gelen turistlerin ilk duraklarından biri olduğu için oldukça kalabalık bir atmosferi olduğunu da söyleyelim. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara.

1.3.2 Kobmagergade

Strøget’le neredeyse 90 derecelik açıyla kesişen bir diğer yaya caddesi. Kendisi Orta Çağ’a kadar uzanan tarihiyle şehrin en eski ve işlek caddelerinden biri. O dönemde eski şehir pazarına giden tüccarlar ve zanaatkarlar için önemli bir güzergah olduğu için adı “Tüccar Caddesi” anlamına gelen Købmagergade olmuş. Günümüzde en dikkat çekici noktası Rundetårn, ama uluslararası markalardan yerel butiklere kadar çeşitli bir yelpazeye sahip olduğu için şehrin vazgeçilmez caddelerinden biri. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara.

1.3.3 Rundetarn

Türkçe’ye çevrilmiş ismiyle Yuvarlak Kule, özünde Kopenhag manzarasını ayaklar altına serebileceğiniz tarihi bir gözlemevi. Merdivenlerden değil de sarmal yapıdaki düz rampadan oluşuyor, yani merdivenli kulelere göre çıkması nispeten daha kolay. Dönemindeki üniversite astronomlarının şehrin ışıklarından uzakta yıldızları izleyebilmesi amacıyla Kral IV. Christian tarafından 1642’de yaptırılmış. Bugün hâlâ aktif olarak çalıştığı için Avrupa’nın en eski gözlemevi kabul ediliyor.

Şehrin tarihi mimari dokusunu ve manzarasını bir arada görmek isteyenler için değerlendirilmesi gereken bir yer. Biletler sadece gişe noktasından alınabiliyor, kule her gün 10:00 ve 20:00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara.

1.3.4 Grabrodretorv

Arnavut kaldırımlı sokakları, renkli tarihi binaları ve çeşit çeşit restoran, kafesiyle Orta Çağ’dan kalma sevimli bir meydan. Hem Strøget’e hem de Købmagergade’e çok yakın. Neredeyse tüm binaların yok olduğu 1728 Kopenhag Yangını’nı ve 1807’deki Kopenhag Savaşı’nda İngilizlerin şehri bombalayışını atlatmış. Bugün sapasağlam gördüğünüz üzere binalar ve meydan aslına uygun şekilde yeniden inşa edilmiş.Konum için tıklayın. Haritada 22 numara.

1.3.5 Gammel Strand

Kanal kenarında boylu boyunca uzanan, 18. yüzyıl binalarıyla çevrili bu sahil caddesinin Türkçe’de adı “Eski Sahil” demek, bu isim de kaynağını Kopenhag’ın eski ana balık pazarının bu bölgede kurulmasından alıyor. Burası ayrıca restoran, kafe ve sanat galerileri bakımından da zengin.

Kanal kenarında yürürken dikkatinizi çekecek çeşitli heykeller de var. Özellikle de suların dibine yapılmış “Agnete ve Deniz Adamı” heykeli aralarından en ünlüsü. 1992 yılında heykeltıraş Sisse Lee tarafından yapılan bu heykel Danimarka’nın en bilinen halk hikayelerinden birinin tasviri. Agnete isimli genç bir kadının deniz adamıyla olan aşkını, su altına gidişini, evli mutlu çocuklu şekilde yaşamalarını ve Agnete’in bir gün dünyaya dönmeye karar verişini anlatıyor. Heykelin spesifik olarak resmettiği sahne de Agnete’nin eşinin ve çocuklarının ellerini su altından yeryüzüne, Agnete’ye doğru özlemle uzatışı. Dipnot olarak ekleyelim, Gammel Strand’da cuma, cumartesi ve pazar günlerine mahsus olmak üzere güzel bir antika pazarı kuruluyor. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara.

1.3.6 Church of Our Lady

Antik Yunan tapınağı gibi sütunlu dış tasarımı ve beyaz mermer heykelleriyle dolu iç mekanıyla Kopenhag’ın ana katedrali. Kraliyet düğünleri, resmi törenleri, anma günleri hep burada düzenleniyor. Dingin ve sakin bir atmosferi var. Süslü değil oldukça sade ancak içindeki ünlü Danimarkalı heykeltraş Bertel Thorvaldsen imzalı heykeller ile ünlü. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara.

1.3.7 Christiansborg Sarayı

Danimarka Krallığı’nın tarihi ve siyasi kalbi olarak geçen Christiansborg Sarayı, Parlamento’yu, Başbakanlık Ofisi’ni ve Yüksek Mahkeme’yi bir arada bulundurulmasıyla dünyada üç devlet gücünü tek çatıda toplayan tek bina olma özelliğine sahip. Sarayın inşasına 1167 yılında başlanmış fakat yangınlar ve diğer pek çok afet sonucunda günümüzdeki neoklasik görüntüsünü 20. yüzyılın başlarında almış.

Krallık Büyük Salonu
Saray Mutfağı

Bugün ziyaretçi olarak gittiğinizde Kraliyet Kabul Odaları’nı, halı dokumaları ile ünlü Krallık Büyük Salonu’nu, kraliyet ahırlarını ve saray mutfağını gezebiliyorsunuz. Ayrıca kulesine çıkarak şehrin panoramik manzarasını ücretsiz şekilde görebiliyorsunuz. 106 metrelik kule Tivoli’yi, Nyhavn’ı ve hatta hava açıksa İsveç bile görebilen panoramik bir seyir terasına sahip. 1884’teki büyük yangından sonra Neo Barok tarzda mimar Thorvald Jorgensen tarafından yeniden tasarlanmış. Yapıldığı dönemde sadece kraliyet ailesinin kullanımına açıkken ilerleyen yıllarda halkın da kullanımına açılmış.

Merdiven tırmanma derdi yok doğrudan asansörle tepeye çıkabiliyorsunuz ve yeniden altını çizelim tüm bu süreç tamamen ücretsiz. Pazartesi günleri hariç her gün 11:00’den itibaren kuleye çıkmanız mümkün fakat bizim tavsiyemiz uzun kuyruklara kalmamak adına akşam 6’dan sonra gitmeniz. Saray normal koşullarda her gün ziyarete açık, giriş biletlerini de online satın aldığınızda bir miktar daha ucuza getiriyorsunuz. Christiansborg Sarayı’na giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara.

1.3.8 Thorvaldsens Museum

Christiansborg Sarayı’nın hemen yanındaki konumuyla Danimarkalı-İzlandalı heykeltıraş Bertel Thorvaldsen’e adanmış bir müze. Ayrıca Danimarka’nın ilk kamu müzesi binası olma özelliğine sahip. İç ve dış dekorasyonunda Antik Mısır mimarisinden ilham alınmış, bu yüzden palmiye ağaçları ve hayvan heykelleriyle bezeli. Müzenin adandığı heykeltıraş Bertel Thorvaldsen’den biraz bahsedersek de eğer kendisi 11 yaşında kraliyetin sanat akademisine kabul edilmiş, çalışma hayatının büyük kısmını Roma’da geçirirken oradaki atölyesinde Avrupa’nın dört bir yanından müşteriler için neoklasik heykeller üretmiş. Bu eserlerin arasında en ünlü olan ise Papa VII. Pius’un mezar anıtı. Sanatçının mezarının da avlusunda bulunduğu bu müzeyi pazartesi günleri hariç her gün 10:00 ve 17:00 saatleri arasında gezebilirsiniz. Her çarşamba günü ise girişler ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara.

1.3.9 The Royal Library

Kara Elmas veya The Black Diamond ismiyle de karşınıza çıkabilecek olan The Royal Library şehrin mimari yapılarının en gözdelerinden biri. Hem de İskandinavya’nın en büyük kütüphanesi. 1648 yılında Kral III. Frederik tarafından kurulmuş olan ana yapı ve 1999 yılında Schmidt Hammer Lassen mimarlık ofisi tarafından inşa edilen ek binasıyla birlikte iki farklı yapının birleşiminden oluşuyor. Kara Elmas lakabını Zimbabwe’den getirilen siyah granitten yapılan geometrik yapısı sebebiyle almış.

Danimarka’da basılan tüm eserlerin birer nüshasını barındırmasına ek hem okuma yapılabilecek bir kütüphaneye hem de vakit geçirilebilecek kafe, bahçe ve sergi salonları gibi ortak alanlara sahip. Haftanın her günü ziyaret edilebilir, girişler ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara.

1.3.10 Garden of the Royal Library

Christiansborg Sarayı ile Kraliyet Kütüphanesi’nin arasında kalmış sessiz sakin, kendi halinde bir bahçe. Eskiden Kral IV. Christian’ın donanma limanının olduğu yere kurulmuş. Fıskiyeli küçük havuzu ve Kierkegaard’ın bronz heykeli en dikkat çekici kısımları. Günlük planınıza ufak bir soluklanma molası vermek için ideal. Konum için tıklayın. Haritada 28 numara.

1.3.11 Orstedsparken

Ortasındaki ufak gölüyle Kopenhag Üniversitesi’nin hemen karşısındaki bir şehir parkı. Eskiden kale kalıntılarının ve hendeklerin olduğu bölgeye kurulmuş. İsmini biri fizikçi biri hukukçu olan Ørsted kardeşlerden alıyor, zaten parkta da onlara adanmış heykellere rastlayacaksınız. ister gölde ister çimde gezinen ördekler parkın en tatlı kısmı. Ayrıca yeşilin içinde yemek molası verebileceğiniz Flindt & Ørsted isimli bir restoran da var. Konum için tıklayın. Haritada 29 numara.

1.3.12 Stroget ve Çevresinden Yeme-İçme Önerilerimiz

Ø12 Coffee & Eatery

– Ø12 Coffee & Eatery: Şehirde birden fazla şubesi olan popüler bir brunch restoranı. Avokado tost, hellimli Eggs Benedict, Çılbır, pankekler en çok tercih edilen tabaklardan. Bu şubesi her gün 07:30, 08.00’den itibaren akşamüstü dört beşe kadar açık. Şansa bırakmamak adına rezervasyon şart ancak kapıda biraz bekleyince de yer açılıyor. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

TorvehallerneKBH

– TorvehallerneKBH: Yerellerin mutfak alışverişi için turistlerin de gurme turlar için tercih ettiği oldukça popüler bir kapalı gıda pazarı. Taze deniz ürünlerinden peynirlere, kaliteli kahvelerden hamur işlerine çeşitli atıştırmalık ve yiyecekleri burada bulmak mümkün. Al götür yaptığınız lezzetleri marketin hemen önündeki masalarda yiyebiliyorsunuz. Hava soğuksa içeriyi de tercih edebilirsiniz. Konum olarak Norreport istasyonunun hemen yanında. Her gün sabah 10’dan akşam 6-7’ye kadar açık. En büyük artısı kış sezonunda da açık oluşu. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara.

Slurp Ramen

– Slurp Ramen: Japonya’daki otantik ramen barlarından esinlenilmiş Slurp Ramen, kendi yaptıkları erişteleri ve et sulu ramenleriyle meşhur bir işletme. Açık mutfaklı küçük bir alana sahip. Rezervasyonla çalışmadıkları için de her daim önünde sıra var denebilir. Shoyu, Shio ve Miso ramenleri en çok tercih edilenler. Her gün açık. Ramen seviyorsanız öğle molası için tercih edilebilir biz çok beğendik. Özellikle de kışın iç ısıtmak için birebir. Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

– Restaurant Møntergade: Smørrebrød isimli açık sandviçleri, körili herring’i ve ıstakoz tartarıyla sevilen, Michelin rehberinde önerilmiş bir restoran. Beyaz rengin hakim olduğu aydınlık ve ferah bir dizaynı var. Her gün 11:30’tan itibaren açık. Rezervasyon gerekiyor. Konum için tıklayın. Haritada 16 numara.

