SAN FRANCISCO’DA GEZİLECEK YERLER

Üniversiteyi Amerika’da okudum. 2-3 kez San Francisco’ya gitmiş ve her seferinde San Francisco’nun ününü hep gereksiz şişirilmiş bulmuştum. Bir turist gözüyle güzel havası dışında pek de bir olayı olmayan, gökdelenli, dev bloklardan oluşan herhangi bir Amerika şehriydi işte. Bu muydu uğruna şarkılar yazılan, dünyada inovasyonun kalbi olduğu söylenen yer?

Kuvvetle muhtemel gittiğinizde siz de çok farklı hissetmeyeceksiniz. Burning Man vesilesi ile yolumuz düşmese, biz de muhtemelen tekrar gitmezdik. Ancak bu 3. gidişimizde şehrin inanılmaz bir şey oldu ve şehrin görünmez perdesi aralandı. Bambaşka bir San Francisco’ya tanıklık ettik.

Meğer bu şehrin kodunu kırmak için buradaki teknoloji çevrelerinden başarılı bir arkadaşınızın olması gerekiyormuş. Bu gidişimizde Bilgehan’ın ODTÜ’den bir arkadaşının evinde kaldık ve onun çevresi ile tanıştık. Kendisi Udemy‘nin kurucu ortaklarından. Sayesinde bizim için inanılmaz kafa açıcı ve ilham verici bir gezi oldu.

Fotoğraf Kaynak: Pexel- Daniel Gorostieta

Buradaki iş adamları artık Maslow’un piramidinin o kadar yukarılarında dans ediyorlar ki, kimsenin artık para kazanmak için iş yaptığı yok. Herkes dünyayı değiştirecek sonraki büyük şeyi bulma kafasında (ve tabi egosunda). Gerçekten uçuyorlar. Hayallerde sınır ya da imkansız diye bir şey yok, bir fikir dünya için pivotsal nitelikte ve arkasındaki ekip parlak olsun yeter. Her türlü kaynak bir şekilde yaratılıyor. Burada yaşamıyor ama Elon Musk bahsettiğimiz tip insanları anlatmak için iyi bir örnek.

AirBnB, Google, Facebook, Pinterest, Whatsapp gibi birçok “game changer” şirket de zaten burada.

İnsanlar resme bu kadar yukarıdan bakınca tahmin ederseniz ki kim ne giymiş, kiminle ne yapmış gibi şeyler aşırı önemsiz detaylar kalıyor. O yüzden insanlar çok özgürler. Toplumsal baskı yok ama o büyük fikri yapan kişi olmak için insanların kendi içinden gelen büyük bir baskı var. Burayı anlatan çok komik bir dizi var Silican Vadisi diye. İzlemediyseniz şiddetle tavsiyemiz olur.

Bununla birlikte beyinler işten fazlasıyla yandığı için kafayı boşaltmak için birçok araç var. Yoganın bin türü, enerji koçları, şifacılar, esctatic danslar, saykodelikler, şunlar bunlar. Dünyadaki başka hiçbir yere benzemiyor ama turist olarak gezerken bunu pek fark edemiyorsunuz. Özetle, burayı takdir etmek için turist değil, yerel olmak lazım. Hatta yerel olmak da yetmez, inovasyon camiasından olmak lazım çünkü bu şehrin cazibesi ne çehresinde, ne de mekanlarında, ne de gezilecek yerlerinde. Her şey şehrin büyücü kültürel kodunda gizli.

Fotoğraf Kaynak: Pexel- Quintin Gellar

Son yüz yılın en büyük devrimlerinin buradan çıkması tesadüf değil. Siyahi özgürlük hareketi Black Panthers, Summer of love (çiçek çocuklar), teknoloji devrimleri, hepsi burada fitillenip dünyaya yayılmış. NY ile birlikte LGBTİ+ özgürlük hareketin en önemli beşiklerinden biri olmuş. Statükoyu bozmak bu şehrin DNA’sında var.

Biz elbette bu yazımızda bu şehrin gezilecek yerlerini ve klasik turistik aktiviteleri listeledik ama dediğim gibi San Francisco turist olarak anlaşılabilecek bir yer pek değil. Gitmeden San Francisco’dan inovasyon (sosyal/ teknolojik vs… fark etmez) çevrelerinden birisi ile arkadaş olun demek de makul bir öneri değil. O yüzden elimizdeki yakın şey onların takıldığı gibi ekzantirik katılmak ve belki bir iki teknoloji şirketi kampüsü görmek. Aşağıdaki SFO Ruhu bölümünde ilgili önerilerimizi bulacaksınız. Yine de söylemek lazım ki bunlar da içgörü sağlamakta oldukça yetersiz kalacaktır.

San Francisco’da Nerede Kalınır

Arkadaşlar en kritik konularından birisi San Francisco’da nerede kalınır. Malum San Francisco çok pahalı, taksisiz, mümkün olduğunca yürüyerek ya da bisikletle gezebileceğiniz konumlar seçmek bütçede dev fark yaratıyor. Ayrıca bazı mahalleler gündüz gayet iyiyken, akşamları huzursuz edici insanlarla terk edilebiliyor. İnsanlar sabah uyandıklarında arabalarının camlarının kırılmış olması gibi durumlarla karşılaşabiliyorlar. Lütfen San Francisco’da Nerede Kalınır rehberimizi okumadan karar vermeyin.

San Francisco’daki Tüm Oteller İçin Tıklayın

San Francisco’da Gezilecek Yerler

Haritayı GoogleMaps‘te açmak için tıklayın.

[column size=one_half position=first ]1. Battery Spencer
2. Golden Gate Köprüsü
3. Marshall’s Beach
4. Baker Beach
5. Alcatraz Adası
6. Ocean Beach
7. Golden Gate Parkı
8. Japanese Tea Garden
9. Haight-Ashbury
10. Twin Peaks
11. The Castro Theatre
12. Mission Dolores Park
13. The Painted Ladies
14. Mission District
15. San Francisco Modern Sanatlar Müzesi[/column][column size=one_half position=last]16. Union Meydanı
17. Dragon’s Gate Chinatown
18. Ferry Building
19. Transamerica Piramidi
20. Columbus Tower
21. Cable Car Museum
22. Coit Kulesi
23. Washington Square
24. Lombard Street
25. Fisherman’s Wharf
26. Exploratorium
27. Embarcadero
28. Aquarium of the Bay
29. Pier 39
30. North Beach[/column]

1. Gün: Klasik Turist Durakları

1. Golden Gate Köprüsü’nden Başlayın

Fotoğraf Kaynak: Pezel – zoe pappas

Bir zamanlar Full House dizisinin jeneriğinde göre göre evimizin manzarası gibi kanıksadığımız, bizim de üstü açık kırmızı bir arabamız olsa da üzerinden saçlarımızı dalgalandırarak geçsek dediğimiz köprü, San Francisco’yu Kaliforniya’nın kuzey yerleşimlerine bağlayan Golden Gate. 1933 yılında, Mühendis Joseph Baerman Strauss yönetiminde başlayan inşaatı 4 yıl sürmüş olan Art-Deco stilindeki köprü, 1964’e kadar da “Dünya’nın en uzun asma köprüsü”ymüş ama 1964 yılında New York’taki Verrazano-Narrows köprüsü bu ünvana konmuş.

San Francisco’nun en çok turist çeken noktası olduğu için belli bir saatten sonra çok kalabalık oluyor. Fotoğraflarınıza insan kafaları girsin istemiyorsanız, sabahın erken saatlerinde burada olmaya bakın.

Nasıl Gidilir
Eğer araç kiralamadıysanız, kaldığınız yere Uber çağırmak en mantıklısı olacaktır. Malum, taksiler çok pahalı. Bu şekilde, şehrin downtown denilen merkezinde kalıyorsanız, 8-10 dolara Golden Gate’e ulaşırsınız. Böylece ister köprünün yakınındaki manzara noktalarına gider, ister köprüden bisikletle, yürüyerek veya araçla geçer, isterseniz de köprüyü gören sahillerden birine gidebilirsiniz.

Bizce köprüyü yürüyerek geçmenin bir esprisi yok
Hem aşırı esiyor, hem de ona dışarıdan bakmak yerine üzerinde olmak çok da bir şey ifade etmiyor. Tıpkı New York’taki Özgürlük Anıtı’na çıkıp oradan şehre bakmak vs New York kıyılarından ona bakarak güzelliğini takdir etmek gibi. Ayrıca köprü fazlasıyla uzun. Tek gidiş yaklaşık 2.7 kilometre. Yani gidiş dönüş nereden baksanız, 5.5 kilometre. Bizce bu vaktinizi ve enerjinizi şehir içine saklasanız çok daha iyi edersiniz. İlla üzerinden geçicem derseniz de araçla veya bisikletle geçmek daha akıllıca olur. Yok ben illa ki yürüyeceğim derseniz de köprünün ayaklarına kadar gidip dönebilirsiniz. Ama dediğimiz gibi onu güzelce görecek manzara tepelerine gitseniz hem daha güzel fotoğraf açısı yakalarsınız hem de manzaraya doyarsınız.

En Güzel Manzara İzleme Noktaları
Golden Gate’i gören hem karşıda hem de şehir merkezi tarafında çok fazla nokta var. O yüzden biz size en güzel olduğunu düşündüğümüz 3 noktadan bahsedeceğiz:

Marshall’s Beach en klasik Golden Gate fotoğrafı çekme noktası. Gerçekten de konum olarak köprüyü çok güzel gören bir açısı var. Özellikle de sis tabakası okyanus hizasına indiğinde harika kareler yakalayabiliyorsunuz. Bu plaj aynı zamanda, yürüyüş yapmak, kuş gözlemi yapmak, kaya oluşumlarını ve doğal kır çiçeklerini keşfetmek için harika bir plaj. Konum için tıklayın.
Baker Beach de Marshall’s Beach’ten hemen sonra gelen plaj. Buradan Golden Gate Köprüsü’nü daha uzak konumdan ama daha geniş bir açı ile görüyorsunuz. Önceliğiniz Marshall Beach olsun ama burası da güneşlenmek, piknik yapmak ve yürüyüşe çıkmak için güzel bir opsiyon. Konum için tıklayın
Battery Spencer ise Golden Gate Köprüsü’ne çok farklı bir açıdan bakmanızı sağlayacak, karşı yakadan bir gözlem noktası. Arka fonda San Francisco’nun olduğu bir fotoğrafım olsun diyorsanız burası en doğru yer. Konum için tıklayın.

2. Fisherman’s Wharf ve Pier 39


Eh… Yani çok da bir olayı yok ama zaten başında San Francisco’da gezilecek yerlerin çok da ahım şahım olmadığını söylemiştik. Şehrin en klasik turist duraklarından biri olduğu için yine de görmek lazım tabi.

Fisherman’s Wharf içinde Pier 39’in de bulunduğu, nasıl tarif etsem, had bir yaşam merkezi diyelim. 1800’lerde San Francisco’ya İtalya’dan göç etmiş olan balıkçılar tarafından kurulmuş, daha sonra 5 yıldızlı bir otel, mağaza, restoranlar ve müzelerin yer aldığı bir komplekse evrilmiş.   Epey büyük bir alan.

Pier 39 Fisherman’s Wharf’ın en popüler kısmı çünkü deniz aslanları burayı mesken tutmuş. Bize denk gelmedi ama deniz aslanı göre şansınız var. Ayrıca, Alcatraz’a ve Golden Gate’e kalkan tur tekneleri de Pier 39’dan kalkıyor. Fakat bizce tekne turları çok da gerekli değil. Pas geçebilirsiniz. Konum için tıklayın.

Fisherman’s Wharf’ta yapılacak en güzel şey deniz mahsüllerine doymak
– Pier 39’daki Crab House’ta yengeç yiyebilirsiniz. Konum için tıklayın.
– Forest Gump filminden hatırlayacağınız Bubba Gump Shrimp Co.’nun bir şubesi de Fisherman’s Wharf’ta bulunuyor. Konum için tıklayın.

ÖNERİ: San Francisco’da, bizdeki Martı’lar gibi Uber’in JUMP, Ford’un Spin diye paylaşımlı scooter sistemleri var. Ayrıca Lime ve Scoot diye 2 tane daha bağımsız marka var. Bunları kullanarak şehirde gezmek de mümkün. Sıkışırsanız taksi yerine Uber veya Lyft gibi firmaların transfer ve carpool hizmeti de alabilirsiniz. Çünkü taksi fiyatları uçmuş durumda.

