Öncelikle bu yazı ile ilgili anlayışınızı ve şefkatinizi rica ediyorum, hem yazar olarak bana, hem de Hindistan’a karşı.

Bu yazıyı yazmak ipte yürümek gibi zor, düşmememiz ise imkansız… Hindistan’ın durumunu olduğu gibi, sansürlemeden, yumuşatmadan aktarmak bizim sizlere karşı yükümlülüğümüz. “Hindistan pis mi” gibi sorulara açık yüreklilikle cevap vermek zorundayız. Öte yandan, “Hindistan pis” cevabının kulağa yargılayıcı geldiğinin farkındayız. Yazı boyunca bunun gibi birçok hassas konuyu tartışacağız ve olumsuz durumları tasvir etmek için olumsuz kelime seçimleri de olacak. Amacımız ne yermek, ne de yüceltmek, sadece Hindistan yolcularını onları bekleyenlere hazırlamak. Burada artık senelerdir bizi tanıyan okuyucularımız olarak amacımızın kimseyi yargılamak ya da ötekileştirmek olmadığına güvenmek de size düşüyor.

Hindistan’ı anlatmak aşırı zor çünkü hem sahip olduğu çeşitlilik, hem de barındırdığı tezatlar sebebiyle genelleme yapmak neredeyse imkansız. Bir yandan bir teknolojide çok hızlı ilerlerken, diğer yandan dünyanın en yoksul nüfuslarından birine sahip. Gel de şimdi aynı kefede tart. O yüzden burada anlattıklarımız yer yer değişiklik gösterebilir. Hindistan koskoca bir kıta büyüklüğünde ve her eyalet ayrı bir ülke gibi. Bir bölgede geçerli olan diğerinde geçerli olmayabilir.

Hindistan’a Gidilir Mi?


Elbette! En farklı yolculuklarımızdan biriydi. Ama tabi şunu da netleştirmek lazım; “tatilciler”e göre değil, gezginlere göre bir yer.

Hindistan’da 3 hafta geçirdik. Birçok insanın ayırabildiği süreye göre uzun ama Hindistan’ı görebilmek için çok kısa bir zaman. Bizim için çok güzel ve özel bir deneyimdi Hindistan seyahatimiz. Zaman zaman çok darlandık ama şimdi geriye bakıp, “Vay be, ne unutulmaz bir yolculuktu!” diyoruz. Çünkü Hindistan içindeyken eksilerini, dönünce de artılarını görüp, sindirmenizin birkaç evrede gerçekleştiği enteresan bir yer.

Yazının amacı Hindistan’a gidecekleri olumsuzluklarla hazırlamak olduğu için doğal olarak olumsuzluklara çokça yer verdik. Sakın ama sakın bu aklınızda “buraya gidilmez” gibi bir imaj uyanmasın. Olumsuzluklar olsa da, genel Hindistan tecrübemizin yanında önemsiz kalıyor. En azından bizim için öyle oldu. Yorabilen ama çok ödüllendirici bir tecrübe.

Ülkenin güzelliklerini, gezilecek yerlerini, yapılacak şeyleri zaten diğer yazılarımızda bulabilirsiniz. Onları okumadan, salt bu yazı ile gidip gitmemeye karar vermeyin. Hindistan tek seferlik bir ülke değil kesinlikle. 😉

O zaman eğrisiyle doğrusu ile Hindistan’ı anlatmaya başlayalım…

Hindistan’daki Can Simidiniz: “Hindistan Gezi Rehberi”

Eğer Hindistan’a gidecekseniz ve şunlar gibi sorulara cevap arıyorsanız:
– Kritik sağlık ve güvenlik uyarıları
– Ne kadara mal olur?
– Ne zaman gitmeli ve nereleri görmeli?
– Hindistan vizesi nasıl alınır?
– Hindistan’da nelere dikkat etmelisiniz?
– Gitmeden ne gibi hazırlıklar yapmalısınız?
– Yanınızda ne götürmeniz lazım?

O zaman okumanız gereken yazı Hindistan Gezi Rehberi. Lütfen kendi iyiliğiniz için bu yazıyı okumadan gezinizi planlamayın.

Genel Bakış

Hindistan’ın yüz ölçümü: 3.287 milyon km² (aşağı yukarı Türkiye’nin 4-5 katı), 7. en büyük ülke
Hindistan’ın Nüfusu: 1.3 milyar (2016 Dünya Bankası verileri). Dünyanın en kalabalık 2. ülkesi, 2030’da Çin’den 1.liği alması bekleniyor.
Başkenti: Delhi
Diğer önemli şehirlerden bazıları: Mumbai (Bombay), Bangalore, Haydarabad, Varanasi, Goa, Jaipur vs…
Para Birimi: Rupee (Rupi)

Dünya Üzerindeki En Farklı Yer Hindistan


Hindistan dünya üzerinizde görülebilecek en renkli, en farklı yer olabilir. 3 tarafını saran deniz, ve yukarıdaki Himalayalar’ın oluşturduğu fiziksel bariyer ülkenin kültürünü bin yıllarca dış etkilerden korumuş ve bugüne kadar pek değişmeden gelmesini sağlamış. Bugün hala elleriyle yemek yiyor, geleneksel sarileri giyiyor, sarık takıyorlar, ve eski zamanlardan kalan alışkanlıklarına göre yaşıyorlar. Bunun eğitim seviyesi ya da sosyo-ekonomik sınıf ile bir alakası yok, atom bombasını yapan, uzaya uydu gönderen Hintli mühendisler, Bollywood ünlüleri, hatta prens ve prensesler için de durum aynen geçerli.

Çılgın Çeşitlilik

Sadece bu zamana direniş yönüyle bile dünya üzerindeki tüm ülkelerden çok daha ilginç bir yer ama daha da etkileyici olan bir şey varsa o da içinde barındırdığı binlerce kültürü değişmeden günümüze taşıması. Kültürel çeşitlilik konusunda Hindistan ile yarışabilecek ülke muhtemelen yok. O kadar dev bir ülke ki coğrafyadan coğrafyaya, fiziksel görüntü, kültür, dil, mutfak her şey değişiyor. Bu da buraya gelenlere bir ülke içinde yüzlerce kültür deneyimleme şansı sunuyor.

Yani bir bayrak altında birleşmiş ama her biri bir ülke olabilecek kadar birbirinden farklı birçok toplumdan bahsediyoruz. Zaten ülke içinde 565 prenslikten bulunuyor. 1947’de İngilizlerden özgürlüklerini alana kadar prensler ülkeyi yönetmeye devam etmiş, bugün ise sembolik kurumlar olarak bulunuyorlar.