La Cabra

– La Cabra: Minimal, ahşap odaklı dekorasyonuyla nitelikli kahve ve eşlikçi hamur işleri yapan üçüncü dalga kahve dükkanı. İçinde tasarım ürünler ve kahve ekipmanları da satılıyor. Haftanın her günü 18.00’e kadar açık. Konum için tıklayın. Haritada 17 numara.

Restaurant Levi

– Restaurant Levi: 2026’da Bib Gourmand kazanmış, İtalyan ve Japon mutfağının füzyonunu sunan şık bir restoran. Istakoz sashimi’si, wagyu arancino’su ve fıstıklı dondurması seviliyor. Pazar günleri kapalı. Online şekilde rezervasyon yaptırabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 18 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/thecoffeecollectivebernikow

– Coffee Collective Bernikow: Pembe çiçekleri olan ağaçlı avlusu, ahşap tezgahları ve aydınlık ambiyansıyla tarihi bir binada bulunan Coffee Collective şubesi. Kakuleli çöreği, peynirli bun’ları ve espressosu özellikle seviliyor. Her gün 19:00’a kadar açık. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara.

– Schønnemann: Smørrebrød söz konusu oldu mu şehrin en ikonik ve tarihi restoranlarından Schønnemann akıllara geliyor. Somondan füme yılan balığına, taze karidesten schnitzele 100’den fazla Smørrebrød çeşidine sahip. Haftanın her günü 11:30 ve 17:00 saatleri arasında açık. Rezervasyon zorunlu olmasa da faydalı olacaktır. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara.

Aamanns 1921

– Aamanns 1921: Smørrebrød konusunda sözü geçen şeflerden biri olan Adam Aamann’ın kurduğu restoran. Organik ve mevsimsel malzemelerle marine edilmiş ringa balığından fırınlanmış dana etine kadar çeşitli aromalara sahip olan Smørrebrød’ler hazırlıyorlar. Michelin tarafından da tavsiye edilmiş. Konum için tıklayın. Haritada 21 numara.

DØP – The Organic Hotdog Stand

– DØP – The Organic Hotdog Stand: Tamamen organik malzemelerle geleneksel Danimarka sosislisi yapan bir sokak lezzeti standı. Tam buğday ekmeği fix, içindeki sosisini organik domuz veya sığır sosislerinden ve vejetaryen/vegan sosis alternatiflerinden seçiyorsunuz. Her gün 10:30 ve 19:00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın. Haritada 22 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/lillefugl_kbh

– Lille Fugl: Burası da Flere Fugle’nin şehir merkezindeki daha küçük, daha samimi kardeş mekanı. Gündüzleri fırın ve kafe akşamları ise şarap barı gibi işliyor. Brunch tabakları için gittiğinizde menüde labneli Türk usulü yumurta ve şakşuka da bulabilirsiniz. Haftanın her günü gidilebilir. Konum için tıklayın. Haritada 23 numara.

– Marv & Ben: Michelin Bib Gourmand’lı mekanlardan bir diğeri de yerel sebzeler ve av etleriyle hazırlanmış 4-6 aşamalı tadım menüleriyle ön plana çıkan Marv & Ben. Rezervasyon mutlaka öneriliyor, akşamüstü 17:30 gibi açıp gece 01:00’de kapatıyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 24 numara.

Kompa’9

– Kompa’9: Dekorasyonunda hygge felsefesinin ana unsurları olan ahşap mobilyaların, mumların ve rustik dekorların kullanıldığı samimi ve sıcak bir kafe, ama daha çok brunch tabakları için tercih ediliyor. Somonlu avokadolu sandviçleri ve granola bowlları menünün öne çıkanlarından. Salı günleri hariç 09:00 ve 17:00 arasında açık. Konum için tıklayın. Haritada 25 numara.

Ruby

– Ruby: Kanal kenarındaki tarihi bir binada bulunan speakeasy konseptli kokteyl barı. Bir arkadaşınızın eviymiş gibi dekore edilmiş. Dünyanın en iyi kokteyl barları listesinde de iyi bir konuma sahip. Popüler olduğu için hafta sonları özellikle kalabalık, rezervasyon şart. Konum için tıklayın. Haritada 26 numara.

Kayak Bar

– Kayak Bar: Kano kiralama servisiyle yazın beach bar, kışın sauna merkezi olarak hizmet veren su kenarındaki bir bar-restoran. Restoran menüsünde geleneksel lezzetler, deniz ürünleri, burgerler ve çeşitli atıştırmalıklar var. Yıl boyunca her gün açık. Rezervasyon yaptırıp da gidebilirsiniz yaptırmadan da. Konum için tıklayın. Haritada 27 numara.

Skt. Peders Bageri

– Skt. Peders Bageri: 1652’den beri yumuş yumuş hamur işleri hazırlayan, şehrin en eski fırını. Rustik ve otantik bir atmosferi olan küçük bir dükkan bu yüzden oturma yerleri bir elin parmağını geçmiyor. Çarşamba günleri çıkan cinnamon roll’ları yani Sankt Peders Snegel en popüler ürünü ama antep fıstıklılar da onlar kadar seviliyor. Önünde her an kuyruklara rastlamak mümkün. Konum için tıklayın. Haritada 28 numara.

– Next Door Cafe: Mor renkteki duvarları, antika cam masaları ve nostaljik dekorlarıyla şehrin en şahsına münhasır mekanlarından biri. Pankeki, taze pişmiş brownie ve kekleri, doyurucu kahvaltı tabakları ve meyve sularıyla samimi bir kahvaltı kafesi. Her gün gidilebilir. Konum için tıklayın. Haritada 29 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/cofoco

– Vækst: Coco yeme-içme grubuna ait, ortasında büyükçe bir sera bulunan Michelin tavsiyeli bir restoran. Ahşap mobilya ve dekorlara eşlik eden yemyeşil bitkilerle huzurlu bir atmosfere sahip. Menüsü ise sebze ağırlıklı Nordik bir çizgide, ancak et ve balıklı ana yemekler de bulabilirsiniz. Her gün 12:00 ve 23:00 saatleri arasında açık. Rezervasyon tavsiye ediliyor. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara.

– Gaia Cocktails: Sabit menüsüne ek kişiye özel, menü dışı seçenekler de hazırlanabilen bir kokteyl bar. Her gün 16:00’dan gece yarısına kadar açık. Konum için tıklayın. Haritada 31 numara.

Selma

– Selma: Michelin Bib Gourmand ödüllü restoran Smørrebrød’a modern dokunuşlarla yeni bir yorum getirmesiyle ön plana çıkıyor. Küçük ve samimi bir alana sahip. Salı günleri hariç her gün 11:30’dan itibaren açık. Konum için tıklayın. Haritada 32 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/cofoco

– Høst: Coco grubunun şehirdeki bir diğer restoranı. Modern İskandinav mutfağını ulaşılabilir fiyat etiketiyle sunmayı hedefleyen bir mekan. Dekorasyonunda ahşap ve granit detayları bir arada başarıyla kullanmasıyla İskandinav mimarisi ödülü kazanmış bir fine-dine restoranı. Mevsimlik 3 veya 5 aşamalı tadım menülerine sahip. Rezervasyon gerekli. Konum için tıklayın. Haritada 33 numara.

1.3.13 Stroget ve Çevresinde Önerdiğimiz Oteller ve Evler

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

– Hotel Kong Arthur $$: Sauna, jakuzi, farklı dünya mutfaklarından restoranları, fitness merkezi ve barı olan dört yıldızlı otel. Nordik tarzı kahvaltıları var.

– Apēron Apartment Hotel $$: Kiremit rengi tarihi bir binada tam donanımlı mutfak, özel banyo, akıllı tv, kahve makinesi gibi özelliklere sahip daireler sunan otel.

– Nordic style top location balcon $$: Nordik estetiğiyle dekore edilmiş 110 metrekarelik daire. Salonu, banyosu, balkonu ve iki yatak odası mevcut. Ek olarak çamaşır makinesi, mikrodalga, kettle ve tv gibi gereklilikler de bulunuyor.

– K L O S T E R E T – The Luxurious Townhouse of Copenhagen $$: 210 metrekarelik bir villa seçeneği. Üç yatak odası ve bir banyosuna ek hot tub’ı ve ufak bir terası da var.

2. Vesterbro’da Gezilecek Yerler

Kopenhag’ın en sevdiğimiz bölgelerinden biri olan Vesterbro, son yıllarda sıkı bir dönüşüm geçirerek adeta evrim geçiren mahallelerden. Zamanında şehrin işçi sınıfının yaşadığı, red light district vari bir çehreye sahipken bugün her güne bir yenisi açılan mekanları, tasarım mağazaları, hip barları, Kødbyen (Meatpacking District) gibi sanayi tesislerinden dönüştürülmüş popüler yeme-içme ve sosyalleşme alanları ile şehrin en canlı noktalarından.

2.1 Tivoli Bahçeleri

Walt Disney’in Tivoli’yi ziyaret ettikten sonra çevresindekilere “bir eğlence parkının tam olarak böyle olması gerekiyor” diye söylediğini biliyor muydunuz? 1843 yılında Georg Carstensen tarafından kurulan ve dünyada aktif olarak işleyen en eski ikinci tema parkı olan Tivoli ahşap hız trenleri, egzotik Doğu mimarili pavyonları, konser alanları, tiyatro sahneleri ve çiçekli yürüyüş yollarıyla masallardan fırlamış gibi gözüküyor.

Fakat yılın 365 günü kesintisiz açık değil, sezonsal olarak açılıp kapanıyor. Nisan başından Eylül sonuna kadar aralıksız açık, ayrıca Cadılar Bayramı, Christmas ve Paskalya dönemlerinde de gidebilirsiniz. Şehrin en popüler Noel pazarı da burada kuruluyor. Bu arada sadece çocuklara değil yetişkinlere de hitap eden bir park. Bilet konusunda giriş bileti ve oyuncaklara biniş biletleri farklı farklı satın alınıyor. Tivoli Bahçeleri giriş bileti almak için tıklayın. Oyuncaklara biniş hakkı veren Tivoli Bahçeleri giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 30 numara.

2.2 Ny Carlsberg Glyptotek

Tivoli Bahçeleri’nin hemen yanında, Carlsberg biralarının kurucusunun oğlu Carl Jacobsen’in kişisel koleksiyonuyla kurulmuş bir sanat müzesi. Tavanının cam olmasına ek palmiye ağaçlarıyla dolu tropik kış bahçesiyle bizim gittiğimiz en güzel ve en ferah müzelerden biriydi.

Koleksiyonu Mısır, Yunan, Roma heykelleri ve Monet, Van Gogh, Cézanne gibi büyük sanatçılara ait 19. yüzyıl Fransız resimleri ağırlıklı. İster sadece bu koleksiyonu keşfetmek, isterseniz da kahve molanızda kış bahçesi kısmındaki kafesi için gelebilirsiniz. Müze pazartesi günleri hariç her gün açık. 18 yaş altındakilerden herhangi bir ücret alınmıyor. Konum için tıklayın. Haritada 31 numara.

2.3 Danimarka Milli Müzesi

Danimarka Milli Müzesi’ni de İstanbul’un Arkeoloji Müzeleri gibi düşünmek mümkün. Ülkenin kültür tarihini, arkeoloji ve etnografya alanındaki eserlerini ve özellikle Viking hazinelerini gözler önüne seren büyük bir koleksiyona sahip. Vikingler’in rün taşlarını, kılıçlarını, hazinelerini ve insan kalıntılarını sergileyen ana koleksiyonuna ek Grönland’ın İnuit kültüründen eserleri, Amerika yerlilerini ve Mısır mumyalarını da barındıran çeşitli koleksiyonlara sahip. Ayrıca içinde çocukların tarihi eşyalara dokunabildiği ve Viking gemisi maketine binebildiği interaktif bir çocuk müzesi kısmı da var. Müze her gün 10:00 ve 17:00 saatleri arasında açık. 18 yaş altına girişler ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 32 numara.

