URLA GEZİLECEK YERLER

Ülkedeki tüm Ege’ye yerleşme hayali ile yanıp tutuşan büyük şehir çocuklarının aklına düşmüştür Urla. İlla arkadaşın arkadaşı bir çift vardır buraya kaçıp gelen. Küçük ama güzel bir çevre yapmışlardır. Kız kariyerini yoga ya da seramiğe, oğlan müziğe doğru çevirmiştir, belki bir de mekan açmışlardır. Köy pazarından alınan tazecik sebzeler, bahçelerinde yetişen satsumadan likörler, ev yapımı şaraplar, kışın eş dostla şömine başı muhabbetleri, mutlu mesut yaşayıp gidiyorlardır. İçin gider, asmalarının yaptığı sinekten şikayet eden komşuları olmak istersin.


Bir sonraki tatilin adresi belli olmuştur: Urla! Hem ne güzel, Alaçatı ve Karaburun’a da yakın. Mis. Havalimanına da yarım saat. Biraz tatil, biraz araştırma. Sahibinden’de şöyle biraz makyaj ile çekip çevrilebilecek uygun fiyatlı bir yer bulabilir miyiz ki?

Hop dostum, yavaş! Urla’yı gezmeye yine gel de, İstanbul’dan Bodrum‘a yerleşip, boyunun ölçüsü almış bir çift olarak söyleyebiliriz ki; o işler öyle romantize edildiği gibi kolay olmuyor. Hele ki hayatın durduğu kış aylarında. Bir daralıyorsun, bir daralıyorsun. Çünkü sen şehirden gidiyorsun da, şehir senden gitmiyor.  İşlerin aheste işleyişinden, küçük yer kafasına, imkanların sınırlılığına, doğalgaz olmayışına (Urla’ya gelecekmiş) öyle sandığın gibi hemencecik alışamıyorsun.


Paris’ten dünyayı dolana dolana Urla’ya yerleşmiş bir tanıdığın dediği gibi şehirden kaçış basamaklarını tek tek geçmek lazım. Belki Urla yine son durağın olur ama önce büyük şehirden bir küçüğe, sonra daha küçüğe, sonra en küçüğe yerleşmek. Beyaz yaka suyunu ılıta ılıta.  Yazın Urla’nın cıvıl cıvıl olduğuna bakma, o sadece 2-3 ay.

Ama yazın da gerçekten pek güzel. İnsanın basamakları 3’er 5’er koşası geliyor. Bakir koylar, bağ yolunda şarap tadımı, tarladan mutfağa gastronomi deneyimleri, biraz kitesurf, biraz at, kibar insanlar, rakı- balık ile pekişen sohbetler… “Budur, benim hayatım bu olmalı” diyecek olursan hatırla; o sezondan sezona yaşanan tatlı bir rüya.

Biz de o tatlı Urla rüyasında sizi pışpışlamaya geldik: En güzel Urla deneyimlerini sizin için toparladık. Urla’yı araştırmadan direkt arabanızı merkeze sürerseniz, Urla’nın neden bu kadar idealize edildiğini anlayamazsınız. Çünkü klasik yerleşim yapısındaki gibi tüm vaad ettikleri bir yere kümelenmiş değil. Bilerek gezmek gerekiyor.

Urla’da Gezilecek Yerler

1. Urla Bağ Yolu’nda Şarap Tadımı Yapın


Sanırsam Urla’nın yükselişine en çok katkı sağlayan şey Bağ Yolu oldu. Alaçatı’ya gelen kalburüstü turisti Urla’ya çekmeye başladı, oradan da köpürdü de köpürdü. Artık Urla’ya gelenler Alaçatı’ya uğruyor. 🙂 Peki nedir bu Bağ Yolu?

Biraz başa sararsak, buraların Yunan yerleşimi olduğunu ve çok eskilere dayanan bir şarapçılık kültürü olduğunu görüyoruz. Hatta rivayete göre Roma İmparatoru ülkesinin şarapları Urla şarapları ile rekabet edemediği için Urla bağlarının yakılmasını emretmiş. Mübadele sonrası bu miras da sınırlarımızdan Rumlarla birlikte göçmüş ancak son senelerde yeniden yeşeriyor.

Şu an bölgede 7 şarap üreticisi bulunuyor. Bağlarını, mahzenlerini gezip, şaraplarından tadabiliyorsunuz. Tesisleri yollardaki tabelaları takip ederek kolayca bulmak mümkün oluyor ancak yaya yapılması imkansız. Bisiklet olsun, araba olsun, bir çeşit araç şart.