3. North Beach Bölgesi

Fotoğraf Kaynak: picjumbo.com

North Beach, Beat Kuşağı’nın ruhunu hissedebileceğiniz tatlı cafeleri ve kitapçıları, pötikareli örtülü restoranları,  retro barları, renkli evleri ile bir küçük İtalya. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, San Francisco, tıpkı New York gibi, buraya İtalya’dan göç etmiş İtalya asıllı göçmenlerin yoğunluklu olarak yerleştiği yerlerden. Haliyle de burada Little Italy adlı bir İtalyan mahallesi var.

North Beach’te Görülecek Yerler
City Lights Bookstore, 261 Columbus Ave. adresinde, bölgenin en ünlü noktası. Zamanında Beat kuşağı yazarları, A Allen Ginsberg ve Yolda adlı meşhur kitabın yazarı Jack Kerouac’ın takıldığı, 1950 tarihli kitabevi.
– Sentinel Binası diğer adıyla Colombus Kulesi San Francisco’nun en ikonik binalarından, Francis Ford Coppola’ya ait.
Transamerica Piramidi de North Beach yürüyüş rotası üzerinde görebileceğiniz diğer görülecek yerler.
Washington Square Park da bölgenin en keyifli yeşil alanı. Etrafta oynayan köpeklerin, piknikçilerin ve yoga yapan insanların olduğu, yüksek ağaçlarla çevrili huzurulu bir yer. Banklarında oturup mola vermelik.
– Başka kaynaklarda öneriler arasında Telgraf Tepe’deki Coit Kulesi‘ne öneriler arasında görebilirsiniz. Ama kule, bölgenin her yerinden görünüyor zaten. Yakınına gitmenize gerek yok. Onun yerine vaktinizi Little Italy sokaklarında avare gezmeye ayırın deriz.

North Beach’te Ne Yenir
– Little Italy denince elbette akla başta pizza olmak üzere nefis İtalyan lezzetleri geliyor. 2 meşhur pizzacı:
Golden Boy salaş bir yer ve dilim pizza satıyor. “Deep dish” denilen tarzda; kalın tart hamurlu pizzalar yapıyor. Amerikalılar çok seviyor bence eh. Konum için tıklayın.
Tony’s ise Napoliten tarzda yapıyor. Konum için tıklayın.

– Kahve tatlı ikilisi için:
Stella’nın sacripantina ve tiramisusu harika. Konum için tıklayın.
Liguria da bir diğer İtalyan pastanesi. Fırından tek bir şey çıkıyor o da klasik Foccacia ekmeklerini denemelisiniz. Genellikle sabah 10-11 arası hepsi bitiyor. Erken gelin. Konum için tıklayın.
Caffe Trieste de bölgenin ilk kahvecisi. 1956’da açılan kafenin müdavimleri arasında Jack Kerouac, Allen Ginsberg, Bill Cosby, Michael Douglas gibi isimler var. Denilene göre, Francis Ford Coppola Godfather’ın senaryosunun çoğunu burada yazmış. Konum için tıklayın.

– Kahvaltının adresi ise yine bir klasik olan Mama’s. Ama kapısında sıra beklemeye hazırlıklı olun. Konum için tıklayın.

4. Lombard Sokağı

Pexel

Russian Hills’ten aşağı kıvrım kıvrım inen Lombard Sokağı “dünyadaki en çarpık sokak”. 1920’li yıllarda, bu denli dik bir yokuşu çıkmak için yüksek çekiş gücüne sahip araçlar olmadığından, mahalleli de çareyi böyle virajlı bir yol yapımında bulmuş. Bugün ise ekmeğini Instagrammerlar yiyor.

Yolu, 1922’de şehir mühendisi Clyde Healy tasarlamış. Bu yol yapılmadan önce eğim 27 dereceyken, 16 dereceye düşmüş. Toplam 126 metrelik yokuşun başından sonuna 8 viraj ve her virajı süsleyen yeşil bir alan bulunuyor. Ayrıca, sokağın her iki tarafına da 250 basamaktan oluşan, yayalar için yapılmış bir alan bulunuyor. Alfred Hitchcock’un 1958 yılında çektiği Vertigo filmi ve meşhur Bill Cosby dizisi bu sokakta çekilmiş. Tramvay ile Lombard’a gelmek çok kolay çünkü Powell-Hyde hattı sokağın çok yakınından geçiyor. Konum için tıklayın.

5. Embarcadero Bölgesi

Ferry Buiding

Financial District diye geçen şehrin finans ve iş merkezinin hemen önünde kalan Embarcadero Bölgesi, iş çıkışında veya arasında bir şeyler yemek içmek isteyen beyaz yakalıların da sık sık uğradığı bir yer olduğundan hareketli barlara ve restoranlar ile dolu.

Embarcadero Bölgesi’nde Gezilecek Yerler

Ferry Building 100 yıldan fazla bir süredir San Francisco sahilinin simgesi. Tıpkı İstanbul’daki Haydarpaşa ve Sirkeci Garları gibi, San Francisco’ya trenle gelen insanların, şehre ayak bastıkları ilk yer olması açısından önemli. 1898’de açılan Feribot Binası, Gold Rush döneminden 1930’lara kadar da şehre deniz yoluyla gelen göçmenlerin de indikleri yer olmuş. Daha sonra, Bay Bridge ve Golden Gate Köprüsü’nün açılması, otomobillerin yaygınlaşması ile birlikte, şehre feribotla ulaşım giderek azalmış. 1950’lerde iyice atıl kalan Ferry Building, 2003’te dört yıllık bir restorasyondan çıkarak bir açık pazar ve alışveriş alanına çevrilmiş. Ferry Building, pazartesi cuma arası 10.00-19.00, cumartesileri 08.00-18.00, pazarları ise 11.00-17.00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın.

– Pier 15’te bulunan Exploratorium ise, bildiğiniz tüm bilim müzesi kalıplarını kafanızdan silecek bir yer. Burası ilk okulda öğrendiğiniz veya öğrendiğinizi sandığınız her şeyi interaktif bir şekilde deneyimleyerek hafızanızı olabilecek en eğlenceli şekilde tazeleyebileceğiniz bir bilim merkezi. 2013’te açılmış olan merkez, 1969 yılında profesör ve deneysel fizikçi olan Frank Oppenheimer tarafından kurulmuş. 650’den fazla uygulamalı bilimsel deney içine kendinizi kaybediyorsunuz. İster bir kasırgaya girin, ister optik aynalarda ters dönün, isterseniz de bir sis köprüsü üzerinde yürüyün… Salı-pazar 10.00-17.00 arasında, sadece perşembe günleri 18 yaş üstü için 18.00-22.00 saatleri arasında açık. Pazartesileri kapalı. Tam 29.95, öğrenci 24.95 Dolar. Konum için tıklayın.

Bay Akvaryumu da burada ama bizce atlanabilir. Konum için tıklayın.

– San Francisco’nun gizli kalmış sırlarından biri olan Filbert Steps de bu bölgede. Telegraph Hill’e çıkan, ünlü papağan sürüsünün evi olan yeşillikler ve bahçeler arasına gizlenmiş, nostaljik evlerle çevrelenmiş bu merdivenler, şehir içinde yapabileceğiniz en güzel yürüyüş rotalarından. Merdivenlerden çıkarken gözünüz de papağanlarda olsun. Konum için tıklayın.

ÖNERİ: Bir de San Francisco’nun ana caddesi Market Caddesi boyunca ilerleyip sırasıyla Castro Bölgesi, alışveriş ve finans bölgelerinden geçerek, Feribot Binası ve Embarcadero boyunca kuzeye dönerek Fisherman’s Wharf’ın kalbine giden, nostaljik tranvaylarının geçtiği F hattına binmek de olmazsa olmazlardan. Bu hat yılın 365 günü sabah 6.00’dan gece yarısından sonra 01.00’e kadar çalışıyor. Tramvaylar gündüz saatlerinde her altı dakikada bir, sabahları ve akşamları 10-15 dakikaları bir geçiyor.

6. Chinatown (Çin Mahallesi)


San Francisco’daki Çin mahallesi ABD’nin en büyük ve en eski Çin mahallesi. Hatta sadece ABD’de değil, burası Asya kıtası dışındaki en büyük Çin mahallesi. Tıpkı Little Italy’i kuran İtalyanlar göçmenler gibi, Çin mahallesi de 1948-1955 arasında yaşanan Gold Rush denilen “altına hücum” döneminde ve sonrasında San Francisco’ya göç etmiş Çinli göçmenlerin gelip yerleştiği ve beraberlerinde kültürlerini de getirdikleri yer. Haliyle buraya geldiğinizde, meşhur Çin kapısından geçmek, bol bol Çin yemeği yemek ve karmaşık tabelalarla dolu renkli sokakları fotoğraflamak olmazsa olmazlardan.

Chinatown’da Ne Yapılır
– Yeşil kiremitli ve ejderha heykelli, ülkedeki tek otantik Chinatown kapısı ve Grant Avenue görülmeye değer. Konum için tıklayın.

Chinatown’da Ne Yenir
Golden Gate Bakery‘de Çin’in geleneksel yumurtalı tartı  “Dan Tat” deneyebilirsiniz. Kabuğu çıtır çıtır, yumurtalı kreması yumuşak ve ipeksi olan tartlar her daim taze ve fırından yeni çıkmış oluyor çünkü fırından çıktığı anda yok satıyor. Konum için tıklayın.

– Chinatown’da yemek yemek isterseniz en uç nokta önerimiz var:
Michelin yıldızlı Mister Jiu’s (Konum için tıklayın)
Daha mütevazi olan Chong Qing Xiao Mian (Konum için tıklayın)
Dim Sum gibi elde bir şeyler atıştırmak için Good Mong Kok Bakery (Konum için tıklayın)

7. Union Square ve Çevresi

San Francisco Modern Art Museum

Financial District’in ön tarafı Embarcadero bölgesiyse arka tarafı da Union Square bölgesi oluyor. Burası için San Francisco’nun Times Square’i diyebiliriz. Çünkü burası da Times gibi etrafı sinemalar, sanat galerileri, müzeler, alışveriş merkezleri, tiyatrolar, konser mekanları, yeme-içme alanları ile çevrili işlek bir meydan. Ama meydanın kendisi çok bir şey vaad etmiyor asıl olay meydanı çevreleyen sokaklarda. Konum için tıklayın.

Union Square Etrafında Görülmesi Gereken Yerler
San Francisco Modern Sanatlar Müzesi Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en büyük modern ve çağdaş sanat müzelerinden. Burada, Frida Kahlo, Gerhard Richter ve Andy Warhol gibi dünyanın dört bir yanındaki sanatçıların çalışmalarını görebilir, açık hava heykel bahçesinde takılabilir veya içindeki üç restorandan birinde mola verebilirsiniz. Tam 25, öğrenci 19 Dolar. Cumadan salıya 10.00.– 17.00 perşembeleri 10.00-21.00 arası açık. Çarşambaları kapalı. Konum için tıklayın.

Mr. Holmes Bakehouse‘ın muffin ve croissant karışımı cruffin’leri meşhur, tıpkı New York’taki Dominic Ansel Bakery’nin meşhur ettiği croissant ve donut karışımı cronut’lar gibi .Öyle ki insanlar sıraya giriyor, hafta içleri 7’de hafta sonları 8’de açılan dükkandaki ürünler saat 11.oo olmadan bitiyor. Konum için tıklayın.
Bourbon & Branch de San Francisco’da görülmesi gereken bir içki yasağı dönemi barı. Bir şeyler içmek için uğrayın deriz. Konum için tıklayın.

– Alışveriş yapmak isterseniz burada Macy’s gibi bir çok büyük mağaza var.

– İkonik Cable Car ile kısa bir San Francisco turuna ne dersiniz? Cable Car’a binmek için günlük kartlar var. Bu tramvay’la gezmesi hem eğlenceli hemde daha kolay. Canınız sıkılınca inebilir, indiğiniz bölgeyi gezebilir daha sonra tekrar binebilirsiniz. Bu noktada özellikle Powell/Hyde hattını tercih edip Union Square veya Çin Mahallesi’nden binip Canary Wharf’a kadar bu tramwayla gidebilirsiniz.

-Bu bölgede gezebileceğiniz bir diğer nokta da butiklere ve sanat galerilerine ev sahipliği yapan Maiden Lane. Burası şehrin eski Red Light bölgesi ama şimdilerde bizdeki Karaköy gibi bir dönüşüm geçirmiş. Aynı sokağın sonunda, San Franciso’daki tek Frank Lloyd Wright eseri Spiral Interior binası da bulunuyor. Mimariye ilginiz varsa kaçırmayın. Konum için tıklayın.

2. Gün: Altkültür & Mahalle Turu

İlk gün Fisherman’s Wharf, Golden Gate Köprüsü, Chinatown, Lombart Sokağı gibi San Francisco’nun en turistik yerlerini bitirdiyseniz, sıra geldi şehre daha derinlemesine girişmeye. San Francisco’yu, San Francisco yapan çokkültürlü mahallelere girmeye, parklarında takılmaya, şehri bir San Franciscolu gibi yaşamaya…

8. Mission District ve Dolores Park

Hafta sonu Dolores Park

San Francisco kültürüne bir bakış atmak isterseniz, ilk durağınız San Francisco’daki alt kültürlerin evi olagelmiş bölgesi Mission bölgesi olsun. Örneğin, 1980’lerde ABD’deki en büyük LGBTQ topluluklarından biri bu bölgeden çıkma. Şehirdeki sanatçı kesim burada. Özgür ruhlu kültürün, duvar resimleri ile şehrin duvarlarına yansıdığı sokak sanatının en güzel örnekleri yine burada. Yılın farklı dönemlerinde gerçekleşen çok sayıda festival, karnaval ve geçit töreni de burada. Anlayacağınız Mission bölgesi, San Francisco’nun Beyoğlu’su.

Mission’da Gezilecek Yerler
– Restoranlar, cafeler, barlarla dolu Mission ve Valencia caddeleri en hareketli yerleri.
Dolores Park ise bölgenin en keyifli yeşil alanı. Özellikle de hafta sonları örtüsünü, pikniğini kapan geliyor. Genç, kariyer sahibi hipsterlerin takılma noktası. Seyyar satıcılar pazarcıların “Aşkam pazarııı!” diye bağırdığı gibi “Psychedelic chocolates!” diye geziyor. Tam bir San Francisco kesiti.
– Bölgede iki sanatçı kolektifinin işleri var. Bu kolektifler Precita Eyes Muralists ve çoğu zaman politik işler yapan Clarion Alley Mural Project. Her ikisi de sokak sanatı turları düzenliyor. Bunlardan birine katılarak sokak sokak gezmek, buradaki alt kültürlerin şehre kattığı sanat anlayışını daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.

Mission’da Ne Yenir
– Burası aynı zamanda San Francisco’ya ilk ayak basan İspanyolların ve sonrasında bölgeye hakim olan Meksikalıların da etkisinin hissedildiği bir yer. Gelsin burritolar, gitsin tacolar:
La Taqueria (Konum için tıklayın)
Taqueria Cancún (Konum için tıklayın)
Taqueria El Farolito (Konum için tıklayın)

– Yiyip yiyebileceğiniz en güzel dumplingleri Dumpling Time’da bulacaksınız. “Manyak iyi” falan gibi aşırı iddialı cümleler kurmak istiyorum ama Asya yemeklerini sevmeyen insanlar da olduğu için sakin geçiyorum. Pazar brunchları için şehrin en popüler yerlerinden. (Konum için tıklayın.)

9. LGBTİ+ Bölgesi Castro ve Castro Tiyatrosu


Tüm şehirler içinde San Francisco, LGBTİ+ kültürü açısından dünyadaki en önemli şehirlerden. Harvey Milk’in mirasını yaşatıyor. Kendisi Kaliforniya’da, cinsel yönelimini açıklayarak belediye meclisine seçilen ilk eşcinsel politikacı. Bu noktada Sean Penn’in Harvey Milk’i canlandırdığı filmi de izlemenizi tavsiye ederiz.

Castro bölgesi de San Francisco’daki LGBTİ+ topluluğunun yoğun olarak yaşadığı mahalle. Her köşe başının gökkuşağı bayrağı ile süslü olduğu, gay çiftlerin özgürce hafta sonunun keyfini çıkardığı, gay barlar ve striptiz kulüplerinde sabaha kadar eğlendiği, sokak partileri verdikleri, capcanlı bir yer. Herhangi bir bara girmek veya partiye katılmak için LGBTİ+ birey olmanız şartı aranmıyor.

Castro Tiyatrosu da bu bölgede görmeniz gereken ikonik noktalardan biri. Burası adeta mahallenin geçirdiği evrimin simgesi konumunda. 1922’de inşa edilen tiyatro, 1976’ya kadar yerel bir sinema olarak kullanıldıktan sonra daha çok yabancı filmlere, festival filmlerine ve ilk gösterimlere yer veren bir sinema salonuna evrilmiş. Bu dönemden sonra Castro Tiyatrosu, LGBTİ+ sinemasına da yer vermeye başlamış. 2008’de Gus Van Sant’ın Oscar ödüllü filmi Milk’in dünya prömiyeri de Castro Tiyatrosu’nda gerçekleştirilmiş. Konum için tıklayın.

ÖNERİ: San Francisco Onur Haftası yani San Francisco Pride‘ın tarihi genel olarak Haziran ayının son haftasına denk geliyor ama kentte haziran ve temmuz ayları boyunca, özellikle Castro ve Mission mahallelerinde birçok sokak partisi, açık hava etkinliği oluyor.

10. Hippie Bölgesi Haight-Ashbury

Haight ve Asbury adlı iki caddenin kesişiminden oluşan Haight-Asbury ise daha çok San Francisco’nun hippi ruhunu yansıtan bir yer. Zamanında Jefferson Airplane, Janis Joplin’in yaşadığı, John Lennon ve Yoko Ono’nun da müdavimi olduğu bölge, 1967’de “Hippi Yazı” veya “Aşk Yazı”nda bağımsız müziğin, sanatın ve yaratıcılığın merkeziymiş. Psychedelic Shop adlı, içinde çeşitli uyarıcı uyuşturucu maddelerin satıldığı bir dükkan burada açılınca, kiralar da ucuz olduğundan, Hippie’ler burada kümelenmeye başlamış ve gün geçtikçe çoğalmışlar. Şimdilerde ise burası bağımsız filmcilerin, tiyatrocuların, müzisyenlerin uğrak noktası. Ara sokaklarına girip çıkıp keşif yapabileceğiniz, ikinci el dükkanları, vintage mağazaları, kitapçıları, plak dükkanlarını gezebileceğiniz mahalleyi turlarken fotoğraf makinenizi hazırlayın çünkü yakalanacak çok kare var. Konum için tıklayın.

11. Alamo Meydanı ve The Painted Ladies

Fotoğraf Kaynak: Pexe – Belle Co

Alamo Meydanı, San Francisco’ya gelmiş her Instagram fenomeninin hesabında gördüğünüz, restore edilip rengarenk boyanmış Viktorya dönemine ait yedi evin bulunduğu yer. Konu aslında bundan ibaret ama şehrin en ikonik karelerinden birisi.

Alamo, 1800’lerin ortasından sonlarına kadar şehrin gözde yerleşim bölgelerinden biriymiş. O dönemdeki en popüler mimari stil de Queen Anne stili mimariymiş. Britanya’da doğan, Sanayi Devrimi etkisi ile ABD’de de popüler olan bu mimari stile göre, yapılar genellikle kuleli, girişleri verandalı, asimetrik cepheli, cumbalıymış. Kullanılan malzeme de ağırlıklı olarak tuğlaymış. Aslında bu tarz evlerden bu bölgede çok varmış ama 1906’da yaşanan deprem sonrası çoğu yıkılmış. Sadece bu 7’li ayakta kalıp bugüne kadar gelebilmiş. Yerel halk da evlere Painted Ladies yani “Boyalı Hanımlar” adını vermiş. Konum için tıklayın.

12. Golden Gate Parkı ve Japon Çay Bahçesi


Mühendis William Hammond Hall tarafından tasarlanmış olan park 1017 dönümlük dev bir alana yayılıyor. Hayır Golden Gate Köprüsü ile hiçbir ilişkisi yok hatta yakında bile değil. Sadece Golden Gate Köprüsü ile aynı ismi taşıyor. Peki Golden Gate Park’ın Central Park’tan daha büyük olduğunu biliyor muydunuz ? Ya bir bizon sürüsünün evi olduğunu? 1871’de yılında açılıp sonraki 150 yıl içinde daha da genişleyerek büyümüş olan parkın içinde çeşitli bahçeler, göller, müze, sanat galerisi, konser alanı, futbol sahası, bilim akademisi, botanik bahçesi ve vahşi yaşam parkı gibi bölümler bulunuyor. Burada, Amerikan futbolu oynayan gençlerden sabah sporunu yapan San Franciscolulara, çimlerde uzananlardan, köpeğini gezdirenlere herkesi bulmak mümkün. Konum için tıklayın.

Park çok büyük, o yüzden hepsini gezmeye vaktiniz olmayacaktır ama özellikle mutlaka görün diyeceğimiz yer Japon Çay Bahçesi olur. Burası huzur bulmak için gelebileceğiniz bir yer. 1894’te 5 dönümlük alana inşa edilen zen bahçesinde yeşil çayınızı yudumlayabilirsiniz. Konum için tıklayın.

Diğer Günler

13. Silikon Vadisi

Fotoğraf Kaynak: pxhere.com

Geldik ekonomik boyutu birçok ülkeden daha büyük olan, dünyadaki tüm teknoloji ve bilişim şirketlerinin genel merkezlerinin ve arge departmanlarının bulunduğu, Apple, Google, Facebook, Oracle, SpaceX, Tesla Motors, Intel, HP, Cisco Systems’in evi meşhur Silikon Vadisi’ne! San Francisco’ya arabayla sadece 1 saat mesafedeki Santa Clara Vadisi’nde bulunan Silikon Vadisi’ni turlarla gezme şansınız var. 4 saatlik turlala, Facebook, Google ve Apple’ın ana merkezlerini, Silikon Vadisi’nin temellerinin atıldığı Stanford Üniversitesi’ni ziyaret ediyorsunuz. Bizce San Francisco’ya kadar gelmişken bir gün ayırmaya değer bir deneyim.

14. Alcatraz Adası

Fotoğraf Kaynak: pxhere.com

Onlarca dizi ve filme konu olmuş olan ada 1861-1963 yılları arasında ülkenin en azılı suçlularının tutulduğu cezaevi olarak kullanılmış. Artık bir müzeye dönüştürülmüş. Hücreleri, yemekhaneyi, kütüphaneyi görebiliyor ve burada kalmış mahkumların ve gardiyanların ağzından tüm yaşanmışlıkları kulaklıkla dinleyebiliyorsunuz. Her ne kadar Alcatraz Adası isim yapmış bir yer olsa da, bizce pek de öyle kaçırılmaz bir yanı yok. Zaten Golden Gate Köprüsü için geçerli olan şey Alcatraz için de geçerli: adayı seyretmek  üzerine çıkmaktan daha güzel. Ama SFO’da uzun kalıyorsanız vakit ayırmayı düşünebilirsiniz. Alcatraz Adası’na gitmek için, Pier 33’deki iskeleden her 20 dakikada bir adaya geçen teknelere binebilirsiniz.Gidiş dönüş ulaşım, sesli rehber ve hapishaneye giriş dahil yuvarlarsak 40 dolar gibi bir ücret ödüyorsunuz. Konum için tıklayın.

15. Twin Peaks


360 derece inanılmaz bir Körfez manzarasına sahip ikiz tepeler yanı zamanda nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan Mission Blue kelebeklerinin de 3 yaşam alanında biri. Twin Peaks, en çok ABD’nin Bağımsızlık Günü olan 4 Temmuz’da kalabalık oluyor çünkü bu noktadan şehrin farklı köşelerinden atılan tüm havai fişekleri görebiliyorsunuz. Burasının baya yüksek konumlu olduğunu o yüzden de hangi mevsim giderseniz gidin estiğini unutmayın. Yanınıza mevsimine göre ekstra bir şeyler alın. Konum için tıklayın.

16. Ocean Beach

Fotoğraf Kaynak: pxhere.com

San Francisco’nun en büyük plajı olan Ocean Beach, sadece manzara seyretmeye, piknik yapmaya, güneşi batırmaya, yürüyüşe çıkmaya, bisiklete binmeye gelebileceğiniz bir plaj. Sisli havalarda manzara çok daha nefes kesici oluyor. Ne yazık ki suda çok güçlü akıntılar olduğu için yüzmek için tehlikeli. Plajda alkol tüketmek yasak ama millet başka her şeyi tüketiyor. Konum için tıklayın.

17. Sausalito

Fotoğraf Kaynak: pxhere.com

San Francisco merkeze 7 kilometre mesafede olan Suasalito bölgesi de günübirlik ziyaret edebileceğiniz, San Francisco’nun genelinden çok farklı bir hissiyata sahip yerlerden. Burada hayat, merkezden çok daha huzurulu ve yavaş akıyor. Kıyı hattındaki rengarenk evleri, küçük cafeleri, yeşil doğası ile şehir hayatından kaçan San Franciscoluların sığınağı. Sausalito bölgesine gitmek için ister Golden Gate Köprüsü’nü, isterseniz de feribotla denizyolunu tercih edebilirsiniz. Golden Gate’i bisikletle geçip Sausalito’yu turlayıp dönüşte feribotla şehre dönmek favori yöntemimiz. Eğer altınızda arabanız varsa, Sausalito’ya 20 dakika sürüş mesafesinde kalan, bizdeki Belgrad Ormanı misali ormanlık alan olan Muir Woods‘a gidip yürüyüş yapmak da harika fikir. Konum için tıklayın.

18. Stanford Üniversitesi Kampüs Ziyareti

Fotoğraf Kaynak: pxhere.com

Bizim göbek bağı gömücülerin favori yeri olan meşhur üniversitelerin kampüsleri, Amerika’da da turistler bir çekim noktası. Stanford’ı görmek isterseniz, kendi kendinize yapabileceğiniz gezebilir ya da saat 11.30 ve 15.30’da öğrenciler  tarafından yapılan bir saatlik Kampüs Yürüyüş Turu’na katılabilirsiniz.

Sonrasında, Stanford kampüsünün 100 metre yukarısındaki Hoover Tower gözlem platformundan bölgenin panoramik manzarasını görebilir, kampüsün yemekhanelerinde yemek yiyebilirsiniz. Daha fazla vaktiniz varsa, Herbert Hoover Sergi Köşkü’nü görebilir, sanat müzeleri olan Cantor Sanat Merkezi ve Anderson Koleksiyonu’nu ziyaret edebilir, Bing Konser Salonu, Dinkelspiel Oditoryumu ve Memorial Oditoryumu gibi gösteri mekanlarından birinde seyredicek bir şeyler bulabilir, Stanford Atletizm takımının tarihini ve mirasını içeren ücretsiz müzeyi gezebilirsiniz. Stanford Üniversitesi ziyareti için daha fazla bilgiye ihtiyacınız varsa websitesine göz atabilirsiniz. Konum için tıklayın.

San Francisco’dan Meşhur Hafta Sonu Kaçamakları

19. 17 Mile Drive

Fotoğraf Kaynak: wikimedia.org

San Francisco merkeze 2,5 saat mesafede olan 17 Mile Drive, ABD’deki en ikonik road trip yollarından. “Pacific Coast Highway” isimli kısmının ünlünü illa duymuşsunuzdur. Rota boyunca, hayalet ağaçlar, İspanyol Körfezi, Cypress Point seyir alanı, Pebble Beach, Pacific Grove, Del Monte Ormanı, Bird Rock gibi harika manzaralı duraklardan geçiyorsunuz. Tüm rotayı bu linkte bulabilirsiniz.

20. 21Napa Vadisi


Sideways filminden etkilenen şarapseverlerdenseniz, San Francisco’ya gelmişken, ona 1 saat mesafedeki Napa Vadisi’ni de kaçırmamak isteyeceğinizi düşünüyoruz. Dünyanın en prestijli yemek okullarından, gelmiş geçmiş en iyi şeflerden Anthony Bourdain’nin mezun olduğu Culinary Instute of America ve şarap tadımı gövdeli Cabernet’lerin, meyveli Merlot’ların ve kadifemsi Chardonnay’lerin yetiştiği, 400’den fazla şarap imalatçısının bulunduğu meşhur bağlar burada. Hepsinde tadım molası verebiliyor ve turlarına katılabiliyorsunuz. Kimisine yapacağınız ziyaretlerde yiyecek eşleştirmesi de dahil. Bölgedeki tüm şarap bağlarının listesini burada bulabilirsiniz.

Bölgeye araba ile gelip dilediğiniz gibi gezmek en iyisi ama dilerseniz Napa Valley Wine Train diye Napa ve St. Helena arasında çalışan bir gezi treni de mevcut. Buna atlayıp trenin durduğu duraklarda inip şarap tadımı yapıp harika bağ manzaraları eşliğinde yola devam edebiliyorsunuz.

21. Tahoe Gölü


Biliyorsunuz Amerika tarih ve estetik fakiri bir yer ve en büyük cazibesi doğal güzelliklerinde yatıyor. Tahoe de Amerika’nın en ama en güzel doğasına sahip yerlerden. San Francisco merkeze 3 saat 15 dk mesafede olduğundan çoğu kalbur üstü San Franciscolu’nun burada tatil evleri var. Yazın Tahoe’da yüzmek, ormanlarında trekking yapmak, kışınsa kayak imkanları ile en güzel kaçamak yeri. Burada birçok harika kiralık ev var. AirBnB’den bakabilirsiniz. Genelde Burning Man’den çıkanlara da detoks kampı görevi görüyor. Kaliforniya ve Nevada eyaletleri sınırında bulunan göl, 2 milyon yıl önce buzulların erimesiyle oluşmuş, Kuzey Amerika’nın en büyük buzul gölü. Suyunun temizliği ve berraklığı anlatılmaz yaşanır. ABD’nin ikinci, dünyanın beşinci en derin gölü olması ile de dalış ve su sporlarına çok elverişli. Mutlaka kano kiralayıp birkaç saat koydan koya gezmelisiniz. Konum için tıklayın.

22. İkonik Highway One

California State Route 1 yani (SR 1), Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde kıyı hattı boyunca uzanan bir eyalet karayolu. San Diego’dan başlayarak Los Angeles, Malibu, Santa Barbara, Monterey, Santa Cruz ve San Francisco gibi şehirlerden geçerek Leggett’e uzanan 10 saatlik yol, ABD’nin ikonik rotalarından biri. Rota boyunca, inanılmaz sahil yolu manzaraları ve duraklar sizi bekliyor. Rotanın detaylarını burada bulabilirsiniz.

23. Balina Gözlemi

San Francisco yakınlarında, buraya geldiğiniz zamana bağlı olarak balina gözlemi yapabileceğinizi biliyor muydunuz? Aylardan Kasım-Mayıs arasıysa, Kambur Balinalar’ı, Aralık-Mayıs arasıysa Gri Balinalar’ı ve Katil Balinalar’ı, Temmuz-Ekim arasıysa Mavi Balinalar’ı gözlemleme şansınız var. San Francisco çıkışlı tüm balina gözlemi turları için SF Whale Watching ve San Francisco Whale Tours firmalarının websitelerinden ulaşabilirsiniz.