2.4 Kopenhag Belediye Binası & Radhuspladsen

Kopenhag’ın Taksim’i olan Rådhuspladsen için şehrin tam göbeği denebilir. Bir kutlama mı olacak, bir eylem mi olacak Kopenhaglılar hemen burada toplaşıyor. Kopenhag Belediye Binası ise bu meydanın hemen içinde, Mimar Martin Nyrop tarafından İtalyan Ulusal Romantizm üslubu ile tasarlanıp 1892–1905 yıllarında inşa ettirilmiş. En dikkat çekici özelliğiyse 105,6 metre uzunluğuyla kulesi. Kulenin tepesine çıkmak istediğinizde tam 300 basamak tırmanmanız gerekiyor. Ayriyeten Jens Olsen’in” Dünya Saati” diye geçen, 600 bine yakın hareketli parçadan oluşan astronomik saat mekanizmasına da sahip. Bu saati görmek tamamen ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 33 numara.

2.5 Museum of Copenhagen

Fotoğraf Kaynak: Alf Melin from Glasgow, United Kingdom, Museum of Copenhagen miniature town – Gammel Strand, CC BY-SA 2.0

1000 yıl önce minik bir balıkçı kasabası olan Kopenhag’ın nasıl oldu da bugün herkesin gıpta ettiği bisikletli ve kanallı modern bir şehre dönüştüğünü merak ediyorsanız yolunuzu bu butik şehir müzesine düşürebilirsiniz. İçeride görecekleriniz arasında şehrin koca bir maketi ve kentsel kazılar sırasında toprağın altından çıkarılan binlerce yıllık arkeolojik buluntular var. Hafta içleri sabah 10:00’dan, hafta sonları ise 11:00’den itibaren açık. Konum için tıklayın. Haritada 34 numara.

2.6 Meatpacking District

Eski endüstriyel binası ve ilk kurulduğu amaçtan daha sosyal bir atmosfere evrilmesiyle bomontiada’ya benzeyen Meatpacking District, eskiden şehrin mezbaha ve kasap bölgesiymiş. 1990’ların sonunda kasaplar azalıp sanatçılar, galericiler ve restoran sahipleri boş kalan mekanlara yerleştikçe dönüşüm ilk kıvılcımlarını yakmaya başlamış. Günümüzde hala birkaç kasap işletmesi faaliyet gösteriyor fakat ödüllü restoranların, craft birahanelerin ve galerilerin dominasyonu çok daha yüksek. Kıssadan hisse hem gurmelere hem de gece hayatını sevenlere hitap eden hipster bir bölge diyebiliriz. Konum için tıklayın. Haritada 35 numara.

2.7 Palads

Pastel ve pembe tonlara sahip binasıyla Wes Anderson filmlerinden fırlamış gibi gözüken Palads, 1912’den beri hizmet veren Danimarka’nın en büyük sinema kompleksi. Renkleri 1989’a kadar klasik beyazmış, Danimarkalı sanatçı Poul Gernes o yıl, çoğu insan başta çok şaşırsa ve hatta kızsa da binayı pastel ve pembe tonlara boyamış. Sinema binası da işte bu şekilde şehrin sembollerinden biri haline gelmiş. Fotoğraf çekilip şöyle bir uğrayanlara ilaveten toplam 2.600 koltuktan oluşan 17 salonuyla da film izlemek isteyenleri kolları açık bekliyor. Google’da direkt ismiyle arattığınızda seansları saatleriyle birlikte görebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 36 numara.

2.8 Danish Architecture Center

Hem maketlerle hem de fütüristik sergilerlerle Kopenhag’ın o meşhur düzenli şehir yapısının nasıl tasarlandığını anlatan bir mimarlık ve tasarım merkezi. Altından işlek bir otoyol geçen karmaşık binası BLOX ise bir mühendislik harikası kategorisinde. Sergilere ek şehir manzaralı terası, çocuklara özel tasarlanmış oyun alanları ve 40 metrelik kaydırağıyla ister bireysel ister ailece vakit geçirebileceğiniz bir alan. Her gün 10:00’dan itibaren açık. Danish Architecture Center giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 37 numara.

2.9 Home of Carlsberg

Fotoğraf Kaynak: Francesco Bini, Copenhagen, torre e porta degli elefanti dello stabilimento carlsberg, dis. da Vilhelm Dahlerup, 1901, 01, CC BY-SA 4.0

Dünyaca ünlü bira markası Carlsberg’in doğduğu fabrika kompleksinin devasa bir restorasyon sürecinden geçerek bir müze ve eğlence parkına dönüşmüş hali. Kompleksin en ikonik simgesi 1901’de yapılıp üstlerinde kuleyi taşıyan devasa granit fil heykelleri. Müzenin içinde ise biranın bilimsel serüvenini ve markanın kurucusu J.C. Jacobsen’in sanata ve bilime katkılarını anlatıyorlar. Bahçesinde tarihi at arabalarını çekmekte kullanılan Jutland atlarını görüyorsunuz. Home of Carlsberg giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 38 numara.

2.10 Frederiksberg Sarayı ve Frederiksberg Have

Fotoğraf Kaynak: malouette from Frederiksberg / Copenhagen, Denmark, Frederiksberg Have – Palace, CC BY 2.0
Fotoğraf Kaynak: Just a Brazilian man from Brazil, Frederiksberg Have September 2017, CC BY 2.0
Fotoğraf Kaynak: Daniel Stello, Tehus, CC BY-SA 3.0

Kral IV. Frederik’in 17. yüzyılın sonlarında kendine özel bir bahçe olarak yaptırdığı Romantik-İngiliz tarzı bir saray parkı. Tepede duran Frederiksberg Sarayı’nın etrafını sarıyor. Kıvrılarak akan kanalları, şelaleleri ve küçük adacıklarıyla masalsı bir atmosfere sahip. Her gün 06:00 ve 22:00 saatleri arasında açık, girişler ücretsiz. Konum için tıklayın. Haritada 39 numara.

2.11 Vesterbro’dan Yeme-İçme Önerilerimiz

Kødbyens Fiskebar

– Kødbyens Fiskebar: Michelin Bib Gourmand önerili bir deniz ürünleri barı. Meatpacking District’in içindeki eski bir et işleme tesisinde konumlanmış, endüstriyel ve sade bir dekorasyonu var. Menüsü taze istiridye çeşitleri, kalamar ve diğer deniz ürünleri açısından oldukça zengin. Her gün 11:30’tan itibaren açık. Rezervasyon şart. Konum için tıklayın. Haritada 34 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/warpigs_brewpub_cph

– Mikkeller Warpigs Brewpub: Teksas usulü barbekü lezzetleri bulabileceğiniz bir birahane. Odun ateşinde saatlerce tütsülenmiş Brisket’i en ünlü ürünü. Haftanın her günü 11:00 itibariyle açık. Kalabalıksanız rezervasyon şart. Konum için tıklayın. Haritada 35 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/taqueriahijadesanchez

– Hija de Sanchez Kødbyen: Meksika’dan ithal mısırlarla günlük yapılan tortillaları, taco çeşitleri, taze guacamole’si ve churros’u ile sevilen otantik bir Meksika restoranı. Eski Noma şefi Rosio Sanchez tarafından kurulmuş. Haftanın her günü 11:00’den itibaren açık. Konum için tıklayın. Haritada 36 numara.

Ø12 Coffee & Eatery

– Ø12 Coffee & Eatery: Stroget bölgesinde de bahsettiğimiz brunch restoranının en popüler şubesi. Avocado tostlardan pankek tabaklarına tatlı-tuzlu pek çok çeşit brunch lezzetini bulmak mümkün. Bu şubesi 7’den akşamüstüne kadar her gün açık. Aynı şekilde rezervasyon şart. Konum için tıklayın. Haritada 37 numara.

– Palazzo Diner: Klasik Amerikan diner konseptini İtalyan mutfağıyla birleştiren renkli bir restoran. En çok köfteli spagettileri, İtalyan usulü sandviçleri ve klasik negronileri seviliyor. Ek olarak sadece çarşamba ve pazar günleri geçerli olan “Pasta Club” menüleri var ve başlangıç + makarna + tatlıyı fiyat performans bir şekilde kapatabiliyorsunuz. Rezervasyon faydalı olacaktır, haftanın her günü açık.Konum için tıklayın. Haritada 38 numara.

– Social Brew: İster tatlı hamur işleriyle kısa bir kahve molası, isterseniz de tatlı-tuzlu tabaklarıyla brunch için tercih edilebilecek bir kafe. Her sabah 7.30-8’den itibaren açık. Konum için tıklayın. Haritada 39 numara.

ORSA

– ORSA: Orsa, arka planda çalan lo-fi parçalar ve duvarlarına asılı sanat eserleriyle ön plana çıkan bir coffee bar. Hafta sonları epey kalabalık oluyor. Onun haricinde haftanın her günü 18:00’e kadar açık. Konum için tıklayın. Haritada 40 numara.

– Curfew: Vesterbro’da meşhur miksolog Humberto Marques tarafından açılan, speakeasy konseptli kokteyl barı. 21 yaş sınırı var. Caz müzik ve 1920’ler atmosferini seviyorsanız tam sizlik. Pazartesi günleri kapalı. Konum için tıklayın. Haritada 41 numara.

Lidkoeb

– Lidkoeb: 1886’dan kalma eski bir eczane binasında bulunan üç katlı bir kokteyl bar. Kışın içinde şöminesi olan yerlerden. Pazar günleri kapalı. Konum için tıklayın. Haritada 42 numara.

– 1656 Cocktail Bar: Vesterbro bölgesinde tabelasız, graffiti kaplı bir kapının arkasına gizlenen speakeasy kokteyl barı. Pazartesi günleri hariç her gün açık. Konum için tıklayın. Haritada 43 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/thelibrarybarcph

– Library Bar: Deri koltuklar, ahşap kaplamalar ve ciltli kitaplarla dolu duvarlarıyla bir kokteyl bar. Zaman zaman caz performanslarına da ev sahipliği yapıyor. Her gün 17’den gece yarısına kadar açık. Konum için tıklayın. Haritada 44 numara.

– Laban wine bar: Vinil plaklar eşliğinde, lokal şarküteri ürünleri ve peynirlerle hazırlanmış tabaklar sunan modern bir şarap barı. Pazar, pazartesi ve salı günleri kapalı. Instagram’larındaki link üzerinden rezervasyon yaptırmak mümkün. Konum için tıklayın. Haritada 45 numara.

Ismageriet

– Ismageriet: Dondurmalarının kalitesiyle ön plana çıkan şehrin en ünlü dondurmacısı. Gelatoları günlük olarak taze sütle hazırlanıyor. Bu şubesi şubesi her gün 10:00 ve 22:00/23.00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın. Haritada 46 numara.

– Københavns Bageri: Geleneksel çavdar ekmekleri başta olmak üzere tereyağlı çörekleri ve hamur işleriyle sevilen bir fırın. Her gün 7-8 gibi açılıp 18:00’de kapatıyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 47 numara.

2.12 Vesterbro’da Önerdiğimiz Oteller ve Evler

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

– Ottilia Heritage $$: Endüstriyel mimarisiyle dikkat çeken dört yıldızlı otelin süitleri özel banyolu, klimalı ve televizyonlu. Fitness salonu, spa merkezi ve geleneksel bir restoranı var.

– Andersen Boutique Hotel $$: Vesterbro bölgesinde bu dört yıldızlı bir otel. Ödüllü bir tasarım şirketinin tasarladığı şık oda ve süitleri var.

