DİYARBAKIR’DA GEZİLECEK YERLER

Merak ettiğimiz illerden birisiydi Diyarbakır. Gidince anladık, çok kadim bir şehirmiş. Türkiye’de pek bilinmeyen ama Göbeklitepe gibi dünya arkeoloji gündemini sallayan, çağının binlerce yıl ötesinde yaşayan Körtik Tepe burada. Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun surları Diyarbakır’da. Dünyanın ilk robotu da burada El-Cezeri tarafından yapılmış. Dünyada yerleşik hayata ilk geçelilen yerin de Diyarbakır’ın Ergani ilçesi olduğu yönünde de iddialar var.

Komşusu Şanlıurfa ile aralarındaki peygamberler şehri yarışını duymuşsunuzdur. Mekke ve Medine’den sonra en çok peygamber ve sahabe mezarı Diyarbakır’daymış ve buradaki Ulu Cami de 5. Harem-i Şerif’miş. Yani Kabe’ye birşey olması halinde islam dünyasının merkezi olması planlanan 4. sıradaki yer demek.

Bu yazımızda Diyarbakır’da gezilecek yerleri toparladık.

Kaç gün ayırmalı?

Aslında bakarsanız Diyarbakır kendi dertleri ile uğraşmaktan turizm kasını pek geliştirememiş. 1 günde şehrin içinde görülecek çoğu yeri görüp bitirmek mümkün.

Eğer  doğu turundaysanız; 2 gün Gaziantep, 2 gün Şanlıurfa , 1 gün Diyarbakır, 2 gün Mardin şeklinde düşünebilirsiniz.

Diyarbakır güvenli mi?

Burada yerellerin çok tekrarladığı bir söz var; “Diyarbakır’a bir gelen ağlar, bir de Diyarbakır’dan giden”. Bir gün Bergama’da İzmirli bir öğretmen çiftle karşılaşmıştık. Zorunlu hizmete Diyarbakır çıkınca çok üzülmüşler. “Gözünüz aydın memlekete dönmüşsünüz” dedim. “Bir senedir İzmir’deyiz, tayinimizi geri Diyarbakır’a istedik. Oradaki dostluklarımızı burada bulamıyoruz” dedi. Özetle, haber manşetleri ve politika buradaki sivil hayatı yansıtmıyor.

Bununla birlikte Diyarbakır’ın kesinlikle hassas mahalleleri var. Bağlar ve tüm gezilecek tarihi yerlerin bulunduğu Suriçi’de bunlardan. Yani Diyarbakır’a gidiyorsanız yolunuz illa ki Suriçi’ne düşecek. Buralarda temkinli olmakta fayda var. Örnek vermek gerekirse, ben boş bir sokağın fotoğrafını çekiyordum. Gaipten gelen bir ses beni azarlamaya başladı. Bakındım bakındım bulamadım sesin sahibini. Meğer evin damındaymış. Onu çekmiyor, boş bir sokak çekiyor olmama rağmen bana dayılandı epey. Demek istediğim; hayat normal akışına dönse de bazı insanlar gergin olabiliyor. Sınırlanızı bilmenizde fayda var. Hava karardıktan sonra Suriçi’nde bulmayın.

Ulu Cami ve etrafında hayat normalleşmiş. Ahmet Arif, Cahit Sıtkı, ve Cemil Paşa konakları rahatlıkla gezebilirsiniz. Onları geçip, İskenderpaşa ve Ziya Gökalp konaklarına doğru Suriçi’nin derinlene girdikçe bakışları üzerinize çekmeye de başlıyorsunuz. Suriçi’nin diğer yakasında, yani yolun Hasan Paşa ve Sülüklü hanlarının bulunduğu tarafında olumsuz bir durum yaşamadık.

Diyarbakır’da Gezilecek Yerler Haritası

Pembe daire Diyarbakır’ın merkezi ifade ediyor ve buradaki Suriçi bölgesi şehrin turistik merkezi. Gezilip görülecek yerlerin çoğu burada yer alıyor. Yaya olarak hepsini gezebilirsiniz. 1 günde rahat rahat biter. Ongözlü Köprü Suriçi’nden araba ile sadece 8-10 dakika. UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’nde olan Hevsel Bahçeleri de Suriçi’nin tam karşısında. Yani isterseniz onlarıda aynı gün görmek mümkün. Suriçi’ni aşağıda daha detaylı anlattık ve ayrı olarak haritalandırdık.

Mor halka ise Malabadi Köprüsü’nün olduğu Silvan. Suriçi’nden arabayla 1 saat sürüyor.

Yeşil halka ise Eğil. Suriçi’nden araçla 50 dakika.

Diyarbakır’da Konaklama

Novotel Diyarbakır


Otel şehrin yeni tarafında ve Forum AVM’in yanında. Kapalı havuzu, spa’sı, restoranı, her gün ücretli açık büfe kahvaltısı, ek ücrete tabi havalimanı transferi bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Ücretsiz otoparkı ve WiFi internet hizmeti var. Sadakat programı All’dan puan toplayıp grubun diğer otellerinde ücretsiz konaklamak veya puanları THY miline çevirmek mümkün. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın.

Diyarbakır Suriçi Bölgesi’nde Gezilecek Yerler

Haritayı Google Maps‘te açmak için tıklayın.

[column size=one_half position=first ]1. Diyarbakır Kalesi
2. Diyarbakır Arkeoloji Müzesi
3. Diyarbakır Kültür Evi
4. Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi
5. Ahmet Arif Edebiyat Müzesi
6. Ulu Cami[/column][column size=one_half position=last]7. Tarihi Hasan Paşa Hanı
8. Ziya Gökalp Müzesi
9. Sülüklü Han ve Şeyh Mutahhar Cami
10. Surp Giragos Ermeni Kilisesi
11. Meryem Ana Kilisesi
12. Cemil Paşa Konağı
13. Keçi Burcu[/column]

Suriçi, Diyarbakır’daki favorimiz. Suriçi bölgesi, Diyarbakır’ın asıl yerleşim yeri. 19. yüzyıla kadar, Diyarbakır merkezdeki yerleşim, bu şehir surları dışına hiç çıkmamış. O nedenle de Suriçi denilen bölge, kendi içinde mimari özelliklere sahip, kompakt bir yerleşim yeri olarak kalmış.Bu bölgedeki en enteresan özellik de surların günlük hayatın bir parçası olması! Mesela insanların, akşam yürüyüşüne surlara çıktıklarını biz de buraya geldiğimizde öğrendik.

Burada çoğu ya müze ya da mekan olarak işletilen güzel tarihi taş konaklar, müzeler, kilise ve kafeler var. Hepsinin en önemli özelliği, yapımlarında kullanılan bazalt taşı. Bazalt taşı magmanın soğuyup katılaşması ile oluşuyor. Bu nedenle de koyu bir rengi var. Suriçi’nin dar sokaklarına yayılmış, revaklı, eyvanlı, havuzlu ve su kuyulu avluları, yazlık ve kışlık gibi bölümleri olan bu evlerin hepsi kendi içinde ayrı birer dünya. Hepsi, Diyarbakır’ın kültürü, coğrafi koşulları, insanların gümlük yaşam pratikleri ile şekillenmiş yapılar. Suriçi’ndeki bazı güzel yapıları aşağıda ayrıca anlattık. Konum için tıklayın.

Anadolu’nun en eski camisi Diyarbakır Ulu Cami


Diyarbakır Ulu Cami, Anadolu’nun en eski camisi olarak biliniyor. 639 yılında, Diyarbakır’a egemen olan müslüman Araplar tarafından, Ermenilerden kalan Martoma Kilisesi’nin camiye çevrilmesiyle oluşturulmuş. Cami, 1091’de ilk olarak Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın isteği üzerine, sonrasında da değişik dönemlerde birçok kez onarım görmüş. 1115 yılındaki yangın ve deprem sonrası sütunlarındaki bezemeli taşların hepsi yıkılmış.

Ulu Cami aynı zamanda, sırasıyla Kabe, Ravza-i Mutahhara, Mescid-i Aksa, Suriye Şam Emevi Cami’den sonra İslam’ın 5. Harem-i Şerifi olarak kabul ediliyor. Bu arada Yahudi inancına göre Kudüs’ten sonraki en kutsal şehirlerden Kalne de burada.

Caminin bir diğer özelliği de sibernetiğin babası olarak kabul edilen ünlü bilgin El Cezeri’nin yaptığı güneş saatinin burada bulunuyor olması. Caminin minaresi de Anadolu’da eşine çok ender rastlanan kare planlı minare. Kiliseden devşirilerek yapıldığını işte buradan kolaylıkla anlayabilirsiniz. Konum için tıklayın.

Bir kahvaltı klasiği: Hasan Paşa Hanı

Diyarbakır’da turist olmanın olmazsa olmazı, Hasan Paşa Hanı’nda güne kahve ile başlamak. Hasan Paşa Hanı, Osmanlı dönemi valilerinden Vezirzade Hasan Paşa tarafından 1573 yılında yaptırılmış, iki katlı, avlulu bir han. Ortasında sütunlu ve üstü kubbeli bir şadırvanı da olan han, bugün Diyarbakır’ın en turistik kahve molası noktalarından. İçindeki bölümlerin bazıları restoran, kahvaltıcı, kitapçı ve cafe olarak kullanılıyor. Kesinlikle bir kahve molasını burada vermeniz lazım. Kahvaltıya gelirseniz de masaya dirsek koymaya yer kalmayacak kadar çok çeşit geldiğini söyleyebiliriz. Bazıları güzel, bazıları eh. Kavurmalı yumurta da sofranın kralı, çünkü Diyarbakırlılara göre “etsiz öğün ayıp!” Unutmadan, Kabe’nin ilk ipek örtüsü de burada dokunmış. Konum için tıklayın.

Diyarbakır Kültür Evi

Burası da avlusunda oturup halka karışabileceğiniz bir başka Suriçi konağı. Şimdilerde Diyarbakır Kültür Turizm ve Musiki Derneği’nin evi, dernek faaliyetlerinin yapıldığı, şiir dinletilerinin, canlı Diyarbakır müziklerinin ve Diyarbakır mutfağından lezzetlerin sunulduğu yer. Pazartesi pazartesi gün ortasında çalıp söyleyen tayfa ile full çektiğini görünce epey şaşırdık.  Konum için tıklayın.

Ahmet Arif Müze ve Sanat Evi

Diyarbakır’dan çıkmış en ünlü şairlerinden Ahmed Arif’in anısına adanmış 120 yıllık bir Diyarbakır konağı aman Ahmet Arif Müzei Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamulaştırılıp, restore edilerek 2011’de hizmete girmiş. Müze evde, Şair Ahmed Arif’in gözlüğü ve daktilosu gibi kişisel eşyaları, el yazısıyla yazdığı şiirleri ve bu bölgede yetişmiş birçok şairin fotoğrafları sergileniyor. Müzenin kütüphanesinde ise çok sayıda tarih ve edebiyat kitabı bulunuyor. Giriş ücretsiz. Konum için tıklayın.

Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Müzesi

“Yaş otuz beş! yolun yarısı eder” diyen ancak 46 yaşında kaybettiğimiz Diyarbakırlı şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı’nın müze evi de Ahmet Arif Müze ve Sanat Evi’ne komşu. Müze, 2 Ekim 1910 doğumlu şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğup büyüdüğü, çocukluk yıllarını geçirdiği evin şaire adanmış bir müzeye dönüştürülmesi ile oluşturulmuş. 1733 yılında inşa edilmiş ev, Diyarbakır’ın geleneksel sivil mimarisinin tüm özelliklerini taşıyor. 1973 yılında Kültür Bakanlığınca Tarancı ailesinden alınarak kamulaştırılan ev, 1974 yılında restore edilerek Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Müzesi olarak ziyarete açılmış. Pazartesi günleri kapalı. Giriş ücretsiz. Konum için tıklayın.

Cemil Paşa Konağı Kent Müzesi

Burası da Suriçi’nde bulunan, Diyarbakır’ın en güzel sivil mimari örneklerinden biri olan konaklardan. Zaten bu konak, Diyarbakır’daki en görkemli ve en büyük konak yapısı. Osmanlı valisi Ahmet Cemil Paşa tarafından 1888-1902 yılları arasında yaptırılmış olan konak, diğer Diyarbakır konaklarında olduğu gibi kesme bazalt taşından, geniş avlulu ve havuzlu bahçesi, yazlık-kışlık olarak tasarlanmış. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından Kent Müzesi’ne dönüştürülen konakta Diyarbakır kültürüne ait birçok ögeyi bulabilirsiniz. Konum için tıklayın.

Ziya Gökalp Müzesi

Bu Diyarbakır evi de sosyolog, yazar Ziya Gökalp’ın 1876 yılında doğduğu ev. 1806 yılında bazalt taştan iki katlı olarak inşa edilmiş olan ev 1956 yılında müzeye dönüştürülmüş. Müzede Ziya Gökalp’e ait eşyalar, kütüphanesindeki kitaplar, belgeler, fotoğraflar ve başka etnografik eserler bulunuyor. Müze ev, Ekim 2014’te yaşanan eylemlerde ciddi zarar görmüş ama sonrasında restore edilerek yeniden ziyarete açılmış. Müze, yazın 19.00’a kışın 17.00’ye kadar açık. Giriş ücreti 10 TL fakat Müzekart geçiyor. Konum için tıklayın.

İskenderpaşa Konağı

1551 yılında Diyarbakır Valisi olan ve 14 sene Diyarbakır valiliğini yapan İskender Paşa tarafından konut olarak yaptırılan ev çay bahçesi/ serpe kahvaltıcı olarak işletiliyor. Konağın bahçesinde en az 400 yıllık çınar ağaçları var. Bana sorarsanız atlayabileceğiniz bir durak.  Konum için tıklayın.

Sülüklü Han

Tarihi Suriçi’nde, otantik bir ortamda kahvenizi veya Süryani şarabı içebileceğiniz bir yer de Sülüklü Han. 1683’te, Hanilioğlu Mahmut Çelebi ve kız kardeşi Atike Hatun tarafından yapılan Sülüklü Han, 2010 yılı itibariyle restore edilip yeniden halka açılmış. İsmini nereden alıyor derseniz, zamanında halen daha burada bulunan kuyudan sülük çıkarılıyor ve alternatif tıpta kullanılıyormuş. Konum için tıklayın.

İçkale

Diyarbakır’ın ilk yerleşim alanı ve yönetim merkezi olan İçkale, tüm şehirde en keyif aldığımız yer oldu. 20 burç ve 4 kapının yer aldığı İçkale içinde kalan tarihi yapılar, 2005’de, Kültür ve Turizm Bakanlığınca restore edilerek yeniden işlevselleştirilmiş. Bugün buradaki tarihi binalar, Arkeoloji Müzesi, Taş Eserler Müzesi, müze kafeteryası, valiliğe ait bir bina ve Saint George Kilisesi’nden oluşuyor. Kaleiçi’ne giriş ücretli ve saat 17’de kapanıyor ama içindeki kafeye ücretsiz ve daha geç vakitlere kadar gireiliyorsunuz.

– Diyarbakır Arkeoloji Müzesi

İlk olarak 1934’de Ulu Cami yakınındaki Zinciriye Medresesi’nde açılmış olan arkeoloji müzesi, 1985 yılında bugünkü binasına taşınmış ve 1993 yılında halkın hizmetine sunulmuş. Müze, bölgede gerçekleştirilen kazılardan çıkan Prehistorik Çağ, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirlerine ait bir eser koleksiyonuna sahip. Ayrıca son zamanlarda Körtik Tepe’den çıkan buluntular da burada sergileniyor. Körtik Tepe de tıpkı Göbeklitepe gibi, Anadolu’da insanlığın tarımsal üretimden önce de yerleşik hayata geçmiş olduğunu kanıtlayan yeni keşfedilmiş yerlerden.

Bu bölgede yapılan kazılarda, 12500 yıl öncesine ait, dokuma yapımında kullanılan kemik iğne, dokuma örnekleri bulunmuş. Bu da burada yaşayan topluluğun, hem avcı toplayıcı hem de yerleşik düzene sahip olduğunu gösteriyor. Burada yaşayan insanlar, barınma sorununu çözmüş, dinsel inanış biçimlerini kurumsallaştırmış hatta taş kapların üzerine yaptıkları bezemeler ile estetik kaygı gözetmeye başlamışlar bile.

– Saint George Kilisesi

Ayrıca müzenin yakınlarına bir de Saint George Kilisesi var. Burası da bir nevi açık hava sanat galerisi işlevi görüyor. Kubbesi çökmüş ama hala çok görkemli. Oraya da uğramayı unutmayın. Müze, 17.00’ye kadar açık, Müzekart geçiyor. Ücret: 10 TL. Konum için tıklayın.

Şeyh Mutahhar Cami ve Dört Ayaklı Minare

1500’de Akkoyunlu Kasım Bey tarafından, sıra sıra siyah ve beyaz taşlardan yaptırılan Şeyh Mutahhar Cami’nin en önemli özelliği, dört sütun üzerinde inşa edilmiş minaresi olması. Bu minare, Anadolu’daki tek dört ayaklı minare örneği. Rivayete göre bu dört ayağın altından yedi kez geçenin dileği kabul oluyormuş. Denemesi bedava! Konum için tıklayın.

Surp Giragos Ermeni Kilisesi

Ortadoğu’daki en büyük Ermeni kilisesi olarak bilinen, beş nefli, beş apsisli Surp Giragos Ermeni Kilisesi, kitabesinden de anlaşılacağı üzere 1515-1518 yılları arasında inşa edilmiş bir Ermeni Kilisesi. 1880 yılında tamamen yandığı için 1883’te aynı yerde yeniden inşa edilmiş. Kilise, kilise vakfı ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından 2011 yılında restore edilerek yeniden ibadete açılmış ancak, 2015-2016 yıllarında bölgede yaşanan olaylar sırasında büyük hasar görmüş. 2019 itibari ile Türkiye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yeniden bir onarım sürecine giren kilisede şu an halen daha çalışmalar sürüyor. Onarımın, 2020 yılının sonunda tamamlanması bekleniyormuş. Konum için tıklayın.

Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi

Burası da Diyarbakır’daki 20 kişilik Süryani cemiyetinin tarihi kilisesi. 3. yüzyıldan kalma, zaman içinde birçok kez onarım görmüş olan kilisenin, Bizans döneminden kalma Mihrabı, Geç Roma dönemine tarihlenen kapısı, içinde ise tarihi ikonaları ve özel ahşap işçiliği bölümleri bulunuyor. Aradan geçen zamana karşın halen daha ibadete açık. Konum için tıklayın.

Diyarbakır Kalesi


Diyarbakır Kalesi, Diyarbakır’ın, İç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşan, Dağ Kapı, Urfa Kapı, Mardin Kapı ve Yeni Kapı olmak üzere dört ana girişi olan yaklaşık dokuz bin yıllık surlara sahip tarihi kalesi. Bu surların, Çin Seddi’nin ardından dünyadaki en uzun ve geniş savunma duvarı olduğu söyleniyor. 2015’te Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı ile birlikte UNESCO Dünya Mirası olarak tescil edilen kalenin özellikle Keçi Burcu, popüler bir manzara noktası. Konum için tıklayın.

Bonus: Güvercin Otelleri

Diyarbakır’da Türkiye’nin ilk güvercin otelinin olduğunu biliyor muydunuz? Biz de bilmiyorduk yeni öğrendik. Diyarbakır’da güvercin beslemek tıpkı İstanbul’da muhabbet kuşu beslemek gibi yaygın bir durummuş. Zamanında evlerin çatısı müsaitken, herkes güvercin beslermiş. Hatta kuşbazlık diye bir meslek bile varmış. Fakat yaşanan göçlerle ve kentsel dönüşümle güvercinleri beslemeye uygun yapıların ortadan kalkması ile evlerde güvercin beslemek giderek zor bir hal almaya başlamış. Güvercinlerin de yaşam alanı kısıtlanmış. Akıllı bir girişmci de çareyi güvercin oteli açıp işletmekte bulmuş. Önce bir olan otel sayısı zamanla 3’e çıkmış. 25 odalı bir güvercin otelinde yüzlerce güvercin barınıyor. Güvercin meraklıları kuşlarını otele bırakıyor. Burada onların beslenme ve barınma ihtiyaçları karşılanıyor. Kendileri de geldiklerinde kuşlarını sevip binanın çatısında uçurabiliyorlar. Bu oteller Bağlar İlçesi’ndeki Fatih Caddesi’nde bulunuyor.

Diyarbakır Suriçi Çevresinde Gezilecek Yerler

On Gözlü Köprü

Silvan Köprüsü veya Mervani Köprüsü olarak bilinen On Gözlü Köprü, Dicle’nin iki yakasını birbirine bağlıyor. Mervaniler devrinde Diyarbakır hükümdarı Nizamüddevle Nasr tarafından yaptırılmış olan köprü, 1065 yılına tarihlendiriliyor. 178 metre uzunlukta, 5.6 metre genişlikte olan köprü, kesme bazalt taştan 10 gözlü olarak inşa edilmiş. Konum için tıklayın.

Hevsel Bahçeleri

Yemyeşil bir cennet bahçesine benzeyen Hevsel, surlar ve Dicle arasında kocaman bir alan. O kadar biyoçeşitlilik anlamında zengin ve tarihi bir ekim bölgesi ki nice türküye konu olmuş ve UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmiş. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük kuş cenneti olan Hevsel Bahçeleri’nde, 180’den fazla kuş türü,  susamuru, tilki, sansar, sincap ve kirpi gibi birçok memeli yaşıyor. Göçmen kuşlar tarafından bir istasyon, dinlenme, barınma ve de bir korunma alanı olan Hevsel, Türkiye’de nadir bulunan yaz atmacalarına da ev sahipliği yapıyor. Konum için tıklayın.

Diyarbakır’a Hazır Gelmişken

Malabadi Köprüsü

İşte meşhur türküsü ile tanıdığımız, Diyarbakır merkeze, 96 kilometre, 1 saat 15 dakika mesafedeki Diyarbakır’ın bir ilçesi Silvan’da bulunan Malabadi Köprüsü. Kitabesine göre 1147 tarihinde Timurtaş b. İlgazi b. Artuk tarafından inşa edildiği biliniyor. Köprü, 12’nci yüzyıl Selçuklu Dönemi’na ait anıtsal mühendislik-mimarlık başyapıtlarından biri olarak görülüyor. Neden mi? Çünkü bu köprü, 40.86 metre açıklığındaki sivri ana kemeri ile dünyanın günümüze ulaşan en büyük kemer açıklığına sahip taş kemer köprüsü. Köprünün iki ucunda, döneminin oteli niteliğindeki barınma yerler, tuvalet, köprünün üstünde de insan, güneş ve arslan figürlü kabartmalar bulunuyor. Diyarbakır’da biraz daha vaktiniz, altınızda da arabanız varsa gidip görün diyeceğimiz yerlerden. Konum için tıklayın.

Eğil

Diyarbakır’ın, merkeze 47 kilometre, 1 saat mesafedekli Eğil ilçesi de Kralkızı Baraj Gölü’nde tekne turu ve su sporları imkanları ile özellikle yaz ayları için aklınızda bulunsun diyeceğimiz bir yer. Baraj gölü kıyısındaki çardaklar, restoranlar, kır kahveleri yazın dolup taşıyor. Burası aynı zamanda, Kur’an dahil diğer dini kitaplarda geçen toplam 9 peygamberin mezarının bulunduğuna inanılan bir inanç merkezi. Aynı zamanda da tekne turları sırasında göreceğiniz kral mezarlarından da anlaşılacağı üzere zamanının krallar şehri. Konum için tıklayın.

Mardin

Hazır Diyarbakır’a gelmişken, günübirlik de olsa, eşsiz bir tarihe ve mimariye sahip komşusu, Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesindeki alanlarından Mardin’e de geçebilirsiniz. Çünkü Diyarbakır Kalesi’nden Mardin Kalesi’ne olan mesafe 94 kilometre, 1 saat 25 dakika. Konum için tıklayın.

Diyarbakır Kültür ve Karpuz Festivali

Bildiğiniz üzere Diyarbakır’ın karpuzu meşhur. Her sene bu lezzettin tanıtılması ve üreticisinin desteklenmesi için Eylül ayında Diyarbakır Kültür Ve Karpuz Festivali düzenleniyor. Festivalde, karpuz ses yarışması, karpuza en çok yakışan çocuk yarışması, karpuz yeme yarışması, kültür ve karpuz festivali koşusu gibi etkinlikler yapılıyor.

Diyarbakır’da Yeme-İçme

Diyarbakır’da ne yenir nerede yenir gibi soruların cevaplarını ayrı bir makalede yazdık: Diyarbakır’da Ne Yenir Nerede Yenir

Diyarbakır’a Ulaşım

Diyarbakır’a ulaşmak için her gün İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerden karşılıklı uçak seferleri var. Ayrıca ülkenin her yerinden otobüs firmalarının her gün kalkışlı otobüs seferleri var. Otobüsler zaten şehrin ana garına varıyor ama eğer uçakla gelmeyi tercih ederseniz de işiniz çok kolay. Çünkü Diyarbakır Havalimanı şehre çok yakın. Şehir merkezi ile havalimanı arasında sadece 10 kilometre var. Havalimanından şehir merkezine geçmek için havalimanında araba kiralayabilir, taksi veya saat başı kalkan belediye otobüslerini kullanabilirsiniz.