Peri bacaları ülkemizde ve dünyada birçok bölgede görülüyor ancak hiç bir yerde Kapadokya’daki kadar görkemli ve geniş bir alana yayılmış değiller. Kapadokya’nın jeolojik yapısı peri bacalarının oluşmasına ve insanların toprağı kolayca kazıyarak  yer altı şehirleri kurmalarına imkan tanımış. Peri bacaları nasıl oluşmuş, kimler neden yer altında yaşamış  gibi soruları cevaplayacağız. Diğer tüm sorularınızın cevabı için ise Kapadokya Gezi Rehberimiz var. Mutlaka göz atıp yola çıkın.
 

Peri Bacalarının Oluşumu

Kapadokya’nın kendine has coğrafyası, Jeolojik devirlerde aktif birer volkan olan Erciyes Dağı, Hasan Dağı ve Güllü Dağ ile birlikte çok sayıdaki diğer aktif volkanın günümüzden on milyon yıl önce püskürmesi sonucu oluşmuş bir yeryüzü şekli.

Temelde, yanardağlardan çıkan lavlar, platolar, göller ve akarsular üzerinde 100-150 metre kalınlığında tüf (lav ve külden oluşan taş) tabakasını oluşturuyor. Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato şiddeti daha az küçük volkanların püskürmesiyle sürekli değişime uğruyor. Oluşan bu tüf tabakasının başta Kızılırmak Nehri olmak üzere akarsuların, göllerin ve rüzgârın aşındırmasıyla da günümüzdeki ikonik peri bacaları halini almış oluyor.

Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olduğundan alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmış. Özellikle Paşabağı civarındaki peri bacaları türünün en belirgin örnekleri. Çünkü bu bölgedeki peri bacaları; konik, şapkalı, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kaya formunda. Paşabağı peri bacalarının tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan oluşan konik gövdelerinin tepe kısımlarında bir de ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşan kaya bloğu da bulunuyor. Peri bacalarının kısa veya uzun ömürlü olması, bu şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak değişiyor. Bazı yamaçlardaki renk dalgalanmalarının nedeni ise lav tabakasındaki ısı farkıymış.
 

Peri Bacalarında ve Yer Altında Yaşam

Aslında Kapadokya’da insan yaşamı, ta Paleolitik döneme kadar uzanıyor. İnsanlar bu doğal oluşumları, eski çağlarda gözetleme ve barınma yeri olarak kullanmış, Hristiyanlığın yayıldığı dönemlerde içlerine kiliseler oyarak ibadethaneler yapmış, Roma döneminde ise mezar olarak kullanılmış.

Zamanında Hititler’in yaşadığı bu topraklar daha sonraki dönemlerde Hıristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuş. Kayalara oyulan evler ve kiliseler, bölgeyi Roma İmparatorluğu’nun baskısından kaçan Hıristiyanlar için sığınak haline getirmiş. 6. ve 7. yüzyıla gelindiğinde Derinkuyu, Kaymaklı, Mazı, Özkonak, Doğala gibi yeraltı şehirleri Arap akınlarına karşı sığınak olarak kullanılmış. Bu sığınaklar önemini yitirdikten sonra Hıristiyanlar buraları terk ederek Göreme, Soğanlı, Ihlara vadilerindeki kaya kovuklarına yerleşmişler ve yüzlerce kilise inşa etmişler.

Kapadokya’daki yer altı şehirlerinde insan yaşamının tarihi milattan öncesine dayanıyor olsa da bugünkü anlamda yamaçlardaki kayalara oyulmuş evlerde yaşama geleneği çok da eski değil 19.yy dan kalma. Bu noktada ana etmen volkanik malzemenin oyulduğunda yumuşak ve kolay şekil alabilir olması ama oksijenle yani hava ile temas ettikçe sertleşmeye başlayıp dayanıklı hale gelmesi.

Kapadokya sınırları içerisinde 150 ye yakın yeraltı yerleşim yeri bulunuyor ama bunlardan sadece 36 tanesi yeraltı şehri niteliğinde diğerleriyse 2-5 aileyi barındıracak kadar küçük yer altı barınakları. Gezebileceğiniz yer altı şehirleri hakkında bilgiye Kapadokya Gezilecek Yerler yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This