24. Yosemite Milli Parkı

Çok yakın olduğunu söyleyemesek de San Francisco’ya arabayla 3,5 saat mesafede olan Yosemite Milli Parkı da bölgede çok daha fazla zamanı olacaklar için güzel bir hafta sonu destinasyonu. Burası dört mevsim deneyimleyebileceğiniz görkemli bir park. Hayranlık uyandıran manzaralar mı istersiniz, nefes kesen şelaleler mi yoksa birbirinden güzel yürüyüş rotaları mı…İster ilk gelişiniz olsun, isterse onuncu, burada her zaman yeni bir şeyler bulabilirsiniz. Konum için tıklayın.

San Francisco’da Yeme-İçme

Yukarıda karnınız açıktığında hangi mahallede ne var anlattık ama bir de bazı yerler var ki yolunuzdan çıkıp gitmelisiniz. San Francisco’da zevkten 4 köşe olduğumuz yerleri okumak için tıklayın: En İyi San Francisco Restoranları

San Francisco’ya Ulaşım

San Francisco ile Türkiye arasında 10 saatlik bir zaman farkı var. O yüzden sizi uzun bir yolculuğun beklediğini önceden söyleyelim. Türkiye’den, San Francisco Uluslararası Havalimanı’na THY’nin direkt uçuşları mevcut. Aktarmalı uçarak ulaşımı daha uygun fiyata getirebilirsiniz. Örneğin daha uygunsa önce Los Angeles’a veya New York’a uçup iç hatlardan San Francisco’ya geçebileceğiniz avantajlı biletleri takip edin. Havalimanından şehre ulaşım için de UBER ya da Lyft markalarının transfer araçlarını tercih edebilirsiniz.

Instagram’a Da Bekleriz

 

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Biz Evde Yokuz (@bizevdeyokuz) on

  1. Hayran kaldim, kisisellestirilmis bir Travelrama, tebrik ederim. San Francisco’da kalbini birakan sade Tony Bennett degil, coook insan var. Bu sehrin buyusu ayni Istanbulunki gibi, yerlisinin gezdirmesiyle bambaska bir sekil aliyor. Gezilecek, gorulecek yer bol, yasam cok zor, pahalilik ve kalabalik zirvede.

    San Francisco’ya 1958 Ocak ayi ortasinda Boston’dan ucakla geldim, iki bavulum ve ben. Ilk iki uc gun bana biraz sessiz, cansiz ve kiro geldi. Nob Hill’de Jones Street’de haftada 10 dolar kirayla bir odaya yerlestim. International Engineering Company’de ayda 500 dolar maasla ise basladim. Elime 395 dolar net geciyordu ve o paranin yaridan cogu artiyordu. Benzinin galon’unun ve sigara paketinin 26 cent oldugu gunlerdi. Omer Hayyam isimli George Mardikikan adinda bir Ermeninin lokantasinda her Cuma unutamadigim lezzette sis kebabi ve bir bardak kirmizi sarap bana 4 dolara mal olurdu. ise cable car ile gidip donerdim.

    Gelisimden iki hafta sonra San Francisco’ya gonlumu vermistim. Kadinlar naylon corap ve beyaz eldivenle dolasirlar, erkekler Ivy League modasinin onculerinden olan Hart, Schaffner & Marx ve Brooks Brothers’dan giyinirlerdi. Ben de kendimi o zevke kaptirdim, hala o gunlerin giyimini ararim. O donemdeki San Francisco ruhunu en iyi James Steward ve Kim Novak’in filmlerinde hissedersiniz. Kinston trio’nun unutulmaz sarkilari San Francisco’dan dunyaya yayildi 19589 senesi sonlarinda. Ertesi sene Purple Onion isimli club’da onlari dinlemistim.

    Bu sehre ve civarina oylesine gonul vermisim ki talebe vizemin doldugunu ve Turkiyeye donmeye mecbur oldugumu ogrenince 1959 Temmuzunda otomobilime binip Boston’a dogru yola ciktigimda, Reno’ya aksam 8’de vardim. Arabamdan inip sehir parkinda dolasirken gozlerimden yaslar sipir sipir akti, gonlumu verdigim bu sehirden ayrildigimi orada idrak edebildim. Sade Tony Bennett degil, cok var gonlunu San Francisco’da birakan.

    Sizlere hayatimi anlatacak degilim, kismet bana San Francisco’da bir is imkani cikarttiginda maasi bile sormadan kabul ettim. 1980 senesi Subat sonunda kizlarimin okullari icin ailemi Houston’da birakip San Francisco’ya British Petroleum’daki isime geldim. Gelis o gelis. Son 20 senedir esim Sevalle hayatimizin yarisini Oakland’daki korfez manzarali evimiz ile Istanbulda, once Kalamis, simdi de Feneryolu’ndaki dairemizde gecirmekteyiz.

    San Francisco bu yazimi tetikleyen o guzel travelrama’nin yazari hanimin dedigi butun guzellikler icin gorulecek, insani bambaska bir duzeye tasiyan, ama bunu uc gunluk kistim pistim, a-la-Americain turizmle degil, yasayarak tadilacak bir yer. Bu sehir sindire sindire icilir. Elbette teknoloji, inovasyon, sosyal reformlar, tezatlar halinde insani buyuler; bir yanda Stanford ve temsil ettigi top quality business and teknoloji alemi, obur yanda Berkeley ve temsil ettigi isyankar top quality insaniyet, engineering ve dunyanin en cok nobel mukafati alan hocalariyla dolu bir universite. Biri Amerikanin zakasini, oburu ise vicdanini temsil eden iki dev okul b
    u bolgeye damgalarini vurmus.

    Bu yazi daha cok uzayabilir,okuyanlari rahatsiz etmek istemem, blog sahibi hanim o kadar guzel anlatmis ki sevgili sehrimi, bu ilaveleri yapmaktan kendimi alamadim. Oldugum zaman birisi lutfen : HE LEFT HIS HEART IN SAN FRANCISCO desin.

    Ahmet N. Taspinar

    1. Merhaba Ahmet Bey,
      Rahatsız etmek ne kaelime, keyifle okudum yorumunuzu. Güzel sözleriniz için de teşekkürler. Bir San Francisco aşığından bunu duymak ayrıca mutlu etti. Çok çok şanslısınız San Francisco’yu dönem dönem yaşamış olduğunuz için. Umarım bir gün bizim de bir ayağımız SFO’da, bir ayağımız İstanbul’da olur.

      Sevgiler

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend