DATÇA’DA GEZİLECEK YERLER

Seyahat etmenin artık kabak tadı verdiği bir dönemde gittik Datça’ya. Koca bir yazı karavanımızla Muğla’da geçirmiştik. Pandemi döneminde bile bu kadar mobil olabildiğimiz için elbette çok şanslıydık ama artık heyecanlanamıyorduk gördüğümüz yerlerden. Gezmekten sıkıldığımız için de değil, gittiğimiz yerlerin ruhsuzluğundan.

Fethiye ve Dalyan’ın yabancı turistleri mutlu etmek için bir amuda kalkmadığı kalmıştı. Lakabını Tiger yapan Ahmetler, canım levrek, çipura dururken fish and chips satan restoranlar… Bodrum şehirleşmişti ama en azından hala kendini İngilizlerin denizaşırı toprağı sanmayacak kadar  karakterliydi. Akyaka‘ya ise zaten kalabalıktan girilemiyordu. Bayramda gazeteler Azmak Nehri Ganj’a döndü diye başlık atmıştı.

Artık eve dönmek gezmekten daha cazip gelmeye başlamıştı ama yer bulması dünyanın en zor kampı olan Aktur’da bir boşluk yakalayınca bu şansın bir daha kapımızı çalma ihtimalinin olmadığını bildiğimizden Datça’yı da görelim bari dedik. Zaten Eylül sonuydu, bir son denize girme fırsatı olurdu bize.

İyi ki Aktur’u çok merak ediyormuşuz, bu sayede Türkiye’de en sevdiğimiz tatil beldelerinden olacak Datça ile tanıştık. Aslında daha önce Gökova Bisiklet Turu ile Datça’dan geçmiştik ama gezme şansımız olmamıştı. Meğer Türkiye’de özlemini duyduğumuz her şey buradaymış: Kaliteli ama şatafatsız müdavimler, özgürlükçü & barışçıl kafa yapısı, sadelik, bakir koylar, temiz hava, kıyılmamış ormanlar… Sosyal medyada paylaşıp durulan “bir zamanlar Türkiye” temalı videolardaki gibiydi her şey.

Datça’daki ilk günümüzün evlilik yıl dönümümüze gelmesi ise bahtsız oldu. Kendimizi şımartacak ufak bir kutlama yapalım istiyorduk. Hemen plan yapmak için buralı arkadaşlarımızı aradık, nereye gidilir, ne yapılır sormak için. Üçü de “Datça’da pek özel bir şey yok yapılacak” dediler. Bunu duyduğumuza epey şaşırdık çünkü  genelde Datça’ya büyük şehirlerin doktor, akademisyen, hakim gibi daha rafine zevklere sahip kişileri geliyor. “En azından güzel bir akşam yemeği yesek bari” diye üstelediğimizde de “Buradaki mekanlarda ya atmosfer var, ya da lezzetli yemekler. Yani kutlama modunu pek yakalayamazsınız” diye cevap verdiler.

Pes edip, biraz da ilk günümüz olduğu ve etrafı henüz keşfetmediğimizden yıl dönümümüzü deniz kenarındaki Cafe Inn’de lezzetli ama ambiyanssız bir yemek yiyerek kutladık (Ama şimdi Datça’yı iyi tanıdığımız için size özel günleriniz için Kocaev’i ve biraz uzak olmakla birlkte D-Maris’i önerebiliriz). Kafamızdaki yıl dönümü kesinlikle bu değildi ama Datça’yı tanıdıkça bu salaş ama özenli, mütevazi ama kaliteli halleri en sevdiğimiz yanı olacaktı. Makyajsız, duru bir güzelliği var. Ve umarız hep öyle kalır.


Datça’yı size tarif etmem çok zor çünkü buranın büyüsü ne gezilecek yerleri, ne de mekanlarında. Duygusunda. İnsanın ruhuna ninniler söyleyen bir yanı var. Yumuşacık yapıyor. Yine de size bir Datça’da gezilecek yerler listesi çıkardık tabi ama işin doğrusu burada ne ömrünüzün en güzel şarabını içeceksiniz, ne en güzel antik kentini göreceksiniz, ne de en fotojenik plajda yüzeceksiniz. Ama yine de en iyi hissettiğiniz tatillerinizden birisi olacak. Kulağa garip geliyor, biliyorum ama bana güvenin. 🙂

Beach club’ı yok, bir koya şemsiye saplamanın unuttulmuş keyfini tazeleyeceksiniz. Ya da mütevazi bir cafe & restoran işletmesinin önünden bir tost çay karşılığında şahane bir denize girmenin. Ve etrafınıza baktığınızda bu sadeliği tercih ettiği için seçen eğitimli (ve çoğu da orta yaş ve üstü) insanlar göreceksiniz.

“Aman bozulmasın” korkusu ile bir yanım Datça’yı kimseye anlatmayıp kendime saklamak istiyor ama bu sırrın size bize kalmayacağı her yerde mantar gibi biten sitelerden zaten aşikar. Yine de siz arabasının kornasına bir senede üçten fazla basanlara, cumartesi annelerine ve gezi çocuklarına şefkat duyacak kadar kalbi geniş olmayanlara, şiirden şarkıdan duygulanmayanlara Datça’yı anlatmayın olur mu?

Hadi o zaman Datça tatilinizi planlamaya başlayalım.

= Favorilerimiz

Datça Seyahati Planlaması – Gelmeden Önce

Datça’ya Nasıl Uygun Fiyatlı Uçak Bileti Bulurum?

Datça’ya uçakla gelecekseniz, en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı ve Bodrum Milas Havalimanı. Datça merkez, Dalaman Havalimanı’ndan arabayla 2.5 saat sürüyor. Bodrum Milas Havalimanı’ndan feribotla geçiş yapacağınız Datça yaklaşık 2 saat mesafede kalıyor. Uçak biletinizi almadan önce mutlaka farklı havayolu firmalarının bilet fiyatlarını karşılaştırın deriz. Aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz.
– Dalaman Havalimanı’na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN.
– Bodrum Milas Havalimanı’na uygun fiyatlı UÇAK BİLETİ bulmak için TIKLAYIN.


Datça’da Otel, Ev Tutarken Bunlara Dikkat!


Haritada Datça geziniz de uğramak isteyeceğiniz yerleri tek bir bakışta göreceksiniz. Sosyal hayatın kalbi Datça ve Eski Datça. Kargı da Datça’nın merkeze en yakın yüzme durağı.

Datça merkezden de denize girmek mümkün ama Knidos’a doğru giderken yol üzerinde çok daha bakir koylar var ve önceliği deniz olanların tercihi bu taraflarda yüzmek. Ovabükü (Datça’dan 30 dak) ve Palamutbükü (40 dak) bu taraflardaki koylar arasında en gelişmiş olanları.

Özetle Datça merkez tarafında sosyal olanaklar, büklerde de yüzme olanakları daha iyi. Tercih sizin.


Datça’da Seçtiğimiz Oteller, Evler & Villalar

Datça, ağırlıklı olarak küçük butik oteller, kamping alanları, bungalov evler gibi küçük ama keyifli butik işletmelerin olduğu, ayrıca şirin kiralık villa opsiyonlarının da bulunduğu bir yer. Eğer arkadaş grubunuzla seyahat ediyorsanız veya aile ile geliyorsanız, ev tutmak hem daha maliyetsiz, hem de daha keyifli olabilir. Çiftler için de ev alternatifleri mevcut. Datça’dan bizim önerdiğimiz oteller ve evleri ise aşağıda bulabilirsiniz.

Uslu Hotel Royal Yachting $$


Uslu Hotel Royal Yachting, Datça merkezde, denize sıfır, 57 odalı, açık havuzlu bir otel. Kahvaltı dahil. İncelemek için TIKLAYIN.

Bal Badem Bungalov $$

Mesudiye’deki Bal Badem Bungalov, 6 bungalov tarzı ev ve açık havuz ile hizmet veren bir işletme. Otel, ücretsiz tam kahvaltı, wifi ve otopark hizmeti veriyor. İncelemek için TIKLAYIN.

