Dünyada 2 tür insan vardır: Antalya’yı sevenler ve sevmeyenler.

Haberlerde gördüğümüz vıcık vıcık turist kaynayan sahillerin ve her şey dahilci akını etkisiyle Antalya’ya ciddi önyargılarla gittik. Sanki uçak piste değil, Sean Paul çalan kötü bir köpük partisine inecek ve pasaport sevdasına İngiliz kızlara yazmaya gelmiş gürbüz Türk delikanlılarının barikatını aşamayıp, sonsuza dek orada kalacaktık. Mezarımızda “her şey dahilci değildi” yazacaktı.

O yüzden bir Nisan sabahı Antalya’ya ayak bastığımızda hayatımızın şokunu yaşadık. Şimdi okuyanlar “Abartmayalım canım” diyecekler ama cidden özgürlüğü ve yaşam kalitesiyle bir Avrupa şehrine gelmişiz gibi hissettik. Işıklarda dururken önümüzden patenli bir grup ve cesur büstiyeri ve stilettoları ile kuğu gibi görünen bir kadın geçti (yemin ederim Rus değildi). Kaleiçi’ne vardığımızda, tarihi dokunun güzelliğine inanamadık (not etmek lazım ki daha sonra Aspendos’u gördüğümüzde gözlerimiz kanadı). Gece bara gittik ve kızlı erkekli gruplar malesef artık İstanbul’da olmayan rahatlıkta eğleniyorlardı. Apartmanların arasındaki ferah caddeler, her yere bisikletle giden Antalyalılar, otoyolları bile buram buram dolduran mis gibi portakal kokusu başımızı döndürdü. 1 hafta kaldık, köşe bucak gezdik, ve kanaat ettik ki Türkiye’de en yaşanası yeri Antalya. Doğa olarak tek rakibi Muğla, şehir hayatı (olanaklar & yaşam kalitesi) olaraksa yok.

Yazın cehennem sıcağında Antalya ile bu hislerimiz bedenimizle beraber buharlaşabilir ya da ucuzcu turist izdihamının ayakları altında can verebilir, o ayrı konu. Yine de Antalya’nın kumaşı muhteşem ve doğru manevralarla yüksek sezonda bile keyif yapmak mümkün. Ama siz gidipte kendini her şey dahilcilere pas pas etmiş yerlere takılırsanız bizim elimizden birşey gelmez.

Antalya çok büyük bir yer ve içinde bir sürü tatil beldesi var. Kaş, Kalkan, Belek, Kemer, Olimpos & Çıralı, Alanya, hepsi tek başına birer tatil yeri. Hepsinin karakteri ve vaadi çok farklı. Genelde kafalar tüm Antalya’yı gezmek değil, bir belde seçip orayı gezmek yönünde. Aşağıda hem neresi nasıldır, size uygunu hangisidiri bulmanıza yardım edeceğiz, hem de Antalya’nın turistik yer ve aktivitelerini anlatacağız. 4 günüm var, nereye gideyim derseniz, bizim favorimiz Kaş.

Ne Zaman Gitmeli
Yaz Antalya’nın en popüler zamanı ama bizce bahar gibisi yok. Hava ne üşütüyor, ne de terletiyor, plajlar, caddeler turist yağmasından kurtuluyor. Hangi bahar daha güzel derseniz, ikisinin de tadı başka: Sonbahardaki sıcak deniz keyfi ilkbaharda yok, sonbaharda da ilkbaharın portakal çiçeği kokusu, yemyeşil dağları ve gür akan nehirleri, şelaleleri. Bizim ilk baharda Antalya’de geçirdiğimiz 3 günü yukarıdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.
 
 
 

ANTALYA’DA GEZİLECEK YERLER

1. KALEİÇİ

Kaleiçi Antalya’nın en minnoş yeri, kesinlikle görmenizi çok tavsiye edeceğimiz bir yer. Eski şehir sularının içindeki konaklar bugün Antalya’da sosyal hayatın merkezi. İşten çıkanlar buraya bira içip kafa dağıtmaya, turistler yaşayan müthiş tarihi dokusunu görmeye, çocuklar içindeki minik plajında denize girmeye, gençler de gece sağlam grupların çıktığı barlarında partilemeye geliyor. Falezin üzerine kurulmuş, içinde kocaman parkları da olan bir özerk bir kasaba gibi bir hissiyatı var. Yazın katiyetle gündüz buraya gelmeyin, sıcaktan burnunuzdan gelir. Gün batımına doğru gelin, hem bir Kaleiçi klasiği bira & gün batımı yapar, hem Kaleiçi’ni gezer, akşam da canlı müzik dinlersiniz. Kaleiçi’nden size gezilecey yerlerden tutun da yeme içmeye, acayip nokta atışı önerilerimiz var. Kaleiçi  yazımızı okumadan şuradan şuraya bırakmayız sizi.
 

2. KURŞUNLU VE DÜDEN ŞELALELERİ

Düden Şelalesi

Antalya’nın da 2 tane meşhur şelalesi var: Düden ve Kurşunlu. Öncelikle neye benzediğini iyi canlandırmanız için mutlaka videodan izlemenizi öneririm çünkü açıkçası fotoğraflar güzelliklerini adil bir şekilde yansıtmıyor.

Düden Şelalesi çok enteresan, böyle şehrin içinde, etrafı binalarla çevrili bir yerde, semtin ortasından çağlayan bir şelale düşünün. Markete, durağa giderken yanından geçtiğin cinsten. Arabayı park ederken haritanın yanlış konum gösterdiğinden şüpheleniyor insan, o kadar beklenmedik bir yerde. İçinde gezilebilen bir de mağarası var. Daha da enteresanı ileride Düden falezlerden aşağı deniz dökülüyor. Denize dökülen Düden’i eğer Kaleiçi’nden tekne turuna çıkarsanız görüyorsunuz ama arabayla da yakınına gidilebiliyor.  Konum için tıklayın (Fotoğraftaki yer).

Kurşunlu Şelalesi

Düden Şelalesi çok hoş bir sürpriz ama biz en çok Kurşunlu Şelalesi’ni sevdik. İkisine birden zamanınız yoksa Kurşunlu’ya gidin deriz. Suyun rengi, sanki Bali’deymişsiniz gibi görünen tropik bitki örtüsü gerçekten çok güzel. Sakın şelaleyi görüp, dönmeyin, teraslana tereaslana akan nehrin yatağını çok hoş bir yürüyüş parkuruna çevirmişler. Aşağıda çok keyifli bir de kafe var. Elbette Düden’in ulaşım kolaylığı ile yarışması mümkün değil ama yol yaptığınıza kesinlikle değer.

Bu arada biz gittiğimizde tek tük insan vardı. Yazın kalabalık oluyor diye duyduk. Burası sakin haliyle güzel. Eğer yazın buraya piknikçiler falan geliyorsa hiç tadı olmaz. Yüzmek yasaktır tabelaları vardı. Umarız mangal da, piknik de yasaktır.Konum için tıklayın.
 

3. HİP-NOTİCS

Fotoğraf Kaynak: www.hip-notics.com

Manavgat’ın Burunucu Mevkii Çakış Köyü’nde bulunan Hip-Notics, wakeboard olarak bilinen kablolu su kayağının yapılabildiği bir su parkı. Klasik su kayağının motorlu tekne veya başka bir araçla çekilerek yapılanı yerine bir makara sistemiyle kablolar aracılığıyla çekilerek yapılanı. Tabi klasik su kayağına göre daha güvenli, daha ekonomik, yeni başlayanlara ve akrobasiye merak saranlar için daha uygn. Elektrikle çalıştığından ve motor yağlarıyla suyu kirletmediğinden de çevre dostu bir sistem. Sadece wakeboard değil, su kayağı (çift kayak), kneenboard (diz boardu) ve flyboard seçenekleri, basketbol, voleybol ve diğer oyun alanları, yeme-içme alanı da var. Konum için tıklayın.
 

4. PERGE ANTİK KENTİ

Fotoğraf Kaynak: wikimedia.org

Kurşunlu Şelalesi’ne gittiğinizde, Perge Antik Kenti’nin  8 kilometre, 15 dakika mesafede bulunduğu da aklınızda olsun. Pamphyli uygarlığının önemli şehirlerinden, Aksu Nehri’nin 4 kilometre yakınındaki geniş bir ovaya kurulmuş olan Perge Antik Kenti, antik dönemden günümüze kalan en iyi korunmuş stadyumlardan birine, Yunan-Roma tipi bir amfi tiyatroya, görkemli bir Hellenistik giriş kapısına sahip. Sırf bu özellikleri için bile UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’ne girmeyi hak eden ve bunun için Türkiye’nin aday gösterdiği antik kentlerden. Bu bölgeden çıkmış çoğu heykel, Antalya Müzesi’nde görülebiliyor. Giriş ücreti 25 TL. Müzekart geçerli. Yaz kış kapı açılış 08.00 ama yazın 19.00’da kapanırken kışın 17.00’de kapanıyor. Konum için tıklayın.

5. ANTALYA MÜZESİ

Fotoğraf Kaynak: wikimedia.org

1922’de Öğretmen Süleyman Fikri Erten tarafından 1. Dünya savaşından sonra bölgeye gelen işgal güçlerinin yağmasından kurtarılan eserlerin korunması amacıyla kurulmuş. İlk olarak Kaleiçi’nde bulunan Alaaddin Cami’de, daha donra Yivli Cami’de yer alan Müze 1972’de bugünkü binasına taşınmış. Müzede, Antalya’da yer alan üç antik kent olan Lykia, Pamphylia ve Pisidia’dan çıkma tüm tarihi eserleri görebiliyorsunuz. Özellikle Perge Antik Kenti’nden çıkarılan Roma Dönemi heykelleri, müze koleksiyonunun en değerli parçalarından. 1988 yılında “Avrupa Konseyi Yılın Müzesi” ödülüne layık görülen müze, eğer tarihe ve arkeolojiye meraklıysanız, mutlaka ziyaret edin diyeceğimiz yerlerden. WebsitesiZiyaret Saatleri: 08.30 – 19.30. Giriş 20 TL olup Müzekart geçerli.Konum için tıklayın.
 

6. KÖPRÜLÜ KANYONU

Köprülü Kanyonu, içinden Isparta’dan doğan, Antalya’dan denize dökülen Köprüçay’ın geçtiği, yaz sezonunda rafting yapmaya elverişli olan, hiking, kamping, doğa yürüyüşü gibi aktiviteler için de ideal olan bir milli park. Gerçekten de içinde biri büyük diğeri küçük olmak üzere Roma Dönemi’nden kalma 2 tarihi köprü var.  Konum için tıklayın.
 

7. RAFTING

Fotoğraf Kaynak: pxhere.com

Antalya’nın en büyük olayı, raftinge elverişli akarsularının bolluğu. Özellikle de Köprülü Kanyonu ve içinden geçen Köprüçay, raftinge en elverişli nokta. 8-10 kişilik botlarda, deneyimli rehberler eşliğinde, 14 kilometrelik parkur boyunca rafting yapıyorsunuz. Parkur yaklaşık 2,5 saat sürüyor. Kask, kürek, can yeleğini firmalar temin ediyor. Burada rafting için en ideal aylar Temmuz, Ağustos ve Eylül. Zaten bölgede hizmet sağlayan birçok firma var. Bazı rafting turları sizi kaldığınız yerden alıp ulaşım, rafting, öğle yemeği dahil paket turlar sunuyor. Özellikle de rafting sonrası kanyonda alabalık keyfi kaçmaz.
 

8. TAZI KANYONU

Mayıs 2017’de Hürriyet “Yeni bir kanyon keşfedildi” yazmış. Bu dev kanyon nasıl gözlerden saklanabilmiş bunca zaman? Aslında arabayla az önce anlattığımız Köprülü Kanyon’un bir 10-15 dakika yukarısında. Buraya gelirken hayatta böye bir yer çıkacağını tahmin etmezsiniz, kesinlikle hiç görünmüyor. O yüzden yanlış yolda olduğunuzu düşünmeyin. Sonra arabayı park edip ormanın içindeki bir patikan 2 kilometre kadar yürümeniz gerekiyor. İlk bakışta patikayı hemen göremeyebilirsiniz. Yol biraz yokuşlu ama zorlu bir yürüyüş değil.  Konum için tıklayın.
 

9. GEYİKBAYIRI’NDA TIRMANIŞ

Fotoğraf Kaynak: Adam Kubalica / Flickr

Antalya’daki Geyikbayırı, açık ara tüm Türkiye’nin en ideal kaya tırmanışı noktası. Toros Dağları’nın bir parçası olan Geyikbayırı’na tüm dünyadan deneyimli tırmanışçılar geliyor ve burada antrenman yapıyorlar. Öyle ki bu nokta, Avrupa’da kış aylarında tırmanış için en iyi üç, dünyada ise 10 destinasyon arasında sayılıyor. Bölgede, farklı zorluk seviyelerine göre değişen eğim ve yükseklikte parkurlar var. Kaya yapısı ağırlıklı olarak kireçtaşı. Yükseklikler 15 metreden 50 metreye kadar varabiliyor. Bu nedenle de başlangıç seviyesinden ileri seviyeye kadar birçok seviyedeki tırmanışçıya uygun. Bizim, Kocaeli’deki Ballıkayalar Tabiat Parkı’ndaki kaya tırmanışı deneyimimizi de okumak isterseniz sizi Ballıkayalar Tabiat Parkı Rehberimize alalım.

Geyikbayırı’nda kampta konaklama olanakları da var. Rido Camping, tırmanma alanları ve plajı olan bir yer. Wifi, duş, çamaşırhane var. Konum için tıklayın. Geyikbayırı’ndan bir diğer seçenek de üç Alman tarafından işletilen JoSiTo Guesthouse and Camp. Konum için tıklayın.
 

10. MANAVGAT ŞELALESİ

Fotoğraf Kaynak: wikimedia.org

Manavgat Nehri’nin sularının, 4-5 metre yükseklikten döküldüğü Manavgat Şelalesi, ilkokul coğrafya derslerinden de hatırlayacağınız üzere, Türkiye’nin en ünlü şelalelerinden. Her ne kadar döküldüğü yükseklik fazla olmasa da yarattığı görsellik görülmeye değer. Şelalenin buz gibi bir suyu var. Etrafında da klasik olarak bilimum kafeterya, restoran, çay bahçesi, piknik alanı, kamp alanı var. Nehirde rafting olanağı da var ama Antalya’daki en iyi rafting noktası yukarıda bahsettiğimiz Köprülü Kanyon. Şelaleye giriş 2018 itibariyle kişi başı 6 TL. Otopark alanı da ayrıca ücretli. Konum için tıklayın.
 

11. TELEFERİK

Teleferik demek ağaç katliyamı demek bunu bir kenara yazmak lazım çünkü teleferik yapımı için teleferiğin geçeceği güzargahtaki ağaçların ve tesisin yapılacağı yerin törpülenmesi gerekiyor. Yine de Teleferikle Tahtalı Dağı’na çıkıp, Antalya’ya kuşbakışı bakmak da Antalya’daki popüler deneyimlerden olduğundan yazmadan geçmek istemedik. Çıkıp çıkmamak size kalmış. Antalya’da 2 tane teleferik var. Biri Tünektepe diğeri Olimpos Teleferik. İkisi arasında seçecekseniz Olimpos ile Tahtalı’ya çıkın deriz. Teleferik için kişi başı ücret: 50 TL.

Günlük olarak Beldibi, Göynük, Kemer, Kiriş, Çamyuva ve Tekirova’dan itibaren, Çarşamba ve Cumartesi günleri de Kundu ve Antalya’dan teleferiğin kendi sunduğu ulaşım hizmeti var. Zirvedeki tesis akşam 19:00’a kadar açık, içinde bir de cafe var ama tahmin edersiniz ki fiyatlar x2 civarında . Konum için tıklayın.
 

12. ASPENDOS

Antalya’nın Serik ilçesi sınırlarında, Köprüçay Nehri’nin tepelerindeki bir düzlüğe MÖ 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş olan Aspendos Antik Kenti, tüm Akdeniz coğrafyasının en iyi korunan Roma tiyatrosuna sahip. En parlak dönemini Roma Dönemi’nde yaşayan şehirdeki, 12.000 kişi kapasiteli bu görkemli antik tiyatro, MS 2. yüzyılda inşa edilmiş. Antik tiyatronun harika bir akustiği var. Ağustos ortasından Eylül ortasına, dolu bir konser & bale takvimi oluyor.

Aspendos Antik Kenti’nin en göz dolduran kalıntısı antik tiyatro olsa da, tiyatronun arkasında kalan alanda, stadyum, agora, bazilika, anıtsal çeşme, meclis binası, su kemerleri, anıtsal tak, cadde, tapınak, hamam, sarnıçlar, dükkanlar gibi yapıların kalıntıları da var. Bizans Dönemi’ne kadar varlığını sürdüren şehir, Selçuklu Dönemi’nde bir kervansaray olarak kullanılmış. Sonrasında da atıl kalmış. 1930 yılında burayı ziyaret eden Atatürk, alanın restore edilip tekrardan açılmasını istemiş. Giriş 25 TL ama Müzekart geçerli. Ziyaret saatleri ise Nisan-Ekim ayları arasında 08.00-19.00, Kasım-Mart ayları arasında 08.00-17.00. Konum için tıklayın.
 

13. LİKYA YOLU


Kate Clow öncülüğünde ortaya çıkarılan Likya Yolu, Fethiye’den başlayan ve Antalya’yı boydan boya geçen 535 kilometrelik devasa bir rota. Antalya’nın çoğu şehrinde bu rotanın harika paftaları var ama Adrasan’da başlayıp, Musa Dağı, Adrasan Ovasını aşarak Olimpos’ta son bulan 13 kilometreiik Adrasan-Olimpos paftası günübirlik yapılabilir olmasıyla yolun en popüler etaplarından. buluyor. Ama siz Antalya’nın konakladığınız bölgesine göre trekking gruplarına katılabilir, farklı parkurlar seçebilirsiniz.
 

14. PATARA ANTİK TİYATROSU

Fotoğraf Kaynak: pixabay.com


Kaş’a yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta bulunan Patara Antik Kenti, Likya Birliği’nin başkentliğini yapmış bir kent. Zamanında, birlik toplantıları da su an kalıntılarını görebileceğimiz meclis binasında düzenlenmekteymiş. Likya Birliği içerisinde üç oy hakkına sahip altı şehirden biri olan Patara her dönem önemli bir merkez olmuş. Eserleri ve yeni kazı alanlarını görmek için giriş ücreti tam 15 TL indirimli 7.50 TL. Müze kart geçerli. Haftanın her günü 15 Nisan 2 Ekim arası 08.00 – 19.00 saatleri, 3 Ekim 14 Nisan arası 08.00 – 17.00 saatleri arasında açık.Konum için tıklayın.
 

15. TERMESSOS ANTİK KENTİ

Fotoğraf Kaynak: wikimedia.org

Güllük Dağı’nın tepesindeki bir platoya kurulmuş olan Termessos, Pisidya bölgesinin antik kentlerinden biri. Büyük İskender, M.Ö. 333’de burayı kuşatmayı başaramamış çünkü Termesoslular çok iyi bir savunma örneği göstermiş. Kent, İskender’den sonra, Ptolemyler döneminde kuşatılabilmiş ama M.Ö. 71’den kalma, Roma Senatosu tarafından onaylanmış belgelere göre, Termessos’un kendi iç işlerinde Roma’dan bağımsız olduğu ve kendi kanunları olduğu görülüyor. Fakat şehrin Bizans ve Osmanlı dönemindeki durumuna dair elde hiçbir bilgi yok. Türkiye’nin en iyi korunmuş antik kentlerinden biri olan Termessos’a giriş ücreti 5 TL ama Müzekart da geçerli. Konum için tıklayın.
 

16. SANDLAND

Fotoğraf Kaynak: www.sandlandantalya.com


Antalya’nın Lara Sahil’inde, sadece su ve kum kullanılarak yapılan devasa heykeller var desek. Dünyanın en büyük kum heykel etkinlikleri arasında yer alan Uluslararası Antalya Kum Heykel Festivali (SANDLAND) devasa boyutlarda yüzlerce kum heykelin sergilendiği bir açık hava müzesi. Hem kapladığı alan (10 bin metrekare) ve malzeme (10 bin ton nehir kumu) hem de katılan sanatçı ve üretilen eser bakımından dünyadaki sayılı etkinliklerinden. Elbette bu eserler sonsuza kadar kalıcı değiller, sergileme süreli bittiğinde kasten yıkılıyorlar. Zaten kasten yıkılmasalar da bir süre sonra kendiliğinden yıkılmaya mahkumlar. Ama bu Kum Heykel Sanatı’nın doğasında olan bir şey. Her şeyin geçiciliğini, her şeyin bir gün yok olacağı felsefesini içinde bulunduran bir sanat. Festival boyunca atölyeler, konserler, video mapping show’lar da oluyor. Eserler 09.30-23.00 saatleri arasında görülebiliyor. Giriş ücreti yetişkin 24 TL, çocuk 10 TL. Müzekart’a %25 indirim de var. Konum için tıklayın.
 
 
 

ANTALYA’DAKİ FAVORİ TATİL BELDELERİMİZ

17. OLİMPOS & ÇIRALI

Fotoğraf Kaynak: Joe Coyle / flickr

İşte turistlerin değil gerçek keyifçilerin yeri Olimpos, Çıralı. Olimpos’ta caretta ceratta’ların yuvalamaya geldiği sahilden denize girmek, salaş işletmelerde veya ağaç evlerde konaklamak, Olimpos Dağı’nda tanrıların hiç sönmeyen ateşi eşliğinde zirvede şarap keyfi yapmak, tekne kiralayıp denize açılmak, antik kentten denize girmek anlatılmaz yaşanılır deneyimler. Ayrıca Çıralı’nın komşu koyu, ona arabayla 20-25 dakika mesafedeki Adrasan Koyu da mutlaka gidilmesi gereken yerlerden. Sahil boyunca konaklayabileceğiniz, yemek yiyebileceğiniz, oturup güzel vakit geçirebileceğiniz oteller ve cafeler var. Olimpos’ta ve çevresinde ne yapılır, nerede kalınır gibi diğer tüm detaylar için OLİMPOS AĞAÇ EVLER & GEZİLECEK YERLER yazımıza göz atabilirsiniz. Konum için tıklayın.
 

18. KAŞ

Kaş, açık ara Antalya’nın en güzel yeri. Resort otellerce parsellenmemiş sahilleri, tatlı ve salaş kasaba hayatı, bakir doğası, magazinleşmemiş mekanları, eğitimli ve kibar insanları ile bambaşka bir yer. Buranın en güzel zamanı, Nisan-Mayıs & Ekim-Kasım arası sezon dışı tarihler. Çünkü küçük bir yer olduğundan, öyle fazla kalabalıkları kaldırmıyor. Tadına varabilmeniz için yüksek sezonları pas geçmenizi tavsiye ederiz. Yine Kaş’a bağlı olan Kalkan’da ise özellikle İngilizler’in müdavimi olduğu ve Türkiye’de expat olarak yaşayanların mesken tuttuğu hoş balık restoranları ve butik otellerin fine dining restoranları var. Eğer ki Schengen vizeniz varsa Kaş’tan günübirlik Meis Adası’na geçmek de harika bir şapkadan çıkma tatil fırsatı. Konum için tıklayın.

Kaş aynı zamanda, Kaputaş’tan Patara’ya, tüm Antalya’daki favori denize girme noktamız. Kaş’ta nerede denize girilir sorusunun cevabını EN GÜZEL 10 KAŞ PLAJI yazımızda bulabilirsiniz. Kaş’ta ne yapılır, ne yenir, nerede kalınır gibi sorularınızın cevabını ise KAŞ GEZİLECEK YERLER , KAŞ’TA NE YENİR & EN GÜZEL KAŞ RESTORANLARI ve KAŞ’TA YAPILMASI GEREKEN 24 EFSANE ŞEY  yazılarımız var.
 

19. KALKAN

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/Salonika1881


Kalkan, Kaş’a bağlı ama ona yaklaşık 25 kilometre mesafede, Yunanlı denizciler tarafından 200 yıl önce kurulmuş ve Likya Uygarlığı’nın izlerini taşıyan bir belde. Buranın en önemli özelliği, nüfus çoğunluğunun İngilizlerden oluşması. Evet yanlış duymadınız. Kalkan’da villa sahibi olan İngilizler nüfusun neredeyse %80’ini oluşturmakta. Burası Kaş’a göre daha sakin ve biraz daha İngilizler’in zevkleri doğrultusunda göre şekillenmiş. Daha çok lüks butik oteller ve villa turizmi yaygın. Salonika, Villa Mahal ve Aubergine gibi çok tatlı mekanları var.Konum için tıklayın.
 

20. KALEKÖY & DEMRE


Bizce Demre, Antalya’nın küçük ama belki de en özellikli yeri. Noel Baba Kilisesi’nin burada olmasının yanı sıra, Kekova’da, bir zamanların Likyasının Simena şehri olan ama 2. yüzyılda yaşanan depremlerle yerle bir olan Batık Şehir, onun tam karşısına düşen Kaleköy’de ise harika doğal ve tarihi zenginlikler, keyifli yeme-içme mekanları var. Temelde karadan ulaşımın olmadığı yerler ağırlıklı olduğundan, Kaş’tan ve Antalya merkezden kalkan tur tekneleri ile buraya gelebilir, dilerseniz Kaleköy’den kanoya atlayıp hemen karşısındaki batık şehrin hazinelerini kano ile keşfedebilirsiniz. Kaleköy’ün liman bölgesindeki kalıntıların içinde yürüyerek geçebilir ve böylesine köklü bir tarihin yattığı yerde yüzebilirsiniz. Kaleköy’ün tepe noktasında küçük bir amfitiyatro da var. işte orası denize karşı harika manzarasıyla ideal güneşi batırma noktası. Üşenmeyip, tabana kuvvet diyip kesinlikle yukarı çıkın pişman olmayacaksınız bizden söylemesi. Konum için tıklayın.
 
 
 

ANTALYA’NIN DİĞER TURİSTİK TATİL BELDELERİ

Belek, Kemer, Alanya…Bunlar Antalya’nın 3 silahşör resort otel turizmi yerleri. Özellikle Ruslar ve Almanlar tarafından yaz sezonunda sıklıkla tercih edilen yerler. Bizim tercih edeceğimiz noktalar oldukları söyelenemezler ama çocuklu ailelelerin, Kaş ve Olimpos gibi yerlere nazaran buralarda çok rahat edeceğiniz söyleyebiliriz.
 

21. KONYAALTI

Fotoğraf Kaynak: Saina 🌸 Golzar / Foursquare


Konyaaltı, Alanya, Kemer ve Side daha ortalıkta yokken, Antalya’nın en popüler beldelerindeniş ama şimdilerde pek de öne çıktığı söylenemez. Antalya merkezin bir zamanlar en ünlü plajlarından olan Mavi Bayraklı Lara Plajı ve gözün alabildiğine kumluk olan Konyaaltı plajları yazın hala hınca hınç dolsa da insanlar artık denize girmek için Antalya’nın daha alternatif noktalarını tercih ediyor.
 

22. BELEK

Fotoğraf Kaynak: Thomas Wenger / Flickr

Antalya’nın Serik ilçesine bağlı bir beldesi olan Belek, 1990’larda 5 yıldızlı her şey dahil resort otellerin mesken tuttuğu bir yer haline gelen, Antalya’nın daha çok yabancı turistlerin (Ruslar ve Almanlar başta olmak üzere) tercih ettiği yerlerinden. Daha sonra bu resort otellere ek olarak tüm dünyada golf turizmi ile de isim yapmaya başladı. Neredeyse her devasa 5 yıldızlı tesisin bir de golf alanı bulunuyor. Buradaki dev işletmelerin çoğu kış sezonunda da açıklar çünkü kışın da ülkenin her yerinden kurumsal şirketler bu otellerde kurumsal organizasyonlarını ve toplantılarını yapıyor. Büyük kongreler ve fuarlar bu otellerin geniş kapasiteli salonlarında gerçekleşiyor. Konum için tıklayın.
 

23. ALANYA

Fotoğraf Kaynak: pxhere.com / Flickr

Alanya da Antalya’nın 1990’larda popüler olmuş ve resort otellerle dolmuş tatilci yerlerinden. Hatta burası artık başlı başına bir şehir haline bile geldi diyebiliriz. Özellikle Alman turistlerin favorisi olan ilçede konaklayacaksanız, merkez dışındaki resort otellerde kalıp akşamında Alanya Kalesi’nin olduğu merkez bölgesine inmek daha mantıklı olur. Nem oranı diğer bölgelere göre oldukça yüksek olduğundan yaz ortası aylarda aşırı bunaltıcı ve çekilmez bir yer de olabiliyor. Eğer resort otellerinde kalmayacaksanız, Kleopatra ve Damlataş diye yan yana iki güzel plajı da var. Yine de denizini pek sevdiğimiz söylenemez. Konum için tıklayın.
 

24. KEMER

Fotoğraf Kaynak:Ugur Ozden / Flickr

Kemer de Antalya’nın resort otel turizminin yoğun yaşandığı ilçelerinden. Bize sorarsanız, denizi de deniz değil. Hele ki Kaş ve Çıralı ile karşılaştırıldığında… İlla burada kalacaksanız da, bir tekne kiralayıp biraz daha güneye, Çıralı ve Kaş taraflarına inmek. Konum için tıklayın.
 
 
 

ANTALYA’DAN BUNLARI YEMEDEN DÖNMEYİN

1. Vedat Milör’ün Gözdesi 7 Mehmet

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/7mehmetrestaurant

Beyaz sofra örtüler, keten peçeteleri, kaliteli servisi ve lezzetli yemekleriyle Vedat Milor’un Antalya’daki favori restoranı. Menüsü mevsime göre değişen mekan hem balıkta hem ette başarılı. zeytinyağlıları, bergamotlu, kabak çekirdekli ve bademli iç pilavı, kuzu ve oğlak tandırı, cevizli kaymaklı ve tahinli kabak tatlısı nefis. Adres: Meltem Mahallesi, Atatürk Kültür Parkı, Dumlupınar Bulvarı No:201, 07030 Muratpaşa Konum için tıklayın.
 

2. Serpme Börek


Sepme börek, Antalya’nın spesiyali. Hamuru elde savrularak açıldığından ismi olması. Hepsi gözünüzün önünde gerçekleşiyor. 85 yıllık börekçi olan Börekçi Tevfik‘te en hasını bulabilirsiniz. İsteğe göre kıymalısı ve peynirlisi yapılıyor. Küçük ve salaş bir mekan ama Antalyalı Evde Yoklar’ın da tasdiklediği üzere Kaleiçi’nde serpme börek burada yenir. Konum için tıklayın.
 

3. Köfte-Piyaz& Tahinli Kabak Tatlısı

Anytalya’nı piyazı meşhur. En güzeli Piyazcı Ahmet’te yenir. Köfte-piyaz üstüne de meşhur tahinli kabak tatlı çekilir. Adres: Altındağ Mh., 166. Sokak 29/A, 07050 Muratpaşa Konum için tıklayın.
 

4. Yanık Dondurma

Yanık veya yanıksı dondurma, Antalya’nın özellikle de Kaş-Kalkan-Demre bölgesinin önemli tatlarından biri. Keçi sütünden yapılan dondurma pişirilme esnasında özellikle yakılıyor. Bir nevi süt yanığı kokusu sinmiş dondurma. Dondurmanın isli ve karemelize tadı herkesin zevkine hitap etmez ama biz bayıldık. Yanık dondurmayı meydandaki seyyar dondurmacılarda veya onu yıllardır yapan Kaş merkezdeki Bankalar Caddesi’ndeki Nur Pastanesi’nde bulabilirsiniz. Antalya merkezde ise Dondurma Dükkanı veya Akdeniz Dondurma’da deneyebilirsiniz. Hatta profiterol üzeri yanık dondurma fikri çok cazip.
 
 
 

EN GÜZEL ANTALYA PLAJLARI

Fotoğraf Kaynak: Stuart Pinfold / Flickr

Antalya’da nerede denize girilir merak edenler için En Güzel Antalya Plajlarını ayrı bir yazıda anlattık.
 
 
 

ANTALYA’DA KONAKLAMA

Antalya’nın hangi bölgesinde nerede kalınır sorusuna cevap olacak otel önerilerimizi Antalya Otelleri yazımızda bulabilirsiniz.
 
 
 

ANTALYA NEREDE?

Antalya, Türkiye’nin Akdeniz bölgesinde, ülkenin en Güney noktasında yer alan yüz ölçümü bakımından 6., nüfus bakımından da 5. büyük şehri. Bazı illerin, Antalya’ya araba ile uzaklıkları ise şöyle:

İstanbul Antalya arası  730 kilometre, 10 saat 30 dakika,
Ankara Antalya arası 550 kilometre, 7 saat 40 dakika,
İzmir Antalya arası 470 kilometre, 7 saat 20 dakika,
Konya Antalya arası  300 kilometre, 4 saat 30 dakika,
Adana Antalya arası 560 kilometre, 8 saat 45 dakika kadar sürüyor.
 
 
 

ANTALYA’YA ULAŞIM

Antalya devasa bir yer. Bu nedenle hedeflediğiniz ilçesine nasıl ulaşacağınız konusunu iyi çalışmanız gerek. İstanbul’dan veya başka illerden, tüm uçak firmalarının ve otobüs firmalarının Antalya Havalimanı’na seferleri var. Havalimanından ise araç kiralayıp veya transfer araçlarına binerek gideceğiniz ilçe merkezine ulaşabilirsiniz. Eğer Antalya’nın ilçeleri arasında geçiş yapmak istiyorsanız ve buraya uçakla veya otobüsle geldiyseniz, otobüs veya toplu taşıma seçeneklerini pas geçip merkezden veya havalimanından bir araç kiralayın deriz. Bu şekilde daha özgür bir şekilde gezebilirsiniz. Kaş tarafına gidenler için Dalaman’a uçmak daha pratik olabilir.

 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This