Hangi şarapçılara gideceğinizi seçmek, imza şaraplarını öğrenmek ve nasıl bağ yolunu gezeceğinizi öğrenmek için mutlaka Urla Bağ Yolu yazımızı okumalısınız.

Not: Ağustos sonu / Eylül başı buralardaysanız Urla Bağ Bozumu Şenlikleri’ne de denk gelebilirsiniz.

2. Uzbaş Çiftliği’nde İçinizdeki Botanikçiyi Uyandırın

Hazır Urla Bağ Yolu’nu gezerken arabanızı az ötedeki Uzbaş Çiftliği’ne de bir sürün. Zaten Urla Şarapçılık’a uğradıysanız sizi kendi tesisleri olan çiftliğe de yönlendireceklerdir. Uzbaş peysaj düzenlemelerinede kullanılmak üzere bitkiler yetiştiren bir çiftlik. Tanesi 100 bin dolara satılan özel ağaçlar da bulabilirsiniz, Urla hayalleri kurduğunuz ofis masanızın üzerine koymalık bonsailer de.

Gezmesi çok keyifli. Düğün fotoğrafçılarının da uğrak yerlerinden. Bir nevi botanik bahçesi gibi. Ama botanik bahçesinin tersine, her şeyi satın alabiliyorsunuz. Tropik ve yarı tropik bitkiler, tırmanıcılar, sarıcılar, aromatik bitkiler, kaktüsler… Eğer alıcı gözüyle de bakacaksanız gün ortasında gitmeyin, en sona bırakın ki siz bağları gezereken İzmir sıcağında güzelim bitkiler arabada pert olmasın.

Çalışma Saatleri: 09.00-17.00
Konum ve websitesi için tıklayın.

3. Gülbahçe’de Kitesurf Yapın


Çok sevdiğimiz Akyaka‘dan kiteçılar da, kite surf okulları da göç etmek zorunda bırakıldı. Sahile çöken mafyaların uyguladığı fahiş plaja giriş ücretleri hepimizi Urla’ya sürdü. Akyaka’nın güzelliğini tek geçerim ama yaşasın mafyasız sahiller.

Urla’ya kitesurf pek yakıştı. Kısa zamanda 5 okul birden buraya yerleşti ve İzmir’den İstanbul’dan kiteçılar akmaya başladı.

Eğer kitesurf’e yeniyseniz bilmeniz gereken bir iki şey var:

– Malum, kitesuf yapılabilmesi için belli bir sertlikte rüzgar esmesi lazım. Eğer 50 kilo civarındaysanız 5-6 knot gibi bir rüzgar bile sizi çekerken, ağırlaştıkça daha fazla rüzgar gücüne ihtiyaç duyuyorsunuz. Öğrencisi olmayı düşündüğünüz okul ile konuşup sizin kilonuz için kaç knotlık bir rüzgar gerektiğini sorun. İnternetten gün gün ve saat saat Güzelbahçe’deki rüzgar tahmini görebilirsiniz. Eğer ardarda rüzgarsız günler gözüküyorsa hiç başlamayın deriz. Bu da bizi diğer konuya getiriyor:

–  Kitesurf’u doğru düzgün öğrenebilmek 5-10 gün üst üste kaymayı gerektiriyor. Yani ayda 1 hafta sonu ayırarak pek ilerleyemezsiniz. En etkilisi blok zaman ayırmak. Her gün 3-4 saat denize çıkabilirseniz epey ilerletiyorsunuz. Eğer öğrenmeyi kafaya koyduysanız böyle yapın. Bu durumda en iyisi direkt Güzelbahçe’deki kite okullarının otellerinde kalmak. Böylece her çıkan rüzgarı yakalayabilirsiniz.

Hangi kite okulu diye sorarsanız, biz Urla Surf House‘çıyız. Sahipleri Nicolas ve Pınar Akyaka’dan Urla’ya göçü başlatan öncüler. Yurt dışında da eğitimler ve kite turları yapıyorlar. Urla’daki okullarında da yabancı görmeye hazır olun. Türkiye’deki tüm kite okullarının listesine de buradan ulaşabilirsiniz.

4. Manej Urla

Foto: Manej Urla

Urla, İzmir’in organik gelişen Kemer Country’si olma yolunda gidiyor. Manej Urla da kanıtlarından. “Lord dedemden kalma bir alışkanlıktır, her tatilde mutlaka ata biner, gayda çalarım” derseniz sizi böyle alalım. 😀 Şaka bir yana, aileler daha çok çocuklarını maneje yollayıp, kendileri restoranda takılmayı tercih ediyor.

Foto: Manej Urla

Manej Urla’da aynı zamanda kuzucuklar, tekelerle oyanayabileceğiniz, yumurtasından peynirine kendi üreten bir çiftlik. Çocuğunuz binicilik dersi alırken siz de tarladan sofraya konseptli restoranında keyif yapabilirsiniz.

Çalışma Saatleri: 24 saat açıklar
Konum ve websitesi için tıklayın.

5. Vizyoner Köy Barbaros’u Gezin

“Vizyonu ile döven köy” şeklinde andığımız Barbaros, Urla’nın en meşhur köyü. Merak etmeyin, öyle popüler olunca özünü kaybeden köylerden değil. Aksine “doğal dokuyu bozmadan sürdürülebilir kalkınma” mottosunu benimseyen Barbaros, tarıma tutunmayı, gelenekleri canlandırmayı, kırsal yaşamın sunduğu nimetlerle yaşamayı yüceltiyor.

Köy bir de “oyuk” yani korkuluk festivali düzenliyor. Festival sonrası oyuklar köyün sokaklarına dizilerek aylarca sergileniyor. Bu da sene boyunca köyün ziyaretçisini eksik etmiyor.

Köyün bir diğer sürdürülebilir kalkınma methodu da Çat Kapı Evleri. Köydeki bazı evlere yemeğe misafir olabiliyorsunuz. O gün mutfaklarında ne piştiyse belli bir ücret karşılığı sizi ortak ediyor. Köydeki gezilecek yerler, çat kapı evleri ve daha fazla konuda bilgi almak için Barbaros Köyü yazımızı okuyabilirsiniz. Konum için tıklayın.

6. Entel Köy Bademler’i De…


İşte başka bir umut veren Urla köyü daha. Bademler Köyü, Türkiye’de ilk köy tiyatrosunun kurulduğu yer. Tiyatro 80 yıldır faal ve sahne önü ve arkasındaki tüm kadrosu köy halkından oluşuyor. Devletten hiç bir destek almadan, binanın bakımından oyunu sergilemeye her aşamayı kendi kendilerine imece usulü çözüyorlar. Öyle bir köy düşünün ki, çöpünü ayırsın, okuma yazma oranı bir hayli yüksek olsun, tiyatrolarında Brecht oynansın… “Entel köy” lakabını gururla taşıyor.

Tahtacılar olarak bilinen Türkmen kökenli Alevi yörüklerin kurduğu köyde 1940 yılından beri devam eden bir kütüphane, tiyatro ve bir de oyuncak müzesi var.

Yılda iki kez oyun sergileniyor, birisi her yıl 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’ne denk gelecek şekilde planlanıyor. Diğeri için Facebook sayfalarını takip edebilirsiniz. Arada İzmir ve başka şehirlerden konuk oyunlar da geliyor. Konum için tıklayın.

7. İskele’de Demlenin


Urla merkezin sahil kısmına İskele diyoruz. Sahil boyunca dizilen balık restoranları akşamları cıvıl cıvıl oluyor. Bir İzmir klasiği olan gün batımında bira-patates yapabileceğiniz birkaç mekan da mevcut.


İskele’de özellikle bahsedilmesi gereken bir yer varsa, orası Yengeç Restoran. O kadar farklı mezeler, ara sıcaklar var ki balığa gelemeden havlu atmanız mümkün. Yanlış bilmiyorsam 100’ü aşkın meze çeşidi var. Yerel ve mevsimindeki ürünleri deniz mahsülleriyle harmanlayarak damak çatlatıyorlar. Özellikle Ege otlarını sık sık yemeklerde görebilirsiniz. Ama ısırgan salatasını ayvalı, şevketi bostanı mantarlı kremalı yapmak gibi hep ufak bir dokunuşla. Konum için tıklayın.

8. Karantina Adası’nı Seyredin


İskele’de otururken gözünüze ilişen ada Karantina Adası. 18. yüzyılda kolera ve veba gibi hastalıkların dünyayı kırıp geçiriyordu. Salgınlar gemi yolcuları ve mürettebatlar vesilesiyle ülkeden ülkeye yayılıyordu. Yanaşan gemilerin hastalık getirmediğinden emin olmak için insanlar bu adada karantinaya alınıyordu. Korona sayesinde hepimizin öğrendiği gibi karantina kelimesi, karantinanın süresini ifade eden İtalyanca “quaranta” yani 40 günden geliyor. Daha sonraki senelerde karantina uygulaması sadece şüpheli görülen personele yapılmış ve 5 gün olarak değiştirilmiş. 1950’lere kadar bu pratik devam etmiş.

Adadaki binaları Osmanlı Fransızlara yaptırmış ancak ada ziyarete açık olmadığı için maalesef gezilemiyor.

9. Sanat Sokağı’nından Girin


Şimdi geldik en çok memnuniyetsiz Urlalıyı bir arada bulacağınız yere. Özünde Sanat Sokağı Urla’nın merkezinde, el emeği göz nuru ürünlerin tezgahlarda satıldığı bir sokak. Takılar, şallar, örgü bebekler, nazar boncukları, çömlekler gibi şeyler bulmayı bekleyebilirsiniz. Urla merkezdeli en işlek yer olduğu için de çoğu güzel mekan ve butikler ya bu sokakta, ya da ona bağlanan yan sokaklarda dizilmiş.


Ancak turistler ağzı kulaklarında gezerken, kapanan eski mekanların yerlerine açılan şık restoran ve butiklere bakıp bakıp yereller “ah ah, hep bozuldu buralar” diyor. Bir yandan mekanlar buraya değer katıyor, diğer taraftan Alaçatı gibi Urla’yı da soylulaşma tehlikesi ile yüz yüze bırakıyor. Ne diyelim, herkes haklı… Konum için tıklayın.

Özel ilgiliyi hak eden birkaç noktaya gelirsek:
– UMAUrla Müzik Akademisi daha çok müzik eğitimini masterclass seviyesine taşımak isteyenlerin ilgisini çeken bir yer. Dünyanın farklı yerlerinden gelen müzisyenler eğitimler veriyor. Bazen dersleri ya da öğrencilerinin resitallerini dinleme şansınız da olabildiğinden belirtmeden geçmek istemedik. Konum için tıklayın.

Urla Devlet Tiyatrosu : Bir gün Urlacılık oynamaya karar verseniz sürekli bilet bulmaya çalışıp, hep geç kalacağınız yer. 🙂 Küçük bir sahne olduğu için ekstra zor. Konum için tıklayın.

– Hiç Lokanta eğer özenli bir akşam yemeği yemek isterseniz Hiç’ten şaşmayın. Konum için tıklayın.

– Fırın Vourla (Konum için tıklayın) ve İrmik Hanım da güzel kahve & tatlı mekanları. Konum için tıklayın.

10. Urla’nın Kalbi Malgaca Pazarı’ndan Çıkın


Mimari dokusu, kahveleri, camlarından kuru domatesler, biberler sarkan dükkanları ve tonton esnafı ile Malgaca Pazarı yüzyıllardır Urla’da ticaretin merkezi. Babadan oğula aktarılan dükkanların bazıları devam ediyor, bazıları ise mesleklerinin tarihe karışması ile hediyelik eşyacı, dondondurmacı, katmerci gibi şeylere dönmüşler.


Bu arada Katmer öyle bir cümlede değinilip geçilecek konu değil Urla’da. Bir de yine Malgaca Pazarı’nda Beğendik Abi isimli bir esnaf lokantası var ki; tek başına Urla’yı bir gastronomi durağı yapmaya yeter. Hepsini aşağıda Yerel Lezzetler kısmında anlatacağız. Özetle, Malgaca Pazarı meyve-sebzeden terziye her türlü ihtiyacınızı giderebileceğiniz, kültürel dokusunu koruyan bir Osmanlı arastası.

Genelde gezmek için gelenler Sanat Sokağı’ndan başından girip, Malgaca Pazarı’ndan çıkıyor ya da tam tersi. Bu bölge trafiğe kapalı. Zaten Sanat Sokağı’nın en ucundan Malgaca Pazarı’na yürümek de 20 dakikacık. Gündüzleri Malgaca Pazarı tarafında park yeri bulmak daha zor oluyor.

Edebiyat ve sinemaseverler için bir not: Ünlü yazar Necati Cumalı’nın 2001’deki ölünden sonra müzeleştirilen evi burada. Hülya Koçyiğit ve Erol Taş’ın başrollerini paylaştığı, Berlin Fim Festivali’nde Altın Ayı alan Susuz Yaz filmi Necati Cumalı’nın aynı ismi taşıyan kitabından uyarlanmıştı. Film de az önce bahsettiğimiz Bademler Köyü’nde çekildi (oh ne güzel, yerel cast da var). Bir diğer bilen eseri de karısı ile aşklarını konu alan Tütün Zamanı. Konum için tıklayın.

11. “Magnet Yetmez” Diyenlere Alışveriş Önerileri


Bahsettiğim gibi, Urla merkezi gezmek için en güzeli, arabanızı ya Malgaca Pazarı ya da Sanat Sokağı tarafına park edip, boydan boya yürümeniz. Yol boyunca bir sürü tezgah sizi zaten kendine çekecektir. Onların dışında, gözünüzden kaçmasın diyeceğimiz bir iki yer var.

Dibdibe Records: Ufacık, minnoş mu minnoş bir plakçı. Konum için tıklayın.

Ekrou Butik: Köpeğinize yağmurluktan, nordik tarasımlara, seksi abiyelerden örme sandaletlere seçmece güzel parçalar bulabileceğiniz bir konsept dükkan. Ana sokakta olmadığı için gözünüzden kaçabilir. Konum için tıklayın.


Antikacılar: Antik Shop & Cafe, İstifçi ve Antre hem mekan, hem de antikacı olan 3 yer. Bazı ürünler bana çok antika görünmedi, ama nostaljik/rustik temalı diyebiliriz. Bir de Eflatun isimli bir antikacı var.

Seramikçiler: Seramik Alaçatı ve Urla’da aldı yürüdü. Bir sürü atölye var. Bazıları direkt yurt dışına çalışıyor. Londra’da aynı tabakları 5 katına görebilirsiniz. İlgileniyorsanız Keramikos ve Hiç Seramik Urla’da uğramak isteyebileceğiniz iki yer.

12. Antik Zeytin İşliği Klazomenai’yi Gezin


Ege’deki 12 İyon kentinin 7’si İzmir’deydi. Bunlardan biri olan Klezomania Antik Kenti’nde bulunan işlik, dünyanın ilk modern zeytinyağı işliği olarak geçiyor. İşlik kelimesi ilk kez duyanlar için manuel çalışan bir fabrika diyebiliriz. 2.600 yıllık işlik burada orjinaline uygun olarak yeniden inşa edilmiş. Kent zeytinyağı ticaretinde o kadar ileri gitmiş ki, denizaşırı ülkelerde üzerinde Klezomania sembolü olan zeytinyağı amforaları bulunmuş.

Çalışma Saatleri: 08.00-17.00
Konum için tıklayın.

13. Köstem Zeytinyağı Müzesi’ni Görün & Zeytinyağı Tadımı Yapın


Yıllardır her sabah pek de üzerine düşünmeden zeytin yiyoruz. O kadar sıradanlaştı ki, 6.000 yıldır bizi besleyen sadık dostu tanımak aklımıza gelmedi. Zeytin insan tarihinin yazıdan bile eski bir  bir parçası. Tanımak, bilmek lazım aslında. Urla gibi zeytin ağaçları ile örülü ve binlerce yıldır zeytinle geçinen bir yerde, Klazomenai yakınlarında böyle bir müzenin açılması da elbette tesadüf değil.

Ön Asya’a özgü bir meyve olan zeytin antik dünyanın tüccarları olan Fenikeliler sayesinde Akdeniz’e, oradan da dünyaya yayılmış. Müzede zeytinin Anadolu’daki tarihi yolculuğuna tanıklık ediyorsunuz. Topraklarımıza kullanılmış olan tüm zeytinyağı sıkma sistemleri 1/1 ölçekte sergileniyor. Ayrıca estetik olarak da çok hoş bir müze. Sadece kafesinde oturmaya, hediye dükkanına bakmaya bile uğranır.

Hepsi zeytin sevdalısı bir ortopedist olan Levent Köstem’in yılmak bilmeyen çabalarıyla olmuş. Hiç bir kamu kurumundan destek alamamasına rağmen 15 yıl boyunca Ege’yi köy köy gezerek zeytin işlemede kullanılan parçaları toplamış, zeytin işlikleri satın almış. Klazomenai’de görev yapan sanat tarihçisi Ali Ertan İplikçi’nin danışmanlığında müzeyi hayata geçirmiş.

Müzede zeytinyağı tadımı yapmayı talep edebiliyorsunuz. Aslında tek bir çeşit tadıyorsunuz ama mutlaka deneyin deriz çünkü verdikleri bilgiler eşliğinde iyi bir zeytinyağının tadının nasıl olmasına gerektiğine dair tüm bildikleriniz değişecek. Spoiler Alert: Zeytinyağının kalitesi içindeki yüksek dozdaki polifenolden belli oluyor. Polifenoller, antioksidan etkili bitkilerde bulunan mikro besinler. Ve bilin bakalım tadı nasıl? Acı! Meğer zeytinyağının keskini makbulmüş.

Çalışma Saatleri: Pazartesi hariç hafta içi 10.00-17.00 hafta sonu 10.00-18.00
Konum ve websitesi için tıklayın.

14. Zeytin Yolu’nda Dede Ağaçlara Merhaba Diyin


Anlaşıldığı üzere zeytin buraların hem tarihi, hem de kültürel dokusunun önemli bir parçası. Bu zeytin mirasını gezilebilir bir hale getirmek için bir Zeytin Yolu projesi başlatmışlar. Yol üzerinde tarihi işlikler, ezme yerleri, fabrikalar ve anıt zeytin ağaçları var. İzmir Yarımada’sında yaşları 300 ila 2.000 arasında değişen 68 anıt ağaç tespit edilmiş.

Zeytin Yolu projesini bir telefon uygulaması da taşımışlar. Çok emek verilmiş, takdir etmemek mümkün değil ancak biz oldukça zorlayıcı bulduk. Çünkü her şey çok dağınık bir alana yayılmış, sahada yönlendirme bilgisi yok, sadece uygulamadaki bir konumla neye benzediğini bilmediğiniz bir ağacı bulmaya çalışıyorsunuz. Halka sorduğunuzda kimsenin ne projeden, ne de anıt ağaçtan haberi var, yardım alamıyorsunuz. Ayrıca bazı güzel noktalar da var ama bazen yarım saat uğraşıp bulduğunuz şeyler deneyimsiz gözlere öylesine bir taş gibi durabiliyor. Yani muhteşem bir zeytin envanteri çıkarmışlar ama bazı şeyler sadece uzman zeytin meraklılarını heyecanlandıracak cinsten. Ama trekking yapmaya zaten hevesliyseniz neden bir de zeytin yolunu keşfetmeyesiniz ki?

Son olarak, zeytine özel bir ilginiz varsa ve Urla’dan Karaburun tarafına geçecekseniz, deniz tuzu ve sporlar sayesinde dalında kendi kendine yenilecek kıvama gelen ve Karaburun’a özgü olan hurma zeytini denemek isteyebilirsiniz. Biz denedik, bayılmadık. Turşu kıvamında zeytine damağımız alışmış bi kere. Ama tecrübe etmiş olmak güzeldi.

15. Plajlar: Nerede Yüzülür, Nerede Yüzülmez Bilerek Karar Verin


Belki de Urla’nın bugüne kadar radar pek revaçta olmamasının sebebi deniziydi. Urla merkez ve çevresindeki plajları görenler tav olmadılar, Çeşme’ye, Karaburun’a devam ettiler.

Tatilciler Çeşmealtı’nın plajlarına sıkışa dursun, Urlalılar başka koylarda mis gibi deniz keyfi yapıyorlar. Siz siz olun, Urla Plajları yazımızı okumadan karar vermeyin.

16. Kaçırırsanız Kafanızı Duvarlara Vuracağınız Yerel Lezzet Durakları

Nasıl oldu bilmiyorum ama Urla İzmir’deki en önemli gastronomi durağı olarak parlamaya başladı. Enginarı ye, tarlasını sorma. 🙂 Hem İzmir mutfağının, hem de yöreye özgü yemeklerin süngüsünü sırtlanmış gidiyor. Beğendik Abi başta olmak üzere burayı parlatan Ömre Bedel, Şafak Lokantası gibi birkaç esnaf lokantası var.

Arapsaçı, körmen, ebegümeci, çobandüdüğü, gelincik otu gibi pazarda görsek tanımayacağımız otlardan kavurmalar, boraniler, börekler gibi leziz şeyler yapıyorlar. Aynı zamanda mübadele zamanı Yunan topraklarından gelen ailelerin getirdikleri turçenik, sinkonta gibi göçmen yemekleri de Urla’nın mutfağına eklenmiş. Etoburlar da üzülmesin, Urla’nın güveci de meşhur.

Üzerine bir de Urla’nın baştacı enginar var. Özellikle enginar konusunda Urla’nın kendini aştığını belirmek isterim. Enginar dolması zaten enfes bir şey, ama Urla yaratıcılıkta sınır tanımıyor. Sokaktaki tezgahta bile enginarlı poğaça, dondurmacısında enginarlı sorbe gibi değişik yorumlarını bulmak mümkün.

Bir de balkanlardan gelen bir çeşit kızarmış gözleme olan katmeri var. Serpme börek gibi açılıyor, yufkası önce sacda kızartılıp içine yumurta kırıldıktan sonra isteğe göre patatesi kıyması ekleniyor. “Ağzımız sulandı Duygu, söyle bunları nerede yiyeceğiz?” Sizi derhal şöyle alalım: En Güzel Urla Restoranları

17. Gurmelerin Yeni Favorisi: Tarladan Masaya Konseptli Restoranlar


Yemek yemek için insanlar kalkıp İzmir’den Urla’ya geliyorlar. Hatta Manisa’dan, İstanbul’dan… Son senelerde açılan modern restoranlarla Urla bir gastronomi durağı olarak iyice hız kazandı. Urla’dan aldığı ilhamı dünya mutfağı ve yabancı tekniklerle yorumlayan restoranlar açılmaya başladı. Özellikle de tarladan sofraya konsepti çok yaygınlaştı.


Zaten tahminimce İzmirli şef Osman Sezener’in restoranı OD Urla’yı duymuşsunuzdur. PR konusuna pek yönelmediği için tanışmamış olabileceğinizi düşündüğüm diğer bir güzel restoran ise Hiç Lokanta. Mutlaka deneyin dediğimiz yemekleri ve Urla’nın diğer gastronomi durakları için En Güzel Urla Restoranları yazımızı okumayı ihmal etmeyin.

18. Gece Hayatı: Çıstaksız Akşamlar


Urla’nın gece hayatı da kendi gibi olgun. Partilemek isteyenleri Alaçatı rehberimize alalım. Ama gece hayatından beklentiniz bar muhabbetiyse ilacınız Urla’da var.

Old Sailors : Deniz kenarında jazz dinlemek kulağınıza nasıl geliyor? Bazen kalabalık gruplar bazen de solo keman/ saksafon dinletilerine denk gelebileceğiniz Old Sailors Urla İskele’de gidebileceğiniz bir pub. Konum için tıklayın.


İstifçi : Sanat Sokağı üzerindeki İstifçi’nin içeriden müzik sesi gelmediği zamanlarda mekan olduğunu anlamayabilirsiniz. Antikacı/ dükkan tarzı bir mekanın içinden geçerek arkada hoş bir avluya açılıyorsunuz. Hafta sonları canlı müzik eşliğinde güzel bir akşam geçirebilirsiniz. Yemekler ise standart. Konum için tıklayın.

Berlin’s : Irish Bar tipli ama adı Berlin’s olan, daha çok rock çalan yine İskele tarafında, samimi bir bar. Sahibi Ahmet Bey ödüllü bir bartender olduğundan burada bira ya da şarap yerine kokteyllere ağırlık vermek iyi bir fikir. Konum için tıklayın.

19. Güvendik Tepesi’nden Manzarayı Seyredin

Güvendik, Urla’nın İzmir Körfezi manzaralı tepesi. Orman içindeki ahşap piknik masalarında gün doğumu ve batışı izlemek popüler. Konum için tıklayın.

20. Rüzgarı Sevme Vakti: Windsurf ve Yelken


Bildiğiniz üzere 40-50 dakika ötenizdeki Alaçatı optimum deniz ve hava şartları ile dünyadaki en iyi windsurf noktaları arasında gösteriliyor. “Otelimden uzaklaşmadan, şipidik terliklerimle gidebileceğim yakınlıkta bir windsurf okulu hiç fena olmazdı” diyenler için de haberler güzel: Urla da kesintisiz poyraz ve lodosu ile sörfçü ve yelkenciler için cazip bir yer.

Çeşmealtı Windsurf ve Yelken Kulübü kiralama yapabileceğiniz, hem de ders alabileceğiniz, birçok milli sporcu yetiştirmiş bir yer. Aynı zamanda çocukları için uzun soluklu yaz kursları, sertifika programları da var. Urla Yelken Kulübü de bakabileceğiniz bir diğer adres.

21. Alaçatı’nın Ot Festivali’ne Kardeş Geldi: Urla Enginar Festivali


Alaçatı otu, Urla da enginarı sahiplendi. Alaçatı Ot Festivali artık yurdun dört bir köşesinden otobüslerce insanın aktığı bir dev bir şenliğe döndü. Her Nisan gerçekleşen Urla Enginar Festivali de hızla popülerleşiyor. O da festivalden çok bir köy şenliği havasında geçiyor; ev hanımları stantlarda yemeklerini, enginar temalı hediyeliklerini satıyor, arada söyleşi ve konserler oluyor.

İzmir’de yetişen tüm enginarın büyük kısmı içinde Urla, Seferihisar ve Karaburun’un da yer aldığı İzmir Yarımadası’nda yetişiyor. Bölgenin enginarı endemik bir tür olan sakız enginarı. Ayırt edici özellikleri arasında formu, liflenmeyen yapısı, vıdı vıdısı var ama yiyiciler için sadete gelirsek, önemli özelliği o muhteşem enginar dolmalarına can veren taç yapraklarının yenilebilir olması.

Enginar Festivali zamanı yer gök enginar oluyor. Çayına kadar bulabiliyorsunuz. Enginar dolmasını katiyetle ıskalamayın. Enginarlı kuzu güveç, baklalı enginar, enginar risotto da diğer favorilerimiz.

Urla’da Gezilecek Yerler Videomuzu İzleyin

Karpuz seçerken kabuğuna tık tık vurmak neyse, bence program yaparken bir yerin videosunu izlemek de öyle. O yüzden Urla programınızı şekillendirirken size yardımcı olması için bir video da hazırladık. İngilizce ile aranız iyi değilse alt yazıları açarak takip edebilirsiniz.

Nerede Kalınır?

Manej Urla $$$

Fotoğraf Kaynak: www.manejurla.com

Toplam 13 odalı bir aile çiftliği olan Manej Urla, bölgedeki hem en konforlu hem de en sıradışı konaklama deneyimini vaad eden işletme. Çünkü burası yukarıda da bahsettiğimiz gibi aynı zamanda gerçek bir manej. Yani burada ata da binebiliyorsunuz. Üstelik koyunlar, keçiler, tavuklar, köpekler gibi diğer tüylü dostlarınızın da olduğu çevre dostu bir yer. Fiyatlara yemekler dahil değil fakat kontinental kahvaltı dahil. Otoparkı var. Evcil hayvan kabul ediliyor. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın.

Art Design Otel $$

Şehir merkezindeki restore edilmiş tarihi bir taş binada bulunan 4 odalı bir design otel. Ücretsiz kahvaltı, internet ve otopark hizmeti sunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarda, klima, özel banyo, saç kurutma makinesi, LCD televizyon, buzdolabı mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın.

Serin Otel $

Urla’nın Çeşmealtı mevkiinde yer alan Serin Otel, 15 odalı ve uygun fiyatlı bir otel seçeneği. Ücretsiz kahvaltı, internet ve otopark hizmeti sunuyor. Otele evcil hayvan kabul edilmiyor. Odalarında, klima, duş, saç kurutma makinesi, televizyon ve buzdolabı mevcut. Oteli detaylı incelemek ve rezervasyon yaptırmak için tıklayın.

Nasıl Gidilir?

Urla, İzmir merkeze 37 kilometre mesafede kalıyor. Özel aracınız yoksa Üçkuyular meydandan belediyenin otobüslerine ya da dolmuşlara binerek ilçeye 50-60 dakikada ulaşabilirsiniz. Özel araçla gezmek elbette çok daha konforlu ve daha kolay fakat aracınız yoksa da kiralamak isteyebilirsiniz.

Eğer özel araçla Urla’ya gelecekseniz yol,
Ankara-Urla arası 640 km ortalama 7 saat,
İstanbul-Urla arası 528 km ortalama 5 saat,
Muğla-Urla arası 243 km ortalama 3 saat,
Balıkesir-Urla arası 254 km ortalama 2,5 saat,
Manisa-Urla arası 78 km ortalama 1 saat 15 dakika sürüyor.

Otobüsle İstanbul’dan Urla’ya gelecekler için de Kamil Koç, Metro, Nilüfer, Ulusoy gibi firmaların İstanbul’dan her gün seferleri bulunuyor. Ortalama 6-7 saatte Urla otogarda olabiliyorsunuz.

Uçakla İstanbul’dan Urla’ya gelecekler için de önerimiz, Adnan Mendres Havalimanı’ndan önce İzban veya Havaş ile şehir merkezine geçip Üçkuyular Garı’ndan dolmuş veya otobüse binmeleri.

  1. Merhaba, maalesef doğalgaz Urla’da henüz yok özellikle merkezde. Gelmesinin 3 yıl süreceği gibi bir rivayet var çünkü doğalgaz çalışması sırasında antik kalıntılara rastlandı bu yüzden gelir mi gelmez mi belirsiz ve evet alışması hiç kolay olmadı 🙂

    1. “evet alışması hiç kolay olmadı”dan sonra heyecanla bir “ama” bekledim ama gelmedi. 🙁 Hala memnun değil misiniz peki?

      Doğal gazı not ettim, teşekkürler

      1. Çok çok memnunuz sürekli iyi ki diyoruz, özellikle pandemi döneminde kendi hayatımız için en doğru kararlardan birini verdiğimizi fark ettik. İstanbul’a aile ziyaretine her gidişimizde Urla burnumuzda tüter oldu. Şehir hayatından sonra doğalgazsızlık, tüp bitti napıcaz, duş almadan önce termosifonu açalım su ısınsın sadece olumsuz tek yanı zor oluyor ama alışıyorsun bunlar artıların yanındaki eksiler taşınmayı düşünürseniz olumlu yanlarını da anlatırım 🙂

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir