Mistik çöllerin ıssızlığında parıldayan yıldızları izlemek, uzun deve kervanlarının kumda bıraktığı izleri rüzgarın usulca süpürşü, çölün özgür çocukları Bedeviler, UNESCO dünya miras listesindeki yerler, gecenin karanlığında binlerce mumla aydınlanan güzeller güzeli Petra’nın büyüsünde kaybolmak…

KES TRAŞI DA RAHAT EDER MİYİZ, GÜVENLİ Mİ, SEN ONU SÖYLE. E, öyle valla… Ürdün’e gidecek herkesin aklında ne giymeli, kadın kadına gidilir mi, çocukları ne yapmalı, şeriattan korkmalı mı, hava kararınca sokağa çıkılır mı gibi deli sorular. O zaman oradan başlayalım:
 
 

 

Ürdün güvenli mi?

Ürdün tam Orta Doğu çıkmazının ortasında, Arap dünyası ile İsrail’i ayıran kırmızı çizgide, Irak ve Suriye fay hattının kıyısında bulunuyor. Nereden baksan aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık ama bölgedeki en stabil, en huzurlu Arap ülkesi. Terördü, politik istikrardı gibi yönlerden bakarsan turistler için Türkiye’den daha bile güvenli.
 
 

Ürdün’de rahat eder miyiz?


Şeriat

Az önce şeriat dedik diye, kadınların kapanma mecburiyeti olduğunu ya da nikahsız aynı otelde kalınamadığını hayal etmeyin. Ülkede hem şeriat var, hem de medeni kanun. Davacı mahkemelerde hangi yasaya göre yargılanmasını istediğini seçiyor, yani opsiyonel. Ayrıca günlük hayata hükmetmiyor. Sevgilinize sarılırsınız, alkolünüzü içersiniz, hiç bir sıkıntı yok. Bununla birlikte genel olarak tutucu bir toplum olduğunu söyleyebiliriz. En iyisi yerine göre davranmak ki, Türkiye’de yaşan herkes konuda zaten epey tecrübeli.

Kadınlar ne giymeli?

– Öncelikle kadınlarda kapanma zorunluluğu yok.
– Amman’ın modern mahalleri ya da Petra/ Akabe gibi turistik yerlerde herhangi kendi mahallenizdeki gibi giyinebilirsiniz. Yine de çok mini giymemek sizi daha iyi hissettirecektir.
– Diğer yerlerde sanki Türkiye’de doğuya gidecekmişsiniz gibi muhafazakar kıyafetleri seçin. Ten görmeye alışık olmadıkları için istenmedik şekilde dikkat çekebiliyorsunuz. Fotoğraflarda üzerimdeki kıyafetler zaten size fikir verecektir.
– Mayıs – Eylül boyunca en güzeli diz seviyesinde elbiseler giymek. Hem yeterince muhafazakar, hem de serin tutuyor. Askılı giymekten ben rahatsız olmadım.
– Akşamları serin olabilir, mutlaka üzerinize giyebileceğiniz kalın bir katmanınız ve pantalonunuz olsun.
– Halk plajlarında kadınlar mayo giymeyi önermiyoruz ama otelin plajı ya da beach clublarda sıkıntı yok.
– Wadi Mujib’de kanyoning yapacaksanız, suyun içinde yürüyecek, hoplayacak zıplayacaksınız. Mutlaka outdoor sandalet tarzı bir ayakkabınız ve su kıyafetiniz olsun. Bikini / mayo ile yapmaya ortam uygun değil. Wetsuit gerekmiyor ama çabuk kuruyan su kıyafetleriniz olsun.

Kız kıza Ürdün

– Yapılabilir ama bir erkek ile daha rahat olduğu kesin!
– Kız kıza gidenlerin daha çok turistik yerlerde takılmasını öneririz.  Bolca aşk sözleri duyacaksınız, yıldızları göklerden yerlere sizin için indirecekler, kaile almayın.
– Önerimiz yerel acentaların günübirlik turlarına katılmanız olur.
– Ucuz yerlerde kalmak yerine orta ve üst seviye otelleri tercih edin.
– Türkiye’den zaten orta doğuda kadın olmakla nasıl başa çıkılır konusunda epey antremanlıyız. Toplu taşımada kadın yanına oturmak, restoranların aile bölümünü tercih etmek gibi içgüdüleriniz burada da elzem olacak.
 
 

 

Ürdün Pahalı mı?

Pahalı çünkü paraları pound kadar güçlü. Hatta bi tık daha değerli (acımadı ki, acımadı ki). Öğrenci ya da backpackersanız, paranızın karşılığında daha çok şey yapıp, daha çok eğleneceğiniz ülkeler var. Sakın böyle deyince beğenmediğimiz düşünülmesin, sadece fiyat/ performans karşılaştırması yapıyoruz. Örneklemek gerekirse, günlük 40 dinardan (2018 Mayıs kuru ile  250 TL) aşağıya mal etmek zor. Bunun satın alabildiği standart da hostelde bir gece, sokak lezzetleri ve toplu ulaşım. Ne müzeye girebilirsin, ne keyif yapabilirsin. 250 TL’ye Tayland’da, Macaristan’da çok daha nitelikli gezmek mümkün.

Ama eğer 120 dinar ve üzeri ayırabilirseniz işin rengi değişiyor:
 
 

Önerdiğimiz bütçe

Önerimiz bütçenizi kişi başı günlük en az 120 dinar ve üzeri olarak düşünmeniz, çünkü;
– Rahatça gezebilmeniz için araba kiralamanız şart. O da günlük 50 dinardan başlıyor.
– Benzin Türkiye’den bile pahalı. Ürdün’de petrol çıkmıyor.
– Şehirden şehire değişebiliyor ama orta halli bir otelde 1 gece 40 ile 90 dinar arası değişiyor.
– Mahelle restoranlarında bir öğün kişi başı 10 dinar.
– Müze/ ören yeri gibi girişler için de 10 dinar
– Daha bunun aktivitesi şusu busu var.
 