– Stylish 119m2 Design Apartment Balcony Vesterbro $$: Beş kişiyi ağırlayabilen, bir yatak odası ve banyodan, balkon ve mutfaktan oluşan 119 metrekarelik tasarım daire. Tivoli Bahçeleri’ne yürüyerek 15 dakikadan az sürede varabiliyorsunuz.

– CityHub Copenhagen $: Kopenhag’daki en uygun fiyatlı konaklama seçeneklerinden CityHub, çift kişilik yatağı olan, klimalı birimlere sahip. Fakat bu birimler ne daire ne de oda. Hostel ranzalarının modern ve estetik şekilde dizayn edilmiş, size ait ufak odacıklara dönüştürülmüş hali gibi düşünebilirsiniz.

3. Christianshavn ve Refshaleoen’de Gezilecek Yerler

Christianshavn ve Refshaleoen, şehrin en alternatif yüzlerine şahit olacağınız, peş peşe iki adacıktan oluşan mahalleler. Christianshavn’da 1970’lerin hippie ruhunu bulacağınız, otonom, özgür bir şehir içinde şehir olan Christiania ile tanışabilir, eski tersane alanlarının yeniden işlevselleştirilerek kullanıma açıldığı Refshaleoen’de açık hava yemek pazarı, açık hava barları, denize girme noktaları, çeşitli etkinlikler ve konserler ile yazın şehrin en canlı halini yaşayabilirsiniz. Yalnız ocak-mart arasında yani tam kara kış zamanında gelirseniz Refshaleoen’deki o yaz hareketliliğini bulamayacağınızı baştan belirtelim.

3.1 Papiroen

Papirøen aslında bir kentsel dönüşüm konut projesi ancak burayı özel yapan şey yazın rıhtım bölgesinin şehirde keyif yapmak, iş çıkışı sosyalleşmek, denize girmek ve sudaki tekne, kano, paddle board trafiğini izlemek için ideal yerlerden biri olması. Rezidans kompleksinin altında kahveciden pizzacıya al götür ürünlerinden alabileceğiniz pek çok seçenek var ama ayrıca burada seyyar büfe tarzı pop-up mekanlar da kuruluyor. Konum için tıklayın. Haritada 40 numara.

3.2 Christiania

Christiania kendine ait özerkliği olan, Kopenhag’ın ortasında “biz kendi ülkemizi kurduk, kendi kurallarımızla yaşıyoruz” diyen hippilerin mahallesi. 1971 yılında bir grup hippi ve aktivist tarafından bu bölgedeki terk edilmiş askeri kışlalar işgal edilerek kendi bayrağı, kuralları ve komünal yaşam modeliyle kurulmuş dünyaca ünlü özgür bir bölge. Giderseniz fark edeceksiniz ki Kopenhag’ın genel dokusundan çok farklı bir yerdesiniz. 1000 kişi de burada gerçekten yaşıyor. Kuralları arasında evlerin organik ve el yapımı şekilde inşa edilmesi, şiddetin, silahın, motorlu araç kullanmanın ve hırsızlığın yasak olması var. Paylaşım ekonomisine dayalı bir işleyiş var. Kolektif bilinç çok yüksek. Ortak kasa anlayışı var. Ortak kasada toplanan paralar çeşitli altyapı, bakım, sosyal ve kültürel faaliyetler gibi buradaki komünitenin ortak ihtiyaçlarını karşılıyor. Mülkiyet yok kullanım hakkı var. Belediye başkanı veya meclisi gibi oluşumlar yok topluluğu ilgilendiren kararlar yine her bireyin katılım sağladığı düzenli toplantılarda alınıyor. Yani burası sıradan bir hippie mahallesi değil yarım asırdır süregelen bir sosyal deney alanı.

Her ne kadar her şeyin serbest olduğu mahalle diye bilinse de uzun yıllar burada çoğu yerde illegal olan maddeler satılması durumu 2024’ten itibaren mahalle sakinlerinin kendi istekleriyle bitmiş. Bugün gittiğinizde çoğu alanda fotoğraf çekmek serbest fakat insanların evlerini veya kendilerini izinsiz ve çok yakından çekmemek gerekiyor. Bu bölgeyi daha derli toplu gezmek ve arkasındaki felsefeyi anlamak için bir rehberli tura da katılabilirsiniz. Christiania rehberli yürüyüş turuna bilet almak için tıklayın. Konum için tıklayın. Haritada 41 numara.

3.3 Refshaleoen

Eski bir tersane alanıyken son yıllarda sanat kurumları, yeme-içme mekanları, açık hava sokak lezzetleri pazarı ile dönüşerek şehrin en hip ve en yaratıcı mahallelerinden biri haline gelen Refshaleøen’i çok seviyoruz. Burası özellikle bahar-yaz aylarında burada kurulan foodmarketlar, açık hava etkinlikleri ile şehrin en hareketli yerlerinden biri haline geliyor. Buradaki rıhtımda güneşi batırmak da La Banchina’dan denize girmek de daha keyifli. Şehir merkezinden kalkan Harbour Bus (Havnebus) veya otobüsler ile buraya ulaşım sağlayabilir dilerseniz 15-20 dakikada bisikletle de gelebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 42 numara.

3.4 Inderhavnsbroen

Nyhavn’dan Christianshavn ve Refshaleøen’e geçişi sağlayan ve sadece yaya ve bisikletlilere açık olan bir köprü. 2016’da açıldığı için nispeten yeni bir köprü sayılır. Bu köprüyü diğer köprülerden ayıran özellik yukarı doğru açılması değil de iki tarafındaki çelik parçaların kayarak dudak dudağa öpüşür gibi birleşmesi. Halk arasındaki adı da bu yüzden Öpüşen Köprü. Tasarımında Flint & Neill, Studio Bednarski ve Hardesty & Hanover mühendislik firmalarının imzası var. Ayrıca köprünün Christianshavn tarafına geçtiğiniz an sizi “Broens Gadekøkken” adı verilen gastronomik bir açık hava pazarı karşılıyor. Burada tacolardan gurme burgerlere çeşitli street-food stantları arasında kendinizi kaybedeceğiniz bir yer. Konum için tıklayın. Haritada 43 numara.

3.5 Copenhagen Contemporary

Eskiden gemilerin üretildiği kocaman bir fabrika hangarının dönüştürülmesiyle kurulmuş Danimarka’nın en büyük uluslararası çağdaş sanat merkezi. 7.000 metrekarelik bu alanda klasik müze duvarlarına sığmayan devasa boyutlardaki heykeller, ışık, ses ve video enstalasyonları sergileniyor. Kalıcı bir koleksiyonu olmadığı için farklı dönemlerde gidenler birbirinden farklı eserler görecektir. Pazartesi günleri kapalı fakat kalan günlerde 11:00’den itibaren açık. Konum için tıklayın. Haritada 44 numara.

3.6 Church of Our Saviour

Burayı alelade, ufak bir kilise gibi düşünürseniz yanılırsınız. 400 basamaklı dış spiral kulesiyle Felemenk-Barok tarzı muazzam bir kilise kendisi. İç mekanındaki 1698 yapımı Barok organ ve fildişi işlemeli tarihi sunaktan ziyade kulesini açık havada sarmalayan merdivenleriyle ünlü. Yükseklik korkusu olanları biraz zorluyor fakat ben yaparım diyenlerdenseniz ayağınızın tozuna değecektir, zira en tepeye çıktığınızda sizi nefes kesici bir Kopenhag manzarası bekliyor. Her gün 11:00 ve 15:30 saatleri arasında açık. Randevulu giriş biletlerini internet sitesinden alabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 45 numara.

3.7 Kopenhag Opera Binası

Bonkör ve milyarder olmak üzere iki dikkat çekici sıfata sahip olan iş insanı Mærsk Mc-Kinney Møller tarafından Danimarka devletine hediye edilen bir opera binası. 2005 yılında açılan bina ünlü Danimarkalı mimar Henning Larsen tarafından tasarlanmış ama tasarıma Møller’in epey karıştığını söylüyorlar. Møller uzay gemisi gibi devasa ve gösterişli bir yapı görmek isterken kimileri de burayı tost makinesine benzetiyor. 🙂 Magazini geride bırakırsak, dünyanın en modern ve pahalı opera binalarından biri olan Kopenhag Opera Binası’nı gezmek istediğinizde İngilizce ve Danca rehberli turları tercih edebiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 46 numara.

3.8 CopenHill

Fotoğraf Kaynak: News Oresund, 2019-11-27 Amager Bakke Copenhagen Hill (49141383237), CC BY 2.0

Kopenhag doğumlu mimar Bjarke Ingels tarafından tasarlanan bu enerji santralini en doğru şekilde nasıl anlatabiliriz bir deneyelim. Özünde bir yılda 400.000 ton çöpü temiz enerjiye çeviren bir enerji santrali, ama işin içine çatısı girdiğinde muhteşem bir kentsel dönüşüm örneği haline geliyor. Yılın her günü açık olan çatısı yapay bir kayak pistine, yürüyüş parkurlarına ve 85 metrelik tırmanma duvarına ev sahipliği yapıyor. Kopenhag’da dağ olmadığı için özellikle dağ şeklinde tasarlanmış. Manzarası güzel, bedava tırmanış ve yürüyüş gibi aktiviteler yapılabilecek eğlence parkıyla enerji santralinin birleşimi gibi bir yer. Her gün 10:00 ve 18:00 saatlerinde açık. Konum için tıklayın. Haritada 47 numara.

3.9 Christianshavn ve Refshaleoen’den Yeme-İçme Önerilerimiz

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/nomacph
Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/nomacph

– Noma: Gurmelerin ve gastronomi meraklılarının hac noktalarından biri denebilecek Noma, İskandinav mutfağının dönüşmesini ve dünyaca tanınmasını sağlayan çok ünlü bir fine dining restoranı. Fermantasyon teknikleriyle hazırlanmış mevsimsel ve sürdürülebilir tadım menüleri çıkarıyorlar. Her ne kadar bir süre konsept değişikliği sebebiyle düzenli servis yapmamış olsalar da 2026 Ağustos’unda 12 farklı mikro mevsim sistemine geçtiler. Bu da eski sistemleri olan kış, yaz-ilkbahar ve sonbahar gibi üç ana sezon modelinin kaldırılması ve menünün aylık yenilenmesi demek. Noma cumartesi, pazar ve pazartesi günleri kapalı. Ününü göz önünde bulundurduğumuzda elbette aylar öncesinden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Yalnız buraya rezervasyon yaptırırken kesenin ağzını bir hayli açmanız gerekiyor. Konum için tıklayın. Haritada 48 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Alchemist.CPH
Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Alchemist.CPH

– Alchemist: İki Michelin yıldızlı, ultra lüks çizgide bulunan Alchemist, şef Rasmus Munk’un liderliğinde yönetilen bir fine-dining restoranı. “Holistik Mutfak” denen bir konseptle gastronomiyi tiyatro, görsel sanatlar ve teknolojiyle birleştiriyorlar. Normal tadım menülerinin aksine 50 servisten oluşan deneyim yaklaşık 4-6 saat civarında sürüyor. Rezervasyon yapmak Noma’da olduğu gibi burada da oldukça zor. Cumartesi, pazar ve pazartesi günleri kapalı. Konum için tıklayın. Haritada 49 numara.

– Restaurant Aure: Tarihi bir barut deposu binasında yer alan bir Michelin yıldızlı fine dining restoranı. Menüsü Fransız mutfağı teknikleriyle harmanlanmış modern İskandinav tatları üzerine kurulu. Romantik ve sakin bir atmosferi var, bu yüzden de şık akşam yemekleri için ideal. Pazar, pazartesi ve salı günleri kapalı. Web siteleri üzerinden rezervasyon yaptırabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 50 numara.

