Malatya’dan döndükten sonra aklım Arapgir’de kaldı. Oraya hüzünlü bir şefkat duydum, kalbimin yumuşak bir yerine yerleştirdim.

İpek Yolu’nun önemli olduğu dönemlere parlak bir yermiş, sonra sonra ışığını sönmüş ama yitmemiş. Akkoyunlular, İlhanlılar, Danişmendiler tarafından devlet merkezi olarak kullanılmış. Osmalı döneminde doğudan batıya mal götüren kervanlar burada duraklar, Arapgir’den aldıkları ipek ve manusa dokumaları uzak diyarlarda satarmış.

Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerden biriymiş Arapgir. 1600’lerin başında birçok Arapgir ve Eğinli Ermeni aile batıya; İstanbul, Bursa ve Tekirdağ’a göçmüşler. İstanbul’un ileri gelen Ermeni ailelerinin bir çoğunun kökleri buraya dayanıyormuş. 1915’e kadar da yoğun bir Ermeni yerleşimi olmaya devam etmiş. Dolayısı ile onlar için de büyük duygusal önem taşıyan bir yer.

5.000 dokuma tezgahında buranın yerel kumaşı manusa üretilir, 7 ülkeye ihraç edilirmiş. Buna ek olarak 75 tane daha ticaret kolu varmış! Tüccarlar Arapgir’den dükkan kapmak için yarışırmış.

Sonra sanayi devrimi, İpek Yolu’nun önemini yitirmesi derken, hem ticaret, hem de nüfus kan kaybetmiş. Konaklar boşalmış, dokuma tezgahları sessiz, tarlalar boş kalmış. Kısmen hayalet şehir olmuş. Şehirde kalanlar yeni yerlere, betondan mahalleler kurmuşlar. Güzelim eski kerpiç ve taş binalar kimsesiz kalmış.

Ama o yanlızlıkları ile o kadar güzel ve anlamlılar ki bambaşka bir manyetizmaları var. Biraz buruk, biraz huzurlu, insanda yoğun hisler uyandıran bir yer. İnsanı da bir o kadar tatlı. Bir tanıdığımız “Arapgirliden kötülük gelmez” demişti, gerçekten de iki muhabbet edince öyle hissediyorsunuz.

Doğası, özellikle de Eskişehir Vadisi ayrı güzel. Malatya’dan çok komşusu Kemaliye’ye benziyor.

Biz çok sevdik. Otantikliğini korumuş, hem çok güzel fotoğraflar çekebileceğiniz, hem de içinde olmaktan keyif alabileceğiniz bir yer. Ancak araba ile gelmek şart. Sizin de keyifle gezmeniz için Arapgir’den önerilerimizi derledik.

Madem Malatya’dasınınız Malatya Gezilecek Yerler ve Malatya’da Ne Yenir yazılarımıza da bakmayı unutmayın.

Öne Çıkanlar

Arapgir epey eski bir yerleşim olduğu için, elinize bir Arapgir broşürü aldığınızda tarihi eser bombardımanına maruz kalıyorsunuz. Roma döneminden kaya mezarlarından tutun da kilisesine bir sürü şey var. Ama tahmin edersiniz ki hepsi etkileyici şeyler sayılmazlar ve bazıları zamanı doğru kullanmak adına elenebilirler.

Biz de işinizi kolaylaştırmak için bizce önceliklendirilmesi gereken şeyleri şöyle bir toparladık:

Arapgir Merkez – Merkezdeki tarihi binaların bir kısmı restore edilerek turizme kazandırılmak üzere fonksiyonlandırılmış. Müze, restoran gibi turistik tesisler haline getirilmişler. Aynı zamada burada etnografya müzelerine taş çıkartan bir bireysel koleksiyonler olan Asım Bey var. İlk okuldan beri yöreden topladığı eşyaları evinde sergiliyor.

Son olarak Arapgir yemeklerini tatmak istiyorsanız (emin olun istiyorsunuz), yeriniz burası. Millet Hanı’nda “ıh ıh”layarak yerden artık kulaklarımızı çınlatırsınız. 🙂

Eskişehir Vadisi – Arapgir merkezden araba ile 5-10 dakika mesafede Eskişehir Vadisi başlıyor.

Serge Mahallesi – Eskişehir Vadisi’ni tepeden seyreden, terk edilmiş, ufacık ama büyüleyici bir kerpiç mahalle.

Onar Köyü – Arapgir merkezden araba ile 20-25 dakika süren, bir Alevi köyü. 850 yıllık bir cemevi var. Gitmişken Roma döneminden kalma kaya mezaarları da görebilirsiniz.

Köhnü Üzümü – Arapgir’e ait olduğu coğrafi işaretle tescillenmiş bir üzüm. Burada zamanında yoğun bir şekilde şarapçılık da varmış. Bugünse tek bulabileceğiniz yer Onay Köyü. Bağ kültürü olur da sarmada iddasız olurlar mı? Mantı ufaklığında sarılan Arapgir usulu sarmayı Millet Han’da bulabilirsiniz.

Tandır Kebabı – Arapgir’de ne yenir sorusunun cevabı ise tandır kebabı. Bu kebap, evlerde değil çarşı içinde yapılıyor. Bu geleneğin kökleri, ta Selçuklular dönemine kadar uzanıyor. Bölgede bu kebap için, “ yiyen şişman, yemeyen pişman” diye bir deyim bile var. Özelliği, etlerin tuzlanıp bir gün bekletilerek, meşe odunu ile ısıtılan tandırlarda, asılarak yaklaşık yedi saat kadar, yavaş ateşte pişirilmesi. Yine Millet Hanı’nda bulabilirsiniz ama mutlaka önden arayıp haber verin, varsa ayırsınlar. Ya da en garantisi 1-2 gün önceden sipariş etmek.

Mor Reyhan – Ne alınır sorusunun cevabı ise mor reyhan. Arapgir’in mor reyhanı meşhur. Çayı, şerbeti yapılıyor. Yemeklere baharat olarak kullanılıyor. Geçtiğimiz yıl (2018) Arapgir, mor reyhan konusunda coğrafi işaret belgesini de kapmış. Mevsiminde buradaysanız, mor reyhan tarlalarına gidebilirsiniz. Yaz aylarında çıkıyor, toplanıp, kurutuluyor. Salatalarda ve köftelerde bolca kullanılıyor.

Arapgir’de Gezilecek Yerler

1. Merkez – Burada inanılmaz güzel, restore edilmiş taş ahşap karışımı konaklar var. Eskiden Ermeniler yaşadığı için onlardan miras güzel yapılar var.

2 Eskişehir Vadisi – Yemyeşil doğası ile öne çıkıyor.

3. Serge Mahallesi – Terk edilmiş kerpiç evlerle dolu bir hayalet köy. Ama çok hoş ve etkileyici.

4. Diğer Köyler – Vaktiniz kalırsa başta Onar olmak üzere diğer köylerine de bi bakın deriz.

Merkez, Eskişehir Vadisi, Serge Mahallesi ve Onar Köyü kolaylıkla tek güne sığar. Araba şart.

1. Arapgir Merkez

Tarihi Konakları Görün


Git gide göç veren Arapgir’i turizme açarak canlandırmak için Arapgir’de kapsamlı bir çalışma başlatılmış. Üniversite ile birlik olup, yemeğinden müziğine kültürel envanterini çıkartılış, 200 yıllık tarihi konakları restore edilerek müzeleştilmiş. Gezip görebileceğiniz bir sürü konak bulunuyor. Bunlar; Seher Atmaca Konağı, Kaşkaloğlu Konağı, Miraşoğlu Konağı, Metin Emiroğlu Konağı, Aydınlar Konağı, Kulubey Konağı ve Millet Han.

Hepsini görmek yerine birkaçını gezmek istereseniz Kaşkaloğlu Konağı, Miraşoğlu Konağı, Seher Atmaca Konağı’nı önceliklendirebilirsiniz. Millet Han’a da zaten yemek için uğramazsanız olmaz.

Arapgir evlerinin ortak özelliği kerpiç ve taş karışımından yapılmış olması. Evlerin iskeletleri için kavak ağacı kullanılırmış. Banyo zamanı evlerin yüklüklerinde bir nevi duş teknesi olan çark çıkarılırmış. Mutfaklardan üzüm ve şarabın saklandığı mahsenlere merdivenle geçilirmiş.

Seher Atmaca Konağı: İlk önce Arapgir Meryem Ana Kilisesi’nin baş keşişinin evi olarak kullanıldığı biliniyor. Restorasyonu bitince Yaşam Evi olarak açılacakmış.

Kaşkal Konağı: Önümüzdeki aylarda Gastronomi ve Musiki Müzesi olarak açılack ve bahçesine de bir otel olacakmış.

Miraşoğlu Konağı: Bir şahıs tarafından ev olarak yaptırılmış ve öyle kullanılmaktadır.

Metin Emiroğlu Konağı: İki kardeş tarafından ikamet edilen ev olarak yaptırılmıştır. Şimdi Hacıemiroğulları Konağı ve 1071 Tarih Bellek Parkı olarak düzenlenerek halkın hizmetine sunulmuştur.

Aydınlar Konağı: Ev olarak yapılmış ve öyle kullanılmakta.

Kulubey Konağı: Ev olarak yapılmış, restorasyon yapılması gerekmekte olup, şu an kullanılmamaktadır.

Millet Han

1850’li yıllarda yapıldığı tahmin edilen iki katlı avlulu han, 2009-2011 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, üsüt otel, alt katı alışveriş yerleri olmak üzere restore edilmiş ve şu an hizmet veriyor. Millet Han’da geleneksel Arapgir mutfağı lezzetlerini tadabilirsiniz. Fakat önden sipariş vermeniz gerekiyor.  Websitesi ve Konum için tıklayın.

Gümrükçü Osman Bey Cami

Osmanpaşa mahallesinde bulunan, 1823 tarihli cami, Arapgir’de, Osmanlılar Dönemi’nden kalma ender eserlerden. Kare planlı, tek kubbeli ve minareli cami, aslında kötü durumdaymış ama restore edilerek yeniden ayağa kaldırılmış.

Tahta Çivi İle Ayakkabı Yapan Son Usta

Karşınızda Erol Hakan. Kendisi, babasından devraldığı şekilde tahta çivi ile ayakkabı yapan son usta. Bu çiviler Arapgir’de de bulunmuyor. Almanya’dan alınması gerekiyor. Kendisinin 5 yıllık stoğu kalmış. O stok da bitince bu mesleği bırakacak. Böylece tahta çivi ile ayakkabı yapma ustalığı da onunla birlikte bitmiş olacak.

Asım Külah Konağı – Etnografya Müzelerine Taş Çıkartır!

Asım Bey, Arapgir’in yaşayan hafızası. Burası için büyük bir değer.

70 küsur yaşındaki, ilkokuldan beri etnografyaya meraklı Asım Bey, kendi evini müze haline getirmiş ve bulabildiği her türlü etnografik öğeyi burada sergilemeye başlamış. Şahsi koleksiyonu ama müzelere taş çıkartır. Aralarında İsmet İnönü’nün yattığı yatak bile var (fotoğraftaki).

Buraya gelenlere, Arapgir’in geleneklerini, hikayelerini, yemek kültürünü, mimarisini, tarihi eserlerini, insanını, yöresel ürünlerini anlatıyor, Arapgir kültürünü yaşatıyor. Kendisi adeta tek kişilik dev kadro. Aynı zamanda hem hat sanatçısı, hem bir müzik adamı. Arapgir’e geldiğinizde mutlaka tanışmanız gereken isimlerden. Köyde kime sorsanız evini gösterir. Kapıyı çalıp ziyaret etmeyi rica edebilirsiniz. Konum için tıklayın.

2. Eskişehir Vadisi

Ümit Abi’nin Şenlikli Kulübesi

Arapgir’in bir şahsına münhasır kişisi de Ümit Abi. Kendisi yıllardır doğada ve doğadan yaşıyor. Kozluk Çayı üzerinde kendine bir baraka yapmış, 2 hafta hariç tüm yıl burada. Yıllarca müzisyenlik yaparak yaşamış, sonra böyle bir hayatı seçmiş. Bölgede yaz kış tişörtsüz, ayakkabısız, sadece üzerinde bir siyah şort ile gezmesi ile meşhur. Üşümüyor.

Kapısını çalarsanız size cümbüş ve klarnet çalar, şarkı söyler, suların içine masa kurar, ama eliniz boş gitmeyin, mutlaka rakı – meze de götürmelisiniz.

Meydan Köprüsü

Kozluk Çayı üzerinden geçen ve hala kullanımda olan, iki kemerli, kesme taştan yapılma köprünün tarihinin 13. yüzyıla dayandığı düşünülüyor. Kitabesi yerinde ve Arapça ve Ermenice olarak iki dille yazılmış. Ama harfler belli olmadığı için tam olarak hangi tarihte yapıldığı kesin değil. Konum için tıklayın.