Karın 365 gün eksik olmadığı Himalaya tepelerinden, kupkuru Rajastan çöllerine, içinden kuş uçamayacak yoğunluktaki tropik ormanlara yer yüzündeki tüm coğrafya çeşitlerine ev sahipliği yapıyor. Bu coğrafyalara göre insanları tipleri, giyimleri, dilleri ve yaşam tarzları çok değişiyor.

Ayrıca tarih boyunca bu topraklardan geçen farklı topluluklar da hem genlerinin, hem de kültürlerinin izlerini bırakmışlar. Bazı uzmanlara göre Hindistan’da karışan halklardan bazıları:  Türk (Babürler), Hint, Afrikan, İran & Sri Lanka, Moğol…

Bütün bunların üzerine bir de 250 yıl süren İngiliz hükmü var… Artık nasıl bir karışımdan bahsediyoruz siz hayal edin.

hindistan meşhur spagetti elektirik telleri – Flickr / Biswajit Das

Büyük Soru: Hindistan Pis Mi?

Hindistan nasıl bir yer merak edenlerin aklındaki en büyük soru genelde bu oluyor. Hemen hemen tüm Hindistan yazıları şehrin ortasında gezen inekler ve arkalarından bıraktığı tezeklerden, sokaklardaki insan idrar ve dışkılarından, şehirdeki pis kokudan, her yerin çöp olduğundan bahsediyor. Evet, bunların hepsi gerçekten de var ama her yerde, her şehirde durum böyle değil. Bazı şehirlerdeki kokunun abartıldığını düşünüyorum ama Hintlilerin hijyen anlayışının kesinlikle bizimkine uzak olduğu bir gerçek. Bakın şunların hepsini gördük:

– Mumbai’de otellerin havlu ve çarşaflarını yıkayan çamaşırhaneye şahsi kirlilerimizi yıkasınlar diye götürdük. Sokağın duvarlarının üzerine atılarak ve ipe asılarak kurutulan havlular kuruyunca ipten yere (sokağa) atılıyordu. Orada biriken dağ daha sonra toplanıp otele yollanıyordu.
Varanasi‘de bi sokak restoranının tezgahında fare geziniyordu.
– Hintlilerin yaygın olarak yemeklerde kullandığı paneer diye bir peynir var. Sokaklardaki dükkanlarda açıkta üretiliyor. Varanasi’de adamın peynir yaptığı kabı gelip sokaklarda boş gezen ineklerden biri yaladı. Sonra adam gördüğü halde peyniri yapmaya devam etti. 🙂
– Tuvalet ihtiyaçlarını ulu orta gidermekten çekinmeyen bir sürü insan gördük.

Ama dediğimiz gibi ülkenin her yeri başka, Kerala, Goa gibi bazı eyaletlerde bu problemleri büyük ölçüde çözmüşler. Mesela Kerala’daki Alleppey şehrinin belediyesi en temiz belediye seçilmiş tüm Hindistan’da. Yani nerede olduğunuza, hatta şehrin neresinde olduğunuza göre bu durum çok çok değişkenlik gösteriyor. Bu nedenle yukarıdaki durumları ülkenin hepsine genellemek çok çok yanlış olur. Hatta dediğimiz gibi şehirlerin bile farklı farklı bölgeleri olabiliyor. Bu nedenle şu şehir pis, bu eyalet temiz gibi genellemeler de çok yanlış.

Bazıları insanların sokaklara hunharca davrandığını ama evlerinin içlerinin temiz olduğunu, Hinduizm’in her gün insanları duş almaya teşvik ettiği için kişisel hijyene çok verdiği önem verdiklerini söylüyorlar. Yine de bir Türk annesini tatmin edebileceklerinden çok şüpheliyim. 😀

Hindistan Dünyada En Çok Dışarıda Dışkılayan Yer

Hindistan’da evlerin %50’sinden fazlasında tuvalet bulunmuyor. 638 milyon insan her gün dışarıda tuvaletini yapıyor. İstatistiklere göre cep telefonu ve televizyonu olan olan evlerin sayısı tuvaleti olanlara göre daha fazla. Bu sebeple Hindistan’ın bu probleminin ekonomik sebeplere değil, kültürel sebeplere bağlı olduğu düşünülüyor. Dünya Bankası’nın tahminlerine göre dışarıda tuvalet konusunun yarattığı sağlık sıkıntıları sebebiyle Hindistan her sene milli hasılasının %6’sını kaybediyormuş. Devlet son senelerde her eve tuvalet yaptırmak için seferberlik başlattı. Durum gün geçtikçe toparlanıyor. Mesela köylerde devlet desteğiyle evlere yapılmış tuvaletleri gördük.

Delhi’de 1 Gün Nefes Almak 50 Sigara İçmeye Bedel

Dünyada havası en zehirli 30 şehirden 14’ü Hindistan’da ve listenin en üst sıralarında yer alıyorlar. Delhi’de bir gün nefes almak 50 adet sigara içmeye eşitmiş. Hava kirliliği o kadar ciddi boyutlara varıyormuş ki görüş mesafesi çok düşüyor otoyollarda büyük kazalar oluyor, uçaklar iptal oluyormuş. Okuduğum bazı kaynaklar hava kirliğini eski tarım metodları kullanılmasına bağlamış. Yakılarak temizlenen tarlalardan gelen dumanlar şehirlerdeki egzoz ile birleşip çöküyormuş. Green Peace raporuna göre Hindistan’da her sene 1.2 milyon insan hava kirliliğinin sebep olduğu hastalıklardan ölüyormuş.

Temizlik konusunun problemli olduğu tartışma götürmez bir konu, onu buraya bir park edelim. Ama belki de Hindistan gezisinden dönenlerin adeta bir savaş kahramanıymışçasına ballandıra ballandıra anlatmasından sebep, durum bizim kendimizi hazırladığımız kadar dramatik değildi. Varanasi hariç.

Hindistan çok sulak bir ülke ama temiz suya erişim de Hindistan’da çok çok ciddi bir problem. Dünyanın en kirli nehirleri Hindistan’da akıyor. Kutsal sayılan Ganj da liste başındaki ırmaklardan.

Yukarıdaki durumlar nedeniyle bizce Hindistan seyahati yapmamak çok çok büyük bir kayıp olur. Hindistan müthiş kültürel zenginliğe sahip, harika deneyimler vadeden, tarihi çok çok geçmişe dayanan bir ülke. Buraya seyahat etmek başlı başına bir deneyim. Siz eğer olumsuluklara odaklanırsanız başka bir seyahat geçirirsiniz ama bizce yukarıdaki durumlar zaman zaman yorucu olsa da bu ülkenin vadettiği deneyimin yanında önemsiz kalıyor. Özellikle bunu orada değil döndüğünüzde farkediyorsunuz. Oradayken tekrar gelmeyiz herhalde diyorduk ama şu anda cevabımız kesinlikle bir kaç kere daha Hindistan’a gideriz.

Daha Büyük Soru: Peki Neden Temizlemiyorlar?

Organikten Plastiğe Geçiş – Bazıları Hindistan’daki temizlik problemini köy hayatında her şeyin organik olduğu zamanlarda insanların ellerindekini doğaya atma alışkanlığına bağlıyor. Mesela tabak yerine muz yaprağı kullanılıyordu, işleri bitince tabak ve artıklar hayvanlara atılıyordu. O da zaten eriyip gidiyordu ama ne zaman plastik çıktı ipin ucu kaçtı deniliyor. Tabi herkesin yorumu kendine ama ben bunun tek başına yeterli bir açıklama olduğuna ikna olmadım. Ne de olsa bütün dünya organikten plastiğe geçti ama Hindistan’daki gibi bir çöp problemini yaşanmadı.

Kast Sisteminin Etkisi -Bir başka teori bunu kast sistemine bağlıyor. Kast sistemi insanları çok katı sınıflara ayırıyor, az sonra daha detaylıca anlatacağız. Bu sınıf ayrımı o kadar gaddar ki yüksek kasttan birisi “dokunulmazlar” sınıfından birinin gölgesinin dokunması bile bir utanç ve kirlenme olarak görülüyor. Bu katı ayrımlar nedeniyle insanların aynı alanları paylaşması bile mümkün değil. Teoriye göre işte bu yüzden herkes kendi dünyasına çekilmiş ve kamusal alanlar halk tarafından sahiplenilmemiş.

Temizlemenin Guru Kırıcı Birşey Olarak Görülmesi – Son olarak diğer bir faktör de temizleme işlemenin sadece dokunulmazlara layık pis ve gurur lekeleyici bir iş olarak görülmesi. 1901’de Mahatma Gandhi parlementerlere sınıf ayrımı yapmanın insanlık dışı olduğunu herkesin tuvaletlerini kendisinin temizlemesi gerektiğini söylediğinde kimse kabul etmemişti ve üst kasttan gelen Gandhi tabuları yıkmak için halkın gözü önünde kendi tuvaletini temizlemişti.

Devletin Büyük Çabası – Devlet ise son senelerde hijyen konusunu çözmek için şimdiye kadar göstermediği eforu gösteriyor ama alt yapıyı geliştirmenin tek başına yeterli olmayacağı, bir kültürel devrim yapmaları gerektiği de gerçek.

Kast Sistemi Ne Kadar Hayatı Yönetiyor

Mumbai’de sokakta yaşan çocuklar

3000 yıldır süre gelen kast sistemi Hinduizm’in bir ürünü. Hinduizm’i ile tanışmıyorsanız, Hinduizm Nedir yazımızda hızlıca anlattık.

Kast sisteminde göre Hindular meslek ve görevlerine 4 ana sınıfa ayrılıyor:
En üst grup “Brahminler” – Din adamları ve doktorlar, avukatlar gibi “akil insanlar” bu grubu oluşturuyor. İnanca göre Brahminler yaratılış tanrısı Brahma’nın kafasından yaratılmışlar.
2. grup “Kshatriya”lar – Savaşçılar, krallar, yöneticiler bu grubu oluşturuyor. Bunlar da Brahminleri korumaları için Brahma’nın kollarından yaratılmışlar.
3. grup “Vaishya”lar – Tüccarlar, esnaflar… Bu grubun işi de diğerlerini taşımak, ayakta tutmak ve Brahma’nın bacaklarından geliyorlar.
4. grup “Shudra”lar –  Çiftçiler, zanaatkarlar gibi bedensel işlerle uğraşanlar bu sınıfta yer alıyor ve Brahma’nın ayaklarından yaratılmışlar.

Bir de kast sisteminde bir sınıf olmaya bile layık görülmeyen “dokunulmazlar” yani “Dalit”ler var. Onlar da çöp toplamak, kasaplık ve deri işçiliği vs gibi Hinduların temiz görmediği işleri yapan kişilerden ve kabile mensuplarından oluşuyor. Hindular tarafından dışlandıkları için daha çok ya kendi uzak kabilelerinde ya da Müslümanların olduğu yerlerde yaşıyorlar.

Kast sistemi Hinduların tüm sosyal ve ekonomik hayatlarını belirlemiş; mesleklerini mecburen babadan devralıyorlar, evlenecekleri kişinin aynı kasttan olması gerekiyor… Aynı kuyudan su içmeleri bile yasak. Kast atlamaksa mümkün değil. Bu insanlığa hiç yakışmayan, adaletsiz sistem devlet tarafından yasaklansa ve şehirlerde esnemeye başlasa da hala Hindistan’da bazı yerlerde hakim. Devlet 3000 yıldır süregelen bu adaletsizliğin yaralarını sarmak için dokunulmazlara parlemento da ve eğitimde de pozitif ayrımcılık yapıyor. Onlara ayrılan belli kontenjanlar bulunuyor. KR Narayanan ülkenin ilk dokunulmaz cumhurbaşkanı oldu.

Paranın ticaret ile uğraşan sınıfın eline geçmesi ile güç dengeleri de değişince büyük şehirlerde kast sistemine yaklaşım esnemeye başlamış. Zaten kast sistemi ayrımcılığın en sistematik ve çirkin hallerinden birisi olduğu için Hindistan Anayasası’ınca yasak. Ama ülke nüfusunun hala 3’te 2’si hala kırsalda yaşıyor ve kast sistemi tamamiyle sökülüp atılabilmiş değil.

Müslüman, Hristiyan ve Diğer Azınlık Dinlerinde Kast Sistemi

Kast sistemi her ne kadar Hinduizm’den doğsa da ülkedeki dominant kültür (%80) Hindu kültürü olduğu için bu hiyerarşik toplum yapısı dinler ötesi, ortak kültürün parçası haline gelmiş. Yapılanma birebir olmasa da Müslüman, Sih ve Hristiyan Hintliler arasında da hiyerarşik sınıflandırmalar görülebiliyormuş.

Son olarak bazı kastların blok olarak oy verdiğini bilen politikacıların halka değil de sandığa hizmet edecek şekilde kast sistemini kullandığı da bir eleştiri konusu.

Hindistan’da Evlilik ve Hint Düğünleri


Biliyorsunuz günlerce süren kalabalık Hint düğünleri pek meşhur. Düğün geleneklerinde bölgesel farklılıklar elbette var ama genel hatlarıyla şöyle:

Sevgi evlilikleri Hindistan’da çok nadir. Kadın – erkek ilişkisi üzerinde çok baskı var, evlilik öncesi birileri ile çıkmak bile hala tabu. Sevgili olanlar çoğu zaman gizli saklı görüşüyorlar ama genelde cinsellik içermiyor. Nihayetinde ikisinin de başka insanlarla baş göz edilmesi oldukça olağan.

Hala En Yaygın Yöntem Görücü Usulü

Bugün bile evliliklerin çoğu görücü usulü gerçekleşiyor. Aileler kendi aralarında anlaşıyorlar, daha sonra çocuklar tanışıyor. Eğer uygun bir aday yoksa gazete ilanı veriliyor. Bu ilanlarda aday hem kendini tanıtıyor, hem de nasıl bir aday aradığını yazıyor. Bu ilanlarda maaş, meslek, görüntüye (özellikle de ten rengine) dair tasvirler, vejetaryen/ omnivor, başlık parası ve yaşadığı yere dair bilgiler veriliyor. Diğer bir seçenek de mahalledeki çöpçatanlara danışmak. Onlarında elinde fotoğraflı CV tarzı evlenmek isteyenlerin bir dosyası oluyor, oradan uygunluğa bakıyorlar.

Nesillerdir yurt dışında yaşayan Hintli aileler bile çocuklarını mutlaka bir Hintli ile evlendirmek istiyorlar. Bunun için hem yaşadıkları ülke içinde, hem de Hindistan’da aday arıyorlar.

Aileler tanışıp anlaştıysa astroloğa danışmaya gidiliyor. Adayların Hint astrolojisine göre uyumuna bakılıyor. Eğer uygun çıkarsa düğün yer ve saati yine astroloğa göre belirleniyor.

Başlık Parası

Hindistan’da servet niteliğinde başlık paraları istenebiliyor ve sıkı durun, kız tarafının erkek tarafına ödemesi gerekiyor! Aslında zamanında gelenek iyi temenniler ile başlamış; babalar kızları yuvadan uçarken artık eve geri dönmeyecekleri için kızlarına onun payına düşecek mirası verip öyle koca evine gönderirmiş. Ancak yıllar içinde gelenek çarpıtılmış ve sanki oğlanlara biçilen değermiş gibi evrilmiş. Öyle olunca da meblağlar saçmalamış. Çoğu baba bu sebeplerden kızlarını evlendiremiyormuş. Ayrıca düğün masrafları da kız tarafına yükleniyor. Düğünlerin imaj takıntısı sebebiyle aşırı şaşalı yapılması ve kolayca 500 kişileri bulan davetli sayıları nedeniyle masraflar çok yüksek seviylelerde olabiliyor. İşte kızların getirdiği bu finansal yükler sebebiyle kız bebekleri ölüme terk eden aileler bile varmış. Uzundur devlet tarafından yürütülen çalışmalarla oran nihayet 10 erkeğe 9.4 kadına yükseltildiyse de arada hala önemli bir fark var.

Düğün

– Düğünden önceki gece kız kıza kına gecesi yapılıyor. Ama kına bizdeki gibi elin içine yapılan bir boyama işlemi değil, bir sanatçı gelinin eline Hint motifleri işleyerek kına yapıyor. Bu kınanın motiflerinin içine gelin ve damadın isimler yediriliyor. Kına ne kadar geç çıkarsa evliliklerinin o kadar güçlü olacağına inanıyorlar. Ayrıca gelinlere koca evinde kınaları çıkana kadar iş yaptırmazlarmış.
– Düğün günü damat beyaz damatlık içinde ve beyaz at üzerinde kalabalık bir kafile ile şarkılarla düğün yerine geliyor, onu kızın ailesi karşılıyor.
– Düğünlerin açık havada ve toprak üzerinde yapılması gerekiyor.
– Düğünlerin en önemli 3 elementi: 1. Mandap denilen 4 ayaklı bir çardak. Her ayak iki tarafın ebeveynlerini temsil ediyor. 2. Hayatı temsil eden kutsal ateş ve bir Hindu rahip. Nikah çift bu ateşin etrafında 4 kere yürüdüğünde gerçekleşiyor ve rahip sembolik olarak gelin ve damadın şallarını bağlıyor.
– Tur bitince koşarak sandalyelerine gidiyorlar çünkü, bizdeki ayağına basma geleneği gibi, ilk oturanın evlilikte sözü geçen kişi olacağına inanıyorlar.

Hindistan’da Eğitim


Hindistan’da 6-14 yaş arası eğitimi zorunlu yapan yasa anca 2010 yılına çıktı. Ancak eğitime katılım ülkede çok düşük, sadece %10’u üniversite mezunu ve okur-yazarlık oranı ise %75 civarında. Dünyada en çok okuma yazma bilmeyen insanın olduğu yer. 2 sırada Çin geliyor ama Çin’deki okuma yazma bilmeyen insan sayısı bile Hindistan’ın 3’te 1’i kadar.

Bununla birlikte NASA çalışanlarının %36’sı, Amerika’daki toplam doktorların %38’i ve bilim insanlarının da  %12’si Hintlilerden oluşuyormuş. Hindistan akıl almaz tezatların ülkesi.

Tecavüz

2012’de dünya gündemine düşen Delhi’de bir otobüste Jyoti Singh’nin 6 kişi tarafından tecavüze uğramasının dehşet verici haberini hatırlarsınız. Otobüs doluydu ve kimse müdehale etmemişti. Hint kadınları protesto etmek için sokaklara dökülmüştü.

Ülke nüfusuna tecavüz vakalarını oranlayan dünya istatistiklerine baktığımızda Hindistan ortalarda bir yerde yer alıyor. İsveç, Norveç, Amerika, İtalya  gibi bir sürü gelişmiş ülke şaşırtıcı bir şekilde listenin üst kısımlarında geliyor. Ancak bu araştırmalara ülkeden ülkeye değişen data toplamadaki farklılar sebebiyle sonuçlara güvenmek mümkün değil. Şöyle ki bu istatistikler toplanırlen devletlerin ibraz ettiği rakamlar kullanılıyor. İsveç’te evli çiftler arasında zoraki seks tecavüz sayılırken, Hindistan’da ve bir sürü başka ülke de sayılmıyor. Bazı ülkeler aynı kişinin aynı kişiye tecavüzünü tek bir vaka olarak kayıtlara geçerken, İsveç’te aynı iki kişi arasındaki her vaka ayrı değerlendiriliyor. Son olarak, Hindistan ve Türkiye gibi birçok ülkede tecavüze uğrayan kadınlar polise gidemezken, gelişmiş ülkelerde kadınlar çok daha rahat bildiriyor. Dataya erişim ve data toplama yöntemlerindeki bu farklılıklar nedeniyle bu istatistiklerin doğru bir tablo ortaya koyduğuna biz ikna olmadık.

Terör

Güvenlik görevlisi ve efsane traşı

Mumbai’de Delhi’de sadece alışveriş merkezlerine girip çıkarken değil, alt tarafı Mc Donald’s’a, Starbucks’a, otele girmek için bile güvenlik kontrolünden geçmeniz gerekiyor! Bunun sebebi Hindistan’da gerçekleşen terör saldırıları. 2008 Kasım’ında yaşanan ardışık terör olayları o kadar büyüktü ki Hindistan’ın 11 Eylül’ü oldu.

Bildiğiniz üzere Pakistan ve Hindistan’nın ilişkileri kelimenin tam anlamıyla kanlı bıçaklı. Aşırı solcu, azınlık milliyetçiliği ya da dini motivasyonlarla eylem yapan farklı terör örgütleri de bulunuyor. Hindistan Pakistan’ı ülkesinde gerçekleşen eylemlere yataklık etmekle suçluyor. Dinamikler epey karışık. Pakistan tüm ilişkilendirmeleri red ediyor (normal olarak terörizmi destekliyoruz kimse demiyor). Kimisi arakasında bölgeyi kırılgan ve kontrol edilebilir tutmak isteyen İngiltere’nin de payı olduğunu düşünüyor.  Bazı saldırılarda Hindistan’ın bizzat payı olduğunu düşünenler de var… Özet; filler tepinince olan çimlere oluyor. Faturada  maalesef kabarık:

Sene Vaka Sayısı Ölen Kişi Sayısı Yaralananlar
2015 882 387 647
2014 860 490 776
2013 694 467 771
2012 611 264 651
2011 643 484 727

Hedef alınan yerler devlet binası, toplu taşıma araçları, kalabalık toplaşmalar (yürüyüşler, parti mitingleri, kutlamalar, festivaller gibi), ibadet yerleri, barlar, restoranlar, alışveriş merkezleri, oteller, yabancıların çok olduğu yerler olabiliyor.  Birçok devletin dış işleri bakanlığı vatandaşlarını seçim zamanı ve ulusal anlam taşıyan; Diwali, Cumhuriyet Bayramı (26 Ocak) ve Bağımsızlık Günü (15 Ağustos) gibi günlerde terör saldırısı riskinin çok arttığından bahsediyor.

Biz Cumhuriyet Bayramı’nda Hindistan’daydık, ama potansiyel hedef olabilecek kutlama gibi şeylere katılmadık. Holi festivali tabi ki hem çok turist katılması, hem de bir bayram olması sebebiyle aslında çok kolay bir hedef ama yine de turistlerin ilgisi çok büyük.

Terör olaylarının olması bizi Hindistan’a gitmekten caydıran bir durum olmadı, hatta 3 hafta kaldık ama kör göze de parmak sokmamak lazım. Baktığınızda bu konu tüm dünyaya yayılmış bir durumda. Bizde de fatura çok kabarık. Türkiye’de yaşadıklarımızı bile çok düşünürseniz evden çıkayacak kadar paranoyaya kapılırsınız. Ama karar verirken de saldım çayıra mevlam kayıra da yapmamak gerek. Bu nedenle bazı konulara dikkat ederek seyahatinizi gerçekleştirmeniz en mantıklısı olur bizce.

Hindistan’da Din


Ülkenin %80’i Hinduizm’e inanıyor. Hinduizm’in temel inanç ve değer sistemi, mutlaka Hindistan’a gitmeden okumanız gereken konular. Çünkü dominant Hindu kültürü olduğu için ülkenin her şeyinde Hinduizm’in etkisini görebiliyorsunuz. Hinduizm’i bilmeden ülkeyi anlamanız imkansız. Hinduizm yazımızdan hızlı bir şekilde temel konuları öğrenebilirsiniz.

Diğer dinler ise; %13 İslam (Ülkeye yayılmış bir müslüman nüfusu var), %2 Hristiyanlık (Kerala, Goa, Tamil Nadu ve Meghalaya bölgelerinde), %2 Sih, (Punjab bölgesinde), %1 Budist (Maharashtra bölgesinde)%0.4 Caynacılık (J, anizm) (Maharashtra, Rajasthan, Gujarat bölgelerinde ve büyük şehirlerde),  %1.6 Diğer (Musevilik, Zerdüştlük, Bahailik, kabile dinleri). Not: Yüzdeleri yuvarladık.

Caynacılık ve Buddizm Hinduizm’e tepki olarak gelişmiş ama benzer öğretiler içeren dinler. Bu arada, “%0.4 azmış” deyip geçmeyin, ülke 1.3 milyar nüfuslu olunca, o küçücük yüzde bile 5.2 milyon kişi ediyor. 🙂 Hatta Hindistan Endonezya’dan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfusa sahip ülke.

Hint Yemekleri

Naan’ın hazırlanışı

Hint yemekleri acı ve baharatlı olması ile meşhur. Yemekleri acısız sipariş edebiliyorsunuz ama baharatsız asla. Garsona “Balığa hiç bir baharat koymadan mangala at” dedim, garsonun eli ayağı dolaştı “O zaman nasıl pişiriceğiz?” diye. 🙂

Baharatı ve acıyı seven insanlar olarak ilk günlerde büyük keyifle Hint yemekleri yedik. Gelsin Thali’ler, gitsin Naan’lar, ama 2. haftadan sonra insan zorlanabiliyor. Sıkıldığınız zaman büyük şehirlerde dünya mutfakları bulabiliyorsunuz ama onlarda da  bir Hint dokuşunu olabiliyor.

Kahvaltıda turşu, mercimek yemeği ve pilav nasıl fikir? Dünya mutfaklarına bayılıyorum, hele Asya yemeklerine hastayım da şu Hint kahvaltısı ile barışamadım. Kahvaltıda bile öğlen yediklerine benzeyen baharatlı şeyler var. Hint kahvaltısı herkesin harcı değil. Büyük şehirlerdeki büyük otellerde pancake ve yumurta gibi şeçenekler var, ama küçük şehirlerde onu da bulamayabilirsiniz. Damak tadınıza uygun en kolay bulabileceğiniz kahvaltı genelde yumurta.

Kuzey ve Güney mutfaklarınının vejetaryan yemeklerinde genelde bir çeşit sosta pişen küp küp kesilmiş paneer isimli peynir kullanılıyor. Güneyde daha fazla sebze var. Naan isimli lavaşı andıran ekmekleri de harika. Mercimek ve bamya yemeklerde sıkça kullanılıyor. Mercimek Hintçe Dal, herkes çok beğeniyor. Bizce en güzel Hint yemeği, herşeyden minik minik koydukları pilav ve naan ile servis edilen Thali. Bir nevi meze tabağı gibi. Emin olamadığınız noktada thali söyleyin, kesin yiyecek birşey bulursunuz.Hint mutfağını sevdik mi? Bizce 10 günlük bir gezi için çok zorlanılmaz.

Bu arada biz Tayland, Vietnam ve Japon mutfağına aşık insanlarız. (Türk mutfağının üzerine yok tabiki 🙂 Gittiğimiz ülkelerde de genelde çok zorlanmıyoruz. Yemek konusu çok öznel, bu nedenle bizi bu konuda çok baz almayın 🙂 Ama hep önerimiz şu: Gittiğiniz ülkede mutlaka yerel lezzetlerden tadın, yerel yemeklerin hepsinden yiyin. Bir daha ne zaman fırsatınız olacak ki? Zaten seyahatiniz bittiğinde yine özlediğiniz lezzetlere hemen kavuşacaksınız. En güzeli yapabiliyorsanız yemek konusunu kafada bitirmek ve seyahatiniz süresince uyum sağlamak. Sonra döndüğünüzde bir tantuni patlatırsınız onun tadı hayatınızda yediğiniz en güzel tantuni olarak aklınızda kalır 🙂

Akıl Almaz Tezatların Ülkesi

Hindistan’da ilk öğreneceğiniz şey mantığın sandığımızın aksine A noktasından B noktasına götürmediği. Mantığı bile aslında çok öznel ve kültürel bir şey olduğuna ikna olacaksınız. Ülkedeki bazı akıl erdiremediğimiz bize kendi ile çelişem ama onlara normal gelen şeyler:
– Ganj senin kutsal nehrin. Suyunu içerek, içinde yıkanarak arındığına inanıyorsun. O zaman neden tüm şehrin kanalizasyonunu içine boşaltılıyor? Arıtma varmış ama yine akıl almıyor.
– Seks tabu. Kızlı erkekli oturmak bile mesele. Kadınlar askılı bir giymiyorlar.  Ama kadını da erkeği de genital bölgelerini göstererek ortalıkta tuvalet ihtiyacı giderebiliyorlar.
– İnek çok kutsal bir hayvan, yemek yasak, ama insanlar sırtına sabanı vurup tarla da çalıştırabiliyor.

Alkol

Hindistan’da Bihar, Gujara, Nagaland eyaletlerinde ve e Union Territory of Lakshadweep’de alkol içmek ve barındırmak yasak. Eyaletler kendi kurallarını kendileri koyuyorlar. O yüzden bir eyalette bir bira çok pahalı iken Goa’da vergi bile uygulanmıyor.

İngiliz Sömürgesi Hindistan

Hindistan’a gitmeden önce okuyup öğrenmeniz gereken iki konu varsa bunlar Hinduizm ve İngiltere yönetimindeki Hindistan. İngiltere – Hindistan ilişkisi çok enteresan bir konu. İngiltere Hindistan’ı sömürgesi yaptığı zaman Hindistan İngiltere’den çok daha güçlü bir devletmiş! Buna rağmen İngilizler 250 sene boyunca sadece 20 bin adamla 300 milyon Hintliyi yönetmişler!!! Sadece Hindistan’ı anlamak için değil, dünyayı, politik kurnazlıkları anlamak için bu müthiş bir okuma, çok ilginizi çekeceğini düşünüyorum: Hindistan Yakın Tarihi.

Mahatma Gandhi

Mahatma Gandhi şüphesiz Hindistan’dan çıkmış en önemli insan ve dünyada sosyal adaletin en önemli ikonlarından. Pasif direniş ile sadece Hindistan’ın kaderini değil, dünyanın seyrini değiştirdi. Amerika’da siyahların eşitiliği için mücade eden Martin Luther King’e, Güney Afrika Cumhuriyet’inde 1994’de kadar devam etmekte olan ırk ayrımı ile savaşan Nelson Mandela ilham kaynağı oldu. Hindistan’nın İngiltere’den bağımsızlıklığını aldıktan 6 ay sonra aşırı milliyetçi bir Hintli tarafından vurularak öldürüldü. Bir kısım Hintliler için ülkenin babasıyken, bir kısım Hintliler için hiç sevilmeyen biri. Peki neden?

Sadece Hindistan’ın bağımsızlığını kazanmış bir insan değil, aynı zamanda bir devrimci. Kendisi Hint toplumunda kast sistemini yıkmak için büyük mücadeleler ile de biliniyor.

Gandhi’nin hayat hikayesini okumadan Hindistan’a gitmek Atatürk’ü bilmeden Türkiye’yi anlamaya çalışmaya benzer. Mutlaka Gandhi Kimdir yazımızı okumalısınız. Ayrıca genel kültürünüzün de temel taşlarından biri olacak.

Ülkenin En Önemli Adamlarından Nehru

Jawaharlal Nehru, Mahatma Gandhi gibi dünya kahramanı olarak anılmıyor ama en az Gandhi kadar alkışlanası bir insan, büyük bir aktivist. Bağımsız, laik, demokratik ilkelerini Hindistan’a getiren ve hatta bugünkü Hindistan’ı inşa eden insan. Hayatının önemli bir kısmında Gandhi ile omuz omuza İngilizlere karşı bağımsızlık mücadelesi verdi, hapse girdi, modern Hindistan’ı kurdu, bağımsızlığın alındığı 1947’den kalp krizi geçirerek öldüğü 1964 yılına kadar da ülkeyi yönetti.

Gandhi bağımsızlık hareketinin ruhuydu, lideriydi ama asla ülke yönetiminde yer almak istemedi, işte o işi de mentorluk yaptığı Nehru yüklendi.

Nehru çok aydın bir ailenin oğluydu. Babası 2 kere kongre başkanlığı yapmış, başarılı bir hukukçuydu. Daha sonra kız kardeşi Birleşmiş Milletler’in tarihteki  ilk kadın başkanı olacak, kızı Indira da ülkeye 2 kez başbakanlık yapacaktı.

Nehru da Gandhi gibi İngiltere’de hukuk okumuştu ama avukatlık yapmak onu heyecanlandırmıyordu. Çok erken yaşta politikaya girdi. Hindistan’ın bağımsızlığının alınması, laikliğin getirilmesi ve parlementer sistemin kurulmasının yanında, kadınlara eşit hakların verilmesini ve kast sistemin yasaklanmasını sağlayan düzenlenmeler yaptı.

Nehru’yu sevmeyenlerin en çok eleştirdiği konular ise;
1. İngilizlerle oturduğu pazarlıkta Pakistan’ı Müslümanlar’a ayrı bir devlet olarak bırakmayı kabul etmesi,
2. Çinlilere güvenip, sonra arkadan vurulması. (Komunist Çin’i ilk tanıyan devletlerden biri oldu, BM’ye dahil edilmesini savundu ancak daha sonra Çin Hindistan’ın Himalayalar’daki topraklarına girdi ve savaş çıktı)

Tartışmalı Lider Indira Gandhi

Indira Gandhi’nin Mahatma Gandhi ile bir akrabalığı yok. Indira Priyadarshini, Nehru’nun kızı ve İran kökenli bir adamla evlenerek Gandhi soyadını alıyor.

Nehru hem ülke içinde, hem de dışarıda çok sevilen bir adamdı. Bu kadar çok sevilmesi, kızı Indira Gandhi’yi, onun yarım kalan işlerini bitireceğini düşünen Hintlilerin başbakan seçmelerinde büyük rol oynadı. İlki 1966’dan 77’ye, ikincisi 1980’den 84’e kadar  Indira Gandhi iki kez başbakanlık yaptı ancak babası kadar sevilen bir lider olduğu pek söylenemez.

Tarımı düzelterek ülkedeki açlık sorununu bitirmesi, Hindistan’a 10 milyon insanın kaçmasına sebep olan doğu ve batı Pakistan arasındaki krizi barışçıl şekilde sonlandırarak çözüme kavuşturması ve ekonomiyi toplarlaması Indira Gandhi’nin ülkeye katkılar olarak kabul edilse de aşırı baskıcı ve sert yönetim şekli ve yolsuzluk skandalları sebebiyle çok tepki alıyordu.

1978’de seçimlerde uygunsuzluk ve kamunun kaynaklarını seçimler için kullanmaktan hapse girdi ama yerine seçilenlerin başarısızlığının etkisiyle 80’de tekrar başbakan oldu.

1984’te Sih tapınağının (bir azınlık dini) ağır zarar görmesine sinirlenen 2 Sih bodyguardı tarafından vurularak öldürüldü.

Indira Gandhi’nin oğlu Rajiv Gandhi 84’te annesinin koltuğunu devraldı ve o da 1989’da o da bir suikaste kurban gitti.

Hindistan’ın Başkenti Delhi

Delhi 26 milyonu aşkın nüfusu ile dünyanın en kalabalık 2. ve Mumbai’den (eski Bombay) sonra Hindistan’ın en zengin 2. şehri. 18 bilyoner ve 23,000 milyoner yaşıyor.

Yüzyıllarca İstanbul gibi birçok imparatorluğa başkentlik yapmış. Bugün de Hindistan Delhi’den yönetiliyor.

Cinnet geçirten bir trafiği var. Mumbai’ye göre biraz daha derli toplu bir şehir. Eğer Delhi’ye gidecekseniz şahane bir yazımız var: Delhi

Hindistan’ın Yönetim Şekli

Öncelikle anayasaya göre göre Hindistan “bağımsız, sosyalist, laik bir cumhuriyet” olarak  geçiyor ve parlementer sistemle yönetiliyor.

Hindistan çok geniş bir alana yayıldığı ve içinde çok çeşitli kültürler barındırdığı için yönetim yapısını tek bir merkezden yapmak yerine eyaletlere bölmüşler. Hindistan 29 Eyalet ile 7 Birlik Toprağından oluşuyor. Merkezi devlet uluslararası ilişkiler ve ekonomi gibi konularla ilgilenirlen, eyaletler iç işlerinde serbestler. Sağlık, eğitim, toplusal düzenlemeler gibi konularda her eyalet kendi yasalarını koyuyor. Bu sebeple bir eyalette alkol yasakken, başka bir yerde serbest olabiliyor.

Hindistan’da Hangi Dil Konuşuluyor

– Hindistan’da 1600’den fazla farklı dil konuşuluyor.

– 22 tanesi resmi dil diye geçiyor: Assam dili, Bengali, Bodo, Dogri, Gujarati, Kannada, Kashmiri, Konkani, Maithili, Malayalam, Meitei, Marathi, Nepali, Oriya Dili, Pencapça, Sanskritçe, Santali, Sindhi, Tamilce, Telugu, Urduca, Brohice.

– En sık kullanılan diller: Hintçe ve İngilizce.

– İngilizlerin gelmesiyle İngilizce bu kalabalık nüfuslu ülkede ortak dil haline gelmiş, bu yüzden yerel yayınlar da olsa da TV yayınlarının ve gazetelerin çoğu ingilizce. Herkes ilk okula kadar yerel dilini konuşuyor, İngilizce eğitimi devlet okullarında 5. sınıfta başlıyor.

27 YORUM

  1. Zehra

    Yazınızın içeriği takdire şayan. Teşekkürler bizi böyle donanımlı bilgilendirdiğiniz için. Ben eşim ve 1 yaşındaki bebeğimizle planlıyoruz ama hijyen problemi gözümüzü korkuttu. Bebekli gezgin gördünüz mü ya da tavsiye eder misiniz? Bir önceki seyehatimiz bebeğimiz 6 aylıkken temizliğin ülkesi Japonyaya olduğu için bizi düşündürdü.

    Cevapla
    • Biz Evde Yokuz

      Selam Zehra,

      Çocuklu gezginler vardı ama daha çok Goa tarafında. Goa’da yazıda bahsettiğimiz konulara dikkat ederseniz sıkıntı yaşamazsınız ama diğer yerler için çok emin olamadım. Konu elbette ne kadar yüksek standartta gezdiğinize göre de değişir. Bence temkinli olmakta fayda var.

      Cevapla
  2. TraveLco.

    Hindistana gitmek istediğimden böyle yazılar okumaya çalışıyordum gerçekten çok güzel yazmışsınız pis te olsa bir gezgin olarak gitmek istediğim ülkelerden biri

    Cevapla
  3. Orsh

    Yaaa tamamda neden Müslüman kısmını anlatmadınız da benim ıcın onemlı olan muslman kesim yasam tarzi hangi bolge lerde yasarlar neler yaparlar VS VS VS

    Cevapla
  4. güliz

    Merhaba, gitmedim ama Hintli bir arkadaşım var ve ondan dinlediğim kadarıyla hiçbir abartınız ya da eksik anlattığınız bir nokta yok. Ellerinize sağlık.

    Bir de ufak bir eklemem olsun, arada paketli yiyeceklerini gönderir, bana, hepsi gerçekten çok lezzetli ama tatlısı bile baharatlı.

    Cevapla
  5. Zeynep

    Gerçekten çok güzel bir yazı. Okurken hayallerimde yaşadım sadece görmek kaldı.

    Cevapla
    • Biz Evde Yokuz

      Yok yok, en kötüsü Delhi.
      Mumbai deniz kenarında olduğu için daha kolay nefes alıyor

      Cevapla
  6. Kerem Perianez Gonzeles

    Çok objektif bir yazı olmuş . Biz de aynı şeyleri düşünüyoruz Hindistan ile ilgili . Orada herhangi bir aydınlama yaşamadık 🙂 ama Hindistan’ın öğretici veya düşündürücü bir yer olduğu kesin , bizim için . Özellikle döndükten sonra başlıyor , kişide bıraktığı izler . Gitmeden önce , kişisel tahammül sınırlarınızı aşağıya çekmekde veya gevşetmekde fayda var . Sizi bekleyen durumlar veya herşey için “ok” olmalısınız. Çünkü Hindistan biraz da Survivor . İnsanın ,alışkanlıklarının dışında , değişik şartlara nasıl da çabuk uyum sağladığını bir kez daha görmesi. Hindistandan çok güzel bir deneyim . İçindeyken daha çok eksilerini gördüğünüz , döndükten sonra aslında artılarının daha çok olduğunu deneyimlediğimiz bir yer . Çok doğru tanımlamışsınız, Hindistan tatilciler için değil , gezginler için ideal ! Sevgiler

    Cevapla
  7. Berrin Karasac

    Yazılarınızı zevkle okuyorum. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler. Ben de bu yaz Hindistan’a gitmeyi planlıyorum ve tek başıma olacağım. Varanasiye Agra’ya, Jaipura, ordan da New Delhi’den geri dönmek istiyorum. Tüm bunlar için 1 hafta ayırmayı planladım. Hindistanda tek başına gezmek çok problemli mi sizce?

    Cevapla
    • Kerem Perianez Gonzeles

      Berrin hanım Merhaba

      Eşimle yaklaşık 2 ay önce , 1 aylık Hindistan turu yapmaya çalıştık. Bahsettiğiniz şehirleri de görme şansımız oldu . Süre ile gezilecek şehir adedini oranlarsak veya daha doğrusu mesafeleri de düşünürsek , biraz koştur koştur bir tur olabilir belki.1 hafta için 2 veya 3 şehir daha hazmedilmiş bir tur olabilir . Tabi bu sizin nasıl bir tatil istediğinizle de orantılı . Şehir değişikliklerinde, yapacağınız yolculuklarda , gün yolda geçebiliyor , belki de yarısı diyeyim . Şehirlerarası mesafeler , Türkiye veya diğer ülkelerden alışmış olduğunuz sürelerden daha uzun .Ya şöyle söylersem daha da yardımcı olabilir belki size . Yabancı birinin , 1 haftaliğina Türkiye’ye gidip , İstanbul,Ankara,Bursa ve İzmir ‘i gezmesi gibi. Daha doğrusu gezememesi gibi.Bu arada yukarıdaki yazı , bizim de düşüncelerimizi yansıtmış. Hindistan güzel veya çirkinin ötesinde çok enteresan bir deneyim , tecrübe. Şimdiden güzel tatiller.

      Cevapla
      • Biz Evde Yokuz

        Kerem, müthiş yazmışsın, hem çok doğru tahliller, hem de çok güzel bir ifade şekli. Ne işle meşgulsün

      • Kerem Perianez Gonzales

        Teşekkürler , güzel düşüncelerin için . Ben eşimle birlikte , Assos 3 Oda diye bir otel işletiyorum. Hatta Assos turunuzun paylaşımında , bize de yer vermişsiniz. Oradan aklımızda kalan bir teşekkür borcumuz vardı , onu da ödemiş olalım 🙂 teşekkür ederiz , bizimle ilgili güzel yazınız için. Bundan 2 sene önce , Doğu Ekspresi / Kars turumuzu da sizin sayfanızın rehberliğinde yapmıştık Siz Doğu Ekspresini popülerleştirip , patlatmadan hemen önce 🙂 Bir de ortak arkadaşımız olabilir , Sinan Kunter . Uzun oldu ama , Assos 3 Oda ‘yı işletiyoruz . Yolunuz düşerse , bekleriz . Görüşmek üzere , Sevgiler ‍♂️

      • Biz Evde Yokuz

        😀 Dünya küçük, ya da hayata benzer algılayan insanlar aynı dünyaya toplanıyor diyelim.
        Bir de dünya kalabalık. Çok fazla işletme ve kurum var. İşlerini iyi yapaların öne çıkması lazım. Hem işletmeciler, hem de tüketiciler için. Biz de köprü olmaktan mutluyuz.

  8. Özlem

    Tüm emeğiniz için teşekkürler oyle derli toplu ve her kelimesi yararlı bir yazı olmuş ki…Hindistana gitmeye can atıyorum ama sanırım biraz daha tecrübelenmek daha doğru.Umarım bir gün kısmet olacak kalbimin bir köşesinde bekliyor şuan.

    Cevapla
  9. fatih avcı

    inanın yazılarınızı zevkle okudum.ben kafama göre bir plan yaptım. udaipur,mumbai den başlayıp,goa ,kerala,nagpur,varanasi,agra,jaipur delhi, bu şehirlede kaçar gün yeterli.birde risk almadan otel rezervasyonu yapmak istiyorum.fakat tren bileti programı nasıl olur.30 günlük.

    Cevapla
    • Biz Evde Yokuz

      Merhabalar;
      En görülmesi gereken yerlerin çoğunu kapsıyor bu program.
      Goa’ya en az 4 gün ayır, hem güneyde Palolem’i, hem de kuzeyde Arambol taraflarını gör derim. İkisi arasında mesafe 2,5 saat gibi olduğundan 4 gün anca yeter. En güzel, gezinin en sonununda 1 hafta ayırman olur.
      Diğer her şehirde 1 tam gün geçirmen yeter. Zaten çoğu zaman ulaşım sebebiyle 1 gün kaybın olacak. Vaktin artıyorsa Jaipur’a 2 ayırabilirsin.
      Bir de Jodhpur’a da bi göz at derim.

      Cevapla
  10. Zeynep

    Ne kadar bilgilendirici bir yazı olmuş,sadece gezgin değilsiniz,belgesel kıvamında da yazmışsınız,teşekkürler tüm bu çalışkanlığınız için 🙂

    Cevapla
    • Biz Evde Yokuz

      Siz okudukça, emeklerimiz kıymet gördükçe biz mutlu oluyoruz’

      Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This