La Banchina

– La Banchina: Refshaleoen sahilindeki eski bir tersaneye kurulmuş 16 kişilik bir restoran ve bar. İnsanlar önündeki iskeleden suya girip yüzdükten sonra saunasına girmek ve ardından deniz ürünleri ve vejetaryen lezzetler odaklı menüsüyle akşamüzeri saatlerinin tadını çıkarmak için tercih ediyorlar. Özellikle gün batımlarında daha kalabalık ama rezervasyon kabul etmiyorlar. Her gün 08:00 ve 22:00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın. Haritada 51 numara.

Reffen – Copenhagen Street Food

– Reffen – Copenhagen Street Food: Eski nakliye konteynırlarından oluşturulmuş Reffen, konu gurme açık hava pazarları oldu mu Kuzey Avrupa’nın en büyüklerinden biri sayılıyor. Canlı müzik etkinlikleri ve DJ performansları eşliğinde 30’dan fazla yemek standını dolanıp taco’lardan bao bun’lara dünya mutfağından çeşit çeşit lezzete birkaç adımda ulaşabiliyorsunuz. Bahar-yaz-sonbahar sezonlarında her gün açık ancak kışın birkaç aylığına kapanıyor. Bahar-yaz dönemlerinde ise açık ara şehrin en canlı noktalarından. Aklınızı başınızdan alacak lezzetler deneyeceğinizi vadedemeyiz ama özellikle akşamüzeri gün batımı saatlerinde gelirseniz ortamını beğeneceğinize eminiz. Konum için tıklayın. Haritada 52 numara.

Mikkeller Baghaven

– Mikkeller Baghaven: Danimarkalı craft bira markası Mikkeller’ın Refshaleoen limanındaki mikro bira fabrikası ve sosyal alanı. Su kenarına atılmış şezlongları, uzun ahşap masaları ve rahat atmosferiyle biraz bomontiada’yı anımsatıyor. Buradan gün batımını izlemek özellikle güzel. Reffen’e birkaç adım mesafede olduğu için oradan yemeğinizi alıp burada da takılabiliyorsunuz. Cumartesileri hariç her gün 12:00’den itibaren açık. Konum için tıklayın. Haritada 53 numara.

Lille Bakery

– Lille Bakery: Sosyal medyada oldukça popüler olan turistik bir fırın. Açık mutfak konseptinde endüstriyel tarzda tasarlanmış. Organik malzemelerle ekşi maya ekmek, focaccia, kakuleli ve tarçınlı çörekler ve çeşit çeşit başka hamur işlerini hazırlıyorlar. Ayrıca brunch tabakları için de tercih edebilirsiniz. Yalnız dikkat pazartesi ve salı günleri kapalı. Konum için tıklayın. Haritada 54 numara.

Ismageriet Refshaleøen

– Ismageriet Refshaleøen: Şehirde birkaç şubesi bulunan bizce Kopenhag’ın en iyi dondurmacısı. Taze sütle üretilen gelatoları arasından en popüler aromaları vişneli ve karamelli olanı. Refshaleøen şubesi her gün 12:00 ve 22:00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın. Haritada 55 numara.

Hart

– Hart: Daha önce de bahsettiğimiz Hart’ın önünde suya karşı oturma alanı olan en sevdiğimiz şubesi. Konum için tıklayın. Haritada 56 numara.

Broens Street Food

– Broens Street Food: Nyhavn’a bağlanan köprünün dibinde kurulan açık hava sokak lezzetleri pazarı. Konsept olarak Reffen ile neredeyse aynı ancak burası şehir merkezine çok daha yakın bir konumda. Yunanistan’dan Vietnam’a, Meksika’dan İtalya’ya farklı ülkelerin sokak lezzetlerinin standlarını burada tek bir pazarda bulma imkanı sunuyor. Her gün 11:00’den itibaren açık. Kış sezonunda kapalı olan yerlerden. Konum için tıklayın. Haritada 57 numara.

– Prolog Coffee Bar Papirøen: Kendi kavurduğu kahveleriyle sevilen üçüncü dalga bir kahve zinciri markası. Kahve tutkunlarının Kopenhag’da sevdiği ve tercih ettiği bir kahveci. Papirøen şubesi ise önünden suya girildiği için yazın ekstra popüler. Her gün açık, şehirde birkaç şubesi daha var. Konum için tıklayın. Haritada 58 numara.

– Tom’s Oyster Shack: İstiridyesi, ıstakoz rulosu, yengeç sandviçi ve ton balıklı sandiviçiyle sokak lezzetleri ruhunu deniz ürünleriyle buluşturan salaş bir istiridye barı. Suya sıfır bir konumu var. Pazartesi günleri hariç her gün 21’e kadar açık. Konum için tıklayın. Haritada 59 numara.

POPL Burger

– POPL Burger: 2020’de Noma ekibi tarafından pop-up proje olarak başlatılmış bir burgerci. Sonrasında restoranı kalıcı hale getirmeye karar vermişler. Danimarka dana etinden klasik cheeseburger ve Noma’nın fermantasyon laboratuvarında geliştirilen bir tempeh vegan burger çeşidine sahip. Her gün 17:00 ve 22:30 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın. Haritada 60 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/barrcph
Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/barrcph

– Barr: Christianshavn kanalı kenarındaki Eski Noma binasında bulunan Barr, şehrin en ünlü schnitzel’ini yapıyor. A la carte akşam yemeği menüsüne ek cuma, cumartesi ve pazar günleri öğle yemeği için de gidebilirsiniz. Rezervasyon tavsiye ediliyor. Konum için tıklayın. Haritada 61 numara.

– BADEN: Christianshavn kanalı üzerinde demirlenmiş eski bir teknede bulunan aile işletmesi kafe. Basit atıştırmalıklar ve kahve molası için tercih edebilirsiniz. Bazı etkinliklere de ev sahipliği yapıyor, rezervasyonla çalışmıyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 62 numara.

– DONDA KHANA: Güney Asya lezzetlerini paylaşımlık tabaklarla sokak lezzeti konseptinde sunan farklı bir restoran. Restoran kimliğine ek bar kimliği de güçlü. Pazar ve pazartesi günleri kapalı, kalan günlerde de 17:00–00:00 aralığında açık. Konum için tıklayın. Haritada 63 numara.

3.10 Christianshavn ve Refshaleoen’de Önerdiğimiz Oteller ve Evler

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

– NH Collection Copenhagen $$: Kanal manzaralı şık odaları, restoranı, fitness merkezi, barı ve sevilen kahvaltısıyla Christianshavn bölgesindeki beş yıldızlı otel.

– 25hours Hotel Paper Island $$: Eklektik İskandinav estetiğiyle dizayn edilmiş, özel banyolu, ve düz ekran tv’’li zevkli odalara sahip olan dört yıldızlı otel. Ayrıca evcil hayvan dostu.

– Luxury Stay by Freetown & Canals $$: Christianshavn bölgesindeki merkezi konumu, iki yatak odası, iki banyosu ve mutfağıyla 140 metrekarelik daire. İlgilileri için yakınlarında bir golf sahası da var.

– Kanalhuset $$: Kanal kıyısındaki sarı cepheli tarihi bir binada konaklama imkanı sunan otel. Çoğu odası salon, mutfak, yatak odası ve banyodan oluşan geniş daireler konseptinde.

4. Norrebro’da Gezilecek Yerler

Şehrin açık ara en cool, en çok kültürlü, en genç, en dinamik mahallesi Norrebro. Tasarım dükkanları, vintage mağazalar, antikacılar, butik işletmeler, her yerinden üniversite öğrencileri taşan barlar, yeni nesil kahveciler, çimlerde sere serpe yayılan kalabalıklar burada. 1970’lerdeki işçi göçü ile Orta Doğu ve Asya’dan gelip yerleşen göçmenlerin de yoğun olarak yaşadığı bölge olması buradaki sokak ve mahalle kültürüne katmanlar ekliyor.

4.1 Norrebrogade

Shawarma ve falafel dükkanları başta olmak üzere Orta Doğu mutfağından Meksika’ya, Tay’dan Fransız’a geniş yelpazeli mekan seçenekleri, bağımsız tasarım dükkanları ve üçüncü dalga kahvecileriyle bohem ve çok kültürlü semt Nørrebro’nun ana caddesi. Vintage mağazalar, antika dükkanları ve barlar bakımından da zengin. Daha çok gençlerin, öğrencilerin ve sanatçıların yoğunlukta olduğu bir bölge / cadde. Konum için tıklayın. Haritada 48 numara.

4.2 Superkilen Park

Kaykaycıların ve fotoğrafçıların özellikle sevdiği bir oyun alanı. “Kırmızı Meydan”, “Siyah Meydan” ve “Yeşil Park” olarak üç farklı bölgeye ayrılmış. Kırmızı Meydan kültürel etkinlikler ve spor, Siyah Meydan parkın merkezi olarak ve Yeşil Park da evcil dostların dolaşması için tasarlanmış. Özellikle de çizgili tasarımı ile illüzyon yaratan Siyah Meydan yıllardır tam bir Instagram ünlüsü ancak biz son gittiğimizde biraz bakımsız bulduk. Çizgilerin çoğu silinmiş ve yeniden boyanmamıştı. Bu sanatsal tasarımın arkasında ünlü mimarlık grubu BIG, sanat grubu Superflex ve peyzaj mimarları Topotek 1 işbirliği var. Konum için tıklayın. Haritada 49 numara.

4.3 Dronning Louises Bro

Şehir merkezini Nørrebro’ya bağlayan bir köprü ama can alıcı noktası insanların burayı sosyalleşme alanına dönüştürmesi. Güneşin yüzünü azıcık gösterdiği anda yüzlerce kişi birasını, kahvesini kapıp bu köprünün geniş kaldırımlarına çöküyor ve sokak müzisyenleri eşliğinde takılıyorlar. Kopenhaglıların gündelik hayatını ilk elden görebileceğiniz hoş bir nokta. Konum için tıklayın. Haritada 50 numara.

4.4 Norrebro’dan Yeme-İçme Önerilerimiz

Poulette

– Poulette: Dua Lipa’nın Kopenhag önerilerini sıralarken buradan da bahsetmesiyle ününe ün katmış bir tavuk burgerci. Brioche ekmeği arasında servis ettikleri oldukça acılı ve baharatlı kızarmış tavuk burgeriyle ünlü. Küçücük bir dükkandan satış yapıyorlar, o yüzden önünde kuyrukta beklemeniz gerekebiliyor. Ödemenizi yapıp numaranızı alıp siparişinizin hazır olmasını bekliyorsunuz. Hazır olunca isminizi çağırıyorlar. Biz meşhur tavuk burgerini lezzetli bulduk ancak herkesin rahatça yiyebileceği bir acı seviyesi yok bizce. Eğer acı eşiğiniz düşükse yanınızdaki kişinin burgerinden bir ısırık almakla yetinmek isteyebilirsiniz. Her gün 20:00’ye kadar açık. Konum için tıklayın. Haritada 64 numara.

Pompette

– Pompette: Poulette’in kardeş mekanı olan popüler bir doğal şarap barı. Rezervasyon kabul etmiyorlar, her gün sabah 12’den gece yarısına kadar açık. İnsanlar Poulette’den aldıkları hamburgerleri burada oturarak da yiyebiliyor. Konum için tıklayın. Haritada 65 numara.

Flere Fugle

– Flere Fugle: Hareketli bir bira bahçesiyle artizan bir Danimarka fırının karışımdan ortaya çıkmış gibi gözüken kolektif bir mekan. Eski bir sanayi bölgesinin dönüştürülmesiyle oluşmuş. Ekşi mayalı pizzaları, kruvasanları, çörekleri ve ekşi maya ekmekleri severek tüketiliyor. Ayrıca mekanın hem iç hem de dış oturma alanları mevcut. Her gün açık. Şehrin merkezine biraz uzak bir noktada kalıyor eğer pizza yemek istemezseniz pas geçebilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 66 numara.

