PARİS’TE NE YAPILIR – YAPMADAN DÖNMEYİN DEDİĞİMİZ 27 ŞEY

Paris’te yapmadan dönmeyin diyeceğimiz en romantik ve en meşhur deneyimleri listeledik.

Eğer şehrin en önemli yerlerini sizin için planladığımız rotalar ile kolayca gezmek isterseniz Paris’te Gezilecek Yerler yazımıza, Paris hakkında diğer her konu için de Paris Gezi Rehberimize mutlaka bir göz atın.


1. Paris’in En Önemli İkonlarını Görün


Paris’e ilk defa gidiyorsanız Louvre Müzesi’nden Eyfel Kulesi’ne, Notre Dame Katedrali’nden Zafer Takı’na Paris’e sembol olmuş tüm ikonik yapıları görmeyi önceliklendirmenizi tavsiye ederiz. Bunlara tik atmak 2-3 gününüzü alacaktır.

Zamanınızı en etkili bir şekilde kullanarak efektif bir programla hepsini görmek ve araya da Parisli keyifli sıkıştırmak isterseniz sizi hemen Paris’te Gezilecek Yerler yazımıza alalım. Her gün için çıkardığımız rotaları kendi kendinize kolayca yapabilirsiniz.

2. Eyfel Kulesi’nin Ya Da Zafer Takı’nın Tepesine Çıkın


Şehrin iki popüler ikonu Zafer Takı ve Eyfel Kulesi mükemmel şehir planlaması ve zarif mimarisi ile ünlü Paris’e tepeden bakma imkanı sunuyor. Bize sorarsanız ikisine birden çıkmaya gerek yok, aralarında seçim yapın. Her ikisinin de kendine göre avantaj ve dezavantajları var:

Eyfel Kulesi Zafer Takı’na kıyasla çok daha yüksek bir yapı. 3 tane farklı yükseklikte seyir terası var. Yani hem takın hizasından, hem de çok daha yukarısından şehri seyredebiliyorsunuz. Diğer taraftan Zafer Takı’nın terasından baktığınızda Eyfel Kulesi’ni de gördüğünüz için bizce daha güzel bir şehir manzarası görüyorsunuz. Sanki onun da içinde olduğu bir şehir manzarası kafamızdaki Paris silüetini tamamlıyor. Yine de seçimi size bırakıyoruz. Hangisine karar verirseniz verin biletinizi mutlaka online olarak önden önden almaya çalışın.

Zafer Takı terasına çıkmak için biletinizi buradan alabilirsiniz.
Eyfel Kulesi’nin zirvesine çıkmak için biletinizi buradan alabilirsiniz.

3. En İyi Eyfel Kulesi Karelerini Yakalayın

Eyfel Kulesi şehrin farklı yerlerinden görünüyor ama bu her yerden güzel fotoğraflandığı anlamına gelmiyor. Bi kere kuleyi göreceğiniz çoğu yerde kalabalıklar bulmayı bekleyebilirsiniz. Kareye insanların giremeyeceği yerlerde de ya şehrin dokusu çıkmıyor ya da kendinizi kareye oturtmakta zorlanabiliyorsunuz. Aranızdan fotoğrafla ilgilenenler ya da Eyfel Kulesi’ne çıkmayı düşünenler için güzel bir yazı hazırladık: Eyfel Kulesi Hakkında Bilgi & Fotoğraflamak İçin En İyi Noktalar

4. Mona Lisa İle Tanışın

Fotoğraf Kaynak: Zach Dyson / Unsplash

Paris’e kadar gelip de Paris’in en meşhur hanımı ile tanışmadan dönmek olmaz. Elbette Mona Lisa’dan bahsediyoruz. Büyük usta Leonardo Da Vinci’nin başyapıtı, bugün sergilendiği yer olan Louvre Müzesi’ndeki odasında kuyruklar oluşan, sanat tarihinin en değerli tablolarından sayılan “La Giaconda”nın hikayesi, yapım sırları, böylesine bir şöhrete nasıl kavuştuğu ve müzedeki diğer görülecek eserler hakkında çok daha fazlasını Louvre Müzesi yazımızda bulabilirsiniz.

Müze, popülerliği sebebiyle Paris’te bilet bulmakta en çok zorlanacağınız yerlerden birisi olabiliyor. 2 hafta önceden Louvre Müzesi biletinizi almaya bakın. Louvre Müzesi biletinizi buradan alabilirsiniz.

5. Paris’in Roof Top Barlarında Keyifli Bir Akşam Geçirin

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/LePerchoirMarais

Paris’ten manzaralı, keyifli, havadar rooftop bar önerilerimizi Paris’te Ne Yenir, Nerede Yenir – Meşhur Restoranlar Ve Cafeler yazımızda bulabilirsiniz.