Villa Olive Garden $$$

Datça’daki Villa Olive Garden, Mesudiye’nin Ovabükü sahiline bakan yamacına kurulmuş, 6 kişi kapasiteli, havuzlu, muhteşem deniz ve dağ manzarası olan bir villa seçeneği. İncelemek için TIKLAYIN.

Villa Lapideum Taş Ev $$

Villa Lapideum, Eski Datça’da, 4 kişi kapasiteli, 2 yatak odasılı, 3 yataklı, 2 banyolu, restore edilmiş iki katlı taş Rum evi. İncelemek için TIKLAYIN.

Aşağıdaki bağlantılardan Datça’daki tüm otelleri, evleri ve villaları inceleyebilirsiniz.

Datça’daki KİRALIK EVLER ve VİLLALAR
– Datça’daki tüm OTELLER için TIKLAYIN.

Fiyat karşılaştırmasını kişi başı maliyetlere göre belirliyoruz. Özellikle evlerde çok kişi konaklama yapılabileceği için kişi başı maliyetler düşüyor ve daha avantajlı hale geliyor. Çiftler için de uygun fiyatlı güzel evler mevcut. Eğer ev tercih edecek olursanız, Airbnb dostu olan sayfamıza da bir katkınız olacak. Şimdiden harika bir tatil diliyoruz. Datça’dan bizim seçtiğimiz otelleri ise DATÇA’DA NEREDE KALINIR yazımızda bulabilirsiniz.


Datça’da Kamp Yapmak

Datça’da kamp yapmayı düşünürseniz birkaç kamping alternatifiniz ve çadır atabileceğiniz bakir koylar var. Elektriği suyu tuvaleti olan kampingte kalayım derseniz, Aktur Çadır ve Karavan Kampı ve Ovabükü’nde EzgiM Camping var.


Araba Kiralamak Gerekir mi?

Datça’da arabasız bir tatil düşünülemez bile. Ya da çok eliniz kolunuz  bağlanır ve bir sürü şeyi göremeden dönersiniz. Datça’da Knidos Antik Kenti ve Knidos Feneri, Palamutbükü, Mesudiye Köyü gibi görülecek harika noktalar ve denize girilecek koylar var. Alt tarafı Eski Datça’dan yeni Datça’ya gitmek bile arabanız yoksa bir dert. Her yere taksiye binseniz pahalı olur, toplu taşıma ise çok gelişmemiş. O yüzden bizce ya arabalı gelin, ya da buradan kiralayın.

– Dalaman Havalimanı’ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN.
– Milas Havalimanı’ndan uygun fiyatlı ARAÇ KİRALAMAK için TIKLAYIN.


Datça’ya Ne Kadar Zaman Ayırmalı

Amacınız Datça’nın gezilecek yerler listesine tik atmaksa 2-3 gün yeter ama tekrar tekrar vurguladığım gibi Datça’nın olayı o değil, kafa tatili yapmak. Biz 3 hafta kaldık mesela. Yani biraz sizin ihtiyacınıza kalmış. Bu listedeki önerileri sıkışmadan, yaya yaya yapalım derseniz de 5-7 gün ayırın deriz.

Datça’da Gezilecek Yerler

Haritayı zoom yaparak detaylı görüntüleyebilirsiniz.

Gezilecek Yerler

  1. Kumluk Plajı
  2. Sevgi Yolu
  3. Knidos Antik Kenti
  4. Can Yücel Evi
  5. Surf Tatil Köyü
  6. Gebekum Tabiat Parkı
  7. Tarihi Yel Değirmeni
  8. Mehmet Ali Ağa Mansion
  9. UKKSA
  10. Olive Farm
  11. Knidia Eco Farm
  12. Aktur Tatil Sitesi
  13. Kairos Marina

Yeme-İçme

  1. Culinarium
  2. Meyhane Datça
  3. Emek Restaurant Kaptanın Yeri
  4. Zekeriya Sofrası
  5. Rumeli Köfte ve Ciğer
  6. Sitrona Cafe & Bistro
  7. Cafe Inn
  8. Çınar Dondurma
  9. Coop Live
  10. Coop Datça
  11. Roll Coffee House
  12. Dulcinea Cafe & Winehouse
  13. Sapphire Roof Bistro
  14. Jackie O
  15. Datça Sofrası
  16. Tekin Usta %100 Keçi Sütü Dondurma
  17. Sarıhoş Restaurant
  18. Knidos Şarapçılık
  19. Datça Vineyard
  20. Yakamengen Kafe Restoran
  21. Jale Wine Celler

Alışveriş

  1. Sındı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi
  2. Trabzonlu Fırın Karanfilli Ekmek
  3. Datça Köy Ürünleri
  4. Pehlivan Datça Balları
  5. Olive Farm
  6. Jade Naturel
  7. Atelier Datça

1. Datça Merkez İle Tanışın


Herkes yeni bir yere gittiğinde ilk durağı merkez olduğu için buyrun biz de Datça’yı gezmeye merkezden başlayalım dedik ama Datça’nın en güçlü yanının burası olmadığını peşinen söyleyelim. Hissiyatı sayfiye yerinden çok, ufak bir yerleşimin merkezi tadında. Tesisatçısı da burada, pastanesi de. Ama son senelerde Datça’nın giderek popülerleşmesi ile elbette çerezci gibi yerler bir tık şekil şemal yaparak yöresel ürünler tematik dükkanlara, sahildeki restoranlar daha turistik işletmelere dönmüşler. Yine de hala hiç bir şey bir marinada gezerken hissettiğiniz gibi “cilalanmış” durmuyor. Bunu iyi anlamda söylüyorum.

Tahmin edersiniz ki mekanların çoğu merkezde bulunuyor. Ama yazının başında da belirttiğimiz Datça yeme içmesi ile öne çıkan bir yer değil. Eğer merkezde yiyecekseniz şimdi bahsedeceğimiz mekanlardan şaşmayın:

Culinarium – Türk-Alman çiftin arkada kalan ama deniz manzaralı restoranı ballı tavuk, deniz mahsülü doldurulmuş kabak çiçeği, yengeç dolma, makarna çeşitleri gibi füzyon ve dünya mutfağıdan seçkiler sunuyor. Yıl dönümümüz için Cafe Inn’den daha doğru bir seçim olurmuş. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

Meyhane Datça – Kasap babadan gelen et bilgisini cızbızlayıp rakı-balık düetine meydan okuyan tatlı bir meyhane. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

Emek – Son derece mütevazi bir restoran olan Emek 1973’ten beri sadık müşterisine günlük balıklar, köfte, tandır gibi Türk mutfağının klasiklerini sunuyor. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

Zekeriya Sofrası – Şanlıurfalı bir ailenin başlattığı esnaf lokantası bugün bir Datça klasiği olmuş. Ne yalan söyleyelim, biz umduğumuz lezzeti bulamadık ama yazmasak atlamış sanılırdı. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

Rumeli Köfte – Köfte & piyaz, ciğerin Datça’daki adresi olan bu mütevazi aile işletmesi hem fiyatları, hem de lezzetleri ile gelenlerin yüzünü güldürüyor. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

Sitrona Cafe – Sosyal medyadan Mor Valiz olarak tanıdığımız Fatoş gezilerinden ve İstanbul’da yemek sektöründeki kariyetinden biriktirdiği ilhamı Datça’daki tatlı mekanına aktarmış. Yemek ya da bir tatlı molası için uğramalık. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

Cafe Inn – Cafe Inn ile ilgili detaylı açıklamaya Kumluk’un altında yer vermek daha iyi olacağından şimdilik atlıyoruz.

Bir de Datça merkezdeyken Türkiye’den çıkma en ünlü mimarlardan Cengiz Bektaş’ın 1977’de yaptığı, kendisinin ifadesi ile “Çağdaş, Akdenizli, Anadolulu bir yapı” olan Kangotan Evi’ni görmeyi unutmayın. Konumunu internetten bulamadık ama merkezde sora sora bulabilirsiniz. Bize de konumunu atarsanız bu yazıya bir katkınız bulunmuş olur.

2. Kumluk Plajı’nda Akşam Yemeği Mi Düşünmüştünüz? (Merkez)

Datça denince ilk akla gelen kare merkezdeki Kumluk plajına atılan masalar ve  üzerinden sallanan ışıklı kabaklar ve fenerler. Gerçekten ağaçlardan sarkan bu ışıklar çok tatlı duruyor. Zaten denizin kıyısında, ayakların kumlarda oturmak mütemadiyen çok hoş. Bodrum-Gümüşlükvari bir havası var. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

Kumluk Datça’da rakı-balığın ilk akla gelen adresi. Ama açık söylemek gerekirse restoranlar lezzet değil, ambiyans satıyorlar. Zaten internetten açıp yorumlarını okuduğunuz zaman direkt hevesiniz kırılıyor. Denen o ki, restoranlar kendi mezelerini yapmıyormuş, catering şirketlerinden hazır alıyorlarmış. Yalancının yalancısıyız. Doğru mu bilmem ama lezzetler gerçekten de kazan kazan yemek yapan bir yerin tadında.

Buradaki tek istisna Cafe Inn. Ama bir rakı-balık mekanı değil, daha çok deniz mahsüllü makarnalar, pizzalar, bruschettalar gibi dünya mutfağı klasiklerini yapan özneli sunumlu, lezzetli bir işletme. Ancak yemeklere gösterdikleri hassasiyeti mekanın tipine pek göstermemişler. Sanki Kumluk’a küsmüscesine ne sahildeki ışıklar geleneği devam ettirmiş, ne de başka bir hoşluk yaratmak için uğraşmış. Yani burası da Kumluk’ta restoranların antitezi: lezzet var, ambiyans noksan. Keyif için değil de daha çok leziz bir yemek için uğramalık. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

Bütün bu dürüst yorumlarımıza rağmen Kumluk’ta canınız yine de iki duble içip, en azından kavun peynir tırtıklamak isteyebilir çünkü o ışıkların altında, denizin kucağında oturmak yine de insana hoş geliyor. Bu durumda rezervasyon yapmanızda fayda var çünkü böyle hisseden sadece siz olmuyorsunuz. 🙂

NOT: Sadece gezmeye gidecekseniz de akşam gelin çünkü gündüzleri o ışıklar yanmayınca aynı ambiyans olmuyor. Zaten masaları kaldırıp sezlongları diziyorlar. Eğer merkezde konaklıyorsanız ve arabanız yoksa buradan denize girebileceğinizi de unutmayın.

3. Akşamları Sevgi Yolu’nda Salınanlara Katılın  (Merkez)

Kumluk Plajı’nın bir ucu Sevgi Yolu’na, diğer ucu da Datça Limanı’na uzanıyor. Kumluk ufacık bir plaj olduğundan zaten 100. adımınızda kendinizi hop Sevgi Yolu’nda bulacaksınız. Kumluk Plajı’ndan Hastaneönü Plajı’na kadar olan yaya yoluna Sevgi Yolu deniyor. Akşamüstleri, Datça halkının el emeği ile oluşturduğu işlerin satıldığı tezgahlar kuruluyor. Datça zaten ufak bir yer olduğu için öyle çok fazla tezgah bulmayı beklemeyin.

Bu tip güzergahlara başka şehirlerde “yalama yolu” deniyor, ailelerin dondurma alıp akşam yürüyüşüne çıktıkları rota olduğu için. :)) Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

4. Datça Limanı’nda Gecelerin Nabzını Tutun (Merkez)

Datça merkezin en hareketli yeri bizce burası çünkü gece takılmalık mekanlar bu tarafta. Ama +18’e geçmeden önce yalamacılarda bir vazifemizi yapalım: Datça’nın yerlilerin en sevdiği, keçi sütünden dondurmaları ile ünlü dondurmacısı Çınar Dondurma burada. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

Gelelim Datça merkezin en eğlenceli kısmında. Burada da kafeler, barlar, restaurantlar dizi dizi. Biraz Kadıköy’ün miniskül versiyonu gibi hissiyat olarak. Nerelere uğranır:

Coop Live ve Coop Datça – Aynı işletme grubuna ait, birbirine 1 dakika mesafedeki canlı müzik mekanları. İkisi de lezzetli kokteylleri ile geceyi noktalama adresi. Datça’nın ahalisi genel olarak orta yaş ve üstü. Eğer gençseniz yaş ortalaması 20 civarında olan Coop Datça’ya sığınabilirsiniz. 🙂 Ancak ağırlıklı olarak Türkçe müzik gruplarının performansları oluyor.

Not: Ne yazık ki pandemi dönemi yani 2019’da kapılarını hiç açamayan yerlerden ama 2020 sezonu için Instagram hesabından güncel açıklık durumu ve konser programını takip edebilirsiniz. Coop Live Konum için tıklayın. Haritada 9 numara. Coop Datça Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

Roll Coffee House – Dünyadan 90’ı aşkın bira çeşidi bulacağınız Roll House denize manzarasına karşı birkaç bardak yuvarlayabileceğiniz rahat bir kafe/bar. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

Dulcinea Wine House – Gündüzleri edebiyat, sanat, ekolojiye dair söyleşilere ev sahipliği yapan mekan yazın deniz manzaralı terasında şarap yudumlamak için salaş ve samimi bir seçenek. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

Sapphire Roof – Sapphire otelin terasındaki bar diğer seçeneklere göre bir tık daha özenli tasarım ve sunumlar sunuyor. Yine denizi seyredebileceğiniz bir manzaraya sahip. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

NOT: Tekne turuna katılmak isterseniz tekneler burdan kalkıyor.

5. Knidos Antik Kenti’nde Günü Batırın & Deveboynu Deniz Feneri’ne Tırmanın

Knidos’ta günü batırmadan Datça’dan döneni dövüyorlar. 🙂 Gün batımlarının zaten sefasını sürmeye bayılan bir çift olarak biz de kaçırmadık tabi. Klasik rutin şöyle; yol üzerinde Knidos Şarapçılık’a uğrayıp burada minik bir piknik eşliğinde tokuşturmak.

Tarihi MÖ 2000 yılına kadar uzanan Knidos Antik Kenti Ege ile Akdeniz’in birleştiği Tekir Burnu’nda kurulmuş. Saat planlamasını önce antik kenti gezip, sonra da gün batımını yakalaycak şekilde yapmanız lazım. Kimileri bizim yukarıdaki fotoğrafta izlediğimiz yerden, kimisi de aynı fotoğrafta gördüğünüz Deveboynu Deniz Feneri’nin olduğu tepeden izlemeyi seçiyor. Biz deniz fenerine yürümemin 30-40 dakika sürdüğünü bilmediğimizden zamana sıkıştık ve bu 10-15 dakikada varılan tepeye talip olduk.

Hesaba katmanız gereken bir diğer şey de bizim bulunduğumuz tepenin hemen yanında bir patikadan inebileceğiniz harika bir bakir koyun olduğu. Yani Ege’nin son koyu oluyor kendisi. Rengini falan görünce biz “Tüh erken gelip şurada bir yüzseydik” dedik. Yani, hem antik kenti gezeyim, hem yüzeyim, hem de deniz fenerine tırmanayım derseniz gün batımından en az 2 saat önce burada olmanız lazım. Eğer bizim antik kent + yüzme molası + bizim tepeden gün batımı derseniz de 1,5 saat evvelinden. “Datça’nın her yerinde deniz zaten çok güzel, buraya yüzmeye gerek var mı?” derseniz, yok. Bizimki bir antik kentte yüzme fanzetisi işte. 🙂

Deniz fenerini de kısaca tanımak isteyenler için kısaca bilgi verelim. 1931’de inşa edilmiş. Deniz seviyesinden 104 metre yüksekte olan fenerin görünüş mesafesi ise 12 deniz mili yani 22 kilometre civarında. Efsaneye göre ta Mısır’dan görüyormuş. Tabi yersen 🙂 İlk zamanlar ışık kaynağı olarak fitilli gaz yağı lambası kullanılmış şimdi ise güneş enerjisi ile çalışan elektrik lambası kullanılıyor.

NOT: Fenere çıkacaksanız;
1. Terlikle olmaz. Kapalı ayakkabı iyi olur.
2. Gün battıktan sonra deniz fenerinden geriye ışıksız bir patikadan 45 dakika yürümeniz gerekiyor. Işık için telefonunuzun şarjının olduğundan ya da fener getirdiğinizden emin olun.

Peki Kimmiş Bu Sefacı Knidos’lular?

Sefacı diyorum çünkü fıstık gibi yere kurmuşlar. Kentin sağındaki koy Ege, solundaki koy Akdeniz. Bir de her gün gün batımı keyfi. Daha ne olsun? Ama aslında Knidos ilk olarak bu burunda kurulmumamış. MÖ 1000 yıllarında Trakya ve Yunanistan üzerinden bölgeye gelen Dorlar ilk önce Dalacak Burnu’ndaki Burgaz mevkiinde Knidos kentini kurmuşlar. Zaman içinde Akdeniz’den Karadeniz’e deniz ticaretinin önem kazanması ile, Knidos M.Ö 4. yy’da bugünkü yerine taşınmış.

Ticarette, bilimde, kültür sanatta gelişen Knidos, daha sonra Lidya egemenliğine giriyor, MÖ 546’da ise Pers egemenliğine giriyor. Büyük İskender sonrası Helenistik Dönem’de altın çağını yaşamaya başlayan Knidoslular, Seleukos Krallığı ile Roma İmparatorluğu arasındaki savaşta Roma’nın yanında yer alıyor, Bergama Krallığı’na katılıyor. Roma ve erken Bizans döneminde tapınakların yerlerini kiliseler alıyor ve nüfus 70.000’lere ulaşıyor. Şehir daha sonraki dönemde depremler ve korsan saldırılarıyla güçsüzleşip M.S 7. yy’da kaderine terk ediliyor. 13.yy’da Menteşe Beyliği ile Türk egemenliğine giren yarımada, 15. yy’da Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılarak Datça adını alıyor.

Sanatın ve Bilimin Kenti

Antik dönemde önemli bir kıyı kenti olan Knidos, antik tarihçi ve coğrafyacı Strabon’un belirttiği üzere, “çifte kent” görünümüne sahip. Çünkü anakara ve “Kap Krio” olarak adlandırılan ve bugün üzerinde deniz fenerinin bulunduğu ada kısmı olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Ada ile anakara arasındaki deniz sonradan doldurulmuş ve ortaya biri askeri amaçla kullanılan diğeri ise ticaret için kullanılan iki liman çıkmış. Izgara plan düzenine göre kurulmuş olan şehrin anakara kısmında, iki tiyatro, odeon, akropol, nekropol, güneş saati, Apollon Tapınağı ve sunağı başta olmak üzere sayısız tapınak ve büyük bir agora gibi bölümler bulunuyor. Kap Krio’da ise dükkanlar, işlikler ve yerleşimler olduğu biliniyor.

M.Ö. 6. yy’dan başlayarak önemli bir turizm ve ticaret merkezi olan şehirde kültür ve sanat da gelişmiş. O devirde matematik, astronomi, fizik alanında çalışmalar yapan Eudoksos Knidoslu, dönemin en ünlü gözlemevi de buradaymış. Dünyanın yedi harikasından biri olan İskenderiye Feneri’nin mimari Sostratos da Knidos’tan çıkmaymış. Tüm bunların yanında ürettiği ve ihraç ettiği şaraplarıyla da ünlüymüş.

Şehrin sanatsal simgesi ise Knidos Afroditi. Atinalı heykeltıraş Praksiteles’in beyaz mermerden yaptığı heykel, dünyadaki ilk çıplak kadın heykeli olarak kabul ediliyor. Knidos sikkelerinin üstünde de yer alan bu heykelin kaidesi bulunmuş olsa da kendisi asla bulunamamış. Sonradan aslına uygun başka kopyaları yapılmış.

Şehrin gerçek simgesi ise aslan. Zaten 1858’de İngilizler tarafından ören yerinde bulunan devasa Knidos Aslanı, keşfedilmesinden kısa bir süre sonra Osmanlı izni ile Londra’daki British Museum’a götürülüyor ve koleksiyona ekleniyor. 🙁

Ziyaret Bilgileri

– Müzekart geçiyor.
– Çalışma Saatleri: 1 Nisan – 1 Ekim tarihleri arasında, 10.00 – 19.00, 1 Ekim – 1 Nisan tarihleri arasında 08.30 – 17.30
Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.

6. Datça’nın Tüketilmemiş Koylarını Keşfetin: Palamutbükü, Kargı, Ovabükü…

Datça bir yaz rüyası diye boşuna demiyorum; 50’den fazla denize girilebilecek koyu ve plajı var. Tabi Datça’da koy değil, bük diyoruz. En güzel yanıda bu harika büklerin siteler, resortlar, beach clublar ile parsellenmiş olmaması (dilimi ısırıyorum yazarken). Bu büklerin kimisi karayolu bağlantılı, kimisi değil. Yol olmayanların bazılarına kimisine Knidos Antik Kenti’ndeki koy gibi patikalardan yürüyerek ulaşılabiliyor. Diğerleri ise teknecilerin gizli cennetleri.


Çoğu insan arabayla ulaşılabilen, cafe, tuvalet, otel, bakkal gibi alt yapıları olan yerleri tercih ediyor. Bu büklerden Mesudiye’nin üç güzelleri (Kızılbük, Ovabükü, Hayıtbükü koyları), Palamutbükü ve Kargı Koyu en çok tercih edilenleri. Hepsinin bakir bir sahili ve pırıl pırıl bir denizi var. Bazıları içinde kendi dünyaları olan birer ufak tatil beldesi. Aralarında en gelişmiş ve aynı zamanda merkeze en uzak olanı Palamutbükü.

Bükleri bazı Datça’da gezilecek yerler yazılarında ayrı maddeler olarak görebilirsiniz ama buralarda yüzmek dışında yapılacak çok fazla şey bulunmadığından bizce bu şekilde bir yönlendirme çok doğru olmuyor. Biz buraları daha çok yüzme durakları olarak gördüğümden En Güzel Datça Koyları ve Plajları yazımızda ele almayı uygun bulduk.

Bizim favorimiz ise Gabaklar ve Kargı ama siz mutlaka hepsini gezin. Zaten hepsi yanyana dizilmiş koylar. Yol üzerinde tesissiz, hiç gelişmemiş, mis gibi koylarlar da var. Bazıları çakıl, bazıları kumul. Siz yine mayonuzu giymeden zevkinize en uygun koyu/plajı bulmak için şu En Güzel Datça Koyları ve Plajları yazımıza da bir bakın en iyisi.

7. Tekne Turuyla Denizcilerin Gizli Cennetlerine Kaçın


Teknecilerin gizli cennetlerine günübirlik talip olmak için tekne turlarına katılabilir ya da özel bir tur planlayabilirsiniz. Bir kısa tur, bir de Knidos Antik Kenti’ne kadar uzun tur oluyormuş. İkisini de denemedik ama bize tavsiye edilen kısa turun daha iyi olduğuydu. Mesafe uzadıkça turun önemli kısmı yolda geçiyor ve arada güzel koylar atlanıyormuş. Ama yüksek sezonda Datça’da olmayı planlıyorsanız uzaklar daha tenha olabilir. Tekne turları ayarlamalarını limanda yapabilirsiniz.

8. Eski Datça’nın Taş Sokaklarını Turlayın & Can Yücel Evi’ni Görün & Barlarında Takılın

Taş evleri, butik otelleri ve kafeleri ile Eski Datça bize Alaçatı’nın eski günlerini hatırlattı. Alaçatı’ya kıyasla çok çok daha ufak tabi. Ama 10 yıl önce gördüğüm eski Datça ile bugün gördüğüm arasında inanılmaz bir popülerleşme var.

Eski Datça daha çok akşam üstü şenleniyor. Gündüzleri biraz sönük. Güneş gidince sokaklarına tezgahlar kuruluyor, kafe ve barlardan müzik sesleri yükselmeye başlıyor. Bizce bir gecenizi de Eski Datça barlarına geleni geçeni izlemek için ayırmayı düşünemelisiniz. Yazın barlar “sokak partileri” yapıyor. Tabi á la Datça olduğu için sakin ve olgun bir “parti” bulmayı bekleyebilirsiniz.

Jackie O – Harika kokteylleri ve jazz dinletileri ile bizce buranın en sevilen barı. Konum için tıklayın. Haritada 14 numara. Ayrıca burada bademli köfte, bademli kahve, Datça gazozu gibi birçok yerel lezzetini tadabilirsiniz. Bizi pek etkilemedi ama en azından denemedim demezsiniz.

Datça Sofrası‘nda bademli köfte ve yerel yemekler >  Konum için tıklayın. Haritada 15 numara.

Tekin Usta‘da keçi sütünden dondurma > Konum için tıklayın. Haritada 16 numara.

Ve tabii ki Can Yücel’in evinin olduğu Can Sokağı’na uğramadan dönmeyin. Şimdilik evin içini gezemiyorsunuz çünkü eşi ressam Güler Yücel Mart 2020’de aramızdan ayrılmadan öncesine kadar evde yaşıyordu. Umarız bir gün başarılı bir müzecilik anlayışı ile müze eve dönüştürülür. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.

9. Datça’nın Meşhur Lezzetlerini Tadın: Bademi, Bademli Her Şeyi, Karanfilli Ekmeği, Gazozu, Balı

Karanfilli ekmek bir harika.

Badem: Datça’nın en meşhur ürünü bademi. Datça’nın mikrokliması yalnızca Datça yöresine ait olan endemik badem çeşitleri var. Bunlardan Nurlu Badem olanı, kalitesi ve lezzeti bakımından Datça’daki en iyi bademi. Erken olgunlaşan ve çiçek açan bir badem türü. Şubat ayı, diğer bölgelerdeki badem türleri için dondurucu soğuk iken, Datça’nın kendine özel ılıman havası, Nurlu Badem’in donmadan yaşamasına olanak sağlıyor. Bademi merkezdeki her dükkandan, yol üzerindeki köylülerden alabilirsiniz. Datça’nın yerlisine de biraz katkım olsun derseniz, badem için Sındı Köyü’nün kooperatifine de uğrayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 1 numara.

Bademli Her Şey: Bademi meşhur olunca kurabiyesinden köftesine, balığına bademi her şeye maydanoz etmişler. Yerellere sorduk bunlar turizmin çıkardığı icatlarmış. Kurabiyesini, bademli balığı ayıla bayıla yedik de bazı lezzetler de biraz zorlama olmuş dedik. Ama menüde şunlardan birisini görürseniz affetmeyin bademli tavuk, bademli levrek, bademli kabak ve fasulye. Biz bademli balığı Palamutbükü’ndeki Sarıhoş Restaurant’ta denedik. Umduğumuzdan güzel bir kombinasyonla karşılaştık. Konum için tıklayın. Köftesini yıllar önce beğenmiştim ama bu sefer aynı duyguyu yaşamadım. Haritada 17 numara.

Karanfilli Ekmek: Bu nasıl güzel bir şey? Nasıl ülke geneline yayılıp bir fırın kültü olmamış hayret doğrusu. Emek Datça’nın Reşadiye beldesine ait bir lezzet, maalesef Datça’da bile fırınlarda kolay kolay bulunmuyor. Yarı yarıya tam buğday unu ve beyaz unla yapılıyor. Karanfil müthiş kokuyor ve aynı zamanda ağzınızda çok aromatik bir tat bırakıyor. Reşadiye’deki ana yol üzerindeki Trabzonlu fırından alabilirsiniz ancak geçe kalmayın, bitiyor. Konum için tıklayın. Haritada 2 numara.

Datça Gazozu: Yerel gazoz sevenler buraya! İki farklı marka var. Biri Dadya diğeri de Datça Köy Ürünleri.

Narpuz Çayı: O da neymiş ki? Narpuz Datça dağlarında yetişen bir tür yabani nane. Bitki çayı olarak tüketiliyor. Baharatlı bir aroması var. Eski Datça sokaklarındaki kafelerde bulabilirsiniz.

Keçi Sütünden Dondurma: Datça’nın keçi sütünden dondurması da başarılı. En turistik ve meşhur olan dondurmacısı Tekin Usta ama yereller Çınar Dondurma’yı tercih ediyor. Bal-bademlisi meşhur ama aşırı şekerli olduğundan bizim içimizi baydı, yiyemedik. Ama diğer çeşitler gayet güzel.

Yöresel Ürünleri Nereden Satın Alabiliriz?

– Eve götürmelik mutfak alışverişlerinizi için: Kavrulmuş soyulmuş badem, ballı badem, bademli kuru baklava gibi seçenekler için Datça Köy Ürünleri‘ne uğrayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 3 numara.
Bal bademden sabuna yöresel ürünler için Pehlivan‘a bakabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 4 numara.
Zeytinden doğal bakım ürünlerine daha birçok şey için Olive Farm‘a uğrayabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

– Yerel ürünler demişken, alkol, koruyucu, sentetik koku, renk veren maddeler ve klorlu alüminyum tuzları içermeyen, tamamen vegan vücut spreyi ve deodorant gibi ürünler üreten Jade Naturel‘e de uğramadan geçmeyin. Benim gibi hassas ve alerjik ciltler için harika ürünleri var. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.
El yapımı seramik ve kilim ürünler bulabileceğiniz, Kairos Maria’daki Atelier Datça da alışveriş duraklarınız arasında olsun. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

10. Bahçe İçinde Ya da Deniz Manzaralı Bir Taş Ev Tutun

Fotoğraf Kaynak: www.airbnb.com.tr

Datça sunduğu keyifli villa ve kiralık ev olanaklarıyla konaklamanızı uygun maliyetlere yapabileceğiniz bütçe dostu yerlerden. Özellikle Mesudiye, Palamutbükü ve Kızlan’da bahçe içinde, manzaralara karşı çok şirin ahşap ve taş evler, sonsuzluk havuzlu tatil evleri bulabiliyorsunuz. Üstelik ev tutmak, çocuklu aileler ve arkadaş grupları gibi nispeten kalabalık gruplar için kişi başı maliyetleri düşürdüğünden ideal oluyor. Datça’da Kiralık Villa ve Tatil Evleri yazımızda verdiğimiz favorilerimizi incelemeden konaklamanıza karar vermeyin deriz.

11. Datça’da Balıkadam Olup Balıklara Katılın


Sualtı Kaş kadar renkli olmasa da Datça da dalış yapmak için güzel bir yer. Yüzken bile bir sürü balık görüyorsunuz, üstelik şnorkel bile takmadan. Çok insanla tanışmamışlar herhalde, dibine kadar geliyorlar. Dalışa yeni başlıyorsanız eğitim alabileceğiniz okullar da var tecrübeli ve bröveli bir dalgıçsanız, dalış yapabileceğiniz tekne organizasyonları da. Burada dalış yapabileceğiniz merkezlerden bazıları: Datça Reef Diving, Uçan Balık, Surf Tatil Köyü.

12. Windsurf İle Datça’nın Meşhur Rüzgarıyla Birlikte Esin


Datça Yarımadası, Türkiye’de rüzgar sörfü yapmak için en ideal noktalarından. Çünkü yarımadada yıl boyunca kuvvetli rüzgar esiyor. Yaz aylarında özellikle öğleden sonraları sörf için ideal deniz oluyor.

Halihazırda deneyimli bir sörfçüyseniz, Temmuz ve Ağustos aylarında kuvvetli rüzgar alan Kızlanaltı Gebekum Mevkii’nde rüzgar sörfü keyfini kaçırmayın. Acemisiyseniz de burada ders alabileceğiniz sörf okulları mevcut.

Ayrıca burada, Türkiye’de konsepti bir ilk olan Surf Tatil Köyü‘ü var. Sörf eğitimi + ekipman kiralama + konaklama + yemek şeklinde paketler sunuyorlar. Yani paket dahilinde hem yarım pansiyon konaklar hem de hafta boyunca surf dersleri ve kiralama imkanlarından faydalanıyorsunuz. Buranın Türkiye Yelken federasyonu’nun her yıl düzenlediği Türkiye Windsurf Şampiyonası’na ev sahipliği yaptığını, yaz sezonunda gençlik sörf kampları düzenlediğini ve sup yoga ve mat yoga gibi daha birçok seçenek olduğunu da ekleyelim. Konum için tıklayın. Haritada 5 numara.

13. Gebekum Doğa Parkı’ndaki Plajda 6 Milyon Yıllık Fosil Kumullarda Yürüyün

Sörf yapılan mevkiiyi geçtiğinizde Gebekum Doğa Parkı’na geliyosunuz. Datça Yarımadası’nın en uzun plajı. Koruma altında olan 6 kilometrelik alanda, 3. zaman, yani Pliyosen Dönem’de ve 4. Zaman yani Kuaterner Dönem’de akarsularla taşınmış ve tortullaşmış materyallerden oluşmuş fosil bir kumul şeridi bulunuyor. Yani buradaki kumul şeridinin tabanı 6 milyon yıllık. Bu da Gebekum’u çok çok özel bir yer yapıyor.

Kumul içinde, bitki ve hayvan olarak da birçok canlı türünü barındırıyor. Yapılan araştırmalarda, kumul içinde ağaç, çalı, odunsu ve otsu olmak üzere toplam 90 çeşit bitki, 19 kuş türü fosiline rastlanmış. Herhangi bir giriş ücreti yok. Siz de gelip burada yürüyüş yapabilirsiniz. Fakat buraya yeterince bakım yapılmadığı yönünde tartışmalar sürüyor. Çünkü zaman zaman dalgalarla bu sahile pislik vuruyor. Düzenli olarak temizlik ve bakımının yapılması gerekiyor. Gittiğinizde hoş olmayan bir manzara ile karşılarşırsanız nedeni bilin ki bu. Konum için tıklayın. Haritada 6 numara.

14. Datça Bağlarında Kadehleri Tokuşturun


Geldik Datça’ya gelenlerin favori aktivitelerinden birisine: Şarapevlerinde demlenmek. Bildiğiniz üzere Urla Bağ Yolu‘nun öncülüğünde birçok turizm bölgesinde şarapçılık ve bağcılık yeniden canlanmaya başladı. Artık Türk şarabı ile ilgili dünyada söylenenler göğsümüzü kabartıyor. Aslında topraklarımızda çok derin bir şarap kültürü varmış, ama zaman içinde körelip kaybolmuş. Datça da, aynı Urla gibi şarap belleğini tazeleyenlerden. Knidos Antik Kenti’nden beri süregelen 2000 yıllık şarapçılık kültürü uykusundan uyanıyor.

Bizce de bu bağları görmek, şarapevlerinde bir akşam geçirmek Datça’nın atlanılmaması gerekenlerinden. Ama naçizene fikrimizi duymak isterseniz tattığımız şarapların tadından çok şarapevlerin kendilerini, atmosferini sevdik. Uğrayabileceğiniz 2 yer var:

Wine Garden (Knidos Şarapçılık) – Bizim doğduğumuz yıllarda ODTÜ’den mezun olan Giray Bey aslında bir turizimciymiş. Şarap tutkunu olduğundan  senedir dağlardan Anadolu’nun antik üzümlerini topluyormuş. Topraklarımızda 3000 çeşit üzüm varmış arkadaşlar! Bir gün bu yörede diğerlerinden genetik olarak ayrışan yepyeni bir üzüm bulmuş ve adını Knidos Karası koymuş ve 2004’te de Knidos Şarapçılığı kurmuş. Wine Garden’da bağlarının içindeki mekanlarının adı. Peynir tabağı & şarap ikilisine tabiisiniz ama biz halimizden memnunduk. Bazı akşamlar canlı müzik veya jazz session’ları da oluyor. Yakalarsanız kaçırmayın. Taş evi, bahçesi, dinginliği ile bizim Datça’daki favori bağımız oldu ama Bilgehan da ODTÜ’lü olduğu için biraz gönül gözüyle bakıyor olabiliriz tabi. 🙂 Konum için tıklayın. Haritada 18 numara.

Datça Vineyard – Datça’da şarap dendiğinde ilk akla gelen yer. Yol üzerindeki konumu, mekanlarının şirin bir değirmen şeklinde olması ve teraslarının hem deniz, hem de Kızlan Köyü’nün tarihi yel değirmenlerini görmesi de önemli faktör. Biraz daha turizm işletmesi hissiyatlı. Gün batımını buradan izlemek mümkün değilse de buraya gitmek için en güzel vakit. Konum için tıklayın. Haritada 19 numara.

15. Datça’nın Tarihi Yel Değirmenlerine Selam Verin

Marmaris – Datça yolundan geçerken Datça Vineyard’ın karşındaki tepede 6 tane tarihi yel değirmeni göreceksiniz. Söylenene göre 1900’lü yıllarda yapılmışlar ve 1950’lere kadar işlek bir şekilde un üretiyorlarmış. İçlerinden bir tanesi devlet tarafından restore edilerek bir restorana kiralanmış. Diğerleri kaderin onların da yüzlerine gülmesini bekliyor. Zira kimisi ev olarak kullanılıyor kimisinin yelken kısımları kırık. Datça’da çooook vaktiniz varsa buyrun uğrayın ama aksi takdirde uzaktan seyretmek de yetiyor. Konum için tıklayın. Haritada 7 numara.

16. Göz Kamaştırıcı Tarihi Mehmet Ali Ağa Konağı’nı Görün (Reşadiye)

Kaynak: Facebook / Mehmet Ali Ağa Konağı

Datça’ya gelip, Mehmet Ali Ağa Konağı’nına gidemediğimize hala çok üzülürüm. Pandemi sebebiyle kapalıydı. Mimari detayları göz kamaştırıcı, restorasyonu özenli, 19. yüzyıl ağalık döneminden kalma çok zarif bir konak. Akdeniz bölgesinin, günümüze kadar gelebilmiş en eski sivil mimari örneklerinden biri. Bugün otel & restoran olarak işletiliyor.

Girit kökenli Tuhfezade ailesinden olan Mehmet Ali Ağa’ya, padişah tarafından Datça Yarımadası’ndaki toprakların işlenmesi ve yönetimi görevi veriliyor. Bu köklü aile, Datça’daki ekonomik, sosyal ve siyasi yaşamda uzun süre söz sahibi oluyor. Otelde konaklamasanız bile bu konağın havasını solumak için Elaki Restoran’da gelip bir yemek yiyin deriz. Elbette önceden rezervasyon yaptırarak. Konum için tıklayın. Haritada 8 numara.

17. Yaka Köy’deki Sanat Kampüsünü Görün

Dağların tepsinde kurulmuş Yaka Köyü’n aslında toprak damlı eski taş evlerden oluşan, radar dışı sakin sessiz bir köymüş. Aslında hala öyle ama sanat çevrelerinde adı UKKSA sayesinde bilinir oldu.

Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi ( UKKSA) çok yönlü bir sanat kompleksi. Plastik sanatlardan sahne sanatlarını tüm disiplinleri kucaklıyor ve sanatçılar için bir etkileşim, üretim, sergileme ve satış imkanı sağlıyor. Yani eğer bir sanatçıysanız Misafir Sanatçı Ağırlama (Artist Residency) Programı’nda başvurabilirsiniz. Sanatçının toplumu ileriye götürmek gibi bir misyonu olduğunu savundukları için her sene kadına şiddet, doğaya saygı gibi belli bir konuyu ele alıyorlar sanatçıları bu yönde üretim yapmaya teşvik ediyorlar.

Benim gibi bir sanatseverseniz de müjde: UKKSA’nın galerisinde sergilenen bu eserleri satın alabiliyorsunuz. Aynı zamanda seramik ve yogayı birleştirdikleri tematik workshoplar düzenliyorlar. Onlara da katılabilirsiniz. Konum için tıklayın. Haritada 9 numara.

Fotoğraf Kaynak: Yakamengen FB sayfası

Yakamengen de Yaka Köyü’ne geldiğinizde yemek molası için uğramalık tatlı bir restoran. Mevsimsel ve yerel ürünler ile Akdeniz tarifleri hazırlıyorlar. Eski bir “mengen”i yani zeytin işliğini tatlı bir restorana dönüştürmüşler. Yemyeşil bahçesinde, zeytin ağaçlarının gölgesinde lezzetli yemekler yiyebileceğiniz bir yer haline getirilmiş. Her hafta pizza & groove geceleri düzenliyorlar. Konum için tıklayın. Haritada 20 numara.

18. “Ülkemizde Aslında Ne Potansiyel Var” Dedirten Butik Çiftlik Olive Farm’a Uğrayın 


Olive Farm‘ın ürünleri ile daha önce tanışmış olmanız muhtemel. Ama niyetim size alışveriş yaptırmak değil, ilham doldurmak ve gözünüzü gönlünüzü açmak. Dayanamayıp bir şeyler alırsanız da benden günah gitti. 🙂

Burası dekoru ve şirin mimarisi ile insanı mutlu eden, Datça’nın girişine kuruluş bir zeytin çiftliği. Dükkanlarını gezmek Avrupa’nın noel pazarlarını gezme sıcaklığında. Sırf göz zevkiniz için bile dükkanlarına uğramaya değer. Ayrıca içinde bir misafirhanesi var konaklamak için. İsterseniz, restoranlarında kendi çiftliklerinde yetiştirdikleri ürünlerle yaptıkları yemekleri de tadabiliyorsunuz.

Gidince hikayesini de öğrenik: Amerika’ya gidenler bilir, zeytin diye kağıt yiyorlar haberleri yok. 🙂 Üstelik çok yüksek fiyatlara. Türk zeytinin postansiyeli gören bir Amerikalı çift burada kendi tesislerinde üretim yapıp Amerika’ya ithal etmeye karar vermişler ve Olive Farm kurulmuş. Gel zaman git zaman çiftlik Türklere satılmış ve ürün yelpazesi incir sirkesinden el kremini doğal ve organik ürünlerin satıldığı bir işletmeye dönmüş. Konum için tıklayın. Haritada 10 numara.

19. Knidia EcoFarm’da Çiftlik Hayatını Deneyimleyin

Fotoğraf Kaynak: knidia.com

Datça’da deniz, kum, güneşe alternatif olacak başka deneyimler arıyorsanız, size tatlı bir eko-çiftlikten bahsedeceğiz. Knidia EcoFarm. Knidia EcoFarm, zeytinlikler, yüzlerce badem ağacı ve keçiboynuzu ağaçları ile çevrili yaşam alanı, meyve bahçesi, gölet ve bir bağdan oluşan 12 dönümlük bir alana yayılan bir çiftlik. Çiftlik alanı içinde yer alan üç eski taş Rum binası, restore edilerek zeytinyağı işliği ve konaklama birimine çevrilmiş.

TaTuTa ağına da dahil olan çiftlikte, ahşap veya taş evlerde, konaklama yaparak çiftlikte çeşitli görevlerde yer alabiliyorsunuz. Çiftliğin ürettiği ürünler ise zeytinyağı, keçiboynuzu pekmezi, sabun, Datça bademleri ve şarap. Ne zaman gelmek istediğinizi ve kaç kişi olduğunuzu websitesindeki iletişim formunu doldurarak rezervasyon yapabilirsiniz. Çiftliğe, Knidos’a giderken, Yazıköy’den sağa saparak 3 kilometre sonra ulaşabiliyorsunuz. Konum için tıklayın. Haritada 11 numara.

20. Türkiye’nin En İyi Kampı Olarak Nam Salan Datça Aktur’da Şansınız Deneyin

8 senelik yolculuğumuzda hemen hemen Türkiye’nin tüm en beğenilen kamplarında kalmış ve en övülen yerlerin bile Avrupa kamplarının standartlara yanaşamadığını görmüştük. Hem kamp alanlarının alt yapıları, hem de kampçılık kültürününü özümsememiş bir toplum olmamız bunda faktör. O yüzden asla yer bulunmayan Aktur’un da bir Abdulrahman Çelebi vakası daha çıkacağına kendimizi gayet hazırlamıştık. Belki de bu yüzden beklentilerimizin çok üzerinde çıktı.

Önce doğasına vurulduk. Aktur dev bir site ve kamp alanından oluşmasına rağmen doğayı işgal ederek değil, birlikte varolmaya çalışarak kendine yer açmış. Binalar minik minik, kısa, ağaçlar, yeşil alanlar kocaman. Harika bir ormanın içinde, fotoğrafta görüldüğü gibi sırt sırta vermiş iki koyun kucağına kurulmuş.


Kuruluşu asker kökenli olduğu için hem sitede, hem de kampta her şey çok nizami. Çadır ve karavan alanları önceden belirlenmiş, “Buraya da bir çadır daha sıkışır” mantığıyla doldurdukça doldurmuyorlar. Tuvalet, mutfak gibi alanlar düzeni temizleniyor. Hatta tuvalet binasının çatısını bile hortumla yıkadıklarını gördü bu gözler.

Ama bizce en önemli şey komşular. En cennet bir yer bile çekilmez oluyor komşular kafa dengi olmayınca. Elbette Aktur’da da çeşit çeşit insan var ve herkes bir kafadan değil. Ama buranın öyle oturmuş bir kamp kültürü var ki en yontulmamış kampçı bile burada terbiye oluyor: Saat 22’den sonra yüzlerde insan olmasına rağmen çıt çıkmıyor, insanlar kamplarının göze güzel görünmesi için süslüyor, döküntülerini dışarıda bırakmak yerine arabasına koyuyor, televizyon izlerken ses gitmesin diye kulaklık kullanıyor.

Aktur taa 1970’lerde kurulmuş. İçeride kendi yazlığı olanlar da var devremülk şeklinde sezonluk kiralanabilir villalar da. 1970’ler dediysek burayı öyle köhne bir yer sanmayın. Aksine çok bakımlı, özgür ve barışcıl. Mesela 80 yaşındaki teyzelerin üçgen bikinileri ile site içinde tüm gün takılabilecek rahatlığı hissetmesine, ailelerin çocuklarını gündüz sokağa salıp gece toplayacak güveni duymasına, gençlerin denizde özgürce flirt etmesine bayıldık. Konum için tıklayın. Haritada 12 numara.

Aktur’u güzellemekten asıl kamp alanını anlatmaya bir türlü geçemedik ama zaten buradan detaylıca okuyabilirsiniz: Türkiye’nin En İyi Kamp Alanları

21. Datça’nın Yeni Trendi Kairos Marina’da Takılın (Karaköy)


Kairos Marina Datça’nın kuzey tarafında Körmen limanında birkaç sene önce yapılmış fakat 2020’de anca faaliyete geçmiş olan yeni marinası. Burası aynı zamanda Bodrum’dan gelen feribotların yanaştığı liman. Bodrum – Datça feribotla sadece 1,5 saat. Feribotlar Datça’nın arkasını döndüğü ötenlenmiş topraklara varıyordu. Birileri buranın potansiyeline inanmış, buraya minik bir marina yapmış. Ama öyle Yalıkavak ya da Çeşme marina gibi sosyal hayatın merkezi olacak ebatta değil. Datça’nın sadeliğine uygun boyutta ve tipte olmuş. Bir de 4-5 taş evcikten oluşan ufacık bir “çarşı” yapmışlar. Bir mekan dışında pek hayat belirtisi yoktu. Konum için tıklayın. Haritada 13 numara.

Jale Wine Cellar marinadaki tek açık mekandı. Zaten Karaköy’deki eski mekanlarından bir bilinirlikleri olduğu için marinanın terste kalan konumuna rağmen burada gün batımını seyretmeye gelen bir müdavim kitlesi oluşturmuş. Rezervasyon yapmak Ekim’de bile zor oldu. Ufacık mekanda zarif bir atmosfer yaratmışlarsa da neden hiç bir çalışanın maske takmadığını sormamız üzerine pişkin pişkin “Biz takmıyoruz” diyerek tavır koymaları ve pandemiyi hiçe saymaları sebebiyle otumamız ve kalkmamız bir oldu. Navigasyon ile gelecekseniz bu konum‘u takip edin, yoksa eski kendinizi eski mekanında bulabilirsiniz. Haritada 21 numara.

Datça Koyları ve Plajları

Datça’nın en güzel koylarını bir bir keşfetmeniz için harika bir liste çıkardık. Datça öyle bir yer ki canınız istemiyorsa iki kere aynı yerde yüzmek zorunda değilsiniz. 🙂 Hangisi sakin, hangisi kalabalık, nerede hem yüzüp hem güzel bir akşam yemeği yersiniz, neresi eser, neresi esmez, hangisi kumluk, hangisi çakıl olur gibi tüm tüyolarımızı Datça Koyları ve Plajları yazımızda bulabilirsiniz.

Datça’da Yeme-İçme

Bademli balık

Bu yazımızda Datça merkezde ne yenir, nerede yenirden burada kısaca bahsettik ama eğer yeme-içme sizin için bir tatilin en önemli zevklerindense mutlaka Datça’da Ne Yenir, Nerede Yenir ve Datça Restoranları yazımıza da bir göz atmalısınız. Çünkü Datça’nın en sevilen bazı restoranlarından birkaçı Ovabükü, Palamutbükü gibi koylarda. Kaçırmak istemezsiniz.

Datça Etkinlikleri

1. Badem Çiçeği Festivali


Bildiğiniz üzere Datça badem ağaçları ile ünlü. Burada her sene şubat ayında badem ağaçları çiçek açıyor ve her yer adeta sakuralar gibi beyazlara ve pembelere bürünüyor. Kesinlikle bir kez olsun tatilinizi Şubat’a denk getirip Badem Çiçeği Festivali için Datça’ya gelin deriz. Açılış korteji ile başlayan festival, 3 gün boyunca konserler, doğa yürüyüşleri, atölyeler ve sanat etkinlikleri ile devam ediyor.

2. Kaya Tırmanışı Yapmak

Datça’da DADADOSK organizasyonları ile kaya tırmanışı yapma olanağınız da var. Özellikle de her yıl Datça Badem Çiçeği Festivali kapsamında ücretsiz yürüyüş ve tırmanış gibi aktiviteler gerçekleştiriyorlar. Tüm Datça çevresinde tırmanış yapabileceğiniz 300 kusur rota belirlemişler. Kışlık ayrı, yazlık ayrı tırmanacak birçok yer mevcut. Ama daha önce hiç tımanmamışlar değil, eğitim almış ve zaten tırmananlara kapıları açık. Badem Çiçeği Festivali kapsamında düzenlenen etkinlikler ise daha önce herhangi bir tırmanış tecrübesi olmayan katılımcılara da açık oluyor.

3. Akdeniz’den Ege’ye Dostluk ve Doğa Yürüyüşü

Her sene Mayıs ayında Datça merkezden Kızlan Gereme Koyu’na “Akdenizden Egeye Dostluk ve Doğa Yürüyüşü” yapılıyor. 12 kilometrelik bir yürüyüş oluyor. Sembolik olarak merkezde Akdeniz’den testilere su doldurulup Gereme Koyu’na yani Ege’ye ulaşıldığında dökülüyor. Yürümek istemeyenler Gereme Koyu’na arabayla ya da belediyenin sağladığı traktör çekçekleriyle gelebiliyorlar. Gereme Koyu’nda köylüler gözleme ve ekmek arası satıyor, davullar zurnalar, çuval yarışı, halat çekme gibi aktivitelerle akşama kadar eğlence oluyor. Anlayacağınız, Mayıs’ta buradaysanız bu yerel eğlenceye uğramak isteyebilirsiniz.

4. Karia Yolu Datça Yarımadası Bölümü

Adını da antik çağda bu bölgede yaşamış Karia medeniyetinden alan, 820 kilomtrelik uzunluğu ile Türkiye’nin en uzun yürüyüş rotası olan Karia Yolu‘nun bir bölümü de Datça’dan geçiyor. Datça Yarımadası diye geçen bölüm, Eski Datça’dan başlayıp engebeli burunları ve koyları aşarak Ege Denizi’nin Akdeniz’e kavuştuğu nokta olan Knidos Antik Kenti’ne kadar gidip tam tur yaparak Emecik’e geri dönüyor ve Balıkaşıran’da son buluyor. Datça Yarımadası’nda toplam 10 etap bulunuyor. Hepsini yürümek zorunda değilsiniz. Dilediğinizi seçip yürüyebilir, istediğiniz yerde bitirebilirsiniz.

Eski Datça – Hızırşah – Domuzçukuru
(Alternatif Rota) Datça – Kargı – Domuzçukuru
Domuzçukuru – Hayıtbükü – Palamutbükü
Palamutbükü – Belen – Knidos
Knidos – Değirmenbükü – Mersincik
Mersincik – Yelimli – Körmen
Körmen – Kızlan – Eski Knidos
Eski Knidos – Emecik
Emecik – Çakal
Çakal – Balıkaşıran

Datça’ya Ulaşım

Datça’ya havayoluyla gelecekler için belirtelim yukarıda da bahsettiğimiz gibi Datça’da havalimanı yok. Fakat Milas Bodrum Havaalanı’ndan da Dalaman Havalimanı’ndan da Datça’ya gelebilirsiniz. Milas Bodrum Havalimanı Datça merkez arası karayolu ile 197 kilometre ve 3 saat sürüyor ancak feribota binerseniz, feribot yolculuğu da dahil yaklaşık 2 saat sürüyor. Eğer Milas Bodrum Havalimanı’na indiyseniz ve havalimanından araç kiralamadıysanız, önce Muttaş ile Bodrum otogara geliyor buradan da hemen merkezdeki Datça feribot iskelesine geçmeniz gerekiyor.

Dalaman Havaalanı Datça merkez arası ise 162 kilometre ve yol yaklaşık 2.5 saat sürüyor. Tabi havalimanından araç kiralamadıysanız, önce Muttaş’a binip Marmaris Otogar’a geliyor buradan saat başı kalkan dolmuşlar ile Datça’ya geçebiliyorsunuz.

Datça’ya karayoluyla gelecekseniz, bütün büyük firmaların, büyük şehirlerden Marmaris’e gelen ve sonrasında Datça’ya uğrayan otobüs seferleri mevcut. Marmaris otogardan her saat başı kalkan Datça dolmuşlarına binerek Datça’ya yaklaşık 1,5 saatte geçebilirsiniz. Datça’ya kendi aracınızla gelecekseniz de bazı büyük şehirlerden yolculuk süreleri ve mesafeler şu şekilde: İstanbul Datça arası 747 kilometre 9 saat 15 dakika, İzmir Datça arası 281 kilometre 4 saat 42 dakika, Ankara Datça arası 716 kilometre 9,5 saat, Muğla merkez Datça arası 124 kilometre 2 saat sürüyor.

Instagram’a Da Bekleriz!

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Biz Evde Yokuz (@bizevdeyokuz)