– Kaf: Hem iç hem de dış mekanlarındaki oturma alanları açısından zengin, tamamen %100 bitkisel bazlı ürünlere odaklanmış kafe. Şehrin önde gelen vegan kafe-fırınlarından biri kendisi. Hamur işlerine ek brunch tabakları için de gidebilirsiniz. Her gün 09:00 ve 17:30 arasında açık, rezervasyon kabul etmiyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 67 numara.

BRUS

– BRUS: Büyük ve eski bir metal fabrikasında hizmet veren craft birahane, restoran ve bar. Her gün öğle 12’den gece yarısına kadar gidilebilir. Konum için tıklayın. Haritada 68 numara.

– Bæst: Eski Noma şefi Christian Puglisi’nin kurduğu organik İtalyan restoranı. Michelin Bib Gourmand sahibi restoranda el yapımı yapılan taze süt ürünleri ve şarküteri malzemeleri ile ekşi maya hamurdan yaptıkları pizza tabanlarını süslüyorlar. Rezervasyon mutlaka gerekiyor gibi bir şey, yoksa bar kısmına oturmayı deneyebilirsiniz. Her gün 17:00 ve 22:00 aralığında açık. Konum için tıklayın. Haritada 69 numara.

Andersen & Maillard

– Andersen & Maillard: Kopenhag’da toplam üç şubesi bulunan kahve dükkanı ve fırın. Özellikle küp şeklindeki antep fıstıklı kruvasanı, kakuleli ve tarçınlı çörekleri ön planda. Kahveleri de şehrin en iyilerinden sayılıyor. Nørrebro’daki en popüler şubesi her gün 18:00’e kadar açık. Konum için tıklayın. Haritada 70 numara.

– Hero Deli: Norrebro civarında Amerikan’ın New York tarzı şarküteri kültürünü İskandinavya’ya uyarlayan cool bir sandviç dükkanı. The Hero, Morta Deli ve Brutus sandviçleri en sık tercih edilen çeşitleri. Yoğun saatlerde kuyruklarla karşılaşabilirsiniz ama hızlı ilerliyor, birkaç masası olduğu için de al-götür yapmak mantıklı. Her gün 11:00’den itibaren açık. Konum için tıklayın. Haritada 71 numara.

– Dzidra: Haftanın her günü 08:00 ve 17:00 saatleri arasında işleyen küçük ama sevimli bir kafe. Sık sık değişen menüsü ve pop-up’larıyla tanınıyor. Değişen menüler genellikle çorbalar, ekşi maya sandviçler, vejetaryen ağırlıklı öğle yemeği tabakları ve kek gibi tatlılar ağırlıklı. Rezervasyon kabul edilmiyor. Konum için tıklayın. Haritada 72 numara.

– Rondo: Her sabah 7:30 civarında açılan bir mahalle fırını. Çıtır kabuklu ekşi maya ekmekler, zeytinyağlı focaccia, kakuleli çörek ve nitelikli kahve bulmayı bekleyebilirsiniz. Ayrıca tezgahtaki ürünler bittiğinde dükkanı kapatıyorlar haberiniz olsun. Konum için tıklayın. Haritada 73 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/restaurant.omar.cph

– OMAR: Renkli atmosferi ve arkada sürekli çalan hip hop müzikleriyle Nørrebro bölgesinin samimi restoranlarından. 8 kurslu tadım menüsü Akdeniz, Orta Doğu ve Asya esintili küçük paylaşımlık tabaklardan oluşuyor. Her gün öğlen 12:00’den itibaren açık. Web sitelerinden rezervasyon yaptırabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 74 numara.

– Silberbauers Bistro: Kırmızı ve beyaz pötikare masa örtülü, Michelin Bib Gourmand ödüllü rustik bir Fransız bistrosu. Menüsü günlük olarak tahtaya yazılıyor ama yemeklerin deniz ürünleri ağırlıklı olduğu söylenebilir. Pazartesi günleri hariç her gün açık. Gitmeden rezervasyon yaptırmak tavsiye ediliyor. Konum için tıklayın. Haritada 75 numara.

Harry’s Place

– Harry’s Place: 1965’ten beri hizmet veren, Kopenhag’ın en eski ve otantik sosisçilerinden. Børge adını verdikleri büyük özel sosisleri ve acılı dip sosları epey başarılı. Domuz ürünlerine hassasiyetiniz yoksa Flæskesteg adlı roast pork belly sandwich’ini de deneyebilirsiniz. Tam bir ayaküstü lezzeti diyebiliriz, sadece 8 kişilik ayakta yeri var. Hafta içleri sabah 10’dan, hafta sonları 11’den itibaren açık. Konum için tıklayın. Haritada 76 numara.

– Bageriet Benji: Eski Noma şeflerinden Rasmus Kristensen tarafından açılmış son dönemin yenilikçi fırınlarından biri. Binbir çeşit hamur işine ek yoğurtlu ve granolalı kahvaltı tabakları da bulunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 77 numara.

– Darcy’s Kaffe: Retro mobilyalarla döşenmiş sıcak bir atmosferi olan üçüncü nesil kahveci. Sahipleri özellikle bu samimi oturma odası atmosferini oluşturmak istemiş. Elbette en başta kahveleri olmak üzere, tarçınlı ve kakuleli çörekleri ve yumurtalı brunch tabakları seviliyor. Açılış kapanış saatleri değişkenlik gösterse de her gün açık. Konum için tıklayın. Haritada 78 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/rascal.cph

– RASCAL: Vesterbro civarında kendi halinde, samimi bir şarap barı. Focaccia sandviçleri ve peynir tabakları da var. Pazar günleri kapalı. Konum için tıklayın. Haritada 79 numara.

Mad & Kaffe

– Mad & Kaffe: Kağıt bir form üzerine kendi kahvaltı tabağınızda olmasını istediklerinizi işaretlediğiniz ünlü bir brunch restoranı. Somon fümeli bagellardan trüflü çırpılmış yumurtaya, matcha pudingden taze hamur işlerine bir kahvaltıda olmasını istediğiniz çoğu şeyi bulabilirsiniz. Şehirde birkaç şubesi daha mevcut, bu şubesi her gün 08:30’tan itibaren açık. Konum için tıklayın. Haritada 80 numara.

4.5 Norrebro’dan Önerdiğimiz Oteller ve Evler

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

– Boutique Hotel Hans $$: Modern dekore edilmiş oda ve süitleriyle dört yıldızlı bir butik otel. Yeşil bitkilerle dolu çatı katı terası, büyük bir restoranı ve özel otoparkı var.

– Charming 4BR Duplex in Nørrebro $$: Rustik İskandinav tarzında krem tonları ağırlıklı döşenmiş, dört yatak odası, bir banyo, mutfak ve salondan oluşan 200 metrekarelik büyük bir daire. Rosenborg Kalesi’ne yürüme mesafesinde.

5. Osterbro’da Gezilecek Yerler

Osterbro şehrin gezilecek yerler bakımından en zayıf mahallesi belki ama buradaki sakin ve nezih şehir yaşamı da hiçbir yerde yok. Bol yeşil alanları, geniş caddeleri, planlı sokakları, sessiz sakin atmosferi ile Kopenhaglıların yaşamayı en sevdiği rezidansiyel mahallelerden. Kopenhag’ı turistik gözlerle değil daha Kopenhaglı gözüyle görmek için de iyi bir nokta. Ayrıca şehirde en sevdiğimiz “bageri” olan Juno da tek şubesi ile burada.

5.1 Faelledparken

Osterbro bölgesinde, 58 hektarlık alanıyla Kopenhag’ın en büyük ve popüler kamu parkı. 20. yüzyılın başlarında peyzaj mimarı Edvard Glæsel tarafından tasarlanan park, tarihi boyunca işçi bayramı kutlamaları, protestolar ve açık hava etkinlikleri gibi Danimarka’nın önemli toplumsal gösterilerine ev sahipliği yapmış. Bugün ise insanlar ister geniş futbol sahalarında, ister büyük kaykay parkında, kuğulu göletlerde veya piknik alanlarında vakit geçiriyor. Küçük çocuklar için tasarlanmış oyun alanları da mevcut. Konum için tıklayın. Haritada 51 numara.

5.2 Osterbro’dan Yeme-İçme Önerilerimiz

Juno the bakery

– Juno the bakery: Kopenhag’ın bizce en başarılı fırını. Eski Noma şefi Emil Glaser tarafından Osterbro’ya açılmış küçük bir mekan. Vanilyalı Danish, shortbread kurabiyeleri, safranlı çörekleri, fıstıklı kruvasanları ve ekşi maya ekmekleri de var elbet fakat asıl olayı alanında en iyilerden kabul edilen kakuleli çöreği. Ön tarafında oturmalık birkaç masası var sadece o nedenle anlık olarak yer bulmakta zorluk çekebilirsiniz. Genelde al-götür şeklinde işliyor. Pazartesi günleri kapalı. Şehir merkezinden biraz uzakta kalıyor ama metroya binip gelmeye değer. Konum için tıklayın. Haritada 81 numara.

Skipper Bageri

– Skipper Bageri: Haftanın her günü 18:00’e kadar açık olan yeni nesil, minimalist mahalle fırını. Diğer ünlü fırınlara göre daha az turistik. Çıtır ekşi maya ekmekleri, kruvasanları ve meyveli tartları tavsiye ediliyor. Biz denediğimiz ürünleri çok lezziz bulduk ancak diğer fırınlara göre biraz daha yağlı geldiler. Konum için tıklayın. Haritada 82 numara.

– Amator: Osterbro’da, eski Noma stajyeri Mati Pichci’nin kurduğu konsept bir brunch restoranı. Yumurtalı tabakları oldukça seviliyor. Salı ve çarşamba günleri kapalı, kalan günlerde 09:00 ve 15:00 aralığında açık. Konum için tıklayın. Haritada 83 numara.

Fotoğraf Kaynak: www.instagram.com/restaurant_geranium

– Geranium: 3 Michelin yıldızlı, minimalist ve panoramik şehir manzaralı Geranium dünyanın en iyi restoranları listesinde zirvedeki sayılı isimden bi tanesi. Parken futbol stadyumunun 8. katında yer alıyor. Menüsünde et yok, tamamen deniz ürünleri ve sebze odaklı çok aşamalı bir tadım menüsü sunuluyor. Rezervasyonu elbette aylar öncesinden yaptırmak gerekiyor. Konum için tıklayın. Haritada 84 numara.

– Sinne gas bageri: Minimalist bir tasarıma sahip olan lokal bir mahalle fırını. Kakuleli çöreğiyle ön plana çıkıyor. Haftanın her günü sabah 08:00’den öğlen iki, üçe kadar açık. Konum için tıklayın. Haritada 85 numara.

5.3 Osterbro’dan Önerdiğimiz Oteller ve Evler

Fotoğraf Kaynak: Booking.com

– Residence Inn by Marriott Copenhagen Nordhavn $$: Nordhavn’daki sahil ve turistik noktalara yakın, fitness merkezi, teras ve bar özelliklere sahip dört yıldızlı otelin odalarının tümünde klima, özel banyo ve mini mutfak mevcut.

– 4 bed 8 pax 240m2 2 bath illustrative furnishings $: Dört yatak odası, iki banyo, tam donanımlı mutfak ve mini bar gibi kısımlara sahip 240 metrekarelik daire. Tablolar, tasarım aydınlatmalar ve objelerle hem modern hem de bohem bir havası var.

Kopenhag Yakınlarında Gezilecek Yerler

Louisiana Museum of Modern Art

Fotoğraf Kaynak: Lars Plougmann, Outside Louisiana Museum of Modern Art, CC BY-SA 2.0

Kopenhag’ın yaklaşık 35 kilometre kuzeyindeki Humlebæk kasabasına, deniz kenarına kondurulmuş modern bir sanat müzesi. Merkezin biraz dışında olması “ne alaka ?” dedirtebilir belki ama Danimarka’nın en önemli sanat müzelerinden sayıldığını ve birçok kişinin Kopenhag ziyaretine bir günlük kaçamak olarak burayı eklediğini söylemek istiyoruz. Sanatı doğayla, mimariyle ve manzarayla iç içe yaşayan bir mekan haline getirmek amacıyla 1958 yılında Knud W. Jensen tarafından kurulmuş, adını da kurucusunun üç eşinin de adının “Louise” olmasından alıyor. Denizi ve ormanı selamlayan boydan boya cam duvarlarla çevrili binası, heykelli panoramik bahçesi ve Picasso, Giacometti ve Andy Warhol gibi dev isimlerin yer aldığı zengin modern sanat koleksiyonuyla bizce çok güzel bir sanat durağı. Merkez Gar’dan trenle 40 dakikada gidebiliyorsunuz. Modern sanata ilginiz varsa zaman ayırıp gitmenizi çok tavsiye ederiz. Konum için tıklayın.

Grundtvigs Kirke

Fotoğraf Kaynak: Cong ZHANG / Pexels

Dışavurumcu mimarinin dünyadaki en görkemli ve nadir örneklerinden biri olan Grundtvigs Kirke, hayatınızda görüp görebileceğiniz en sıra dışı kiliselerden biri olabilir. Danimarka’nın geleneksel köy kiliselerinden ve Gotik mimariden ilham alan bu fütüristik tasarım Mimar Peder Vilhelm Jensen-Klint imzalı. İnşası ise 1921–1940 yılları arasında olmuş. Dışarıdan bakıldığında dev bir kilise orgu gibi duruyor fakat içeri girdiğinde sizi sadece uzun sütunlar ve büyüleyici ışık huzmeleri karşılıyor. Pazartesi günleri hariç her gün ziyaret edilebilir. Girişler ücretsiz. Konum için tıklayın.

Kronborg Castle

Fotoğraf Kaynak: Mylo Kaye / Pexels

UNESCO Dünya Mirası listesindeki bu tarihi kalenin iki değerli özelliği var: Birincisi İsveç’i net bir şekilde görebildiğiniz su kenarındaki hoş konumu, ikincisi de Shakespeare’in ünlü trajedisi Hamlet’in geçtiği şato olarak dünya çapında sahip olduğu ünü. Danimarka ile İsveç arasındaki Øresund Boğazı’nı denetlemek amacıyla ilk olarak 1400’lerde inşa edilmiş. Yüksek surları, hendekleri ve bakır kaplı yeşil kuleleriyle de Rönesans mimarisinin Kuzey Avrupa’daki en önemli simgelerinden biri. Casemates isimli yeraltı zindanları ve 60 metreden fazla olan uzunluğuyla balo salonu kalenin en dikkat çekici kısımları. Yaz aylarında giderseniz kale avlusunda yapılan canlandırmalı tiyatro gösterilerine ve Hamlet turlarına denk gelebilirsiniz. Kaleyi gezdikten sonra yorulursanız da ister kale kompleksinin içindeki kafe Kronborg’da, isterseniz de on dakika yürüme mesafesindeki Værftets Madmarked yemek pazarında yemek molası verme imkanınız var. Aslında sadece surların etrafında yürüyüp manzarayı seyretmek istediğinizde bu tamamen ücretsiz. Kaleye giriş ise ücretli. Kronborg Kalesi giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın.

M/S Maritime Museum

Fotoğraf Kaynak: Johan Wessman / News Oresund, MS Sofartsmuseet Helsingor 20140208 008 (12393663555), CC BY 2.0

Şehrin 50 kilometre kuzeyinde, Hamlet oyunuyla ünlü Helsingør şehrinde bulunan bir denizcilik müzesi. Kronborg Kalesi’nin manzarasını kapatmamak adına eski bir gemi kuru havuzunun altına gömülmesi ile inşa edilmiş. Mimari açıdan sıra dışı sayılıyor, bu yüzden mimarları BIG Group’un da adını mutlaka geçirmek lazım. Müzede ticaret gemileri, denizcilik mitolojisi ve kişisel hikayelerle Danimarka’nın 15. yüzyıldan günümüze uzanan denizcilik tarihi anlatılıyor. İlla gidilmesi gereken bir yer değil belki ama Hamlet için Helsingør’a geldiyseniz buraya da uğrayabilirsiniz. Konum için tıklayın.

Ordrupgaard

Fotoğraf Kaynak: Boberger. Photo:Bengt Oberger, Zaha Hadib Ordrupgaard 1, CC BY-SA 3.0

Varlıklı çift Wilhelm Hansen ve Henny Hansen tarafından özel bir konut ve koleksiyon olarak kurulmuş, Kopenhag’ın hemen kuzeyindeki Charlottenlund bölgesinde ormanlık bir alanın içinde yer alan sanat müzesi. Monet, Renoir, Degas, Cézanne ve Gauguin’in nadide eserlerine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca Zaha Hadid ve Snøhetta tarafından tasarlanan ek binalarıyla ünlü. Bahsettiğimiz gibi merkeze göre biraz uzak fakat sanat ve mimariyle ilgileniyorsanız görülmeye değer bir durak olabilir. Pazartesi günleri hariç her gün 11:00 ve 17:00 saatleri aralığında açık. Konum için tıklayın.

Camp Adventure ve Skovtarnet (Forest Tower)

Fotoğraf Kaynak: Stig Nygaard from Copenhagen, Denmark, The Forest Tower (48415712471), CC BY 2.0
Fotoğraf Kaynak: Stig Nygaard from Copenhagen, Denmark, The Forest Tower (48424113576), CC BY 2.0

Doğayı herkese erişilebilir kılma mottosuyla ortaya çıkmış bir doğa parkı. Konum olarak Kopenhag’a yaklaşık bir saatlik mesafede, Rønnede kasabası yakınlarında bulunuyor. 2019’da TIME dergisinin “Dünyanın En İyi Yerleri” listesine girmiş olan kum saati şeklindeki 45 metrelik ahşap kulesi Skovtårnet (Forest Tower) en gözde kısmı. Merdiven yerine yumuşak eğimli, dönen bir rampayla çıkıldığı için tekerlekli sandalye ve bebek arabası kullananlar için de uygun. En tepesine ulaştığınızda ise sizi çam ve meşe ormanlarının üzerindeki panoramik bir manzara selamlıyor. Kuleye giriş ve tırmanma parkuru ayrı ayrı ücretli. Forest Tower giriş bileti almak için tıklayın. Konum için tıklayın.

The Six Forgotten Giants (Altı Unutulmuş Dev)

Fotoğraf Kaynak: Stig Nygaard, Little Tilde (52056398089), CC BY 2.0 – Küçük Tilde

Sanatı müze duvarlarından çıkarıp doğaya taşımak amacıyla Sanatçı Thomas Dambo tarafından yürütülen bir sanat projesi. İnsanları şehrin dışına, genelde pas geçilen güzel doğal alanları keşfetmeye teşvik etmek amacıyla hazine avı taktiğiyle altı farklı bölgeye altı farklı geri dönüştürülmüş devasa ahşap heykeli gizlemiş. Bizce çocukla yapılabilecek çok güzel bir aktivite. İlginizi çektiyse siz de,

– Rødovre bölgesinde bir tepede uyuyan, ağzından girip içine tırmanabildiğiniz Uykucu Louis’i (Konum için tıklayın.)
– Hvidovre’de bir tepede dinlenen, avuçlarına tırmanınca manzaraya ulaştığınız Tepedeki Trine’i (Konum için tıklayın.)
– Ishøj’da, Arken Müzesi’ne yakın bir köprünün altında duran Köprü Altındaki Oscar’ı (Konum için tıklayın.)
– Vallensbæk’da bir gölün kıyısında ağaçların arasından bakan Küçük Tilde’yi (Konum için tıklayın.)
– Albertslund’da, küçük bir tepede uzanan Dağdaki Thomas’ı (Konum için tıklayın.)
– Ve Høje Taastrup’ta bir dere kenarında uzanan ve üstünde yürünebilen Dostane Teddy’i aramaya koyulabilirsiniz. (Konum için tıklayın.) Heykellerin bulunduğu konumlar birbirine çok yakın olmadığı için en iyisi rehberli turlara katılarak bu heykelleri keşfetmek. Altı Unutulmuş Dev rehberli otobüs turuna bilet almak için tıklayın.

Arken Modern Sanat Müzesi

Fotoğraf Kaynak: Henry Kellner, ARKEN Museum of Modern Art (19174110250), CC BY-SA 4.0

Yapısı itibariyle karaya oturmuş devasa bir gemiyi andıran, ki ismi olan Arken de “Nuh’un Gemisi” demekmiş, görkemli bir çağdaş sanat müzesi. Şehrin güneybatısında, Ishøj sahilinde yapay ada ve kum tepeciklerinin üzerine kurulmuş. Binası Mimar Søren Robert Lund tarafından tasarlanmış. Koleksiyonu ise Damien Hirst, Olafur Eliasson ve Ai Weiwei gibi dünyaca ünlü sanatçıların eserlerine ve süreli sergilerine ev sahipliği yapmakta. Kopenhag Merkez Tren İstasyonu’ndan kalkan S-treni ile 128 numaralı otobüsü kullandığınızda bir saat dolmadan bu müzeye varabiliyorsunuz. Konum için tıklayın.

Kastrup Sobad (Kastrup Sea Bath)

Fotoğraf Kaynak: Guillaume Baviere from Stockholm, Sweden, Kastrup Strandpark 01, CC BY-SA 2.0

Amager sahilinde, dairesel mimarisiyle bilinen ahşap bir deniz hamamı ve yüzme tesisi. Kumsaldan Öresund Boğazı’nın sularına uzanan bu ahşap yapı görünümü sebebiyle salyangoza benziyor ve halk arasında da buraya Sneglen yani Salyangoz diyorlar. 2005’te İsveçli mimarlık firması White Arkitekter tarafından tasarlanmış, amaç terk edilmiş bu araziyi ülkenin en tanınan ve sevilen dinlenme mekanlarından birine dönüştürmekmiş. Burada ister basamaklarına oturup ayaklarınızı denize uzatıyor ya da atlama kulesinden denize çivileme atlıyorsunuz. Girişler tamamen ücretsiz, yıl boyu açık. Konum için tıklayın.

Den Bla Planet

Fotoğraf Kaynak: Villy Fink Isaksen, Ocean tanken, CC BY-SA 4.0
Fotoğraf Kaynak: Miguel Mendez from Malahide, Ireland, Blue Planet Aquarium Copenhagen), CC BY 2.0

Kastrup sahilinde Amager kıyısında bulunan Den Blå Planet’in özelliği, Kuzey Avrupa’nın en büyük ve en modern akvaryumu olması. Şehirdeki diğer mimari güzellikler gibi bu akvaryumun da binası başlı başına bir şaheser sayılabilir. 3XN mimarlık firması imzalı, yukarıdan bakıldığında bina sanki bir su girdabıymış gibi gözüküyor. 7 milyon litreden fazla su barındıran dev tanklar köpekbalıklarından vatozlara, su samurlarından ahtopotlara binbir çeşit deniz canlısını kendi gözlerinizle görme imkanı sunuyor. Çocuklarla gezmek için ideal bir yer. Ayrıca deniz manzaralı bir restoranı da var. Konum için tıklayın.

Billund Legoland

Fotoğraf Kaynak: Legoland Billund Resort, Legoland Billund – Miniland, CC BY 3.0

Dünyadaki Lego çılgınlığının başladığı lokasyon. 1968 yılında Lego’nun doğduğu şehir olan Billund’da açılan dünyanın ilk ve orijinal Legoland tema parkı olan Billund Legoland, Danimarka’nın Kopenhag dışındaki en çok ziyaret edilen atraksiyonu sayılıyor. Dile kolay her sene 1,5 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlıyormuş. Milyonlarca minik Lego parçasından koskoca şehirler, binalar ve saraylar dikmişler, hız trenlerinden su kaydıraklarına korsan adalarından ejderha şatolarına çeşit çeşit oyuncak da cabası. Buraya günübirlik de gidilebilir, tematik otellerde kalmalı olarak da. Ama bizim önerimiz konaklamalı şekilde tercih etmeniz çünkü günübirlik gittiğinizde ne olduğunu tam anlamadan bir bakmışsınız ki gün bitivermiş. Legoland Billund tüm oyuncaklara erişim veren bir günlük bileti almak için tıklayın.

Malmö

Fotoğraf Kaynak: Christian Beiwinkel, Stortorget in Malmö, Sweden, CC BY-SA 4.0

İstanbul’da vapurla kıta değiştirebildiğiniz gibi Kopenhag’dan da trenle ülke değiştirebiliyorsunuz! İsveç’in üçüncü büyük şehri olan Malmö, eskiden endüstriyel bir liman ve tersane şehriyken günümüzde tarihi meydanları, parkları ve çok kültürlü yapısıyla Kopenhag’a gelenlerin günübirlik uğradığı popüler bir durak. Danimarka ile İsveç’i bağlayan Öresund Köprüsü sayesinde bu iki şehir birbirlerine komşu mahalleler kadar yakınlar. Kopenhag Merkez Tren İstasyonu’ndan kalkan Öresundståg trenlerine binip 35-40 dakikada problemsiz şekilde Malmö’de olabilirsiniz. Dilerseniz Kopenhag’dan kalkan, programa Lund’u da ekleyen otobüs turlarına da katılıp bir taşla iki kuş vurabilirsiniz. Kopenhag’dan rehberli Malmö ve Lund otobüs turuna bilet almak için tıklayın.

BONUS 1: Roskilde Festivali

Fotoğraf Kaynak: Bill Ebbesen, Roskilde Festival – Orange Stage – Bruce Springsteen, CC BY-SA 3.0

1971’den beri tarihi Roskilde kentinde düzenlenen Kuzey Avrupa’nın en büyük müzik ve kültür festivali. Sadece bir konser değil, kendi kültürü ve gelenekleri olan bir kamp toplumu gibi düşünebilirsiniz. Dünyanın en ünlü şarkıcı ve gruplarının geldiği, insanların günlerce çadırlarda kaldığı, çamurun ve müziğin içinde eğlendiği bir haftalık bir festival. Her sene yaklaşık 130 bin kişiyi ağırlıyor, düzenlediği tarihler de Haziran sonu ile Temmuz başı arasında. Hoş yanlarından bir diğeri de festival gelirlerinin tümünün hayır kurumlarına ve insan hakları derneklerine bağışlanması. İlginizi çektiyse web sitesini şöyle bıraktık.

BONUS 2: Kuzey Işıkları İçin: MOns Klint

Fotoğraf Kaynak: Jakub Krystkiewicz / Pexels

Danimarka sınırları içinde Kuzey Işıkları’nı yakalamak için gidilebilecek en iyi yeri arıyorsanız doğru cevap çok büyük ihtimalle MØns Klint çünkü burada tescilli şekilde yapay ışık kirliliği yok, neredeyse sıfır. Ama bu da demek değil ki Kuzey Işıkları burdan muhteşem gözüküyor. Konumu sebebiyle Danimarka, İzlanda veya Norveç kadar bu ışıkları görmeye elverişli değil. Kuzey ışıklarını göremeseniz bile ışık kirliliği olmadığı için yıldızları ve Samanyolu’nu net şekilde görebilirsiniz.

Kopenhag’da Alışveriş

Tasarım Ürünler

HAY House

– HAY House: HAY House dünyaca ünlü Danimarkalı tasarım markası HAY’in konsept mağazası. Stroget’in üzerindeki tarihi bir binanın 2. ve 3. katlarında bulunuyor. Gerçek bir Kopenhag dairesi gibi tasarlandığı için odalar mutfak, salon ve yatak odası gibi düzenlenmiş. Mobilyadan aydınlatmaya ev tekstilinden dekoratif objelere çeşit çeşit tasarım ürünü inceleyip ister kendinize ister sevdiklerinize güzel ve kaliteli hediyeler satın alabilirsiniz. Özellikle bez çantaları ve cüzdanları çok güzel. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

Arhoj Studio

– Arhoj Studio: Kopenhag merkezli rengarenk bir cam seramik atölyesi. Buradan el boş çıkmak imkansız gibi bir şey. Kupa, vazo, kase, mumluk, biblo gibi tüm ürünleri el yapımı olduğu için doğal olarak birbirinin tıpatıp aynısı değil biricik. Marka da zaten “kusurlu güzellik” kavramına vurgu yapıyor. Öğle saatlerinden sonra mağaza genellikle kalabalık oluyor, o yüzden sabah saatlerinde gidin deriz. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

Antique Toys

– Antique Toys: Antika oyuncak severlerin ve koleksiyoncuların Kopenhag’daki vazgeçilmez duraklarından olan bir antika oyuncak dükkanı. 1800’lerden günümüze kadar uzanan zaman diliminden çeşit çeşit tarihi oyuncağı inceleyip satın alabileceğiniz ufak bir yer. Sadece çarşamba, perşembe ve cuma günleri açık. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

– raawii: Çerçeveden vazoya, şifonyerden lambadere ev dekorasyonuna dair çoğu ürünün yaratıcı ve yenilikçi versiyonlarını bulabileceğiniz bir tasarım mağazası. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

– FRAMA: 1878’de kurulmuş tarihi bir eczane binasında yer alan, mobilya, aydınlatma, mum ve parfüm gibi birçok alanda tasarım ürünler ortaya çıkaran çok disiplinli bir stüdyo. Bulunduğu binada Apotek 57 isimli ünlü bir kafe de var. Onun da detaylarını 1.2.13 maddede bulabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

Tekstil / Moda

– GANNI Postmodern: İskandinav modasının yapı taşı markalarından GANNI’nin eski sezon ürünlerinin satıldığı mağazası. Bizdeki outlet fiyatları gibi aşırı düşük fiyatlara satılmasa da normal mağazasına göre daha uygun fiyatlara giysi, takı, ayakkabı ve çantalarını satın alabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

– Samsøe Samsøe: Kopenhag denilince akla gelen moda evlerinden biri de şehirde birkaç şubesi olan Samsøe Samsøe. Kopenhag sokaklarında karşılaştığınız şıklığın 1993’ten beri temel taşlarından biri. Çabasız şıklığı ve minimalist hatları birleştiren lüks bir çizgide konumlandırabiliriz kendisini. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

– Baum und Pferdgarten: Ganni gibi yine çok sevdiğimiz ama ona göre daha ulaşılabilir olan bir Kopenhag markası. 1999’da tasarımcılar Rikke Baumgarten ve Helle Hestehave tarafından kurulmuş, cesur desenleri, hareketli kesimleri ve canlı renkleriyle ön plana çıkıyor. Giysilerinin tasarımları kadar mağazalarının iç dizaynıyla da dikkat çekici. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

– Boii Studios: Kopenhag menşeili, ulaşılabilir fiyatlı, butik İskandinav giyim markalarından bir diğeri. Daha çok Kopenhag sokak modası tarzında ürünleri var. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

– Shaping New Tomorrow: Hem kadın hem de erkek giyim ürünlerine eşit ağırlık verirken rahatlığı şıklıkla birleştirmeyi hedefleyen bir Kopenhag markası. Özellikle erkek pantolonları çok başarılı. Mağazasındaki alışveriş deneyimi de oldukça konforlu, siz ürünleri denerken kahve ikramı oluyor. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

– Henrik Vibskov: Danimarkalı moda tasarımcısı, sanatçı ve müzisyen Henrik Vibskov’un adını taşıyan konsept mağazası. Kendisi giyime heykel ve performans sanatı gibi yaklaştığı için ürünler de biraz avangart. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

– Habiba Salon: Organik malzemeler ve elle çizilmiş tasarımların birlikteliğinden doğan Danimarka markası. Hem konforlu hem de estetik ürünler arayanlar için özgün giyim ürünleri, aksesuarlar ve ev eşyaları var. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

4 Günlük Kopenhag Turu Programı

1. Gün: Amalienborg Sarayı + Frederik Kilisesi + Nyhavn + Kastellet ve SMK

İlk güne kraliyet mahallesi Frederiksstaden’den başlayın. Burada Amalienborg Sarayı’nı ve hemen karşısındaki Frederik Kilisesi’ni gezip kale bölgesi Kastellet’e geçin. Burada şehrin simgelerinden Küçük Deniz Kızı’nı da gördükten sonra şehrin en güzel sanat müzelerinden biri olan SMK – Statens Museum for Kunst’u gezip akşamüzeri saatlerinde Kopenhag’ın en ünlü noktası Nyhavn’a geçin. İlk günü Nyhavn’ı karşı yakaya bağlayan Inderhavnsbroen üzerinden geçerek şehrin en ünlü açık yeme-içme pazarlarından biri olan Broens Street Food’ta sonlandırın. Eğer kış aylarında kapalı olduğu kısa aralığa denk gelirseniz pas geçebilirsiniz.

2. Gün: Strøget + Rundetarn + Rosenborg Kalesi + TorvehallerneKBH + Norrebro

İkinci güne tarihi merkez Strøget’i keşfetmekle başlayın. Burada hem Strøget hem de Købmagergade caddelerini şöyle bir yürüyün. Dairesel kule Rundetårn’a çıkıp manzaraya bakın. Ardından The King’s Garden’ın içinden geçerek Rosenborg Kalesi’ne varın. Kaleyi gezip ünlü pazar alanı TorvehallerneKBH’te mola verin. Günün geri kalanında Norrebro’ya doğru devam edip mahallenin hip mekanlarında takılmaya geçebilirsiniz.

3. Gün: Royal Library + Church of Our Saviour + Christiania + Refshaleøen + Reffen


Üçüncü güne şehrin modern simgelerinden Kara Elmas lakaplı Royal Library’de başlayın. Buraya gelmeden arka bahçesini de keşfetmeyi es geçmeyin. Buradan karşı yakaya geçerek yükseklik korkunuz yoksa Church of Our Saviour’un döner merdivenli kulesine çıkıp manzaraya bakın. Kuleden indiğinizde sizi özgür şehir Christiania karşılayacak. Şöyle bir buranın da içinden geçerek akşamüzeri saatlerinde şehrin en yaratıcı bölgelerinden olan Refshaleøen’e varın. Günü Reffen – Copenhagen Street Food’da veya aylardan yaz ise La Banchina’da sonlandırın.

4. Gün: Christiansborg Sarayı + Tekne Turu + Ny Carlsberg Glyptotek + Tivoli Bahçeleri

Son günü ise Vesterbro bölgesine ayırın. Önce Christiansborg Sarayı’nı gezip ve kulesine çıkıp manzaraya baktıktan sonra, hemen oradaki Gammel Strand’dan kalkan teknelere binip kanallarda tura çıkın. Turun ardından şehrin en sevdiğimiz müzelerinden Ny Carlsberg Glyptotek’i gezip Tivoli Bahçeleri’ne gidin. Günün finalini Kopenhag’ın dönüşen mahallelerinden Meatpacking District’te bir şeyler yiyerek yapıp Vesterbro’nun canlı sokaklarını keşfedin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir