Amsterdam‘a zaten aşıktık, National Geographic tarafından dünyanın en iyi roadtriplerinden biri seçilen Lale Rotası’nı yapınca baya baya Hollanda fanı olduk. Şu an yüzümü turuncuya boyamış bu satırları yazıyorum. 🙂 Rota vesilesiyle ülkenin epey yerini de gezdik. Arkadaş, bir ülkenin 30 kişilik köyü bile mi turizm merkezi olur! Cidden her yer harika. Diyeceğim o ki, sizi çok keyifli bir yolculuk bekliyor.

Hollanda’nın en güzel zamanı Nisan ve Mayıs ayları çünkü hayallerinizin ötesinde güzellikte bir bahara tanıklık ediyorsunuz. Dünyanın en büyük çiçek üreticisi olan ülke kilometrelerce uzanan çiçek tarlalarına sahip ve bu dönemde bütün tarlalar birden rengarenk çiçek açıyor! Tabi ki Hollanda’nın simgesi haline gelen laleler başroldeler ama fulya ve sümbüller gibi bir sürü çeşit çiçek de görmek de mümkün.
 
 
Haritayı GoogleMaps‘te açmak için tıklayın.
1. Binnenhaven (Bisiklet kiralama noktası)
2. Wrakkenpad
3. Emmeloord
4. Noordoostpolder
5. Amsterdam
6. Haarlem
7. Keukenhof
8. Noordwijk
9. Leiden
10. Rotterdam
 
 

3 Popüler Rota


Bu dönemde Hollanda’ya gelenler için 2 önerimiz var:

1. Arabayla 100 kilometreyi aşan, levhalarla işaretli Lale Rotası‘nı yapmak. Bu rota Hollanda’nın kuzeyinde, Amsterdam’dan arabayla 1 saat, 10 dakika masefede, trenlede 2 saate gidiliyor. Bu yol sadece 6-8 hafta arası güzel, çünkü sonra çiçekler kesiliyor. Az sonra detaylıca anlatacağız zaten. Bu rotada bisiklete binme imkanınız da var, ama sadece ufak bir bisiklet turu yapacaksanız 2. şık daha pratik.

2. Amsterdam’dan çok uzaklaşmadan yapabileceğiniz ve lale görmek adına görebileceğiniz en güzel yer olan Keukenhof Parkı burada olduğu için en popüler bisiklet rotası Keukenhof’tan Haarlem’e pedallamak. Amsterdam’dan Keukenhof’a tren ve otobüsle gelebiliyorsunuz. Hatta havalimanından kalkan otobüsler bile var. Bilgi için tıklayın. Eğer enerjinize güveniyorsanız, Amsterdam’dan Keukenhof’a pedellamak 2 saat sürüyor. Genelde insanlar Keukenhof’a vasıta ile gelip, bisiklete binmeye buradan başlıyor. Keukenhof’tan Haarlem’e pedallamak da nereden gittiğinize göre 18 ya da 35 kilometre sürüyor. Bu bölge de Keukonhof’u kapsayan bir sürü rota var ama kısa, güzel ve pratik olması bakımından en güzeli bu.

3. 2 numarayı okuyup ama bu rota güzelmiş, arabayla yapsak olmaz mı diyenler için de 40 kilometre süren Bloemen Route (Flower Route ya da Çiçek Rotası) var. Haarlem’dan başlayarak Leiden’e giden gidiyor. Bisikletle de yapmaya çok uygun.

Hangisini şeçerseniz seçin, mutlaka Keukenhof’u görün deriz. Bir de eğer daha önce Hollanda’ya Gelmediyseniz Amsterdam’da 2 gün geçirin. Tıklayarak ilk kez gelenlere önerdiğimiz 2 günlük programı okuyabilirsiniz.
 
 

1. Tulpenroute (Lale Rotası)


– İşte bu git git bitmeyen lale tarlalarını arasında gezen bisikletle ya da arabayla yapılabilen bir yola Tulpenroute, yani Lale Rotası deniyor.  Bu programda diğerlerine kıyasla daha yoğun olarak çiçek tarlası var. Diğer 2 alternatif müzeydi, şuydu buydu gibi şehir durakları da içeriyor.

– Tulpenroute bir yandan levhalarla işaretli, 100 kilometre’yi bulan bir yol. Bizim tavsiyemiz levhalarla işaretli rotaya birebir sadık kalmadan, ama aşağı yukarı aynı yerde kendi programınızı kendiniz çizmeniz. Çünkü Tulpenroute boyunca her yer tarla olsa da, toprağı dinlendirmek için aynı tarlaya 6 senede bir lale ekilebildiğinden, her tarlada çiçek ekili olmuyor.

– Dolayısı ile ilk işiniz çiçeklerin en yoğun olduğu tarlaları öğrenmek üzere Wrakkenpad‘deki Tulip Information Center’a, yani Lale Danışma Merkezi’ne uğramak olsun. En renkli tarlalar hangilerine kadar güncel bilgiye sahipler. Eğer elinizde geçen senelerden bir harita varsa, çöpe atın. Rota da çiçek eken tarlalara göre her sene yenileniyor.

Tulip Information Center

– Lale Danışma Merkezi deyince kafanızda muhtemelen camekanlı bir binada da bir danışma masası canlanıyor ya, hiiiç öyle bir yer değil, hatta haritada yerini bilmeseniz hayatta halka açık bir yer olduğunu anlamazsınız. Tahminimce yılın diğer günleri başka bir amaçla kullanılan bina, lale sezonu boyunca danışma merkezinde döndürülüyor. Yoksa dışarıdan baksanız tarlaların içinde bir eve ya da ambara benziyor. Yola astıkları bayraklar tanımanıza yardımcı olacaktır. İçeride bir kafe var, işletenler lale rotası ile ilgili hem bilgi veriyor, hem de burayı işletiyor.

– Ne zaman? Dedimiz gibi Laleler Nisan ve Mayıs ayları boyunca açıyorlar ama Lale Rotası için prime time Nisan’ın 3. haftası. Hem çiçekler taze oluyorlar, hem de hem de birkaç etkinliği yakalama şansınız oluyor.

– Bir taşla iki kuş vurmak isterseniz ve cüzdanınız prime time fiyatlarına hazırsa, bizce önce Amsterdam’da Kings Day kutlamalarına katılıp, sonra Tulpenroute’a bağlamaktan ötesi yok. Hollanda’nın en önemli iki etkinliğini birden yakalıyorsunuz. Kings Day Hollanda’nın en büyük partisi, Amsterdam tam anlamıyla eğlenmekten çıldırıyor. Ülkenin en ünlü etkinliği olduğu için otel ve uçak fiyatları can yakıyor, o da bir gerçek tabi.

– Aynı zamanda Kings Day 2 hafta süren Tulip Festival yani Lale Festivali ile de kesişiyor. Lale Festivali genelde 3 hafta sürüyor, akşamları ufak konserler, gündüzleri de çeşitli etkinlikler oluyor.

– Eğer Tulpenroute’ta bisiklete de binmek isterseniz Binnenhaven’den bisiklet kiralanabiliyormuş.

– İçiniz rahat olsun, nereye giderseniz gidin güzel şeyler göreceksiniz. Ama sakın ola ters tarafta kalıyor diye Keukenhof Parkı’nı atlamayın.
 
 

2. Bisikletle Keukenhof – Haarleem Yapacaksanız


– Hollanda’ya özellikle bisiklete binmeye gelmiyorsanız 1 gün ayırmanız yeter. Bu arada Hollanda’yı bisikletle gezmek çok güzel bir fikir çünkü ülke düz, yol boyunca yerleşim var.

Kings Day‘i yakalamak bisikletçiler için de güzel bir fikir.

– Keukenhof- Haarlem’dan sonra Amstardam’a da dönebilirsiniz ya da  Haarlem’da da kalabilirsiniz. Çok tatlı tarihi bir şehir, kuzey Hollanda’nın en hoş yerlerinden. Kanalları, çizilmiş gibi duran evleri, asma köprüleri ile tipik bir Hollanda yerleşimi. Ayrıca etrafı da lale tarlaları ile dolu. Eğer The Hague’e de gidecekseniz Haarlem daha yakın.

– Zor mu? Ülke dümdüz olduğu için efor anlamında oldukça kolay. Ama tabi aynı gün içinde 20 kilometre gitmek mümkün 100 kilometre de. Kendinizi ne kadar zorlamak istediğiniz size kalmış.

– “Bisikleti seviyorum ama turu planlamak gözümde büyüyor” diyorsanız rehberli turlara katılabilirsiniz. Holland-cycling.com’dan Guided Tours’a bakabilirsiniz.
Keukenhof – Haarlem (6 saat)
Keukenhof – Linden  (6-8 saat)
 
 

3. Bloemen Route  (Çiçek Rotası) Yapacaksanız


– Aynı rotaya hem kültürel molalar, hem lale manzaraları, hem de farklı aktiviteler sıkıştıran bu yolculuk Nat Geo dünyanın en iyi roadtriplerinden birisi seçmiş. Daha önce de yine Nat Geo’nın en iyi trekking rotalarından seçtiği Salkantay’ı yapmış ve hayatımızın en iyi tecrübelerinden birini yaşamıştık).

– Rotayı havaya ve yorgunluk durumunuza göre bisikletle ya da bisikletsiz yapabilirsiniz. Dönüş yolunda isterseniz bisikletinizle toplu taşımaya binebilirsiniz.

– Size direkt Nat Geo‘nun önerdiği rotayı yazıyoruz:
1. Rota Haarlem‘den başlıyor. Şehri gezin.

2. Boşuna Hollanda’dan baba baba ressamlar çıkmamış. O çizdikleri çiçekli peyzajlar hemen kapının arkasında olunca ilham bulmak kolay. 🙂 Bizde lale vardı da biz mi çizmedik?  Bizde lalenin kralı varmış ve çizmemişiz işte. Az dişinizi sıkın o konuya da ilerleyen bölümlerde değineceğiz. Nat Geo der ki bi hazır Haarlem’deyken The Frans Hals Museum‘a uğra, Jan van Goyen’nin çizdiği peyzajları gör, hem müze görmeden ülke mi gezilir klişesine de bi tik atarsın.

3. Sonra N208 otoyolundan istikamet Lisse. Dünyanın en güzel çiçek bahçesi Keukenhof‘ta bir pitstop.


4. Eğer arabalıysanız gelmişken hemen parkın yanındaki Keukenhof Kalesi‘ni görün. Bisikletliyseniz zaman ve efor ekonomisi yapmak isteyebilirsiniz. Kale, 17. yüzyılda Hollanda’nın köşeyi dönemesini sağlayan Hollanda Doğu Hindistan şirketinin yöneticilerinden birine aitmiş.

5. N208 üzerinden A44’e bağlanarak Leiden’a gidiş. Hollanda’nın en eski üniversitesinin 1500’lerde kurulan botanik bahçesini ziyaret. Bir de üzerine çıkılabilinen bir değirmen görmek isterseniz the De Valk Windmill Museum‘e uğrayabilirsiniz.

6. Tekrar A4’ten güneye inip, N222’den batıya döndüğünüzde 30 dakika sonra Leiden’dan Naaldwijk‘a varıyorsunuz. Naaldwijk Hollanda’nın öenmli bir gelir kaynağı olan çiçek ticaretinin merkezi. Ülkenin en büyük çiçek mezatçısı FloraHolland tek başına sıkı durun 5 milyar dolar çeviriyor. Dünyanın en büyük seraları burada. Mezata katılamıyorsunuz ama çiçek tiracetine dair çok şey öğrenebileceğiniz Naaldwijk Flower Auction House‘un organize ettiği turlardan birine katılbilirsiniz.

– Yapabilirseniz Flower Parade (Bloemencorso)’yu görecek şekilde takviminizi ayarlamaya çalışın. Biz daha önce Tayland’da Çiçek Festivali‘ne katıldığımız için bunu atlasak da olur dedik sonra videolarını çekince kafamızı duvarlara vurduk. 20+ devasa çiçekten yapılmış heykel 42 kilometre boyunca geçit yapıyor. Müzikler, showlar, bandolar, acayip renkli. Geçit Noordwijk’te başlıyor, Haarlem’de bitiyor. Bu seneki Bloemencorso tarihini öğrenmek için tıklayın.
 
 

Dünyanın En Güzel Bahçesi Keukenhof


Hollandalıların “dünyadaki en güzel çiçek sergisi”ni yapmak amacıyla kurdukları Keukenhof, gerçekten iddasını boş çıkarmayan, insanın başını döndüren güzellikte bir park. Muazzam bir peyzaj düzenlemesi içinde türlü lale ve çiçek çeşitlerini görmek mümkün, İçinde ayrıca 4 tane pavilyon var, kimisi laleler hakkında bilgi veriyor, kimisi estetik aranjmanlar içeriyor. O kadar uğraşılmış, o kadar emek verilmiş ki bu kadar büyük bir yatırımın sadece 2 ay açık olan bir park için yapıldığına inanamıyor insan. Evet, yanlış duymadınız, 7 milyon çiçek dikilen Keukenhof sadece Nisan ve Mayıs aylarında açık! Ama siz mutlaka Keukenhof Tulip and Flower Gardens’dan açılış ve kapanış günlerini teyit edin çünkü bildiğiniz üzere seneden seneye baharın gelişi oynayabiliyor.


Lale Rotasını yapmaycaksanız bile, Hollanda’nın neresinde olursanız olun sadece Keukenhof’a gelmeye değer. Trenle kolayca gelebilirsiniz. En az 2-3 saat ayırmanızı öneririz. Dünyada yaşayabileceğiniz en güzel bahar deneyimlerinden. Mümkünse kalabalıkların daha az olduğu haftaiçi günlerini tercih edin. Parkın ilk açıldığı saatler ve kapanış saatine doğru de en sakin zamanları. İçeride bir şeyler yiyebileceğiniz yerler mevcut.

Bazı günler kapısında uzun bilet kuyrukları olabildiğinden biletlerinizi gitmeden Tiqets ya da GetYourGuide’dan alın, kapıya bırakmayın. Burası çiçek tarlalarını gezme rotasına kolaylıkla uyuyor ama isterseniz ayrı bir günde de gezebilirsiniz.
 
 

Bütçe İçin Tüyolar

Araba kiralayacaksınız, planlarınızı Amsterdam üzerinden değil, Rotterdam ya da Lahey (İng: The Hague, Hollandaca: Dan Haag) üzerinden yapın. The Hague rotaya çok daha uyuyuor. Eğer önce Amsterdam’a uçuyorsanız havalimanından ikisine de düzenli trenler var. Biz bu şekilde araba kiralayarak ulaşımı 1/3 fiyatına mal ettik.

Konaklama için de B&B’leri tercih edin. Kahvaltı dahil, çok makul fiyatlı çok güzel odalar var.

 
 

Laleller Senindi, Benimdi, Kimindi Konusu


Lalelerin ana vatanın Anadolu olduğunu söylenir ama aslında bizim atalarımız da büyük göç sırasında Himalayalar’dan getirmiş.
 
 

Osmanlı’dan Hollanda’ya Lalelerin Gidişi


Kanuni Sultan Süleyman döneminde yabancı elçilerin aracılığı ile Avrupa’ya geçti. Bu dönemde yabani halde bulunan lale, melezleme yapılarak bugünkü damla formlu, yaprakları sivri hale getirildi ve Osmanlı’da bir lale çılgınlığına yol açtı. Lale soğanları servet değerinde olmaya başladı. Hatta en güzel laleyi yetiştirmek için yarışan üreticiler türedi. Bu lale çılgınlığı o kadar ileri seviyeye çıktı ki bir döneme adını verdi: Tahmin edersiniz ki bu devir, 1718-1730 arasında yaşanan zevk-ü sefanın diğer ismi Lale Devri. Ama ne var ki Osmanlı lale kültürü ve üretimi konusundaki liderliğini kısa sürede Hollanda’ya kaptırıverdi. Nasıl mı? Bunun da oldukça enteresan bir hikayesi var.

Hollanda’ya ilk lale, 1562’de, Anvers şehrine kumaş balyaları götüren bir geminin içinde gitmiş. Kumaş balyalarının arasında lale soğanlarını bulan Anversli bir tüccar, bu soğanları yemeklik soğan sanıp pişirip yemiş 🙂 Evet doğru duydunuz bildiğiniz bir güzel yemiş. Bir kısmını da yeniden soğan çıkması için bahçesine ekmiş. Haliyle bir sene sonra bahar gelince rengarenk laleler topraktan çıkıvermiş. Böylece lale çılgınlığı, Osmanlı’dan Hollanda’ya geçmiş.

Bu tarihlere paralel zamanlarda, Kanuni Sultan Süleyman Osmanlısı’nda Avusturya-Macaristan büyükelçisi olarak görev alan (1555-1562) Fleman asıllı Busbecq, ülkesi Viyana’ya dönerken yanında lale soğanlarını da götürmüş. Busbecq, lale soğanlarını Viyana’da imparatorluk bahçelerinin peyzajını yapan arkadaşı Clusius’e vermiş. O da bu laleleri Viyana’da üretmeye başlamış. Bir süre sonra Hollanda’nın Leiden şehrine geçen Clusius, orada da üretime devam etmiş.

17. yüzyıla gelindiğinde, Hollanda’da lale üretimi rönesansını yaşamaya başlamış. Lale ticareti ve üretimi en parlak dönemlerini yaşamış. Bir malikane fiyatına lale soğanlarının satıldığı zamanlar olmuş. Hatta ve hatta bu iş gittikçe kumara dönmeye başlamış. İnsanlar kumar masasında, evlerini, arsalarını öne sürdükleri gibi lale soğanlarına oynamaya başlamışlar.

Fakat 18. yüzyıla gelindiğinde, Hollandalı zeki lale üreticileri, lale soğanlarını yılda sadece tek bir kez çiçek verecek hale getirdiklerinden, her yıl sürekli bir alışverişi de garantiliyordu. Başlayan seri üretimle gittikçe ucuzlayan laleler, zamanında onlardan büyük paralar kazanan tüccarların iflasına neden olmuş. Bu dönemde, lale üretimi konusunda geri kalmış olan ve artık üretim yapmayan Osmanlı bile laleleri Hollanda’dan ithal etmeye başlamış. Bu alışveriş gittikçe yük olmaya başladığından dolayı, İstanbul’daki lale kültürü de unutulmaya yüz tuttu. Şimdilerde ise Emirgan Parkı ve şehrin farklı yerlerinde belediyelerce her sene Mart ayında dikilen ve Nisan ayında açan lalelerle bu kültür bir festival havası katılarak yeniden canlandırılmaya çalışılıyor.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Send this to a friend