Kaş’taki gezilecek yerler tarihe merak duymayanları bile büyüleyecek bir atmosfere sahip. Bir kere Indiana Jones gibi denizde lahitlerin içinde yüzüyor, Batık antik kent Simena’nın üzerinde kano yapıyor geçiyor, otele giderken Uzun Çarşı’da kral mezarından geçiyorsunuz! Var mı ötesi?

Önemli: 
Bu yazımızda Kaş ve yakınlarındaki görülmesi gereken turistik yerleri anlattık ama Kaş’a tatile gidiyorsanız mutlaka ama mutlaka okumanız gereken 24 tane süper Kaş önerimiz var.  Öyle standart gezi rehberlerinden değil, sadece Kaşlıların bildiği sır gibi kıymetli tüyolar içerir. Onu okumadan aman plan program yapmayın! Hemen şuradan tık tık: Kaş’tan 24 Süper Öneri. Hamama giden terler, Kaş’a giden yüzer diyenler için de çok faydalı bir yazımız var: En Güzel Kaş Plajları
En güzel Antalya plajları nelerdir öğrenmek için ise sizi En Güzel Antalya Plajları Nerede Denize Girilir yazımıza alalım.

Dönelim konumuza;
Kaş’a gelir gelmez merkezdeki Kral Lahiti ve mezarlar dikkatinizi çekecektir. Bunlar Kaş’a ait olan tarihsel zenginliğin sadece ufacık bir bölümü. Yılın neredeyse tamamında güneş alan Kaş, tarihte “Güneş Ülkesi” olarak anılan Likyalılar’a da başkentlik yapmış. Zaman içinde bir çok isim verilmiş Kaş’a; Habesos, Antiphellos, Andifli bunlardan sadece birkaçı. Kaş’taki bir çok antik yapı ve antik kent UNESCO tarafindan Dünya Miras Listesi’ne alınmış durumda. Antiphellos, Patara, Xanthos, Phellos, İsinda, Pirha, Nisa, Apollonia, Kekova bunlardan sadece bir kaçı. Rivayete göre Kaş ise adını bölge sahillerinin şeklinden alıyor. Hilal şeklindeki sahillerin hemen ortasında göz şeklinde Meis Adası (Kastellórizo) sebebiyle Kaş ismini yakıştırmışlar.
Haritayı GoogleMaps‘te açmak için tıklayın.
 

Antiphellos Antik Tiyatrosu

Fotoğraf Kaynak: Dilek Dayan / Foursquare

Bu Likyalılar gerçekten işlerini biliyorlarmış. Her yaptıkları şey mi güzel manzaralı olur?! 😀 Antiphellos’tan günümüze kadar ulaşabilen pek bir yapı yok. Antiphellos Antik Tiyatrosu dışında. Tiyatroya girdiğinizde sizi çevrenizden soyutlayan bir atmosferi var. En üst oturma alanına çıktığınızda ise Kaş ve Meis Adası manzarasında güneşi batırmak ayrı bir keyif. Fotoğraf meraklılarına not: Zevkler ve renkler tartışılmaz ama bizce Kaş’ta gezilecek yerlerin aralarında en fotojeniği burası.  Konum için tıklayın.

Uzun Çarşı ve Kral Mezarı

Bodrum çarşıdan daha nezih, Alaçatı’dan bir tık daha salaş bir çarşı olarak düşünebileceğiniz, Kaş merkezin takıcılar, el yapımı ürünler satan tasarım ve hediyelik eşya dükkanları, butikler ve küçük cafelere dolu, Arnavut kaldırımlı ve tarihi cumbalı ahşap evlerle dolu görülmeye değer sokakları. Konum için tıklayın.

Uzunçarşı’da yürüyorsunuz; renk cümbüslü dükkanlar, el işçiliği takılar, türlü türlü hediyelik eşyalar, restoranlar, kafeler derken karşınıza heybetli Kral Mezarı olarak bilinen Lahit cikiyor. Gerçekten de bir krala layık olabilecek bu yer Kaş’ın başlangıç noktası desek yalan olmaz. M.Ö 4. yüzyıla ait bu eser tek bir bloktan oluşmakta. Bloğun altında 8 satırlık bir kitabe, bir erkek, asa ve hüzünlü görünen bir kadın motifi, batı kısmında bir başka kadın figürü ve üst kısmında iki adet aslan figürü bulunmakta.

Patara Antik Kenti

Fotoğraf Kaynak: pixabay.com

Kaş’a yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta bulunan Patara’nın plaji kadar antik kenti de ünlü aslında. Likya Birliği’nin de başkentliğini yapan Patara’da aynı zamanda birlik toplantıları da su an kalıntılarını görebileceğimiz meclis binasında düzenlenmekteymiş. Likya Birliği içerisinde üç oy hakkına sahip altı şehirden biri olan Patara her dönem önemli bir merkez olarak varlığını sürdürmüş. Eserleri ve yeni kazı alanlarını görmek için giriş ücreti tam 15 TL indirimli 7.50 TL. Müze kart geçerli. Haftanın her günü 15 Nisan 2 Ekim arası 08.00 – 19.00 saatleri, 3 Ekim 14 Nisan arası 08.00 – 17.00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın.

Xanthos Antik Kenti

Fotoğraf Kaynak: www.kulturportali.gov.tr

Kaş’tan yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta bulunan gidişi zahmetli bu antik kentte gittiğinize değecek kadar tarihi eser mevcut. UNESCO dünya miraslari listesinde bulunan bu antik şehir defalarca yıkılmıs yanmış ve tekrar inşa edilmiş. Bölgedeki en çok eserin bulunduğu yerin burasının olduğunu söyledik öyle ki kazılar hala devam ediyor burada söylenene göre gördüğümüz eserler şehrin 4’de 1’i bile değilmiş. Yine burada anlatılan ve eserlerin yüzeylerine yazılmış acıklı bir hikaye var. Pers işgali sırasında teslim olmayarak savaşan Xanthoslular yenileceklerini anlayınca tüm aileleri ile birlikte saraya girip kendilerini yakıyorlar. Bu arada buradaki bir çok eserin İngiltere’ye kaçırılmış olduğunu ve oradaki müzelerde sergilendiğini de üzülerek not edelim. Eserleri ve yeni kazı alanlarını görmek için giriş ücreti 10 TL. Müze kart geçerli. Haftanın her günü 15 Nisan 2 Ekim arası 08.30 – 18.30 saatleri, 3 Ekim 14 Nisan arası 08.30 – 17.00 saatleri arasında açık. Konum için tıklayın.

Uyuyan Dev

Her bir detayı ayrı bir güzellik olan Kaş’taki en büyük efsanelerden biri de Uyuyan Dev’dir. Kaş’ı çevreleyen dağın uyuyan bir dev silüetini andırması bu ismi vermiş ona. Ancak adında aşk geçen bir yerin efsanesinde de aşk olacak elbet. Efsaneye göre Olimpos tanrılarından biri balıkçılık yapan Prometeus’a kızar ve sevgilisi ile onları ayırır. Sevgilisini karşı adaya Meis’e hapseder. Balıkçı pes etmez ve kayığıyla gidip sevgilisini kurtarır. Buna çok sinirlenen zalim tanrı aşıkları biri Meis’te biri Kaş’ta olmak üzere dağa çevirir. O zamandan beri sevgililerin bakıştıkları ve kavuşacakları günü bekledikleri söylenir. Benden söylemesi efsanelere inanmıyorsanız bile uyuyan deve çıkıp muhteşem manzarada günü batırmalısınız. Kim bilir belki Meis’ten bir tanıdık göz kırpar.

 
 
Kaş’ın içinde değil ama çok yakınında olan bu yerleri de kaçırmayın:
 
 

Demre

Fotoğraf Kaynak: commons.wikimedia.org HALUK_COMERTEL

Myra Antik Kenti’ne, St.Nicholaus (Noel Baba) Kilisesi’ne ve mavi yengeçlere ev sahipliği yapan Demre, Kaş’a 40 dakikalık mesafede. Hrıstiyan dünyasının hac yolunda önemli bir yere sahip olan St.Nicholaus Kilisesi’nde her yıl 6 Aralık’ta Noel Baba etkinlikleri yapılmakta. Konum için tıklayın.
 

Batıkşehir ve Kekova

Teknenin bi tarafı koyu mavi, bir tarafları açık.  Bu ani derinleşmenin sebebi tam buradan geçen ve Likyalıları tarihe gömen fay hattıymış.

Batık Şehir, Kaleköy’ün tam karşısında kalan Kekova Adası’nın çevresinde, 2. yüzyılda yaşanan depremlerle yok olan Dolkisthe Antik Kenti’nden kalma kalıntılarla dolu alan. Tekne ve yatların demir attığı, meşhur tersane koyu da bu adanın ucunda kalıyor. Bizans Devri’ne ait bir kilisenin apsisi, denize inen merdicenler, dükkan ve evlerin planları görülebiliyor. Konum için tıklayın.
 

Üçağız

Kekova ve Kaleköy’e, günübirlik tur teknelerinin veya Antalya-Kaş arası tur yapan teknelerin kalktığı bir yat limanının ve minik pansiyonların olduğu, salaş ama keyifli rakı-balık restoranlarını ve taze yanık dondurmanın en hasını bulabileceğiniz minik bir kasaba. Konum için tıklayın.
 

Kaleköy (Simena)

Likya dönemindeki antik adı Simena olan bu bölgenin büyük bölümü dalışa kapalı olduğundan, Kaleköy’den kanoya atlayıp hemen karşısındaki batık şehrin hazinelerini kano ile keşfetmek burada yapılacak açık ara en güzel şey. Sonrasında, köyün limanı etrafında, karada ve denizden irili ufaklı çıkan Likya döneminde ait mezar anıtlarını göreceksiniz. Üstelik işin güzel tarafı burda denize de girebiliyorsunuz. Üstüne de Kaleköy’ün yamaca dizilmiş restoranlarında bir yemek çekersiniz. En tepede, denize karşı harika bir manzarası ve küçük bir amfitiyatrosu olan kale de ideal günü batırma noktası. Konum için tıklayın.
 

Saklıkent Kanyonu

Fotoğraf Kaynak: pexels.com

Bir deprem sonucunda oluştuğu rivayet edilen kanyonun yaklaşık 14 kilometre uzunluğu ve eşsiz bir güzelliği var. Bu eşsiz güzellik aynı zamanda Muğla ve Antalya sınırını cizmekte. Burada anlatılana göre yıllar önce bir çoban bulmuş kanyonu. Daha sonrasında devletten kiralamayı başarmış. İçeride bir çok işletme var. İşletme dediğimiz evinin önünde gözleme yapan teyzeler ve yürüyüş ayakkabısı satan amcalar. Kanyon ise tam bir macera. Bir kere kesinlikle yanınıza bir yürüyüş ayakkabısı alın, terlikle yapilabilecek bir yürüyüs değil bu. Buz gibi suyun içine girip etrafınızdaki eşsiz şelaleleri ve yer şekillerini görmek kesinlikle Kaş’ta yapılacak en güzel şeylerin başında geliyor. Hele Kaş’ın o ölümcül yaz sıcaklarında!

Biz Kaş’taki bir turla geldik. Uğradığımız yerlerden birisi de buydu. Arzu ederseniz bu turlara katılıp burada 1 – 2 saat vakit geçirebiliyorsunuz. Ya da ben daha çok vakit geçirmek istiyorum diyorsanız özel aracınızla gelebilirsiniz. Etrafta özel otoparklar mevcut. Konum için tıklayın.
 

Kalkan

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/HotelVillaMahal

Buraya gelip de Kalkan’a gitmemek olur mu? Kalkan, Kaş’ a yaklaşık 25 kilometre mesafede, Yunanlı denizciler tarafından 200 yıl önce kurulmuş ve Likya Uygarlığı’nın izlerini taşıyan bir belde. Kaputaş Plajı ve Patara Plajı, Kalkan sınırları içerisinde bulunan, dünyaca ünlü plajlardan iki tanesi. Buranın diğer bir özelliği de nüfus coğunluğunun İngilizlerden oluşması. Evet yanlış duymadınız. Kalkan’da villa sahibi olan İngilizler nüfusun neredeyse %80’ini oluşturmakta. Burası Kaş’a göre daha sakin. Ve biraz daha İngilizler’e göre şekillenmiş. Gece hayatı daha bir Kuşadası barlar sokağı tadında. Kaş’taki salaş butik pansiyon kültürü yok burada mesela. Lüks küçük oteller ve villa turizmi yaygın. Konum için tıklayın.

 

 

4 YORUM

  1. Emir

    Verdiğiniz Googlemaps’te bir problem var sanıyorum. İlgilenebilirseniz biz de o güzel lokasyonlardan daha kolay faydalanabiliriz 🙂

    Cevapla
  2. Bilge

    Kaş ve civarındaki bölgeleri gezmek ve hatta kamp yapmayı çok istiyorum fakat bu gezinti için düşük bütçeye sahibim biraz araştırdım ve geziler olduğunu gördüm fakat bu gezilerde Kaş bölgesinde malesef yok. Biz Evde Yokuz olarak siz bu tür geziler programlar oluşturmayı düşündünüzmü eminim ki yaz aylarını bu şekilde gezilere katılmak isteyen çok olur.

    Eğer düşünüyorsanız bu tür organisasyonlar sitenizde yayınlarsanız benim gibi meraklıların çok işini yarıyacak sevgiler.

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Send this to a friend