Taş Köprü

Fotoğraf Kaynak: Arapgir Belediyesi

Arapgir – Divriği yolundaki Suceyin Köyü’ne 6 kilometre mesafede kalan ve bölgedeki tek Roma Köprüsü olan taş köprü de görülmeye değer yerlerden.

Kayaarası Kanyonu, Kozluk Çayı ve Göz Kanyonu


Arapgir’in doğa aktivitelerine çok uygun bir yer. Özellikle bu bölgenin trekking’e çok müsait olduğunu ve bölgede 30’a yakın yürüyüş rotası bulunduğunu öğrendik. Arapgir’i ikiye bölen Kozluk Çayı’nın oluşturduğu 13 kilometrelik Kayaarası Kanyonu, tecrübeli kaya tırmanışçıları ve trekkingcilere hitap ediyor. Eğer herhangi birinde tecrübeniz yoksa kanyonun başında ve sonunda bulunan birkaç kilometrelik yürüyüş rotalarını da yapabilirsiniz.

2. Serge Mahallesi


Zamanında Serge Mahallesi, Eskişehir Vadisi’nin muhteşem manzarasına bakan, İpek Yolu üzerinde kalan, kerpiç evlerle örülmüş bir yermiş. Evlerin damlarında meyveler kurutulur, gün batımı izlenirmiş. Gel zaman, git zaman, köyden haneler teker teker göç etmiş, Serge yalnız kalmış. Şimdi burası bir hayalet köy olsa da köyün sokaklarında gezip ayakta kalmış kerpiç evleri görmek çok keyifli.

Yanlız buraya “İlham Merkezi” adı altında gudubet bir beton bina yapmaktalar. Böyle otantik ve doğal dokusu olan bir yer ancak bu kadar baltalanabilirmiş. Bu kadar kıymetli bir kerpiç-taş şehir estetiği varken, insanın olan ilhamını da kaçıran binayı yapan zihniyete zerre anlam veremedik.

4. Daha Fazla Vaktiniz Varsa: Arapgir’in Köyleri

Eski Arapgir. Kaynak: Houshamadyan.org Buradan 100’e yakın eski Arapgir fotoğrafına ulaşabilirsiniz

Onar Köyü – Arapgir’de gezilecek yerler arasında, 1200’lü yıllardan kalma cemevini görebileceğiniz Onar Köyü var. Burası doğası kadar kültürel yönüyle de öne çıkan bir Alevi köyü.

Roma döneminden mağaralar ve harabeler, Oğuz Boyu’na ait mezar taşları ve kaya mezarlarına rastlayabiliyorsunuz. Hatta kaya mezarlarından birinin duvarlarında, kök boyayla yapılmış, Helenistik veya daha eski dönemlere ait olduğu düşünülen mağara resimleri hiç bozulmadan duruyor.

Ayrıca buraya gelmişken, Köhnü üzümünden şarap denemek de güzel bir fikir olabilir. Köylülere sorarsanız yönlendirirler. Konum için tıklayın.

Ormansırtı Köyü – Ormansırtı Köyü, Arapgir’in geleneksel köy mimarisini en iyi gözlemleyebileceğiniz yerlerden. Buradaki evlerin özelliği, giriş kapısının iki yanında küçük pencereleri olması ve sıva olarak “Çarpım” denilen soğan kabuğu ve ağaç reçinesi karışımının kullanılmış olması. Konum için tıklayın.

Eğnir Köyü – Eğnir Köyü ise kına gecelerinde ve düğünlerde geleneksel kıyafetlerini giyiyor olması ile ünlü. Köyden göçmüş ailelerin üçüncü nesil çocukları bile köye geldiklerinde geleneksel kıyafetleri üstlerine geçiriyorlar.  Konum için tıklayın.

Çiğnir Köyü – Çiğnir Köyü’nün özelliği ise, Osmanlı’dan bu yana isminin hiç değişmeden bugüne gelmiş olması. Ayrıca köyün tarihi bir ceviz ağacı da var. Konum için tıklayın.

Segemene Köyü – Hasan Dağı’nın eteklerine kurulu olan Segemene Köyü de köydeki imece ruhunu ve komşuluk ilişkilerini yaşatan bir yer.

Sugeçti Köyü – Kapadokya, Afyon kadar etkileyici olmasa da Sugeçti Köyü’ne bağlı bölgede de volkanik aktiviteye bağlı peribacaları oluşumları var. Peribacalarına ulaşım için, köprünün karşı tarafına geçip 6 kilometre kadar yürümeniz gerekiyor. Biraz yorucu bir patika ama sonunda ulaşacağınız manzara etkileyici. Konum için tıklayın.

Arapgir’de Ne Yenir


Öncelikle burada listelediklerimiz sadece bir yerelin evine konuk olduğunuzda bulabileceğiniz şeyler olmadığını müjdeleyerek başlayalım. Millet Hanı’nın içindeki restoranda hepsi mevcut. Bir tek gitmeden 1 gün önce ayarıp ayırtmakta fayda olduğunun altını çizelim.

Fotoğraf Kaynak: Arapgir Belediyesi

Tandır Kebabı – Arapgir’de ne yenir sorusunun cevabı ise tandır kebabı. Bu kebap, evlerder değil çarşı içinde yapılıyor. Bu geleneğin kökleri, ta Selçuklular dönemine kadar uzanıyor. Bölgede bu kebap için, “ yiyen şişman, yemeyen pişman” diye bir deyim bile var. Özelliği, etlerin tuzlanıp bir gün bekletilerek, meşe odunu ile ısıtılan tandırlarda, asılarak yaklaşık yedi saat kadar, yavaş ateşte pişirilmesi.

Akıtma Bıcığı – Krep hamuru ile yapılan, süt ve zeytinyağı karışımında pişirilen bir hamur işi. Fotoğrafın sağ alt köşesinde görünen. Ne yalan söyleyeyim ben bayılmadım ama gelmişkten denemek lazım.

Arapgir Sarması – Asma yaprağından ufak ufak sarılmış yöresel tarzda sarma

Reyhan Şurubu – Bölgenin reyhanı meşhur olunca tabi reyhan şurubunu da bi denemek lazım. Biraz vişne kompostasonu andıran bir tadı var.

Kızartma – Adı kızartma olmasına rağmen aslında fırında pişen kuzu eti.

Uluslararası Malatya Fotokamp

Arapgir’de bu sene Temmuz ayında 5. Uluslararası Malatya Fotokamp düzenleniyor. Arapgir için oldukça prestijli bir etkinliğe dönüşen bu fotokamp, Arapgir Belediyesi ve Malatya Fotoğraf ve Sinema Sanatı Derneği (MAFSAD) tarafından “Yırtık da Olsa Çadırınla Gel” sloganı ile 4 – 7 Temmuz 2019 tarihleri arasında Arapgir Kayaarası Kanyonu’nda yapılacak.

Arapgir’den Ne Alınır

Köhnü Üzümü

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, bölgenin yerel üzümü Köhnü üzümü. Üzümünden şarap ve pekmez yapılıyor, ilkbaharda ise üzüm bağlarındaki ilk asma yaprakları toplanıp haşlanıp tuzlanarak salamura yapılıyor. Böylece Arapgir’in lezzetli sarmaları için yaprak depolanmış oluyor.

Mor Reyhan

Ne alınır sorusunun cevabı ise mor reyhan. Arapgir’in mor reyhanı meşhur. Çayı, şerbeti yapılıyor. Yemeklere baharat olarak kullanılıyor. Geçtiğimiz yıl (2018) Arapgir, mor reyhan konusunda coğrafi işaret belgesini de kapmış. Mevsiminde buradaysanız, mor reyhan tarlalarına gidebilirsiniz. Yaz aylarında çıkıyor, toplanıp, kurutuluyor. Malatya’da salatalarda ve köftelerde bolca kullanılıyor.

Dut Ve Dut Pekmezi

Özellikle Eskişehir Vadisi, yaşlı dut ağaçları ile dolu bir yer. Bu nedenle de bölge ekonomisine katkısı büyük. Dut pekmezi de Arapgir’in yöresel lezzetlerinden. Hala geleneksel yöntemlerle yapılıyor.

Instagram’a Da Bekleriz!

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Biz Evde Yokuz (@bizevdeyokuz) on

4 YORUM

  1. ozdilus

    Arapgir.
    Gizli kalmış bir coğrafya.
    Son yıllarda adının bir çok insan tarafından bilinmesini sağlamış bir belediye başkanı
    ve o coğrafyayı hem instagramda hem de kendi sayfalarında paylaşmış olan siz güzel insanlar.
    Memleketim adına teşekkürler
    Selamlar

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Send this to a friend