 

Ürdün’de Mutlaka Görmeniz Gereken Yerler

Bir sürü şey okudunuz ve kafanız mı karıştı?
Biz bu konuda çok netiz; Ürdün’ü gezmek çok masraflı ve bizce 4 günden daha uzun bir plan yapmaya gerek yok çünkü zaten 4 güne epey şey sığıyor, sığmayanlar da açıkçası arkanıza bakmanızı gerektirecek güzellikte şeyler değiller. 3 gününüz varsa, o bile en önemli yerleri görmeye ama daha azını önermiyoruz. Gelelim, bu 3-4 günlük program için öncelikli olarak önerdiğimiz yerlere. Onları da Ürdün Gezilecek Yerler yazımızda bulabilirsiniz. Hem 4 gün için önerdiğimiz rotayı, kendi programnıznı yapmak isterniz hem de Ürdün’ün genelindeki gezilecek yerleri bulabilirsiniz.
 
 

Yemeden Dönmeyin

Osmanlı zamanında yıllarca iç içe yaşamaktan ötürü birçok Ürdün yemeği bizim kültürümüze de geçmiş, tanıdık lezzetler. Ya yemeği tanıyorsunuz, ya da ismini bilmeseniz bile tadı tanıdık. Şiş kebabı, humus gibi ortak yemekleri biliyoruz diye sakın atlamayın, müthiş yapıyorlar. Bunlarda gitmişken kaçırmayın dediğimiz Ürdün Yemekleri için tıklayın. 

 

 

Ürdün Tarihi - Osmanlı Toprağından Haşimi Ürdün Krallığı’na

Birinci Dünya Savaşı sırasında yayılan Arap milliyetçiliğini kullanarak İngilizler Arapları isyana teşvik eder. Arap tarafındaki isyanın lideri Mekke Emiri, Hüseyin Hüseyin bin Ali’dir, olayları kızıştıran da İngiliz ajanı Lawrence. (Arabistanlı Lawrence filmindeki Lawrence). 1916’da Araplar ve İngilizler arasında McMahon Antlaşması imzalanır. Buna göre Arapların I. Dünya Savaşında İtilaf Devletleri’nin yanında yer almaması karşılığında İngiltere de bir Arap devleti kurulmasını sağlayacak ve bu devlete para ve silah yardımı yapacaktır. Böylece 10 Haziran 1916 yılında Arap İsyanı Mekke’de Hüseyin Bin Ali liderliğinde başlar. Daha sonra bir oğlu Faysal Irak kralı, diğeri oğlu Abdullah da Ürdün kralı olacaktır.

Osmanlı savaştan yenik çıkar ve bildiğiniz üzere Osmanlı devleti parçalanır. Fransa’da Suriye’yi, İngiltere de o zamanlar Ürdün’ü de kapsayan Filistin’i alır. Büyük bir imparatorluk yönetmekte olan İngiltere doğrudan yönetimin ne kadar yanlış bir yöntem olduğunu bildiğinden 1921’te Mavera-i Ürdün (Transjordan) emirliğini kurar, başına da yönetmesi için 1. Abdullah’ı getirir. Neden Abdullah’ı seçmişler?
1. Toplumun saygı duyacağı biriydi; Hz Muhammed’in soyundan geliyordu ve Arap isyanının önemli liderleri arasında babası, kendisi ve abisi bulunuyordu.
2. Ondan daha büyük olan Vehabiler en büyük düşmanıydı. Bu sebeple İngiltere’nin korumasına ihtiyacı vardı, yani İngiltere’nin de sözünde duracak biri.
3. Batı ile ilişkileri iyiydi.

İngiltere 1946’de Ürdün’e bağımsızlık vermeye karar verir, I. Abdullah kral olur, ülkenin adı Haşimi Ürdün Krallığı’na (1949) çevrilir. 1948’te İsrail’in kurulması ile Arap-İsrail Savaşı başlar. Kral Abdullah Filistin topraklarını kendine katmak karşılığında,  kendi topraklarına otonom bir yahudi eyaleti kurulmasını önerir ancak İsraillilerden olumlu yanıt alamayınca Lübnan ve Kudüs’e girip, buraları topraklarına katar.  “Lübnanlı Arap” kimliğine baskıcı yaklaşımı sebebiyle çok tepki çeker. Üzerine Kral’ın İsrail ile tekrar barış görüşmeleri yaptığı dedikodusu yayılır. 90 saat sonra Kral Abdullah Kudüs’te cuma namazı çıkışında bir Filistinli tarafından yapılan suikast kurban gider.  Kimileri hem baskıya, hem de barış görüşmelerine kızgın bir Lübnanlı olduğını düşünürken, bazıları da olayın arkasında krala söz geçirememekten sıkılan İngiltere’nin olduğunu söyler.

Yerine gelen oğlu akıl hastası olur, 1 yıl kral olduktan sonra İstanbul’da tedaviye getirilir. Koltuğuna 1953’te 18 yaşındaki diğer oğlu Hüseyin Bin Talal geçer. Kral Hüseyin’in 1950’lerde yaptığı ifade/ basın/ örgütlenme özgürlüğünde yaptığı anayasa reformlar sayesinde Ürdün Arap dünyasının en liberal ülkelerinden biri olur. 1957’de İngiltere ülke yönetiminden tamamen çekilir.

 

Share This