6. Turistik Paris’ten Çıkıp Le Marais’de Hip Paris’i Keşfedin

Turistik rotalardan çıkıp bugünki Paris’in dinamizmini hissetmek için şehrin en cool mahallesi Le Marais’ye gidin. 16.00 gibi giderseniz hem galerilerini, dükkanlarını görürsünüz, hem de akşamına kalıp Parisliler mekanlara akarken nasıl canlandığını.

Le Marais’nin samimi ve butik bistrolarında yemek yemeli, rooftop barlarda bir şeyler içmeli, tasarım butiklerinde dolanmalı, sokak lezzetleri eşliğinde bira tokuşturmalı bir gün geçirmek için çok keyifli bir yürüyüş rotası da çizdiğimiz Le Marais Rehberimize tıklayın.

7. Her Cuma Saat 21.00’de Pari Roller’ın Kapattığı Yollarda Bisiklete Binerek Şehrin Sahibi Siz Olun

Fotoğraf Kaynak: www.facebook.com/pari.roller

Her cuma Parisliler patenleri, kaykayları, bisikletleri ile şehri ele geçiriyor. Pari Roller adlı oluşumun yolları bu grup için kapatarak şehrin tadını çıkartmalarını sağluyor. Turlara katılım tamamen ücretsiz. Her cuma 21.00’de 14. bölgedeki Place Raoul Dautry önünde toplanan grup o gün için çizilen trafiğe kapalı güzergahta beraber paten yaparak şehri turluyor.

Tur her seviye patenciye uygun. Ne de olsa bu ne bir yarış ne de bir spor antrenmanı. Üstelik bu tur sadece patenlilere değil bisikletlilere, kaykaycılara ve scooterlılara da açık. Paris’in paylaşımlı bisiklet ağı Velib’den kiraladığınız bisikletinizle siz de katılabilirsiniz! Bu önerimiz gibi daha birçok alternatif Paris önerisini Az Bilinen Paris: Alternatif Paris Rehberimizde bulabilirsiniz.

8. Seine Kenarında Yürüyüş Yapın

Fotoğraf Kaynak: Dan Novac / Unsplash

Seine Nehri kenarında bir yürüyüş Paris’te yapabileceğiniz ücretsiz keyifli aktivitelerden biri. Dilerseniz içkinizi sandviçinizi alıp kendinize mini bir sofra kuracak alanlar da keşfedebilirsiniz. Özellikle Île de la Cité ve Île de Saint Louise’in kenarlarındaki yeşil alanlar yürüyüş sonrası mola verip piknik yapabileceğiniz çok keyifli iki nokta.

9. Parklarında Yayılıp Piknik Yapın

Champ de Mars’ta ufak bir kaçamak

Paris çok yeşil bir şehir ama tabii bu şehrin içindeyken pek algılanmıyor ama haritadan baktığınızda yeşil alanların aslında şehirde ne kadar yer kapladığını kestirebilirsiniz. Şehrin her bölgesinde çimlerine yayılıp kitabınızı okuyabileceğiniz, güneşlenebileceğiniz veya piknik yapabileceğiniz alanlar mevcut.

Aralarından en ünlüleri Jardin de Tuileries ve Lüksemburg Bahçeleri olsa da buralardan daha az turistik olan Bois de Boulogne, Bois de Vincennes ve Parc Buttes Chaumont Parislilerin piknik için tercih ettiği popüler yerler. Bir de bizim Paris’te piknik yaptığımız Eyfel Kulesi manzaralı Champ de Mars var tabii. Hepsinin çevresinde piknik öncesi alışverişinizi yapabileceğiniz bir nokta kolaylıkla bulabilirsiniz. Fransa’ya yakışır bir şarap-peynir-şarküteri pikniği yapmak isterseniz tam size göre bir yazımız var: En Meşhur Fransız Peynirleri

10. Soğan Çorbasından Burgonya Usulü Bifteğe Fransız Mutfağı’nın Klasiklerini Deneyin


Fransız mutfağı başlıbaşına bir ekol. Öyle geniş ki her damak zevkine hitap eden lezzetler de bulmak mümkün, yemeden önce iki değil 5 – 10 kez düşündürtecek lezzetler de… Önerimiz açık fikirli olup, salyangoz gibi zor görünen lezzetlere de bir şans vermeniz. Gelmişken mutlaka deneyin dediğimiz Fransız klasiklerini Fransa’da Ne Yenir? En Meşhur Fransız Yemekleri & Tatlıları yazımızda bulabilirsiniz.

11. Meşhur Fransız Cafelerinde “Flaneur”lük Yapın

Paris’te kafelerinin 17. yüzyıldan beri şehir hayatı ve sosyal hayatta çok büyük bir yeri var. Ünlü yazarlar, filozoflar müdavimleri oldukları kafelerde fikir yarıştırmış, nice ünlü ressam tablo karşılığında buralarda yemek yiyerek kariyerine başlamış… Paris’te metrekare fiyatlarının çok yüksek olması sebebiyle evler ufacık ve Fransızlar cafeleri evlerinin salonu olarak kullanıyor. Bu da cafelerin her zaman capcanlı olmasını sağlıyor.

O zamandan bu zamana şehrin kafelerinde yiyip içip sosyalleşmek ve gelene geçene bakarak “flaneurlük” yapmak tam bir Paris klasiği. Siz de fırsatını buldukça şehrin birbirinden keyifli cafelerinde biraz zaman öldürmeyi ihmal etmeyin. Şehrin en meşhur Fransız cafelerini Paris’te Ne Yenir, Nerede Yenir – Meşhur Restoranlar Ve Cafeler yazımızda bulacaksınız.

12. Sokak Sanatçıları JR ve Invader’ın Şehre Serpiştirdiği İşleri Yakalayın

Paris Sokaklarını Bir Oyun Alanı Haline Getiren Sanatçı: Invader

Şehrin çoğu noktasında karşınıza çıkabilecek eğlenceli işleri ile yüzünüzü gülümsetecek olan Invader‘ın işlerini tanımak çok kolay. Çünkü kendisi fotoğraftaki gibi şehrin işlek yerlerine 1970’ler ve 80’lerin piksel piksel, nostaljik video oyunlarına atıfta bulunan, seramik karo mozaik çalışmaları yerleştiriyor. İsmini de zaten 1978’deki ünlü uzaylı vurmalı atari oyunu Space Invaders’dan alıyor.

Dünyanın her yerinde hatta biri Uluslararası Uzay İstasyonu olmak üzere dünya sınırlarının dışında 4.000’in üzerinde çalışması var ama yaklaşık 1.400 tanesi kendi şehri Paris’te. Kimisine Le Marais sokaklarında dolaşırken kimisine Eyfel Kulesi’nin en üst seyir terasında rastlayabilirsiniz. Sanatçı tüm çalışmalarının sayısını web sitesindeki “dünya istilası” adını verdiği haritasına güncel olarak giriyor. Ayrıca mobil uygulaması Flash Invaders’ı indirirseniz sokakta gördüğünüz Invader’ları yakalamalı, QR kodu ile taramalı ve puan kazanmalı, müthiş eğlenceli ve bağımlılık yapıcı bir oyun sizleri bekliyor.

Paris Sokaklarından Çıkmış Büyük Yetenek: JR

Fotoğraf Kaynak: wwwuppertal / Flickr

Fransız sanatçı JR belki de Paris sokaklarından çıkmış en dikkate değer isim. Genellikle bir topluluğa dair önyargıları yıkmayı amaçlayan dev portreler çekip şehrin duvarlarına asıyor. Mesela “Face 2 Face”  projesinde aynı işi yapan bir İsrailli ve Filistinli’yi sınırı ayıran duvarın iki tarafına da yan yana asmış, iki halkın da kimin kimden olduğunu ayırt edemediğini gözlemlemiş ve onlara aslında o kadar da farklı olmadıklarını düşündürtmüştü. Dünyanın her yerinde gerçekleştirdiği “Inside Out Project”, “Faces Places”, gibi devasa ölçekli sokak sanatı projeleri ve “Yeni Dalga akımının büyükannesi” olarak bilinen efsane sinemacı Agnès Varda ile birlikte çektiği, eğlenceli ve bol ödüllü belgesel “Mekânlar ve Yüzler” ile tanınan JR’ın en önemli özelliği işlerinin yapışkan kağıt üzerine enstalasyon şeklinde olması. Yani kendisinin kalıcı bir çalışmasını bulamıyorsunuz.

Daha önce Louvre Piramidi’nde, Trocadéro Meydanı’nda, Panthéon’da gerçekleştirdiği harika işleri oldu. Ne de olsa bütün şehir onun tuvali. Bakarsınız siz oradayken de büyük ölçekli bir çalışmasına denk gelirsiniz. O zaman sakın affetmeyin. Sanatçının işlerini ve amacını anlattığı TED konuşmasını izlemek için tıklayın.

13. Parklarında Pétanque Oynayın

Petank (Pétanque), özellikle eski toprak Parislilerin favorisi olan metal toplarla küçük çakıllı, hafif kumlu zeminde oynanan bir oyun. Paris parklarında çok yaygın rastlanan bir açık hava aktivitesi. Özellikle Latin Mahallesi bölgesinde bulunan, MS. 1. yüzyıldan kalma bir Roma amfitiyatrosu olan Arènes de Lutèce petank için şehirdeki ideal yerlerden. Bir zamanlar gladyatörlerin dövüştüğü bu nokta şimdilerde Parislilerin petank arenası. Şehirdeki diğer popüler petank oynama alanları ise Lüksemburg ve Tuileries Bahçeleri. Çünkü ikisinin de zemini bu oyun için ideal.

14. Buzdolabınızı Artizanal Dükkanlardan & Pazarlardan Fransız Lezzetleri İle Doldurun

Fotoğraf Kaynak: Camille Brodard / Unsplash

Bu noktada artık Fransa’nın yemek işini ne kadar ciddiye aldığını biliyorsunuz. Zincir marketlerin pratikliğine rağmen hala Fransızlar alışverişlerini erbabından yapmayı tercih ediyorlar. Onlar için peynir peynirciden, baharat baharatçıdan, şarap kavdan alınır. Siz de valinizi doldurma vakti geldiğinde bu ritüele katılabilirsiniz.

– Fromagerie: Peynirciye gittiğinizde ağızda eriyen yumuşacık bir brie’den, önce kokusuyla perişan edip sonre lezzeti ile şaşırtan munster’den, aromatik bir camembert’den, paneleyip kızartması harika olan keçi peynirinden, meyveli salatalara çok yakışan küflü rokfordan almanızı tavsiye ederiz.

– Charcuterie: Bir Fransız şarküterisine girdiğinizde jambon, sosis, salam ve kuru etlere (saucisson) gibi klasik şarküteri ürünlerine ek olarak ekmek üstüne sürülerek yenen kaz ciğeri (foie gras) gibi ezmeler diyebileceğimiz pate (pâté), terin (terrine) ve mus (mousse), tiftik et (rillette) ve domuz kanı sosisi (boudin) gibi farklı lezzetler de bulacaksınız. Detayları Fransız Peynirleri & Şarküteri Ürünleri yazımızda anlattık.

– Traiteur: Bizdeki mezecilere benzer, oturma yeri olmayan, al götür servis veren dükkanlar. Dilerseniz aldıklarınızı, parkta, piknikte, evde yiyebileseiniz diye mikrodalga fırında da ısıtıyorlar.

– Boulangerie: Fırından taze çıkmış kruvasanları ve baget ekmekleri kapmak için en doğru adres.

– Patisserie: Fransızlar pastacılık ve ekmekçilik işinin ayrı uzmanlıklar olduğu konusunda o kadar keskinler ki ayrımlarını yasalaştırmışlar bile. Patisserie’lerde tatlıya ayrı bir saygı var. O tartları, eklerleri, makaronları, pate a choux’ları sanki yemek için satın almıyorsunuz da elinde beyaz eldiven olan görevliler vitrinden çıkarıp size resmen bir ritüel eşliğinde takdim ediyor. Gerçekten hoş bir Paris deneyimi. Şehrin her yerinde çok şık patisserie’ler bulacaksınız. Hepsini Paris’te Ne Yenir, Nerede Yenir – Meşhur Restoranlar Ve Cafeler yazımızda detaylı olarak anlattık ama bize hemen şimdi nokta atışı bir yer önerin derseniz “Dünyanın En İyi Pasta Şefi” unvanlı Cedric Grolet‘nin Opéra bölgesindeki pastanesine bir şans verin deriz. Konum için tıklayın.

15. Fransız Modasını Eve Götürün


Yıllarca Yeşilçam filmlerinde o kadar çok Paris’ten eli kolu alışveriş paketleriyle dönen Türkan Şoray veya Filiz Akın karakteri izledik ki sonunda ülkecek bilinçaltımızda Paris’e gelmek = alışveriş yapmakla bağdaşır oldu. Bir de üstüne Paris bir moda başkenti olunca ister istemez bu şehirde insan bir şeyler alması gerekiyormuş hissine kapılıyor.

Eğer lüks markaların peşindeyseniz adresiniz Champs Elysée veya Avenue Montaigne olsun ama amacınız mağaza mağaza gezip o alıştığı AVM atmosferini yaşamaksa direksiyonu Galeries Lafayette’e veya onun kız kardeşi Le Printemps’a çevirin. Ben daha tasarım işi butik üretim peşindeyim derseniz sizi 2. ve 3. bölgelerde yoğunlaşan tasarım ve konsept mağazalarına alalım. Onları da Le Marais Rehberimizden okuyabilirsiniz.

16. Paris’in Beşik Olduğu Sanat Akımlarını Yerinde Öğrenin

Orsay Müzesi

Denilir ki New York gibi bir süperstar sahneye çıkıp da Paris’in tahtını ele geçirmeden önce modern sanatın başkenti Paris’ti. Çok doğru; çünkü Paris, Aydınlanma, Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi’nin yarattığı ekonomik, siyasal ve sosyal ortamı kendine miras alarak sanatta da gelişmiş ve 19. yüzyılda dalga dalga tüm dünyaya yayılan sanat akımlarının merkezi olmuş, kendi ülkelerindeki baskıcı rejimlerden kaçıp Fransa’ya sığınan sanatçıları besleyen, onlara kucak açan, yenilikçi üretimlerine ve fikirlerine ortam yaratan bir şehir olagelmiş. Woody Allen’ın Midnight in Paris filmini izlediyseniz, üstüne de Orsay Müzesi‘ni gezdiyseniz ne demek istediğimiz kafanızda çok daha iyi canlanacak.

Önce 1800’lü yılların sonunda Empresyonistler resim sanatını, belirlenmiş kalıpların, katı kuralların ve dört duvarın sınırlarından çıkararak açık havada, doğadan aldıkları izlenimler doğrultusunda resimler yapmış. Ardından 1900’lerde Post Empresyonist akımlar ortaya çıkarak Empresyonistlerin de zamanla kalıplaşan üsluplarını yıkmış ve daha birçok yeni sanatın türemesinin önünü açmış. Manet, Monet, Cezanne, Picasso, Van Gogh, Matisse, Gauguin, Chagall, Modigliani, Mondrian, Kandinsky ve daha nicesi bu şehirde en yaratıcı ve en üretken dönemlerini geçirmişler.

Kısacası dönüp sanat tarihine baktığımızda Paris, resimde Empresyonizm, Neo Empresyonizm, Ekspresyonizm, Kromoluminarizm, Puantilizm, Sembolizm, Fovizm, Kübizm, Sürrealizm, Soyut Sanat gibi sanatların, mimaride ve tasarımda ise Art Nouveau ve Art Deco gibi sanatların beşiği kabul ediliyor. Her ne kadar sonrasında dünya savaşları ve ardından gelen dönemde sanatın merkezi Paris’ten özgürlükler ülkesi ABD’ye yani New York’a kaymış olsa da sanat tarihinde Paris’in yeri yadsınamaz bir gerçek.

17. Montmartre’da Anahtar Deliğinden Sanatçıların Skandal Hayatlarını İzleyin

Fotoğraf Kaynak: Jeff Frenette / Unsplash

Paris’in en cool bölgesini Le Marais ilan ettikten sonra şimdi de şehrin en sempatik bölgesini açıklıyoruz. Montmartre! 1700’lü yıllardan bugüne kadar gelen değirmenlerinden de fark edeceğiniz üzere bu tepelik bölge o zamanlar şehrin banliyösü konumundaymış. Ev kiralarının ucuz, içki fiyatlarına şehirdeki yüksek vergilerin dahil olmadığı dönemde Montmartre bir anda devrin bohemlerinin, ötekilerinin, sanatçılarının gözünde parlamaya başlamış. Böylece buraya gelip yerleşen bu güruh ile Montmartre’ın Arnavut kaldırımlı, dik ve dolambaçlı sokakalrı 19. yüzyılda eğlence hayatının merkezi haline gelmiş.

Orsay Müzesi‘nde göreceğiniz Degas, Manet, Van Gogh, Monet tablolarının çoğunda Montmartre’dan izler bulacaksınız. Buradaki gezinizi nasıl planlamalısınız konusunu Paris’in Sansasyonel Mahallesi Montmartre yazımızda ayrıca ele aldık. Oradan kendinize güzel bir yürüyüş planı bulabilirsiniz.

18. Paris’in Zarif Silüetini Borçlu Olduğu Haussmann Mimarisini Tanıyın

Paris’i Kelimenin Tam Anlamıyla Yeniden İnşa Eden Kişi: Baron Georges-Eugène Haussmann

1853-1870 yılları arasında geniş çaplı bir kentsel dönüşüm projesi yürütmüş şehir planlamacı ve vali. Bir yerde modern kentleşmenin kurucusu. 19. yüzyılın sonlarına doğru yaşanan, endüstriyel ilerlemenin damgasını vurduğu, nüfusun arttığı, barış ve iyimserlik dönemi olan Belle Époque döneminde tahta geçen 3. Napolyon Paris’in dar sokaklarını, salgın hastalıklara ve halk ayaklanmalarına karşı geniş bulvarlara ve caddelere çevirmeye karar vermiş. Bu görev için de Baron Georges-Eugène Haussmann’ı görevlendirmiş. Paris’in birbirine benzeyen klasik bulvarlarının, geniş caddelerinin, Fransız balkonu geleneği, yıldız meydanlar ve ızgara plan sokakların hepsi kendisinin elinden çıkma.

Fakat Haussmann Mimarisinin İki Yüzü Var

Biri Burjuvazi açısından diğeri ise Burjuvazi karşıtları açısından. Burjuvazi karşıtları, şehir merkezinde o dönem Baron Haussmann’ın Paris’i tektipleştiren ve sadece belirli bir estetiği dayatan kentsel dönüşüm projesini desteklememiş, kentsel dönüşüm sırasında yerlerinden edilen yoksul insanların haklarını savunmuş. Haussmann destekçileri ise yaşanılan bu refah, zenginlik ve gösteriş döneminde yapılan düzenlemelerden oldukça memnun olmuş.

19. Metro Girişlerinden Bina Cephelerine Şehri Süsleyen Art Nouveau Detayları Fark Edin

Fotoğraf Kaynak: wikimedia.org

Haussmann mimarisinin tek tipçi yaklaşımdan 30 yıl sonra sahneye çıktığında Paris’te hızlıca parlayan Art Nouveau, 1. Dünya Savaşı nedeniyle kısa ömürlü olsa da Paris’e gözalıcı birçok yapı kazandırmış. Ev sahipliği yaptığı Dünya Fuar’ında gövde göstermeye hazırlanan şehirde metro duraklarından restoranlara iç ve dış mekanlar Art Nouveau ile bezenmiş. Şehrin bir çok yerinde bu üslupta yapılmış yapı var. Sırf 16. bölgede 400 kadar Art Nouveau tarzda yapı bulunuyor. Paris’te 100 gününüz olmadıktan sonra bunların peşine tek tek düşemezsiniz ama gördüğünüzde fark etmek keyifli oluyor. En meşhurları:

– Şehrin en büyülü Art Nouveau binası kabul edilen Lavirotte Binası. Konum için tıklayın.

– Paris metrosunun Hector Guimard imzalı Art Nouveau üslubundaki ikonik “Metropolitain” girişleri tarihi anıt statüsünde.
Abbesses durağı. Konum için tıklayın.
Porte Dauphine. Konum için tıklayın.
Place Sainte-Opportune. Konum için tıklayın.

Fotoğraf Kaynak: www.bouillon-chartier.com

– Büyülü Atmosferleri ile Paris’in Art Nouveau tarzdaki restoranları
Bulyonun icat edildiği esnaf lokantası Bouillon Chartier‘in 1906 tarihli Montparnasse şubesi. Konum için tıklayın.
1906’ya kadar uzanan olağanüstü Art Nouveau çinili duvararı ile ünlü, Les Halles bölgesindeki mahalle bistrosu Poulette. Konum için tıklayın.
Tasarımcı Pierre Cardin’in Art Nouveau dekoratif sanatlarından oluşan kişisel koleksiyonunu içeren Maxim’s. Konum için tıklayın.
Dikkat çekici Art Nouveau freskleri, aynaları, ahşap süslemeleri ve bronz portmantoları olan Vagenende. Konum için tıklayın.
1906’dan kalma, uçuk yeşil ahşap işleri ile öne çıkan Bouillon Racine. Konum için tıklayın.
İnce işçilikli, heybetli maun bir bara, Alfons Mucha’nın çalışmalarından ilham alan cam panellerde ve vitraylı bir tavana sahip Boullion Julien. Konum için tıklayın.
Bir kış bahçesini andıran Beefbar. Konum için tıklayın.
Oyma ahşap işçiliği ve boyalı aynalarla bezeli Le Petit Bouillon Pharamond. Konum için tıklayın.

20. Tekne Turu İle Seine Nehri’nin Tadını Çıkarın

Fotoğraf Kaynak: Bastien / Unsplash

Seine Nehri’nde Tekne Turu

Paris’e ilk kez geliyorsanız şehrin aurasını anlamak, silüetini tanımak, hangi ikonik yapı nerede kestirebilmek adına tam bir Paris klasiği olan Seine Nehri’ne tekne turuna çıkın deriz. Bizce hop-on hop-off üstü açık otobüslerle şehrin içinden geçmektense bu tekne turlarıyla nehirde seyretmek çok daha cazip.

Bateaux Parisiens, Bateaux Mouches, Batobus, Vedettes de Paris gibi birçok tekne turu firması Seine Nehri’nde turlar düzenliyor. Aralarından özellikle önereceğimiz bir tur firması yok. Hepsi aşağı yukarı aynı fiyatlarla, aynı rotayı aynı sürede aynı hizmetler karşılığında yapıyor. Hepsi ortalama 1 saat – 1 saat 15 dakika kadar sürüyor. Hepsinde birkaç dilde (ne yazık ki Türkçe hiçbirinde yok ama İngilizce mevcut.) sesli rehber hizmeti var. Çoğunun ana kalkış durağı Eyfel Kulesi’ne çıkan köprü olan Pont d’Iéna’nın iki yanı. Oraya vardığınızda zaten dikkatinizi çekecektir. Bilet işini önden halletmek için tıklayın.

Elektrikli Sandallar İle Kanal Turu

Klasik tekne turlarına alternatif olarak elektikli sandal kiralamak da bir seçenek. Arkadaş grubunuzla veya iki kişi olarak nehre açılıp daha butik bir deneyim yaşayabileceğiniz bu elektrikli sandalları bir saatten bir güne kadar farklı zaman dilimleri için kiralayabiliyorsunuz. İşin en güzel tarafı bu araçları kullanmak için herhangi bir lisansa sahip olmanız şartı aranmıyor. Sandallar maksimum 5, 7 veya 11 kişi kapasiteli şekilde değişiyor.

Yalnız bu sandallar Seine Nehri’nin sadece Saint Martin Kanalı, l’Ourcq Kanalı ve Bassin de la Villette’i kapsayan 40 kilometrelik su yolunda kullanılabiliyor. Şehrin iç kısımlarına giremiyorsunuz. Yani bu da tekne turu ile gidilen yerleri ve şehrin ikonik yapılarını nehirden göremeyecek olmanız anlamına geliyor. Yine de keyifli bir pazar aktivitesi olarak aklınızda olsun. Daha fazla detayı buradan öğrenebilirsiniz.

21. Bouquiniste’lerde Kitapları Karıştırın


Paris’in tarihi cafeleriyle meşhur 6. bölgesi olan Saint Germain, aynı zamanda Seine Nehri kıyısındaki kaldırımlarda eski kitapların satıldığı “bouquiniste” denilen sokak kitapçılarıyla da ünlü. Sıra sıra dizilmiş bu bouquiniste’lerde eski kitapları karıştırmak, tek kelime Fransızca bilmiyor olsanız dahi çok keyifli. Ayrıca hepsinde “souvenir” denilen küçük hediyelik eşyalar da bulmanız mümkün.

22. Bir Fransız Gibi Kruvasan-Kahve Kahvaltı Yapın

Nasıl ki bizim kahvaltımız için çay simit eşleşmesi yapıyorsak Fransızlar için de kahve kruvasan eşleşmesi yapsak yeri. Fakat onların kahvaltı anlayışında bizdeki gibi kruvasanla şov yapan kahvaltı tabakları yok. En fazla kruvasanın arasına reçel sürüyorlar, o bile biraz turist işi kalıyor. Veya sade kruvasan yerine en fazla Pain Au Chocolat tercih ediyorlar. Yani bizim kruvasancılarda bulmaya alıştığınız gibi kruvasan üstü lotus kurabiyesi kreması arasında çilek ve muz dilimleri veya kruvasan arası jambonlu, yumurtalı, avokadolu tost gibi uçuk versiyonlar beklemeyin.

Paris’te herhangi bir cafede bulabileceğiniz gibi “boulangerie” denilen fırınlardan hem kahvenizi hem kruvasanınızı al götür yapıp dilediğiniz yerde lüpletebilirsiniz. Buradaki en önemli nokta her boulangerie’nin kruvasanının aynı kalitede olmadığı. Zincir pastanelerden uzak durun, artizanal bir boulangerie bulmaya gayret edin. Yolunuz o taraflara düşerse Du Pain & Des Idées yüzyıllar önceki geleneksel yöntemlerle kruvasan yapan çok meşhur bir fırın. Konum için tıklayın.

23. Cabaret’nin Doğduğu Şehirde Dünyanın En Ünlü Kabarelerini İzleyin


Kabare denilince aklınıza sadece tiyatro performansı geliyorsa sime, payete, kabarık tüylere, transparan kıyafetlere, seksi şovlara hazır olun. Paris’in en dünyaca ünlü ünlü kabareleri Moulin Rouge ve Lido Rio Karnavalı’nın Fransız versiyonu gibi. İster sadece şova, isterseniz içkili ya da yemekli opsiyonlara bilet alabiliyorsunuz.

Lido bilet fiyatlarını ve seçeneklerini öğrenmek için tıklayın.
Moulin Rouge bilet fiyatlarını ve seçeneklerini öğrenmek için tıklayın.
Daha samili, pulsuz payetsiz, daha çok müzik ya da tiyatro odaklı bir Paris kabaresi isterseniz de Au Lapin Agile var.

24. Garnier Operası’nın Programına Bakın

Paris’in ünlü opera binasında bir performans izlemek gerçekten çok ihtişamlı bir deneyim. Nefis bir binada, görkemli bir sahnede, şık Fransızlarla birlike bir bale ya da opera izlemek çok güzel bir akşam olacaktır ama bilet bulması oldukça zor olduğundan haftalar önceden harekete geçmeniz lazım. Operanın pogramını incelemek için tıklayın.

25. Seine Kenarına Kurulan Geçici Plajlarda Sayfiye Paris’i Görün

Fotoğraf Kaynak: wikipedia.org

Temmuz ve Ağustos aylarında Paris’te belediye sıcaktan bunalmış ve denizi olmayan Parislilere bir kıyak geçiyor ve hem Seine Nehri’nin iki yakasına hem de şehrin kuzey sınırındaki Bassin de la Vilette denilen bölgede Paris Plages adlı yapay plajları kuruyor. Kimisini çimle doldurup palmiyeler ve hamaklarla süslüyor kimisine nehir üstü duba iskeleler kurarak yapay da olsa bir plaj ortamı yaratıyor. Haliyle de yazın bu “plajlar” çok hareketli ve keyifli oluyor.

Aralarından en popüleri şehrin merkezinden ve turistik kalabalıktan biraz daha uzak olan Le Bassin de Villette. Konum için tıklayın.

Ama merkezden kopmak istemiyorum diyecekler için Seine Nehri’nin Pont des Arts’tan Pont de Sully’ye kadar olan kıyı şeridini kaplayan Parc Rives de Seine de şehrin ortasında olması sebebiyle güzel bir seçenek. Konum için tıklayın.

26. Disneyland’da Çocukla Çocuk Olun

Fotoğraf Kaynak: Jae Park EjiOa / Unsplash

Paris’te çocukla yapılabilecek tonla güzel aktivite var ama hiçbiri onları Disneyland kadar tatmin etmeyecektir. Fakat endişe etmeyin çünkü Disneyland bizce büyük küçük herkesin sıkılmadan bir gün geçirebileceği bir yer. Eminiz ki kimi atraksiyonlarda çocuklardan daha çok siz çocuk olacaksınız. Tek sıkıntısı şehrin 30 kilometre kadar dışında olması ve toplam 2 devasa parktan oluştuğu için bir tam gününüzü ayırmanızı gerektirmesi.

27. Vietnam Mutfağını Deneyimleyin

Fotoğraf Kaynak: Thoa Ngo / Unsplash

Nasıl New York ve Londra’ya İtalyan ve Çin kültürleri nüfus etmişse Paris’te de Vietnam kültürünün izleri var.

1858’de Fransa’nı Vietnam’ı kolonize etmesinin ardından iki nüfus arasında bir etkileşim başlamıştı. Birçok Vietnamlı öğrenci Fransa’ya eğitim için gidiyor ve ülkesine döndüğünde çok önemli görevlerde yer alıyordu. Çoğu geri döndüğü için bu Fransa içinde bir kalıcı bir topluluğa dönememişti ama 1. Dünya Savaşı’nda Fransa’nın savaşması için 50 bin Veitnamlıyı ülkesine getirmesi ve daha sonra hayatta kalanların Fransa’ya kalıcı olarak yerleşmesi ile bugün sayısı 100 bini bulan Parisli Vietnamlılar topluluğunun temelleri atılmış oldu.

Bugün şehrin her köşesinde uygun fiyata nefis Vietnam yemekleri yiyebileceğiniz restoranlar bulunuyor. Banh Mi isimli Fransız bagetine Vietnem tarzı iç ile yapılan füzyon bir sandviç var ama bizim önerimiz spring roll, pho gibi klasik Vietnam yemekleri. Bir öğününüzü ayırırsanız pişman olmazsınız! Önerdiğimiz birkaç adresi Paris’te Nerede, Ne Yenir? – Meşhur Restoranlar & Cafeler yazımızda bulabilirsiniz.

BONUS: Paris’te Gece Ne Yapılır

– Gecelerin Kalbi Olan Mahelleler: 
Le Marais: Gece takılmak için şehrin en güzel semti açık ara Le Marais. Cool mekanlar, sokaklara taşan insanlar, kokteyl barlar, speakeasyler… İnsanın eve gidesi gelmiyor.
Pigalle: Eskiden şehrin red light district’i olan Pigalle turizmle birlikte çehre değiştirdi ve bir sürü popüler bar açıldı.
Quartier Latin: Şehrin öğrenci mahallesi olduğu için mekanlar daha salaş ve fiyatlar daha uygun. Ortam çok genç.
Tüm mekan önerilerimizi BU YAZIMIZDA bulabilirsiniz.

– Ünlü Kabareler:
Moulin Rouge bileti için tıklayın. Bilet seçeneklerini tıklayacak inceleyebilirsiniz.
Lido bileti için tıklayın.
Cabaret Au Lapin Agile de samimi bir kabare ama diğer ikisindeki gibi bir görsellik, kostümler, danslar beklemeyin.

– Ünlü Garnier Opera’sında Bir Performans Yakalayın: Buradan bilet bakabilirsiniz.

– Roof Top Mekanlarında Şehri Seyrendin: Mekan önerilerimizi BU YAZIMIZDA bulabilirsiniz.

– Guinguette’lerde Fransızlara Karışın: Guinguette’ler 18. yüzyılda ortaya çıkan içkili, yemekli,  müzikli, danslı, kabare bahçeleri. Tabi şimdilerde yüzyılın trendlerine adapte oldular. En keyifli guinguette’ler Rosa Bonheur ve La Belle de Gabut.

– Seine Nehri’nde Gece Turu Yapın: Paris’in kesintisiz en güzel caddesi Seine Nehri’nde, “Işıklar Şehri Paris”i görmek de çok güzel bir akşam etkinliği. Bu gece gezisi sırasında, Notre Dame de Paris Katedrali, Eyfel Kulesi veya Les Invalides gibi Paris’in başlıca turistik mekanlarını ışıl ışılken göreceksiniz. Bilet için tıklayın.

Biz De Sizi Çok Sevdik, Instagram’a Da Bekleriz

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Biz Evde Yokuz (@bizevdeyokuz)’in paylaştığı bir gönderi